FANDOM


Haberci Gazetesi haberi 09 Haziran 2010

Yenişehir Kaymakamı Eyüp Sabri Kartal'dan Yenişehir için orijinal bir proje: Müftü Deresi Venedik Olsun Yıl:2010

languages: Müftü Deresi, Afrenenk River, Efrenk Deresi, Afranenk Deresi, Efrenk River, Aslanköy Deresi, Afranenk Deresi, Afrenenk River, Aslankoy Deresi, Aslanköy Deresi, Efrenk Deresi, Efrenk River, Muftu Deresi, Müftü Deresi.

Latitude: 36°47'37.53" Longitude: 34°36'33.92"

  • Osmanlıda adı müftü deresidir. Orijinalinin Erfenk deresi olduğu söylenir.
  • Şimdilerde Google mapte birileri kızıl deresi olarak göstermeye çalışmaktadırlar.
  • Fransızlar bile kartpostallarında Müftü deresi derken bizim yerli Fransızlar Efrenk deresi hatta daha ileri gidip saygısızca kızıl dere demektedirler.
Müftü köprüsü 1902 de bir Fransız kartpostalı

Müftü köprüsü 1902 de bir Fransız kartpostalı. Müftü camii ve Müftü köprüsü aslında Mersin'in gerçek bir Landmarkıdır. Yani Mersin'in Landmarkı Müftü köprüsü ve müftü deresi.

Tarihi müftü köprüsünün en eski resimleri. fransızlar bile müftü köprüsü derken yerli Fransızdan beterler Efrenk köprüsü ve Efrenk deresi demekteler

Tarihi müftü deresi ve köprüsünün en eski dört resmi. Fransızlar bile müftü köprüsü derken, şimdi bazıları hala Efrenk_köprüsü ve Efrenk deresi demektedirler.

Adana Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğüne YAZI

Mersin Valiliğinin Adana Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğüne tescil edilmesi yazısı Tarih:2.2 2016

Müftü köprüsünden bir manzara

Müftü köprüsünden bir manzara Arguvan ağaları ve dere

Müftü köprüsü

Efrenk kordonu ve şehir haritasında Müftü köprüsünün yeri

Müftü deresi yürüyüş yolu

Müftü deresi yürüyüş yolu . Dere boyu yürüyüş yolunun üzeri yazın sıcağına karşı ÇARDAK ve büyüyen sarmaşık ağaçlarıyla örtülmüş nefis bir yeşillik manzarası - Müftü deresi ve Akdeniz arasında Yenişehir kordonu. Tevfik Sırrı Gür Stadyumu yanı

Müftü deresine yürüme yolundan bir bakış

müftü köprüsüne yürüme yolundan kuzeyden bir bakış - yol parke kaldırım ve dere kıyısı ağaçlarla kaplı

Müftü camii ve müftü deresi

Müftü camii ve müftü deresi ve kuşlar çok orijinal bir kompozisyon oluşturmuş. Bunun daha net fotoğrafı yakalanmalı..

Müftü deresinden stadyuma bakış müftü köprüsü gözükmüyor

Müftü deresi sahilindeki köprüden stadyuma bakış müftü köprüsü gözükmüyor.

Müftü deresinde bir bisikletli

Müftü_deresinde bir bisikletli. ASLINDA MÜFTÜ DERESİ EN İDEAL BİSİKLET YOLU GÜZERGAHI. YOLDAKİ BAZI ENGELLER KALDIRILSA İNANILMAZ NEFİS BİR SEYİR GÜZERGAHI OLACAK

Müftü deresi yürüyüş yolu patika

Müftü_deresi_yürüyüş_yolu_patika. ASLINDA DAHA GENİŞ OLSA BİSİKLETLİLERDE GİDEBİLİR


Mersin istasyon binası Tren garı 1900 lu yıllar. Tarsus yolu sağdaki.

Mersin Tren İstasyonu binası Tren garı 1900 lu yıllar. Tarsus yolu sağdaki. Devamı jandarmanın önünden Tevfik Sırrı Gür Lisesine giden yol .Müftü deresi üzerindeki Müftü köprüsünden Silifke'ye ulaşır.

Müftü köprüsünden deniz istikametinde asrsubay okulu askerlik şubesinin arkası astsubay eski adıyla gedikli okulu yıkıldı.

Bu eski fotoğrafta Müftü köprüsünden deniz istikametine bakıştır. Burada astsubay okulu askerlik şubesinin arkası astsubay yani eski adıyla gedikli okulu sonradan yıkıldı. Yerinde muhtemelen askerlik şubesi var. Askerler Osmanlıdan bu yana burada talim yapardı. Resimde askerler atlarını yıkıyor ve talim yapıyorlar. Başka illerden gelen askerlerde burada içtima olurdu. Toplanma merkezi bu dere ve köprü idi. . Kıbrıs vb yere bu dereden ve cami ibadetinden sonra asker dağıtımı yapılırdı. Levazım birliği buradaydı.

Mersin 1960 hava fotoğrafı Mersin Limanı yeni yapılmış ve müftü deresi ve köprüsü havadan stadyuma yakın olan köprü müftü köprüsü

Mersin 1960 hava fotoğrafı - Mersin Limanı yeni yapılmış ve müftü deresi ve köprüsü. Fotoğrafın sağ altında stadyuma yakın olan ve stadyumun solunda kalan köprü, müftü köprüsüdür

Müftü mahallesi ilk çatı inziabat karakolu bariyelilere ait ikinci çatı müftü camiine ait derenin kenarı inzibatın kuzeyi asker koğuşları vardı

Müftü mahallesi İLK ÇATI:inzibat karakolu bariyelilere ait, İKİNCİ ÇATI: Müftü camiine ait derenin kenarı yani kordon boyunca inzibatın kuzeyine doğru asker koğuşları vardı. Müftü camii ile kışla içi içe idi. Köprünün üzerinde sol tarafta duran süvari pantalonlu inzibat görevlisi görülmektedir.

Müftü köprüsü kızıla boyanmış

Müftü köprüsünden denize doğru bir gurub vakti. Müthiş.. Her yer kızıla boyanmış... Sevgiliye (as) hasretini anlatıyor.

Müftü köprüsü ve camii kızıla boyanmış...

Müftü köprüsü ve camii ışıklarla kızıla boyanmış...

Mersin Havadan Görüntü - Müftü Köprüsü Yenişehir-0

Mersin Havadan Görüntü - Müftü Köprüsü Yenişehir-0

Mersin Havadan Video Görüntüsü. Yer: Müftü Köprüsü Yenişehir/Mersin Araç: DJI Phantom - Go Pro Hero 2Sahne: Hayat kısa kuşlar uçuyor!

Müftü köprüsü kemersiz yoz halde çirkin bir köprü olmuş

Müftü köprüsünün güneyinde sahilköprüsü kemersiz ve estetikten mahrum. Çirkin bir köprü olmuş

Müftü köprüsünde kuzeyy manzarası ve kuşlar

Müftü köprüsünden bir kuzey müftü deresi kordon manzarası ve martı kuşları nefis bir manzara derenin yeşilliği ile güzellik tamamlanmış

Müftü köprüsünden deniz manzarası ve müftü deresinin denize kavuşma noktası

Müftü köprüsünden deniz manzarası ve müftü deresinin denize kavuşma noktası ve akşam gurub başlangıcı

Müftü köprüsü gece ışıklarıyla

Müftü köprüsü geceışıklarıyla. Net bir fotoğraf değil ama daha net bir çekim ve ışıklandırmayla nefis bir manzara olur.

Müftü deresi projesi havadan görünümü liman dere yatakları ve marina eksik

Müftü deresi projesi havadan görünümü . liman ve dere yatakları . Ancak projede marina eksik. Yaptıran: Mimarlar odası. Yıl:2014

Müftü deresi projesi İDEAS

Müftü deresi projesi - İDEAS . Yıl:2014

Müftü deresi projesi sahil taslağı

Müftü deresi projesi sahil taslağı.Yıl:2014

Müftü deresi uzay çatı projesi İDEAS

Müftü deresi uzay çatı projesi İDEAS . Yıl:2014


Bir Zamanlar Mersin'de - Mehmet KAYADELEN Edit

Ağustosun yirmiyedisiydi. Dinlenceden dönüp işe başlayalı üç gün olmuştu. Kızılay'ın son durumunu teftiş etmek (!) üzere öğle tatilinde yarım saatlik bir tur atılabilirdi. Sakarya Caddesi.. balıkçılar sezonu açmış. Atatürk Bulvarı.. vitrinlerde 'son indirim' duyuruları. Meşrutiyet Caddesi.. İş Bankası Sanat Galerisi tatilde. Konur Sokak.. derken, ayaklarım Dost Kitapevine götürmüştü yine. Yeni Yayınlar bölümüne bakınırken, gözüm aşağılarda bir kitabın adına takılıp kaldı: Bir Zamanlar Mersin'de. Heyecanlandım. Eğildim, aldım. Yazarı Uğur Ersoy. Arkasını çevirdim. A-aa, bu Uğur Ersoy, bildiğim Uğur Hoca. Karıştırdım, bildik kişi ve yer adları geçiyor. Okumak farz olmuştu. Biraz daha evirdim, çevirdim; elimdeki, Uğur Hoca'nın ikinci kitabıymış. Birincisinin adı da Bir Efsane Bir Demet Insan. Onu da buldum, şöyle bir baktım ve ikisini aldım, çıktım. Ertesi gün iki kitabı da bitirmiştim.

Uğur Ersoy'u tanır mısınız? Edit

Sayın Ersoy, profesör.

ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünde görev yapıyor. Yüzün üstünde makale ve bildirisi ile 5 kitabı var.

Çalışkan, üretken, ödüller almış ünlü bir bilim adamı.

Rektör yardımcılığı, bölüm başkanlığı, kurucu dekanlık yapmış.

Ailesi Mersin'in en eskilerinden.

Babası, Mülkiye mezunu, tek parti döneminin CHP İl Başkanı Yakup Ersoy.

Annesi, Mersin tarihinin en etkili din adamlarından Mersin Müftüsü Abdullah Sıddık Efendi'nin kızı.

Bir Efsane Bir Demet İnsan’da (Evrim Yayınevi, 105 s. ) Edit

Sayın Ersoy, dinlediği bir efsane ile, ilginç bulduğu kimi kişileri anlatıyor.

Bir Zamanlar Mersin'de (Evrim Yayınevi, 200 s.) Edit

de ise, esas olarak kendini etkileyen kişileri ve olayları anlatmayı amaçlamış. Ancak, hayli hareketli ve geniş bir çevrede geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarına ilişkin kimi anılarını anlatırken, arka planda, Mersin ve Toroslardaki 1930'lu ve 40'lı yılların toplumsal, siyasal, kültürel ve gündelik yaşamına -tabii ki burjuva kesiminin yaşam tarzına- ilişkin örnekler de veriyor. Bir anlamda o dönemin Mersin'ini, Mersin insanını anlatıyor. İşte ikinci yapıtı bence ilginç kılan özelliği bu. Düşünebiliyor musunuz, çocukluğunuzun ve ilk gençliğinizin geçtiği yerler, en azından adını duyduğunuz insanlar, düşlerinizi süsleyen filmler ve sanatçılar, yıllar sonra aniden bir kitapta karşınıza çıkıyor. Aldığım hazzı paylaşmak, kitabı hemşerilerimize tanıtmak amacıyla zaman yitirmeden bu satırları kaleme aldım.

Özellikle Mersin'in geçmişine ilgi duyuyorsanız, kitabı elinize aldığınızda eminim siz de bitirmeden bırakamayacaksınız. Kitapta geçen kişi ve yer adları size de bir şeyler ifade ediyorsa, sayfaları çevirdikçe, küllenmeye yüz tutmuş anılarınızın canlandığını duyumsayacak, öğrendiklerinizden mutlu olacaksınız. Kimi bölümleri okurken duygulanacak, kimi bölümlerde gülecek; ve o dönemde de, hukuk kurallarının değil keyfiliğin egemen olduğunu, nesnelliğe değil öznelliğe prim verildiğini görünce sinirleneceksiniz.

Atatürk, Refik Koraltan, Hasan Saka, Recep Peker, Şükrü Kaya, Tevfik Sırrı Gür, Ihsan Doğramacı, Sakıp Sabancı gibi ünlülere ilişkin gün ışığına çıkmamış anıları ilk ağızlardan dinleyecek; Kurtuluş Rıza, Mehmet Çavuş, İbraam Onbaşı, Rifat Bey gibi sıradan insanlarımızın dünyasını tanıyacaksınız.

Müftü Deresi ve Müftü Köprüsü adlarının nereden geldiğini; Mersin'in şimdiki nüfusunun büyük çoğunluğunun adını bile duymadığından emin olduğum, ancak hemen tüm Mersinlilerin de güzel anlar yaşadığı Güneş Sinemasını kimlerin nasıl yaptırdığını, ilk şeklinin nasıl olduğunu; ilk tekstil fabrikasının nerede ve kimlere ait olduğunu; ve son dönemlerini anımsadığım ancak şimdilerde yalnızca sokak ve durak adında geçen plajın önceki durumu gibi Mersin'e ilişkin kimi "ayrıntıları" öğreneceksiniz

İşte Sayın Ersoy'un anılarından ikisi. Her biri Türkiye'nin müzminleşen bir hastalığını sergiliyor. İlki, yazarın çocuk yaşta başından geçen traji-komik olaylar:

Sekiz dokuz yaşlarındaki çocukların oyun amacıyla kurdukları "Kızıl Ölüm Çetesi"ni Devletin 7-8 yıl sonra farkına varıp ciddiye alması; polis müdürünün ve MIT'in, varsayılan "gomonist" çetesini ortaya çıkarmaya çalışması; bu soruşturmanın ancak kentin ileri gelenlerinin araya girmesiyle durdurulabilmesi; aradan 7 yıl daha geçtikten sonra bu "Kızıl Çete"nin kurucusuna (yazara) pasaport verilmemesi; dönemin TBMM Başkanının (Refik Koraltan'ın) bile çocuk yaştaki Uğur'un çete kurup zararlı faaliyetlerde bulunduğuna inanması ve yine O'nun himmetiyle pasaport alınabilmesi... Bunları okuyunca güler misiniz, kızar mısınız? Ben kahkahalarla güldüm.

Diğer anı ise, Mersin'in başarılı valisi Tevfik Sırrı Gür'e ilişkin ve siyaset esnafının kamu görevlilerine tasallutunun bir örneği. Mersin'e gerçekten çok şey (Lise, Halkevi, Stadyum, Ticaret Lisesi, Atatürk heykelleri ve İnönü'nün heykelleri vd) kazandıran vali Gür'ün kişiliğini ve yazarın bu konudaki duygu ve düşüncelerini yansıtan bölümü yapıttan (s.168-169) olduğu gibi aktarmak isterim. Sözü edilen olayın, 1940'ların ikinci yarısındaki, ekmeğin karneye bağlandığı, un ve şekeri bulmanın olanaksız olduğu günlerde geçtiği de dikkate alınmalı.

"Bir pazar günü vali bizim eve geldi. Havadan sudan biraz konuştuktan sonra, 'Yakup, senden bir ricam var, ama söylemeye utanıyorum. Bizim oğlan günlerdir börek diye tutturdu. Acaba iki avuç un vermen mümkün mü? Bunu başkasından isteyemem, sonra bunu kullanmaya kalkarlar.' dedi.

Düşünebiliyor musunuz, Çukurova'nın bir ilinin valisi, iki avuç un rica ediyor. Bu adamın her gün elinden tonlarca buğday ve un geçiyor, ama o bunun bir gramına bile dokunmuyor. Kendi için değil oğlu çok istedi diye, bunu kötüye kullanmayacağını bildiği bir arkadaşından rica ediyor, hem de sadece iki avuç. (...)

o günün iki partisi, Demokrat Parti ve CHP il yönetimleri ilk kez bir konuda anlaştılar ve valinin alınması için Ankara'ya başvurdular!

Vali ile ilgili şikayet iki nedene dayanıyordu; diktatör gibi davranmak ve para yemek!

İki parti bir olunca Ankara gerekeni yaptı ve bir yıldırım kararla Tevfik Sırrı Gür Kastamonu'ya atandı, bir süre sonra da emekli oldu.

Emekli olduktan sonra yaşadığı mütevazı ve hatta sıkıntılı hayat bilmiyorum onun hakkında çirkin dedikodu yapanları biraz olsun utandırdı mı?

Acaba bu kişiler kör olma tehlikesi ile karşılaşan emekli valinin ameliyat olabilmek için borç almak zorunda kaldığını duydular mı?"

Mersin, yerel yöneticiler açısından ne yazık ki hiç şanslı olmadı; bu nedenle yıllara yenik düştü.

Mersin Mersin güzel Mersin-Mülkiye TOPER

Mersin Mersin güzel Mersin-Mülkiye TOPER

Bugünün Mersini, Cevdet Çağla'nın karcığar makamında bestelediği "Mersin Mersin güzel Mersin/ Genç kız gibi şuhsun, gençsin/ Akdeniz’in kenarında/ İnci gibi bir çiçeksin" dizelerine ilham kaynağı olan Mersin değil artık.

Filiz ŞATIROĞLU-Mersin Mersin Güzel Mersin (KARCİĞAR)R.G

Filiz ŞATIROĞLU-Mersin Mersin Güzel Mersin (KARCİĞAR)R.G.

Sayın Ersoy da bu geçeği özlemle dile getiriyor yapıtının sonunda. Duygu yüklü şu tümcelere yürekten katılmamak olası mı?

"Mersin, kırk yıl önce bahçeler içinde, zevkli bir mimariye sahip ev ve konaklardan oluşan şirin bir şehirdi. Denizi masmaviydi ve tertemizdi. Şehir mis gibi portakal çiçeği kokar ve bülbüller öterdi bahçelerde.

Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Alevi, Sünni ayırımı yoktu, herkes birbirine saygılıydı. Temiz giyimli insanların dolaştığı caddelerde, lokantalarda, pastanelerde görgü ve uygarlık vardı. Kontrol edilemeyen göç, yanlış yorumlanan demokrasi, politik ve kişisel çıkar gözeten, vizyonsuz yöneticiler sayesinde, çirkin beton yığınları yeşili katletti, denizin mavisini grileştirdi.

Sahilde kırk kilometre boyunca uzanan görgüsüzlük simgesi koca binalar şehri denizden tecrit etti.

Kibar, görgülü, uygar insanların yerini, köşeyi dönmek hırsıyla yanan simsiyah bir kalabalık aldı. Çiçek kokusunun yerini lağım kokusu, bülbül sesinin yerini ise şımarık, görgüsüz klakson sesleri aldı. Mersin'de eski Mersin'i yaşatan tek yer, ölülerin yattığı şehir mezarlığı. Orada tanıdığım kimseler caddelerde rastladıklarımdan kat kat fazla..."

Bir Zamanlar Mersin'de, özellikle Mersin'in geçmişinin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi açısından çok önemli bir çalışma.

Ellerinize sağlık Sayın Ersoy.

Kim bilir yazılabilecek/yazılması gereken daha nice anılar vardır.

Bana sorarsanız, zaman tüneline dalıp 1930'lu, 1940'lı yılların Mersin'ine keyifli bir yolculuk yapma fırsatını kaçırmayınız, derim.

Laf kitaptan açılmışken, büyük bir zevkle okuduğum iki kitaptan daha söz etmek istiyorum. Bunlardan biri, Sayın Uğur Ersoy'un "Bir zamanlar Mersin'de" başlığıyla yayımlanan, çocukluk ve gençlik anıları. Bu çok "keyifli" kitabı okurken, 1930'ların, 40'ların Türkiye'sini bir kez daha hissediyorsunuz. Bu mühendislerden bazılarının öyle bir üslupları var ki korkarım sonunda bizi işsiz bırakacaklar... (Toktamış Ateş, Cumhuriyet, 09/10/1997)

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.