FANDOM


İbrahim Suresi/42-52-İbrahim Suresi/Elmalı/42-52 Hicr Suresi/1-15 Hicr Suresi/16-25-Hicr Suresi/Elmalı/16-25
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur'anı mübînin âyetleri.
Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.
Alif. Lam. Ra. These are verses of the Scripture and a plain Reading.
Bir zemân olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler
Bir zaman gelecek ki inkâr edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.
It may be that those who disbelieve wish ardently that they were Muslims.
Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini egliye dursun, sonra bilecekler
Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.
Let them eat and enjoy life, and let (false) hope beguile them. They will come to know!
Biz hiç bir memleketi her halde ma'lûm bir yazısı olmaksızın helâk etmedik
Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik.
And We destroyed no township but there was a known decree for it.
Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
No nation can outstrip its term nor can they lag behind.
Bir de ey o kendisine zikr indirilmiş olan, dediler: mutlaka sen mecnunsun!
Dediler ki: "Ey kendisine Kur'ân indirilen (-Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun."
And they say: O thou unto whom the Reminder is revealed, lo! thou art indeed a madman!
Getirsena o Melâikeyi sadıklardan isen!
"Eğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin."
Why bringest thou not angels unto Us, if thou art of the truthful?
Biz o Melâikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz
Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez.
We send not down the angels save with the Fact, and that case (the disbelievers) would not be tolerated.
Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz
Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.
Lo! We, even We, reveal the Reminder, and lo! We verily are it's Guardian.
Celâlim hakkı için senden önce evvelkilerin şîaları içinde de Resuller gönderdik
Andolsun, senden önceki milletler arasında da peygamberler gönderdik.
We verily sent (messengers) before thee among the factions of the men of old.
Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar
Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar.
And never came there unto them a messenger but they did mock him.
Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir sülûk veririz
Biz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarız.
Thus do We make it traverse the hearts of the guilty:
Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir
Kur'âna iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadıkları için başlarına gelenler) gelip geçmiştir.
They believe not therein, though the example of the men of old hath gone before.
Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada urûc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,
And even if We opened unto them a Gate of Heaven and they kept mounting through it.
Şanım hakkı için biz Semâda burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik
"Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.
They would say: Our sight is wrong nay, but we are folk bewitched.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.