FANDOM


Osmanlıca dava

Bir şey için böyledir veya öyle değildir demek; bu şey benimdir, bunda hakkım var veyahut onun değildir. Hakkı yoktur diye mahkemeye , hakime müracaat etmek ki ıstılah-ı fıkıhta bir şahsınşahs-ı aherden hakkını talep etmesine ıtlak olunur. Kamusu-u Osmani Mehmet Selahi Bey, 1910

Bakınız

Şablon:Davabakınız d


Dava Dâva Terör action Terör davası Da'va Dâ'va Dâvâ Dâ'vâ Deâvî دعاوى Davalar DAVA دعوى: (İng.Action)Bir kimsenin başka bir kimseden hakim önünde hakkını istemesi (Mecelle 1613 ) 1- alacak ve talep Hakkı 2- hakimden bir anlaşmazlığın halini halini bir hakkın korunması istemek ve dava hakkının verdi yetkileri kullanmak 3 - mahkemece takip edilebilir nitelikte maddi bir iddianın kendisi *Asli dava: ihtilafın mahkemeye gitmesini gerektiren esas İddaa demektir * Fer'i dava: tarafları nasıl dava ile beraber bunun teferruatlı olarak diğer bir şeye hüküm verilmesini istemeleridir DAVA AÇMA: bir uyuşmazlığın çözümlenmesi Bir hakkın tanınması korunması elde edilmesi için dilekçe ile mahkemeye başvurma (HUMK 76 CMUK 151 DÂVA AÇMADA ÖZERKLİK : Bir yargılıkta dâva açan kişi ya da tüzel kişi. DÂVA ARKADAŞLIĞI : Kanunların zorunlu kıldığı durumlarda, aynı dâvada birden çok kişinin bir dâvada dâvacı veya dâvalı olarak bulunabilmesi (HUMK. 43). Bkz. Mecburi dâva arkadaşlığı ve ihtiyari dâva arka- daşlığı, DÂVA ARZUHALİ : Dâva dilekçesi. Dâvacının iddiasını ve delillerini gösteren pullu dilekçe. Dâva bu dilekçe ile açılır. Dâvalı bir kişi ise dilekçe iki nüsha, dâvalı çoksa davalılar adedinden bir fazla olur. Dilekçenin bir nüshası mahkeme eliyle dâvalıya gön- derilir. DÂVACI : Dâva eden, dâva açan, müddei. (CMUK. 148, 365, 372, 344). DÂVADA DOĞRULUK : Tarafların —dâvada doğru ve dürüst hareket etmelerini ifade eder. DÂVADAN VAZ GEÇMEK : Dâvadan çekilme. 1) Cezada : Takibi şikâyete bağlı şuçlarla şahsi dâva yoliyle takip edilen suçlarda şikâyetçi veya dâvacının şikâyet veya dâvasından vazgeçmesidir. Vazgeçme ile dâ- va düşer. (TCK. 99, 460, 489, CMUK. 344). 2) Hukukta : Şahsın mallar üzerindeki hakkından ve dâvacının talebinden vazgeçmesidir. (HUMK. 91-95). Bak. Feragat. Ancak Türk Ceza Kanununun 444 (Zina), 460 (Mü- -essir fiil), 489 (Hakaret ve sövme) suçları hükmü bakidir. (CMUK. 361). DÂVA DİLEKÇESİ : Bir hakkın alınması, korunması, yerine getirilmesi amaciyle mahkeme ve mercilere sunulan yazılı istem belgesi. Mahkemeler verilecek dilekçelerin usül ve örneğine uygun olması zorunludur. Bu dilekçelerde : 1 — Dâvanın açıldığı mahkemenin adı ve yeri; 2 — Dâvacının adı, soyadı, iş, mesken ve ikametgâh adresi; 3 — Dâvalının adı, soyadı, iş ve mesken adresi veya ikametgâh adresi; 4 — Dâvanın mahiyetinin ve değerinin belirtilmesi; 5 — Maddi ve hukuki olaylar; 6 — Hukuki sebepler; 7 — Subut delilleri; 8 — Netice-i talep; 9 — Cevap süresi; 10 — İmza. Bak. Dilekçe. DÂVA EDEN : Dâvacı, dâvayı açan, müddei. (C.M.U.K. 148, 365, 372, 344). DÂVA EDİLEN : Dâvalı, aleyhine dâva açılan -müddeilaleyh, dâva olunan. DÂVA EDİLEN ŞEY : Müddea, müddeabih. DÂVADA MUALLAKİYET : Dâvanın asılı kalışi. Aynı fiil veya iş için, aynı mahkemede iki veya başka mahkemede tekrar dâva açılamaz. Açıldığı takdirde, açılmış olan ilk dâva kendiliğinden düşer, muallâk olur. Ancak, ceza muhakemeleri usulü kanununun 4 87. maddesine göre, açılan bir dâvanın başka bir mahkemede görülmekte olduğu iddiası, ilk itirazlardandır. Önceden ileri sürülmezse sonradan dinlenmez. DÂVADA ZAMAN AŞIMI: Zaman aşımı. DÂVA EHLİYETİ : Dâvaya ehliyet, dâva yeterliği. Dâvacı ya da dâvalı olarak bizzat veya vekil aracılığıyle bir. işlem yapılabilme yeteneğidir. Dâvaya ehliyet medeni kanun ile tayin olunmuştur. Çocuk sağ doğ- mak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklardan istifade eder. Bu sebeple doğacak çocuk yararına yapılan vasiyet muteberdir. Ölümle şahsiyet son bulur. Her kişi faydalanma yeteneğine sahiptir. Bu sebeple temyiz kudretini haiz olmayan kişide dâvada taraf olur ve bunları velisi, vasisi veya kanuni mümessilleri dâvada temsil ederler. (CUMK. 38 - 39) Cezada ehliyet; onbir yaşın ikmaliyle başlar. Suç tarihinde onbir yaşını bitirip onbeş yaşını bitirmemiş sanığın cezalandırılabilmesi için suç tarihinde o suçun farik ve mümeyyizi — bulunması lâzımdır. Bu tabip raporiyle anlaşılır. (TCK. 54). DÂVADA İNANCA : Bir dâvanın yerinde olmaması durumunda, dâva nedeniyle dâvalının bazı zararlara uğraması olasılığı vardır, işte bu durumlarda dâvacıdan inanca (teminat) göstermesi istenir; örneğin bkz. HUMK. 97 - 100; İİK. 36, 69, 97 gibi, inanca, kişisel veya parasal olabilir; dâvada teminat da denir. DÂVA HAKKI : Kişinin mahkemeler aracılığiyle kendisine veya başkasına ait anlaşmazlığı çözdürme, hakkını temin, ya da hakkını tanıtma ve himaye ettirme şeklinde diğer kişiye karşı haiz olduğu yetkidir. DÂVA İKAMESİ : Dâvanın açılması, Dâva dilekçesinin mahkeme kalemine kaydedildiği tarihte dâva açılmış sayılır. (H. M. U.K. 178). DÂVA İKAMESİ MECBURİYETİ : Dâva açmak zorunluğu, Ceza usulünde savcılar, bir kimse hakkında suç Şüphesini uyandıran sebepler olması halinde dâva açmaya Mecburdurlar. (C.M.U.K. 148). Bazı hallerde de dâva açmak savcıların takdirine bırakılmıştır. DÂVA İKAMESİ MUHTARİYETİ : Dava açmak özerkliği. Kamu dsvası açmak savcıarın takdirine bırakıldığı durumlarda dâva açmak muhtariyetinden bahsedilir. Savcı isterse dâva açar, isterse açmaz. DÂVA KONUSUNUN DEVRİ : Müddeabihin temliki; dâva devam ederken taraflardan birinin dâva konusunu üçüncü bir kişiye devretmesi (HUMK. 186). DÂVALARIN AYRILMASI : Birleştirilmiş olan ceza dâvalarının, yargılık kararıyla ayrılması. Dâvaların ayrılması kararı tarafların hazır olmasiyle yapılabilir (HUMK. 4, CMUK. 2). DÂVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ : a) Cezada : Her biri değişik mahkemelerin vazifesine giren, fakat aralarında ilişki bulunan ceza “ dâvalarının yüksek vazifeli mahkemede birleştirilmesi• Yani Savcı tarafından birleştirilmesi. yani Savcı tarafından birleştirilerek dava açılması. Sanığın duruşma sırasında iddianamede yazılı suçtan başka bir suç işlemiş olduğu meydana çıkarsa savcının talebi ve Sanığın rızası ile iki tuşa ait davalar birleştirilebilir. b) Hukukta: birden ziyade kimse birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerinde de birlikte dava Açılabilir. Tahkikat hakimi de talep üzerine birbirine bağlı davaların birleştirilmesi ne veya ayrılmasına karar verebilir. (HUMK 43 44 48) DÂVALARIN TEFRİKİ : Dâvaların ayrılması. Tahkikat hâkiminin birbirine bağlı gibi gözüken dâvaları, talep üzerine ayırmaya karar vermesi. (HUMK. 43, 44, 48), DÂVALARIN TEFRİKİ : Bkz. Dâvaların ayrılması DÂVALARIN TEVHİDİ : Bkz. Dâvaların birleştirilmesi. DÂVALI : (fr. Defendur) Dâva edilen kimse. Müddeialeyh. Mahkeme yolu ile kendisinden birşey istenen kimse. DÂVA MÂNİLERİ : Bkz. İlk itiraz, itiraz. DÂVA MERCİİ : Yargı mercii, kaza mercii. DÂVA NEVİLERİ : Hukuk mahkemelerine açılacak dâvalar üç kısımdır : 1) Eda dâvaları : Bir şeyi yapmaya, bir şeyi vermeye veya bir hususun yapılmasını temin etmeye yarayan dâvalardır. Satış bedelinin ödenmesi, yıkılan duvarın yaptırılması gibi. 2) Tespit dâvaları : Eda dâvasının açılmasının mümkün olmaması veya sıra gelmemesi gibi hallerde taraflar arasındaki hukuki “durumun (rabıtanın) tayinini öngören davalardır. Kira veya zarar tespiti davaları gibi. 3) İnşai dâvalar : Mevcut hukuki durumun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun ortaya konması için açılan davalardır. Bu dâvalar daha çok aile ve kişi hukuku ile ilgili davalardır. Bakınız yenilik doğuran haklar. DAVANIN DEF'İ : Davalının kendisine karşı sürülen olayı Red etmemekle beraber diğer bir olay İleri sürülerek davayı def etmesidir. (HUMK 150) DAVANIN DİNLENMEMESİ: konusu hukuken korunumu Yani bir istek olan davanın yargı mercilerince kabul edilmemesi hali eski hukukta aynı anlamda Ademi mesmuiyet terimi kullanılırdı. DÂVANIN DÜŞMESİ: Dâvanın sükutu : Sanığın ölmesi, zaman aşımı, genel bağışlama, kişisel yakınmaya bağlı dâvalarda dâ- vacının istemindan vazgeçmesi va da yasada gösterilen belirli nedenlerin gercekleşmesi üzerine davanın ortadan kalkması. (C.K. 96, 120). DÂVANIN DÜZELTİLMESİ : Davanın tashihi. Tashihi dâva. DÂVANIN ESASINA CEVAP : Dâvacının iddiasında dayandığı olaylarla hukuki sonuçları hakkında dâvalının cevabı. İtiraz. [[Esasa itiraz]], müdafaa (savunma) deyimleri de aynı anlamda kullanılır. (H.LU.MK. 195, 221). DÂVANIN ISLAHI : Dâvanın — düzeltilmesi. Hukuk dâvasında, taraflardan birinin, usule ilişkin bir muameleyi tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması, yahut o muamele yerine başka bir muamele yapması. Bunun neticesi o noktadan itibaren usule ait bütün eski muameleler yapılmamış sayılır. Sadece ikrarlar, keşif ve muayene raporlari, ehlivukuf raporları, tanıkların şahadeti muteber kalır. (HUMK. 80, 83, 185, 202). DAVANIN İHBARI : Dâvayı haber verme. Davayı bildirme hukuk davasında İki taraftan birinin davayı kaybetti takdirde rücu hakkı olduğunu düşündüğü üçüncü şahsa kendi yerine davayı takip veya kendisine katılması gerektiğini bildirmesi HUMK 49 52 DAVANİN İSTİMAININ KABİL OLMAMASI: Özü hukuk hükümleriyle korunmamış olan davanın mahkemelerce kabul olunmaması buna davanın dinlenmemesi de denir. DÂVANIN NAKLİ : Mahkeme veya hâkimin dâvaya hukuki veya fiili nedenlerle bakamaması ya da kamunun emniyeti bakımından dâvanın orada görülmesinin tehlikeli olması hallerinde yüksek görevli mahkemenin dâvayı başka yerdeki aynı derecede bir başka mahkemeye aktarmasıdır. Kamunun selâmet ve emniyeti bakımından dâvanın naklini istemek Adalet Bakanına aittir. Yargıtay'da bozduğu karara ait dâvanın başka yer mahkemesinde görülmesine karar verebilir., (CUMK. 14). Hukukta; Yargıtay kanuni nedenlerden dolayı bir ilâmı bozarsa, dâva dosyasını asıl mahkemesine değil de başka bir yer mahkemesine yollayabilir. (HUMK. 429). DÂVANIN REDDİ : Hukuk usulünde dâvanın belli süre içinde takibine devam edilmemesi yüzünden işlemden kaldırılmasıdır. Celse- ye çağrılmış olan tarafların hiç biri gelmezse dâva yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Bu tarihten itibaren altı ay içinde dâvacının ileri sürdüğü olayların sabit olmaması, veya bunlardan iddia edilen hukuki neticenin Çıkarılamaması, veya dâva hakkının bulunmaması sebebleriyle hâkim dâvacının hakli olmadığını belirterek “davayı reddedebilir. DÂVANIN SUKUTU : 1) Hukukta: Davanın itiraz ve müdafaaları karşısında yenilenmeyen davanın verilebilmesi için tekrar harç verilmesi gerekir. 2) Cezada: Genel af, Sanığın ölümü, zamanaşımı gibi nedenlerden biri ile davanın ortadan kaldırılmasıdır (TCK 96, 97 , 98 ,105) takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet dilekçesinin bulunmaması takip için iznin şart olduğu davalarda iznin bulunmaması sanığın akıl hastalığına uğraması gibi hallerde duruşmanın tatiline veya davanın düşmesine karar verilir (CMUK 253/2 ) vazgeçme , davadan vazgeçme, hüküm. DÂVA VEKİLLERİNİN SÜ-İ İSTİMALİ : Avukat ya da dâva vekili hasım tarafiyle Uyuşarak ya da sair hile ve desiselere sülük ederek kendisine verilen dâvaya zarar verir ya da hasım tarafa yardım ederse, kabul ettiği dâvada şahidin, ehlihibre veya tercümanın veya C. Savcısının ve karar verecek hâkimin sahabetini istihsal etmek veyahut bunlara mükâfat eylemek bahanesiyle müvekkilinden eşya veya para alırsa görevini sü-i istimal etmiş olur. (TCK. 294, 295). DÂVAYA EHLİYET : Dâüâvaya yeterlik. Geniş anlamda usul hukuku bakımından, dâvacı veya dâvalı olarak bizzat veya vekil veya mümessil eliyle adli muamele yapabilmek yeteneği. (H.M.U.K. 38). Dar anlamda, dâvacı veya dâvalı olarak bizzat veya bir ve- kil vasıtasıyla muamele yapabilmek kabiliyeti. Dâva ikamesi ehliyeti. (HUMK. 59). “Dâva ehliyetini haiz olmayan gayrı reşide karşı açılan dâvanın reddi gerekmez. Veli ya da vasi davet olunarak onların huzuru “ile duruşma yapılmak icap eder. (Y.H.H 103 - 34/49) DAVAYA KATILMA: Bakınız davaya müdahale DAVAYA MÜDAHALE: 1)Hukukta : Hakki veya borcu görülmekte olan davanın sonucuna bağlı olanın iki taraftan birine katılarak davavaya karışması (HUMK 51 58 97 420)davanın ihbarı 2)Cezada: iddiaya göre suçtan zarar görenin sahsi hak istegiyle kamu dâvasına katılması. (CMUK, 365 - 372). Müdahale, DAVAYA VEKÂLET : Dava açmaya ehil olan her şahıs dâvasını bizzat veya tayin edeceği bir vekil vasıtası ile ikâme ve takip edebilir. Dâvası veya dâvalınin vekil vasıtasiyle dâva açması Veya takip etmesi halinde dâvaya vekalet bahis konusudur. DÂVA YETENEĞİ : Bkz. Dâva ehliyeti. DÂVA'YI BATILA : (Batıl dâva). Temelsiz dâva. Esasında doğru olmıyan dâva. Nesebi belli olan kimsenin kendisi olduğunu iddia etmek gibi. DÂVA'YI FÂSİDE : (Fâsit dâva). Bozuk dâva, Esasında doğru olmakla beraber bazı dış nitelikleri yönünden haklı sayılmayan dâva. Dâva konusunun belli olmaması gibi. DÂVA-YI MÜTEKABİLE : Bkz. Mukabil Dâva. DÂVA'YI SAHİHA : (Sahih dâva). Kelime anlamı doğru dâvadır. Istilâhta, esasında “doğru ve nitel itibarı ile haklı dâva, DAVET (fr Convocation ) bir muamele için (mal beyanı yemin şahitlik keşif vesaire) alakalı şahsın ( taraflar şahit ehlivukuf vesaire) adli makama, mahkemeye çağrılmasıdır. DAVETİYE: idari ve hukuki davalarda Davacı davalı veya vekil ve temsilcilerini Tanık bilirkişi gibi yardımcı kimselerin muayyen tahkikat veya mahkemece sesini kes sesini gelmeleri için posta vasıtasıyla gönderilen ve mahkeme kalemine örneğine göre tanzim mahkeme mührü ile tasdik edilmiş olan yazılı kağıt. DAYİN: Alacaklı DEAVİ: Davalar Debagat : tabaklık sepicilik dedüksiyon Fransızca tümdengelim tatil. kanunlardan olaylara sebeplerden sonuçları etkilendi RAM nerden etkiye var mı Sonuç çıkarma. DEF'İ: (Fr exeption İngilizce exeption, plea). gerek davanın dayandığı olaya gerek borcun varlığına itiraz olmamakla beraber borçlunun başka bir olaya dayanarak borcunu yerine getirilmesine hak kazandıran itirazıdır defin dayandığı olayı ispat onu ileri süren e düşer defiler çeşitlidir bir ödemezlik Defi Adem'i iyi ifade ettiği bir taraf borcunu ödemediği için diğer tarafın borcunu yerine getirmekten kaçınması hakkını denir Borçlar Kanunu 80 12 acizlik tespih borçlunun mali durumunun fevkalede bozulması yüzünden kanunun izin verdiği hallerde borcunu ödemekten çekinmesi hakkına denir. 3) Zamanaşımı def'i : Bir dâvada zamanaşımının ileri sürülmesidir. Talep ve dâva hakkının zamanaşımına uğradığının İleri sürülmesi gibi. (BK. 126). «Dürüst borçlular bu def'i asla kullanmazlar». 4) Peşin dâva def'i : Adi akitte kefilin önce borçlunun takip edilme- sini istemek hususunda alacaklıya karşı haiz olduğu def'i hakkıdır. (BK. 486). Sonuçları yönünden def'i iki türlüdür : 1) Daimi def'i (kati def'i) Kesin def'i : Bunun ileri sürülmesiyle dâva hakkı artık tamamen ve bir daha geri dönmemek üzere düşerse buna daimi def'i denir. Zamanaşımı def'i gibi. 2) Muvakkat def'i : Dâvalının ileri sür- düğü def'i ile dâvacının hakkı sona ermiyorsa buna denir. Ödememezlik def'i gibi. Bir dâvada itiraz teşkil eden (borcun evvelden ödendiği, hakkı düşüren müddetin geçmesiyle. kefalet borcunun sukut ettiği, satış değil de bağışlamanın yapıldığı, akitte ta- raflardan birinin medeni hakları kullanma ehliyetinin olmadığı gibi) hallerden birini hâkim öğrenirse resen nazara alır. Dâvalının bunu ileri sürmesini beklemez. Def'ileri ise hâkim resen nazara alamaz, taraflar- dan ilgilisinin ileri sürmesi gerekir. DEFİNE: Çok eski zamanda gömülmüş Ya da saklanmış olduğu ve artık sahibi bulunmadığı Muhakkak görünen kıymetli Şeyler (MK. 696 İzin alınmadan define ve eski eser aranamaz (1710 Sa. Ka. 46). kına denir (BK. 245, 310) Eski eserleri haber vermek Mecburidir. Gayrimenkul sahipleri sahibi bulundukları yerlerde rastlayacakları menkul asârı ati- kayı en yakın Mülkiye Amirine haber ver. meğe mecburdur. İzin alınmadan define ve eski eser aranamaz (1710 Sa. Ka. 46). DEFİNECİ : Yere gömülmüş mal, para ara- DEFİNECİLİK: Bir çeşit dolandırıcılık. Bu tür işlerde meşgul olan kimseler gözlerine kez- tirdikleri kimseleri avlamak için o şahsın bağ, bahçe veya arsasına önceden göm- dükleri bazı sahte plâkaları «altındır, Bi- zans'tan, Romalılardan kalmış definedir» di- yerek bu söylediklerini teyide yarayacak haritalar, plânlar göstererek o şahsı ikna ederler ve altındır diye üzeri yalnızlanmış, kenar «köşe» lerine biraz altın yapıştırılmış bakır plâkaları çıkarır ve mağdur şahsa' kendi hisselerini güya ucuz fiyatla satarlar. Böylece saf kimseleri soyarlar. DEF'İ DÂVA : Dâvalının, dâvacının dâvasını def edecek bir def'i ileri sürmesidir. (H.U. MEK. 150). DEFLÂSYON : (Fr. Eko.) Bir gereklilik karşı- sında piyasadaki paranın eksiltilmesi. Bu amaçla devlet piyasadan para çektiği gibi bankalar da kredilerini kısıp keserek ya da iskonto faizlerini yükselterek deflâsyonun oluşmasına yardım ederler. Bu kelimenin DEF'İ HUSUMET : Dâvacının kendi gleyhinde bu dâvayı açamıyacağı yolunda dâvacıya karşı def'ide bulunması. Yani dâvalı bu dâvada husumetin kendisine “yöneltilmiyeğini nedenleri ile bildirilir (HUMK. 38 - an). Defn: (Ar. ): Toprağın içine sokma. Mezara Şablon:Dava

Bakınız

D Portal:Mecelle - Mecelle(Türkî) -Majalla (Eng) -Mecelle/English - Mejelle - המג'לה (İbranî) . MEDŽELLE (Bosnian) . Medjelle Meğelle Mecelle-'i Ahkâm-ı'Adlīye ,Majallah el-Ahkâm-ı-Adliya, مجلة الأحكام العدلية . Mecelle/Arabî - مجلةMecelle/Arabi- Mecelle/Fihrist - Mecelle/Fransızca Kodifikasyon hareketleri .MKK/Düz Metin linkli

Bakınız

D Şablon:Mecelle/Mukaddime . MKK. 1.Kitap:Büyu' . 2.Kitap: .3.Kitap:. 4.Kitap:.5.Kitap:. 6.Kitap:. 7.Kitap:.8.Kitap:. 9.Kitap:. 10.Kitap:Şirket 11.Kitap. 12.Kitap:. 13.Kitap:.14.Kitap:İbra 15.Kitap:Dava KBVT. 16.Kitap:Kaza Mecelle/Resimler

Bakınız

D . Son:Ahmet Cevdet Paşa...Son:MC/1 MC/2... MKK Mecellenin Külli Kaideleri.... KSVİ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ/Düz Metin..... Kitab-ı İkrar.... Kitab-ı Dava Kitab-ı Dava/Düz metin..... KBVT Kitab-ı Beyyinat ve Tehalif Şablon:KBVT... Kitab-ı Dava Şablon:Kitab-ı Dava.... Kitab-ı İkrar Şablon:Kitab-ı İkrar.... KBVT.... Kitab-ı Kaza Şablon:Kitab-ı Kaza Kitab-ı Kaza/Günümüz Türkçesiyle... Şablon:Kitâbü'l- vekalet Kitâbü'l-Vekâle..... KİTAB-I VEDİA züfer görüşlerine 5. kitapta yer verip tepki çekmesi üzerine mecelle'nin 6. kitabının hazırlandığı komisyondan birtakım entrikalarla uzaklaştırılır ve mecelle'nin en kötü kitabı da bu 6. kitaptır. bakarlar ki o'nsuz ellerine yüzlerine bulaştıracaklar, kendisini geri çağırırlar ve o kötü hazırlanan 6. kitap (kitab'ül vedia) toplatılır. Mecelle/Eleştiriler Mecelle/Mütealalar Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin Mecelle cemiyeti Mecelle/Eşi sözlük seçmeleri MECELLE’NİN TA’DİL EDİLEN MADDELERİNİN İSLAM HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


Mecelle/Günümüz Türkçesiyle İzah güzel Yetkin de çıkmış
Mecelle/Vecizeler Mecelle/BİBLİYOGRAFYA Mecelle/Hazırlanışı Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin
ESK/Mecelle ESK/Mecelle/1-100 ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı Mecelle’nin üslûbu bir kânun kitabi olarak sâheserdir. Fesâhet ve belâgatla yazilmistir. Bilhassa basindaki 99 fikih kâidesinin çogu, dilimize ezberlenmesi kolay cümleler hâlinde girmistir. Bunlarda Ahmed Cevdet Pasanin akici ve düzgün ifâdesi hissedilmektedir. Fakat o devrin Türkçesi hakkinda ve o konularda bilgisi olmayanlar Mecelle’yi kolayca anlayamazlar. Mecelle’nin basindaki küllî (genel) kâidelerin çoğu, Islâm fakihlerinden Ibn-i Nüceym’in Esbah ve’n-Nezâir adli eseriyle Mecâmi Serhi’nden alinmistir. --- Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî
Osmanlıca Mecelle Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca Osmanlıca PDF mecelle
مجلة احكام عدلى Arapçası

Mecelle Esbâb-ı Mûcibe Mazbatası
Mecelle/Sadaretin Arzı ve İrade-i Seniyye
Mecelle/Mukaddime Majalla/Introduction Majalla/Part I
Mecelle'den seçme hükümler güzel medeni kanun hükümleri
Mecelle/Fransızca Mecelle/Rumca Mecelle/Boşnakça Mecelle/Osmani Mecelle/Türki Mecelle/Farisi Mecelle/Arabî Mecelle/English
• İddianame için: mütevatirin aleyhine Beyyine kabul olunmaz. Madde 73.md Hatası zahir olan zanna itibar yoktur
ŞERHLER:Mecelle şerhi Mecelle/Şerhleri MM hocası Atıf Bey şerhi - Archive org Atif bey mecelle Şerhi
Mecelle/VP Mecelle/WP Mecelle/WP Arabi
Mecelle-i Ahkam-ı Adliye
Tafsili Mecelle İcmali Mecelle İzahlı Mecelle Mecelle Taramaları
Mecal Mecal-ı şahsi Mecellat Megillah [1] Ester Esther Aşir Aşur Aysu Esau Isaiah Book of Esther [2] Ester kitabı [3]) :Hz.Muhammed as hakkında haberler vardır. İbni Kesir Peygamber olduğunu söyler.

Bakınız

D . Mecelle/Şerhleri Ali Haydar Efendi , Dürerül-Hukkâm (Osmanlica) Haci Resid Pasa , Rûhul-Mecelle , Mes’ud Efendi (Kayseri Müftüsü ) Mir’atül-Mecelle (Arapça ) G. Snopian (Fransiz Yazar) , Code Civil Ottoman

Bakınız

D. Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe İngilizce Fransızca MKK/Düz Metin . MKK/Düz Metin linkli MKK/1-25 MKK/26-50 MKK/51-75 MKK/75-100 MKK. Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi... Mecellenin külli kaideleri... Mecelle'den seçme hükümler... Majalla/ PART II... Mecelle/İlk 100 MADDE ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Türkçe kelime izahlı... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli.... ESK/Mecelle/1-100.... ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli... MKK.. Mecellenin Külli Kaideleri.... Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi

Bakınız

D . 50. Md şablonu güzel. MKK. MKK1 . MKK/1-25.MKK/1-30.MECELLE. MC/Mukaddime MAKALE-İ ÛLÂ; İLM-i FIKHIN TARİF VE TAKSİMİ HAKKINDADIR . Definition of Jurisprudence: MC/1 . MC/2 . MC/3 . MC/4 . MC/5 . MC/6 . MC/7 . MC/8 . MC/9 . MC/10 . MC/7 MC/8 MC/9 MC/10 MC/11 MC/12 MC/13 MC/14 MC/15 MC/16 MC/17 MC/18 MC/19 MC/20 MC/21 MC/22 MC/23 MC/24 MC/25
MAKALE-İ SANİYE; KAVÂİD-İ FIKHİYYE BEYÂNINDADIR MC/2 - Bir işden maksad ne ise hüküm ona göredir. Yani bir iş üzerine terettüb edecek hüküm ol işten maksat ne ise ona göre olur.MC. 170, 769, 1240.; TMK. 1, 2, 3, 84, 114, 125.; TBK. 18, 20, , 41, 43, 48, 82, 83.; ZGB. 2., 3.; BGB. 157, 242, 932.; TCK. 45 MC/3 - Ukûdda itibar makâsıt ve maâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.MC. MC/262, MC/389, MC/648.; TMK. ı, 2, 3.; TBK ı, 18,25, 26, 154, 165, 178, 505.; MH. 314, Madde 4 - Şek ile yakin zâil olmaz.MC. MC/5, MC/6, MC/7, MC/8, MC/9, MC/10, MC/11, MC/12. Madde 5 - Bir şeylin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.MC. MC/6, MC/10, MC/1685, MC/1776, MC/1777.; TMK IS Madde 6 - Kâdim kıdemi üzere zikrolunur.MC. MC/166, MC/1224, MC/1197.; MH. 48; TBK. 125 - 140. Madde 7- Zarar kadim olmaz.MC. MC/6 , MC/166, MC/1166, MC/1224; MH. 48.; TBK. 125 - 140. Madde 8 - Berâ'et-i zimmet asıldır.MC. MC/9, MC/612. Madde 9Sıfât-ı ârizada asl olan ademdir.MC/8, MC/332 Madde 10Bir zamanda sabit olan şeylin hilâfina delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur. MC MC/5, MC/1621, MC/1592. Madde 11 - Bir emr-i hâdisin akreb-i evkâtına izâfeti asıldır. MC MC/10, MC/5, MC/8; HUMK 299. Madde 12 - Kelâmda asl olan manây-ı hakîkîdir.MC. MC/13, MC/60, MC/61.; TMK ı, 2; TBK18. Madde 13 - Tasrih mukâbelesinde delâlete i'tibar yokdur.MC. MC/12, MC/772.; TBK. ı. 2:, HUMK. 234, Madde 14 - Mevrid-i nassda ictihâda mesâğ yoktur.MC. MC/15, MC/16, MC/167.; TMK. ı, 2; TBK 18. Madde 15 - Alâ hilâfi'l-kıyâs sâbit olan şey sâire makîsün-aleyh olamaz.MC. MC/14, MC/16. MC/1659. Madde 16 - İctihâd ile ictihâd nakz olmaz.MC. MC/14, MC/15.; TMK. 1; TCK. 44 Madde 17 - Meşakkat tesyîri celbeder.MC. MC/18, MC/19, MC/20, MC/205, MC/223, MC/396, MC/799.; TMK. 2 Madde 18 - Bir iş zîk oldukda müttesi olur.MC. MC/17. Madde 19 - Zarar ve mukâbele bi'z-zarâr yokdur.MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, 28, MC/29.; TMK. 41, 61, vd; Madde 20 - Zarar izâle olunur.MC. MC/19, MC/21, MC/22, MC/25, MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/30, MC/32, MC/998, MC/1201.; TBK 41 vd. Madde 21 - Zarûretler memnû' olan şeyleri mübah kilâr. MC. MC/22, MC/96, MC/97, MC/1007.; TBK. 52; TCK 49-50, 516/4. Madde 22 - Zarûretler kendi mikdarlarınca takdir olunur.MC.MC/21, MC/23.; TBK. 52; TCK. 49-50, 516/4 Madde 23 - Bir özür için câiz olan şey ol özrün zevâliyle bâtıl olur.MC. MC/22, MC/517. Madde 24 - Mâni' zâil oldukda memnû' avdet eder.MC. MC/19, MC/335, MC/345, MC/347, MC/372, MC/869, MC/870, MC/1647, MC/1653, MC/1654. Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz.MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52

Bakınız

D MKK/25-50 Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz. MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52 Madde 26 - Zarar-ı âmmı def için zarar-ı has ihtiyâr olunur. MC. MC/20, MC/27, MC/28, MC/29, MC/1325. Madde 27 - Zarar-ı eşedd zarar-ı ehaf ile izâle olunur. MC. MC/25, MC/26, MC/20, MC/902, MC/906, MC/1044, MC/1224, MC/1440.; TMK. 656, 661 vd. Madde 28 - iki fesâd te'âruz etdikde ehaffí irtikâb ile a'zamının çaresine bakılır. MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, MC/29, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 29 - Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur. MC. MC/21, MC/22, MC/26, MC/27, MC/28, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 30 - Def'-i mefâsid celb-i menâfi'den evlâdır. Madde 31 -Zarar bi-kadari'l-imkân def olunur. MC. MC/28, MC/29, MC/30, MC/532, MC/533.; TMK. 656 ve 661. Bu maddede bahsedilen kıyas, İslâm Huküku'nun ana kaynaklarından birisidir. Bibliyografi Ali Haydar, Mecelle şerhi, 1/67, Ömer Nasuhi, Hukûk-l İslâmiye, 1/171, vd. Zeydan, age. sil. vd. Madde 32 - Hâcet umûmî olsun husûsî olsun zarûret menzilesine tenzîl olunur. Bey ' bili-vefânın tecvîzi bu kabîldendir ki Buhara ahâlîsinde borç tekessür etdikçe görülen ihtiyaç üzerine bu mu'âmele mer'iyyü'l-icrâ olmuştur. MC. MC/21, MC/118, MC/205, MC/213, MC/396, MC/420. Madde 33 - Iztırar gayrın hakkını ibtâl etmez. Binâen-alâ-zâlik bir adam aç kalıb da birinin ekmeğini yese ba'dehû kıymetini vermesi lazım gelir. MC. MC/400, MC/1007.; TCK: 49-50/4; TBK. 52 Madde 34 - Alması memnû' olan şeyin vermesi dahi memnû' olur. TCK 64 67 MC MC/35 tbk 50 Madde 35 - İşlenmesi memnû' olan şeyin istenmesi dahi memnû' olur. TCK 64-67.; TBK 50.; MC. MC/34, MC/1818. Madde 36 - Âdet muhakkemdir. Yani hükm-i şer'iyi isbât için örf ve âdet hakem kılınır. Gerek âmm olsun ve gerek hâs olsun. MC. MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/41, MC/42, MC/43, MC/44, 45, MC/230, MC/251, MC/291, MC/450, MC/460, MC/469, MC/574, MC/575, MC/576, MC/1340, MC/1790, MC/188, MC/354, MC/495, MC/555, MC/622, MC/829.; TMK. 1/1, 590/11, 592/281, 285, 420, 423. Madde 37 - Nâsın isti'mâli bir hüccetdir ki anınla amel vâcib olur. I'MK ı; MC. MC/36, MC/168, MC/389, MC/495. Madde 38 - Âdeten mümteni' olan şey hakîkaten mümteni' gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/39, MC/40, MC/1589, MC/1629. Madde 39 - Ezmanın tegayyürü ile ahkâm'ın tagayyürü inkâr olunamaz. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/40, MC/244, MC/326, MC/596, MC/1716. Madde 40 - Âdetin delâletiyle ma'ânîy-ı hakîkî terk olunur. MC. MC/12, MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/61, MC/82, MC/912, MC/1584.; TMK ı, 2.; TBK. 18 Madde 41- Âdet ancak muttarid yâhut galip oldukda mu'teber olur. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/42, MC/240.; TMK ı Madde 42 - İ'tibâr galib-i şâyi'adır, nâdire değildir. MC. MC/41, MC/987.; TMK ı; HUMK 238 Madde 43 - Örfe ma'rûf olan şey şart kılınmış gibidir. TMK 1; TTK ı; MC. MC/36, MC/37, MC/41, MC/42, MC/461, MC/563, MC/596, MC/871 Madde 44 - Beyne't-tüccâr ma'rûf olan şey beynlerinde meşrût gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/790, MC/1463.; TMK 1/1, 2; TBK 18 Madde 45 - Örf ile ta'yîn nass ile ta'yîn gibidir, MC. MC/43, MC/44, MC/527, MC/528, MC/816, MC/1498, MC/1499.; TMK ı Madde 46 - Mâni' ve muktazi teâruz etdikde mâni' takdîm olunur. Binâen-alâ-zâlik bir adam borçlusu yedinde merhûn olan malını âhara satamaz. MC. MC/337, MC/350, MC/397, MC/96-MC/1192, MC/590-MC/1725, MC/756-MC/1192-MC/747, MC/1192-MC/1197, MC/1598-MC/1601. Madde 47 - Vücudda bir şeye tâbi' olan hükümde dahi ana tâbi' olur. tılmış olur. MC. MC/48, MC/50, MC/236, MC/903.; TMK. 619-622 Madde 48 - Tâbi' olan şeye ayrıca hüküm verilmez. Meselâ bir hayvanın karnındaki yavrusu ayrıca satılamaz. MC. MC/47, MC/216, MC/224, MC/856.; TMK. 619-622 Madde 49 - Bir şeye mâlik olan kimse ol şeyin zarûriyyâtmdan olan şeye dahi mâlik olur. Meselâ, bir hâneyi satın alan kimse ana mûsil olan tarîka dahi mâlik olur. MC. MC/232, MC/1194 Madde 50 - Asıl sâkıt oldukda fer' dahi sâkıt olur. MC. MC/81, MC/661, MC/662, MC/1527, MC/1530

Bakınız

D MKK; MKK3 MKK/51-75

Bakınız

D. MKK/75-100. MKK/4

Adobe Post 20190711 080718

Majalla/English

Bakınız

D Şablon:Majalla bakınız .Portal:Mecelle. Majalla. Mecelle/English [4]
AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH (The Ottoman Courts Manual (Hanafi)) The Journal of The Verdicts of The Justice Mecelle/Dictionary ENG word .Mecelle/İngilizce/Düz metin Majalla 1. Sale (BUYU' 101-403 ). 2.Majalla/Book II BOOK II:Hire 404-611 . BOOK III: GUARANTEE


INTRODUCTION Definition and Classification of Turkic Jurisprudence MAXIMS OF TURKIC JURISPRUDENCE BOOK I BOOK II BOOK III BOOK IV BOOK V BOOK VI BOOK VII BOOK VIII BOOK IX BOOK X BOOK XI BOOK XII BOOK XIII BOOK XIV BOOK XV BOOK XVI
Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî Mecelle/Osmani Anadoluda hukuk bilinci

Azerbaycan Cumhuriyetinin Mülk Mecellesi
C1ff688de36687d49d19f70c55f8c691
Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"

Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"


Mecellenin kitaplarından birisidir.

Kitab-ı davaEdit

sureti hattı hümayun

Mucebince amel olunak

Kitabı rabii aşere

Dava hakkında olup mukaddime ile 2 babı müştemildir.

MukaddimeEdit

Bazı ıstılahatı Sıhhiye yani hukuk terimleri beyanındadır

1613 maddeEdit

Dava. bir kimse diğer kimseden huzuru hakim de hakkını talep etmektir

Ol kimseye müddei ve ol kimseye müddealeyh denilir.

Madde 1614Edit

Múddea . Müddeinin dava ettiği şeydir ki müddeabih dahi denilir.

Bal madde 1615Edit

Tenakuz. Midyenin kendi davasına munakız yani davasının butlanı mucip bir söz sebkat eylemiş olmaktır.

Baba evvelEdit

(Davanın şurutu ve ahkamına ve defi davaya dair olup dört Faslı havidir)

Faslı evvelEdit

(davanın şurutu sıhhati beyanındadır)

Madde 1616Edit

müddei ve müddealeyin akil olmaları şarttır.

Mecnun'un ve sabi gayri mümeyyiz in davaları sahih değildir.

Fakat velileri ve vahşileri bir velaya ve bil vesaye onların birisine müddei ve müddeaaleyh olurlar.



Madde 1617

Müddeaaleyhin malum olması şarttır.

Binaenaleyh müddei falan Kariye ahalisinden  la ale tayin birinde yahut bir kaçında şu kadar kuruş alacağım vardır, dese sahih olmaz .  Muddealeyhi tayin eylemek lazım gelir.

Madde 1618

Hini davada hasmın  huzuru şarttır. Ve müddea aley h mahkemeye gelmekten vekil göndermekten istimna ettiği takdirde olunacak muamele kitabı kazada beyan kılınacaktır.

Madde 1619

Müddeabihin malum olması şarttır.  Meçhul olursa dava sahih olmaz.

Madde 1620

Müddeabihin malumati işaret ile yahut vasfı ve tarifi iledir.

Şöyle ki aynı menkul olduğu takdirde meclisi mahkemede hazır ise ona işaret kâfidir ve hazır değil ise vasfı ve tarih ve kıymeti beyan ile malum olur ve Akar olduğu takdirde hududunun beyanı ile tayin olunur.

Ve Deyn ise, cins ve nevi ve vasfı ve miktarı beyan olmak lazım gelir nitekim mevaddı atiye'den Me Te Dat Ha olur.

Madde 1621

müddeabih aynı menkul olduğu halde hazır bil meclis ise müddei ona eliyle işaret ederek işte bu benimdir bu Adem ona bi gayri hakkın vaziyet ediyor aliverilmesini talep ederim deyu dava eder ve eğer hazır bil meclis olmayıp ancak masrafsız celp ve ihzarı mümkün ise davada ve şehadet veyahut yemin de ona böylece işaret olunmak uzre meclis hikme. götürünur..ve eğer masrafsız ihzarı mümkün değil ise müddei onu tarif ve kıymetini beyan eyler.

fakat gaz ve rehin davalarında kıymetin beyanı lazım gelmez.  mesela bir zümrede yüzüğümü gasbetti dese ya kıymetini beyan etmezse ve hatta kıymetini bilmem dese bile davası sahih olur.

Madde 1622

Müddeabih her cins nevi ve vasıfları muhtelif yanisi cümlesinin mecmuu kıymetini zikretmek kafir olur her birinin başka başka kıymetlerini tayin etmek lazım gelmez.

Madde 1623

müddeabih Akar ise hin i dava 5 adet de beldesi ve karyesi veya mahallesi ve sokağı ve hududu erbaası yahut selasesi ve ahududu nun sahipleri var ise onların ve baba ve dedelerinin isimleri zikir olunmak lazımdır fakat meşhur ve maruf olan Adem'in yalnız ismi ve şöhretini zikretmek kâfidir..baba ve dedesinin isimlerini zikri hacet yoktur kezalik ol Akar eğer şöhretine metni tahditden müstağni ise gerek davada ve gerek şehadete hududunun beyanı şart değildir. Ve bir de müdde-i eğer şu senede hududu muharrer olan Akar benim mülküm dur deyip dava eder ise sahih olur





Madde 1628 İkrarın hükmü mukarre bihin zuhurudur yoksa bidayeti hudusi değildir bu cihetle ikrar sebebi mülk  olamaz. Binaenaleyh müddei mücerret müddea aleyhin ikrar ne sebep tutarak ondan bir şey dava etse istima' olunmaz. kekemelik deyince kazadan dolayı şu adam da bu kadar kuruş alacağım vardır hatta kendisi daha bujiden dolayı o kadar kuruş borcu olduğunu ikrar etmişti deyu dava etse mesmu olur. Amma Show Adem bana ciheti karzdan dolayı bu kadar kuruş borcu olduğunu ikrar etmiş olduğu için onda bu kadar kuruş hakkım vardır isterim deyu dava etse mesmu'  olunmaz. Madde 1629 Müddeabihin muhtemel i subut olması şarttır. Binaenaleyh ahlen ya adetten vücudumu hal olan şeyin İddaa sahih olmaz. Mesela bir kimse kendisinden sinden büyük yahut nesebi maruf olan kimisine hakkında bu benim oğlumdur deyu iddia etse, davası sahih değildir. Madde 1230 Davanın subutu takdirinde müddeaaleyhin bir şey ile mahkum múlzem olması şarttır.  Mesela bir kimse diğer kimesneye bir şey iare ettiğinde diğer bir şahsın çıkıp da ben onun müteallikatından bana iare etsin deyu dava etse sahih olmaz. kezalik bir kimse diğer kimseyi bir hususa tevkil ettiğinde diğer bir şahıs çıkıp da ben onun komşusuyum onun vekaletine daha münasibim diye dava etse sahih olmaz.zira herkes malını dilediğine iare ve dilediğini umuruna tevkil edebileceğinden bu davalar sabit olduğu takdirde müddea alyh in hakkında hiçbir hüküm tertip etmez


Faslı sani Defi dava hakkındadır. Madde 1231 defi . müddea aleyhin tarafından müddea nın davasını def edecek bir dava dermeyan olunmaktadır. mesela bir kimse ciheti karzından dolayı şu kadar kuruş dava ettik de müddea aleyhi ben onu Eda etmiştim yahut sen beni ondan ibra etmiştin veyahut biz Sulh olmuş idik yahut bu Mebla karz değildir belki sana subatmış olduğum falan malın seminidir veyahut filan kimseden alacağım olan  ol miktar kuruş sana havale etmekle sen dahi bana ol meblağı vermiştin deseydin davasını dev etmiş olur keza bir kimse diğer kimseden planın zimmetinde alacağım olan şu kadar kuruşa sen kefil olmuştur diye dava ettiğinde ol kimse medyunun meblagi mezburu Eda eylemiş olduğunu iddia etse müddeinin davasını def etmiş olur. ve keza bir kimse diğer kimsenin yedin de bulunan bir malı benimdir diye dava ettiğinde ol kimse ona bundan mukaddem falan Adem evvel malı  benden dava ettik de sen onun davasına şehadet etmiştin diye iddia eylese muddeinin davasına def eylemiş olur. kezalik bir kimse müteveffanın terekesinden şu kadar kuruş alacak davası ve varisinin inkarı üzerine bu davasını ispat ettikten sonra müteveffanın hala hayatta olduğunu iddia eylemiş olduğu  İddaa eylese müddeinin davası def etmiş olur.

Madde 1632  Defi dava eden kimse dafini ispat ettik de müddeinin davası mündefi olur ve ispat etmediği takdirde onun talebiyle asıl müddei tahlif olunur. Müddei yemininde nukul eder ise müddei aleyhin davası sabit olur ve eğer müddei yemin eder ise kendisinin asıl davası avdet eder Madde 1633 bir kimse diğer kimseden şu kadar kuruş alacak davası edip de müddei aleyhi dahi ben seni bu meblağ ile filanın üzerine havale edip her birinize dahi havaleyi kabul etmişdiniz diye İddaa ve bunu muhal aleyhi dahi hazır olduğu halde ispat eylese müddei def ile metalibesinde Halas olur. Ve eğer muhal aley hazır değilse onun huzuruna kadar mevkufen müddei def eylemiş olur  Faslı Salis Hasım olup olmayanlar beyanındadır Madde 1634 Bir bir kimse bir şeyi dava ettik de eğer müddea aleyhin ikrarı takdirinde onun ikrarı üzerine bir hüküm tertip eder ise inkarıyla davada ve ikamei beyyinede hasım olur.  Ve eğer müddea aleyhin ikrarı takdirinde bir hüküm tertip etmez ise inkarı ile hasım olmaz Mesela esnaftan bir kulübede bir zattan senin resul'ün filan benden şu malı aldı sevmenini ver diye dava ettik de olsa tekrar etse semeni mübayaa def ve teslime mecbur olduğu cihetle inkar ettiği surette dahi müddeiye hasım olur  evvel halde müddeinin davası ve beyyinesi istimna olunur amma müddeisinin  şeraya vekilin olan kimse aldı diye dava ettik de müddei aleyh ikrar etse semeni mubayiea müddea bihi def ve teslim de mecbur olmadığı cihetle inkar ettiği surette müddeiye hasım olmaz Evvel halde müddeinin davası istima olunmaz Veli ve vasi ve mütevelli bu kaideden müstesnadır. şöyle ki bir kimse malı yetimi yahut malı vakfı mülkümdür diye dava ettik de vekilinin ya vasisinin yahut  mütevellinin ekranların Nafiz olmadığından üzerine bir hüküm tertip etmez ama inkarları sahih olup onun üzerine múddeinin  dava ve beyyinesi istima olunur şu kadar var ki Veli ve vasi ve mütevelli den sadır olan bir akit üzerine dava olunduğu halde tekrarları dahi muteber olur. mesela mesu..gu şeriye binaen bir sagirin malını velisi satıp da ona dair müşteri tarafından bir dava vuku bulsa Veli'nin ikrarı muteber olur. Madde 1635 davayı ayında hasım ancak zilyet tir Mesela bir kimse diğer kimsenin atını gasbile ahir bir şahsa bey' ve teslim edip de o kimse atını istirdat etmek istedik de ancak zilyetten dava eder.amma o atın kıymetini tazmini ettirmek istedikte gasptan dava eder. Madde 1636 Bir kimse malı müşteraya müstehak çıkıp da onu dava ettik de nazar olunur. Eger müşteri evvel malı kabul etmiş ise hini dava ve şehadet de Asım yalnız müşteridir bayi in huzuru şart değildir







Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.