FANDOM


Kamer Suresi/1-22-Kamer Suresi/Elmalı/1-22 Kamer Suresi/23-40 Kamer Suresi/41-55-Kamer Suresi/Elmalı/41-55


Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Semûd o inzarları tekzib ettiler
Semûd da o uyarıları yalanladılar.
(The tribe of) Thamud rejected warnings
Şöyle dediler: içimizden bir beşere mi tabi' olacağız? Şübhesiz biz o vakıt şaşkınlık içinde kalır ateşlere yanarız
"Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.
For they said: Is it a mortal man, alone among us, that we are to follow? Then indeed we should fall into error and madness.
O zikir aramızdan ona mı bırakıyorlar? Belki o bir şimarık yalancıdır
"Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir" (dediler).
Hath the remembrance been given unto him alone among us? Nay, but he is a rash liar.
İleride bilecekler o şimarık yalancı kimdir?
Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
(Unto their warner it was said): Tomorrow they will know who is the rash liar.
İşte biz onlara bir fitne olmak üzere o Nâkayı (o dişi deveyi) salıyoruz. Onun için gözet onları ve sabırlı ol
Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.
Lo! We are sending the she camel as a test for them; so watch them and have patience;
Hem haber ver onlara ki su aralarında nevbetle taksim ve her su alış huzur iledir
Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.
And inform them that the water is to be shared between (her and) them. Every drinking will be witnessed.
Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silâha sarıldı da ayaklarını çırptı
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.
But they called their comrade and he took and hamstrung (her).
Fakat bak nasıl oldu azâbım ve inzarlarım
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar
Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.
Lo! We sent upon them one Shout, and they became as the dry twigs (rejected by) the builder of a cattle fold.
şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?
Lûtun kavmı o inzarlara yalan dediler
Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
The folk of Lo! rejected warnings.
Biz gönderdik üzerlerine taşlar yağdıran, yalnız Lûtun ailesini necata çıkardık bir sehar
Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,
Lo! We sent a storm of stones upon them (all) save the family of Lot, whom We rescued in the last watch of the night,
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.
Celâlim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
And he indeed had warned them of Our blow, but they did doubt the warnings.
Ve onun müsafirlerinden kâm almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azâbımı ve inzarlarımı?
Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!
Ve Celâlim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azâbı müstekır
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
And in truth the punishment decreed befell them early in the morning.
Tadın bakalım azâbımı ve inzarlarımı
"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Now taste My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?
Disambig Bakınız: KamerSuresi, KamerSuresi/MEALKamerSuresi/VİDEO, KamerSuresi/TEFSİR, KamerSuresi/TEZHİB, KamerSuresi/HAT, KamerSuresi/FAZİLETİ, KamerSuresi/HİKMETLERİ, KamerSuresi/, KamerSuresi/KERAMETLERİ, KamerSuresi/AUDİO, KamerSuresi/HADİSLER, KamerSuresi/NAKİLLER, KamerSuresi/EL YAZMALARI, KamerSuresi/VP
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/Kamer_Suresi/23-40?oldid=111174" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.