FANDOM


Necm Suresi/33-62-Necm Suresi/Elmalı/33-62 Kamer Suresi/1-22 Kamer Suresi/23-40-Kamer Suresi/Elmalı/23-40
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Yaklaştı Saat, yarıldı Kamer
Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
The hour drew nigh and the moon was rent in twain.
Hâlâ bir âyet görseler yüz çevirip derler: müstemir bir sihir
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
And if they behold a portent they turn away and say: Prolonged illusion.
Yalan dediler, hevâlarına uydular, halbuki her emir müstekır
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.
They denied (the Truth) and followed their own lusts. Yet everything will come to a decision
Celâlim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var
Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
And surely there hath come unto them news whereof the purport should deter,
Bir hikmeti baliga, fakat inzarlar faide vermiyor
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
Effective wisdom; but warnings avail not.
Sen de onlardan yüz çevir, o gün ki çağırıcı görülmedik müdhiş bir şey'e çağırır
Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.
So withdraw from them (O Muhammad) on the day when the Summoner summoneth unto a painful thing.
Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
With downcast eyes, they come forth from the graves as they were locusts spread abroad,
Gibi çağırana koşarak, der ki kâfirler: bu pek zorlu bir gündür
O çağırana koşarak, kâfirler: "Bu çetin bir gündür." derler.
Hastening toward the Summoner; the disbelievers say: This is a hard day.
Onlardan evvel Nuh kavmı tekzib etti yalancı dediler o kulumuza, mec'nun dediler, çok incittiler
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.
The folk of Noah denied before them, yea, they denied Our slave and said: A madman; and he was repulsed.
O da nihayet rabbına duâ etti, ben dedi, mağlûbum, hemen nusratını ver
Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.
So he cried unto his Lord, saying: I am vanquished, so give help.
Bunun üzerine Göğün kapılarını açtık dökülen bir su ile şakır şakır
Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
Then opened We the gates of heaven with pouring water
Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
And caused the earth to gush forth springs, so that the waters met for a predestined purpose.
Onu ise taşıdık elvahlı ve kenetli bir hamule üzerinde ki akar
Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.
And We carried him upon a thing of planks and nails,
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.
Celâlim hakkı için bıraktık ta onu bir âyet olarak, fakat düşünen mi var?
Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
15. And verily We left it as a token; but is there any that remembereth?
Ki nasıl azâbım ve inzarlarım?
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembered?
Tekzib etti de Âd nasıl oldu azâbım ve inzarlarım?
Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
(The tribe of) Aad rejected warnings. Then how dreadful) was My punishment after My warnings.
çünkü salıverdik üzerlerine müstemirr, nühusetli bir günde bir soğuk rüzgâr ki sarsar
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Lo! We let loose on them a raging wind on a day of constant calamity,
İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
(O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Sweeping men away as though they were uprooted trunks of palm trees.
Bak nasılmış azâbım ve inzarlarım?
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?
Disambig Bakınız: KamerSuresi, KamerSuresi/MEALKamerSuresi/VİDEO, KamerSuresi/TEFSİR, KamerSuresi/TEZHİB, KamerSuresi/HAT, KamerSuresi/FAZİLETİ, KamerSuresi/HİKMETLERİ, KamerSuresi/, KamerSuresi/KERAMETLERİ, KamerSuresi/AUDİO, KamerSuresi/HADİSLER, KamerSuresi/NAKİLLER, KamerSuresi/EL YAZMALARI, KamerSuresi/VP
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Kamer_Suresi/1-22?oldid=111173" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.