FANDOM


Kalem Suresi/1-33-Kalem Suresi/Elmalı/1-33 Kalem Suresi/34-52 Hakka Suresi/1-37-Hakka Suresi/Elmalı/1-37
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Şübhesiz ki korunan müttakîler içindir rablarının ındinde na'îm Cennetleri
Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.
Lo! for those who keep from evil are gardens of bliss with their Lord.
Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız?
Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç?
Shall We then treat those who have surrendered as We treat the guilty?
Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
What aileth you? How foolishly ye judge!
Yoksa size mahsus bir kitab var da onda şu dersi mi okuyorsunuz
Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz?
Or have ye a Scripture wherein ye learn
Siz âlemde her neyi ıhtiyar ederseniz o her halde sizin olacak diye?
O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı?
3That ye shall indeed have all that ye choose?
Yoksa size karşı üzerimizde Kıyamet gününe kadar sürecek yemînler, teahhüdler mi var
Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
Or have ye a covenant on oath from Us that reacheth to the Day of Judgment, that yours shall be all that ye ordain?
Siz her ne hukm ederseniz her halde öyle olacak diye?
Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?
Ask them (O Muhammad) which of them will vouch for that!
Sor bakalım onlara içlerinde ona kefîl hangisi?
Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler.
Or have they other gods? Then let them bring their other gods if they are truthful
Yoksa onların şerikleri mi var? O halde şeriklerini getirsinler, sadık iseler
O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.
On the day when it befalleth in earnest, and they are ordered to prostrate themselves but are not able,
O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt gücleri yetmez
Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.
With eyes downcast, abasement stupefying them. And they had been summoned to prostrate themselves while they were yet unhurt.
Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ sâlim iken da'vet olunuyorlardı
Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
Leave Me (to deal) with those who give the lie to this pronouncement. We shall lead them on by steps from whence they know not.
O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız
Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.
Yet I bear with them, for lo! My scheme is firm.
Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü fendim sağlamdır
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
Or dost thou (Muhammad) ask a fee from them so that they are heavily taxed?
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun damı cereme vermekten ezilmişler?
Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
Or is the Unseen theirs that they can write (thereof)?
Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.
But wait thou for thy Lord's decree, and be not like him of the fish, who cried out in despair.
O halde sabret rabbının hukmüne de sahibi hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti
Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
Had it not been that favour from his Lord had reached him he surely had been cast into the wilderness while he was reprobate.
Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı
Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.
But his Lord chose him and placed him among the righteous.
Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı
O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar.
And lo! those who disbelieve would fain disconcert thee with their eyes when they bear the Reminder, and they say: Lo! he is indeed mad;
Ve gerçek o küfr edenler o zikri işittikleri vakıt az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı, bir de durmuşlar o her halde bir mecnun diyorlar. Halbuki o halis bir zikirdir bütün ukalâ âlemleri için
Halbuki o âlemler için bir öğüttür.
When it is naught else than a Reminder to creation.
Disambig Bakınız: KalemSuresi, KalemSuresi/MEALKalemSuresi/VİDEO, KalemSuresi/TEFSİR, KalemSuresi/TEZHİB, KalemSuresi/HAT, KalemSuresi/FAZİLETİ, KalemSuresi/HİKMETLERİ, KalemSuresi/, KalemSuresi/KERAMETLERİ, KalemSuresi/AUDİO, KalemSuresi/HADİSLER, KalemSuresi/NAKİLLER, KalemSuresi/EL YAZMALARI, KalemSuresi/VP


Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Kalem_Suresi/34-52?oldid=110826" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.