FANDOM


Kitab-ı Şirket/Düz metin

İlk 10 Edit

KİTÂBÜ'L-ŞİRKET

KİTÂB-I ÂŞİR

EVNÂ'-ı ŞİRKETE DÂiR OLUP BİR MUKADDİME İLE SEKİZ BÂBI HÂVîDİR

MUKADDİME

BAZI ISTILÂHÂT-I FIKHİYYE BEYÂNINDADIR

MADDE 1045 - Şirket: fi'l-asl birden ziyâde kimselere bir şeyin ihtisâsı ve onların ol şey ile imtiyâzıdır. Fakat öyle bir ihtisâsa sebep olan akd-i şirket manasında dahi örf ve ıstılâh olarak müsta'meldir. Binâen aleyh mutlaka şirket iki kısma ayrılır; biri şirket-i mülkdur ki, iştirâ ve ittihâb gibi Esbâb-ı temellükden biriyle hâsıl olur. Diğeri şirket-i akddir ki, şerîkler beyilinde icâb ve kabûl ile hâsıl olur.

İkisinin dahi tafsîlâtı bâb-ı mahsûslarında gelir. Bunlardan başka bir de şirket-i mübâha vardır ki, mübâh olan yani su gibi fi'l-asl kimesnenin mülkü olmayan şeyleri ahz ve ihtirâz ile temellüke selâhiyyetde âmmenin müteşârik olmasıdır.

MC. 238, 253, 1060, 1234, 1248; TMK. 623 vd. 520 vd.; TTK. 136 vd.; MH. 72, 827-828.

MADDE 1046 — Kısmet, taksîm demekdir. Tarif ve tafsîli bâb-ı mahsûsunda gelir. MC. 1114; TMK. 627-628.

MADDE 1047 - Hâit, duvar ve tahta perde ve çit demektir. Cem'i hıytân gelir.

MC. 1203.

MADDE 1048 - Mârre, âmme vezninde tarîk-i âmmmdan mürûr ve ubûr edenlerdir.

MADDE 1049 - Kanât, kapın fethiyle yerde su icrâ edecek künk ve kârizdir. Cem'i kanavât gelir.

MC. 1284, 1286.

MADDE 1050 - Müsennât, mim-i mazmûme ve sin-i meftûha ve nûn-ı müşeddede ile sınır ve su bendi ve su harklarının kenarları demekdir. Cem'i müsenneyât gelir.

Mc. 1276.

MADDE 1051 - İhyâ, i'mâr demekdir ki, arâzîyi zirâ'ata sâlih kılmakdır.

MC. 1270 vd.; TMK. 635, 641, 642, 912.

MADDE 1052 - Tahcîr arâzîyi başka kimesne vaz'-ı yed etmemek için etrâfına taş ve sâir nesne vaz' etmekdir.

MC. 1277, 1278, 1279; TMK. 635, 641, 642, 912.

MADDE 1053 - İnfak, malı harc ve sarf etmekdir.

MADDE 1054 - Nafaka, havâyice ve teayyüşe sarf olunacak akçe ve zâd ve zevâhire makûlesidir.

TMK. 151, 315.

MADDE 1055 - Tek-abbüi. bir işi teahhud ve iltizânı etnıekdir. MC 1332: 9. MADDE 1056 — akd-i şirketi mufâvaza edenlerdir.

MADDE 1057 Re'sü'l-mâi, sermâye demekdir.

MADDE 1058 — Ribh. ve kâr demektir.

MADDE 1059 — İbââ', bir kimsenin kârı tamâmen kendisine âid olmak üzere diğer kimesneye vermesidir ki, sermâyeye bidâ'a ve veren kimesneye mubdi' ve alan kimesneye Züszebâi' denilir.

BÂB-I EVVEL

ŞİRKET-İ MÜLK BEYANINDA OLUP ÜÇ FASLI MÜŞTE'MİLDİR

Fasl-ı Evvel

Şirke:-i mülkün ta'rîfve taksîmi beyânındadır

MADDE 1060 - Şirket-i mülk, Esbâb-ı temellükden olan iştirâ ve ittihâb ve kabûlsebeple yahut halt ve ihtilât-ı emvâl ile yani malları yektefrik olmayacak sûretde karışdırmak veyahut mallar ol sürüde yek diğere hınş???.7âk ile bir şeyin birden ziyâde kimseler beyninde müşterek yanı ol şeyin olmasıdır.

.Meselâ. nalı iştirâ yahut biri onlara hibe ya vasiyyet edip de onlar dahi kabül etse Er yal iki kişiye mevrûs olsa ol mal onların beyninde müşterek olur; ve onlar ol hissedar ve müteşârik ve herbiri onda diğerine müşârik olurlar.

Kezâlik iki kimesne birbirine karıştırsa yahut çuvalları delinmek gibi bir veciıj!e ikisının zâhirel.en birbirine karışsa işbu mahlût ya muhtelit zâhire ikisi beyninde mül e ı muşterek o l,ar.

MC 788. 79i. MB. 12.828.

MADDE 1061 - EM kjm•xnin bir aitunu diğerm ol cinsden olan iki altunu ile karışıp da temyizi kâbıl üiniüdiğı halde züyi' olsa kalan bir altun ikisi beyninde sülüs ve sulusân nısbetiy:e muştert•k Olup ikt altun sâhibinin ve sülüsü bir altun sâhihinın olur.

Mü 788. 789, 797-

MADDE 1062 - Şirket-i ınuik. ihtiyüri Ve cebri kıstınl,jl'ilja I.jI(5iın ojijnur,


253 MC. 1006; TMK. 623, 629; MH. 729.

MADDE 1063 - Şirket-i ihtiyâriyye, müteşâriklerin fi'illeri ile hâsıl olan iştirâkdir.

Nitekim ber-vech-i bâlâ iştirâ ve ittihâb ve kabûl-i vasiyyet ile halt-l emvâl sûretlerinde hâsıl olan iştirâk gibi.

TMK. 623; MH. 729.

MADDE 1064 - Şirket-i cebriyye, müteşâriklerin fitilleri ile olmayıp başka sebep ile hâsıl olan iştirâkdir.

Nitekim tevârüs ve ihtilât-ı maleyn sûretlerinde hâsıl olan iştirâk gibi. TMK. 629; MH. 729.

MADDE 1065 - Müte'addid vedî'lerin vedî'ayı hıfzda iştirâkleri şirket-i ihtiyâriyye kabîlindendir.

Ammâ rüzgâr esip de bir kimesnenin câmesini bir müşterek hâneye atsa ol hâne sâhibinin o câmeyi hıfzda iştirâkleri şirket-i cebriyye kabilinden olur.

MC. 783, 1069, 1073; TMM 698; TBK 469.

MADDE 1066 - Şirket-i mülk, şirket-i ayn ve şirket-i deyn kısımlarına dahi tasmim olunur.

MC. 125, 631.

MADDE 1067 — Şirket-i ayn mu'ayyen ve mevcûd olan malda iştirâkdir. İki kişinin bir koyunda yahut bir sürü koyunda şâyi'an iştirâkleri gibi.

MC. 1045.

MADDE 1068 - Şirket-ideyn; alacakda iştirâkdir. İki kişinin bir kimse zimmetinde olacakları olan şu kadar kuruşda iştirâkleri gibi.

MC. 158, 1092, 1096, 1110; TBK 69, 148.

Fasl-ı Sânî

A'yân-ı müşterekenin keyfiyyet-i tasarrufu beyûnındadır

MADDE 1069 Bir mülkde müstakillen sâhibi olan kimse nasıl ki keyfe mâ-yeşâ' tasarruf ederse mülk-i müşterekde dahi sâhipleir bi'l-ittitâk ol vechile tasarruf ederler.

MC. 46, 88, 96, 215, 429, 431, 721, 796, 858, 1070. 1075, 1088, 1184, 1192; TMK 623 vd.; MM. 732.

MADDE 1070 — Bir müşterek hânede sâhipleri biriikde olarak sâkin olabilirler. Fakat birisi ol hâneye ecnebi adam idhâl edecek olursa diğeri mani' olabilir.

MC. 19, 64, 96; TMK. 623 vd.; MM. 731

MADDE 1071 — Bir mülk-i müşterekde hissedârlardan biri diğerinin izni ile mustakillen tasarruf edebilir. Fakat ol hissedâra muzır olacak vechile tasarrufu câiz olmaz.

MC. 214, 215, 429, 812, 1081, 14521 1459, 1829; 623 AL: MEL 732 vd.

MADDE 1072 - Hissedarlardan biri âhara hisseni bana sat veyahut benim hisseiştirâ et diye cebr Fakat beylilerinde müşterek olan mülk eğer kâbil-i kıs- rebilir. Nitekim tafsîlâtı bâb-ı sânîde gelir.

MC. 429, 1006, 1069, 1071, 1088, 1128, 1141; TIRIK. 623 vd. MH. 732 vd.

MADDE 1073 - Şirket-i mülk ile müşterek olan emvâlin hâsılâtı sâhibleri mâbeyninde hisselerine göre taksîm olunun Binâen aleyh bir müşterek hayvanın sütünden yahut yavrularından müşârikler- den birine hissesinden fazla bir şey şart edilse sahîh olmaz.

MC. 88, 932, 1308, 1402; TMK. 623; MH. 738 vd.

MADDE 1074 - Yavrular mülkiyetde analarına tâbi'dir.

Meselâ, birinin atı diğerinin kısrağını aşsa hâsıl olan yavrusu kısrak sâhibinindir. Kezâlik birinin erkek ve diğerinin dişi güvercinleri olsa bunlardan hâsıl olan yavrular dişi güvercin sâhiblerinindir.

TMK 620.

MADDE 1075 - Şirket-i mülkde müteşâriklerden her biri diğerinin hissesine ecnebidir. Birisi değirinin vekîli değildir. Binâen aleyh birinin izni olmadıkça diğeri onun hissesinde tasarruf edemez. Fakat müşterek hâne süknâda ve hurûç gibi tevâbi'-i süknâdan olan ahvâlde sâhiblerinden her birinin alâ-vechi'l-kemâl mülk-i mahsûsu olmak üzere i'tibâr olunur.

Meselâ, bir müşterek beygiri sâhiblerinden biri diğerinin izni olmaksızın i'âre veya icâre edip de beygir müste'îr veya müste'cirin yedinde telef olsa diğeri ona hissesini tazmin ettirebilir. Kezâlik, birisi bilâ-izin müşterek beygire binip yahut yük yükledip de giderken beygir telef olsa diğerinin hissesini zâmin olur. Ve kezâ bir müddet isti'mâl ile beygir zebûn olup da kıymetine noksân gelse diğerin noksân kıymetinden hissesini zâmin olur. Ammâ müşterek hânede sâhiblerinden biri diğerinden izin almaksızın bir müddet sâkin olsa kendi mülkünde Sâkin olmuş demek olur. Bu cihetle müşterjkinin hissesi için ücret vermesi lâzım olmaz ve kazârâ hâne muhterik zamân dahi lâzım gelmez.

MC. 17, 91, 96, 97, 438, 596, 597, 703, 781, 787, 814, 891, 900, 905, 920, 1077, 1080, 1084, 1085, 1087, 1088; TMK. 623-625; MH. 633.

MADDE 1076 - Müşterek arâzîyi sâhiblerinden biri ziraat etmekle diğerinin âdet-i belde üzre hâsılâtdan sülüs ya rubu' gibi bir hisse almağa selâhiyyeti yokdur. Fakat ziraatı ile arza noksân gelmiş ise noksân kıymetinden hissesini ziraat eden müşârikine tazmîn ettirebilir.

MC. 23, 36, 96, 597, 902, 907, 1085, 1173; TMK. 623-625; MM. 744-746.

MADDE 1077 - Mâl-ı müştereki sâhiblerinden biri âhara icar ile ücretini ahzettikde diğerinin hissesini ona red ve i'tâ eder.

MC. 447, 596, 1084, 1459, 1463, 1502; TMK 623-625.

MADDE 1078 - Hissedârlardan biri gâib olduğu sûrette eğer mevâdd-l âtiyede beyân olunacağı vechile delâleten rızâsı bulunursa hazır olan kendi hissesi kadar mülk-i müşterekden intifâ' edebilir.


255 MC. 799, 1075, 1079 vd.; TMK. 623-625; MH. 740-746.

MADDE 1079 - Hazırın gâibe muzır olmayacak vechile mülk-i müşterekden intifâma gâibin rızâsı var addolunur. MC. 1080 vd.; MH. 740 vd.

MADDE 1080 - Müsta'milînin isti'mâli ile muhtelif olan mülk-i müşterekten intifâ'a gâibin delâleten rızâsı bulunamaz.

Binâen aleyh müşterek elbiseyi sâhiblerinden biri diğerin gıyâbinda telebbüs edemez.

Ve birisi diğerinin gıyâbında beynlerinde müşterek olan beygire binemez.

Amma yük taşımak ve çift sürmek gibi müsta'milînin ihtilâfi ile muhtelif olmayan işlerde hissesi kadar isti'mâl edebilir. Nitekim müteşâriklerden biri gâib oldukda diğeri beynlerinde bi'l-iştirâk ecir olan hizmetkârı gün aşırı istihdâm edebilir.

MC. 91, 427, 536, 551, 552, 553, 1071, 1075; MH. 741-742.

MADDE 1081 — Hânede süknâ müsta'milînin ihtilâfi ile muhtelif değildir.

Binâen aleyh münâsafeten müşterek olan hâne sâhiblerinden birisi gâib olsa diğeri altı ay sâkin olmak ve altı ay terk etmek gibi bir vechile intifâ' edebelir.

Şu kadar ki, dairesi halkı kalabalıksa müsta'milînin isti'mâli ile muhtelif kabîlinden olur ve bunda gâibin delâleten rızâsı bulunmaz.

MC. 46, 96, 428, 528, 1070, 1075, 1078, 1079, 1083, 1085; MH. 739 vd.

MADDE 1082 - Hâzır ve gâibin hâne-i müşterekde hisseleri yekdiğerden müfrez ise hâzır olan kimse gâibin hissesinde sâkin olamaz. Lâkin boş durumda harab olmasından havf olunursa hâkim ol hisse-i müfrezeyi icar ile ücretini gâib için hıfz ve tevkîf eyler.

MC. 96, 905, 1084; MH. 743. MADDE 1083 - Muhâye'e ancak ba'de'l-husûme cârî ve muteber olur.

Binâen aleyh bir müşterek hânede sâhiblerinden birisi diğerinin hissesi için ücret vermeksizin bir müddet müstakillen sâkin oldukda diğeri ya ol müddet için benim hissemîn ücretini ver veyahut ben dahi ol kadar müddet sâkin olurum diyemeyip ancak dilerse hane kâbil-i kısmet olduğu takdirde taksim ve dilerse ondan sonra mu'teber olmak üzere muhayee ettirir.

Fakat müşterek hâne sâhiblerinden biri gâib olup da diğer madde-i ânifede beyân Olunduğu üzere bir müddet onda sâkin olsa gâib dahi geldikde o kadar müddet onda sâkin olabilir.

MC. 72, 442, 429, 597, 1070, 1075, 1081, 1082, 1085, 1174, 1182; TMK. 623-625; MH. 738.

MADDE 1084 - Hâne-i müştereki sâhiblerinden hâzır olan kimse icar ve ücretinden kendi hissesini alıp gâibin hissesini hıfz ve tevkîf etse câiz olur. Ve gâib geldikde hissesini ondan alır.

MC. 46, 96, 446, 447, 1075, 1077, 1459, 1829; MH. 738 vd.

MADDE 1085 - Müşterek arâzî sâhiblerinden biri gâib oldukda ziraatın noksân-ı arz-ı mûcib olmayıp arza nâfi' olacağı ma'lûm olursa, hâzır olan müşâriki ol arâzînin tamâmını ziraat edebilir. Ve ne kadar müddet ziraat ederse gâib dahi geldikde ol kadar ol arâzîyi ziraat eyler. Ve eğer ziraatın noksân-l arzı mûcib ve terki nâfi' ve arzın kuvvetleşmesini müeddî olacağı mu'lûm olur ise ol arâzînin ziraatına gâibin delâleten izni bulunmaz. Binâen aleyh hâzır olan müşâriki ol arâzîden yalnız kendi hissesi mikdârım meselâ münâsafeten müşterek ise nısfını ziraat eyler. Ve sene-i âtiyede tekrar ziraat edecek olur ise yine ol nısfı ziraat edip yoksa bir sene bir tarafını ve diğer sene diğer tarafını ziraat edemez. Ve eğer ol arâzînin tamamını ziraat ederse gâib geldikde ona noksân-ı arzdan hissesini tazmin ettirebilir.

Tafsîlât-ı sâbıka hâzırın hâkime mürâca'at etmediği takdirdedir. Ammâ hâkime müracaat ettikde her halde öşür ya harac-ı arâzî zâyi' olmamak için ol arâzînin tamamını ziraat etmek üzere hâkim ona izin verir. Ve bu takdîrde gâib geldikde noksân-l arz da'vâsı edemez.

MC 46, 1073, 1076, 1081, 1087, 1173; MH. 744-745.

MADDE 1086 - Müşterek bağ sâhiblerinden biri gâib oldukda diğeri bağın üzerinde kâim olup meyve husûle geldikde kendi hissesini ahz ve istihlâk eder.

Gâibin hissesini dahi satıp semenini tevkîf edebilir.

Fakat gâib geldikde muhayyerdir. Dilerse ol beyfi müciz olur ve mevkûf olan semeni alır. Ve dilerse mücîz olmayıp hissesini ona tazmîn ettirir.

MC 725, 890, 910, 1117, 1118, 1506, 1635.

MADDE 1087 - Müşariklerden birinin hissesi diğerinin yedinde vedî'a hükmündedir. Binâen aleyh birisi hod-be-hod mâl-ı müştereki âhara idâ' edtip de ol mal telef olsa müşârikin hissesini zâmin olur (790.) maddeye bak.

MC 762, 763, 780, 781, 790, 910; MH. 746; TMK. 623-625.

MADDE 1088 - Hissedarlardan biri hisessini dilerse müşârikine satar. Ve dilerse müşârikinden izin almaksızın âhar kimesneye dahi satabilir (MC/215.) maddeye bak.

Fakas fasl-ı evvelde beyân olunan hal ve ihtilât-ı emvâl sûretlerinde biri müşârikin izni olmadıkça mahlût ya muhtelit olan mâl-ı müşterekdeki hissesini başka kimesneye satamaz.

MC. 215, 429, 788, 1117, 1182; TMK. 618, 623; MH. 734.

MADDE 1089 - Mevrûs olan arâzîde vereseden bazısı müşterek olan tohumu diğerlerinin yahut sağîr iseler vasîlerinjn izni ile ekse hâsılâtı cümlesinin beyninde müşterek olur. Ve eğer içlerinden birisi kendi tohumunu ekse hâsılâtı onundur. Fakat ziraatı ile terettüb eden noksân-ı arzdan sâir veresenin hissesini zâmin olur. (907.) maddeye bak.

MC. 907, 1073, 1076, 1246; TMK. 629, 630.

MADDE 1090 - Vereseden biri diğerlerinin izni olmaksızın kable'l-kısme terekeden bir mikdar para ahz ve i'mâl etse zararı kendisine ait olduğu gibi kâr ettiği sûretde

MC. 447, 1371, 1383, 1414, 1421, 1422, 1559; TMK. 629, 630.

Fasl-ı Sâlis

Duyûn-ı müştereke beyânındadır

MADDE 1091 - İki ya ziyâde kimselerin bir kimse zimmetinde olan alacakları sebeb-i vâhidden naşi ise ikisi beyninde şirket-i mülk ile müşterek bir deyn olur. ve eğer sebeb müttehid olmazsa deyn dahi müşterek olmaz. Nitekim mevâdd-ı âtiyeden muttazıh ve müstebân olur.

MC. 1045, 1073, 1099; TBK. 69, 148.

MADDE 1092 — Müteveffanın a'yân-ı metrûkesi vârisleri beyninde hisselerine göre müşterek olduğu gibi âharın zimmetinde olan alacağı dahi kezâlik vârisleri beyninde hisselerine göre müşterek olur.

MC. 158, 1091.

MADDE 1093 - Mal-ı müştereki itlâf eden kimesnenin zamânen deyni olan meblağ ol malın sâhibleri beyninde müşterek olur.

MC. 912, 1091, 1123.

MADDE 1094 — İki kişi beyinlerinde müşterek olan şu kadar kuruşu bir kimesneye ikraz etseler müstakrızın işbu deyini ol iki kişi beyninde müşterek olur.

Ammâ iki kişi bir kimesneye başka bir akçe ikrâz etseler herbiri başka başka alacaklı olup müstakrizin bu deynleri ikisi beyninde müşterek olmaz.

MC. 793, 1093, 1491.

MADDE 1095 — Safka-i vâhide ile bir mâl-ı müşterek satılıp da sâhiblerinden hiçbirinin hissesi hîn-i bey'de zikr ve tesmiye olunmasa bundan dolayı müşteri zimmetinde olan alacakları deyn-i müşterek olur. Ve eğer hîn-i bey'de her birinin semen-i mebî'de olan hissesinin mikdârı yahut nevfi tesmiye ve ta'yin kılınsa, meselâ birinin hissesi şu kadar ve diğerinin hissesi bu kadar kuruş yahut birinin hissesi meskûkât-ı hâlise ve diğerinin hissesi meskûkât-ı mağşûşe diye hisseleri tefrîk ve temyîz olunsa bâyi'ler semen-i mebî'de müteşârik olmayıp herbiri başka başka alacaklı olur. Kezâlik birisi hisse-i şâyi'asını bir kimesneye satdıkdan sonra diğeri dahi hisse-i şâyilasını ayrıca olarak yine ol kimesneye satsa semen-i mebî'de müteşârik olmayıp her biri başka başka alacaklı olur.

MC. 179, 1091, 1099; TBK. 69, 148.

MADDE 1096 — İki kişi birer malını safka-i vâhide ile bir kimesneye satsalar, meselâ birinin bir atı ve diğerinin bir kısrağı olup da ikisini birlikte olarak şu kadar kuruşa bey' etseler meblağ-1 mezbûr bâyi'ler beyninde müşterek bir alacak olur.

Ve eğer herbiri kendi hayvanına şu kadar kuruş deyu tesmiye-i semen eylese herbiri başka başka alacaklı olup hayvanların mecmû'-ı esmânı deyn-i müşterek olmaz.

Kezâlik iki kişi bir kimesneye başka başka birer mal satsalar mebî'lerin esmâm deyn-i müşterek olmayıp herbiri başka başka alcaklı olur.

MC. 1095, 1168.

MADDE 1097 - İki kişi kefâletleri hasebiyle bir kimesnenin borcunu te'diye ettiklerinde eğer beynlerinde müşterek olan maldan vermişlerse mekfûlün anhda olan alacakları deyn-i müşterek olur.

MC. 657.

MADDE 1098 - Bir kimse şu kadar kuruş deynini edâ etmek üzere iki kişiye emredip de onlar dahi te'diye ettiklerinde eğer beynlerindeki mâl-ı müşterekden vermişlerse ol kimsede olan alacakları bir deyn-i müşterek olur. Ve eğer verdikleri akçe beynlerinde müşterek olmayıp da herbirinin hissesi hakîkaten mütemeyyiz ise mücerred birlikte edâ etmiş olmaları ile ol kimsede olan alacakları deyn-i müşterek olmaz.

MC. 1491, 1506.

MADDE 1099 — Deyn-i müşterek değilse dâ'inlerden herbirini alacağını med- yûndan başka başka talep ve istîfâ eyler. Ve her biri her ne kabz ederse kendi alacağına mahsûb eder, Dâ'in-i diğer ondan hisse alamaz.

MC. 1091; TBK 69, 148.

MADDE 1100 - Deyn müşterek ise dâ'inlerden herbiri kendi hissesini med- yûndan talep edebilir ve birinin gıyâbında dâ'in-i diğer hâkime mürâca'at ile hissesini medyûndan talep ettikde vermesi için hâkim tarafından emrolunur.

MC. 1101, 1830.

MADDE 1101 - Deyn-i müşterekden dâ'inlerin biri her ne kabz ederse diğeri ile beyinlerinde müşterek olur. Ve müşâriki ondan hissesini alır. Kâbız onu yalnız kende hissesine mahsûb edemez.

MC. 1100, 1103, 1105, 1123.

MADDE 1102 - Dâ'inlerden biri deyn-i müşterekden hissesini alıp da sarf ve istihlâk etse müşâriki ona hissesini tazmîn ettirebilir.

Meselâ, iki kişi beyninde münâsefeten müşterek olan bin kuruş alacaktan birisi hissesi olan beş yüz kuruşu medyûndan ahz ve kabz ile sarf ve istihlâk eylese müşâriki olan dâ'in-i diğer ona iki yüz elli kuruşunu tazmîn ettirebilir. Ve bu halde medyûnun zimmetinde kalan beş yüz kuruş yine ikisi beyninde müşterek olur.

MADDE 1103 - Dâ'in-i müşâriklerden biri deyn-i müşterekden bir şey kabz etmeyip fakat hissesine bedel medyûndan bir metâ' iştirâ eylese dâ'in-i diğer ol metâ'da müşârik olmaz. Fakat metâ'ın semeninde kendi hissesini ona tazmîn ettirebilir. Ve eğer iştirâk üzre ittifâk ederlerse ol metâ' meynlerinde müşterek olur.

MC. 54, 153, 253, 1101, 1105.

MADDE 1104 - Dâ'in-i müşâriklerden biri deyn-i müşterekdeki hakkından meselâ şu kadar top bez üzerine medyûn ile sulh olarak o kadar top bezi kabz etse muhayyer olur. Dilerse aldığı bezlerden müşârikinin hissesine isâbet eden mikdarı ona teslîm edebilir. ve dilerse vazgeçmiş olduğu hakkından müşârikinin hissesine isâbet

MC. 1101, 1103, 1104, 1105, 1548, 1550, 1551, 1552.

MADDE 1105 - Dâfinlerden biri ber-vech-i bâlâ gerek deyn-i müşterekten bir mikdarını ya tamamını kabz etsin ve gerek kendi hissesine bedel mal iştirâ eylesin ve gerek alacağı mukâbilinde bir mal üzerine medyûn ile sulh olsun dâfin-i diğer her sûretde muhayyer olur. Dilerse müşârikinin bu mu'âmeıesini müciz olur. ve mevâdd-l ânifede de beyân olunduğu üzere hissesini ondan alır. ve dilerse mücîz olmayıp hissesini medyûndan ister ve eğer medyûnda alacağı batarsa dâ'in kâbıza eder. Mukaddemâ mücîz olmaması mâni'-i rücû' olmaz.

MC. 51, 97, 1101, 1104.

MADDE 1106 - Dâ'inıerden biri deyn-i müşterekde olan hissesini medyûndan alıp da yedinde kazârâ telef olsa müşârikinin bu makbûzda olan hissesini zâmin olmaz. Fakat kendisi hissesini istîfâ etmiş olur. Medyûnda kalan alcak dahi müşârikine

MC. 97, 1101, 1102.

MADDE 1107 — Dâ'inlerden biri deyn-i müşterekdeki hissesine bedel medyûnu ücretle istihdâm eylese diğeri ücretden kendi hissesine isâbet eden mikdarı ona tazmîn ettirebilir.

MADDE 1108 — Dâ'in-i müşâriklerden biri kendi hissesi için medyûndan rehin alıp da yedinde rehin telef olsa müşâriki ondan hissesine düşen mikdarı tazmîn ettirebilir. Meselâ, münâsefeten müşterek olan deynin mikdarı bin kuruş olup da dâ'inlerden biri kendi hissesi için beş yüz kuruşluk bir rehin alsa ve yedinde bu rehin telef olsa deyn-i müşterekin msfi sâkıt olacağından dâ'in-i diğer kendi hissesine âid olan iki yüz elli kuruşu ona tazmîn ettirebilir.

Mc. 399-401, 714, 736, 737, 741, 1102.

MADDE 1109 — Dâ'inlerden biri deyn-i müşterekdeki hissesi için medyûndan kefil aldığı veyahut hissesini bir kimesne üzerine havâle ettirdiği suretde kefilden yahut muhâlun aleyhden ahz ve kabz eylediği meblağda dâ'in-i diğer ona müşârik olur.

MC. 1102, 1106.

MADDE 1110 - Dâ'inlerden biri deyn-i müşterekdeki hissesini medyûna hibe yahut medyûnun zimmetini ondan ibra eylese hibesi ya ibrası sahih olur. Ve bundan dolayı müşârikinin hissesini zâmin olmaz.

MC. 96, 1112, 1562.

malını itlaf edip de zamânen onun alacağına takas olsa müşâriki ondan hissesini alabilir.

Fakat deyn-i müşterekin sübûtundan mukaddem olan bir sebeple dâ'inlerden birinin medyûna deyni olup da deyn-i müşterekdeki hissesi ile takas olsa müşâriki ona hissesini tazmîn ettiremez.

MC. 912, 1101, 1112.

MADDE 1112 — Dâ'inlerden biri diğerinin izni olmaksızın deyn-i müştereki te'cîl ve te'hîr edemez.

MC. 1008, 1101, 1110, 1377.

LÂHİKA

MADDE 1113 — Bir kimse iki kişiye bir mal satsa herbirinden hissesini başka başka mütâlebe eder. Müşteriler yekdiğere kefil olmadıkça birinin borcu diğerinden mutâlebe olunamaz.

MC. 97, 646, 647.

BÂB-ı SÂNÎ

KISMET BEYÂNINDA OLUP DOKUZ FASLI MÜŞTEMİLDİR

Fasl-ı Evvel

Kısmetin ta'rif ve taksimi hakkındadır

MADDE 1114 — Kısmet, hisse-i şâyi'ayı ta'yin etmekdir. Yani keyi ve vezin ve zirâ' gibi bir mikyas ile hisseleri yekdiğerinden temyîz ve ifraz eylemektir.

MC. 1046; TMK 627, 628.

MADDE 1115 Kısmet iki vechile olur; şöyle ki ya a'yân-ı müştereke yani müte'addid ve müşterek şeyler kısımlara bölünerek her ferdinde şâyi' olan hisseler birer kısmında cem edilmiş olur. Üç kişi beyninde müşterek olan otuz koyunu onar onar üçe taksim gibi. Buna kısmet-i cem' denilir. Yahud bir ayn-ı müşterek taksim olunup her cüz'ünde şâyi' olan hisseler birer kısmında teayyün eder. Bir arsanın ikiye taksimi gibi. Buna kısmet-i tefrîk ve kısmet-i ferd denilir.

MC. 1132, 1139; TMK 627, 628.

MADDE 1116 - Kısmet bir cihetle ifrâz ve bir cihetle mübâdeledir.

Meselâ, iki kimse beyninde münâsefeden müşterek olan bir kile buğdayın her habbesinde herbirinin nısıf hissesi olduğu halde mecmû'u kısmet-i cemi kabîlinden olarak iki kısma taksîm ile bir kısmı birine ve diğer kısmı diğerine verildikde herbiri kendisinin nısıf hisseni ifrâz ve nısf-ı diğerini âharın nısıf hissesiyle mübâdele etmiş olur. Kezâlik iki kişi beyninde münâsefeten müşterek olan bir arsanın her cüz'ünde her birinin nısıf hissesi olduğu halde kısmet-i tefrîk ile ikiye taksim olunarak her birine birer kısmı verildikde herbiri kendi nısıf hissesini ifraz ve nısf-ı cliğerini âharın nısıf hissesi ile mübâdele eylemiş olur.

MC. 1008, 1117, 1178; TMK. 627, 628.

MADDE 1117 - Misliyyâtda ifraz ciheti râcihdir. Binâen aleyh misliyyât-l müşterekede müteşârik olanlardan her biri diğerinin gıyâbında ve onun izni olmaksızın kendi hissesini ahz edebilir. Fakat gâibin hissesi kendisine teslîm olunmadıkça kısmet tamam olmaz. ve kable't-teslîm gâibin hissesi telef olsa müşârikinin kabz eylemiş ol-

MC. 1114, 1116, 1128; TBK. 203, 306, 457, 472.

MADDE 1118 - Kıyemiyâtda mübâdele ciheti râcihdir. Mübâdeıe ile terâzî yahut hükm-i kadı ile olabilir. Binâen aleyh misliyyâtdan olmayan a'yân-ı müşterekede müteşârik olanlardan birisi âharm gıyâbında ve onun izni olmaksızın kendi hissesini ahz edemez.

MC. 658, 998, 1037, 1128, 1130; TBK 203, 306.

MADDE 1119 — Mekîlât ve mevzûnât ile ceviz ve yumurta gibi adediyât-ı mütekâribe hep misliyyâtdır. Fakat el işi olan evânî gibi ihtilâf-ı san'at hasebiyle muhtelifve metefâvit olan mevzûnât kıyemîdir.

Ve bir de arpa ile karışık buğday gibi hilâf-ı cinsi ile yek diğerden temyîz ve terik olunamayacak sûretde mahlût olan mislî kıyemiyâttandır.

Yazma kitaplar kıyemî ve basma kitaplar mislîdir.

MC. 136, 145, 146, 226; TBK. 203, 306, 457, 472.

MADDE 1120 — Kısmet-i cem' ile kısmet-i tefrîkden herbiri iki nev'e taksîm olunur. Nev'-i evvel kısmet-i rızâ ve nev'-i Sânî kısmet-i kazâdır.

MC. 1121, 1122, 1125, 1128.

MADDE 1121 - Kısmet-i rızâ, mütekâsimînin yani mülk-i müşterek sâhiplerinin rızâsıyla icrâ olunan kısmetdir ki, bitterâzî beynlerinde taksîm ederler, yâhûd cümlesinin rızâlarıyla hâkim taksîme yler.

MC. 1128; TMK. 627, 628.

MADDE 1122 — Kısmet-i kazâ, mahkûmun leh olanlardan yani mülk-i müşterek sâhiplerinden bazısının talebi üzerine kadının cebren ve hükmen taksîmidir.

MC. 457; TMK 627, 628.

Fasl-ı Sânî

Şerâ'it-i kısmet beyânındadır

MADDE 1123 - Maksûmun ayn olması şartdır. Binâen aleyh deyn-i müşterekin kable'l-kabz taksîmi sahîh olmaz.

Meselâ, müteveffânın müte'addid kimesneler zimmetinde alacağı olup da filanda Olan alacağı filan vârisin ve filanda olan alacağı filan vârisin olmak üzere taksîm olunsa sahîh olmaz. ve bu sûretde vârislerden biri ne tahsîl ederse vâris-i diğer ona müşârik olur. (Bâb-ı evvelin fasl-ı sâlisine bak.)

MC. 32, 46, 159, 1354; TMK. 627, 628.

MADDE 1124 - Hisseler temyîz ve ifrâz olunmadıkça kısmet-i sahîh olmaz. Meselâ, müşterek bir yığın buğday sâhiplerinden biri diğerine sen yığının şu tarafını al, bu tarafı benim olsun dese taksîm olunmuş olmaz.

MC. 1147; TMK 627, 628.

MADDE 1125 - Maksûm hîn-i kısmetde müşâriklerin mülkü olmak şartdır.

Binâen aleyh bade'l-kısmet maksûmun mecmû'una biri müstehik çıksa kısmet bâtıl olup maksûmun tekrar taksimi lâzım gelir.

Kezâlik bir hissenin mecmû'una müstehik çıksa kısmet bâtıl olup hisse-i bâkiye hissedârlar beyninde müşterek olur. Ve eğer yalmz bir hissenin bir mikdâr-ı mu'ayyenine yâhûd bir cüz'-i şâyi'ine müstehik çıksa ol hisse sâhibi muhayyerdir. Dilerse kısmeti fesh eder. Ve dilerse feshetmeyip mikdâr-ı noksân ile diğer hissedâra rücû' eder.

Meselâ, yüz altmış arşın bir arsa münâsafeten ikiye taksîm olundukdan sonra bir hissenin nısfina biri müstehik çıksa ol hisse sâhibi dilerse kısmeti fesheder ve dilerse hissenin rub'u ile müşârikine rücû' eder, yani onun hissesinden yirmi arşın mahalli alır ve her hissenin birer mikdâr-ı mu'ayyenine müstehik çıktığı takdîrde eğer müsâvât üzre kısmet fesh olunmaz. Ve eğer birinin ki az ve birininki çok ise ancak mikdâr-ı ziyâdeye i'übar olunur. Ve yalmz birinin hissesinden bir mikdâr-ı mu'ayyene mütahik çıkmış gibi olur ve ziyâde kiminin hissesine isâbet etmiş ise ber-vech-i bâlâ muhayyer olup dilerse kısmeti fesh eder ve dilerse mikdâr-l noksânıyla müşârikine rücû' eyler.

MC- 19, 331, 638, 1118, 1140; TMK 6, 27, 628.

MADDE 1126 - Kısmet-i fuzûlî kavlen yahud fiilen icâzete mevkûf olur.

Meselâ, biri mâl-ı müştereki hod-be-hod taksîm etse câiz ve nâfiz olmaz. Fakat sâhibleri pekala diye kavlen icâzet verse yahut hisse-i müfrezelerinde tasarruf-1 mu'allak yani bey' ve icar gibi temellükün levâzımından olan bir vechile tasarruf etseler kısmet sahîh ve nâfiz olru.

MC. 304, 312.335, 344, 339, 365, 378, 1087.

MADDE 1127 - Kısmetin âdilâne olması yani hisseler istihkâklarına göre ta'dil olunarak birisinde noksân-ı fâhiş olmaması lâzımdır. Binâen aleyh hısmetde gabn-l fâhiş da'vâsı istimâ' olunur. Fakat maksûmun leh olanlar istîfâ-yı hak eylediklerini ikrâr etdikden sonra gabn-l fâhiş da'vâsı ederlerse istimâ' olunmaz.

MC. 64, 76, 165, 359, 1160, 1647, 1633, 1658, 1742, 1778, 1801, 1820; TMK. 627, 628.

MADDE 1128 Kısmet-i rızâda mütekâsırneynden herbirinin rızâsı şartdır.

Binâen aleyh birisi gâib olsa kısmet-i rızâ sahîh olmaz. Ve içlerinde sağîr varsa velisi yahut vasîsi onun makâmına kâim olur. Ve eğer velisi yahut vasîsi yoksa hâkimin emriyle mevkûf olur ve hâkim tarafından bir vasÎ nasb olunarak onun ma'rifetiyle taksîm olunur. MC. 167, 1117, 1122, 1126, 1129, 1801; TMK. 627, 628.

MADDE 1129 - Kısmet-i kazâda talep şartdır. Hissedârıarın birisi tarafından olsun talep vâki' olmadıkça hâkim tarafından cebren kısmet sahîh olmaz.

MC. 658, 1140, 1151, 1648, 1817, 1829; TMK 627, 628.

MADDE 1130 - Hissedârıardan bazısı kısmet istemeyip de bazısı imtinâ' etdiği takdîrde fasl-ı sâlis ve râbi'de beyân olunacağı vechile mâl-ı müşterek eğer kâbil-i kısmetse hâkim onu cebren taksîm eyler. Değilse taksîm eylemez.

MC. 1118, 1122, 1129, 1141, 1183.

MADDE 1131 — Kâbil-i kısmet taksîme sâlih olan mâl-ı müşterekdir.

Şöyle ki ol maldan maksûd olan menfa'at kısmet ile fevt olmaya.

MC. 1139, 1140; TMK. 628.

Fasl-ı Sâlis

Kısmet-i cem' beyânındadır

MADDE 1132 - Müttehidü'l-cins olan a'yân-ı müşterekede kısmet-i kazâ cârî olur.

Yani müşâriklerin yalnız bazısının talebi üzerine hâkim onları hükmen taksim eyler. Gerek misliyyâtdan olsan ve gerek Kıyemiyyâtdan olsun.

rvıc. 40, 1118, 1129, 1133, 1134.

MADDE 1133 - Müttehidü'l-cüns olan misliyyâtın efrâdı beyninde fark ve tefâvüt olmadığından kısmeti müşârilerden hiçbirine muzır olmadıkdan başka her biri hakkını almış ve her birinin tamâmiyyet-i mülkü husûle gelmiş olur.

Nitekim iki kişi beyninde müşterek olan bir mikdar buğday hisselerine göre taksîm olundukda her biri hakkını istîfâ ederek hissesine isâbet eden buğdaya müstakillen mâlik olur. Şu kadar dirhem altın külçe ve bu kadar kıyye gümüş ya bakır veya demir külçe ve bir cinsden olan şu kadar pastal çuha ve bu kadar top bez ve şu kadar aded yumurta dahi bu kabîldendir.

MC. 1117, 1124.

MADDE 1134 - Müttehidü'l-cins olan kıyemiyâtın efrâdı beyninde fark ve tefâvüt var da pek cüz'î olmak hasebiyle yok hükmünde olduğundan bunlar dahi ber-vech-i bâlâ kâbil-i kısmet addolunmuşdur.

Meselâ, iki kişi beyninde müşterek olan beş yüz koyun hissesine ikiye taksîm olundukda herbiri hakkını aynıyla almış gibi olur. Şu kadar yüz deve ve bu kadar yüz inek dahi bu kabîldendir.

MC. 1116, 1118, 1132.

MADDE 1135 - Ecnâs-ı muhtelifede yani mühtelifü'l-cins olan a'yân-ı müşterekede kısmet-i kazâ cârî olmaz. Gerek misliyyâtdan olsun ve gerek kıyemîyyatdan olsun. Yani miişâriklerden yalnız birinin talebi üzerine hâkim onları cebren kısmet-i cem' ile taksîm edemez.

Meselâ, hissedârlardan birine şu kadar kile buğday ve ona mukâbil diğerine bu kadar kile arpa yahut birine şu kadar koyun ve ona mukâbil diğerine bu kadar deve ya inek ve birine bir kılıç ve diğerine bir eğer takımı ve birine bir konak ve diğerine bir dükkânya bir çiftlik i'tâsıyla kısmet-i kazâ câiz olmaz. Ammâ kendileri râzı oldukları halde vech-i meşrûh üzre kısmet-i rızâ câiz olur.

MC. 46, 1122, 1132; TMK. 627, 628.

MADDE 1136 - İhtilâf-ı san'at hasebiyle muhtelif olan evânî velev ki bir cins madenden masnû' olsa bile muhtelifii'l-cins addolunur.

MC. 1119.

MADDE 1137 — Huliyyât ve büyük inci ve cevâhir dahi muhtelifü'l-cins olan a'yândandır.

Ammâ, efrâdı beyninde kıymetçe tefâvüt olmayan ufak inciler ve sayı taşı denilen hurda elmaslar gibi cevâhir-i sağîre müttehidü'l-cins addolunur.

MADDE 1138 — Müte'addid konaklar ve dükkânlar ve çiftlikler dahi muhtelifü'lcins olup kısmet-i cem ile taksîm olunmazlar. taddid konaklardan biri müşâriklerden birine ve diğeri diğerine i'tâ Meselâ, müte ile kısmet-i kazâ câiz olmayıp bunlardan herbiri ber-vech-i âtî kısmet-i tefrîk ile taksîm olunabilir.

Fasl-ı Râbi'

Kısmet-i tefrîk beyânındadır

MADDE 1139 — Bir ayn-ı müşterekin tefrîk ve teb'îzi sâhiplerinden hiçbirine muzır değilse kâbil-i kısmetdir.

Meselâ, bir arsa taksim olundukda her kısmında ebniye yapılır. Ve ağaç dikilir ve kuyu kazılır ve bu cihetle arsadan maksûd olan menfa'at bâkî olur. Kezâlik bir konağın selâmlık ve harem dâireleri başka başka birer menzil olmak üzere tefrîk ve taksîm olundukda konakdan maksûd olan süknâ menfa'ati fevt olmaz. Ve müşâriklerden herbiri müstakjllen birer menzil sâhibi olur.

Binâen aleyh gerek arsada ve gerek konakda kısmet-i kazâ cârî olur. Yani sâhiblerinden biri kısmet isteyip diğeri imtinâİ eylese hâkim onları cebren taksîm eyler.

MC. 1130, 1131, 1138; TMK 627, 628.

MADDE 1140 - Bir ayn-ı müşterekin tefrîk ve teb'îzi sâhiblerinden birine nâfi' ve diğerine muzır yani menfa'at-ı maksûdesinj müfevvit olup da nefi olan kimse kısmet isterse kezâlik hâkim onu hükmen taksim eyler.

Meselâ, müşterek bir hânede müşârik olanlardan birinin hissesi az olup da ba'de't-taksîm onda süknâ ile intifâ' olunmayacak olduğu halde hissesi çok Olan müşâriki kısmet isterse hâkim olun kazâen taksîm eyler,

MC. 1143, 1144.


MADDE 1141 - Tefrîk ve teb'îzi sâhiblerinden her birine muzır olan bir ay2n6-15 müşterekde kısmet-i kazâ cârî olmaz.

Meselâ, bir değirmen taksîm olunsa artık değirmen olarak isti'mâl olunamaz, bu cihetle menfa'at-ı maksûde fevt olur. Binâen aleyh müşâriklerden yalnız birinin talebi üzerine hâkim onu taksîm edemez. Ammâ bitterâzî taksîm olunur. Hammâm ve kuyu ve kanât ve küçük oda ve iki hâne arasındaki hâit dahi böyledir. Bir hayvan ile bir araba ve bir eğer ve cübbe ve bir yüzük taşı gibi yarmağa ve kırmağa muhtâc olan urûz dahi bu kabîldendir ki hiç birinde kısmet-i kazâ cârî olmaz. MC. 1121, 1131, 1135.

MADDE 1142 — Bir müşterek kitâbın taksîm-i evrâkı câiz olmadığı gibi müte'addid cildlere taksîm olan bir kitâbın cild-be-cild taksîmi dahi câiz olmaz. MC. 1134.

MADDE 1143 — İki yahud ziyâde kimse beyninde müşterek olup da başkasının aslâ duhûle hakkı olmayan tarîkin biri kısmetini isteyip de diğeri imtinâ' etdiği takdîrde nazar olunur. Eğer ba'de'l-kısme her birine birer tarîk kalacak olursa taksîm olunur. Ve illâ kısmete cebr olmaz, meğer ki her birinin başka başka tarîk ve menfezi ola. Ol halde yine taksîm olunur.

MC. 1140, 1141, 1223.

MADDE 1144 — Mesîl-i müşterek dahi tarîk-i müşterek gibidir ki biri kısmet isteyip de diğeri imtinâ' etdiği takdîrde eğer ba'de'l-kısme herbirine suyunu akidacak kadar yer kalırsa yahut mesîl ittihâz edecek başka yeri varsa taksîm olunur. Ve illâ taksîm olunmaz.

MC. 1143.

MADDE 1145 — Bir kimse hakk-ı mürûru bâkî olmak üzere mülkü olan tarîki satabiidiği gibi iki kişi beyninde müşterek olan bir akârın taksîminde tarîk-i müşterekin rakabesi yani mülkiyyeti birinde kalmak ve diğerinin yalnız hakk-ı mürûru olmak üzere kısmet dahi câiz olur. MC. 37.

MADDE 1146 — Bir hânenin taksîminde iki hisse arasındaki hâit hissedârlar beyninde müşterek olarak bırakılmak câiz olduğu gibi yalnız birinin mülkü olmak üzere kısmet dahi câiz olur.

MC. 1114, 1122, 1124, 1145, 1147.

Fasl-ı Hâmis

Keyfiyyet-i kısmet beyânındadır

MADDE 1147 - Mâl-ı müşterek eğek mekîlâtdan ise keyi ile ve mevzûnâtdan ise vezn ile ve adediyâtdan ise aded ile ve zer'iyyâtdan ise zirâ' ile taksîm olunur. MADDE 1148 - Arsa ve arâzî zer'iyyâtdan olduklarına mebnî zirâ' ile taksim olunurlar. Ammâ üzerlerinde eşcâr ve ebniye takdîr-i kıymet ile taksim kılınırlar. eğer birisi şu kadar gün muhayyer olmak üzere şart eylemiş Olsa Ol hissesin:müddet MC. 21, 1125.

zarfında kısmeti kabûl edip etmemekde muhayyer olur. ve eğer birisinin MADDE 1149 - Bir konağın taksiminde bir hissenin ebniyesi diğer hissenin ebni- eden koyunların ayb-ı kadîmi zuhûr etse kezâlik muhayyer olup dilerse kabûl yesine nisbetle daha kıymetli olduğu takdirde mümkün ise diğer hisseye arsadan kıymetce ona mu'âdil olacak kadar fazla yer verilir, değilse ona mukâbil nukûd ilâve edi-

MADDE 1155 - Müttehidü'l-cins olan misliyyâtın taksîminde hıyâr-l şart ve lir. MC. 1138, 1148.

Meselâ, iki kişi beyninde müşterek olan bir yığın buğday taksim olundukda şu ka

MADDE 1150 - İki kişi beyninde müşterek bir hânenin fevkânîsi birine ve fevkânî ve gerek dar gün muhayyer olmak şartı muhayyer olmaz. ve biri buğdayı görmemişse gördüktahtânîsi diğerine i'tâ olunmak üzere kısmet murâd olundukda gerek de muhayyer olmaz. Ammâ birine yığının üst tarafından ve diğerine alt tarafından vetahtânî takvim olunarak kıymet i'tibârıyla taksim olunur. rilip de alt tarafı çürük çıksa sâhibi muhayyer olup dilerse kabûl ve dilerse reddeder. MC. 1127, 2 243, 627, 628.

MADDE 1151 — Bir konak taksim olunacak oldukda kassâm olan kimse ibtidâ onu Fasl-ı Sâbi' kağıt üzerinde tasvir ve arsasın: zirâ' ile mesâha ve ebniyesini takvîm ve sâhiblerinin hisselerine göre teş'iiye ve za'âii ve mümkün ise her hisseyi yek diğere te'alluku kal- Kısmetin fesh ve ikâlesi beyânındadır mamak üzere hakk-ı tarik ve sirb ve mesili ile ifraz ve birinci ve ikinci ve üçüncü diye MADDE 1156 - Kur'alar, kâmilen çekildikde kısmet tamam olur.

telkîb etmeli ve ba'âehû kurâ çekmelidir. Birinci ibtidâ ismi çıkanın ve ikinci sâniyen

MADDE 1157 - Kısmet tamam oldukda artık ondan rücû' olunamaz.

ismi yürür.çıkanın MC ve 57.529.

üçüncü: E'Sİ.silise: ismi çıkanın olur. Ziyâde hisse varsa yine bu tertîb üzre mış olduğu

MADDE halde 1158 hissedârlardan — Esnâ-yı kısmetde biri rücû' meselâ, edecek kurâların olsa bakılır. çoğu çıkıp Eğer da kısmet-i yalnız biri rızâ kal-ise

üze- rücû' edebilir. Ve eğer kısmet-i kazâ ise rücû' edemez.

MADDE 1152 — Tekâlii-i emiriye eğer muhâfaza-i nüfus için ise aded-i ru'ûs

MADDE 1159 - Ba'de'l-kısme hissedârlar kendi rızâlarıyla kısmeti fesh ve ikâle rine taksim olunup nisvân ve s:byân defter-i tevzî'a jdhâl olunmaz. Ve eğer muhâfaza-i ederek maksûmu kemâ-fi's-sâbık beynlerinde müşterek edebilirler. emlâk içinse mikdâr-: üzerine taksim olunur.MC. 190, 1060.

Zirâ' (87J mezkûr olduğu üzere garâmet ganîmete göredir.

331.1080, 2081. MADDE 1160 - Kısmetde gabn-ı fâhiş olduğu tebeyyün ederse fesh olunarak tekkısmet-i âdile ile taksîm olunur. MC. 75, 78, 1127, 1151, 1587, 1685, 1762.

Fasl-ı Sâdîs

MADDE 1161 - Terekenin taksîminden sonra meyyitin deyni zuhûr etse kısmet Hl'jûrüt beyânındadır olunur.

MADDE 1153 - olduğu gibi ecnâs-l muhtelifenin taksîminde dahi hıyâr-l Meğer ki verese deyni i'fâ yahut dâ'inler alacaklarından onları ibrâ ederler veyaşart ve hıyâr-: ru'yet ve Tardır. hut meyyitin maksûmdan başka malı olup da borç onunla iti olunursa o halde kısmet Meselâ, hissedârlarda:z bın şu kadar kile buğday ve ona mukâbil diğeri bu kadar olunmaz.

kile arpa yahut biri şu kadar koyun ona mukâbil diğeri bu kadar inek olmak üzere

MC. 8, 23, 24, 74, 648, 747, 847, 1129, 1656; TMK 581,582.

mâl-) müşterekt bitterâzi beynlennde taksim etdiklerinde eğer birisi şu kadar gün muhayyer olmak uzere şart eylemiş UI müddet zarfında dilerse kısmeti kabûl ve dilerse fesil eder ve eğer bjrısi eğer mâl•ı maksûmu gormemişse gördükde kezâlik

Fasl-l Sâmin

muhayyer olur ve eğer birinm ayıplı çıksa dilerse kabûl ve dilerse reddeyler.

Ahkâm-ı kısmet beyânındadır MC. 350.351, 352.344.

MADDE 1162 - Hissedârlardan herbiri ba'de'l-kısme kendi hissesine müstakillen illâlik olur. Birinin hissesinde artık diğerinin alâkası kalmaz ve bâb-ı sâlisde beyân

MADDE 1154 - Müttehidul-cins olan Kıyemiyyâtjn taksiminde dahi hıyâr•l şart ve rüyet ve ayb vardır, olunacağı vechile herbirisi kendi hissesinde keyfe mâ-yeşâ' tasarruf eder. Hattâ iki Meselâ, muşterek olan yuz koyun sâhibleri beyninde hisselerine Wire taksimbeyninde Illiişterek bir hâlle taksîm olunup da birinin hissesine ebniye ve diğerinin hissesine arsa-i hâliye isâbet etdiği sûretde arsa sâhibi ol arsada kuyu kazar ve keriz yapar ve ebniye inşâ edip dilediği kadar yüksek çıkar, ebniye sâhibinin havasını yahut güneşini seddetse bile mâni' olamaz.

MC. 1156, 1166, 1192, 1200-1202; TMK. 627, 628.

MADDE 1163 — Arâzî taksiminde eşcâr ve çiftlik taksînıinde eşcâr ile ebniye min- gayrı zikrin dâhil olur. Yani eşcâr ve ebniye kimin hissesinde bulunursa onun olur. Hîn-i taksîmde zikr ve tasrihe yahut cemi' hukûk ile veya cemî'i merâfiki ile denilmek gibi bir tabir-i umûmi ile idhâle hâcet yokdur.

Mü 206, 232, 1656.

MADDE 1164 — Gerek arâzi ve gerek çiftlik taksîminde ekin ve meyve zikr ve tasrîh olunmadıkça dâhil olmayıp onlar kemâ-kân müşterek olarak kalır. Hîn-i taksimde gerek cem? huküku ile gibi bir taibir-i umûmî îrâd olunsun ve gerek sın. MC 23.1

MADDE 1165 — Mâksûmun arâzî-i mücâvirede olan hakk-ı tarîk ve mesîli her halde dâhil-i kısmet olur. Yani kimin hissesinde vâki' olursa onun hukûkundan Hîn-i kısme2de gerek cem? hukûku ile denilsin ve gerek denilmesin.

MADDE 1166 — Hin-i kısmetde bir hissenin diğer hissede tarîki yâhut mesîli olması şart edilirse ol szrt2 ri'âyet edilir.

MADDE 1167 — Bir hissenin diğer hissede tarîki olup da hîn-i kısmetde ibkâsı şart edilmemişse b2ş;z tarafa sarf ve tahvîli kâbil olduğu takdîrde sarf ve tahvîl olunur. Hîn-i kısmetde gerek cem? hukûku ile denilsin ve gerek denilmesin. Ammâ tarîkin başka tarafa sarf ve zh7iii kâbil olmadığı takdîrde bakılır, eğer hîn-i kısmetde cemî' hukûku ile deniimzş tzrik dâhil-i kısmet olarak hâli üzre ibkâ olunur. Ve eğer cemîl huküku ile gibi bir urnûmî ilâve olunmamışsa kısmet fesh olunur. Bu husûsda mesîl dahi aynıyla tarîk gibidir.

MC 233, 342. il 24. 2143, 166, 1165.

MADDE 1168 İki kişi beyninde müşterek bir hânede diğer kimesnenin olup da hâne sâhiplerı oi hâneyi taksim edecek olduklarında tarîk sâhibi mani' Fakat onlar dahi haneyi Eksim ezdiklerinde tarîki hâli üzre terk ederler ve üçü ittifâk hâne ile beraber tariki dahi saldıkları takdîrde eğer tarîk üçünün beyninde müşterek ise semen uçünun beyninde taksim olunur.

Ve eğer tarikin rakabesi konak sâhib!erinjn olup da ol kimesnenin yalnız rek hakk-l mürüru varsa herbiri hakkını alır.

Şoyle kj arsa bir kere hakk-j ınurür ile ve bir kere hakk-l mürûrsuz takvîlll nup iki kısmet beynindeki fazla hakkel ınurûr Sâhibinin olur, Ve bâkîsi hâne sâhiblerine âid olur.


Mesîl dahi tarîk gibidir. Yani bir müşterek hânede diğer kimsenin hakk-ı mesîli olsa ol hane sâhibleri hâneyi taksîm edip mesîli hâli üzre terk ederler. MC. 97, 216, 346, 1125, 1143, 1197, 1227.

MADDE 1169 — Bir konağın avlusunda diğer kimesnenin menzili olup da menzil sâhibi ol avludan mürûr eder olduğu halde konak sâhibleri konağı taksîm edecek olduklarında menzil sâhibi mâni' olamaz.

Fakat onlar konağı taksîm etdiklerinde menzilin kapısı arzında ona bir yol terk ederler.

MADDE 1170 — İkiye taksîm olunan bir konağın iki kısmı arasında bir hâit olup da bir kısmın diğer hâitinin üzerindeki kirişlerin uçları ol hâiti müşterek üzerinde bulunduğu sûretde eğer hîn-i kısmetde ol kirişlerin refi şart edilmiş ise ref olunur. Ve illâ ref olunmaz. İki kısmı arasındaki hâit bir hissedârın ve uçları ol hâit üzerine bindirilmiş olan kirişler diğer hissedârın mülkü olmak üzere taksîm olunduğu sûretde dahi hüküm yine bu vechiledir. MC. 1146, 1210.

MADDE 1171 — Bir kısımda vâki' olan ağaçların dalları diğer kısmın üzerine sarkmış olduğu sûretde dahi eğer hîn-i kısmetde kat'i şart edilmemiş ise ol dallar kestirilemez. MC. 1196.

MADDE 1172 — Bir tarîk-i hâssda hakk-ı mürûru olan bir müşterek hâne taksîm olundukda hissedârlardan herbiri ol tarîke kapı ve pencere açabilir. Sâir ashâb-ı tarik ona mâni' olamaz.

MC. 64, 1219, 1269, 1328.

MADDE 1173 - Kâbil-i kısmet olan bir mülk-i müşterekde hissedârlardan biri kendisi için diğer hissedârın izni olmaksızın bir binâ yapdıkdan sonra diğer hissedâr kısmet talep etdikde taksîm olunur. Ol binâ bânîsinin hissesine isâbet ederse febihâ. Eğer diğer hissedârın hissesine isâbet ederse bu hissedâr ol binâyı hedm ve ree ettirebilir.

MC. 46, 96, 1076, 1129, 1139, 1309; TMK. 624.

Fası-l Tâsi'

Muhâye'e beyânmdadır

MADDE 1174 - Muhâye'e kısmet-i menâti'den ibâretdir.

MC. 806, 1135, 117Z 1184. 1186.1187, 1190; TMK 624, 65

MADDE 1175 - Misliyyâtda muhâye'e cârî olmaz. Muhâye'e ol kıyemiyyâtda olur ki ayrıları bâki olarak onlarla intifâ' mümkün ola.

İkinci 10Edit

Üçüncü onEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.