FANDOM


Bakınız

Şablon:İsmailbakınız - d


İsmail - Hz. İsmail
İsmail/Ayetler - İsmail/Hadisler
İbrahim - Hacer - Katura - Sera
Kapının eşiğini sağlam tut! - Eşik -
Büyü ve kapı - Rüyada kapı -
Şablon:İbrahim

İsmail Hakkı Bursevî - İmam-ı Alem
Gelenbevî İsmail Efendi - Fizik Aleminin imamı
Mustafa İsmail - Kıraat ilminin kutbu

Kapının çerçevesine de atabe denilmiştir. Buna göre çerçeve sağlamsa kapı sağlıklı bir şekilde açılır ve kapanır. Eğer kapını çerçevesi sağlam değilse kapının emniyeti söz konusu olmaz. Bu nedenle ...

Bir gün Hz. İbrahim a.s Hz. İsmail`in evlenmesinden sonra onu ziyarete gitti. Evine gidince onu evde bulamadı. Gelini de Hz. İbrahim’i tanımadı.

Ondan Hz. İsmail’i sordu. Gelini;

"Rızkımızı tedarik etmek üzere (avlanmaya) gitti" dedi.

Hz. İbrahim, bu sefer geçimlerini, hallerini sordu. Kadın:

"Halimiz fena, darlık ve sıkıntı içindeyiz!" diyerek halinden şikayetçi oldu. Bunun üzerine Hz. İbrahim:

"Kocan gelince, ona benden selam söyle kapısının eşiğini değiştirsin" dedi.

Hz. İsmail geldiği zaman, sanki bir şey sezmiş gibiydi:

"Eve herhangi bir kimse geldi mi?" diye sordu. Kadın:

"Evet şu şu evsafta bir ihtiyar geldi. Seni sordu, ben de haberini verdim, yaşayışımızdan sordu, ben de sıkıntı ve darlık içinde olduğumuzu söyledim" dedi. İsmail:

"Sana bir tavsiyede bulundu mu?" dedi. Kadın:

"Evet! Sana selam söylememi emretti ve kapının eşiğini değiştirmeni söyledi!" dedi. İsmail:

"Bu babamdı. Seninle ayrılmamı bana emretmiş. Haydi artık ailene git!" dedi ve hanımını boşadı. Cürhüm kabilesinden bir kadınla evlendi.

Hz. İbrahim as ailesinin bir kısmını neden ziraatın ve yeşilliğin olmadığı bir yere yerleştirdi. Dünyada o kadar güzel yerler, yeşillikler, bahçeler varken neden hz İbrahim ailesini çöle yerleştirdi? Çünkü çöl, dünyanın gerçek yüzü; Yeşillik ise dünyanın sahte yüzüdür. Çünkü dünya darul heyevan yani hayat yurdu değildir. Ankebut 64 Bu nedenle dünyadaki bütün yeşillikler sararmaya mahkumdur.

Hz. İbrahimin, ailesini böyle bir yere yerleştirmesi dünyada gaflete düşmeyerek dünyaya karşı özgür olmaları içindir nitekim ayette Hz. İbrahimin diliyle; Rabbim namazı dosdoğru kılsınlar diye ailemden bir kısmını ziraatsız bir vadiye yerleştirdim.İbrahim 37 buyrulur.

Hatemülenbiya dünyaya meyletmeyen temiz bir soydan dünyaya gelmeliydi. Dünyaya yüz vermeyen bir soydan gelmeliydi ki ümmeti de Onu örnek alsın

Dünya, darulhayavan* yani hayat alanı değildir darulhayavan ahrettir. Bunun böyle olduğu en güzel ve en açık şekilde Mekkede belli olur.

Buna rağmen hz. İbrahimin gelini hayatından şikayet edince hz. İbrahim onun, ehli dünya olduğunu, dünyayı istediğini gördü. Dünayayı isteyen bir kadın da İsmailine eş olamaz hele evladı Hatemülenbiya Muhammed Mustafaya hiç olamaz. Bu nedenle selam söyle kocan evinin eşiğini değiştirsin dedi.

Hadisi şerifte kadın, atabeye yani evin eşiğine benzetilmiştir.

Atabe itaptan yani kınama ve sitemden türeyen bir kelimedir. Demek ki kınama ve sitem, kapının eşiğinden geçer. Kadın emin ve mümin olursa, o zaman erkeğin kınanmasını gerektirecek bir şey kapının eşiğinden içeri giremez.

Ama kadın, ehli dünya ise gözü dünyada ise muhakkak eşinin kınamasını veya ayıplanmasını gerektirecek şeyler yapar.

Aynı şekilde erkek, ehli dünya ise kapısının eşiğini sağlam tutamaz. Eşinin izzet ve onurunu koruyamaz bu nedenle hz. İbrahim ehli dünya olmayan hatun gelini için eşine selam söyle evinin eşiğini sağlam tutsun demiştir.

Kapının çerçevesine de atabe denilmiştir. Buna göre çerçeve sağlamsa kapı sağlıklı bir şekilde açılır ve kapanır. Eğer kapını çerçevesi sağlam değilse kapının emniyeti söz konusu olmaz. Bu nedenle hz. İbrahim bu kadını oğluna layık görmedi. Öyle ya dünyaya meyli olan kadının sağlam olması düşünülebilir mi ?

Hz. İbrahim onlardan yine uzun müddet ayrı kaldı. Bilahare bir kere daha görmeye geldi. Yine İsmail`i evde bulamadı. Hanımının yanına gelip, İsmail`i sordu. Kadın:

"Maişetimizi kazanmaya gitti!" dedi. Hz. İbrahim:

"Haliniz nasıldır?" dedi, geçimlerinden, durumlarından sordu. Kadın:

"İyiyiz, hayır üzereyiz, bolluk içindeyiz" diye Allah`a hamd ve senada bulundu.

Bu cevap, bu hatunun alicenaplığını ne kadar güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Çölün ortasında kum ve taşla kaplı bir arazide mutluluğunu ifade ediyor Allah hamd ediyor. Oysa başka kadınlar çok daha rahat bir yaşam sürüyor fakat bu, ol hatunun umurunda değildir aşkın mutluluğunu, özgürlüğün coşkusunu, Muhammed Mustafanın annesi olacak olmanın onur ve şerefini yaşıyor. Dünyaya bağlı ve bağımlı olmamak en büyük özgürlüktür. Özgürlük de aşkı getirir. Çünkü dünyay bağımlı olmayan kadın özgürleşir özgürlük de aşkı getirir bu nednele bu kadın İsmail asla çok mutludur çünkü özgürdür aşıktır.

"Ne yiyorsunuz?" diye sordu. Kadın:

"Et yiyoruz!" dedi.

"Ne içiyorsunuz?" diye sorunca da:

"Su!" dedi. Hz. İbrahim:

"Allah’ım, et ve suyu haklarında mübarek kıl!" diye dua etti."

Yiyecekleri et, içecekleri su. İkisi de toprağa bağlı değil. Dikkat edilirse ziraat ürünleri yok yanlarında oysa beni İsrail biz sarımsak soğan salatalık yani toprak ürünleri istiyoruz demişlerdi işte Ümmeti Muhammed ile beni İsrail arasındaki fark budur biz, çölde yaşadığı halde mutlu olabilen bir soydan gelen bir Peygamberin ümmetiyiz. Su ve etle beslenip, ekmek aramayan, ekmek derdine düşmeyen bir soydan gelen bir Peygamberin ümmetiyiz.

Kadın sadece et ve suyu zikretti hz İbrahim de sadece bunların mübarek olması için dua etti. Oysa ziraat ürünleri için de dua edebilirdi fakat bu, toprağa bağımlılığa sebep olur o da insanı dünyevileştirir. Elbette birileri ziraatla uğraşmalıdır faakt bu, hatemülenbiyanın soyu olmamalıdır bu nedenle hz. İbrahim et ve sadece et ve suyun berekti için dua etti.

"İbrahim (İsmail`in hanımına) dedi ki:

"Kocan geldiği zaman, benden ona selam söyle ve kapısının eşiğini sabit tutmasını emret!" (Çünkü eşik, evin dirliğidir).

"Hz. İsmail gelince (evde babasının kokusunu buldu ve) "yanınıza bir uğrayan oldu mu?" diye sordu. Kadın:

"Evet, bize yaşlı bir adam geldi, kılık kıyafeti düzgündü!" dedi ve (ihtiyar hakkında) bir kısım övgülerden sonra:

"Benden seni sordu. Ben de haber verdim. Yaşayışımızın nasıl olduğunu sordu, ben de hayır üzere olduğumuzu söyledim!" dedi. İsmail:

"Sana bir tavsiyede bulundu mu?" diye sordu. Kadın:

"Evet sana selam ediyor, kapının eşiğini sabit tutmanı emrediyor" dedi. Hz. İsmail:

"Bu babamdı. Eşik de sensin, seni tutmamı, evliliğimizin devamını emrediyor! (Sen yanımda değerli idin, şimdi kıymetin daha da arttı" der ve kadın İsmail`e on erkek evlat doğurur.)

Müslüman erkeler bu kadınları örnek alacak kadınlar yetiştirmeli ve böyleleriyle evlenmelidir. Müslüman kadınlar da kendilerine aşkı ve özgürlüğü verecek erkeklerle evlenmelidir ama bilinmelidir ki bu ancak ve ancak ihlasla/İslamla olabilir. Herkes layık olduğunu bulur. Allaha hamd Rasulüne al ve ashabına salat ve selam olsun.

Abdulrrahim Güneş / İnzar Dergisi - Şubat 2012 - 89. Sayı

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.