FANDOM


Bu saadetli yerin yapılış sebebi odur ki, bizzat Hacı Mehmed Bektaşı Veli ( Yesev ) şehrinde Türk türkân Hoca Ahmed Yesevî’den fakirlik cihâzını kabul edip,Anadolu’dan Orhan Gazi’ye gelip sığınmıştı.

Bursa fethinden sonra Hacı Bektaş,Kelgra sultanı,yetmiş kadar fukarâsı ile Moskof,Leh,Çeh,Dobruca diyarlarına gönderip Rum erenlerinden olmaya izin vermişti.«Dobruca’da bir böcük var, anı öldür, Allah’ın kullarına onun şerrinden kurtar» diye Kelgra sultanının eline bir tahta kılıç, bir seccâde,, bir davul, dümbelek, sancak, seccâde verip göndermişti.O da Kelgra kalesine gelip ,oradan halk içinde postlarını denize serip def, dümbelek, çalarak bir günde Kırım’a oradan Moskof diyârında Heşdük tâifesine, oradan da Leh diyârında Libkâ taifesine varmıştık. Oradan kıyâfet değiştirerek Leh diyârında Danıskı iskelesine gelmiş, «Esvet Nikola Sarı Saltık» adında bir papazla görüşüp, onu katlederek pis leşini saklamış ve nice seneler ben Sarı Saltuk’um diye binlerce adamı gizlice islâm dinine dâvet ederek islâmlıkla şereflendirmiştir.Nice zaman bu şekil Sarı Saltık adıyla seyâhat etti.Kendileri de sarı renkli olduklarından Ahmed Yesevî hazretleri künyelerini Saltık Bay komuşlardı. Asıl mübarek isimleri Memed Buharî idi.

Buradan seyâhat ederek Bir er vardı Pravadı kalesine gelip orada yerleştiğinden hâlâ o kaleye Bir er vardıdan galat olarak Prayadı derler.Buralarda def ve dümbelek çalarak sonunda Dobruca kralıyla buluşur. Aralarında şu konuşma olur :

Kral : Ey Sarı Saltık! Benim memleketimden bir ejderhâ peydâ olmuş,Karadeniz sahilinde yalçın bir kaya üzerinde yuva tutmuş, bütün tebaamı yedi. Şimdi nöbet ciğerköşem olan iki kızlarıma gelmiş.Onların şimdi yenilmesi için Dobruca ovasında bir büyük sütuna bağladı.Öğle vakti yese gerek. Eğer sende bir kerâmet varsa bu ejdere bir çâre eyle dedi.

Sarı Saltık imdi ey kral! Muhammed dinini hak bilüp İslâm olmakla şeref bulursan kızlarını bu hayvanın yemi olmaktan Allah’ın emriyle kurtarayım dedi.

Kral dâhi canıgönülden yemin etmiş. Hemen Saltık Bay Velî fukaralarını «Allah’ı zikrediniz» deyüp yetmiş kadar dervişlerile def ve dümbelek çalarak giderler. Saltık Veli tahta kılıcını çıkarıp «Gazâ niyetine» diyerek klavuz aldığı papazla Dobruca sahrasında sütunlara varır. Kızları kurtarıp bir yerde muhafaza eder, kendisi sütun dibinde durur.

Ejderhâ sıcaklık çok artınca eski âdeti üzere sütunun yakınîne gelir. Hemen Saltık Sultan fukarasına işaret edince def, dümbelek ve nefir çalındı. Saltık da «Ya mâbud» deyüb, Muhammed-i satur ile «Selâmün alâ nuh fil-âlemin» diyerek nâra atıp bir tahta kılıç vurarak kellesini yuvarlar.Tekrar bir kılıç vurup, kellesini keser, hemen ejder sinip kaçmaya koyulur,Saltık dahi ardı sıra kovarak ejderhâ can acısından mağarasına girer.Şeyh dahi arkasından girerse de ,ejder şeyhi kucaklayup,sıkar,o da «Yâ hâfız ya müstehan» diyerek kendisini kayaya vurur.Hâlâ vücudunun girdiği yer görünür ve meydandadır. İki mübârek elleriyle mübârek ayaklarının kayadaki alametleri hâlâ görünür.O aralık ejderhâ güçten kuvetten kesilip ,Saltuk Sultanı salıverir.Koca Sultan eli kan, kılıcı kan sinesi uryan (çıplak),dilinde kur’an,fıkaraların yanına gelip kralın iki kızını alır,tekrar eski yerine yönelir.Evvelce kızların bağlı olduğu sütunun dibinde Ejderi tekrar kovalar,o sırada kılavuzluk ile gelen papaz,hayvanın iki kulak ve bir dilini kesip,Dobruca kralının huzuruna koşar,kulak ve dili bırakıp:

«Müjde olsun kralım! Ejderi katledüp, kızlarını kurtardım.İşte alâmeti.» diye, yalan söyler.

O sırada Saltuk Sultan dahi kralın huzuruna koyar.Kral kızlarını bağrına basıp, ejderi kim katletti diye sorar.Onlar da olup biteni, yâni Saltuk Bay Sultanın katlettiğini söylerler. Fakat mel’ûn papaz ısrar edüp, «elbette ben katlettüm» der. Bu hali görerek Saltuk Sultan «Ey Kral! Ejderhâ öldürmek kerâmettir.Bu papazla beni bir kazana koyup,fıkır fıkr kaynatın.Ejderi öldüren pişmeyüp, kurtulur. Yalan söyleyen ise yanup, belâsını bulur» deyu mertçe iddiada bulunur. Papaz, bu teklife razı olmazsa da kral «Öyle olsun» deyu ferman eder. Pravadi yakınında Kazan balkanı demekle tanınan bir balkanda bir kazan içine su doldurup, diğer papazlar Saltuk sultanı bağlayıp,kazana koyarlar. Dervişler de papazı sağlamca bağlayup,sultanın yanına oturturlar. Kazanın altına ateş verüp, bu iki canı kaynatırlar. O dakikada Anadolu’da Hacı Bektâşı Veli, mendiliyle bir kayayı silüp, «Saltuk Muhammedin ıstırap içinde terlemektedir.Cenâb-ı Hak yardımcısı olup, elinden tuta…» demiş. Kayadan tuzlu su akmaya başlamış. Hâlâ Hacı Bektaşı Veli tuzu o gün hâsıl olmuştur. Kazanın ağzı açılınca görüldü ki, Saltuk Bay sultan, kan ter içinde yâ-hay adıyla meşgul, yalancı papaz ise palûze gibi olup, ancak iskeleti kalmıştı. Dobruca kralı bu hali görerek şeyhin ayaklarına parmak kaldırup, cân-ü yürekten Hakk’ın kulu olup,yakınlarından o anda yedibin kişi islâma girdi. Müslüman olmayanlara gazâ edip,fetihler yaparlar… Dobruca kralı Orhan Gazi’ye elçiler gönderüp, itâat edüp, boyun eğer. Orhan’dan dahi krala kadı, tuğ, alem gelüp, adı Ali Muhtar olur. O sene Saltuk Sultan «Ölünce beni yıkayıp, yedi tabut hazırlayın. Çünkü benim içün yedi kral cenk etse gerektir» diye vasiyet eder. Fıkarası dahi vasiyeti gereğince yedi tabut hazırlarlar. Aziz hazretleri öbür dünyaya göç edüp, bütün mür’idleri tevhid ve tezkir ile hazreti yıkayup, bir tabut içine koydular. Hemen yedi kral tarafından askerler gelüp, evvelâ Moskof kralı bir tabut alıp, açtı.Saltuk sultanın mübârek cesedini tabut içinde gördü. «Bire meded, bizim tabuttaymış» diye tabutla birlikte Saltuğ’un cesedini alup, Moskof diyârına götürüp gömdü.Hâlâ büyük bir mezarı vardır.

Sonra Leh kralı askeriyle gelüp, bir tabut aldılar. Bu tabutta Dahi Saltuk Sultanın na’şını tabut içinde gördüler. Bunlar da götürüp Çeh diyarında Proniçe denilen şehirde gömdüler. Burada da büyük bir mezarı vardır.

Döddüncü defa İsveç kralı gelüp, bir tabut alarak İsveç ülkesinde Bivança ? denilen şehirde gömdü ki, burada da yeri vardır.

Beşinci de Edrene kralı bir tabut aldı. Edrene yakınında Batorya denilen büyük şehrin manastırında gömdü. Hâlâ o şehir, «Babaeski» adıyla anılır. İstanbul’dan Edirne’ye gidenlerin ziyaret yeridir ki, Babaeski diye şöhret bulmuştur. Altıncı da Boğdan kralı Yervan adlı kral kendi gelüp, bir tabut aldı.Bozva kalesi yanında sık ormanlık bir yerde bulunan eski kiliselerine gömdü.Hâlâ o kilise yerinde Ak kirman fethinden sonra Bayezid Veli, bir mescid, bir imâret, bir medrese, han yaptırıp, Saltuk Mehmed Buharî üzerine nurlu bir kubbe yaptırdı.

Üzerinde şu tarih vardır: «Geliniz, bu yüksek yeri ziyaret ediniz

Hâlâ o şehre Babadağ derler, şirin bir şehirdir.«Mehmed Buharî, Sarı Saltuk Sultan» evkafıdır.Yirmi bir sene papaz Saltuk adıyla Hıristiyan milletinden görünüp, nice kâfirleri dine davet ederek Allah yolunda mücâhit oldu.

Yedinci tabutu da Dabruca krallığından İslâm ile şereflendirdiği Ali Muhtar alup, asıl maksadımız olan Kelgra kayalarında ejderhâ mağarasında gömdü.

Kelgra sultan namiyle anılır.Kelgra, lâtin lisanında «Yedibaşlı ejder» demektir.Onun için yedi krallıkta gömülü olup,mezarı vardır.

Üçü Osmanlı ülkesinde ulu yerlerdir.Her diyarda bir isimle anılır.Rum da Baba Sultan,Sarı Saltuk Sultan,Kelgra Sultan derler.Ama kâfir diyarında Esved Nikola derler.Bütün hıristiyan milletleri itikad ederler.Hâlâ bütün dervişler def ve kudûmları çalarak bayraklarını açarak frengistan’da gezüp, pâdişahça zevk-ü sefa ederler. Hatırlarını hoş etmek için bütün hırıstiyanlar alâkadar olup,pek çok ihsanlar verüp, memnun ederek yerlerine gönderirler.

Ama bizim denizden kurtulup, tekkesinden misafiri olduğumuz Kelgra Sultanı tekkesi,Karadeniz kenarında göklere başkaldırmış bir burundur ki fil hortumu gibi denize uzanmıştır.İstanbul’da Karaharmanı, Köstence, Kili taraflarını özleyen gemiler Kelgra kayalarını özleyip gelirler.Yüzelli millik yerden görünen göklere ulaşmış yüksek dağdır.Denizaşırı karşı doğu tarafında, Anadolu tarafında Sinop burnu bu Kelgra kayalarına karşıdır.Açık havada Kelgra’dan Sinop dağları, Sinop’tan Kelgra dağları seçilir. Fakat gayet açık hava ister.Kelgra Saltuk Sultan, bu Kelgra kayalarını tâ burnunda, bir mağara içinde gömülüdür ki ejderhâ’nın barındığı mağara idi.Burada bulunan tekkesinin ilk yapıcısı Ali Muhtardır.Saltuk Sultan’ın ağaç kılıcı, sabanı, def ve kudümü, sancağı, âlemi, bayrakları hâlâ durur.Tekkesinde bir çok odaları yaz meydanı, kış meydanlarının dört tarafı temiz kurban postlarıyla döşenmiştir.Her post üzerinde birer mârifet sahibi ilim ve fazîlet ehli canlar vardır.Hepsi ehli sünnettendir.Mü’min ve muvahhittir.Beş vakit namazlarını mescitlerinde kılarlar.Tertip sâhibi (1) yüzden fazla sâdık âşıklardır.Bu nurlu türbenin pencereleri hep denize bakar. İbret verici bir keykâbus mutfağı vardır ki gece gündüz nimeti boldur.

Bu tekkenin sağ ve solunda kayalar üzerinde nice yüz kuyu delikleri vardır. Bu kayaların altları baştan aşağı boştur. Oraya gelen gemiler yüzer arşın alabona direklerile bu kayaların altına gelip demir atarlar. Reisleri halktan arpa ve buğday alıp, arabalarla kayaların üzerindeki kuyu deliklerine getirip dökerler. Aşağı tarafda, gemileri deliklerin altına yanaştırıp anbarları açarlar. Anbarlar ağzına kadar buğday ve arpa ile dolar. Bu kuyuları eski zamanda Ferhât gibi kâfirler kazıp, gemileri böylece zahmetsiz doldururlarmış. Çünkü buradan gemileri çuval ile arpa ve buğday indirmek kaabil değil… Her taraftan üçer dörder saat uzak yolları vardır.Oralardan da yaya adam bile keçi gibi tırmanıp çıkmaya muhtaçtır. Karadeniz kenarında böyle gayet yüksek havalar yoktur. Lodos rüzgârı, gündoğdu , kıble fırtınası bu kayalara vurunca gökgürültüsü gibi gürleyip bir konak yerden gürültüsü duyulur. Bu kayalara şahin, zağanos, kartal yuvaları vardır ki, her bir kartal koyun gibi olur. Bazı kimseler tekkede kurban kesince kartallara verirler. «Kartallar eğer kesilen kurbanın etinden yirlerse dilek kabul olunmuştur. Yemezlerse dilek kabul edilmemiştir.» diye halk dilinde yaygındır. Bu Kelgra sultanının daha nice yüz mâcerâ vardır ama biz kısa kestik.


____________


(1)Tertip sahibi, bütün ömrü boyunca hiçbir vakit namazını kazaya bırakmayıp hepsini vaktinde kılan kimseye denir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.