FANDOM


Hucurat Suresi Kaf Suresi Zariyat Suresi
2010 Kur'an Yılında Mersin Yenişehir Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün Dünyanın En Kapsamlı Kur'an Portali Projesidir.
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
Malay Meal [1]
İngilizce Meali (M. Pickthall)
Kaf ve Kur'ani mecîd hakkı için
1. Kaf vel kur'anil mecid
1. Qaf. By the glorious Qur’an,
Doğrusu şaştılar da kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber geldiğine dediler ki kâfirler bu acîb bir şey
2. Bel acibu en caehum munzirum minhum fe kalel kafirune haza şey'un acib
2. Nay, but they marvel that a warner of their own hath come unto them; and the disbelievers say: This is a strange thing:
Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakıt ha? Bu baıyd bir irca'
3. E iza mitna ve kunna turaba zalike rac'um beıyd
3. When we are dead and have become dust (shall we be brought back again)? That would be a far return!
fakat Arz onlardan neyi eksiltir bize ma'lûmdur ve nezdimizde hıfzedici bir kitab vardır
4. Kad alimna ma tenkusul erdu minhum ve ındena kitabun hafıyz
4. We know that which the earth taketh of them, and with Us is a recording Book.
Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler
5. Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrim meric
5. Nay, but they have denied the truth when it came unto them, therefor they are now in troubled case.
Artık üstlerindeki Semâya bir baksalar a, biz onu nasıl bina etmişiz ve ziynetlemişiz hiç bir gediği yok
6. E fe lem yenzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furuc
6. Have they not then observed the sky above them, how We have constructed it and beautified it, and how there are no rifts therein?
Arza da: bir imtidad vermişiz ve ağır baskılar oturtmuşuz ve her çeşidden çiftler bitirmişiz ki temaşasına doyulmaz
7. Vel erda medednaha ve elkayna fiha ravasiye ve embetna fiha min kulli zevcim behic
7. And the earth have We spread out, and have flung firm hills therein, and have caused of every lovely kind to grow thereon,
Gözler gönüller açar, yaradanın kudretini ıhtar eder, dersler verir birer nişanei basîret ve nümunei ıbret olmak üzere, hakka yüz tutan her kul için
8. Tebsıratev ve zikra li kulli abdim munib
8. A vision and a reminder for every penitent slave.
Bir de Semadan mübarek bir su indirip de onunla bağlar bağçeler bitirmekteyiz ve biçilecek taneler
9. Ve nezzelna mines semai maem mubaraken fe embetna bihi cennativ ve habbel hasıyd
9. And We send down from the sky blessed water whereby We give growth unto gardens and the grain of crops,
Ve Semaya ser çeken hurma ağaçları ki sıvama dizilmiş bir tal'ı vardır
10. Ven nahle basikatil leha tal'un nedıyd
10. And lofty date palms with ranged clusters,
Kullara rızk için, ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz, işte o huruc da böyledir
11. Rizkal lil ıbadi ve ahyeyna bihi beldetem meyta kezalikel huruc
11. Provision (made) for men; and therewith We quicken a dead land. Even so will be the resurrection of the dead.
Tekzib etti onlardan evvel Nuhun kavmı ve ashabı ress ve Semûd
12. Kezzebet kablehum kavmu nuhıv ve ashabur rassi ve semud
12. The folk of Noah denied (the truth) before them, and (so did) the dwellers at Ar Kass and (the tribe of) Thamud,
Ve Âd ve Firavn ve ıhvanı Lût ve ashabı
13. Ve aduv ve fir'avnu ve ıhvanu lut
13. And (the tribe of) Aad, and Pharaoh, and the brethren of Lot,
Eyke ve tübbe'in kavmı, her biri gönderilen Peygamberleri tekzib etti de hakk oldu veîd
14. Ve ashahub eyketi ve kavmu tubba kulun kezzeber rusule fe hakka veıyd
14. And the dwellers in the wood, and the folk of Tubba: every one denied their messengers, therefor My threat took effect.
Ya artık birinci yaradış ile yoruluverdik mi? Doğrusu onlar, yeni bir yaradılıştan iltibastalar
15. E fe ayına bil halkıl evvel bel hum fi lebsim min halkın cedid
15. Were We then worn out by the first creation? Yet they are in doubt about a new creation.
Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz: nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona «habli verîd» den daha yakınızdır
16. Ve le kad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verid
16. We verily created a man and We know what his soul whispereth to him, and We are nearer to him than his jugular vein.
İki zabıt memuru zabıt tutarlarken: biri sağdan oturmuş biri soldan
17. İz yetelekkal mutelekkıyani anil yemini ve aniş şimali kaıyd
17. When the two Receivers receive (him), seated on the right hand and on the left,
Her ne söz atarsa mutlak yanında hâzır bir gözcü vardır
18. Ma yelfizu min kavlin illa ledeyhi rakıybun atid
18. He uttereth no word but there is with him an observer ready.
Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte: işte diye: o senin kaçıp durduğun
19. Ve caet sekratul mevti bil hakk zalike ma kunte minhu tehıyd
19. And the agony of death cometh in truth. (And it is said unto him): This is that which thou wast wont to shun.
Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veîd günüdür
20. Ve nufiha fis sur zalike yevmul veıyd
20. And the trumpet is blown. This is the threatened Day.
Ve her nefis gelmiştir: beraberinde bir sevk me'muru ve bir şâhid vardır
21. Ve caet kullu nefsim meaha saikuv ve şehid
21. And every soul cometh, along with it a driver and a witness
Celâlim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin: şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,
22. Le kad kunte fi ğafletim min haza fe keşefna anke ğıtaeke fe besarukel yevme hadid
22. (And unto the evil doer it is said): Thou wast in heedlessness of this. Now We have removed from thee thy covering, and piercing is thy sight this day.
Ve karîni demiştir: işte bu yanımdaki hâzır
23. Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid
23. And (unto the evil doer) his comrade saith: This is that which I have ready (as testimony).
(Buyurulur:) atın atın Cehenneme her nankör anud,
24. Elkıya gı cehenneme kulle keffarin anid
24. (And it is said): Do ye twain hurl to hell each rebel ingrate,
hayra engel, haşarı işkilci kâfiri
25. Mennaıl lil hayri mu'teim murib
25. Hinderer of good, transgressor, doubter,
Ki Allahın yanında başka ilâh tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azâb içine
26. Ellezi ceale meallahi ilahen ahar fe elkiyahu fil azabiş şedid
26. Who setteth up another god along with Allah. Do ye twain hurl him to the dreadful doom.
Arkadaşı der: ya rabbenâ onu ben azdırmadım velâkin kendisi uzak bir dalâl içinde idi
27. Kale karinuhu rabbena ma atğaytuhu ve lakin kane fi dalalim beıyd
27. His comrade saith: Our Lord! I did not cause him to rebel, but be was (himself) far gone in error.
Buyurur ki: huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veîd göndermiş iken
28. Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil veıyd
28. He saith: Contend not in My presence, when I had already proffered unto you the warning.
Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkâr değilim
29. Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma enen bi zallamil lil abid
29. The sentence that cometh from Me cannot be changed, and I am in no wise a tyrant unto the slaves.
O gün ki Cehenneme doldunmu? diyeceğiz, o, daha ziyade varmı? diyecek
30. Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel mim mezid
30. On the day when We say unto hell: Art thou filled? and it saith: Can there be more to come?
Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak
31. Ve uzlifetil cennetu lil muttekıyne ğayra beıyd
31. And the Garden is brought nigh for those who kept from evil, no longer distant.
İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz: her bir tevbekâr, vazifesine riayetkâr olan
32. Haza ma tuadune li kulli evvabin hafıyz
32. (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one,
Gaybde rahmana haşyet duyan ve inâbeli bir kalb ile gelen kimselere
33. Men haşiyer rahmane bil ğaybi ve cae bi kalbim munib
33. Who feareth the Beneficent in secret and cometh with a contrite heart.
Girin ona bir selâm ile, bu işte o hulûd günü
34. Udhuluha bi selam zalike yevmul hulud
34. Enter it in peace. This is the day of immortality.
Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var
35. Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezid
35. There they have all that they desire, and there is more with Us.
Hem önlerinde nice karn helâk ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar: varmı bir kaçamak?
36. Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nekkabu fil bilad hel mim mehıys
36. And how many a generation We destroyed before them, who were mightier than these in prowess so that they overran the lands! Had they any place of refuge (when the judgment came)?
Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yâhud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır
37. İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehid
37. Lo! therein verily is a reminder for him who hath a heart, or giveth ear with full intelligence..
Şanım hakkiçin biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı
38. Ve le kad halaknes semavati vel erda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamiv ve ma messena mil luğub
38. And verily We created the heavens and the earth, and all that is between them, in six days, and naught of weariness touched Us.
O halde onların lâflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel
39. Fasbr ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel ğurub
39. Therefor (O Muhammad) bear with what they say: and hymn the praise of thy Lord before the rising and before the setting of the sun;
Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında
40. Ve minel leyli fe sebbıhhu ve edbaras sucud
40. And in the night time hymn His praise: And after the (prescribed) prostrations.
Ve dinle o münadînin bağıracağı günü yakın bir yerden
41. Vestemı'yevme yunadil munadi mim mekanin karib
41. And listen on the day when the crier crieth from a near place,
Hakka çağıran o sayhayı işidecekleri gün, işte o, huruc günüdür
42. Yevme yesmeunes sayhate bil hakk zalike yevmul huruc
42. The day when they will hear the (Awful) Cry in truth That is the day of coming forth (from the graves).
Şübhesiz ki biz biziz hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir
43. İnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel mesıyr
43. Lo! We it is Who quicken and give death, and unto Us is the journeying.
O gün ki Arz onlardan ayrılır sür'atle koşarlar, o, bir haşirdir ki ancak bize kolaydır
44. Yevme teşekkalul erdu anhum siraa zalike haşrun aleyna yesir
44. On the day when the earth splitteth asunder from them, hastening forth (they come). That is a gathering easy for Us (to make).
Biz pek a'lâ biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veîdlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver
45. Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani mey yehafu veıyd
45. We are best aware of what they say, and thou (O Muhammad) art in no wise a compeller over them. But warn by the Qur’an him who feareth My threat.


Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Sure Formülleri