FANDOM


Melâl/Şiirleri

Hurûfî MelâlEdit

Senin artık gülmekten vazgeçtiğin gün

topladım bu hurûfât tozlarını.

Gözlerindeki ışığa yeniden dokundum,rutubetli

sabrını yarıladım,badem çiçekleriyle

tazelenen gönül bağını yağmurlu

vedalara bağışladım...


Ki orada, o cefa yurdunda, tüyleri su

duasına çıkmış figan

içinde kavrulan bir

titreyiş

tin sen...

Habersizce varılan bu ıssız

yolculukta, yüzüme üflenen siyah

dakikaları sen

say!


Sensay, helak

oluş provasında çırpınan acziyet

liflerini.. O panik

halinin şiddetinde gezinen kasvet

ve muhabbeti...


Ve artık bütün aynaları ihmal

et; geri çekil ve seyret: Hangi betbaht

sine tahammül gösterebilir senin göz

bebeklerinle hükmettiğin bu vahşi dansa? Ruhumda

doğuştan gelen bunca metalik kusuru böyle

çabuk ve muntazam kim

setredebilir? Bundan böyle dudakların hangi

harfe kilitlenecek, son defa kalbine

sensör!


Ben ki, bu ummanı çoktan

kuruttum! Kuru bir gül

deseni gibi saçlarının huzurunda sedef

seccadelere saçıldım...


Dilinin oyuklarında çocukları

uyandıracak başka ne kaldı

diye sormayı hiç düşünmedim o tuhaf limon

ağacında sudan bir sebeple sendelerken.

Avucunun tiklerini her saat başı rüzgarın

kumuyla ovmanın anlamı ne

demeden önce, ayak bileklerinevaroluş

kımıltısı zerkeden sarışın heyecanına dönüp

bakmayı aklımdan geçirmedim.

Kederli silüetini iyiliklerle dondurdum..

Sesindeki zayiata alıştım..


Kalbimi mecalsiz

bırakan kaybediş

sözleriydi iki yakana bütün

teferruatıyla iliştirdiğim fısıltılı

dilekler. Ruhumun ihyası

adına kınına sokulduğum o kadim kelimeler

bile alnımın çatısına biraz

olsun pey vermedi..

İyi ki bu yaşta beni kabahatli

kılacak çocuksu huylarım var

diyerek sürdürdüğüm sersemlik

halim, giderek seni

daha çok soldurmanın naçiz sıfatı

olmakta gecikmedi...


Çok uyumaktan sararan dişlerim

için biriktirdiğim bu mayhoş lezzet,

senin dumanlı susuşuna çarpan beyaz

mecazi bir kokuya dönüştü.

Ağlamaktan kırıldığın gibi sükûn

buldu herşey..


Sonunda hayata yaptığın yas

dolu teklif, irili

ufaklı bir çok ham hevesi söktü

aldı benden..

Günün birinde lalelerle serinlemek

hayali, meçhul bir zamanın koyu

karanlık girdabına sıkıştı

kaldı..

Ve göğsümde yeis

içinde didişen kimse için değilim ben! sayhası, senin

sesinle ıslandığım her gün sanki

biraz daha kabardı..

...

Nihayet bitti!

Ve başladı o keten rüyanın ömrümü

sızlatan hışırtısı diyebilecek

kadar uzun ömürlü

olmam gerekmeyecek..

Belki de o mel'un

tuzağı bir daha hiç

demeneyecek, mazinin ıslak

teniyle nabzımı uyuşturmayacak, babaların

hareli sırrını büyük

bir iştahla kazıyacağım hayatın

canını sıkan toplu fotoğraf

albümünden..


Belki de neden

sonra yanılacak hafızam..

İkiz bir harf

gibi sayıklanacağım dünyanın sonunu

sayıklayan o mûtena sarnıçta.

Hiç kalbim kalmayacak!..

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.