FANDOM


SIRAT-I MUSTAKÎM

İnişi ve yokuşu olmayan, dümdüz, işlek, açık, doğru ve büyük yola /caddeye denir. İstiâre-i temsiliye ile emir ve yasaklarında, helal ve haramlarında, hüküm, öğüt ve tavsiyelerinde en doğru olan İslâm Dinine de sırat-ı müstakîm denmiştir.

Tarîk, sebîl ve sırat kelimeleri yol demektir. Ancak genel olarak yola, tarîk; işlek yola sebîl; işlek, doğru, büyük ve açık yola ise sırat denir. Bu doğru yolun diğer isimleri rüşd, hüdâ, minhâc, şeriat, sünnet ve dindir. Sebîl, tarîk, sırat ve din kelimeleri Kur'ân'da müstakîm, rüşd, kıyem ve sevâ kelimeleriyle nitelenmiştir.

Kur'ân'da "Sırat-ı müstekîm";

"Sırâtullah", Allah'ın yolu (İbrahim,14/1),

"Sebîlüllah", Allah'ın yolu (Bakara, 2/154),

"Sırâtü'l-Hamîd", Hamîd olan Allah'ın yolu (Hac, 22/24),

"Sırâtı'l-azîzi'l-hamîd", Azîz ve Hamîd Allah'ın yolu (İbrahim, 14/1),

"Sırâtı's-Seviyyi", doğru yol, (Tâ-hâ, 20/135),

"Sebîlür-rüşd", doğru yol (A'râf, 7/46),

"Sebîlü'r-raşâd", doğru yol (Mümin, 40/29),

"Sebîlü Rabbike", Rabbinin yolu (Nahl, 16/125),

"Sevâü's-sebîl", doğru yol (Mâide 5/12),

"Sevâü's-Sırât", doğru yol (Sâd, 38/22),

"Tarîk-ı müstakîm", dosdoğru yol (Ahkâf, 46/30) ve "kendilerine nimet verilenlerin yolu" (Fâtiha, 1/7) kavramlarıyla da ifade edilmiştir.

Doğru yolun zıddı olarak Kur'ân'da;

"Sebîlü't-tâğût", tağut yolu (Nisâ, 4/76),

"Sebîli'l-mücrimîn", mücrimlerin yolu (Mâide, 5/55),

"Sebîli'l-müfsidin", bozguncuların yolu (A'râf, 7/142),

"Sebîlü'l-ğay", sapıklık yolu, eğri yol (A'râf, 7/146),

"Sırâtü'l-cahîm", cehennem yolu (Saffât, 37/23),

"Tarîk-ı cehennem", cehennem yolu (Nisâ, 4/169),

"Sebîlü'llezîne lâya'lemûn", bilmeyenlerin yolu (Yûnus, 10/87) ve

"Ğayri sebîli'l-müminîn", müminlerin yolundan başka yol (Nisâ, 4/115) tabirleri kullanılmıştır.

Sırâtı Müstakîm, bütün peygamberlerin insanlara tebliğ ettikleri Allah yolunun, bir tek Allah'ı kabul esasına dayalı tevhîd dininin en bariz niteliğidir; bütün peygamberlerin, sâlih, sâdık, muttakî ve Allah'ın hidâyete erdirdiği insanların izlediği yoldur.

Kur'ân'da; Allah'ın (Hûd, 11/56), Hz. Muhammed (a.s.)'in (Zuhrûf, 43/43) diğer Peygamberlerin (En'âm, 6/87), îmân edip sâlih amel işleyen (Hac, 22/23), Kur'ân'a sarılan (Âl-i İmrân, 3/101) ve adaletle emreden (Nahl, 16/76) müminlerin doğru yolda oldukları; Allah'ın (Hac, 22/54), Peygamberin (Şura, 42/52-53) ve Kur'ân'ın (Ahkâf, 46/30, İsra, 17/9). insanları doğru yola ilettikleri bildirilmiştir.

Gerçekte insanları hidâyete, doğru yola götüren Allah'tır. Ancak Allah, peygamberini insanları doğru yola çağırması için, Kur'an'ı da doğru yola iletmede rehber olması için göndermiştir.

Doğruyu bulmak isteyen kimse, kendine Kur'ân'ı rehber, Peygamberi (a.s.) önder edinerek, îmân edip sâlih ameller işlemesi gerekir. (İ.K.)

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.