FANDOM


LİVÂ-İ HAMD


Livâ, bayrak ve sancak demektir.

  • Askerî anlamda livâ iki alaydan meydana gelen askerî birliği ve bu birliğin başındaki komutanı ifade eder.

Bunun diğer adı da sancaktır.

Bu nedenle;

  • Livâ-i saadet terkibi, Hz. Peygamber'in bayrağı için kullanılan bir tabirdir. Buna "Livâ-i Şerif" de denilirdi. Topkapı sarayında "emanet-i mubareke" arasında korunan bu bayrak, savaş ve olağanüstü hallerde törenle çıkarılır ve tekrar yerine konurdu.
  • Livâ-i hamd kavramı ise, Hz. Peygamberin bayrağı ve sancağı anlamındadır.

Hadislerdeki açıklamalara bakılırsa Allah'a yakın olma mertebesini elde eden insanlar için, Livâü'l-hamd, şefaati kübra makamıdır. Zira Hz. Peygamber'e inanan ve onun sünnetini eksiksiz yerine getirenler, kıyamet gününde bu bayrağın altında toplanacaklardır. Çünkü Allah kıyamet gününde Hz. Muhammed'i şefaat edecek bir makama ulaştıracaktır. Şu âyet buna delil olarak gösterilmektedir:

  • " Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Böylece Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama gönderebileceğini umabilirsin." (İsrâ, 17/79) (F.K.)

Liva : Bayrak. Sancak.

Eskiden kazadan büyük, vilâyetten küçük yerleşme merkezlerine denirdi. Tugay.

Hz. Peygambere (A.S.M.) âit sancak.


LIVÂÜ'L-HAMD


Hamd sancağı; kıyamet günü insanların altında toplanacakları sancak; Hz. Peygamber'in sancağı. Kıyamet günü övgü ve şeref Hz Peygamber'e ait olacağı için, onun ümmetini toplayacağı sancağın ismi "Hamd sancağı" diye isimlendirilmiştir.

  • "Gecenin bir kısmında da sana mahsus olmak üzere, onunla (Kur'an) gece namazı kıl. Umulur ki Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud'a gönderir" (el-Isrâ, 17/79). Bu ayeti kerimede geçen makam-ı mahmud, ahiret günü Hz. Peygamber'e verilecek şefaat makamı olarak tefsir edilmiştir.
  • Nitekim bir hadisi şerifte Hz. Peygamber makam-ı mahmudun ne olduğunu soran sahâbiye "o şefaattır" diye cevap vermiştir (Ahmed b. Hanbel, II, 444). Bu açıdan değerlendirildiğinde hamd sancağının, şefaatla alâkası ortaya çıkmaktadır.
  • Ebû Saîd el-Hudrî (r.a), Hz. Peygamber (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Öğünmek için söylemiyorum, ben Âdemoğullarının efendisiyim! Kıyamet gününde ilk diriltilecek benim. Öğünmek için söylemiyorum; ilk şefaat isteyen ve şefaati ilk kabul edilenim. Öğünmek için söylemiyorum; kıyamet gününde hamd sancağı benim elimde olacaktır" (Tirmizî, Menâkıb, I; Ibn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Mukaddime, 8; Ahmed b. Hanbel, I, 281, 295, III, 14, 4).
  • Hamd sancağı Hz. Peygamber'e ait olan hususi özelliklerdendir. Bir rivayete göre diğer peygamberlerde bulunmayan, yalnızca Hz. Peygamber'e ait olan bu sancak altında Âdem (a.s)'den kıyamete kadar bütün müminler toplanacaklardır (Mübarekfürî, Tuhfetü'l-Ahvezî, Beyrut t.y, IV, 130).

Râyet, Sancak.Edit

RayetEdit

Râyet, Sancak Müslümanların şiarlarından biri de bayraktr, tevhid sancağıdır.

Rayete meylederiz kameti dilcu yerine - Gazi Giray

  • Hz. Peygamber'in ilk defa, hicret sırasında Medine'ye girerken livâ/bayrak kullandığı bilinmektedir. Rivâyet edildiğine göre hicret kafilesi Medine'ye yaklaştığında Büreyde bin Husayb el-Eslemî, sarığını çözerek bir mızrağa bağlayıp kafilenin önünde yürüyerek Medine'ye girmişti.
  • Hz. Peygamber, daha sonra, ilk defa hicretin yedinci ayında Hz. Hamza'nın kumandasında Sîfü'l-bahr'e sekizinci ayında da Ubeyde bin Hâris bin Abdülmuttalib kumandasında Seniyyetülmere'ye gönderdiği seriyyelere birer bayrak vermişti. Gerek bu iki seriyyede, gerekse daha sonraki gazve ve seriyyelerde kullanılan bayraklarla ilgili olarak klasik kaynaklarda aynı mânâda olmak üzere "livâ" ve "râyet" kelimeleri kullanılmıştır.
  • Ancak Hayber Savaşına kadar yalnız livâ bulunduğu, bu savaşta ise hem livâ hem râyeler taşındığı; Rasûlullah'ın râyesinin siyah, livâsının ise beyaz olduğu (Ahmed bin Hanbel, IV/297; Tirmizî, Cihad 10) şeklindeki rivâyetlerden hareketle bazı âlimlerce râye ile livâ arasında bir fark bulunduğu ileri sürülmüştür.
  • Hz. Peygamber zamanında kullanılan bayrakların beyaz, sarı, siyah, kırmızı vb. renklerde olduğu,
  • Ukab adlı siyah râyesinin Hz. Âişe'nin kaftanının yünlü kumaşından yapıldığı da kaynaklarda kaydedilmektedir.[1]
  • Rasûlullah'a ait sancak, alem-i Nebî, alem-i şerif, livâ-i saâdet, liva-i şerif isimleriyle de anılan bu sancak, halen Topkapı Sarıyında mukaddes emânetlerin arasında bulunmaktadır.
  • Bedir ve Uhud savaşlarında Rasûlullah (s.a.s.), livâyı taşımaklaMus'ab bin Umeyr'i görevlendirmişti. Hicretten sonra yapılan bütün savaşlarda livâların kullanılmış olduğu görülmektedir. Bu livâlar umûmiyetle beyaz renkteydi.
  • Bir de devlet başkanı ve ordu komutanı olarak Rasûlullah'a ait Ukab adında siyah bir livâ bulunmaktaydı.
  • Rivâyete göre Mekke'nin fethi esnâsında Rasûlullah'ın râyesi siyah renkte olup, üzerinde lâ ilâhe illâllah Muhammedun Rasûlullah" yazısı bulunmaktaydı (İbn Mâce, Cihad 20; M. Hamîdullah, Hz. Peygamber'in Savaşları, s. 216). Daha sonra sancak-ı şerif olarak adlandırılan livâ budur. Rasûlullah (s.a.s.)'in vefatından sonra, Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve peşinden gelen halifeler, bu sancağı savaşlarda sürekli olarak ordunun önünde bulundurmaya gayret göstermişlerdir.
  • Sancak-ı şerif, Râşid halifelerden sonra Emevîlerin eline geçmiş, bunların çöküşünden sonra da Abbâsiler tarafından muhâfaza edilmiştir. Mısır'ın Yavuz Sultan Selim tarafından alınmasından sonra sancak İstanbul'a getirildi. Padişahlar, çıktıkları seferlerde onu yanlarında götürmüşlerdir. Sancak-ı şerif, sadece askerî seferler esnasında yerinden çıkarılmazdı. İstanbul'da meydana gelen isyanları bastırmak için de sancak-ı şerif çıkartılır ve halka, bunun altında toplanarak âsilere karşı savaşma çağrısı yapılırdı.
  • Sancak-ı şerif, son olarak 1826 yılında yeniçerilerin ayaklanması sebebiyle yerinden alınarak Sultan Ahmet Câmiinin minberine dikilmişti. Onun çevresinde toplanan halkın desteğiyle yeniçeriler topa tutularak, ortadan kaldırılmıştı.
  • Osmanlılar, sancak-ı şerife büyük önem vermişler ve ona sürekli saygı göstermişlerdir. Sancak çıkarıldığı zaman, onun altında toplanmak ve savaşmak halk tarafından bir farz olarak telakkî edilmiştir. Sancak-ı şerif, Topkapı Sarayında Arz odası karşısındaki kapı önüne dikildiği zaman onun dikildiği yere, kimsenin basmaması ve hürmetsizlikte bulunmaması için 1908 devrimine kadar iki süngülü asker nöbet tutmuştu. Bu tarihten sonra kaldırılan sancak-ı şerifin yerine bir taş dikilmiştir.
  • Sancak-ı şerif, son olarak Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşına katılması sebebiyle çıkarılarak Cihad-ı ekber ilân edilmiştir. Sancak-ı şerif, hâlen diğer kutsal emânetlerle birlikte Topkapı Sarayında muhâfaza edilmektedir.[2]

[1] TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, s. 248 [2] Ömer Tellioğlu, Şâmil İslâm Ansiklopedisi, c. 5, s. 343-344


Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] sancak, bayrak.

Write Yazılışlar

لوا

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Köken
Disambig Bakınız: Sancak

Edit

Durum Tekil Çoğul
Yalın sancak sancaklar
Belirtme (-i) sancağı sancakları
Yönelme (-e) sancağa sancaklara
Bulunma (-de) sancakta sancaklarda
Çıkma (-den) sancaktan sancaklardan
Tamlayan sancağın sancakların

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Bir milleti veya bir ülkeyi temsil eden bayrak.

Balance icon Eş Anlamlılar

[1] bayrak, liva

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

de:sancak hu:sancak ko:sancak pl:sancak pt:sancak

Disambig Bakınız: sancak

Edit

Lupa Özel ad Edit

Ico libri Anlamlar

[1] (belde) Bingöl ili Merkez ilçesine bağlı bir belde.
[2] (belediye) Bingöl ili Merkez ilçesine bağlı bir belediye.

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Maddenin düzenlenmesinde yararlanılan kaynaklar">Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.