FANDOM


İmam Suyuti Hz., Kitabü'l Bürhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Ez-Zaman

MEHDİNİN GELİŞİ ve İDARESİ

1- KIYAMETTEN ÖNCE, MEHDİNİN MUHAKKAK GELECEĞİ

• Hz. Mehdinin muhakkak geleceği,

- Ebu Naim, Said’den tahric etti, O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü, kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. Ümmetim Onun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.”

- İbni Ebi Şeybe, Musannef isimli kitabında, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Benim ümmetimden Mehdi gelecektir. Eğer ömrü uzasa da kısalsa da, yedi, sekiz, yıl veya dokuz yıl, mülk sürecektir. Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim O’nun zamanında rahata erecektir.”

• Dünyadan bir gün bile kalsa Hz. Mehdi’nin idareyi ele alacağı

- Tirmizi, sahih diyerek Ebu Hureyre’den tahric etti, buyurdu ki: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O, idareyi ele alıncaya kadar, o günü uzatırdı.”

- Hasen b. Süfyan ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler ki: “Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehli Beyti'mden birisini Melik kılardı.”

- İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehli Beyt'imden birisini Melik kılar, O Kostantiniyyeyi ve Deylem dağlarını da feth eder.”

- İmam Ahmed, Ebu Davud ve Hasen ve Sahih diyerek Tirmizi, İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünya, Müslümanlara Ehli Beyt’imden bir adam, Melik olana kadar, yıkılmayacak ve gitmeyecektir. O’nun ismi ismime uyacaktır.” “ • Hz. Mehdi’nin, beşinci olarak, yeryüzüne hakim olacağı

- İbni Cevzi, Tarih isimli eserinde İbni Abbas’dan tahric etti, O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mü’min, ikisi kafirdir. Mü’minler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.), kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Ehli Beyt'imden birisi gelecek ve O da dünyaya malik olacaktır.”

- Ebu Naim, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehli Beyt'imden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, O, onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere (eşit olarak ve saymadan) taksim eder ve Allah bu ümmetin kalblerinde gına (zenginlik, gönül tokluğu) verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, (Hz. İsa A.s.’ın kırk senelik devrinden sonra) artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.”

2—HZ. MEHDİNİN YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURACAĞI

• Hz. Mehdi’nin, önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle dolduracağı

- Haris b. Ebu Usame ve Ebu Naim, Ebu Said-il Hudri’den tahric ettiler. O dedi ki Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, mutlaka Benim Ehli Beyt'imden birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle doldurur.”

- Naim b. Hammad, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti. O dedi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Ümmet bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Mehdi’ye sığınırlar. O daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur, insanlar asr-ı saadet dönemine adeta geri döner, (Mehdi As. Hakim olduktan sonra) uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla bile kan akıtılmaz.”

• Hz. Mehdi’nin yeryüzünün zulüm ve fitnelerle dolu olduğu bir zamanda geleceği

- İbni Ebi Şeybe, İbni Abbas’dan tahric etti, buyurdu ki: “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beyt'ime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir. Ey Abbas’ın oğlu, sizin ihtiyarlarınız ona yetişemeyecek, gençleriniz yetişecektir. Bu Allah’ın emridir, dilediği insanlara verir.”

- Hakim, Ebu Said’den tahric etti, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran Benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök hiç bir yağmur damlasını esirgemeyecek ve yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz.”

- Tabarani, Kebir isimli eserinde, Ebu Naim ise Ali Hilal’dan tahric ettiler. Resulullah Efendimiz (s.a.v.) Hz. Fatma’ya şöyle buyurdu: “Beni Hak ile baas eden Allah’a yemin ederim ki şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve Hüseyin’dendir. Dünya hercümerç (kargaşa ve katliam) içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet kalelerini feth edecek ve evvelce Benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda, dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir.”

• İslam’ın Hz. Mehdi eliyle açıklanacağı

- Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, O dedi ki Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri (itaat edenleri) bile korkuturlar. Muttaki mü’min, diliyle taraftar gibi görünse de, kalbiyle onlardan nefret eder. Allah Teala, İslam’ı aziz olarak iade etmek murad edince, her muannid (inatçı) zalimi helak edecektir . O, bir ümmeti, istediğinde, fesadından sonra ıslah etmeye kadirdir. Ya Huzeyfe, eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, ta ki Benim Ehli Beyt'imden bir kimseyi Melik kılsın ve onun eliyle melhameler (savaşlar) yapsın ve İslam’ı açıklasın. O (Mehdi As.) vaadinden dönmez ve hesabları seri olarak görücüdür.”

• Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Mehdi ile Müjdelenin” hitabı

- İbni Ebu Şeybe ve Tabarani İfrad’da, Ebu Naim ve Hakim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler, O dedi ki: Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’den ve Ehli Beytim’den bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O, daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünyayı adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. O malı insanlar arasında seviyyen (eşit olarak ve saymadan) dağıtır. Ve Ümmet-i Muhammed'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki; bir münadiye ‘Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin’ diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da (Mehdi As.) ‘hazinedara git sana versin’ der. O da ‘Mehdinin gönderdiğini’ söyleyerek hazinedardan gücü yettiğince mal alır, fakat daha sonra pişman olarak, ‘Ben herkesten daha mı muhtacım ki kimse gitmedi ben gittim’ diyerek, aldığı malı iade etmek ister, o zaman hazinedar şöyle der: ‘Biz verdiğimizi geri almayız’. Bundan devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur. (Hz. İsa (a.s.)’ın kırk senelik devri hariç)”

• Kar üzerinde sürünerek de olsa Mehdi’ye katılma emri

- İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki: Biz bir ara Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanında iken Beni Haşim’den bir grup genç geldi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onları görünce gözleri doldu ve rengi değişti. Dedim ki “Ne oldu ki sevmediğin bir şeyi yüzünüzde görüyoruz.” Buyurdu ki: “Biz öyle bir Ehli Beyt'iz ki Allah bizlere dünyayı değil ahireti ihtiyar etti. Muhakkak ki Benden sonra, Ehli Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. Şark tarafından siyah bayraklı bir kavim gelinceye kadar. Bunlar Hakkı isterler verilmez. Çarpışırlar, muzaffer olurlar, istedikleri verilir.

Fakat o Hak, Ehli Beytim’den birisine verilmedikçe (o kavim) kabul etmezler. O (Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi’dir.”

3—HZ. MEHDİ ZAMANINDA Kİ BOLLUK

• Zamanın inkitaa (kesintiye) uğradığında, gelecek olan Hz. Mehdi’nin ihsanı

- Naim ve Ebu Naim, Ebu Said’den tahric etti, O dedi Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Zamanın inkıtaa (kesilmeye) uğradığı bir dönemde, Mehdi denen bir adam gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır.”

- İbni Ebi Şeybe, Ebu Said’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Fitnelerin zuhur ettiği ve zamanın kesildiğinde, Ehli Beyt’imden bir adam çıkacak, O’nun atası (ihsan ve iyilikleri, bağışları) bol olacaktır.”

- Ebu Ya’la ve İbni Asakir, Ebu Said’den tahric ettiler, o dedi Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Ahir zamanda fitnelerin zuhuru sırasında, zaman inkıtaa uğradığında, bir Emir (Hükümdar) olur ki O’nun insanlara ilk ihsanı, kendisinden sadaka kabul edecek olan kimselerin olmaması kaygısı ile kendisine gelen kimsenin kucağına taşıyabileceği kadar bol mal vermesidir. Bu mal insanlara ferahdan isabet eden şey sebebiyledir.”

• Hz. Mehdi’nin malı saymadan dağıtması

- Ahmed ve Müslim, Ebu Said’den tahric etti ve Cabir de Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet etti, buyurdu ki: “Ahir zamanda bir halife olacak, malı sayıp hesab etmeden taksim edecektir.”

- Bezzar, Cabir’den tahric etti, Dedi ki Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında bir halife olacak, malı saçacak ve saymadan verecektir.”

- Ahmed, Ebu Said’den tahric etti, O dedi ki Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Emirlerinizden bir emir olacak ki malı saçacak, saymayacaktır. Birisi O’ndan mal istediğinde 'al' der, O da elbisesini yayar ve altınla doldurur.”

• Hz. Mehdi’nin çalışanlara disiplinli, miskinlere merhametli olduğu

- Naim, Tavus’dan tahric etti, Buyurdu ki: “Mehdi geldiği zaman malı çok verir. Çalışanlara disiplinli davranır, miskinlere (fakir fukaraya) merhamet eder.”

• Hz. Mehdi zamanında Ümmetin nimetleneceği

- Ebu Naim ve Hakim, Ebu Said’den tahric ettiler, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, Allah O’nu nimetlendirecek, hayvanlar bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak, mal ‘salah’ üzere (seviye üzere, eşit) verilecektir.”

• Hz. Mehdi zamanında isteyene istediği kadar mal verileceği

- Darekutni İfrad isimli, Tabarani ise Evsad isimli eserlerin de Ebu Hureyre’den tahric ettiler, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den: “Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. O zaman Ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de misli görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nabadatdan (bitkiden) bir şey saklamaz. Mal hakir olur. Bir adam kalkar şöyle der: ‘Ey Mehdi bana ver’ der, O da ‘al’ der.”

-İbni Mace Ebu Said’den tahric etti, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, eğer kısa olursa yedi, yoksa dokuz. O zaman ümmetim, asla benzeri görülmemiş şekilde bolluk içinde nimete kavuşacaktır. Yeryüzü yenecek şeylerini verecek, onlardan hiç bir şey saklamayacaktır. O gün mal hakir olur. Bir adam kalkar ve ‘Ey Mehdi bana ver, bana ver’ der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.”

- Tirmizi, Ebu Said-ül Hudri’den hasen diyerek tahric etti, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi çıkacak beş, yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır. (Ravi bu sayılarda şüphe etti). Birisi O’na gelir ‘Ya Mehdi bana ver bana ver’ der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.”

- İbni Ebi Şeybe, Matar’dan tahriç etti ki: Bir gün Matar’ın yanında Ömer b. Abdülaziz’den bahsedildiğinde O şöyle cevap verdi: “Bize ulaştığına göre, Mehdi öyle bir şey yapacak ki Ömer b. Abdülaziz onu yapmamıştır.” Bunun ne olduğu sorulduğunda Matar şöyle cevap verdi: “Birisi Mehdi’ye gelip ondan bir şeyler ister ve kendisine: ‘Beytülmal’e gir istediğin kadar al’ denir, o kişi girer ve çıkar. Ancak insanları dok gözlü görür de pişman olarak Mehdi’ye döner ve ‘Bana verdiğini geriye al’ der. O ise imtina eder (kabul etmez) ve şöyle cevap verir: ‘Biz veririz ve almayız.’ ”

• Hz. Mehdi’nin malı Allah yolunda taksim edeceği

- Naim b. Hammad, Hz. Ömer b. Hattab’dan tahric etti ki: Hz. Ömer bir gün Beytülmale girdi ve dedi ki; “Vallahi mal ve silahtan olan Beytülmaldeki hazineleri bırakayım mı yoksa Allah yolunda dağıtayım mı?” Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.) dedi ki: “Ey Emirul Mü’minin, sen onun refakatçisi değilsin, sen kendi işine bak, onun sahibi ahir zamanda gelecek olan bizden bir gençtir ve malı Allah yolunda O taksim edecektir.”

• Hz. Mehdi’nin zamanında yaşamayı temenni

- Keza (Naim) Lehia’dan tahric etti. Dedi ki: “Mehdi’nin zamanında, küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler.”

- Naim, Tavus’dan tahric etti, Dedi ki: “Ben Mehdi’ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı iyilik yapılır.”

2. BÖLÜM

HZ. MEHDİNİN NESEBİ ve VASIFLARI

1- Hz. MEHDİNİN NESEBİ

• Hz. Mehdinin adının “Muhammed” olduğu

- Keza (N. B. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi’nin adı Muhammed’dir.”

- Keza (N.b. Hammad) Ebu Said’ül Hudri’den tahric etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Mehdi’nin adı Benim adımdır.”

- Tirmizi, İbni Mes’ud’dan sahih diyerek tahric etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Ehli Beyt’imden bir adam idareyi ele alır. Onun ismi ismime uyar.”

• Mehdi’nin Peygamber Efendimiz imiz (s.a.v.)’in soyundan ve Hz. Fatıma (r.a.) evladından olduğu

- Ebu Davud, İbni Mace, Tabarani ve Hakim, Ümmü Seleme’den tahric ettiler. O dedi, “Ben Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’den duydum, söyle buyuruyordu: ‘Mehdi Benim soyumdandır ve Fatıma’nın evladındandır.’ ”

- Keza (N.b Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, buyurdu ki: “Mehdi Bizden Fatıma evladından bir reculdür (adamdır).”

- Keza (N.b. Hammad) Zühri’den tahric etti, buyurdu ki: “Mehdi, Fatıma evladındandır. (Devrinde) O’nunkinden başka hilafet yoktur.”

- Naim b. Hammad, Katade’den tahric etti ki: Ben Said b. Müyesseb’e “Mehdi hak’tır” dedim. O da “Evet” dedi. “O kimdendir?” dedim. “Fatıma’nın evladındandır” dedi.

• Hz. Fatma (r.a.)’ya verilen müjde

- İbni Asakir, Hz. Hüseyin’den tahric etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Müjdeler olsun sana Ya Fatıma. Mehdi sendendir.”

- Ebu Naim, Hz. Hüseyin’den tahric etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Fatıma’ya şöyle buyurdu: “Mehdi, senin evladındandır.”

• Cennetin efendisi olan yedi kişi

- Hakim, İbni Mace ve Ebu Naim, Hz. Enes’den tahric ettiler. Ben Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’den duydum. Şöyle buyurdu: “Biz Abdülmuttalip’in evladından yedi kişi, Cennetin efendileriyiz. Ben, Hazma, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.”

• Hz. Mehdi’nin bir gecede olgunlaştırılacağı

- Ahmed İbni Ebi Şeybe, İbni Mace ve Naim b. Hammad Fiten isimli kitabta Hz. Ali’den tahric ettiler, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Mehdi, bizden Ehli Beyt'tendir. Allah O’nu bir gecede ıslah eder (Mehdiliğe hazır hale getirir, olgunlaştırır).”

- İbni Münde, Isfahan Tarihi isimli eserinde İbni Abbas’dan tahric etti ki: “Mehdi, ehli Beyt'tendir.”

• Hz. Mehdi’nin gelişi ile insanların fitneden kurtulacağı

- Naim b. Hammad ve Ebu Naim, Mekhul tariki ile Hz. Ali’den tahric ettiler. Dedi ki: Dedim “Ya Resulullah Efendimiz (s.a.v.) Mehdi bizden Al-i Muhammed’den mi, yoksa bizim gayrımızdan mı?” Buyurdu ki: “Hayır, bilakis bizdendir. Allah bu dini nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Ve onlar Bizimle nasıl Şirk’ten kurutulmuşlarsa, Onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah Bizimle, insanların nasıl şirk adavetinden (düşmanlığından) kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır.”

- Tabarani, Evsad’dan Amr. b. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti: Hz. Ali Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e “Ya Resulullah Efendimiz Mehdi bizden mi yoksa bizim gayrımızdan mı?” diye sordu. Buyurdular ki: “Bilakis Bizdendir. Cenab-ı Hak İslam’ı nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, (Onun gelişi ile) yine öyle olacaktır.”

• Hz. Mehdi’nin Hz. Abbas (r.a.) evladından olduğu

- Naim b. Hammad Kab’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi Hz. Abbas evladındandır.”

- Darekutni İfrad’da, İbni Asakir de Tarih’inden Hz. Osman İbni Affan’dan tahric ettiler. O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den şöyle işittim. Buyuruyordu ki: “Mehdi amcam Abbas’ın evladındandır.”

(Bu hadis-i şerifler, Hz. Mehdi’nin anne ya da baba cihetinden ya da her ikisinden, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas (r.a.) dayanabileceğini göstermektedir.)

2—Hz. MEHDİNİN VASIFLARI

• Hz. Mehdinin ismi, künyesi ve ahlakı

- Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, ismi Benim ismime, ahlakı Benim ahlakıma uyan ve künyesi de Ebu Abdullah olan bir Reculü (adamı) gönderecektir.”

- Tabarani Kebir’inde ve Ebu Naim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Ehli Beyt’imden ismi Benim ismim, ahlakı Benim ahlakım olan bir evladım çıkacak ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı, O adaletle dolduracaktır.”

• Hz. Mehdi’nin amelinde ayıb ve zulüm olmayacağı

- Naim Kaab’dan tahric etti, Buyurdu ki: Ben Mehdi’yi Peygamberlerin Suhufun’da şöyle bulurum. “Mehdi’nin amelinde ne zulüm ne de ayıb vardır.” (Bunlardan temizdir)

• Hz. Mehdi’nin, kemer burunlu ve açık alınlı olduğu

- Ebu Davud, Naim b. Hammad ve Hakim Ebu Said’den tahric ettiler. Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’den: “Mehdi Bendendir. Kemer burunlu ve açık alınlıdır. Zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak ve yedi yıl malik olacaktır.”

- Ebu Said’den tahric edildi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den: “Mehdi Bizdendir, alını açık ve kemer burunludur.”

• Hz. Mehdi’nin kaşları, gözleri ve yüzünün parlaklığı

- Keza (N. b. Hammad) Muhammed b. Cübeyr’den tahric etti: Buyurdu ki: “Mehdi’nin kaşları ince, yüzü parlak ve gözlerinin siyahı büyük olacaktır. Hicaz’dan gelip Şam’da minbere oturduğunda 18 (40) yaşında olacaktır.”

• Sağ yanağında siyah bir benin olduğu ve yaşı

- Ebu Naim, Ebu Umame’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Sizinle insanlar arasında dört sulh anlaşması olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder.” Bir adam “Ya Resulullah,(s.a.v.) O gün insanların imamı kimdir?” dedi. Buyurdu ki: “Evladımdan kırk yaşındaki Mehdidir. Yüzü parlayan yıldız gibi, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani (pamuktan) iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer. (heybetlidir) Hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.”

• Dişlerinin aralıklı olduğu

- Ebu Naim, Abdurrahman b. Avf’dan tahric etti, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Yemin ederim ki Allah Benim soyumdan bir adam gönderecektir. Onun dişleri aralıklı ve alnı geniştir. Yeryüzünü adaletle dolduracak ve malı bol bir şekilde dağıtacaktır.”

• Dilinde pelteklik olacağı

- Keza (N. b. Hammad) Ebu Tufeyl’den tahric etti: Resulullah Efendimiz (s.a.v.) Mehdi’yi anlattı, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telaffuz ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi ve “İsmi ismim, babasının adı Babamın adıdır” buyurdu. 

• Bacaklarının aralıklı olduğu

- Abdül Gafir Farisi Mecma-il Garaib kitabında ve İbni Cevzi Fi’l Garibil Hadis’de ve İbnül Esir’de Nihaye’de tahric ettiler, Hz. Ali Hadisi hakkında dediler ki: “Hz. Mehdi, Hz. Hasan’ın soyundandır. Bacakları aralıklıdır.”

• Tavrının Beni İsrail ricaline benzeyeceği

- Naim b. Hammad, Abdullah b. Haris’den tahric etti, Buyurdu ki: “Mehdi sanki Beni İsrail’den bir reculdür.” (Tavrı onlara benzer, yani heybeti ve acar tavrı)

• Hz. Mehdi’nin Allah’dan çok korkan bir kimse olduğu

- Naim b. Hammad, Kab’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi, Allah’dan çok korkan bir kimsedir.”

• Hz. Mehdi’nin diğer vasıfları

- Keza (N. b. Hammad) Hz. Ali bin Ebi Talib’den tahric etti. O dedi ki: “Mehdi’nin doğum yeri Medine’dir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Ehli Beyt'indendir. İsmi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ismidir. Hicret edeceği yer Beytül Makdis’dir (Kudüs). Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Omzunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in alameti vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in softa bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. O’ndan bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Allah üç bin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır. O, yaşı otuz ile kırk arasında (kırk yaşında) olduğu halde gönderilecektir.”

• Büyüklerin ve küçüklerin temennileri

- Keza (N. b. Hammad) Sabah’dan tahric etti, O dedi ki: “Mehdi, insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler. (Kırk da çıkar). Küçükler büyük, büyükler de küçük olmak temennisinde bulunur.”

- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti ki: “Mehdi Bizim Ehli Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarımız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümid edeceklerdir. Allah dilediğini yapacaktır.”

• Yer ve gök ehlinin O’ndan razı olacağı

- Ravyani, Müsned isimli eserinde ve Ebu Naim Huzeyfe’den tahric etti, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Mehdi Benim evladımdan bir Reculdür. Rengi arabi, cismi israili cismidir. (Heybetlidir) Sağ yanağında parlayan yıldız gibi bir ben bulunur. Evvelce zulümle dolu olan yeryüzünü adaletle dolduracaktır. O’nun hilafeti döneminde yer ve gök ehli, havadaki kuşlar bile O’ndan razı olacaktır.”

3. BÖLÜM

HZ. MEHDİNİN ZUHURUNDAN ÖNCEKİ ALAMETLER

1—GÖRÜLECEK FİTNELER

• Ahlas (Deve Çulu) Fitnesi

- Naim b. Hammad, Ebu Said-ül Hudri’den tahric etti. O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Benden sonra fitneler görülecektir. O fitnelerden biri de ‘Ahlas’ (Deve Çulu) fitnesidir. Orada harb ve hicretler olur. Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur; ha kesildi denirken, sonra daha da devam eder ve fitnenin girmediği hiç bir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu hal ıtretimden (soyumdan) bir Recul (adam) çıkana kadar devam eder.”

• Devam edip giden fitneler

- Tabarani Evsad’da Talha bin Ubeydullah’dan, O da, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet etti ki: “Henüz bir tarafta sönmeden, diğer tarafta alevlenen fitneler görülecek ve semadan bir münadinin, ‘Emriniz filan kimsedir (Mehdi As.’dır)’ şeklindeki nidasına kadar böyle devam edecektir.”

- Naim b. Hammad, Said bin Müseyyeb’den tahric etti. Buyurdu ki: “Başlangıcı çocuk oyuncağı gibi basit olan, fakat bir tarafta sükunet bulsa da, diğer tarafta genişleyerek devam eden ve ancak semadan bir münadinin (seslenicinin) üç defa ‘Uyanın, falan Emir sizin gerçek emirinizdir’ deyinceye kadar sona ermeyen fitneler görülür.”

- Naim b. Hammad, İshak b. Yahya’dan, O da annesinden (ki, O eski ulemadan idi) rivayet ettiler ki: Zübeyr öldürüldüğünde ben anneme bu fitnenin bizim helak edeceğini söylediğim zaman, O “hayır ey oğlum” dedi. “Bundan sonra öyle bir fitne var ki insanlar onda helak olur. İşler semadan bir münadinin ‘Falana uyunuz’ demesine kadar düzelmez.”

- Tabarani, Avf b. Malik’den tahric etti, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek Ta ki Ehli Beyt'imden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet O’na yetişirsen, O’na tabi ol ve hidayete erenlerden ol.”

• Kılıçla çatışmaya dönüşen fitneler

- İbni Ebi Şeybe, Ebi Celd’den tahric etti, O dedi ki: “Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takib eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir.”

• Fitnelerin en şerlisi

- Dani, Hakem b. Uyeyne’den tahric etti, O dedi ki: Ben Muhammed b. Ali’ye dedim ki “İşittiğimize göre sizden bir adam çıkacak, bu ümmet arasında adalet yapacak” O dedi ki: “Biz de insanların umduğunu ummaktayız ve ümid ediyoruz ki dünyadan bir gün bile kalsa, Allah Teala o günü uzatır, ta ki bu ümmetin umduğu olsun. Ancak ondan önce fitneler görülecektir. Bu fitneleri n içinde en şerlisi, bir kişinin mü’min olarak akşama ermesi, ama sabah kafir alarak kalkması ve mü’min olarak sabahlaması fakat kafir olarak akşama ulaşmasıdır.”

• Hz. Mehdi’nin insanlar için en sevgili kimse olması

- Dani, Seleme b. Züfer’den tahric etti, Dedi ki: “Bir gün Huzeyfe’nin yanında Mehdi’nin çıktığı söylendi. O dedi ki: ‘Siz, eğer aranızda Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Ashabı olduğu halde O çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki O, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile Gaibin (Mehdinin) kendileri ne insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.’ ”

• Küfe mescidinin duvarının yıkılması

- Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’den, Buyurdu ki: “Kufe Mescidi’nin Abdullah b. Mes’ud’un evinin tarafındaki duvarı yıkıldığında, o zaman, o kavmin mülkünü kaybetmesidir ve o mülkün zevali sırasında da Mehdi huruc eder (ortaya çıkar).”

• Açıkça Allah Teala’yı inkar edecek kimseler olacağı

- Keza (N. b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki: “Açıkça Allah Teala inkar edilmedikçe Mehdi’ye biat edilmez.”

• Mısır’da Kureyş’ten çıkacak bir adam hadise

- Deylemi, Ebu Ali Merdani’den (ravi silsilesi ile) O da Ebu Zer’den, O da Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’den rivayet ettiler. Buyurdu ki: “Mısır’da Kureyş’ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum’a kaçar. Onları alıp İskenderiye’ye getirir ve Müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur.”

- İbni Asakir Tarih’inde, Ebu Zer’e dayanan ravi silsilesi ile rivayet ettiler. Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Mısır’da Emevi soyundan burunu çökük birisi çıkar. Mağlup olur veya mülkünü zail eder, Rum’a kaçar. Onları İskenderiye’ye getirir ve Ehli İslam ile savaşırlar. Bu melhamelerin ilki olur.”

2- FIRAT NEHRİNDE ALTINDAN BİR DAĞIN ORTAYA ÇIKMASI

• Dört türlü fitne, altın madeni fitnesi

- Naim b. Hammad Fiten’ininde sahih bir senetle Müslim’den nakile Hz. Ali (r.a.)’den tahric etti. Buyurdu ki: “Fitneler dörttür. Bolluk fitnesi, darlık fitnesi, keza bir fitne ve altın madeninin zikri. Sonra da Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan Birisi çıkar ve Allah O’nun eliyle insanların işini ıslah eder.”

• Fırat’ın ortaya çıkaracağı altın’dan kimsenin bir şey almaması emri

- “Fırat altından bir hazineyi nerede ise ortaya çıkaracak. Kim onda hazır bulunursa ondan bir şey almasın.” (Bu hadise Buhari ve Müslim’de tahric etmişlerdir.)

- Ebu Davud, Ebu Hureyre’den tahric etti. Buyurdu: “Fırat altından ve gümüşten bir dağı ortaya çıkaracak. Bunun üzerinde her dokuzundan yedisi öldürülür. Siz ona yetiştiğinizde ona yaklaşmayın.”

Bu hadisi Naim b. Hammad’a Ebu Hureyre’den nakille Fiten isimli kitabda yazmaktadır.

• Fırat’ın altınları mücadelesinde her yüz’den doksan dokuz’un öldürüleceği

- Naim b. Hammad Fiten isimli Kitabında tahric etti ki: “Fırat neredeyse altından bir dağı ortaya çıkaracak, insanlar bunu duyduklarında oraya gelirler ve oradaki bir kimse: ‘Vallahi insanlar bırakılsa bunun hepsini alıp götürebilirler’ der. Bunun üzerinde bir birbiriyle savaşırlar. Bu savaşta her yüz kişiden doksan dokuzu ölür.”

Bu hadisi Ahmed b. Hanbel de tahric etmiştir.

- “Fırat altından bir dağı ortaya çıkarır. Onun üzerinde insanlar çarpışırlar. Her yüzden doksan dokuzu öldürülür. Kıyamet ancak gündüzün kopacaktır.” (İbn Asakir, Ebu Hureyre’den tahric etmiştir.)

- Tabarani, Übey’den tahric etti. Dedi ki: “Üzerinde insanların her yüz’den doksan dokuz’unun öldürüleceği altından bir dağı Fırat ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmaz. Onlardan her birisi ‘Keşke ben almış olsaydım’ diyecektir.” (Müslim de bu hadisi Ebu Hureyre’den tahric etmiştir.)

- Müslim, Ubey’den tahric etti. Dedi ki: “Fırat altından bir dağı açığa çıkarmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O zaman insanlar onun üzerinde savaşacak ve her ondan dokuzu ölecektir.” (Bu hadisi İbni Mace’de Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.)

2- HZ. MEHDİ’NİN ZUHUR ZAMANINI VEREN ALAMETLER

ZUHUR SENESİNİ VEREN ALAMETLER

• Yedi yıl devam edecek olan 4. Sulh’dan sonra Hz. Mehdi’nin zuhur edeceği

- Ebu Naim, Ebu Umame’den tahric etti, Resulullah Efendimiz (sav) buyurdu: “Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor, rumlar) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder.” Bir adam, “Ya Resulullah (sav), O gün insanların imamı kimdir?” dedi. Buyurdu ki: “Evladımdan kırk yaşında Mehdi’dir. Yüzü parlayan yıldız gibidir, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani (pamuktan) iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer (heybetli ve acardır), hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.”

• Kuyruklu yıldızın görülmesinin zuhur alameti olduğu

- Naim, Kaab’dan tahric etti. Dedi ki: “Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan (doğudan) parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.”

• Siyah bayraklı ordunun çıkışı ile Mehdi’nin zuhuru arasında 72 ay olduğu

- Naim b Hammad, Muhammed b. Hanefi’den tahric etti, O şöyle dedi: “Beni Abbas’a ait siyah bayraklı bir başka ordu çıkar. Onların sarıkları siyah, elbiseleri beyaz olur. Ve başlarında Şuayb b. Salih Temimi bulunur. Süfyani’nin ordusunu yenerek Beytül Makdis’e (Kudüs’e) iner. Mehdi’nin saltanatını hazırlarlar. Şam’dan üç yüz kişi de O’na yardım eder. Bu ordunun çıkışı ile Mehdi’ye saltanatın teslimi arasında yetmiş iki ay (6 sene) vardır.”

3- AYLARA GÖRE ALAMETLER

• Hz. Mehdi’nin gelişinden önceki aylarda zuhur edecek alametler

- Dani, Şehr b. Havşeb’den tahric etti. Dedi ki Resulullah Efendimiz (sav) buyurdu: “Ramazanda bir seda, Şevvalde bir ses, Zilkadede kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. İnsanlar nihayet Mehdi’ye gelirler ve Rükun ile Makam (Kabe’nin köşesi ile Hz. İbrahim As.’ın makamı) arasında, kendisi istemediği halde, O’na biat ederler. ‘Eğer kabul etmezsen boynunu vururuz’ derler. Yer ve gök ehli O’ndan razı olur.”

Zuhuru takaddüm eden (önceki) Ramazan ayındaki alametler

• Ramazan’da görülecek ay ve güneş tutulmaları

- Darekutni Sünen’de Muhammed b. Ali’den tahric etti. O şöyle dedi: “Bizim Mehdimiz için iki alamet vardır ki Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır. Allah semavat ve arzı yarattığından beri böyle bir şey olmamıştır.”

- Naim, Şureyk’den tahric etti. Dedi ki bana ulaştı ki: “Mehdi’nin çıkışından önce, Ramazan’da iki kez ay tutulması olacaktır.”

• Şark’tan boynuz şeklinde bir yıldızın doğuşu

- Naim b. Hammad Fiten’de, ve Ebu Cafer, Muhammed b. Ali (r.a.)’dan tahric ettiler. Buyurdu ki: “Abbasi, Horasan’a ulaştığı zaman Şarkta (doğuda) boynuz şeklinde bir yıldız çıkar. Bu yıldız, ilk çıktığında Allah Nuh kavmini helak etmiştir. Hz. İbrahim ateşe atıldığında da çıkmıştır. Firavun kavmi yok edildiğinde ve Yahya b. Zekeriya öldürüldüğünde de görülmüştür. Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnelerin şerrinden Allah’a sığının. O yıldızın doğması güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır. Sonra fitneler 'alaca karga' Mısır’da zuhur edinceye kadar devam eder.”

• Geceleyin, doğudan bir ateşin görülmesi

- Ali oğlu Ebu Abdullah Hüseyin (ra)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: “Semadan bir alamet gördüğünüzde ki o doğudan geceleri doğan büyük ateştir. O zaman insanlar ferahlanacaklar. O alamet Mehdi’nin çıkışı demektir.”

- Kesir İbn: Mürne El Huderi’den Buyurdu ki: “Ramazandaki olayların alameti, kendisinden sonra insanlar arasında ihtilafın olacağı semada bir alamettir. Sen ona yetişirsen azığını gücün yettiği kadar çoğalt.” (Naim b. Hammad da bu hadisi tahric etti)

- Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: “Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in (Peygamber soyundan Mehdinin) çıkmasını bekleyiniz, inşaAllahu Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyle ki korkudan, uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır. O sesi işitip de ‘icabet eden’ kimseye Allah rahmet etsin. Zira bu birinci ses Cebrail’in sesidir.”

• Semadan bir münadinin seslenişi

- Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan rivayet etti ki: “Semadan bir münadi ‘Hak Al’i (Ehli Beyt-i) Muhammed’dedir’ şeklinde bağırdığı zaman Mehdi As. zuhur eder, herkes sadece O’ndan konuşur, O’nun sevgisini içer ve O’ndan başka bir şeyden bahsetmezler.”

- Keza (N.b. Hammad) Ebu Cafer’den tahric etti, buyurdu ki: “Semadan bir münadi ‘Hak Al’i Muhammed’dedir’, yerden de bir münadi ‘Hak Al-i İsa’nın veya Abbas’ındır’ (ravi –aktaran- burada şüphe etti) diyecektir. Yerden gelen ses şeytanın kelimesi, semadan gelen ses ise Allah’ın yüce kelimesidir.”

• Ramazan 15. gecesinde duyulacak ses

- Muhammed b. Ali’den, Buyurdu ki: “O malum ses, Ramazan ayında Cuma gecesinde olursa onu dinleyin ve itaat edin. Eğer gündüzün sonunda olursa, o mel’un İblisin ‘falan adam mazlum olarak öldürüldü’ şeklinde nidasıdır. Bu sesin amacı, insanları şüphe ve fitneye düşürmektir. O günde niceleri tereddüt ve şaşkınlık içinde kalacaktır. O, birinci sesi Ramazanda işittiğinizde, ondan şüphelenmeyin zira o Cebrail’in sesidir ve bunun alameti Mehdi’nin ve babasının ismini zikretmesidir.”

• Güneşin alamet olarak doğması

- Naim b. Hammad ve Ebil Hasenil Harbi Harbiyat isimli eserlerinin birinci faslında Ali b. Abdullah b. Abbas’dan tahric ettiler. O dedi ki: “Mehdi, güneş bir alamet olarak doğmadıkça çıkmaz.”

- Hafız Ebu Bekir b. Ahmet b. Hasan El-Beyhaki ve Hafız Ebi Abdullah ve Naim b. Hammad Abdullah Abbas (r.a.)’dan tahric ettiler, buyurdu ki: “Güneş alamet olarak doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.”

• Zilkade ayında kabile savaşlarının başlaması

- Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Şuayb’dan, O babasından, babası da dedesinden tahric etti, şöyle dedi Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Zilkade ayında kabileler savaşır, Hacılar kaçırılır, melhameler olur. Sahipleri (Mehdi) çekinir ve neticede istemediği halde Ehli Bedir sayısınca insan (313 kişi) Ona, Rükun ve Makam arasında, biat eder. Yer ve gök ehli de ondan razıdır.” (Zilkade ayı, 11. hicri aydır. Ramazandan 2 ay sonrası, Mehdi As.'ın zuhur vakti olan Muharremden de 2 ay öncesidir)

• Medine’deki büyük vak’a (Olay)

- Keza (N.b. Hammad) Ebu Hureyre’den tahric etti. Buyurdu ki: “Medine’de büyük bir vakıa olur. Öyle ki yağ taşları (asfaltlar) kan içinde kalır. Bu vak’ada bir kadının öldürülmesi, bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine’den yirmi dört mil (yaklaşık 40 km) kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi’ye biat edilir.”

• Sufyani ordusunun Medine’yi harp ettikten sonra Beyda’da yere batışı

- Muhammed b. Samid’den, dedi ki: Ben Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’a dedim: “Bu işin önünde alametler var mıdır?” –ki Mehdi’nin zuhurunun kasd ediyor- Dedi ki: “Evet” Dedim “Nedir onlar?” Dedi ki: “Beni Abbas’ın helakı, Süfyani’nin çıkması, Beyda’da batma” Ben yine “Sana canım kurban olsun, bu işin uzamasından korkuyorum” dedim. Dedi ki: “Bu iş tesbih taneleri gibi arka arkaya gelir.” (Beni Abbas, Irak olabilir Allahu alem)

• Hz. Mehdi’nin zuhuru için beş alamet

- Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan: Buyurdu ki: “Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemani, semadan bir sayha (ses), Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Mina’da hacıların öldürülmesi)”

• Zilhicce ayında hacıların öldürülerek talana uğratılması

- Ebu Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi her dokuzdan yedi öldürülünceye kadar çıkmaz. Günahsız insanların öldürülmesi onlardandır.”

- İbni Ebi Şeybe, Mücahid’den tahric etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Ashabından bir adam bana dedi ki: “Günahsız insanlar öldürülmeden Mehdi çıkmaz. Günahsızlar öldürüldüğünde, onların öldürenlere yer ve gök ehli buğz ederler. Mehdi insanlara gelir de onu yeni gelin gibi aşk ve muhabbetle kucaklarlar. O yeryüzünü adaletle ve nesafetle doldurur. Arz nebatatını çıkarır, gökde yağmurunu yağdırır. Ümmetim daha önce görülmemiş biçimde nimetlenir.”

- Ammar b. Yasir (r.a.)’dan: “Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke’de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi: ‘Emiriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Mehdi’dir’ diye nida eder.”

(Bu hadisi İmam Ebu Abdullah, Naim b. Hammad da Fiten isimli kitabında bunu tahric etti.)

• Muharrem’de Kabe’de Hz. Mehdi’nin biatları kabul edişi

- Keza (N. b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti. O şöyle dedi: “İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın Hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi, sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde O’nu Kabe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki: ‘Ben O’nun göz yaşlarını adeta görür gibiyim.’ O’na ‘Gel sana biat edelim.’ derler. O ise, ‘Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz.’ der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz O’na yetişirseniz O’na biat ediniz, çünkü O yerde de gökte de Mehdi’dir.” (Başlarında İmam olmaması, Halifenin olmadığı; İslam aleminin başsız kaldığıdır.)


4 – “İKDİDDURER” İSİMLİ KİTABINDAKİ ALAMETLER Edit

(Sahih Hadis-i Şeriflerden özetlenmiş olarak)

• Doğudan gelen Moğol istilası

- Çok acıklı durumlar ve elim manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder. Doğudan bir İlç (acem diyarındaki kafirlerden -Arab olmayan- kuvvetli birisi) çıkar ve Beni Abbas'ın mülkünü yok ederek geçtiği her şehri feth eder. Karşısında hiç bir bayrak barınamaz. Geçtiği her beldeyi yakıp yıkar, istediği her şeyi elde eder. Allah ondan ve O’na tabi olanlardan merhameti kaldırmıştır. Kendisine isyan edeni zulme uğratır. Bunlar ağlayana merhamet etmez, şikayetçi olanlara da cevap vermez. Ana, baba, kız, erkek herkesi öldürür ve Acem ve Irak beldelerini feth ederek ümmete acıklı azab tattırırlar. Bunların arasında fitne, şiddet, helak ve kaçmalar olur. Ne zaman bitti denilir, gene de devam eder gider. Bu olaylar o denli şiddetlenir ki içine girmedikleri bir ev ve zararı dokunmadık bir Müslüman kalmaz. Çok keskin kılıçların ve şiddetli ihtilaflarla umumi belaların gelmesi, bu olayların özelliklerindendir. (O zaman) Çürümüş kemiklere bile gıbta edilir. (Keşke ölüp gitseydik de bu acıları görmeseydik diye temenni edilir)

• Altmış yalancının çıkışı

- Her birisi kendinin Tek Mabud olan Allah’dan, Resul olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancının çıkması. (Deccal'den önce 30 yalancı peygamber ve 70 kadar deccalin çıkması)

• Doğuda, Semada üç gece görünen bir ateşin çıkışı

- Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması.

- Mutad şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.

• Ramazanın 15. gecesinde duyulacak bir seda

- Ramazanın yarı gecesinde (15. gecede) uykuda olanı uyandıran ve uyanıkları da korkutan bir seda (ses).

- Semadan, arz ehline şamil olan (herkese ulaşan) bir ses ki herkes bunu kendi lisanı ile işitir.

• Ramazanın ortasında güneşin, sonunda ise ayın tutulması

- Halka ibret olsun diye, Güneş’in oruç ayının ortasında ayın ise sonunda tutulması, Allah Teala, Adem As.’ı yeryüzüne indirdiğinden beri bu iki alamet vukua gelmemiştir.

• Şevvalde savaş nidaları, Zilhiccede çarpışmalar ve hacıların talana uğrayarak öldürülmesi, Cemaziyülahir ve Recep’de hayret verici olaylargörülmesi.

- Şevval’de savaş naraları, Zilhiccede harb ve kıtal olur, yine Zilhicce’de Hacı talana uğrar, hatta caddelerde kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzamın (Kabe’nin) yanında büyük günahlar işlenir. Yine Cemazülsani ve Recep aylarında da pek çok hayret verici şeylergörülür. Hercümerç (öldürme ve katliam, kargaşa) çoğalarak devam eder. Üçten biri öldürülür, üçten biri de ölür. Baştaki sorumluların hepsi de zalim olur. Kişi mümin akşamlar, kafir olarak sabahlar.

• Süfyani’nin kuru bir vadiden çıkışı

- “Ciğerleri yiyenlerin oğlu” olan Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan bir ordu düzenler ve bunlar her tarafa zulmederler. Sufyan medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak, Ali Muhammed’e (Peygamber efendimizin soyuna) düşman kesilir. Temiz insanlara ihaneti tecviz eder (caiz gösterir).

• Büyük şehirlerin yıkılışı

- Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helak olur. Süfyani ile ordusu kalabalık beş kabileyi istila eder.

• Kafirlerin Arab yarımadasına inişi, halifenin öldürülmesi

- Kafirler Arab yarımadasına inerler, ordular düzenlenir, halife öldürülür, dertler de büyür. Şam surları üzerine bir münadi “yaklaşan şer’den dolayı vay arabların haline” der.

• Şam’da Haresta köyünün batması

- Şam karyelerinden Haresta denilen bir köyün batması.

- Pek çok insanı yok eden bir batma olması.

• Süfyani ordusunun Medine ile Mekke arasında Beyda denilen yerde yere batışı

- Süfyani’nin ordusunun ve onunla bulunanların (Mekke ile Medine arasında Mekke'ye yakın bir yer olan) Beyda’da yere batması.

• Rükun ile Makam arasında bir Haşimi’nin öldürülmesi

- Rükun ile Makam arasında (Kabe'de) bir Haşimi öldürülür.

• Fitnelerin en sonuncusunun günahsız Hacıların öldürülmesi olduğu

- Bu fitnelerin en sonuncusu “Günahsız insanların” öldürülmesidir ki artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi çıkar.

• İkdiddurer’de zikredilen diğer alametler

- Doğu’dan ay’ı ışıklandıran bir yıldızın doğması, sonra bu yıldız eğrilir, öyle ki iki ucu birbirine yakın olur veya hemen hemen birleşir.

- Selam şehrinin kerh tarafından bir köprünün yapılması ve siyah bir dumanın yükselmesi.

- Kufe mescidinin, Abdullah İbn Mes’ud’un evi tarafındaki duvarının yıkılması.

- Fırat nehrinin durdurulması ve onun suyunun Kufe’ye girip şehri harap etmesi.

- Kufe ve Hire arasında da pek çok fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi.

- Bid’at ehli bir kavmin suretinin değişmesi.

- Kölelerin, efendilerinin itaatinden çıkması.

- Kinde soyundan topal bir adamın, batı tarafından çıkıp zafer bayrakları ile Mısır’ın üzerine galip gelmesi.


IV. BÖLÜM : SÜFYANİ FİTNESİ Edit

Hz. Mehdi’nin zuhuruna çok yakın (bitişik), fitnelerden bir diğeri de, Süfyani denilen bir kimsenin Şam’da emirliği ve bir ordunun Beyda’da (Medine ile Mekke arasında bir yerde) yere batması ve kendisinin işin sonunda Mehdi tarafından öldürülmesidir. Bu alametler tevatür (kesinlik) hududuna yakındır. (Şam bölgesi bugünkü Suriye ve Anadolu topraklarını kapsar)


1- SÜFYANİ’NİN ŞAM’DA ÇIKIŞI Edit

• Süfyani’nin Şam’ın ortasından çıkacağı

- Hakim, Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “Şam’ın ortasından, adına Süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb Kabilesinden olacağı birisi çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder. Sonra onunla savaşmak için bir ordu toplanır ve onu (gelen orduyu da) öldürür.”

• Süfyani’nin vasıfları

- Emirel Mü’minin Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a.)’dan, Buyurdu ki: “Süfyani, Halibi b. Yezib b. Ebusüfyan’ın evladındandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan (çiçek bozuğundan) eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tabi olanların çoğu Kelb’dendir. Kadınların karınlarını deşip çocuklarını öldürür, kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehli Beyt'imden Harem de bir Recul (kimse) çıkar. Onun haberi Süfyani’ye ulaşınca, Süfyani ona karşı ordusundan bir ordu gönderir. Ancak Mehdi, bu orduyu hezimete uğratır ve bunun üzerine Süfyani yanındakilerden bir orduyu, O’na karşı tekrar gönderir. Ancak bu ordu arzdan Beyda’ya vardıklarında yere batırılır ve kendilerinden haber getirecekler dışında kimse sağ kalmaz.”

Bu hadisi, İbni Abdullah Hakim, Müstedrek’de tahric etmiş ve Buhari ve Müslim’in hadislerin doğruluğu ile ilgili şartları dahilinde bu hadisin sahih olduğu belirtmiştir. Fakat Buhari ve Müslim bu hadisi almamıştır.

• Süfyani’nin rüyası

- Naim b. Hammad Fiten’de nakletti. Ebu Meryeme’den, o da kendi şeyhlerinden rivayet etti ki: “Süfyani’ye rüyasında ‘Kalk ve ortaya çık’ denilir. Kalkar ancak kimseyi bulamaz, ikinci bir rüya ile ayni şeyi görür, yine kimseyi bulmaz, üçüncü bir rüyada ise ‘kalk çık ve kapının önüne bak’ denilir. Kalkıp kapıyı açtığında ellerinde bayraklarla yedi ila dokuz kişiyi görür, bunlar Süfyani’ye ‘Biz senin ashabınız (adamlarınız)’ derler. Süfyani onlarla beraber çıkar ve vadinin muhtelif yerlerinden bir çok insan da kendisine tabi olur. Allah kendisine karşı Şam sahibini çıkarır, ona karşı gelir savaşır, sancağına baktığı zaman, Süfyani onu hezimete uğratır.”

• Süfyani’nin çıkışının, Hz. Mehdi’nin zuhur alametlerinden olduğu

- Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti, O şöyle dedi: “Beni Abbas’ın değirmeni döndüğü zaman, bayrak sahipleri atlarını Şam’da zeytin ağaçlarına bağladığı zaman ve bu ordu ile Allah’ın, ‘Esheb ve ailesini’ yok ettiği zaman, onlardan kaçacak ve saklanacak kimsenin kalmadığı zaman, Caferiler ve Abbasiler düştüğünde, ‘Ciğer yiyen oğullarının’ (Süfyani’nin) Şam minberine oturduğunda Berberi kavmi de Şam’a geldiği zaman, işte bu Mehdi’nin çıkış alametidir.”

- Ebu Kubeyl’den rivayet edildi. Buyurdu ki: “Beni Haşimi’den bir adam Melik olur ve Beni Ümeyye’yi öldürür. Onlardan azıcık bir şey kalır, onlardan başkasını öldürmez. Sonra Beni Ümeyye’den birisi çıkar ve bir kişiye karşılık iki kişiyi öldürerek, kadınlardan başkasını sağ bırakmaz. Sonra ise Mehdi gelir.” (Bu hadisi, İmam Ebul Hasen ve Ahmed b. Cafer el-Münadi Melahim isimli kitapta tahric etmiştir.)

• Süfyani’nin çıkış alametleri

- Naim, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: “(Mehdi’nin alameti) Türk size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf bir adam başa geçtiği zaman, Şam’ın batısında batma olduğu zaman, Şam’dan üç kişi çıktığı zaman, Batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman, bunlar Süfyani’nin alametleri olacaktır.”

• Süfyani’nin çıkış şekli

- Naim b. Hammad, Halid b. Said’den tahric etti. Dedi ki: “Süfyani elinde, vurduğu kimseyi öldürecek, üç kılıçla çıkar.”

- Keza (Naim b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi ki: “Süfyani’de Mehdi’de iki yarış atı gibi çıkarlar ve arkalarından gelenlere karşı galip gelirler.”


2- SÜFYANİ’NİN DOĞUDAKİ SAVAŞLARI Edit

• Süfyani’nin Fırat’ı ancak kafir olarak geçeceği (Kufe ve Bağdat'ı işgal için Fırat Nehrini geçmesi lazım...) 

- Kab-ül Ahbar (r.a.)’dan, buyurdu ki: “Süfyani, Fırat’ı ancak kafir olduğu halde geçer.”

(Bu hadisi, İmam Ebu Amr Ed-Dani Süneninde, Keza İmam Hüseyin b. Muhammed b. Abdullah el Kısai’de Kısas-ı Enbiya’sında nakletmektedir.)


• Süfyani’nin Kufe’ye gireceği Edit

- Naim b. Hammad, Ebi Ertad’dan rivayet etti ki: “Süfyani Kufe’ye girer ve üç günlük bir işgalden sonra altmış bin kişiyi öldürür. Burada on sekiz gece kalır. Kufe’nin mallarının hepsini paylaştırır. Ancak Süfyani’nin Kufe’ye girişi Türkler ve Rumlarla (Batıyla ya da Avrupayla) ‘karkısa’da çarpışmasından sonradır. Sonra onların aralarına fitneler sokar ve onlardan bir grup Horasan’a döner. Süfyani öldürür, kaleleri yıkar, Kufe’ye girer. Sonra Horasan ehlini arar. Horasan’dan Mehdi’ye itaat edecek bir grup zuhur eder. Sonra Süfyani Medine’ye bir ordu gönderir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan bazı insanları Kufe’ye getirir. Sonra, Mehdi ve Mansur çıkıp kaçar ve Süfyani’de onları araştırır. Mehdi ve Mansur Mekke’ye vardığında Süfyani’nin ordusu da Beyda’da batmış olur. Sonra Mehdi, Medine’ye gelerek Beni Haşim’den hapiste olanları kurtarır. Ve bu arada siyah bayraklılar çıkarak bir su kenarına varırlar ve bunu duyan Süfyani ile yakınları kaçarlar. Mehdi, bilahare Kufe’ye inerek buradaki Haşimileri kurtarır. Sonra Kufe havalisinden kendilerine ‘Usub’ adı verilen bir cemaat çıkar ki silahlarını fark etmiş olan bir kısım Basralılar da bulunur. Böylece onlar Kufe halkından esir bulunanları Süfyanilerin elinden kurtarırlar ve ardından siyah bayraklı ordu biat için Mehdi’ye gelir.”

• Süfyani’nin Kufe ve Bağdat’tan sonra ordularını etrafa göndermesi Edit

- Ebu Cafer rivayet etti. Dedi ki: “Süfyani, Kufe ve Bağdat’a girdikten sonra ordularını etrafa gönderir, Horasan toprağındaki Maveraünnehir’den başında Emevi soyundan birisinin bulunduğu bir fırka Süfyani’nin ordusuna katılır. Onlar için Tunus’ta bir vak’a (olay) olur. Bir vaka da Rey şehrinde… Bir vaka da Şırnak'ta görüldükten sonra, sağ avucunda bir ben bulunan Haşimi bir gencin komuta ettiği, siyah bayraklı bir ordu çıkar. Ve Allah bu ordunun işlerini ve yolunu kolaylaştırır. Sonra Horasan sınırında onların lehine bir vak’a olur. Bu Haşimi karayolu ile ilerler ve Şuayb b. Salih Temimi’nin komutasındaki bir başka ordu ile birleşerek, Estahir kapısındaki savaştan sonra Mehdi ile buluşurlar. Bu savaşlar atların ayaklarını kanlar içinde bırakacak şiddette olur. Yine Allah Teala, başında Beni Adiy’den bir adamın bulunduğu ve Sicistan’dan gelen bir orduya da yardım edecektir. Rey vak’asından sonra Medayin'de de büyük bir vak’a olur. Kerkük’de de kurtulabilenin onu anlatacağı bir vak’a görülür ve sonra büyük bir katliam meydana gelir. Nusaybin arzında da bir vak’a olacak ve Ahvaz’da kendileri ne ‘Usub’ denilen hepsi de Kufe ve Basralı bir topluluk çıkıp Kufeli esirleri kurtaracaklardır.”


• Süfyani’nin doğu halkı ile savaşları Edit

- Keza (Naim b. Hammad) Demure bin Habib ve onun hocalarından tahric etti, Dediler ki: “Süfyani ordusunu, Horasan ve Fars toprağından doğu’nun bütün insanlarına karşı gönderir. Doğu halkı ile defalarca savaşır. Bu savaşlar devam ederken, doğu’nun en uç noktasında Beni Haşim’den birisine biat edilir. Beni Haşim’den olan bu genç, Horasan ehli ile beraber çıkar ve başlarında Şuayb b. Salih Temimi olur. Bu genç sarışın olup hafif sakallıdır. Beş bin kişilik ordusu vardır. Bu ikisi birleşirler ve Şuayb b. Salih Temimi komutan olur. Bunların karşısına dağlar çıksa ezilir. Süfyani’nin ordusu ile savaşırlar, ancak Süfyani galip gelir. Haşimi genç kaçar. Şuayb b. Salih de saklanarak Kudüs’e gelir ve Hz. Mehdi Şam’a ulaştığında onun için Kudüs’de bir ev hazırlar.”

(Velid diyor ki: “Bu haşimi Mehdi’nin amcasıdır.” Bazıları ise onun Mehdi’nin amcaoğlu olduğunu söylemişlerdir ve ölmeyerek hezimetten sonra Mekke’ye kaçtığını ve Mehdi zuhur ettiği zaman, onun da çıkacağını belirtmişlerdir.)


3 – SÜFYANİ ORDUSUNUN MEDİNE’DE BENİ HAŞİMDEN İNSANLARI ÖLDÜRMESİ Edit

• Süfyani ordusunun Medine’de Haşimileri öldürmesi

- Keza (Naim b. Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti, Dedi ki: “Süfyani, bir ordu göndererek, Medine’de Beni Haşim’den kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşim’den ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekke’de çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de O’nun etrafında toplanırlar.”

- Keza (N. b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, Dedi ki: “Medine’ye gönderilen bir ordu, Beni Haşim’den kadın ve erkekleri öldürür. Hz. Muhammed (s.a.v.) ehlinden bir kısmını da esir alır. O zaman Mehdi ve Mebis, Medine’den Mekke’ye kaçarlar. Süfyani ise onları yakalamak için bir ordu gönderir. Ancak onlar Mescid-ül Harama varmış olurlar.”

Süfyani’nin Medinelilerle Savaşı Edit

- Keza (N. b. Hammad) Yusuf b. Zikarabat’dan tahric etti, Dedi ki: “Şam’da bir halife olur Medinelilerle savaşır. Medine ehli, kendileri ne karşı bir ordunun gelmekte olduğu haberini alınca içlerinden yedi kişi Mekke’ye giderler ve saklanırlar. Medine reisi, Mekke reisine bu yedi kişinin kendisine ulaştığında öldürülmesini ister. Bu durum Mekke Reisinin ağırına gider ve bir gece kendisine sığınan bu yedi kişiye, önce ‘serbestsiniz, emniyetle gidiniz’ der, onlar çıkarlar, ancak sonra ikisini geri çağırarak birini öldürür. Diğeri kaçarak arkadaşlarına yetişir ve hep beraber Taif’e giderek dağlarda barınırlar. İnsanlar onlarla irtibat kurar. Mekkelilerle savaşırlar fakat esir düşerek Mekke’ye geri getirirler. Bu yedi kişinin başkanı öldürülür ve geride kalanlar Beyda’da ordunun batma olayına kadar Mekke’de kalırlar.”

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.