FANDOM


Bakınız

D Portal:Mecelle - Mecelle(Türkî) -Majalla (Eng) -Mecelle/English - Mejelle - המג'לה (İbranî) . MEDŽELLE (Bosnian) . Medjelle Meğelle Mecelle-'i Ahkâm-ı'Adlīye ,Majallah el-Ahkâm-ı-Adliya, مجلة الأحكام العدلية . Mecelle/Arabî - مجلةMecelle/Arabi- Mecelle/Fihrist - Mecelle/Fransızca Kodifikasyon hareketleri .MKK/Düz Metin linkli

Bakınız

D Şablon:Mecelle/Mukaddime . MKK. 1.Kitap:Büyu' . 2.Kitap: .3.Kitap:. 4.Kitap:.5.Kitap:. 6.Kitap:. 7.Kitap:.8.Kitap:. 9.Kitap:. 10.Kitap:Şirket 11.Kitap. 12.Kitap:. 13.Kitap:.14.Kitap:İbra 15.Kitap:Dava KBVT. 16.Kitap:Kaza Mecelle/Resimler

Bakınız

D . Son:Ahmet Cevdet Paşa...Son:MC/1 MC/2... MKK Mecellenin Külli Kaideleri.... KSVİ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ/Düz Metin..... Kitab-ı İkrar.... Kitab-ı Dava Kitab-ı Dava/Düz metin..... KBVT Kitab-ı Beyyinat ve Tehalif Şablon:KBVT... Kitab-ı Dava Şablon:Kitab-ı Dava.... Kitab-ı İkrar Şablon:Kitab-ı İkrar.... KBVT.... Kitab-ı Kaza Şablon:Kitab-ı Kaza Kitab-ı Kaza/Günümüz Türkçesiyle... Şablon:Kitâbü'l- vekalet Kitâbü'l-Vekâle..... KİTAB-I VEDİA züfer görüşlerine 5. kitapta yer verip tepki çekmesi üzerine mecelle'nin 6. kitabının hazırlandığı komisyondan birtakım entrikalarla uzaklaştırılır ve mecelle'nin en kötü kitabı da bu 6. kitaptır. bakarlar ki o'nsuz ellerine yüzlerine bulaştıracaklar, kendisini geri çağırırlar ve o kötü hazırlanan 6. kitap (kitab'ül vedia) toplatılır. Mecelle/Eleştiriler Mecelle/Mütealalar Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin Mecelle cemiyeti Mecelle/Eşi sözlük seçmeleri MECELLE’NİN TA’DİL EDİLEN MADDELERİNİN İSLAM HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


Mecelle/Günümüz Türkçesiyle İzah güzel Yetkin de çıkmış
Mecelle/Vecizeler Mecelle/BİBLİYOGRAFYA Mecelle/Hazırlanışı Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin
ESK/Mecelle ESK/Mecelle/1-100 ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı Mecelle’nin üslûbu bir kânun kitabi olarak sâheserdir. Fesâhet ve belâgatla yazilmistir. Bilhassa basindaki 99 fikih kâidesinin çogu, dilimize ezberlenmesi kolay cümleler hâlinde girmistir. Bunlarda Ahmed Cevdet Pasanin akici ve düzgün ifâdesi hissedilmektedir. Fakat o devrin Türkçesi hakkinda ve o konularda bilgisi olmayanlar Mecelle’yi kolayca anlayamazlar. Mecelle’nin basindaki küllî (genel) kâidelerin çoğu, Islâm fakihlerinden Ibn-i Nüceym’in Esbah ve’n-Nezâir adli eseriyle Mecâmi Serhi’nden alinmistir. --- Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî
Osmanlıca Mecelle Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca Osmanlıca PDF mecelle
مجلة احكام عدلى Arapçası

Mecelle Esbâb-ı Mûcibe Mazbatası
Mecelle/Sadaretin Arzı ve İrade-i Seniyye
Mecelle/Mukaddime Majalla/Introduction Majalla/Part I
Mecelle'den seçme hükümler güzel medeni kanun hükümleri
Mecelle/Fransızca Mecelle/Rumca Mecelle/Boşnakça Mecelle/Osmani Mecelle/Türki Mecelle/Farisi Mecelle/Arabî Mecelle/English
• İddianame için: mütevatirin aleyhine Beyyine kabul olunmaz. Madde 73.md Hatası zahir olan zanna itibar yoktur
ŞERHLER:Mecelle şerhi Mecelle/Şerhleri MM hocası Atıf Bey şerhi - Archive org Atif bey mecelle Şerhi
Mecelle/VP Mecelle/WP Mecelle/WP Arabi
Mecelle-i Ahkam-ı Adliye
Tafsili Mecelle İcmali Mecelle İzahlı Mecelle Mecelle Taramaları
Mecal Mecal-ı şahsi Mecellat Megillah [1] Ester Esther Aşir Aşur Aysu Esau Isaiah Book of Esther [2] Ester kitabı [3]) :Hz.Muhammed as hakkında haberler vardır. İbni Kesir Peygamber olduğunu söyler.

Bakınız

D . Mecelle/Şerhleri Ali Haydar Efendi , Dürerül-Hukkâm (Osmanlica) Haci Resid Pasa , Rûhul-Mecelle , Mes’ud Efendi (Kayseri Müftüsü ) Mir’atül-Mecelle (Arapça ) G. Snopian (Fransiz Yazar) , Code Civil Ottoman

Bakınız

D. Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe İngilizce Fransızca MKK/Düz Metin . MKK/Düz Metin linkli MKK/1-25 MKK/26-50 MKK/51-75 MKK/75-100 MKK. Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi... Mecellenin külli kaideleri... Mecelle'den seçme hükümler... Majalla/ PART II... Mecelle/İlk 100 MADDE ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Türkçe kelime izahlı... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli.... ESK/Mecelle/1-100.... ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli... MKK.. Mecellenin Külli Kaideleri.... Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi

Bakınız

D . 50. Md şablonu güzel. MKK. MKK1 . MKK/1-25.MKK/1-30.MECELLE. MC/Mukaddime MAKALE-İ ÛLÂ; İLM-i FIKHIN TARİF VE TAKSİMİ HAKKINDADIR . Definition of Jurisprudence: MC/1 . MC/2 . MC/3 . MC/4 . MC/5 . MC/6 . MC/7 . MC/8 . MC/9 . MC/10 . MC/7 MC/8 MC/9 MC/10 MC/11 MC/12 MC/13 MC/14 MC/15 MC/16 MC/17 MC/18 MC/19 MC/20 MC/21 MC/22 MC/23 MC/24 MC/25
MAKALE-İ SANİYE; KAVÂİD-İ FIKHİYYE BEYÂNINDADIR MC/2 - Bir işden maksad ne ise hüküm ona göredir. Yani bir iş üzerine terettüb edecek hüküm ol işten maksat ne ise ona göre olur.MC. 170, 769, 1240.; TMK. 1, 2, 3, 84, 114, 125.; TBK. 18, 20, , 41, 43, 48, 82, 83.; ZGB. 2., 3.; BGB. 157, 242, 932.; TCK. 45 MC/3 - Ukûdda itibar makâsıt ve maâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.MC. MC/262, MC/389, MC/648.; TMK. ı, 2, 3.; TBK ı, 18,25, 26, 154, 165, 178, 505.; MH. 314, Madde 4 - Şek ile yakin zâil olmaz.MC. MC/5, MC/6, MC/7, MC/8, MC/9, MC/10, MC/11, MC/12. Madde 5 - Bir şeylin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.MC. MC/6, MC/10, MC/1685, MC/1776, MC/1777.; TMK IS Madde 6 - Kâdim kıdemi üzere zikrolunur.MC. MC/166, MC/1224, MC/1197.; MH. 48; TBK. 125 - 140. Madde 7- Zarar kadim olmaz.MC. MC/6 , MC/166, MC/1166, MC/1224; MH. 48.; TBK. 125 - 140. Madde 8 - Berâ'et-i zimmet asıldır.MC. MC/9, MC/612. Madde 9Sıfât-ı ârizada asl olan ademdir.MC/8, MC/332 Madde 10Bir zamanda sabit olan şeylin hilâfina delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur. MC MC/5, MC/1621, MC/1592. Madde 11 - Bir emr-i hâdisin akreb-i evkâtına izâfeti asıldır. MC MC/10, MC/5, MC/8; HUMK 299. Madde 12 - Kelâmda asl olan manây-ı hakîkîdir.MC. MC/13, MC/60, MC/61.; TMK ı, 2; TBK18. Madde 13 - Tasrih mukâbelesinde delâlete i'tibar yokdur.MC. MC/12, MC/772.; TBK. ı. 2:, HUMK. 234, Madde 14 - Mevrid-i nassda ictihâda mesâğ yoktur.MC. MC/15, MC/16, MC/167.; TMK. ı, 2; TBK 18. Madde 15 - Alâ hilâfi'l-kıyâs sâbit olan şey sâire makîsün-aleyh olamaz.MC. MC/14, MC/16. MC/1659. Madde 16 - İctihâd ile ictihâd nakz olmaz.MC. MC/14, MC/15.; TMK. 1; TCK. 44 Madde 17 - Meşakkat tesyîri celbeder.MC. MC/18, MC/19, MC/20, MC/205, MC/223, MC/396, MC/799.; TMK. 2 Madde 18 - Bir iş zîk oldukda müttesi olur.MC. MC/17. Madde 19 - Zarar ve mukâbele bi'z-zarâr yokdur.MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, 28, MC/29.; TMK. 41, 61, vd; Madde 20 - Zarar izâle olunur.MC. MC/19, MC/21, MC/22, MC/25, MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/30, MC/32, MC/998, MC/1201.; TBK 41 vd. Madde 21 - Zarûretler memnû' olan şeyleri mübah kilâr. MC. MC/22, MC/96, MC/97, MC/1007.; TBK. 52; TCK 49-50, 516/4. Madde 22 - Zarûretler kendi mikdarlarınca takdir olunur.MC.MC/21, MC/23.; TBK. 52; TCK. 49-50, 516/4 Madde 23 - Bir özür için câiz olan şey ol özrün zevâliyle bâtıl olur.MC. MC/22, MC/517. Madde 24 - Mâni' zâil oldukda memnû' avdet eder.MC. MC/19, MC/335, MC/345, MC/347, MC/372, MC/869, MC/870, MC/1647, MC/1653, MC/1654. Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz.MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52

Bakınız

D MKK/25-50 Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz. MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52 Madde 26 - Zarar-ı âmmı def için zarar-ı has ihtiyâr olunur. MC. MC/20, MC/27, MC/28, MC/29, MC/1325. Madde 27 - Zarar-ı eşedd zarar-ı ehaf ile izâle olunur. MC. MC/25, MC/26, MC/20, MC/902, MC/906, MC/1044, MC/1224, MC/1440.; TMK. 656, 661 vd. Madde 28 - iki fesâd te'âruz etdikde ehaffí irtikâb ile a'zamının çaresine bakılır. MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, MC/29, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 29 - Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur. MC. MC/21, MC/22, MC/26, MC/27, MC/28, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 30 - Def'-i mefâsid celb-i menâfi'den evlâdır. Madde 31 -Zarar bi-kadari'l-imkân def olunur. MC. MC/28, MC/29, MC/30, MC/532, MC/533.; TMK. 656 ve 661. Bu maddede bahsedilen kıyas, İslâm Huküku'nun ana kaynaklarından birisidir. Bibliyografi Ali Haydar, Mecelle şerhi, 1/67, Ömer Nasuhi, Hukûk-l İslâmiye, 1/171, vd. Zeydan, age. sil. vd. Madde 32 - Hâcet umûmî olsun husûsî olsun zarûret menzilesine tenzîl olunur. Bey ' bili-vefânın tecvîzi bu kabîldendir ki Buhara ahâlîsinde borç tekessür etdikçe görülen ihtiyaç üzerine bu mu'âmele mer'iyyü'l-icrâ olmuştur. MC. MC/21, MC/118, MC/205, MC/213, MC/396, MC/420. Madde 33 - Iztırar gayrın hakkını ibtâl etmez. Binâen-alâ-zâlik bir adam aç kalıb da birinin ekmeğini yese ba'dehû kıymetini vermesi lazım gelir. MC. MC/400, MC/1007.; TCK: 49-50/4; TBK. 52 Madde 34 - Alması memnû' olan şeyin vermesi dahi memnû' olur. TCK 64 67 MC MC/35 tbk 50 Madde 35 - İşlenmesi memnû' olan şeyin istenmesi dahi memnû' olur. TCK 64-67.; TBK 50.; MC. MC/34, MC/1818. Madde 36 - Âdet muhakkemdir. Yani hükm-i şer'iyi isbât için örf ve âdet hakem kılınır. Gerek âmm olsun ve gerek hâs olsun. MC. MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/41, MC/42, MC/43, MC/44, 45, MC/230, MC/251, MC/291, MC/450, MC/460, MC/469, MC/574, MC/575, MC/576, MC/1340, MC/1790, MC/188, MC/354, MC/495, MC/555, MC/622, MC/829.; TMK. 1/1, 590/11, 592/281, 285, 420, 423. Madde 37 - Nâsın isti'mâli bir hüccetdir ki anınla amel vâcib olur. I'MK ı; MC. MC/36, MC/168, MC/389, MC/495. Madde 38 - Âdeten mümteni' olan şey hakîkaten mümteni' gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/39, MC/40, MC/1589, MC/1629. Madde 39 - Ezmanın tegayyürü ile ahkâm'ın tagayyürü inkâr olunamaz. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/40, MC/244, MC/326, MC/596, MC/1716. Madde 40 - Âdetin delâletiyle ma'ânîy-ı hakîkî terk olunur. MC. MC/12, MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/61, MC/82, MC/912, MC/1584.; TMK ı, 2.; TBK. 18 Madde 41- Âdet ancak muttarid yâhut galip oldukda mu'teber olur. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/42, MC/240.; TMK ı Madde 42 - İ'tibâr galib-i şâyi'adır, nâdire değildir. MC. MC/41, MC/987.; TMK ı; HUMK 238 Madde 43 - Örfe ma'rûf olan şey şart kılınmış gibidir. TMK 1; TTK ı; MC. MC/36, MC/37, MC/41, MC/42, MC/461, MC/563, MC/596, MC/871 Madde 44 - Beyne't-tüccâr ma'rûf olan şey beynlerinde meşrût gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/790, MC/1463.; TMK 1/1, 2; TBK 18 Madde 45 - Örf ile ta'yîn nass ile ta'yîn gibidir, MC. MC/43, MC/44, MC/527, MC/528, MC/816, MC/1498, MC/1499.; TMK ı Madde 46 - Mâni' ve muktazi teâruz etdikde mâni' takdîm olunur. Binâen-alâ-zâlik bir adam borçlusu yedinde merhûn olan malını âhara satamaz. MC. MC/337, MC/350, MC/397, MC/96-MC/1192, MC/590-MC/1725, MC/756-MC/1192-MC/747, MC/1192-MC/1197, MC/1598-MC/1601. Madde 47 - Vücudda bir şeye tâbi' olan hükümde dahi ana tâbi' olur. tılmış olur. MC. MC/48, MC/50, MC/236, MC/903.; TMK. 619-622 Madde 48 - Tâbi' olan şeye ayrıca hüküm verilmez. Meselâ bir hayvanın karnındaki yavrusu ayrıca satılamaz. MC. MC/47, MC/216, MC/224, MC/856.; TMK. 619-622 Madde 49 - Bir şeye mâlik olan kimse ol şeyin zarûriyyâtmdan olan şeye dahi mâlik olur. Meselâ, bir hâneyi satın alan kimse ana mûsil olan tarîka dahi mâlik olur. MC. MC/232, MC/1194 Madde 50 - Asıl sâkıt oldukda fer' dahi sâkıt olur. MC. MC/81, MC/661, MC/662, MC/1527, MC/1530

Bakınız

D MKK; MKK3 MKK/51-75

Bakınız

D. MKK/75-100. MKK/4

Adobe Post 20190711 080718

Majalla/English

Bakınız

D Şablon:Majalla bakınız .Portal:Mecelle. Majalla. Mecelle/English [4]
AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH (The Ottoman Courts Manual (Hanafi)) The Journal of The Verdicts of The Justice Mecelle/Dictionary ENG word .Mecelle/İngilizce/Düz metin Majalla 1. Sale (BUYU' 101-403 ). 2.Majalla/Book II BOOK II:Hire 404-611 . BOOK III: GUARANTEE


INTRODUCTION Definition and Classification of Turkic Jurisprudence MAXIMS OF TURKIC JURISPRUDENCE BOOK I BOOK II BOOK III BOOK IV BOOK V BOOK VI BOOK VII BOOK VIII BOOK IX BOOK X BOOK XI BOOK XII BOOK XIII BOOK XIV BOOK XV BOOK XVI
Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî Mecelle/Osmani Anadoluda hukuk bilinci

Azerbaycan Cumhuriyetinin Mülk Mecellesi
C1ff688de36687d49d19f70c55f8c691
Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"

Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"

KİTÂBÜ'L-VEKÂLE

KİTÂB-I 11ÂDî AŞAR

VEKÂLET HAKKlNDA OLUP BİR MUKADDİME İLE ÜÇ BÂBI MÜŞTEMİLDİR

MUKADDİME

BAZI ISTILÂHÂT-I FIKHİYYE BEYÂNINDADIR

MADDE 1449 -Vekâlet, bir kimse işini başkasına tefvîz etmek ve ol işde onu kendi yerine ikânme eylemekdir. Ol kinıseye müvekkil ve yerine ikâme eylediği kimesneye vekîl ve ol işe müvekkelün bih denilir.

MC. 859, 967, 1459; MH. 892; TBK. 32-40, 386, 534; HUMK. 59. TTK. 160, 163, 175, 257, 317, 489, 540.

MADDE 1450 - Risâlet, bir kimse tasarrufda dahli olmaksızın bir kimesnenin sözünü diğere tebliğ etmekdir.

Ol kimesneye resûl ve ol kimesneye mürsil ve diğerine mürselün ileyh denilir.

MC. 1455, 1461, 1462, 1523; MH. 897, 907; TBK. 32-40, 386 vd.

BÂB-I EVVEL

VEKÂLETİN RÜKÜN VE TAKSîMİ BEYÂNINDADIR

MADDE 1451 - Tevkîlin rüknü îcâb ve kabûldür.

Şöyle ki, müvekkil şu husûsa seni vekîl etdim deyip de vekîl dahi kabûl etdim dese, yahut kabûlü müş'ir başka bir söz söylese, vekâlet mün'akid olur. Kezâlik vekîl bir şey söylemeyip de ol huşûsun icrâsına teşebbüs eylese delâleten vekâleti kabûl etmiş olmakla tasarrufu sahîh olur.

Ammâ ba'de'l-îcâb vekîl reddetse îcâbın hükmü kalmaz.

Binâen aleyh bu husûsa seni vekîl ettim deyip de vekîl olacak kimesne kabûl etme m deyû reddetdikden sonra müvekkelün bihin icrâsına mübâşeret eylese tasarrufu sahîh olmaz.

MC. 15, 67, 96, 368, 1113, 1449, 1453, 1455, 1468, 1485, 1516, 1521; MH. 895. TBK. 32-40, 386 vd., 892 vd.

MADDE 1452 - İzin ve icâzet tevkîldir.

MC. 1451; MM. 897; TBK. 32-40.

MADDE 1453 - İcâzet-i lâhika vekâlet-i sâbıka hükmündedir.

Meselâ, bir kimse fuzûlî olarak âharın malını satdıkdan sonra mal sâhibine haber verip o dahi mücîz olsa evvelce onu vekîl etmiş gibi olur.

MC.. 11,7, 72,368,447,72,360, 447, 770, 1 'l'llK, MII, 1107.

MADDE 1454 - Risâlet, vekalet kabilinden değildir.

Meselâ, bir kimseye sarraf akçe ikraz edecek olup da o dahi akçeyi getirmek üzere Hizmetkârını gönderse Hiznıetkâr ol kimsenin rcsûlüdür. Yoksa istikrâza vekil değildir.

Kezâlik bir kimsenin bir at iştirâ etmek üzere cambaza gönderdiği şahıs o cambaza filan kiınse senden filan atı satın almak istiyor demesi üzerine canbaz dahi şu kadar kuruşa olmak iizre bu atı ona satdım, var ona söyle ve atı ona teslîm eyle, diyerek ol şahsa verip, o dahi minvâl-i meşrûh üzre ol kimseye atı teslîm ve o dahi hemen kabul etdikde ol kimse ile canbaz beyninde bey' mün'akid olarak ol şahıs arada mücerred bir resül ve vâsatı olur. Yoksa vekîl olmaz.

Ve kezâlik bir kimse kasaba benim pazara gidip gelen filan hizmetkârıma benim için yevmiye şu kadar kıyye et ver deyip o dahi bu vechile verse ol hizmetkâr efendisinin resûlü olur vekîli demek olmaz.

MC. 8, 76, 78, 1450, 1459, 1460, 1462, 1774; TBK. 32 vd.; MM. 897.

MADDE 1455 - Emir bazan vekâlet ve bazan risâlet kabîlinden olur.

Meselâ, bir kimsenin emri ile hizmetkârı bir tâcirden mal iştirâ eyledikde ol kimsenin şirâya vekîli olur.

Ammâ ol kimse bir tâcir ile pazarlık edip de malı alıp getirmek üzere hizmetkârını gönderse efendisini resûlü demek olup yoksa vekîli olmaz. MC. 1450; TBK. 32 vd.

MADDE 1456 - Rükn-i tevkîl bazan mutlak olur.

Yani bir şahsa mu'allak ya bir vakte muzâf yâhud bir kayd ile mukayyed olmaz. Ve bazan şarta muiallak olur.

Meselâ, filan tâcir buraya gelirse benim şu atımı satmak üzere seni vekîl ettim deyip de o dahi kabûl etse vekâlet ol tâcirin gelmesine mutallak olarak mün'akid olur. Ve ol tâcir gelirse vekîl dahi ol malı satabilir. Ve illâ satamaz.

Ve bazan bir vakte muzâf olur.

Meselâ, Nisan aymda benim hayvanlarımı satmaya seni vekîl ettim deyip o dahi kabul etse şehr-i Nisan hulûlünde vekîl olup hemen ol vakit yahud ondan sonra 01 hayvanları bi'l-vekâle satabilir. Ammâ Nisan'dan evvel satamaz.

Ve bazan bir kayd ile mukayyed olur.

Meselâ, şu saatımı bin kuruşa satmaya seni vekîl ettim dese vekîlin vekâleti onu bin kuruşdan aşağıya satmamak ile mukayyed olur.

MC. 24, 82, 91, 1449, 1453, 1470, 1478, 1479, 1481, 1498, 1501, 1515, 1520. TBK. 32-40, 388-396; MH. 896.

BÂB-ı SÂNÎ

ŞART-I VEKÂLET BEYÂNlNDADIR

MADDE 1457 -- Müvekkilin, nıüvckkclin bih olan işi yapmağa muktedir olması şarttır. Binâen aleyh sabî-i gayr-i mümeyyiz ile mecnunun tevkîli sahîh olmaz.

Ve sabî-i múmeyyiz hakkında hibe ve sadaka gibi zarar-ı mahz olan işlerde velisi II verse bile âlıarı vekil edenıez. Ve kabûl-i hibe ve sadaka gibi hakkında neff-i rnahz an işlerde velisinin izni olmasa bile âharı vekîl edebilir. Ammâ bey' ve şirâ' gibi neff zarar beyninde dâir ve nıütereddid olan tasarruflarda eğer ahz ve i'tâya mezûn ise başkasını dahi tevkîl edebilir.

Değilse, tevkîl velîsinin icâzetine mevkûfen mün'akid........

MC. 70, 852, 966, 967, 1449, 1453; MH. 893, 894, 898.

MADDE 1458 Vekîlin âkıl ve mümeyyiz olması şartdır. Bâliğ olması şart değil- Binâen aleyh sabî-i mümeyyiz me'zûn olmasa bile vekîl olabilir. Fakat hukûk-ı akd a âid olmayıp müvekkiline âid olur.

MC. 761, 943, 966, 979, 999, 1029, 1453, 1460; MH. 893, 894.

MADDE 1459 — Bir kimse bizzat yapabileceği husûslarda ve muamelâta dâir olan r hakkın îfâ ve istîfâsında başkasını vekîl edebilir.

Meselâ, bir kimse beyi ve şirâ' ve îcâr ve istîcâr ve rehin ve irtihân ve îdâ ve istîdâ' hibe ve ittihâb ve sulh ve ibrâ ve ikrâr ve da'vâ ve taleb-i şufa ve kısmet ve îfâ ve tîfâ-i düyûna ve kabz-ı mala diğer bir kimseyi tevkîl etse câiz olur. Fakat müvekkelin bihin ma'lûm olaması lâzımdır.

MC. 17, 43, 68, 74, 91, 96, 469, 723, 724, 780, 794, 921, 1449, 1466, 1584, 1491, 1463, 1333, 658, 1453, 1468, 1465, 1494-1498, 1482, 1485, 1456, 429, 1461, 1483, 1479, 1491, 1466, 1030, 1463, 648, 1506, 1527, 1502, 1505, 1526, 1520, 1774, 1700. TBK. 32-40, 386 vd., 388; HUMK. 5971, 417, 421, 423, 424; CMUK. 136 vd. MH. 898.

BÂB-I SÂLİS

VEKÂLETİN AHKÂMI BEYÂNINDA OLUP ALTI FASLI MÜSTE'MİLDİR

Fasl-ı Evvel

Vekâletin ahkâm-ı umûmiyyesi beyânındadır

MADDE 1460 - Hibe ve i'âre ve rehin ve îda' ve ikraz ve şirket ve mudârebede ve 1-inkârin sulhda vekîlin akdi müvekkiline muzâf kılması lâzımdır. Müvekkiline muzâf oImazsa sahîh olmaz.

MC. 1550; TBK. 32-40, 386 vd., 388; MM. 904-905.

MADDE 1461 — Beyi ve şirâ' ve an-ikrârin sulhda vekîlin akdi müvekkiline muzâf İması şart değildir. Müvekkiline muzâf kılmayıp da nefsine izâfet ile iktifâ etmesi thi sahîh olur. Ve iki sûretde dahi mülkiyet ancak müvekkiline sâbit olur. . . . . .



Fakat akd eğer müvekkiline muzaaf kılınmazsa hukuk-u akd akide yani vekile ait olur Ve eğer müvekkile muzaf kılınırsa hukuk-u aks dahi müvekkile ait olur . Ve bu suretde vekil Resul gibi olur.

Mesela vekil müvekkiline muzaf kılmayıp da nefsine izafet ile iktifa ederek müvekkilinin bir malını sattikta mebii müşteriye teslim etmeye mecbur olur ve semeni müşteriden talep ve kabz edebilir. Ve mal-i muşteraya bir müstakil çıkıp da ........hüküm zabt olunsa müşteri vekil bicl veya rucû' eder. Yani verdiği semeni on- senteni ıttıişteı•ideıt talep ve kabz edebilir, Ve nüil-1 11) (iştcrâya bir bakic'l-hıikıtl olunsa nıiiştcri vclçîl bi'l-bcy'a riicû' eder. Yani verdiği on. dan ister. Ve vekil bi'ş-şirâ' akdi bu vcclıilc müvekkiline muzâf kılmaksızın iştirâ eyle. dıği ınalı kabz eder. Ve mâl-l müştcrânın semenini müvekkilinden almasa bile kendi ınalından bâyi'e vermek üzere cebr olunur. Ve mâl-1 müşterâda ayb-l kadîm zuhûr için vekilin musânıaha hakkı olur. Amma vekîl eğer akdi müvekkiline muzâf kılmış ise meselâ filanın tarafından bi'l-vekâle satdım yahut filan için aldım diyerek akd.i bey' eylenıiş olsa ol halde ânifen beyân olunan hukûk-ı akd hep müvekkile âid olur. Ve bu sûretde vekil resûl hükmünde kalır.

MC. 12, 278, 630, 673, 857, 1453, 1456, 1458, 1459, 1462, 1489, 1491, 1504, 1505, TBK. 3240, 386 vd., 388; HIJMK. 59-71; MM. 898, 904, 905.

MADDE 1462 - Risâletde hukûk-ı akd mürsile aid olur. Resûle asla taalluk etmez.

MC. 1453, 1454, 1460; MM. 907; TBK. 38.

MADDE 1463 - Bey' ve şirâ ve îfâ ve istîfâ-yı deyne ve kabz-ı ayna vekîl olan kimsenin cihet-i vekâletden dolayı makbûzu olan mal kendi yedinde vedî'a hükmündedir.

Bilâ-teaddî velâ-taksir telef olsa zamân lâzım gelmez.

Cihet-i risâletden dolayı resûlün yedindeki mal dahi kezâlik vedî'a hükmündedir.

MC. 43, 243, 777, 780, 790, 794, 1454, 1459, 1479, 1486, 1491, 1492, 1506, 1774, 1778. CUMK: 59-71; TBK. 32-40, 386-392; MH. 904, 905.

MADDE 1464 - Medyûn borcunu dâ'ine gönderip de kable'l-vusûl resûl yedinde telef olduğu sûretde eğer medyûnun resûlü ise medyûnun malından telef olur. Ve eğer dâ'inin resûlü ise dâ'inin malından telef olup medyûn borcundan berî olur.

MC. 262, 298, 787, 1459, 1463; MH. 908 vd.

MADDE 1465 - Bir kimse iki kişiyi birden tevkîl etse vekîl oldukları husûsda yalnız birisi tasarruf yani îfâ-yı vekâlet edemez. Fakat husûmete yâhud redd-i vedYya veyahud kazâ-yı deyne vekîl iseler yalmz birisi îfâ-yı vekâlet edebilir.

Ammâ bir kimseyi bir husûsa vekîl etdikden sonra diğerini dahi re'sen o işe vekil ettiği sûretde her hangisi îfâ-yı vekâlet etse câiz olur.

MC. 1453, 1459, 1802, 1844; MM. 902; HUMK. 59-71; TBK. 32-40, 286 vd.

MADDE 1466 - Bir kimse vekîl olduğu hususda başkasının tevkîl edemez.

Meğer ki müvekkil ona izin vermiş veyahud re'yinle amel et demiş ola. Ol halde vekîl başkasını vekîl edebilir. Ve bu vechile vekîlin tevkîl ettiği kimse müvekkilin vekili olur. Yoksa ol vekîlin vekîli olmaz. Hattâ vekîl-i evvelin azli ile yahut vefatı ile vekîl-i Sânî mün'azil olmaz.

MC. 55, 1453, 1465, 1521, 1526, 1529, 1530; TBK. 391; MH. 901.

MADDE 1467 - Eğer vekâletde ücret şart edilip de vekîl dahi îfâ-yı vekâlet eyler-313 se müştehik olur. Ve eğer şart edilmeyip de vekîl dahi ücret ile hizmet eder makûleden değilse muteberri olup ücret isteyemez.

MC. 452, 562, 563; TBK. 394; MVI. 903, HUMK. 417, 421, 423, 424.

Fasl-ı Sânî

Şirâya vekâlet beyânındadır

MADDE 1468 - (1459.) maddenin fıkra-i ahîresi hükmünce vekâletin îfâsı kâbil olacak mertebe müvekkelün bihin ma'lûm olması lâzımdır.

şöyle ki, müvekkil iştirâ ettireceği şeyin cinsini beyân etmelidir ve cinsin tahtında eğer envâ'-ı müteğâyire varsa yalnız cinsin beyânı kâfi olmayıp nev'ini yahut bahâsını dahi beyân etmek lâzım gelir.

Ve eğer alınacak şeyin cinsi beyân olunmazsa yahut cinsi beyân olunup ancak tahtında envâ'-i müteğâyire olduğu halde nev'i ya bahâsı ta'yin kılınmazsa vekâlet sahîh olmaz. Meğer ki vekâlet-i âmme ile tevkîl etmiş ola. Meselâ, bir kimse bana bir at al deyû diğerini tevkîl etse vekâlet sahîh olur ve bir kimse esvabllk almak üzere birini tevkîl edecek oldukda cinsini yani çetarı mı almak ister yoksa başka cins kumaş mı ister burasını beyan ile beraber Şam ve Hind kumaşı deyû nev'ini yahut topu şu kadar kuruşluk deyû bahâsım beyân etmesi lâzımdır. Cinsini beyan etmeyip de yalnız bana bir dâbbe al yahut kumaş al dese veyahut meselâ çetârı al deyip de nev'ini ya bahâsını beyân etmese vekâlet sahîh olmaz. Fakat bana bir kat urbalık kumaş yahut çetarı al herhangi cins veya neviden olursa olsun senin reyine müfevvazdır dese vekâlet-i âmme olup vekîl kangı cins veya nevi'den isterse alabilir.

MC. 54, 140, 1456, 1459, 1470; TBK. 32-40, 388, 389, 404 416 vd. HUMK. 59-71; MH. 908-919.

MADDE 1469 — Aslın ya maksadın veyahut san'atın ihtilâfi ile cins dahi muhtelif olur.

Meselâ, pamuk bezi ile keten bezi asıllarının ihtilâfi sebebiyle muhtelifü'lcinsdirler ve koyunun yünü ile derisi ihtilâf-1 maksad hasebiyle muhtelifü'l-cinsdirler. Zira deriden maksad tulum yapmak olup yün almakdan maksad ise iplik yapıp kilim dokumak gibi ona mugâyir olan husûslardır.

Ve Şarköy keçesi ile Uşak keçesi hep yünden ma'mûl oldukları halde ihtilâf-ı san'at hasebiyle muhtelifü'l-cinsdirler.

MC. 1163; MH. 908 vd.; TBK. 388-389.

MADDE 1470 — Vekîl eğer cinsde muhâlefet ederse yani müvekkil filan cinsden birşey al deyip de vekîl başka bir cinsden bir mal alsa her ne kadar aldığı şey daha faydalı olsa bile müvekkil hakkında nâfiz olmaz. Yani vekîlin aldığı mal kendi üzerinde kalıp müvekkil için alınmış olmaz. MC. 378, 1458, 1495; MH. 908 vd.; TBK. 32-40, 388, 389.

MADDE 1471 — Müvekkil koç al deyip de vekîl koyun alsa müvekkil hakkında nâfiz olmayıp alınan koyun vekîlin olur.

MC. 65; TBK. 389; MII. 908 vd.

MADDE 1472 Müvekkil bana filan arsayı al deyip de ol arsa üzerine ebniye yapsa ondan sonra vekîl onu bi'l-vekâle alanıaz. Ammâ filan hâneyi al deyip de ol lüne sıvatılsa yahut ona bir duvar ilâve edilse bu halde vekîl onu bi'l-vekâle alabilir. MC. 1453, 1470; TBK. 32-40, 388, 389.

MADDE 1473 - Müvekkil süt al deyip de ne sütü olduğunu tasrîh etmese beldede ma'rûf olan süte mahmûl olur.

MC. 45; MM. 908 vd.; TBK. 289.

MADDE 1474 - Müvekkil pirinç al dese vekîl olan kimse çarşıda satılan her nevi pirinçden alabilir.

MH. 908 vd.; TBK. 389.

MADDE 1475 - Bir kimse bir hâne almak için diğerini tevkîl edecek oldukda mahailesini ve fiyatını beyân etmelidir. Beyân etmezse vekâlet sahîh olmaz.

MC. 1468, 1479; MH. 908 vd. MADDE 1476 - Bir kimse bir tek inci yahut bir kırmızı yakut taş almak üzere birini tevkîl edecek oldukda bahası kaç kuruşa kadar olacağını beyan etmesi lâzımdır. Etmezse vekâlet sahîh olmaz.

MADDE 1477 — Mukadderâtda müvekkelün bihin mikdârı yahut semeni beyân olunmak lâzımdır.

Meselâ, buğday almak için birini tevkîl ettikde kaç kile olacağını söylemesi yahut şu kadar kuruşluk buğday diye mikdâr-ı semeni beyân eylemesi lâzım gelir. Beyân etmezse vekâlet sahîh olmaz.

MC. 1479; MH. 908 vd.

MADDE 1478 - Müvekkelün bihin vasfi beyân olunmak lâzım değildir.

Meselâ, a'lâ ya evsat ya ednâ deyû vasfının beyânı lâzım gelmez.

Şu kadar ki müvekkelün bihin vasfı müvekkilin hâline muvâfik olmak lâzımdır.

Meselâ, bir beygir kiracısı kendisine bir beygir almak üzere birini tevkîl ettikde vekîl gidip de yirmi bin kuruşluk bir arab atı alamaz, alırsa şirâsı müvekkil hakkında nâfiz olmaz. Yani ol at müvekkil için alınmış olmayıp vekîlin üzerinde kalır.

MC. 64, 1468; MH. 908 vd.

MADDE 1479 - Vekâlet bir kayd ile takyîd olundukda vekîl ona muhâlefet edemez. Ederse şirâsı müvekkil hakkında nâfiz olmayıp aldığı mal kendi üzerinde kalır,

Fakat müvekkil hakkında daha faydalı bir sûretde muhâlefet eder ise manen muhâlefet addolunmaz. Meselâ, bir kimse filan hâneyi benim için on bin kuruşa al dedikde vekîl daha ziyâdeye iştirâ etse müvekkil hakkında nâfiz olmayıp ol hâne kendisinin üzerinde kalir. Ammâ on bin kuruşdan aşağı ise müvekkil için alınmış olur.


Kezâlik veresiye al deyip de vekîl peşin akçe ile alsa ol mal vekîlin üzerinde kalır. Ammâ peşin akçe ile al deyip de vekîl veresiye alsa müvekkil için alınmış olur.

MC. 1456, 1459, 1477, 1479, 1559; MH. 912, 913; TBK. 389.

MADDE 1480 - Bir kimse iştirâsına vekîl olduğu şeyin nısfını iştirâ ettiği sûretde eğer ol şeyin teb'izinde zarar var ise şirâsı müvekkil hakkında nâfiz olmaz, yok ise nâfız olur.

Meselâ, bir top kumaş al deyip de vekîl yarım top alsa müvekkil hakkında nâfiz olmaYlP ol mal vekîlin üzerinde kalır. Ammâ altı kile buğday al deyip de vekîl üç kile alsa müvekkil için alınmış olur.

MC. 1499, 1526; MH. 911.

MADDE 1481 — Müvekkil bana bir cübbelik çuha al deyip de vekîlin aldığı çuhadan cübbe çıkmasa şirâsı müvekkil hakkında nâfiz olmayıp ol çuha vekîlin üzerinde kalır.

MC. 1456, 1479; MH. 911.

MADDE 1482 — Bir şeyin bahâsı beyân olunmaksızın iştirâsına vekîl olan kimesne ol şeyi kıymet-i misliyyesi ile alabildiği gibi gabn-ı yesîr ile dahi alabilir.

Fakat et ve ekmek gibi si'r ve kıymeti mulayyen olan şeylerden gabn-ı yesîr dahi ma'füvv olmaz.

Ammâ gabn-ı fâhiş ile alırsa her halde şirâsı müvekkil hakkında nâfiz olmayıp ol mal kendisinin üzerinde kalır.

MC. 43, 165, 1453, 1479, 1485; MH. 913.

MADDE 1483 — Ale'l-ltlak iştirâ nükud ile iştirâya masrûf olur.

Bu sûretde bir şeyin iştirâsına vekîl olan kimse onu bir mal ile trampa etse müvekkil hakkında nâfiz olmayıp o şey vekîl üzerinde kalır.

MC. 43.

MADDE 1484 - Bir mevsim-i mu'ayyende lüzûmu olan şeyi almak için bir kimse diğerini tevkîl etse ol mevsime masrûf olur. Meselâ, bir kimse bir bahar mevsiminde şâlî cübbe almak için birini tevkîl etse o Yazın kullanılmak üzre cübbe alması için tevkîl etmiş olur, mevsim geçdikden sonra yahut gelecek senenin baharında alsa müvekkil hakkında nâfiz olmayıp vekîlin aldığı cübbe kendi üzerinde kalır.

MC. 1456, 1470, 1476; MH. 912 vd.

MADDE 1485 — Bir mu'ayyen şeyin iştirâsına vekîl olan kimse ol şeyi kendisi için iştirâ edemez ve iştirâ ederken ben bunu kendim için aldım dese bile kendisinin olmayıp müvekkilin olur. Meğer ki müvekkilin ta'yin ettiği bahâdan ziyâdeye ve ta'yin-i bahâ etmediğ sûretde gabn-l fâhiş ile alırsa o vakit mal vekîlin olur.

Ve bir de müvekkil hâzır olduğu halde vekîl ben bunu kendim için aldım derse o mal vekîlin olur.


MC. 1453, 1456, 1479, 1480, 1486, 1524; MII. 913, 914.

MADDE 1486 Bir kinişe bana filanın atını al deyip de vekîl lâ ve na'am birşey söylenıeksizin gidip ol atı iştirâ ettiği takdîrde eğer alırken müvekkil için aldım derse müvekkilin olur. Ve eğer kendim için aldım derse kendisinin olur.

Amma yalnız aldım deyip de kimin için aldığını söylememişken sonradan müvekkil için aldım dediği sûretde eğer at telef yahut bir ayıb hâdîs olmadan demiş ise tasdîk olunur. Ve eğer at telef yahut bir ayıb hâdîs oldukdan sonra demiş ise tasdîk olunmaz.

MC. 67, 175, 1451, 1453, 1459, 1463, 1580.

MADDE 1487 - Bir şey almak üzere bir kimseyi iki kişi başka başka tevkîl ettiği sûretde vekîl ol malı alırken hangisi için kasd ve murat etmiş ise ol mal olunan olur. Mc. 1485.

MADDE 1488 - Vekîl bi'ş-şirâ kendi malını müvekkil için satsa sahîh olmaz.

MCMC. 167; MH. 916-918.

MADDE 1489 - Vekîl aldığı malı henüz müvekkile teslîm etmeden aybına muttali olsa onu kendiliğinden olarak reddedebilir. Ammâ müvekkile teslîm ettikden sonra onun emir ve tevkîli olmaksızın reddedemez.

MC. 51, 1459, 1461, 1463, 1494, 1526; MH. 918.

MADDE 1490 — Vekîl eğer malı mü'eccel olarak iştirâ eylese müvekkil hakkında dahi mü'eccel olup vekîl onun semenini peşin olarak taleb edemez.

Ammâ vekîl peşin para ile iştirâ ettikden sonra bâyi' semenini te'cîl etse vekîl semeni müvekkilden ber-vech-i peşin taleb edebilir.

MC. 260, 261; MH. 915.

MADDE 1491 - Vekîl bi'ş-şirâ semeni kendi malından verip de mebî'i kabz etse müvekkile rücû' edebilir.

Yani verdiği semeni ondan alabilir. Ve mâl-ı müşterânın semenini henüz bâyi'a vermemiş olsa bile müvekkilinden semeni taleb ve müvekkil onu edâ edinceye dek malı haps ve tevkîf edebilir. MC. 243, 794, 1461, 1463, 1482; MH. 913.

MADDE 1492 - Vekîl bi'ş-şirâ yedinde mâl-ı müşterâ kazârâ telef ya zâyi' olursa müvekkilin malından telef olur ve semenden bir şey sâkıt olmaz.

Fakat vekîl onu istîfâ-yı semen için haps edip de ol halde telef ya zâyi' olsa semenini vekîlin vermesi lâzım gelir.

MC. 278, 293, 298, 1459, 1463. TBK. 32-40, 389-392; MH. 919.

MADDE 1493 - Vekîl bi'ş-şirâ müvekkilin izni olmadıkça akd-i beyli ikâle ede- mez.

MC. 58, 196, 1526.


Fasl-ı Sâlis

Bey'a vekâlet hakkındadır

MADDE 1494 - Ale'ı-ıtlâk bey'a vekîl olan kimse müvekkilinin malını aza çoğa yani münâsib gördüğü bahâ ile satabilir.

MC. 64, 78, 372, 378, 1459, 1472, 1479, 1482, 1489, 1505; TBK. 32-40, 386 vd., vd., 416 vd. MH. 920 vd.

MADDE 1495 — Müvekkil eğer ta'yîn-i semen etmiş ise, yani şu kadar kuruşa sat demiş ise vekîl ondan noksâna satamaz. Satarsa beyti müvekkilinin icâzetine mevkûfen mün'akid olur. Ve hod-be-hod noksânına satıp da malı müşteriye teslîm etdikde müvekkil ona ol malı tazmîn ettirebilir.

MC. 378, 901, 1456, 1489, 1499, 1635; MH. 920; TBK. 388, 389, 416 vd.

MADDE 1496 — Vekîl bi'l-bey' müvekkilin malını kendisi için alsa sahîh olmaz.

MC. 167; MH. 923.

MADDE 1497 - Vekîl bi'l-bey' kendi lehinde şehâdetleri câiz olmayanlara müvekkilin malını satamaz, meğer ki değerinden ziyâdeye satarsa beyfi sahîh olur.

Ve bir de müvekkil eğer dilediğin kimseye sat deyû vekâlet-i âmme ile tevkîl etmiş ise ol halde vekîlin onlara dahi semen-i misli ile satması câiz olur. MC. 1700; MH. 922.

MADDE 1498 — Ale'l-ıtlâk bey'a vekîl olan kimse müvekkilin malını peşin akçe ile yahut ol mal hakkında beyne't-tüccâr ma'rûf olan müddet ile veresiye satabilir. Ammâ örf ve âdete muhâlif bir müddet-i tavîle ile satamaz.

Ve bir de sarâhaten yâhud delâleten ber-vech-i peşîn satmaya vekîl olsa veresiye satamaz.

Meselâ, müvekkil bu malı ber-vech-i peşîn sat yahut şu malımı sat da borcumu ver dese vekîl onu veresiye satamaz.

MC. 45, 64, 901, 1456; MM. 921.

MADDE 1499 - Bir malın teb'îzinde zarar varsa vekîl onun malını satamaz, yok ise satabilir.

MC. 24, 45, 64, 1480, 1495.

MADDE 1500 — Vekîl veresiye sattığı maim semeni mukâbilinde rehin ya kefil alabilir. Fakat rehin telef ya kefil müflis olsa vekîl zâmin olmaz. Mc. 91, 741, 1459; MH. 924.

MADDE 1501 — Müvekkil rehin ya kefil ile sat dedikde vekîl bilâ-rehin ve bilâkefil satamaz.

MC. 64, 630, 1456, 1495; MH. 924.

MADDE 1502 — Vekîl bi'l-bey' sattığı malın semenini müşteriden alamadığı halde kendi malından müvekkile edâ etmek üzere cebr olunamaz.

MC. 1112, 794, 1463, 1507; MH. 928.

MADDE - Senıen-i mcbî'i kabz etmek vckîlin hakkı olsa dahi müvekkil kabzediverse sahîlı olur.

MC. 1461, 1463, 17,18, 1774; MII. 927.

MADDE 1504 - Vekil eğer ücretsiz ise saldığı malın semenini istîfâ ve tahsîle ınecbûı• değildir. Fakat kendi rızâsı ile tahsîl etmecliği takdîrde müvekkilini kabz ve tahsîl-i seınene tevkil etnıesi lâzım gelir.

Anınıâ dellâl ve sinısâr gibi ücret ile bey'a vekîl olan kimse mebî'in semenini istîfâ ve tahsile mecburdur. Mil. 929, 930; TBK. 404 vd., 416 vd.

MADDE 1505 - Vekîl bi'l-bey' hod-be-hod beyti ikâle edebilir.

Fakat bu ikâle müvekkil hakkında nâfiz olmayıp vekîlin müvekkile semeni vermesi lâzım gelir.

MC. 372, 1461, 14591493, 1526.

Fasl-ı Râbii

Me'mûra dâir olan mesâ'il beyânındadır

MADDE 1506 - Bir kimse bir şahsa yahut mîrîye olan deynini edâ etmek üzere diğer kimseye emr edip de o dahi kendi malından îfâ etse sonra âmire rücû' eder, âmir gerek rücû'u şart etsin ve gerek şart etmesin.

Yani gerek sonra benden almak üzere borcumu ver yahut sen ver de sonra ben sana vereyim demek gibi bir tabir ile me'mûrun kendisine rücû' etmesini şart eylesin ve gerek yalnız borcumu ver demiş olsun.


Mc. 725, 1471, 1486, 1509; TBK. 32-40.

MADDE 1507 - Kendi malından meskûkât-ı mağşûşe ile îfâ-yı deyn me'mûr olan kimse dâ'ine meskûkât-ı hâlise verse âmirden meskûkât-1 mağşûşe alır ve meskûkât-1 hâlise ile îfâ-yı deyne me'mûr olan kimse meskûkât-ı mağşûşe ile edâ-yı deyn etse âmirden meskûkât-ı mağşûşe alır. Ammâ bir deynin edâsına me'mûr olan kimse dâ'ine kendi malını satıp da âmirin deynine takas etse deynin mikdârı ne ise âmirden onu alır. Ve kendi malını dâ'ine değerinden ziyâdeye satmış olsa bile âmir-i medyûn Ol ziyâdeyi deyninden tenzîl ettiremez. MC. 657.

MADDE 1508 - Bir kimse kendisi yahut ehil ve iyâli için masraf etmek üzere âhar kimesneye emr etdikde, sonra masrafını ben vereyim diye rücû'u şart etmese bile 01 kimesne kadr-i ma'rûf masrafını âmirden alır. Kezâlik hânemi yaptır diye emr edip de me'mûr dahi yaptırdığı sûretde rücû'u şart etmemiş olsa bile sarf etdiği kadr-i ma'rûf meblağı âmirden alır,

MC. 8, 531, 561, 725, 786, 831, 906; TBK. 32-40.

MADDE 1509 - Bir kimse filana ödünç akçe yahut bahşiş veyahud sadaka ver sonra ben vereyim diye âhar kimesneye emr edip de o dahi verse sonra âmire rücû'eder.

Anımâ sonra ben sana vereyim sonra benden al demek gibi bir söz ile rücû'u şart etilieksizin yalnız ver dediği sûrctde me'mûr ona rücû' edemez. Şu kadar var ki eğer âmirin iyâlinde bulunmak yahut şerîki olmak gibi bir vechile bu misillü hıısûslarda âmire rücû'u örf ve âdet ise rucû’ şart etmemiş olduğu sûretde dahi rücû' eyler. (36.) ınaddeye bak.

MC. 36.

MADDE 1510 — Bir kimse emri ancak kendi mülkü hakkında cârî olur.

Meselâ, bir kimse şu malı denize at deyip de me'mûr dahi onu başkasının malı olduğunu bilerek atsa sâhibi o malı atana tazmîn ettirir, mücbir olmadıkça âmire bir şey lâzım gelmez.

Ammâ âmir filan malımı sat da deynimi edâ et dediği sûretde me'mûr eğer vekîl-i müteberri' ise bile cebr olunmaz. Ve eğer vekîl bi'l-ücre ise ol malı bey' ile âmirin dey- nini edâ eylemek üzere cebr olunur.


MC. 95, 912, 1007; TBK. 32-40.

MADDE 1511 - Bir kimse benim şu kadar kuruş deynimi sen kendi malından edâ et diye âhar kimesneye emr edip o dahi va'd ettikden sonra edâdan imtinâ' etse mücerred va'd etmiş olması ile ol kimesne edâ-yı deyne cebr olunmaz.

MC. 680, 894, 1520; TBK. 32-40.

MADDE 1512 - Âmirin me'mûrda alacağı yahut emânet akçesi olup da ondan deynini edâ etmek üzere emr eylese me'mûr edâ-yı deyne cebr olunur.

MADDE 1513 - Bir kimse filen dâ'inime ver deyû âhar kimesneye bir mikdar akçe verdiği sûretde âmirin başka dâ'inleri ondan hisse almağa salâhiyyetleri olmayıp me'mûr ol akçeyi ancak âmirin emr etdiği dâ'ine verir.

MC. 1456.

MADDE 1514 - Bir kimse borcunu te'diye etmek üzere başkasına bir mikdar akçe verip de me'mûr henüz ol meblağı dâ'ine i'tâ ya irsâl ve îsâl etmeden âmirin fevt olduğu ma'lûm olsa ol akçe âmirin terekesine ric'at eder. Ve dâ'inin terekeye mürâca'atı lâzım gelir.

MADDE 1515 - Bir kimse dâ'inine vermek üzre âhar kimesneye bir mikdar akçe verip ancak dâ'indeki senedime zahriyye etmedikçe veyahud ilmühaber almadıkça akçeyi teslîm etme deyû nehy etmiş iken me'mûr zahriyye ettirmeksizin ve ilmühaber almaksızın akçedi dâ'ine verip ba'dehû dâ'in onu inkâr etse ve kabzı isbât olunamayıp da tekrar ol parayı âmirden alsa âmir onu me'mûra tazmîn ettirir.

Fasl-ı Hâmis

Husûmeteyani murâfa'aya vekâlet hakkındadır.

MADDE 1516 - Müdde'î ve müdde'â aleyhden her biri dilediğini husûmete tevkîl edebilir, diğerinin rızâsı şart edeğildir.

MADDE 15 ta • Bir kilitse âharj huşûntete tevkil edip (le kendi aleyhine ikrârı işa eylese. câiz Olur. Fu müvekkilin aleyhine vekilin ikrârı sahih olmaz. (1456,) maddenin fır. ka-i allîtryinc bak.

Ve boyle ikrâra me'zûn değilken huzûr-l hâkimde huzûr-l hâkimde ikrâr etdiğj Süıx•tdc vckâlctdcn mün'azil olur.

MC1456, 1648, 1822, HUMK. 59-71; MH. 935 vd . MADDE 1519 Husûrncte vekâlet kabza vekâleti müstelzim olmaz.

Binâen aleyh da'vâ vekili kabza dahi vekîl değilse mahkûmun bih olan malın bi'lvekâle kabzına salâhiyeti olmaz.

MC 1456, 1506, 1512, 1542; MII. 935 vd.; HUMK. 59-71.

MADDE 1520 - Kabza vekâlet husûmete vekâleti müstelzim olmaz.

MC. 1461, 1526, 1537; MII. 935 vd.; HUMK. 59-71.

Fasl-ı Sâdîs

Azl-i vekile dâir olan mesâ'il beyânındadır

MADDE 1521 - Müvekkil vekilini vekâletden azledebilir.

Fakat gayrın hakkı ta'alluk etmiş ise azledemez. Nitekim bir medyûn malanı rehn edip de hîn-i akd-i rehinde yâhûd sonradan deynin va'desi hulûlünde rehni satmak üzere birini tevkîl ettiği sûretde mürtehinin nzâsı olmadıkça müvekkil-i râhin o vekîli azl edemez.

Kezâlik müdde'înin talebi üzerine müdde'â aleyh birini husûmete tevkîl etdikde mudde'înin gıyâbmda onu azl edemez.

MC. 19, 243, 1449, 1451, 1463, 1472, 1485, 1491, 1504, 1518, 1522, 1526, 1529, 1530.TBK 37.396-398; HUMK 59-71; MH. 947-951.

MADDE 1522 - Vekîl kendini vekâletden azl edebilir. Fakat ber-vech-j bâlâ gayrın hakkı talalluk etmiş ise azl edemeyip îfâ-yı vekâlete mecbur olur.

1460, 1521; THK. 37, 396-399; HUMK 59-71; MII. 947-951.

MADDE 1523 - Müvekkil vekîloni azl etdikde vekîle haber-i azli vâsıl oluncaya dek vekâleti üzerinde kalir, Ve ol vakte kadar tasarrufu sahih olur.

MC 69, 1029, 1527, 1685; Mil. 947 vd.; TBK. 37, 396-399,

MADDE 1524 - Vekil kendini azl etdikde azlini miivekkjle bildirmesi lâzım gelirs

321 ve azli müvekkilin malûmu oluncaya dek vekâleti kendi uhdesinde kalır.

MADDE 1525 - Medyûnun gıyâbında kabz-l deyne vekîl olan kimseyi müvekkili azledebilir. Ammâ dâ'in onu medyûnun huzûrunda tevkîl etmiş ise medyûnun ilmi lâhik olmadıkça azli sahîh olmaz. Bu sûretde medyûn onun azlini öğrenmeden ona

MH. 950.

MADDE 1526 - Müvekkelün bihin hitâmı ile vekâlet nihâyet bulur. Vekîl dahi bi't-tab' vekâletden mün'azil olur.

MC. 846, 1459; MH. 951; TBK. 396-398.

MADDE 1527 - Müvekkilin vefâtı ile vekîl mün'azil olur.

Fakat gayrın hakkı ta'alluk etmiş ise mün'azil olmaz. (760.) maddeye bak.

TBK. 397.

MADDE 1528 — Müvekkilin vefâtı ile vekîlin vekîli dahi mün'azil olur. (1466.) maddeye bak.

MC. 1466; 'I'MK. 397.

MADDE 1529 - Vekâlet mevrûs olmaz.

Yani vekîl fevt oldukda vekâletin hükmü kalmaz. Ve bu cihetle vekîlin vârisi onun makâmına kâim olmaz. MC. 1461.

MADDE 1530 — Müvekkilin yâhûd vekîlin tecennün etmesiyle vekâlet bâtıl olur.

MC. 944, 1526, 1527.

  • İrâde-i Seniyye Tarihi:

20 Cemâziyelûlâ 1291

Mu'âvin-i Riyâset-i Şûrâ-yı Devlet Ahmed Cevdet

Emînü'l-Fetvâ Es-Seyyid Halil

Dâru'l-Hilâfeti'l-Aliyye Kâdîsı Ahmed Hulûsî

Dâire-i Muhâkemât Reisi Seyfeddin

Dîvân-l Ahkâm-ı Adliye A'zâsından Ahmed Hilmi


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.