FANDOM


Mü'minun Suresi/23-32-Mü'minun Suresi/Elmalı/23-32 Mü’minun Suresi/33-50 Mü’minun Suresi/51-77-Mü’minun Suresi/Elmalı/51-77
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
[[وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَٰذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ ]]
Dünya hayatta kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip Âhıret likasını tekzib eyliyen kavminden o (mele') kodaman güruh ise şöyle dedi: «bu başka değil, ancak sizin gibi bir beşer, yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor
Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."
And the chieftains of his folk, who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter, and whom We had made soft in the life of the world, said: This is only a mortal like you, who eateth of that whereof ye eat and drinketh of that ye drink.
ve şayet sizin gibi kat'ıyyen husrandasınızdır
"Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz."
If ye were to obey a mortal like yourselves, ye surely would be losers.
Siz öldüğünüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğunuz vakıt muhakkak çıkarılacaksınız diye mi va'dediyor?
"Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
Doth he promise you that you, when ye are dead and have become dust and bones, will (again) be brought forth?
Heyhât o va'dolunduğunuz şey ne kadar uzak
"Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!"
Begone, begone, with that which ye are promised!
O, bizim Dünya hayatımızdan başka bir şey değildir, ölürüz ve yaşarız, fakat biz ba's olunmayız
"Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz."
There is naught but our life of the world; we die and we live, and we shall not be raised (again).
O ancak öyle bir adam ki bir yalanı Allaha iftira etti, biz ona inanacak değiliz
"Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."
He is only a man who hath invented a lie about Allah. We are not going to put faith in him.
Ya rab! dedi: beni tekzib ettikleri cihetle öcümü al
O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!"
He said: My Lord! Help me because they deny me,
Buyurdu ki: az bir zamanda nâdim olacaklar
Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!"
He said: In a little while they surely will become repentant.
Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!
Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
So the (Awful) Cry overtook them rightfully, and We made them like as wreckage (that a torrent hurleth). A far removal for wrongdoing folk!
Sonra arkalarından başka karnlar inşâ ettik
Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.
Then after them We brought forth other generations.
Hiç bir ümmet, ecelini sebkedemez ve geriletemezler
Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
No nation can outstrip its term, nor yet postpone it.
[[ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَىٰ ۖ كُلَّ مَا جَاءَ أُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ ]]
Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmetle Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsâne yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler
Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!
Then We sent our messengers one after another. Whenever its messenger came unto a nation they denied him; so We caused them to follow one another (to disaster) and We made them bywords. A far removal for folk who believe not!
Sonra bir takım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musâyı ve kardeşi Harûnu gönderdik
Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik.
Then We sent Moses and his brother Aaron with Our tokens and a clear warrant
Fir'avna ve cem'ıyyetine de bunlar kibirlerine yediremediler ve dik başlı bir kavm idiler
Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular.
Unto Pharaoh and his chiefs, but they scorned (them) and they were despotic folk.
Onun için biz, dediler, bizim gibi iki beşere iyman mı ederiz? Halbuki onların kavmi bize kulluk ediyor
Onun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?"
And they said: Shall we put faith in two mortals like ourselves, and whose folk are servile unto us?
Bu suretle onları tekzib ettiler de helâk edilenlerden oldular
Böylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.
So they denied them, and became of those who were destroyed.
Şanım hakkı için berikiler doğru yolu tutabilsinler diye Musâya o kitabı da verdik
Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.
And we verily gave Moses the Scripture, that haply they might go aright.
İbni Meryemi de anasiyle bir âyet kıldık ve ikisini bir oturaklı ve temiz sulu bir tepeye barındırdık
Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.
And We made the son of Mary and his mother a portent, and We gave them refuge on a height, a place of flocks and water springs.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


"https://yenisehir.fandom.com/tr/wiki/M%C3%BC%27minun_Suresi/33-50?oldid=137239" adresinden alındı.
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.