FANDOM


İnsan Safahat Bayrak
Mehmet Akif Ersoy
Acem Şahı
Bu şiiri Neyzen Tevfik için mi yazmıştır? Şiirin özelliği nedir? Şah beyit nedir? Vurucu yerler neresidir? Biliyorsanız buraya kısa özetini şiirin buraya yazınız. Bu bir şiire cevap mıdır? Şaire sataşma sonucu mu yazılmıştır? Bilen yazsın

2'li Tablo SunumuEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
Elinde,nevha-i mâtem kadar acıklı sadâ...
Veren, bir eski kamış; koltuğunda bir yedici;
Elinde,matem iniltisi kadar acıklı bir ses...
Veren bir eski kamış ve koltugunda bir yedici;
Şu kör dilenci,bakardım, olunca nâle-serâ ,,
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
Şu kör dilenci, bakardım, başlayınca inlemeye,
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
 
 
Önünde boynunu bükmüş zavallı keşkülüne,
Önünde boynunu bükmüş zavallı çanağına,
Atardı beş para, onluk değilse bâri yine.
Atardı beş para, onluk değilse bari yine.
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryâd,
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryat,
Gelirdi gûşuna onlukların tanîniyle
Gelirdi kulağına onlukların çınlamasıyla
Birer müjdeli ses, birer dostluk haberi ;
Birer sadâ ki; Neyin sîne-çâk enîniyle
Birer ses ki; neyin yürek parçalayan iniltisine
Karışmayıp, yalınız dem tutardı sanki ona!
Karışmayıp, yalnız dem tutardı sanki ona!
Bu ses, bu manzara gâyet hazin gelirdi bana.
Bu ses, bu manzara gayet hüzünlü gelirdi bana.
Muhîti hep mütevâlî leyâl-i dûrâ-dûr...
Etrafında hep sürekli uzayıp giden geceler...
Sabâh yok onun âfâk-ı târ-ı ömrü için!
Sabah yok onun ömrünün karanlık ufukları için!
Yüzünde hande-i ümmîdi andırır bir nûr
Yüzünde ümit gülümsemesini andırır bir ışık
Görülmüyor! O mükedder, elîm çehre bütün
Görülmüyor! O kederli, acıklı çehre bütün
Kesîf bir bulut altında perde pûş-i melâl...
Yoğun bir bulut altında usanç perdesiyle örtülü...
Geçen zamanı karanlık, karanlık istikbâl!
Geçen zamanı karanlık, karanlık geleceği!
Nasıl hakîkat-i yeldâ? Hayâtı git ona sor:
Bu uzun gecenin gerçeği nedir? Hayatı git ona sor:
Bulur nazarları dünyâyı perde perde zalâm
Bulur bakışları dünyayı perde perde karanlık!
Belâyı görmüyor amma bütün belâ görüyor,
Belayı görmüyor, ama bütün bela görüyor,
Bu kâinat-ı sefâlette eyledikçe devam.
Bu yoksulluk aleminde eyledikçe devam.
Arar bulunduğu yeldâ yı bî-tenâhîde
Arar yaşadığı bu sonsuz karanlık gecede
Zavallı, bir çıkacak yol sabâh-ı ümmîde!
Zavallı, bir çıkacak yol ümit sabahına!
Görür şedâid-i eyyâma karşı dûşunda,
Hayatın sıkıntılarına karşı omuzlarında
Siper vazîfesini lîme lîme bir abacık.
Siper görevi yapar lime lime bir abacık.
Fakat o sütre-i bîtâbı her hurûşunda,
Fakat o zayıf örtüyü esip coşmasında,
Açar da dest-i inâdıyle rüzgâr artık,
Açar da inatçı eliyle rüzgâr; artık,
Körün sakındığı üryan vücûdu meydâna
Körün sakındığı çıplak bedeni meydana
Çıkar, göğüs gerer emvâc-ı berf ü bârâna!
Çıkar, göğüs gerer yağmur ve kar dalgalarına!
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor sâil.
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor dilenci.
Hasırdı şiltesi altında hem de pek eski,
Hasırdı, şiltesi altında hem de pek eski,
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir hâil.
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir perdesi.
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi,
Yakından ancak işittim o vâpesin nefesi!
Yakından ancak işittim o tükenmiş nefesi!
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
Ne dinleyen, ne duyan var... Bakıp geçer herkes.
Ne dinleyen ne duyan var...Bakıp geçer herkes.
Mezardan akseden âvâzı kimse dinler mi?
Mezardan yankılanan sesi kimse dinler mi?
Zavallı, ölmeğe bak, nâle-i tezallümü kes!
Zavallı, ölmeye bak, inleyip sızlanmayı kes!
Fakat durun... Yine keşkülde bir tanîn-i medîd
Fakat durun... Yine çanakta bir uzun çınlama
Duyuldu... Âh ne nâzendedir sürûd-i ümîd
Duyuldu... Ah ne nazlıdır ümit şarkısı
Şadırvanın, körü altında saklayan, saçağı
Şadırvanın,körü altında saklayan saçağı
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
O sakbeden uzanıp bir sicim gibi aşağı,
O delikten uzanıp bir ip gibi aşağı,
Zavallı keşkülü baktım yavaşça kamçılıyor,
Zavallı dilenci çanağını baktım yavaşça kamçılıyor,
Duyunca kör, bunu bir cûş-i merhamet sandı,
Duyunca kör, bunu bir merhamet coşması sandı,
Uzandı keşküle, heyhât, işte aldandı:
Uzandı dilenci çanağına heyhat,işte aldandı:
Morarmış elleri boş çıktı, sâde ıslandı!
Morarmış elleri boş çıktı, sadece ıslandı!

3'lü Tablo SunumuEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Elinde,nevha-i mâtem kadar acıklı sadâ
Veren bir eski kamış;koltuğunda bir yedici;
Elinde,matem iniltisi kadar acıklı bir ses
Veren bir eski kamış ve koltugunda bir yedici;
In his hand, the sound as sad as mourning moan...
This sound is given by an old reed and a guide under his armpit;
Şu kör dilenci, bakardım, olunca nâle-serâ,
Şu kör dilenci, bakardım, başlayınca inlemeye,
That blind beggar began to moan I’d look
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
The stranger that stops and listens to the mercy,
Önünde boynunu bükmüş zavallı keşkülüne,
Önünde boynunu bükmüş zavallı çanağına,
The poor bending his neck in frot of him,
Atardı beş para, onluk değilse bâri yine.
Atardı beş para, onluk değilse bari yine.
If not at least ten, he put least five
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryâd,
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryat,
He sometimes cries with broken rush,
Gelirdi gûşuna onlukların tanîniyle
Gelirdi kulağına onlukların çınlamasıyla
A voice of ten coins is heard in his ear
Birer müjdeli ses, birer dostluk haberi ;
A'precursory sound, anewsof friendship'
Birer sadâ ki; Neyin sîne-çâk enîniyle
Birer ses ki; neyin yürek parçalayan iniltisine
That a sound, what'sheartbreaking'moan
Karışmayıp, yalınız dem tutardı sanki ona!
Karışmayıp, yalnız dem tutardı sanki ona!
Not interfere in it,only accompany him as if
Bu ses, bu manzara gâyet hazin gelirdi bana.
Bu ses, bu manzara gayet hüzünlü gelirdi bana.
This sound, this scene seemed to me very sad
Muhîti hep mütevâlî leyâl-i dûrâ-dûr...
Etrafında hep sürekli uzayıp giden geceler...
Constantly going on and on around all night ..
Sabâh yok onun âfâk-ı târ-ı ömrü için!
Sabah yok onun ömrünün karanlık ufukları için!
No morning of hislifedark horizons for '
Yüzünde hande-i ümmîdi andırır bir nûr
Yüzünde ümit gülümsemesini andırır bir ışık
The light on his face that reminds the smile of hope
Görülmüyor! O mükedder, elîm çehre bütün
Görülmüyor! O kederli, acıklı çehre bütün
Not seen! That sorrowful, sad face all
Kesîf bir bulut altında perde pûş-i melâl...
Yoğun bir bulut altında usanç perdesiyle örtülü...
Under a cloud of denseweariness curtain covered'
Geçen zamanı karanlık, karanlık istikbâl!
Geçen zamanı karanlık, karanlık geleceği!
The time that passed will come dark and dark!
Nasıl hakîkat-i yeldâ? Hayâtı git ona sor:
Bu uzun gecenin gerçeği nedir? Hayatı git ona sor:
What is the fact of this long night?, Go and ask life to her:
Bulur nazarları dünyâyı perde perde zalâm!
Bulur bakışları dünyayı perde perde karanlık!
Finds gaze revealed to the worlddark
Belâyı görmüyor amma bütün belâ görüyor,
Belayı görmüyor, ama bütün bela görüyor,
Does not see a curse, but I see the whole darned
Bu kâinat-ı sefâlette eyledikçe devam.
Bu yoksulluk aleminde eyledikçe devam.
Go on at this flag of poverty.
Arar bulunduğu yeldâ yı bî-tenâhîde
Arar yaşadığı bu sonsuz karanlık gecede
Look for ,at thisendless dark night
Zavallı, bir çıkacak yol sabâh-ı ümmîde!
Zavallı, bir çıkacak yol ümit sabahına!
The poor, will lead to a morning of hope
Görür şedâid-i eyyâma karşı dûşunda,
Hayatın sıkıntılarına karşı omuzlarında
On the shoulders against the constraints of life
Siper vazîfesini lîme lîme bir abacık.
Siper görevi yapar lime lime bir abacık.
Acts as a shield in seperate pieces mum.
Fakat o sütre-i bîtâbı her hurûşunda,
Fakat o zayıf örtüyü esip coşmasında,
But thatweakcover 'blow and get excited,
Açar da dest-i inâdıyle rüzgâr; artık,
Açar da inatçı eliyle rüzgâr; artık,
Spread out with the stubborn hand wind;well then,
Körün sakındığı üryan vücûdu meydâna
Körün sakındığı çıplak bedeni meydana
Represents a radical of the naked body of blind
Çıkar, göğüs gerer emvâc-ı berf ü bârâna!
Çıkar, göğüs gerer yağmur ve kar dalgalarına!
Take out, face up to the 'waves of rain and snow
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Recently when I looked through the bazaar that
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor sâil.
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor dilenci.
Moans a beggar leaning on muddy rocks
Hasırdı şiltesi altında hem de pek eski,
Hasırdı, şiltesi altında hem de pek eski,
Rush mat, under the blanket and the very old,
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir hâil.
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir perdesi.
There was not a screen if there wasn't a fountain on it.
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi,
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi,
There was not a fountain on the screen
Yakından ancak işittim o vâpesin nefesi!
Yakından ancak işittim o tükenmiş nefesi!
Closer, but I heard thatexhausted'breath
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
If does he blow himself or moan?
Ne dinleyen, ne duyan var... Bakıp geçer herkes.
Ne dinleyen ne duyan var...Bakıp geçer herkes.
There is nobody that listens or hears...Everybody cares for diligently.
Mezardan akseden âvâzı kimse dinler mi?
Mezardan yankılanan sesi kimse dinler mi?
Does anybody listen to the voice echoing from the grave?
Zavallı, ölmeğe bak, nâle-i tezallümü kes!
Zavallı, ölmeye bak, inleyip sızlanmayı kes!
Poor,die,stop moaning and complaining!
Fakat durun... Yine keşkülde bir tanîn-i medîd
Fakat durun...yine çanakta bir uzun çınlama
But stop... Again the long clang at the beggar bowl
Duyuldu... Âh ne nâzendedir sürûd-u ümîd
Duyuldu... Ah ne nazlıdır ümit sevinci
Heard...Oh! What a coy hope sing!
Şadırvanın, körü altında saklayan, saçağı
Şadırvanın,körü altında saklayan saçağı
fountain, blind hides under the canopy
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
Not punctured? The rain that is overflowing from the clouds,
O sakbeden uzanıp bir sicim gibi aşağı,
O delikten uzanıp bir ip gibi aşağı,
He reached out through the hole like a rope down
Zavallı keşkülü baktım yavaşça kamçılıyor,
Zavallı dilenci çanağını baktım yavaşça kamçılıyor,
Whipping up slowly, I looked at the poor beggar bowl
Duyunca kör, bunu bir cûş-i merhamet sandı,
Duyunca kör, bunu bir merhamet coşması sandı,
Hearing the blind, this is amercyCosmas' He thought
Uzandı keşküle, heyhât, işte aldandı:
Uzandı dilenci çanağına heyhat,işte aldandı:
Reached begging bowl alas, here he was mistaken
Morarmış elleri boş çıktı, sade ıslandı!
Morarmış elleri boş çıktı, sadece ıslandı!
In black hands appeared empty, only the wet!

4'lü Tablo SunumuEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
Elinde,nevha-i mâtem kadar acıklı sadâ
Veren bir eski kamış;koltuğunda bir yedici;
Elinde,yas iniltisi kadar acıklı bir ses
Veren bir eski kamış ve koltuğunda bir yedici;
In his hand, the sound as sad as mourning moan...
This sound is given by an old reed and a guide under his armpit;
örnek osmanlıca مقدمة
Şu kör dilenci, bakardım, olunca nâle-serâ,
Şu kör dilenci, bakardım, başlayınca inlemeye,
That blind beggar began to moan I’d look
örnek osmanlıca مقدمة
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
Durup da merhameten dinleyen gelip gidici,
The stranger that stops and listens to the mercy,
örnek osmanlıca مقدمة
Önünde boynunu bükmüş zavallı keşkülüne,
Önünde boynunu bükmüş zavallı çanağına,
The poor bending his neck in frot of him,
örnek osmanlıca مقدمة
Atardı beş para, onluk değilse bâri yine.
Atardı beş para, onluk değilse bari yine.
If not at least ten, he put least five
örnek osmanlıca مقدمة
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryâd,
Kırık sazıyla ederken zaman zaman feryat,
He sometimes cries with broken rush,
örnek osmanlıca مقدمة
Gelirdi gûşuna onlukların tanîniyle
Gelirdi kulağına onlukların çınlamasıyla
A voice of ten coins is heard in his ear
örnek osmanlıca مقدمة
Birer müjdeli ses, birer dostluk haberi ;
A'precursory sound, anewsof friendship'
örnek osmanlıca مقدمة
Birer sadâ ki; Neyin sîne-çâk enîniyle
Birer ses ki; neyin yürek parçalayan iniltisine
That a sound, what'sheartbreaking'moan
örnek osmanlıca مقدمة
Karışmayıp, yalınız dem tutardı sanki ona!
Karışmayıp, yalnız dem tutardı sanki ona!
Not interfere in it,only accompany him as if
örnek osmanlıca مقدمة
Bu ses, bu manzara gâyet hazin gelirdi bana.
Bu ses, bu manzara gayet hüzünlü gelirdi bana.
This sound, this scene came to me very sad
örnek osmanlıca مقدمة
Muhîti hep mütevâlî leyâl-i dûrâ-dûr...
Etrafında hep sürekli uzayıp giden geceler...
Constantly going on and on around all night ..
örnek osmanlıca مقدمة
Sabâh yok onun âfâk-ı târ-ı ömrü için!
Sabah yok onun ömrünün karanlık ufukları için!
No morning of hislifedark horizons for '
örnek osmanlıca مقدمة
Yüzünde hande-i ümmîdi andırır bir nûr
Yüzünde ümit gülümsemesini andırır bir ışık
The light on his face that reminds the smile of hope
örnek osmanlıca مقدمة
Görülmüyor! O mükedder, elîm çehre bütün
Görülmüyor! O kederli, acıklı çehre bütün
Not seen! That sorrowful, sad face all
örnek osmanlıca مقدمة
Kesîf bir bulut altında perde pûş-i melâl...
Yoğun bir bulut altında usanç perdesiyle örtülü...
Under a cloud of denseweariness curtain covered'
örnek osmanlıca مقدمة
Geçen zamanı karanlık, karanlık istikbâl!
Geçen zamanı karanlık, karanlık geleceği!
The time that passed will come dark and dark!
örnek osmanlıca مقدمة
Nasıl hakîkat-i yeldâ? Hayâtı git ona sor:
Bu uzun gecenin gerçeği nedir? Hayatı git ona sor:
What is the fact of this long night?, Go and ask life to her:
örnek osmanlıca مقدمة
Bulur nazarları dünyâyı perde perde zalâm!
Bulur bakışları dünyayı perde perde karanlık!
Finds gaze revealed to the worlddark
örnek osmanlıca مقدمة
Belâyı görmüyor amma bütün belâ görüyor,
Belayı görmüyor, ama bütün bela görüyor,
Does not see a curse, but I see the whole darned
örnek osmanlıca مقدمة
Bu kâinat-ı sefâlette eyledikçe devam.
Bu yoksulluk aleminde eyledikçe devam.
Go on at this flag of poverty.
örnek osmanlıca مقدمة
Arar bulunduğu yeldâ yı bî-tenâhîde
Arar yaşadığı bu sonsuz karanlık gecede
Look for ,at thisendless dark night
örnek osmanlıca مقدمة
Zavallı, bir çıkacak yol sabâh-ı ümmîde!
Zavallı, bir çıkacak yol ümit sabahına!
The poor, will lead to a morning of hope
örnek osmanlıca مقدمة
Görür şedâid-i eyyâma karşı dûşunda,
Hayatın sıkıntılarına karşı omuzlarında
On the shoulders against the constraints of life
örnek osmanlıca مقدمة
Siper vazîfesini lîme lîme bir abacık.
Siper görevi yapar lime lime bir abacık.
Acts as a shield in seperate pieces mum.
örnek osmanlıca مقدمة
Fakat o sütre-i bîtâbı her hurûşunda,
Fakat o zayıf örtüyü esip coşmasında,
But thatweakcover 'blow and get excited,
örnek osmanlıca مقدمة
Açar da dest-i inâdıyle rüzgâr; artık,
Açar da inatçı eliyle rüzgâr; artık,
Spread out with the stubborn hand wind;well then,
örnek osmanlıca مقدمة
Körün sakındığı üryan vücûdu meydâna
Körün sakındığı çıplak bedeni meydana
Represents a radical of the naked body of blind
örnek osmanlıca مقدمة
Çıkar, göğüs gerer emvâc-ı berf ü bârâna!
Çıkar, göğüs gerer yağmur ve kar dalgalarına!
Take out, face up to the 'waves of rain and snow
örnek osmanlıca مقدمة
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Geçende çarşı içinden çıkınca baktım ki:
Recently when I looked through the bazaar that
örnek osmanlıca مقدمة
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor sâil.
Çamurlu taşlara yaslanmış inliyor dilenci.
Moans a beggar leaning on muddy rocks
örnek osmanlıca مقدمة
Hasırdı şiltesi altında hem de pek eski,
Hasırdı, şiltesi altında hem de pek eski,
Rush mat, under the blanket and the very old,
örnek osmanlıca مقدمة
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir hâil.
Şadırvan olmasa üstünde yoktu bir perdesi.
There was not a screen if there wasn't a fountain on it.
örnek osmanlıca مقدمة
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi,
Duyulmuyordu uzaktan neyin de şimdi sesi,
There was not a fountain on the screen
örnek osmanlıca مقدمة
Yakından ancak işittim o vâpesin nefesi!
Yakından ancak işittim o tükenmiş nefesi!
Closer, but I heard thatexhausted'breath
örnek osmanlıca مقدمة
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
O kendi kendine üfler mi yoksa inler mi?
If does he blow himself or moan?
örnek osmanlıca مقدمة
Ne dinleyen, ne duyan var... Bakıp geçer herkes.
Ne dinleyen ne duyan var...Bakıp geçer herkes.
There is nobody that listens or hears...Everybody cares for diligently.
örnek osmanlıca مقدمة
Mezardan akseden âvâzı kimse dinler mi?
Mezardan yankılanan sesi kimse dinler mi?
Does anybody listen to the voice echoing from the grave?
örnek osmanlıca مقدمة
Zavallı, ölmeğe bak, nâle-i tezallümü kes!
Zavallı, ölmeğe bak, inleyip sızlanmayı kes!
Poor,die,stop moaning and complaining!
örnek osmanlıca مقدمة
Fakat durun... Yine keşkülde bir tanîn-i medîd
Fakat durun...
Yine dilenci çanağında uzun bir çınlama
But stop... Again the long clang at the beggar bowl
örnek osmanlıca مقدمة
Duyuldu... Âh ne nâzendedir sürûd-i ümîd
Duyuldu... Ah ne nazlıdır ümidin sevinci
Heard...Oh! What a coy hope sing!
örnek osmanlıca مقدمة
Şadırvanın, körü altında saklayan, saçağı
'Şadırvanın,'körü altında saklayan, saçağı
fountain, blind hides under the canopy
Osmanlıca
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
Delinmemiş mi? Buluttan coşup gelen yağmur,
Not punctured? The rain that is overflowing from the clouds,
Osmanlıca
O sakbeden uzanıp bir sicim gibi aşağı,
O delikten uzanıp bir ip gibi aşağı,
He reached out through the hole like a rope down
örnek osmanlıca مقدمة
Zavallı keşkülü baktım yavaşça kamçılıyor
Zavallı dilenci çanağını baktım yavaşça kamçılıyor
Whipping up slowly, I looked at the poor beggar bowl
örnek osmanlıca مقدمة
Duyunca kör, bunu bir cûş-i merhamet sandı,
Duyunca kör, bunu bir merhamet coşması sandı,
Hearing the blind, this is amercyCosmas' He thought
örnek osmanlıca مقدمة
Uzandı keşküle, heyhât, işte aldandı
Uzandı dilenci çanağına heyhat,işte aldandı
Reached begging bowl alas, here he was mistaken
örnek osmanlıca مقدمة
Morarmış elleri boş çıktı, sade ıslandı!
Morarmış elleri boş çıktı,sadece ıslandı!
In black hands appeared empty, only the wet!
örnek osmanlıca مقدمة


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi


In his hand there is a sad sound That blind beggar began to moon I’d look, If not at least ten, he put least five. He sometimes cries with broken rush, A herald voice is heard in your ear; That a sound, he don’t listen sound how heartbreaking This sound ,this science are sarrowful. There is long nights your around… There isn’t morning his life! There isn’t a bright his face as a smile That sad face covered with boredom curtain… His last time and future is dark! Why is this night long? Go ask him his life: His looks find world curtain curtain darkness! He don’t see curse but all curse see, He continue in world of poverty.

He lives this endless dark night and he looks for a way!

In his hand there is a sad sound That blind beggar began to moon I’d look, If not at least ten, he put least five. He sometimes cries with broken rush, A herald voice is heard in your ear; That a sound, he don’t listen sound how heartbreaking This sound ,this science are sarrowful. There is long nights your around… There isn’t morning his life! There isn’t a bright his face as a smile That sad face covered with boredom curtain… His last time and future is dark! Why is this night long? Go ask him his life: His looks find world curtain curtain darkness! He don’t see curse but all curse see,

He continue in world of poverty.

He lives this endless dark night and he looks for a way! </div>

|

örnek osmanlıca مقدمة

|}


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi

Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi
Kör neyzen 1

Mehmet Akif Ersoy'un Kör Neyzen şiiri

Kör neyzen 2

Mehmet Akif Ersoy'un Kör Neyzen şiiri

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.