FANDOM


Necm Suresi Kamer Suresi Şablon:Kamerbakınız Rahman Suresi
Wikipedia-logo-tr
'den Kamer suresi ile ilgili bir şeyler var.

Kamer Suresi/1-22 Edit

Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Rahmân[1] ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle"
Acıyıcı*[2], esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım
In the Name of Allâh, the Most Gracious, the Most Merciful
Yaklaştı Saat, yarıldı Kamer
Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
The hour drew nigh and the moon was rent in twain.
Hâlâ bir âyet görseler yüz çevirip derler: müstemir bir sihir
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
And if they behold a portent they turn away and say: Prolonged illusion.
Yalan dediler, hevâlarına uydular, halbuki her emir müstekır
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.
They denied (the Truth) and followed their own lusts. Yet everything will come to a decision
Celâlim hakkı için onlara kıssalardan öyleleri de geldi ki onlarda zecredecek haberler var
Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.
And surely there hath come unto them news whereof the purport should deter,
Bir hikmeti baliga, fakat inzarlar faide vermiyor
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
Effective wisdom; but warnings avail not.
Sen de onlardan yüz çevir, o gün ki çağırıcı görülmedik müdhiş bir şey'e çağırır
Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.
So withdraw from them (O Muhammad) on the day when the Summoner summoneth unto a painful thing.
Gözleri düşgün düşgün kabirlerden çıkarlar, sanki çıvgın çekirgeler
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
With downcast eyes, they come forth from the graves as they were locusts spread abroad,
Gibi çağırana koşarak, der ki kâfirler: bu pek zorlu bir gündür
O çağırana koşarak, kâfirler: "Bu çetin bir gündür." derler.
Hastening toward the Summoner; the disbelievers say: This is a hard day.
Onlardan evvel Nuh kavmı tekzib etti yalancı dediler o kulumuza, mec'nun dediler, çok incittiler [4]
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.
The folk of Noah denied before them, yea, they denied Our slave and said: A madman; and he was repulsed.
O da nihayet rabbına duâ etti, ben dedi, mağlûbum, hemen nusratını ver
Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.
So he cried unto his Lord, saying: I am vanquished, so give help.
Bunun üzerine Göğün kapılarını açtık dökülen bir su ile şakır şakır
Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
Then opened We the gates of heaven with pouring water
Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder
Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
And caused the earth to gush forth springs, so that the waters met for a predestined purpose.
Onu ise taşıdık elvahlı ve kenetli bir hamule üzerinde ki akar
Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.
And We carried him upon a thing of planks and nails,
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.
Celâlim hakkı için bıraktık ta onu bir âyet olarak, fakat düşünen mi var?
Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
15. And verily We left it as a token; but is there any that remembereth?
Ki nasıl azâbım ve inzarlarım?
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembered?
Tekzib etti de Âd nasıl oldu azâbım ve inzarlarım?
Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?
(The tribe of) Aad rejected warnings. Then how dreadful) was My punishment after My warnings.
çünkü salıverdik üzerlerine müstemirr, nühusetli bir günde bir soğuk rüzgâr ki sarsar
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Lo! We let loose on them a raging wind on a day of constant calamity,
İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
(O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Sweeping men away as though they were uprooted trunks of palm trees.
Bak nasılmış azâbım ve inzarlarım?
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?

Kamer Suresi/23-40 Edit

Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Semûd o inzarları tekzib ettiler
Semûd da o uyarıları yalanladılar.
(The tribe of) Thamud rejected warnings
Şöyle dediler: içimizden bir beşere mi tabi' olacağız? Şübhesiz biz o vakıt şaşkınlık içinde kalır ateşlere yanarız
"Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.
For they said: Is it a mortal man, alone among us, that we are to follow? Then indeed we should fall into error and madness.
O zikir aramızdan ona mı bırakıyorlar? Belki o bir şimarık yalancıdır
"Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir" (dediler).
Hath the remembrance been given unto him alone among us? Nay, but he is a rash liar.
İleride bilecekler o şimarık yalancı kimdir?
Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
(Unto their warner it was said): Tomorrow they will know who is the rash liar.
İşte biz onlara bir fitne olmak üzere o Nâkayı (o dişi deveyi) salıyoruz. Onun için gözet onları ve sabırlı ol
Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.
Lo! We are sending the she camel as a test for them; so watch them and have patience;
Hem haber ver onlara ki su aralarında nevbetle taksim ve her su alış huzur iledir
Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.
And inform them that the water is to be shared between (her and) them. Every drinking will be witnessed.
Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silâha sarıldı da ayaklarını çırptı
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.
But they called their comrade and he took and hamstrung (her).
Fakat bak nasıl oldu azâbım ve inzarlarım
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.
Then see how (dreadful) was My punishment after My warnings!
Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar
Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.
Lo! We sent upon them one Shout, and they became as the dry twigs (rejected by) the builder of a cattle fold.
şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?
Lûtun kavmı o inzarlara yalan dediler
Lût kavmi de uyarıları yalanladı.
The folk of Lo! rejected warnings.
Biz gönderdik üzerlerine taşlar yağdıran, yalnız Lûtun ailesini necata çıkardık bir sehar
Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,
Lo! We sent a storm of stones upon them (all) save the family of Lot, whom We rescued in the last watch of the night,
Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.
As grace from Us. Thus We reward him who giveth thanks.
Celâlim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
And he indeed had warned them of Our blow, but they did doubt the warnings.
Ve onun müsafirlerinden kâm almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azâbımı ve inzarlarımı?
Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!
Ve Celâlim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azâbı müstekır
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
And in truth the punishment decreed befell them early in the morning.
Tadın bakalım azâbımı ve inzarlarımı
"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
Now taste My punishment after My warnings!
Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?
Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
And in truth We have made the Qur’an easy to remember; but is there any that remembereth?

Kamer Suresi/41-55 Edit

Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Şanım hakkiçin ali Fir'avne de geldi inzar edici Peygamberler
Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.
And warnings came in truth unto the house of Pharaoh
Âyetlerimizin hepsini tekzib ettiler biz de onları öyle bir tutuşla alıverdik ki muktedir bir azîze öyle yaraşır
Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Bu kıssalardan hisseye gelince;
Who denied Our revelations, every one. Therefore We grasped them with the grasp of the Mighty, the Powerful.
Sizin kâfirleriniz onlardan hayırlımı? Yoksa sizin için kitablarda bir berâetmi var?
Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?
Are your disbelievers better than those, or have ye some immunity in the Scriptures?
Yoksa biz yardımlaşır bir cem'iyyetiz mi diyorlar?
Yoksa "Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz." mu diyorlar?
Or say they: We are a host victorious?
Her halde o cem'iyyet bozulacak ve arkalarını dönüp gidecekler
Her halde o topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
The hosts will all be routed and will turn and flee.
Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha belâ ve bedterdir
Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.
Nay, but the Hour (of doom) is their appointed tryst, and the Hour will be more wretched and more bitter (than their earthly failure).
Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler
Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Lo! the guilty are in error and madness.
O gün ki yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler tadın ne imiş diye messi Sakar
O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" (denilecek).
On the day when they are dragged into the Fire upon their faces (it is said unto them): Feel the touch of hell.
Haberiniz olsun ki biz her şey'i bir kaderle yaratmışızdır
Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.
Lo! We have created every thing by measure.
Emrimiz de başka değil birdir, bir lemhi basar gibidir
Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.
And Our commandment is but one (commandment), as the twinkling of an eye.
Celâlim hakkiyçin emsalinizi hep helâk da ettik fakat hani düşünen?
Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?
And verily We have destroyed your fellows; but is there any that remembereth?
Bununla beraber işledikleri her şey defterlerdedir
İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.
And every thing they did is in the Scriptures,
Ve küçük büyük hepsi satra geçmiştir
Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
And every small and great thing is recorded.
Şübhesiz müttekıler Cennetlerde nur içinde
Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.
Lo! the righteous will dwell among gardens and rivers,
Sadakat meclisinde, kudretine nihayet olmıyan bir şehinşahın huzurı kibriyasında
Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.
Firmly established in the favour of a Mighty King.

İç linklerEdit

Dış linklerEdit

Sheikh Mustafa Ismail Surah Qamar 1954 Ramadhan in Lebanon-1

Sheikh Mustafa Ismail Surah Qamar 1954 Ramadhan in Lebanon-1

Bakınız

Şablon:Kamerbakınız - d


Kamer Qamer Qamar
Al qamar El- kamer
Al-Qamar surah Kamer suresi Surah Qamar
Kamer/VIDEO Kamer/AUDİO Kamer suresi/Kelime meali
KAMER Kamer Suresi Kamer Suresi/1-22 Kamer Suresi/23-40 Kamer Suresi/41-55
Kamer Suresi/Albanian Kamer Suresi/Azerice
Kamer Suresi Kamer suresi/Aslı
Kamer Suresi/MEAL Kamer Suresi/VİDEO
Kamer Suresi/TEFSİR Kamer Suresi/Elmalı Kamer Suresi/Elmalı Orijinal PDF Kamer Suresi Dosya:54-Kamer.pdf Kamer Suresi/Seyyid Kutup
Kamer Suresi/TEZHİB Kamer Suresi/HAT Kamer Suresi/FAZİLETİ Kamer Suresi/HİKMETLERİ Kamer Suresi/KERAMETLERİ Kamer Suresi/AUDİO Kamer Suresi/HADİSLER Kamer Suresi/NAKİLLER Kamer Suresi/EL YAZMALARI Kamer Suresi/VP Kamer Suresi/WP Kamer Suresi/Transkriptleri
Kavramlar Husufî'l-Kamer

الشيخ مصطفى اسماعيل, سورة القمر و طارق ، تلاوة رائعة

الشيخ مصطفى اسماعيل, سورة القمر و طارق ، تلاوة رائعة.

Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.