Yenişehir Wiki
Yenişehir Wiki
80.288
pages

Kitab Kitab.

Levh-i mahfuz.

Kur'ân.

MÜBÎN

Ayrılmak, uzaklaşmak, boşanmak, ayırmak, evlenmek; açık ve zâhir olmak, açıklamak ve izah etmek anlamlarındaki "b-y-n" kökünden türeyen "ebane" fiilinin ism-i faili olan mübîn açık, vâzıh, âşikâr; açıklayan, beyan eden demektir.

Allah'ın sıfatı olarak mübîn, varlığı gizli olmayan, apaçık olan, hakkı ızhar eden, gerçeği beyan eden demektir.

Mübîn kelimesi Kur'ân'da 119 defa geçmiş, "apaçık" anlamında, düşman (Bakara, 2/186), dalâlet (Âl-i İmrân, 3/164), kitab (Mâide, 5/15), tebliğ (Mâide, 5/92), sihir (Mâide, 5/110), kurtuluş (En'âm, 6/16), Kur'ân (Hicr, 15/1), peygamber (Duhan, 44/13), uyarıcı (Hûd, 11/25), Hakk (Nûr, 24/25), saptırıcı (Kasas, 28/15), nimet (Neml, 27/16), hüsran (Hac, 22/11), iftira (Nûr, 24/12) vb. bir çok şeyin sıfatı olarak kullanılmıştır.

Allah'ın sıfatı olarak bir âyette geçmiştir: "...Ve bilirler ki Allah haktır, apaçıktır. (Mübîn)" (Nûr, 24/25).

Bu âyette geçen "el-mübîn", "el-Hakk" isminin sıfatı olabileceği gibi Hakk gibi ikinci bir isim de olabilir. Sıfat ise anlamı; varlığı zâhir, apaçık demektir. Ayrı bir isim ise varlığı apaçık anlamına gelebileceği gibi gerçeği açıklayan anlamına da gelebilir.

Allah'ın açıklama, beyan etme vasfı Kur'ân'da "yübeyyinü" fiiliyle de ifade edilmiştir: "Allah insanlara âyetlerini böyle açıklıyor ki onlar korunup sakınsınlar." (Bakara, 2/187), öğüt alsınlar, düşünesiniz (Bakara, 2/221, 266), aklınızı kullanasınız (Nûr, 24/61), doğru yolu bulasınız (Âl-i İmrân, 3/103), şükredesiniz (Mâide, 5/89). (İ.K.)

Mübîn Açık, vâzıh, âşikâr. Ayân kılan, beyan ve izah eden.

Dilediğine doğru yolu gösteren.

Hak ile bâtılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden. (Mübin, bâne mânasına "ebâne" den beyyin, gayet açık, parlak demek olduğundan, Kitab-ı Mübin i'cazı zâhir olan parlak kitap demek olur ki, murad Kur'andır. Hakkı beyan eden demek dahi olabilirse de, makama münasib olan evvelkidir.) (E. T.)

[]

[]

Ico libri.png Anlamlar

[1] iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hayrı şerden ayıran
[2] açık, anlaşılır, aşikar

Nuvola apps bookcase.svg Köken

[1] (Arapça)

[]

[]

Ico libri.png Anlamlar

[1] El yazması, taş veya matbaa baskısı veya teksirle çoğaltılmış bir veya birkaç konudan meydana getirilmiş yapraklardan meydana gelen ciltli veya ciltsiz müstakil bir yayın
Nuvola apps bookcase.svg Köken
[1] (Arapça) كتاب (ar)

Balance icon.svg Eş Anlamlılar

betik

Şablon:Anagramlar

katip, patik, takip

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Crystal Clear app internet.png Çeviriler

AF - Afv - af


AFFETMEK Affetmek
Af/Sözlük Af/WP Af/VP
Kur'an'da af Hadiste af Tefsir'de af Türk kültüründe af Oryantalistlerin eserlerinde af
Kanuni Sultan Süleyman ın oğlunun babasından affedilme talepli şiiri. Affetmekle ilgili güzel yazılar AFF-I HUSUSİ Af kanunu İnfaz kanunu ile af 2020 infaz affı

: [1] [[boek#

D. 3/134- 3/133-3/135- 3/136- Af- öfkesini yutmak

AF - Afv - af


AFFETMEK Affetmek
Af/Sözlük Af/WP Af/VP
Kur'an'da af Hadiste af Tefsir'de af Türk kültüründe af Oryantalistlerin eserlerinde af
Kanuni Sultan Süleyman ın oğlunun babasından affedilme talepli şiiri. Affetmekle ilgili güzel yazılar AFF-I HUSUSİ Af kanunu İnfaz kanunu ile af 2020 infaz affı

|boek]] (af)

  • Şablon:De: [1] Buch (de) n
  • Şablon:An: [1] [[libro#Şablon:An|libro]] (an)
  • Arapça: [1] كتاب (ar) (kitaab), كِتَاب (ar)
  • Şablon:Sq: [1] [[libër#Şablon:Sq|libër]] (sq)
  • Şablon:Ast: [1] [[llibru#Şablon:Ast|llibru]] (ast)
  • : [1] [[panka#|panka]] (ay)
    • Azerice: [1] [[kitab#Azerice|kitab]] (az)
    • Şablon:Eu: [1] [[liburu#Şablon:Eu|liburu]] (eu)
    • Şablon:Bn: [1] [[বই#Şablon:Bn|বই]] (bn)
    • Şablon:Br: [1] [[levr#Şablon:Br|levr]] (br) m -ioù
    • Şablon:Bg: [1] книга (bg) (kniga) f, книгa (bg)
    • Şablon:Rmr: [1] [[armensayé#Şablon:Rmr|armensayé]] (rmr), [[gascote#Şablon:Rmr|gascote]] (rmr), [[gabicote#Şablon:Rmr|gabicote]] (rmr)
    • Şablon:Ce: [1] [[кинишка#Şablon:Ce|кинишка]] (ce), [[книйга#Şablon:Ce|книйга]] (ce), [[китааб#Şablon:Ce|китааб]] (ce)
    • Şablon:Cs: [1] kniha (cs) f
    • Chinese: {{{1}}}: [1] [[書#Chinese: {{{1}}}|書]] (zh) (shū), [[书#Chinese: {{{1}}}|书]] (zh), [[书籍#Chinese: {{{1}}}|书籍]] (zh)
    • Şablon:Da: [1] bog (da)
    • Şablon:İd: [1] [[buku#Şablon:İd|buku]] (id), [[kitab#Şablon:İd|kitab]] (id)
    • Şablon:İa: [1] [[libro#Şablon:İa|libro]] (ia)
    • Şablon:Eo: [1] [[libro#Şablon:Eo|libro]] (eo)
    • Şablon:Et: [1] raamat (et)
    • Farsça: [1] [[كِتاب#Farsça|كِتاب]] (fa) (ketāb), [[کتاب#Farsça|کتاب]] (fa)
    • Şablon:Fi: [1] kirja (fi)
    • Şablon:Fr: [1] livre (fr) m
    • Şablon:Fy: [1] [[boek#Şablon:Fy|boek]] (fy) n
    • Şablon:Cy: [1] [[llyfr#Şablon:Cy|llyfr]] (cy)
    • Şablon:Gl: [1] [[libro#Şablon:Gl|libro]] (gl)
    • Şablon:Gn: [1] [[kuatia ñe'ê#Şablon:Gn|kuatia ñe'ê]] (gn), [[aranduka#Şablon:Gn|aranduka]] (gn)
    • Şablon:Gu: [1] [[પુસ્તક#Şablon:Gu|પુસ્તક]] (gu), [[પોથી#Şablon:Gu|પોથી]] (gu)
    • Şablon:Ka: [1] [[წიგნი#Şablon:Ka|წიგნი]] (ka)
    • Şablon:Hr: [1] knjiga (hr) f
    • Şablon:Hi: [1] [[पुस्तक#Şablon:Hi|पुस्तक]] (hi), [[किताब#Şablon:Hi|किताब]] (hi)
    • Şablon:Nl: [1] boek (nl) n
    • Şablon:İo: [1] [[libro#Şablon:İo|libro]] (io)
    • Şablon:He: [1] ספר (he), סֵפֶר (he), כֶּרֶךְ (he)
    • (İngilizce): [1] [[book#(İngilizce)|book]] (en)
    • Şablon:Ga: [1] [[leabhar#Şablon:Ga|leabhar]] (ga)
    • Şablon:Gd: [1] [[leabhar#Şablon:Gd|leabhar]] (gd)
    • Şablon:Es: [1] libro (es) m
    • Şablon:Sv: [1] bok (sv)
    • (İtalyanca): [1] libro (it) m, tomo (it), volume (it), volumi (it), tomi (it)
    • Şablon:İs: [1] bók (is)
    • Japonca: [1]  (ja) (ほん, hon) (ja), 書籍 (ja)
    • Şablon:Ca: [1] llibre (ca) n
    • Şablon:Kk: [1] [[китаб#Şablon:Kk|китаб]] (kk)
    • Şablon:Qu: [1] [[qillqara#Şablon:Qu|qillqara]] (qu)

    |} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

    • Şablon:Ky: [1] [[китап#Şablon:Ky|китап]] (ky)
    • Şablon:Ko: [1]  (ko) (冊, chaek) (ko)
    • Şablon:Co: [1] [[libru#Şablon:Co|libru]] (co)
    • Şablon:La: [1] liber (la) m, codex (la)
    • Polonya Bayrağı Polonya: [1] książka (pl) f
    • Şablon:Lv: [1] [[grāmata#Şablon:Lv|grāmata]] (lv)
    • Şablon:Ln: [1] [[buku#Şablon:Ln|buku]] (ln)
    • Şablon:Lt: [1] [[knyga#Şablon:Lt|knyga]] (lt) f
    • Şablon:Mas: [1] [[embuku#Şablon:Mas|embuku]] (mas)
    : [1] könyv (hu)
    • Şablon:Mk: [1] [[книга#Şablon:Mk|книга]] (mk), [[либрето#Şablon:Mk|либрето]] (mk)
    • Şablon:Mg: [1] [[boky#Şablon:Mg|boky]] (mg)
    • Şablon:Ms: [1] [[buku#Şablon:Ms|buku]] (ms)
    • Şablon:Mt: [1] [[ktieb#Şablon:Mt|ktieb]] (mt)
    • Şablon:Gv: [1] [[lioar#Şablon:Gv|lioar]] (gv)
    • Şablon:Mi: [1] [[pukapuka#Şablon:Mi|pukapuka]] (mi)
    • Şablon:Mr: [1] [[पुस्तक#Şablon:Mr|पुस्तक]] (mr), [[पोथी#Şablon:Mr|पोथी]] (mr)
    • Şablon:Mn: [1] [[ном#Şablon:Mn|ном]] (mn) (nom), [[судар#Şablon:Mn|судар]] (mn), [[бичиг#Şablon:Mn|бичиг]] (mn)
    • Şablon:No: [1] bok (no)
    • Şablon:Oc: [1] [[libre#Şablon:Oc|libre]] (oc)
    • Şablon:Uz: [1] [[китоб#Şablon:Uz|китоб]] (uz)
    • Şablon:Pa: [1] [[ਕਿਤਾਬ#Şablon:Pa|ਕਿਤਾਬ]] (pa), [[ਪੁਸਤਕ#Şablon:Pa|ਪੁਸਤਕ]] (pa)
    • Şablon:Pt: [1] livro (pt) m
    • Şablon:Rap: [1] [[puka#Şablon:Rap|puka]] (rap)
    • Şablon:Rm: [1] [[cudesch#Şablon:Rm|cudesch]] (rm)
    • Şablon:Ro: [1] carte (ro)
    • Şablon:Ru: [1] книга (ru) f
    • Şablon:Rw: [1] [[igitabo#Şablon:Rw|igitabo]] (rw)
    • Şablon:Sm: [1] [[tusi#Şablon:Sm|tusi]] (sm)
    • Şablon:Sa: [1] [[पुस्तक#Şablon:Sa|पुस्तक]] (sa)
    • Şablon:Sw: [1] [[kitabu#Şablon:Sw|kitabu]] (sw), [[msahafu#Şablon:Sw|msahafu]] (sw), [[mkataba#Şablon:Sw|mkataba]] (sw), [[kitabu#Şablon:Sw|kitabu]] (sw)
    • Şablon:Sr: [1] књига (sr) (knjiga) f
    • Şablon:Scn: [1] [[libbru#Şablon:Scn|libbru]] (scn)
    • Şablon:Sk: [1] kniha (sk) f
    • Şablon:Sl: [1] knjiga (sl) f, knjíga (sl)
    • {{[[Şablon:{{{1}}}|{{{1}}}]]}}: [1] [[libro#{{[[Şablon:{{{1}}}|{{{1}}}]]}}|libro]] (tl), [[aklat#{{[[Şablon:{{{1}}}|{{{1}}}]]}}|aklat]] (tl)
    • {{{1}}}: [1] [[kitap#{{{1}}}|kitap]] (tt)
    • Şablon:Th: [1] [[หนังสือ#Şablon:Th|หนังสือ]] (th)
    • Şablon:Uk: [1] [[книга#Şablon:Uk|книга]] (uk)

    Şablon:Ur - d


    Ur - Vurun urumeli şivesinde söylenişi
    Ur - Urfa
    Ural
    Orhan - - Urhan
    Urumcuk
    Urums - Urumiye - Urumçi - Urumeli
    Urum dili - Ur ve Kadastro-
    Urum erenleri gittiler Rum diyarına - Pir Sultan Abdal

    Kadastro
    İbrahim

    Orhan Gazi - أورخان غازي - Gazi Orhan - Orhan Bey - اورخان یکم
    Орхан I - Şücaeddin - Orhan I - اورخان اول - Orhan-ı Evvel - Osman Gazi - Malhun Hatun
    Orchan - I Orxan - I Orhan - Orhan I. - Orhan 1. -Orhans I - Orchanes I (sultanus Ottomanicus) - Orhán oszmán szultán - אורהן הראשון - Ορχάν - Архн I - オルハン - 오르한 1세 - สุลต่านออร์ฮานที่ 1 - উসমানীয় - সাম্রাজ্যের - শাহেনশাহ - প্রথম - ওরখান - 奥尔汗一世 -
    Erbil was mentioned in Sumerian holy writings of third millennium BC as Urbilum, Urbelum or Urbillum,[7] which appears to originate from Hurrian[8] Arbilum, who inhbited the area.[9] Later, the Akkadians and Assyrians by a folk etymology rendered the name as arba'ū ilū to mean four gods.[8] The city became a centre for the worship of the Assyro-Babylonian goddess Ishtar. In classical times the city became known by its Aramaic name, Arbela. In Old Persian the city was called Arbairā.[10]

    Reha_Oguz_Türkkan_Yakın_ve_Eski_Türk_Tarihi_-_Teketek

    Reha Oguz Türkkan Yakın ve Eski Türk Tarihi - Teketek

    : [1] [[Kitaab#

    Şablon:Ur - d


    Ur - Vurun urumeli şivesinde söylenişi
    Ur - Urfa
    Ural
    Orhan - - Urhan
    Urumcuk
    Urums - Urumiye - Urumçi - Urumeli
    Urum dili - Ur ve Kadastro-
    Urum erenleri gittiler Rum diyarına - Pir Sultan Abdal

    Kadastro
    İbrahim

    Orhan Gazi - أورخان غازي - Gazi Orhan - Orhan Bey - اورخان یکم
    Орхан I - Şücaeddin - Orhan I - اورخان اول - Orhan-ı Evvel - Osman Gazi - Malhun Hatun
    Orchan - I Orxan - I Orhan - Orhan I. - Orhan 1. -Orhans I - Orchanes I (sultanus Ottomanicus) - Orhán oszmán szultán - אורהן הראשון - Ορχάν - Архн I - オルハン - 오르한 1세 - สุลต่านออร์ฮานที่ 1 - উসমানীয় - সাম্রাজ্যের - শাহেনশাহ - প্রথম - ওরখান - 奥尔汗一世 -
    Erbil was mentioned in Sumerian holy writings of third millennium BC as Urbilum, Urbelum or Urbillum,[7] which appears to originate from Hurrian[8] Arbilum, who inhbited the area.[9] Later, the Akkadians and Assyrians by a folk etymology rendered the name as arba'ū ilū to mean four gods.[8] The city became a centre for the worship of the Assyro-Babylonian goddess Ishtar. In classical times the city became known by its Aramaic name, Arbela. In Old Persian the city was called Arbairā.[10]

    Reha_Oguz_Türkkan_Yakın_ve_Eski_Türk_Tarihi_-_Teketek

    Reha Oguz Türkkan Yakın ve Eski Türk Tarihi - Teketek

    |Kitaab]] (ur), [[کتاب#

    Şablon:Ur - d


    Ur - Vurun urumeli şivesinde söylenişi
    Ur - Urfa
    Ural
    Orhan - - Urhan
    Urumcuk
    Urums - Urumiye - Urumçi - Urumeli
    Urum dili - Ur ve Kadastro-
    Urum erenleri gittiler Rum diyarına - Pir Sultan Abdal

    Kadastro
    İbrahim

    Orhan Gazi - أورخان غازي - Gazi Orhan - Orhan Bey - اورخان یکم
    Орхан I - Şücaeddin - Orhan I - اورخان اول - Orhan-ı Evvel - Osman Gazi - Malhun Hatun
    Orchan - I Orxan - I Orhan - Orhan I. - Orhan 1. -Orhans I - Orchanes I (sultanus Ottomanicus) - Orhán oszmán szultán - אורהן הראשון - Ορχάν - Архн I - オルハン - 오르한 1세 - สุลต่านออร์ฮานที่ 1 - উসমানীয় - সাম্রাজ্যের - শাহেনশাহ - প্রথম - ওরখান - 奥尔汗一世 -
    Erbil was mentioned in Sumerian holy writings of third millennium BC as Urbilum, Urbelum or Urbillum,[7] which appears to originate from Hurrian[8] Arbilum, who inhbited the area.[9] Later, the Akkadians and Assyrians by a folk etymology rendered the name as arba'ū ilū to mean four gods.[8] The city became a centre for the worship of the Assyro-Babylonian goddess Ishtar. In classical times the city became known by its Aramaic name, Arbela. In Old Persian the city was called Arbairā.[10]

    Reha_Oguz_Türkkan_Yakın_ve_Eski_Türk_Tarihi_-_Teketek

    Reha Oguz Türkkan Yakın ve Eski Türk Tarihi - Teketek

    |کتاب]] (ur)
    • Şablon:Vi: [1] [[sách#Şablon:Vi|sách]] (vi)
    • Şablon:Vo: [1] [[buk#Şablon:Vo|buk]] (vo)
    • Şablon:Xh: [1] [[incwadi#Şablon:Xh|incwadi]] (xh)
    • Şablon:Yi: [1] [[בוך#Şablon:Yi|בוך]] (yi)
    • Şablon:Elbakınız - d {{El}}


      El Masaj El masajı Ayak masajı
      Nefes darlığı ve ayak masajı Nefes darlığı ve el masajı
      Peygamberleri el mucizeleri

      : [1] βιβλίο (el) (vivlío) n
    • Şablon:Zu: [1] [[ibhuku#Şablon:Zu|ibhuku]] (zu)

    |}

    |}

    Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri


    |} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

    • Eski Türkçe: çekilmek (tr)
    • Eski Türkçe: bitik (tr)
    • Azerice: kitab
    • Uygurca: kitap

    |}

    |}

    []

    []

    Ico libri.png Anlamlar

    [1] kitap

    []

    []

    Ico libri.png Anlamlar

    [1] kitap

    Türkmence
    []

    []

    Ico libri.png Anlamlar

    [1] kitap


    Yenişehir'de E-kitap projesi[]

    Kur'an

    Kur'ân, Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed'e Arapça olarak indirilip bize tevatür yo­luyla gelen/naklolunan kitabın ismidir. Kur'ân, "gufran" ölçü­sünde, okumak manasına gelen bir masdardır.

    Bu nazil olmuş kitabın hü­kümleri ve ayırıcı özelliklerinden birisi de (İsra: 17/106, Ra’d: 13/30, Müzzemmil: 73/4) ayetlerinden anlaşıldığı üzere, ağır ağır tertil ve tilavet ile oku­mak olduğu için buna "Kur'ân" ismi verilmiştir.

    (Bakara: 2/97, Nahl: 16/102, Şuara: 26/193) ayet­lerinde buyurulduğu üzere, Kur'ân yüce Allah tarafından Peygamber'in kalbine Rûhu'l-Emîn ve Rûhu'1-Kuds denilen Cibrîl vasıtasıyla hak olarak indi­rildi. (İsra: 17/105, Zümer: 3928) ayetlerinde açıklandığı gibi, Kur'ân olmak üzere inmeyene Kur'ân denilme­di. Çünkü Kur'ân olmak üzere vahyolunmuş değildir.

    (En’am: 6/93, Ahkaf: 46/8, Hakka: 69/44-47, Yasin: 36/69) ayetlerinde de dile getirdikleri gi­bi, kâfirler, Kur'ân'ın Allah tara­fından indirildiğine inanmak iste­mediklerinden, Muhammed'in söylediğine, kendinden uydurup, Allah'a isnat ettiği bir kitap veya bir sihir veya bir kâhin sözüdür, dediler. Hâlâ da öyle derler. Onun için Kur'ân'da bu iddiaları redde­den bir çok ayet inmiştir.

    Vakıa: 56/80. ayetinde ifade edildiği gibi, Kur'ân'ın bir ismi de tenzil­dir. Kur'ân'a Kur'ân isminin ve­rilmesi özellikle nazmından dola­yıdır. Çünkü önce okunan bizzat mana değildir. Manasını en güzel anlatan nazmıdır. Bundan dolayı­dır ki Kur'ân Arapça'dır. Kur'ân da bunu bir çok ayetinde ifade et­miştir. "Biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik"[212] gi­bi. Şu Arapçadır, şu Türkçe'dir denildiği zaman lafızlar kastedi­lir. Çünkü mananın belli bir dile ait olması şartı yokur.

    Manası itibariyle Kur'ân da­ha çok "furkân", "hüdâ", "nûr", "rûh" gibi diğer isimleriyle anıl­mış ve bu isimler Arapça olmakla nitelendirilmemiştir.

    "El-Kitâb" ve "Kitâb-ı Mübün" isimleri de hem nazım hem mana açısından verilen isimlerdir. Çünkü bir ayette, "ayetleri açıkla­nan, müjdeleyici ve uyana olan Arapça bir Kur'ân'dır" [213] buyurulmuştur. Bunda ek olarak bir de yazılması hususuna işaret var­dır. Bu yönden Kur'ân'ın yazısının da bir özelliği gözetilegelmiştir.

    So a Kur'ân'ın bir ismi de "Hüküm"dür. Bu da hem nazım hem mana açısındandır. Onun için "Arapça hükümler" [214] buyurulmuştur. Çünkü Kur'ândan hükümler çıkarmada nazmı­nın da manası gibi özel bir önemi vardır. Bilhassa "Kur'ân", "hü­küm", "kitap" isimlerinin Arapça kelimesi ile açıkça nitelendirilme­si bu üç isimde nazmın/yazının önemini ispat eder.

    Kur'ân'ın Arapça olarak indi­rildiği açık nas ile belirtildiği için, tenzil isminin de, hem mana hem nazım/metin açısından kastedil­diğinde şüphe kalmaz. Zikir de böyledir. Bütün bu isimlerin için­de ise en üstünü olan özel adı Kur'ân ismidir.

    Kırâet ve tilavet te bunun kendine mahsus kurallarıyla okunmasıdır. "Kur'ân okunan­dır" denilmesi de bunun içindir ve bu Arapça'dır. Şüphesiz Arap­ça olan da nazımdır. İşte bir Arap­ça olan nazmın başka bir dilde benzerini yapmak mümkün ol­saydı terceme edilebilmiş olurdu. Yalnız o terceme Arapça olmaya­cağı için Kur'ân olmaz da, Kur'ân'ın tercemesi olurdu.

    Fakat Kur'ân nazmı nasıl bir nazımdır? Herkesin bildiği harfle­rin, seslerin en güzellerinden, ye­rine göre en güzel nağmelerinden, bütün Arapların bildiği ve dolayısıyla bütün insanların anla­yabileceği kelimelerin en güzellerinden seçilerek, Allah'tan başka kimsenin yapamayacağı canlı bir dokuma ile dizilip dokunmuş; la­fız mananın, mana lafzın aynısı halinde, sonsuz beyan parıltılarıyla parlatılmış; "haydi bunun Allah'tan indirildiğinde şüpheniz varsa Allah'tan başka bütün gü­vendiklerinizi çağırarak, hatta in­sanlar ve cinler biraraya gelerek de bunun hatta bir sûrenin benze­rini yapınız, fakat imkanı yok ya­pamazsınız."[215] diye bütün cihana meydan okuyan gayet ba­sit bir teklif ve gaibten haber ver­mek suretiyle gözle görülen bu aleme gelmiş; her ayeti kolay ve sade görüldüğü halde, bulunup söylenmesi, taklidi zor bir söz olan öyle icazlı bir nazımdır ki, hiç Arapça bilmeyen bir kimseye bile okunduğu zaman tatlı bir söz olduğunu duyurur.

    Biraz Arapça bilen bir kimse bir ayeti işittiği zaman derhal bir mana anlar veya anladığını zanneder. "Ben de söyleyebilirim" di­ye hayal eder, bir de bakar ki, an­lamamış. Çünkü nazmının her noktasında bir çok manalar sıkış­maya başlar. Onu taklit etmeye özendikçe yükselir, derinleşir, öl­çüsü, ölçeği bulunamaz. Ayetten ayete geçildikçe zevki kat kat ar­tar. Hayat sırrı gibi sonsuz giden sırlarının kuşattığı manalar insan kuvvetinin üstünde kalır. Eğer öyle olmasaydı, bu basit teklife karşı paralar harcayarak, silahlar çekerek, ordular toplayarak asırlardan beri Kur'ân'ı kaldırıp dur­mak için uğraşan insanlık, bu zahmetleri çekecek yerde onun bir benzerini yapıvermez miydi? Yapamamıştır ve yapamaz.

    Kur'ân'ın verdiği haberleri kimse yalancı çıkaramaz. Ne ka­dar yüksek olursa olsun, edebî şahsiyet kazanmış herhangi bir şahsın ifade üslubu yazıla yazıla az çok taklit edilebilir ve benzeri yazılabilir. Kur'ân'ın indiği an­dan itibaren, bütün Arap edebi­yatçıları ve belagat ustaları, Kur'ân belâğatini kendi dillerine örnek edinmiş, bu sayede Arap dili ve edebiyatı açısından yüksel­miş oldukları halde Kur'ân nazmını taklit etmeye, benzerini yaz­maya yanaşan kimse ortaya çıka­mamıştır.

    O halde kendi dilinde bile taklidini yapmak ve yazmak mümkün olmamış olan Kur'ân'ın nazım ve üslubunu diğer bir dil­de taklit etmek, benzerini ortaya koymak elbette mümkün olamaz. Mümkün olmayınca da aynen terceme edilemeyeceği gibi, benzet­mek suretiyle hiç terceme edile­mez. Çünkü benzetme yapılma­dıktan başka, ilmî değeri değişti­rilmiş, bozulmuş, ve Kur'ân'da olmayan şeyler Kur'ân'a katılmış olur.

    Kur'ân'da, Kur'ân'ın ismi olarak çeşitli isimler geçmiştir. "El-Kitâb" bunlardan biridir. Hak ile bâtılı, helal ile haramı ayırması itibariyle Kur'ân'a "el-Furkân" denmiştir.[216] Kalple­ri ve fikirleri aydınlatması itibariyle bir ismi de "nûr"dur.[217] Kur'ân'da "hüden li'l-muttakîn"[218], "hüden li'n-nâs"[219], "hüden ve yubeşşiru li'l-mu'minîn"[220] buyurulduğu için Kur'ân'a "el-Hüdâ" da denir. "Zikir aramızdan ona mı indi­rilmiş"[221], "Zikri biz indirdik onun koruyucusu da biziz"[222] ayetlerinde de ifade edil­diği gibi, Kur'ân'ın bîr ismi de "ez-Zikr"dir. Aynı şekilde Al-i İmran: 3/58 ayetinde ifade edildiği gibi, Kur'ân'ın isimlerinden birisi de "hüküm"dür.[223]

    Bilginler, Kur'ân lafzı üzerinde çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir. Nietkim bu kavram bazılarına göre hemzeli, bazılarına göre ise hemzesizdir. Rağıbu'l-İsfehânî'ye göre "Kur'ân lafzı "Karaa" fiilinden türemiş "Kufrân, Reyhân" gibi bir masdardır.[224]

    İmam Şafiî (ö. 204/819), Ferrâ, (ö. 822), el-Lihyânî (ö. 810) ve bir grup bilgin "Kur'ân" lafzının hemzeli olduğu görüşündedirler.[225]

    Hemzesiz olduğu görüşünü savunanlar der ki; Kur'ân lafzı bir şeyi diğer bir şeye bitiştirmek anlamına gelen ka-re-ne fiil kökünden türemiştir. Çünkü Kur'ân'da âyetler ve sûreler yan yana dizilerek birbirlerine eklenmişlerdir.[226]

    ez-Zeccâc’a göre de Kur'ân lafzı "fa’lan" vezninden olup hemzelidir. Toplayıp bir araya getirme mansına gelen "el-kar’ " kelimesinden türemiştir. Havuz, suyu toplayıp salıver­mediği zaman "Karae’l-mâu fi’l-havdi" denir. Kur'ân da, geçmiş kitap­ların meyvelerini kendisinde toplamıştır. Bundan dolayı da kendisine bu isim verilmiştir.

    el-Lihyani de "Kur’an" lafzı "Ğufrân" vezninden hemzeli bir mastar olup, "telâ" manasında olan "karae"den türemiştir. Bu mastar, ismi mef’ulün mastarla isimlendirebileceği kaidesince "el-makru" (okunan, okunmuş) manasındadır.[227]

    Bu son görüş, görüşlerin en güçlüsü ve tercih edilenidir. Zira, Kıyamet sûresi, âyet 17 de "Muhakkak ki onun toplanması ve okunması bize aittir." diye buyrulur.

    İslâm'dan önceki dönemde Araplar, "Karaa" lafzını tilavetten başka anlamda kullanmışlardır. Amr b. Kulsûm şöyle der: "Beyaz renkli beyaz bir deve ama bir yavru doğurmadı."[228] Görüldüğü gibi Kur'ân lafzı, bugün ifade ettiği mana ile câhiliye döneminde bilinmemiştir, denebilir.[229]