FANDOM


Wikipedia-logo-tr
Vikipedi'den MUSEVİLİK'TE ORUÇ ile ilgili bir şeyler var.
Bakınız

Şablon:Oruçbakınız d {{Oruçbakınız}}


Oruç Sawm Sıyam Oruç ayı Ramazan Tokken SEN, SEN değilsin
Oruç/Fıkıh Oruç/Hadis Oruç/Tefsir Oruç/Ayet
Oruç/VP Oruç/WP Oruç/WS Oruç/VS Oruç/KAYNAK kitap dergi makale ve broşürler
Oruç/KİŞİLER Oruç/HİKMETLERİ Jetlag ın tedavisi oruç Dikkat eksikliği nin tedavisi oruç Aspergerin tedavisi oruç
Kavramlar Fidye Iskat-ı savm Iskat ve Devir Orucu bozan haller İftar İftariye İftariye kamelyası
Hüküm yönünden oruç Türleri Nafile oruçlar Farz oruçlar Orucun kazası Orucun Kazası 61 orucu Orucun keffareti
Oruç çeşitleri Oruç çeşitleri Üç aylar orucu Savm-ı şuhuru selase Ramazan orucu Zilhicce Orucu Arefe orucu Arife orucu Arife Arefe Aşure orucu Aşure Muharrem Şaban orucu Şaban-ı şerif Şaban ayıyla filimlerde kafa bulunması Recep orucu Recep ayı Recep ayıyla kafa bulunması Recep İvedik Recebin tavuğu Zihar orucu On gün orucu Ve le yalin aşrin Arefe orucu ve Arafat Keffaret orucu Yemin keffareti orucu
MUSEVİLİK'TE ORUÇ
Sorularla oruç 100 soruda Ramazan 100 soruda oruç 2/185
Şablon Şablon:Ramazanbakınız Şablon:Sorularlaoruç Şablon:Ramazan Şablon:Oruç Şablon:Üç aylar

Oruç. Ayetleri.

Oruç. Ayetleri..

Oruç ayetleri Bakara Suresi - 2/185

Minik Dualar - Oruc Duasi

Minik Dualar - Oruc Duasi

Minik Dualar - Oruc Duası

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 1

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 1

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 1

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 2

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 2

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 2

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 3

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 3

Ramazan Oruç ve Hikmetleri 3

Oruç birçok dinde yer alan ve farklı biçimlerde yapılan bir ibadet türü. Farklı dinlerdeki oruç ibadetlerinin ortak noktası yemek, içmek veya cinsel ilişki gibi dünyevi hazlardan uzak durmaktır.

Kökenbilim Edit

Wikipedia-logo-tr
Vikipedi'den MUSEVİLİK'TE ORUÇ ile ilgili bir şeyler var.
Taraweeh, Ramadan, Al Qaed Ibrahim Mosque, Alexandria, Egypt , 2010-0

Taraweeh, Ramadan, Al Qaed Ibrahim Mosque, Alexandria, Egypt , 2010-0

Bakınız

Şablon:Ramazanbakınız d
{{Ramazanbakınız}}


Ramazan (anlam ayrımı) Ramazan Ramadan رمضان Ramazan-ı şerif Ramazan-ı mübarek Ramazan'da şiir geceleri Ramazan risalesi Ramazan risalesi/Sesli Ramadan Kerim Ramazan ismi üzerine Ramazan'dan şehr kelimesinin hazfedilmesinin tenzîhen mekruh olduğu İmam Muhammed'den rivayet edilmiştir.
Ramazan/başlangıcı Rü'yet Ramazan mı yevm-i şek mi? Yevm-i şek
Ramazan/Hadisler Ramazan/Ayetleri Ramazan/VS
Ramazan/VP Ramazan/Şiirler Ramazan Vikisöz Ramazan/RESİMLER Ramazan/TASARIM Ramazan/SMS Ramazan/MESAJ Ramazan/VİDEO Ramazan/KAYNAK
Ramazan ayı Üç aylar Ramazan Bayramı Şeker Bayramı Oruçsuzlara ve bebelere Fıtır Bayramı Fıtır sadakası Fakirlere verilir, kurumlara verilmez Iyd-ul Fıtır Ramazan çocuklara nasıl sevdirilir? Ramazanda komşuluk
Ramazanın farziyeti Bakara Suresi/183-188
Ramazanın başlangıcı Rü'yet Rü'yet-i hilal Ramazan hilalinin gözetlenmesi vazife ve sorumluluğu

İmsak İmsakiye İmsakiye/Mersin
İftar İftariye İftariye kamelyası
Oruç Savm Fidye - Fitre - Sadaka-i Fıtır Orucu bozan haller Oruç ve sağlık Ramazan orucu - Ramazan akabi oruç Üç aylar Üç aylar orucu Pazertesi Perşembe orucu Savm-ı Davud Aşure orucu Şaban orucu Receb orucu Kılıç orucu Tekne orucu
Ramazan'da zekat - Zekat ibadeti Fıtır sadakası Fıtır nisabı Ziman defteri] - Zimen defteri Sadaka taşları Yardım kutuları Sadaka kutuları Askıda ekmek Sadaka Fıtır sadakası Fıtır bayramı Fitre
İtikaf Mescidde namazdan sonra 10 dk durmak itikaf sayılır mı? Şafilere göre sayılır. Hanefilerde 1 saat yeterlidir.(İmam-ı Muhammed'e göre) Ramazan'da itikaf Akif - Mutekif İtikaf yerleri
Kur'an -Kur'an ayı - Hatim Kur'an şehr-i Ramadan'da indirildi. Mukabele - Cibril her Ramazan'da mukabele yapardı. Hz Peygamberin vefatından önce Cebrail Ramazan'da 2 defa mukabele ile hatim yaptırdı. 27- 28 -29 -30
Ramazan/WP
Teravih - İlk teravih Oruca kalkılacak ilk gece Yatsıdan sonra kılınır .Hilal görülünce.. Hz. Peygamber teravihi hatimle kıldırırdı Hatimle teravih sünnet Teravih namazının günlere göre sevabları Şafiilerin teravih kılmaması Kaza ve teravih Teravih ve insan iskeletine faydaları Namazda rüku ve diz sistemine faydaları :Teravihde rükuyu dizleri ve dirsekleri tam extention yaparak yaparsanız en maxsimum hareketi vücud için yapmış olursunuz ve Ramazan sonrası dizlerinizin ferahladığını , özellikle diz kaslarının ucundaki legamentlerinizi tam geliştiğinizi fark edersiniz. Çoklukla ve Tadili erkanına göre namaz kılanların diz problemlerinin olmadığı görülecektir. < Allah ile yarışmayın oruçta fidyenizi verin - Yaşar Nuri Öztürk
100 soruda Ramazan
Kur'an/Ramazan - Hadis/Ramazan Fıkıh/Ramazan - Tefsir/Ramazan
Ramazan/2010 - Ramazan 2010/Yenişehir Ramazan/2011 - Ramazan 2011/Yenişehir
Üç aylar Kadir Gecesi Berat kandili Mevlid Kandili Mirac Kandili - Leyle-i Mirac Mirac gecesi -Mirac gecesi namazı
Şablon:Ramazan
Ramazan afişii
Geleneksel iftar yemeği
Dost eli yardım projesi 21
Happy Ramadan

Happy Ramadan

Happy Ramadan

President Obama Gives Ramadan Message

President Obama Gives Ramadan Message

President Obama Gives Ramadan Message 2011

http://www.youtube.com/watch?v=j3fFagoYW10&feature=related Sami Yusuf
You Came to me (Ramadan Song) English by Sami Yusuf

You Came to me (Ramadan Song) English by Sami Yusuf

You Came to me (Ramadan Song) English by Sami Yusuf

thumb|300px|right|Ramadan Mubarak.wmv
Ramadan Mubarak Special

Ramadan Mubarak Special

Ramadan Mubarak Special

Orucluq ve Ramazan

Orucluq ve Ramazan

Orucluq ve Ramazan

YUSUF ISLAM CAT STEVENS CONVERT REVERT MUSLIM SINGER Ramadhan Moon

YUSUF ISLAM CAT STEVENS CONVERT REVERT MUSLIM SINGER Ramadhan Moon

YUSUF ISLAM CAT STEVENS CONVERT REVERT MUSLIM SINGER Ramadhan Moon

RAMADHAN VERSES Sura Baqarah 2 183 - 187 Mishary Alafasy

RAMADHAN VERSES Sura Baqarah 2 183 - 187 Mishary Alafasy

RAMADHAN VERSES Sura Baqarah 2 :183 - 187 Mishary Alafasy

Baqarah(183-187) 1977 Husayin mustafa ismail

Baqarah(183-187) 1977 Husayin mustafa ismail.wmv

Mustafa İsmail Ramazan Baqarah(183-187)_1977_Husayin mustafa ismail.wmv


"Oruç" sözcüğü tıpkı "namaz" sözcüğü gibi Selçuklular'ca Farsça'dan alınmış " روجك rôcik" sözcüğünün Türkçe'deki söylenişidir. Kur'an'da صوم savm ve صيام sıyam olarak geçmektedir. Bu etimolojik izahın fikir patent hakkı ve rüçhan hakkı Kaymakam Eyup Sabri Kartal'a aitttir. Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.

İslamda Oruç Edit

Ana madde: İslam'da Oruç

İslam'ın şartlarından ve beş temelinden biri Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç da namaz gibi bir farz-ı ayındır. Hicret'in ikinci senesinde Medine'de farz kılınmıştır.

İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an'daki Bakara Suresi'nde Kur'an'ın Muhammed'e gönderilmesi Ramazan ayında başlamıştır ve bu ay içinde "oruç" tutmak müslümanlara emredilmiştir. İlgili ayet şöyledir:

"O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur'an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. Umulur ki, şükredesiniz!" (Bakara suresi 185. ayet)[1]

Oruç, Kur'an'a göre "Niyetlenip, gündoğumundan önceki alacakaranlıktan (tan yeri ağarmaya başlamasından) günbatımından sonraki alacakaranlığa değin katı-sıvı hiçbir şey yememek ve içmemek" demektir. [Bakara Suresi, 187] Oruç, fıkıhçılara ve hadisçilere göre, niyetlenip Güneş'in ufuktan 12 derece altta bulunduğu andan (astronomiye göre alacakaranlık) akşam günbatımına dek, bir şey yeyip içmemektir.

Fıkıhta Oruç Edit

Oruçlar fukaha (fıkıhçılar, islam hukukçuları)'ya göre farz, vacip, nafile ve mekruh nevilerine ayrılır. Ramazan orucu, vakti tayin edilmiş farz oruçtur (sınırlı süresi belirtilmiş borç olan oruçtur). Kazaya kalan Ramazan orucu ile kefaret olarak tutulan oruçlar vakti muayyen olmayan (sınırlı süresi belirli olmayan) farz oruçlardır.

Nezir (adak) oruçları vaciptir. Allah Teala'nın rızası için tutulacak oruçlar ise nafile nevini teşkil ederler. Bunlar sünnet, müstehap ve mendup diye anılırlar. Bir de mekruh oruçlar vardır (sırf Cuma veya Cumartesi günü tutulan oruç gibi). Ramazan bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının dört günü oruç tutmak, harama yakın bir mekruhtur.

Orucun Çeşitleri Edit

  • Farz olan oruçlar: Ramazan ayı orucu ve Ramazan ayı orucunun kazası farzdır.
  • Vacip olan oruçlar: Başlanmış nafile orucun bozulması halinde kazasının tutulması vacip olur. Adak orucunu tutmak ve bozulursa kaza etmek vaciptir.
  • Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının 9. ve 10. günlerinde veya 10. ve 11. günlerinde yani Aşure gününden 1 gün önce veya 1 gün sonra ekleyerek oruç tutmak sünnettir. Ayrıca Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak, Zilhicce ayının ilk dokuz günü, Şevval ayında 6 gün oruç tutmak da sünnettir.
  • Müstehab olan oruçlar: Her ayın (Hicri takvime göre) 13,14 ve 15. günlerinde oruç tutmak çok sevaptır.
  • Mekruh olan oruçlar: Yalnız aşure günü için bir gün yan 10 Muharremde tutulan bir günlük oruç mekruh oruçtur.
  • Haram olan oruçlar: Ramazan bayramının 1. günü ve Kurban bayramının 4. gününde oruç tutmak haramdır.
  • Nafile olan oruçlar: Yukarıda sayılan maddeler dışında tutulan oruçlar nafile oruçlardır.

Yahudilikte Oruç Edit

Ana madde: Yom Kippur

Yom Kippur, (İbranicesi: יום הכיפורים Kefaret Günü), Musevilikte Musevi Takvimi'nin ilk ayı olan Tişri ayının 10. günü yaklaşık 26 saat boyunca tutulan büyük oruçtur.

Museviliğe göre bir insanın kaderi bir yıl önceki hâl ve hareketlerine göre yazılır. Bir yıl boyunca iyi ve hayırlı işler işleyen kişilerin kaderi bir yıl sonra için iyi yazılır.

Musevi Yılbaşısı olan Roşaşana ile Yom Kippur arasındaki 10 gün boyunca bir vicdan muhasebesi yapılır ki buna İbranice teşuva (geriye dönme) denir. On gün boyunca, o yıl içinde yapılan tüm hatalı davranışlar gözden geçirilir insanlara karşı yapılan haksızlıklar için insanlardan özür dilenir ve helalleşilir. Yehova'ya (Tanrı) karşı işlenen suçlar için de tövbe edilir. 9. günün akşamı güneş batmadan bir saat önce oruca başlanır. 26 saat aralıksız sürecek olan oruç boyunca şunlar yasaktır:

  • Yemek yemek ve içmek
  • Yıkanmak
  • Parfüm sürünmek
  • Cinsel münasebette bulunmak
  • Çalışmak
  • Ateş yakmak

Sabah erkenden kalkıp Sinagog'a gidilir ve yaklaşık 12 saat boyunca Sinagog'da aralıksız Yom Kippur için yapılan dualar, tövbeler ile vakit geçirilir. Güneşin batmasından yaklaşık 40 dakika sonra Tokea adı verilen kişi koç boynuzundan yapılmış bir boruyu (Şofar) çalarak orucun bittiğini ilan eder. Bu oruç yaklaşık 25-25.5 saat sürer.

Şofar'ın çalınmasıyla birlikte tören sona erer ve Tanrı'nın insanların gelecek yıl için kaderini yazdığına ve iyi kişileri hayat kitabına (Sefer Hayim) yazdığına inanılır.

Hristiyanlıkta Oruç Edit

Ana madde: Büyük Perhiz

Hristiyanlık inancında Paskalya döneminde, 40 gün boyunca hayvansal gıdaları yememek kaydı ile oruç tutulur. 2. yüzyılda yazılan Didakte kitabında Mesih inanalarına çarşamba ve cuma günü oruç tutmalarını buyurmuştur[2]. 2. yüzyıldaki kiliselerin bu orucu Diriliş Bayramı'ndan önce (paskalya) tuttukları bilinmektedir. İslamiyet'teki gibi oruç zamanında tüm dünyevi gıdalardan uzak tutmaması nedeni ile oruç yerine perhiz ifadesi de kullanılabilmektedir.

Kaynaklar Edit

Şablon:Din portalı


ar:صوم arz:صيام az:Oruc be:Пост be-x-old:Пост bg:Пост (въздържание) br:Vijil bs:Post ca:Dejuni da:Faste de:Fasten el:Νηστεία en:Fasting eo:Fasto es:Ayuno et:Paast fa:روزه fi:Paasto fr:Jeûne he:צום hi:उपवास hr:Post hu:Böjt id:Puasa it:Digiuno ja:断食 ka:მარხვა ko:단식 ku:Rojî lb:Faaschten li:Vaste mk:Пост ml:ഉപവാസം mr:उपवास ms:Puasa nl:Vasten nn:Faste no:Faste pl:Post pt:Jejum ro:Post ru:Пост scn:Dijunu sh:Post simple:Fasting sk:Pôst sl:Postenje sq:Agjërimi sr:Пост sv:Fasta sw:Saumu ta:நோன்பு tl:Ayuno uk:Піст zh:禁食

Başka Dinlerde Oruç

HIRİSTİYANLIK'TA ORUÇ

Hıristiyanlık'ta da oruç farz

Hıristiyanlık'ta oruç Kilise'nin üçüncü emridir. Kuran'ın bildirdiğine göre oruç Hıristiyanlara da farz kılınmıştır.

Hıristiyanlık'ta oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılır. Orucun amacı, işlenmiş günahların cezasını bu dünyadan çekmeye başlamaktadır.

İncil, oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı, uyulacak kurallar Hıristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir

Hıristiyanlık'ta oruç tutma yaşı 21'de başlar. Hıristiyanlar, 60 yaşına kadar oruç tutar. Oruç konusunda 1966 yılında alınan Roma kararlarında bu konu yazılı olarak belirtilmiştir. Bir Hıristiyanın perhiz için ise, en az 14 yaşında olması gerekir.

Hıristiyanlıkta iki çeşit oruç bulunur. Okaristi orucu yani şükran orucu ve ekleziyastik oruç yani kilise orucu.

Bu iki çeşit orucu Katolik'ler tutar, Protestanlar tutmaz. Hıristiyanlık, çarşamba, cuma ve cumartesi günleri ile bazı yortuların arefe günlerinde oruç tutmayı teşvik eder. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa, çarşamba günü ele verilmiş, cuma günü çarmıha gerilmiş ve cumartesi günü de gömülmüştür.

Hıristiyanlıkta Hz. İsa'nın öldükten sonra dirildiği ve göğe çıkarıldığına inanılan Paskalya'da oruç tutulması önemlidir. Paskalya öncesinde iki gün oruç tutmak dindar Hırıstiyanlar arasında yaygın bir uygulamadır.

MUSEVİLİK'TE ORUÇ: YOM KİPPUR

Tevrat'ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi terbiye etme ve bazen de acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah'a yaklaşma aracı olarak kabul edilmektedir.

Tevrat'a göre, Hz. Musa Tur Dağı'nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir.

Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudiler oruç tuttuklarında yatsıdan sonra da bir şey yemezlerdi. Hatta bazı Müslümanlar da oruçla ilgili ayetler tamamlanmadan önce aynı Yahudiler gibi hareket ederdi.

Babil döneminde matem ve üzüntü sembolü olarak oruç tutulurdu. Yahudiler, Allah'ın kendilerine felaketler verdiğine inandıkları dönemlerde sürekli oruç tutardı.

Yahudilikte oruca çocuklar, 12'nci yaşlarından bir ay alınca başlar. Yahudilik'te tutulması gerekli görülen tek oruç Yom Kippur adı verilen keffaret orucudur.

Kippur pişmanlık anlamındadır. Yahudiler bu günde günahlarından pişman olurlar. Allah da onları affeder. Yom Kimpur İbranice'de 'tövbe günü' anlamındadır.

Yahudilerin en büyük ibadet günlerinden olan Kippur, büyük oruç günü olarak kabul edilir. Yom Kippur denen ve 19 Nisan'da başlayıp ve bir hafta süren Pesah Bayramı orucu ise genellikle Hamursuz Bayramı'ndan sonra gelen pazartesi ve perşembe günleri tutulur.

Yahudilikte Yom Kippur'da oruç tutmak şarttır. İmsak önceki akşam güneş batarken başlar. O gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar da yemek içmek yasaktır. Bu süre yaklaşık 25 saattir. Yom Kippur orucunun Hz. Musa'nın Allah'tan buyruklarını almak üzere Tur Dağı'na gittiğinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu anlaşılmaktadır.

Yahudiler Babil dönüşünden sonra Kudüs'ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler nedeniyle dört ayrı oruç daha ortaya çıkarmışlardır. Bazı Talmud yorumcuları bu 4 orucun, başka devletlerin himayesi altındaki Yahudiler tarafından tutulması gerektiğini aksi takdirde gerekli olmadığını belirtir.

Yahudilerde oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk yıldızın görülmesine kadar sürer. Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar ile bir akşamdan ertesi akşama kadar devam eder.

DİĞER DİNLERDE ORUÇ

Nirvana'nın yolu oruçtan geçer: İnsanlık tarihinde dinlerin neredeyse tümünde oruç tutmak yer alır. Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de orucunu önemli bir yeri vardır. Örneğin Budizm'in kurucusu Buda, 'kurtuluşa' yani Nirvana'ya ulaşmanın yolunun arzulardan vazgeçmekten geçtiğini vurgular. Bunun pratik yolu da oruç tutmaktır. İşte bazı dinlerde orucun yeri:

Hinduizm'de oruç: Hint dinlerinden Hinduism'de oruç nefsi terbiye için yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur.

İbadet amacıyla duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm'de oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz şeklindedir.

Taoizm'de oruç: Doğu kültürlerinin dinlerinden Taoizm'de oruç, daha geniş bir anlamda ele alınmıştır. Burada oruç, sağlığı koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca, büyük bayram günleri ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de, kendilerini korumak için oruç tutarlar.

Brahmanizm'de oruç: Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm'de her ayın 12 ve 13'üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir.

Brahmanizm'de yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir. Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu süre içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri orucu bozar.

Jainizm'de oruç: Hint dinlerinden Jainizm'de orucun kuralları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu Mahavira'nın (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylenmektedir.

Budizm'de oruç: Güneydoğu Asya dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm'in kurucusu Buda'ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vezgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir.

Buda'ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana'ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır.

Maniheizm'de oruç: Manilikte oruç, ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da orucu büyük önem verdiği bilinir.

Eski Mısır'da ise oruç genellikle dini bayramlarda tutulur.

Avrupa yerel dinleri: Keltler'in oruç tuttuğu, eski Roma ve Yunanlıların da orucu felaketlerden kurtulmak için bir yol olarak kabul ettiği bilinir.

Kaynak: Hürriyet Ramazan 2007


Fıtır Sadakası ve Hükmü

Fıtır sadakası ne demektir?

Fıtır veya fıtra, 'yaratılış' demektir. Fıtır Sadakası ise, Ramazan bayramına kavuşan ve aslî ihtiyaçları dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan kimseler için yerine getirmekle yükümlü oldukları mâlî bir ibadettir, bir yaratılış sadakasıdır. Vaciptir. Kişi başına konmuş bir malî ibadet olması cihetiyle baş-göz ve beden zekâtı da denmektedir. Fıtır Sadakası, orucun kabulüne ve kabir azabından kurtulmaya vesiledir. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde yapılan hata ve kusurlara da bir kefarettir. Resûlullah Efendimiz'in (asm) oruçlunun boş, çirkin ve kötü sözlerinin günahından arınması ve fakirlere bir azık olması için fıtır sadakasını emrettiğini İbn-i Abbas (ra) rivayet eder.

Fıtır Sadakası kim verir?


Özürleri olsun olmasın, oruç tutmayan kimseler de fıtır sadakası vermekle mükelleftirler.


Fıtır Sadakasını, aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan herkes vermekle mükelleftir. Bu malın üzerinden zekâtta olduğu gibi bir yıl geçmesi şart değildir. Bayram namazından hemen önce nisap miktarı mala kavuşan bir kimse Fıtır Sadakasını vermekle mükellef olur.

Nisap ölçülerine sahip olmayan fakir Müslümanlar da Fıtır Sadakasını verebilirler. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: 'Allah zenginlerin malını fıtır sadakasıyla temizler. Fakirler ise verdikleri zaman Allah fazlasıyla yerini doldurur.'

Fıtır Sadakası kimlere verilir?

Fıtır sadakası kendilerine zekât verilebilecek kimselere verilir.

Bir fitre ancak bir kimseye verilir. Fakire fitre verirken, bunun fitre olduğu söylenmese de olur. İçinden fitre niyetiyle vermesi kâfidir.

Fıtır Sadakası ne zaman verilir?


Fıtır sadakasının verilme zamanı, dört mezhebin ortak görüşüne göre, Ramazan Bayramının bir veya iki gün öncesi ile Ramazan Bayram Namazı arasıdır. Hanefîler ve Şafiîlerce yaygın görüşe göre ise, fıtır sadakası Ramazan ayı içerisinde de verilebilir. Yoksulların ihtiyaçlarını bir an önce giderebilmeleri için uygun zaman dilimi ve uygun ortam bulunduktan sonra hemen vermek en tavsiye edilen şeklidir.

Fıtır Sadakası bayramdan sonraya kadar verilmemiş ise, zimmetten düşmez; zimmeti devam eder ve ilk fırsatta kazaen verilmesi gerekir. Ancak fitreyi bayramdan sonraya bırakmak günahtır.

Fıtır Sadakasını kim vermeli?

Fıtır sadakasını herkes bizzat kendisi verebileceği gibi, aile fertleri namına aile reisi de verebilir. Bayram gecesi doğan çocuğun fitresini de, aile reisi vermelidir.

Fitre miktarı ne kadar olmalı?


Fitrede esas olan, bir fakirin bir günlük yiyeceğini temin etmektir. Fitre miktarı kişi başına buğdaydan yaklaşık bir buçuk kilogram; arpa, kuru üzüm ve hurmadan üç kilogram üzerinden hesap edilmelidir. Günümüzde ekonomik değerlerin çok değişmesi nedeniyle, eğer bu miktarlar veya bunların parasal karşılıkları bir fakiri bir günlük doyurmaya kâfi değilse takviye yapılmalı ve artırılmalıdır.

Fıtır sadakası için, kişi başına asgarî bir rakam söylememiz gerekirse, yaklaşık beş milyon liradır. İmkânı yerinde olanlar bu rakamın üzerine çıkabilirlerse, şüphesiz daha faziletli ve daha makbul olur.


Kaynak: Ahmet Özen, Fıtır Sadakası ve Hükmü, Yeni Asya, 22.09.2007

Fitre ve Fidye Arasındaki Fark Nedir? Bu iki kelime arasında anlam açısından fark vardır. Fitre, sadaka-ı fıtır'dan kısaltılmış ve biraz değişikliğe uğramış bir kelimedir. Bu, Ramazan'da zengin müslümanların vermekle yükümlü olduğu sadakanın adıdır. Çok yaşlı bir ihtiyarın, tutamadığı oruçlara karşılık verdiği paraya "Oruç Fidyesi" denir.


Hamile ve Süt Emziren Kadının Durumu

Hamile kadınla süt emziren kadın oruç tuttukları takdirde ya kendilerinin hastalanmalarından, ya da çocuğun gıdasız kalıp ölmesinden korkarlarsa, oruçlarını bozarlar. Ramazan'dan sonra günü gününe kaza ederler.


Kefareti Düşüren Haller

Bir kadın Ramazan günü orucunu kasden bozduktan sonra hayız veya nifaz hali görse, yahut iftarı mübah kılacak bir hastalığa tutulsa üzerinden kefaret düşer. Bu durumda kasten bozduğu orucu kaza etmesi gerekir. Kefareti Gerektiren Haller -Gıda olsun, gıda hükmünde ilaç olsun, bunlardan herhangi bir şey yemek veya içmek.

-Cima etmek. Her ikisi için keffaret ve kazayı gerektirir.

-Ağıza giren yağmuru kasden yutmak. Hatayla yutulursa yalnız kaza icab eder. Unutularak yutulursa, oruç bozulmaz.

-Kokmuş olsa bile, çiğ et yemek. Kurtlanmış olursa, tiksindirici bir hal aldığında yalnız kazayı gerektirir. Keffaret olmaz.

-İç yağı yemek.

-Kurumuş et yemek. -Buğday yemek. Yalnız bir buğday tanesi çiğnenir de ağız içinde eseri kaybolursa, bu orucu bozmaz.

-Ağız dışından bir buğday tanesi yahut bir susam tanesi alıp yutmak.

-Ermeni kili yemek.

-Yenmesi alışkınlık haline gelmiş bir topraktan yemek.

-Az tuz yemek. Çok tuz yemek kefaret gerektirmez, yalnız kaza icab ettirir. Çünkü çok tuz, gıda hükmünde olmaz.

-Sevdiği arkadaşının veya zevcesinin tükrüğünü yutmak. Kendilerinden hoşlanılmayan kimselerin tükrüğünü yutmak yalnız kazayı gerektirir. Çünkü bunda lezzetlenme yoktur.

-Gıybet ettikten sonra, oruç bozulduğunu zannederek kasden iftar etmek.

-Kan aldırdıktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-İnzal olmadan yaklaşmada bulunduktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Şehvetle öpmeden sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Bir kimse kusma hali gelip te kustuktan sonra, orucunun bozulmadığını bildiği halde iftar ederse, üzerine kefaret icap eder. Bozulduğunu zannederek iftar etmiş olursa, yalnız kaza gerekir..

-Kefaret yalnız Ramazan orucunun bozulmasında icap eder, diğer oruçluların bozulmasında icab eder, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Ramazan orucunun keffareti 60 gündür. Keffareti gerektiren birşey yapan kimse, hem o günün orucunu kaza eder, hemde keffaret orucunu peşpeşe tutar. Peşerpeşe olması şarttır. (1, 2) Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir? -Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak.

-Uyurken ihtilam olmak

-Hanımını sadece öpmek

-Sabaha kadar gusletmeyerek, sabah yıkanmak

-Ağzına gelen balgamı yutmak

-Kafasından burnuna gelen akıntıyı içine çekmek

-Herhangi bir suya dalıp kulağına su kaçmak

-İsteği olmadan boğazına duman kaçması

-Boğazına toz girmesi veya sinek kaçması

-Kadın avret mahalline yalnız bakmakla inzal vaki olması

-Dişleri arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük bir şeyi yemek

-Kendiliğinden gelen, yine kendiliğinden içeriye giden kusuntu

-Parmak salarak ağız dolusu olmaycak şekilde kusmak

-Kan aldırmak


-Sürme çekme


Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Haller -Çiğ pirinç, sade un, yağsız ve şekersiz hamur yemek.

-Birden, çok miktarda tuz yemek, azında kefaret gerekir.

-Pamuk, kağıt ve toprak gibi yenmesi alışkanlık haline gelmemiş bir şeyi yemek

-Zeytin çekirdeği ve benzeri şeyleri yemek

-Henüz içi olmayan taze cevizi yutmak

-Kuru ceviz, fındık, fıstık ve bademi sert kabuğuyla yutmak

-Taş, demir, bakır, altın ve gümüş yutmak

-Arkadan ilaç akıtmak

-Burnuna ilaç çekmek

-Boğazına huni ile bir şey akıtmak

-Kulağının içine yağ damlatmak

-Karnında veya başında olan bir yaraya akıtılan ilacın içeriye ulaşması

-Abdestte ağzına su verirken boğzına su kaçması.

-İğne yaptırmak

-İkinci fecr doğmadı zannıyla sahur yapmak

-Güneş battı zannederek, iftar etmek

-Su veya yağ ile ıslatılmış parmağını avret mahalline sokmak

-Dişi kanadığında kanı tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile aynı olduğu halde yutmak.

-Tütsü yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.


Orucun Kısımları Farz Oruçlar

Farz olan oruçlar ikiye ayrılır. 1) Zamanı muayyen olan, Ramazan orucu. 2) Zamanı muayyen olmayanlar ise, kefaret oruçları, kazaya kalan Ramazan oruçları.

Vacib Oruçlar

Vacip olan oruçlarda ikiye ayrılır. 1) Zamanı muayyen olan oruç ki, falan işim olursa, bu yıl şu zamanda orucu tutacağım şeklinde yapılan adaktır. 2) Zamanı muayyen olmayan oruç ki, falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım şeklinde yapılan adak oruçlardır, Ramazan dışında her zaman eda edilebilir.

Sünnet Oruç

Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu Aşure günlerini (veya on ve onbirinci günlerini) oruç tutmak. Yalnızca onuncu gün tutmak mekruhtur.

Mendub Olan Oruç

- Her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günlerini oruç tutmak, - Her ayın başından, ortasından ve sonundan bir gün oruç tutmak, - Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak. - Şevval ayından altı gün oruç tutmak. - Bir gün oruç tutmak bir gün iftar etmek (Davud Orucu) - Recep ve Şevval aylarında oruç tutmak.


Nafile Oruç

Bütün bu sayılan kısımlar dışında Allah rızası için tutulan ve tutulmasında kerahet olmayan oruçlardır.

Mekruh Oruç

Oruç tutulması mekruh olan günler, tahrimen ve tenzihen mekruh diye ikiye ayrılır. Tahrimen Mekruh Olan Oruç: Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günleridir. Bu beş günde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Buna haram da denilir. Tenzihen Mekruh: Muharrem ayının onuıncu gününü tek bir gün olarak tutmak, yalnızca Cuma günü veya yalnızca Cumartesi günü oruç tutmak, Nevruz ve Mehrican günlerinde oruç tutmak.


Orucun Şartları Nelerdir? Farz olmasının şartları

Müslüman olmak : Kafir iman etmediği için amelle sorumlu olmaz.

Akıllı olmak : Deliye oruç farz değildir.

Büluğa ermiş olmak : Çocuklara oruç tutmak farz değildir. Alışmak için tutabilirler.

Orucun edasının vücub şartları

Sıhhatli bulunmak : Hastalara oruç farz olmaz, ancak bilahere kaza edilir.

Mukim Olmak : Misafir olanlara oruç tutmak farz değildir. Bilahere kaza gerekir. Ancak tutmaları daha faziletlidir.

Orucun edasını sıhhat şartları

Hayız ve nifastan taharet üzerinde bulunmak : Hayız ve nifas üzerine oruç tutulmaz. Bilahere kaza gerekir.

Niyyet etmiş olmak : Niyyet bulunmaksızın oruç tutmak sahih olmaz.


Oruç Bozmayı Mübah Kılan Haller Hastalık: Oruca devam edildiğinde hastalık artacağından korkulursa oruç bozulabilir.

Yolculuk: 90 kilometrelik bir yolculuğa çıkan bir kimse niyet etmeyebilir veya niyet ettiği halde orucu bozabilir.

Mecburluk: Tehdit altında kalanlar oruçlerını bozabilir.

Gebe ve emzikli olmak: Oruç tuttuğu zaman kendine veya çocuğuna zarar geleceğinden korkan kadın oruç tutmayabilir.

Oruca Dayanamamak: Oruçtan aklının bozulmasından korkan orucunu bozabilir.

Savaş: Düşmana karşı kuvvetli olmak için askerde izin verilmiştir.

İhtiyarlık: Oruca dayanacak güçleri kalmamış yaşlılar oruç tutmayabilir.

Ziyafete Çağrılmak: Yalnız nafile oruçlar ziyafet için bozulabilir. Sonradan kaza olur.


Orucun Fidyesi

Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulmuş, aşırı derecede düşkün ve zayıflığından dolayı oruç tutamayan kimseler farz ve vacip olan oruç borçlarından her gün için bir fidye verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin tamamı bir fakire verilebileceği gibi, başka başka fakirlerede verilebilir. Buna da gücü yetmeyenler Allah'tan af ve mağfiret dilerler.


Oruçlu Kadın Yemeğin Tadına Bakabilir mi?

Kadın bazen yemeğin tadına bakmak zorunda kalabilir. Bazı yiyecekleri satın almak için de aynı mecburiyeti hissedebilir. Boğazdan aşağı inmemek şartıyla yemeğin tadına bakabilir.


Oruçluya Mekruh Olan Haller

-Bir şeyin tadına bakmak

-Gereksiz birşey çiğnemek (Başka kimse yoksa, kadın çocuğuna çiğneyebilir)

-Önceden çiğnenmiş ve çiğnendikçe eksilmeyen sakızı çiğnemek


-Tükürüğü ağızda biriktirip yutmak

-Abdest alırken ağıza, buruna suyu fazla çekmek

-Zevcesini öpmek, boynuna sarılmak

-Kan aldırmak (Eğer zarar verirse)


Ramazan Ayının Fazilet ve Esrarı

Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir.

Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir.

Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.


Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz.


Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.


Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah (s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi.


Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.


Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer.


Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir.


Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.


Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir.


Kur'ân-ı kerîm, Ramezânda indi.


Kadr gecesi, bu aydadır.


Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah (s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.

Hurma ile iftâr etmek sünnetdir.


İftâr edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur.


Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.


Şeytânlar, zincirlere bağlanır.


Rahmet kapıları açılır.


Ramazan da Hergün Niyet Şart mı? Ramazan orucunu eda edebilmek için, hergün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Niyetin zamanı, gecenin başlangıcından, kaba kuşluk anına kadardır. Bu müddet içinde niyet edilmezse, farz eda edilmiş olmaz.


Seferi Hali ve Oruç Misafir olan kimsenin seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret gerekmez, yalnız kaza icab eder.

Sefere çıkmadan önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir.

Gündüzün ilk vaktinde kasden orucunu yiyen kimse, sonra zorla sefere çıkarılmış olsa, keffaret üzerinden düşmez. Kendi arzusu ile de sefere çıkmış olsa hüküm değişmez.


Üç Aylarda Oruç Halk arasında Recep, Şaban ve Ramazan aylarına üç aylar denilmektedir. Peygamberimiz peşpeşe bu ayları hiçbir zaman oruç tutmamış, bu şekliyle de ümmetine tavsiye etmemiştir. Hatta ramazan ayının dışında hiçbir ayı baştan sona oruçlu geçirmemiştir.


Uçakla seyahat eden oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar? Seyahate çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise, imsake başladığı yere göre iftar edebilir.



Kaynaklar



1) Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, 2) Ömer Nasuhi Bilmen, İslam İlmihali 3) Ahmed Şahin, Zaman 4) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre, 1996, Eser Neşriyat 5) T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi Sitesi 6) Açıklamalı İslam İlmihali, Mehmed Paksu, 2004 7) En Geniş İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz, Çile Yayınevi, 1977 8) Ebubekir Sifil, Hayzı geciktirerek oruç tutmak, Milli Gazete, 17-22-23/10/2005 9) Dinimiz İslam


Düşük yapmış veya kürtaj olmuş kadın lohusa hükmünde midir?

Düşük ve düşük yapma, gebelik ve lohusalık gibi konularda bilgi verir misiniz?

Soru Düşük yapmış bir bayan lohusa hükmündemidir.

Lohusa hükmünde ise 40 gün dolmamış olmasına rağmen kanaması yok ise namaz kılıp eşi ile beraber olabilir mi?

Düşük ve düşük yapma konularında bilgi verir misiniz?

Cevap


Önce kısaca bilgi verip, detaylı açıklama yapmayı uygun görüyoruz:

1. Fıkıh kaynaklarında bu konuyla ilgili şu ifadelere yer verilmektedir: Nifasın / Loğusanın itibar edilmesi için, çocuğun büyük kısmının çıkması gerekir. Bu tamamen parçalar halinde de olsa loğusalık için yeterlidir. Hatta parmaklar veya tırnaklar gibi insanın yapısından bazı şeyler açıkça belli olan bir düşük ardından da loğusalık süreci başlamış olur. (bk. V. Zuhaylî, 1/466)

Bu tespit herkes için daha kolay ve daha kesin bir yoldur. Düşük için de belli bir zaman dilimi hesabından çok, bir insan şeklini hatırlatan bir uzvun gözle görülmesi metodu daha uygun olsa gerektir.

Eğer düşen çocuğu görme durumu olmamışsa, doktora veya ebeye sorarak karar verilebilir.

2. Şayet düşüğün organları belirlenmiş ise, anne lohusa sayıldığından kanı kesilmedikçe cinsi ilişkide bulunmak caiz değildir. Namazları kılmaz, oruçları da tutmaz. Farz oruçları sonra kaza eder.

Ama organlar teşekkül etmemiş ise cinsel ilişki yasak olmamakla beraber, kan devam ettiği takdirde cinsel yaklaşım sağlıklı olmaz. Bu durumda oruçlarını tutması ve namazlarını da kılması gerekir.

Lohusalık müddeti kadından kadına değişir. Bazı kadınlarda bu süre, bir gün dahi olabilir. Lohusalık süresi, kanın kesilmesiyle son bulur. Lohusalığın asgarî süresi yoktur. Azamî süre ise kırk gündür. Doğumdan sonra kırk gün geçtiği halde kan devam ediyorsa, artık bu kan nifas kanı değil, özür kanıdır. (bk. Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar, 2/331)

3. Kürtaj da düşük çocuk hükmündedir. Çocuğun azası belli ise kadın lohusa olur.

Düşük: İslâm Hukukunda "sakt" kelimesiyle anlatılan düşük sadece organları belirmiş olan düşüktür. Ama bütün organların belirmiş olması şart değildir. Saç ve tırnak gibi bazı organlarının belirmesi, çocuk sayılması için yeterlidir.

Böylece bir kısım organları belirmiş çocuğu düşen kadın, bununla lohusa olur ve normal doğumla ilgili bütün hükümler onun için de geçerli olur. Meselâ iddeti sona erer, çocuk düşmeden önce gördüğü kan âdet kanı olmaz.

Organları Belirsiz Düşük

Hiçbir organı belli olmayan düşük, çocuk sayılmaz ve bununla çocuğa ait hükümler geçerli olmaz.

Böyle bir düşükle gelen kan; nisaba ulaşırsa, yani âdetin en az miktarı olan üç gün sürerse ve öncesinde de bir tam temizlik geçmişse âdet kanıdır. Bu iki şarttan biri, ya da her ikisi eksikse hastalık kanıdır.

Organları Belirgin Olup Olmadığı Bilinmeyen Düşük

Kadın, meselâ tuvalette düşük yaptığı için, organlarının belirgin olup olmadığını bilmemesi halinde; bu düşürme olayı âdet günlerinin başlangıcına rastlamış ve bununla kan devam etmişse: âdet günleri sayısınca namaz ve orucunu kesinkes terkeder. Çünkü bu günlerinde ya âdetlidir ya da lohusadır. Sonra yıkanır ve temizlik âdeti kadar süre namazlarını şüpheli bir şekilde kılar. Çünkü lohusa olma ihtimali de vardır. Sonra âdeti kadar süre namazlarını yine kesinlik ifade eder tarzda kılmaz. Çünkü yine ya lohusadır veya adetlidir. Sonra yıkanır ve temizlik âdeti kadar süre -kırk günü doldurmuşsa- kesin tarzda kılar, doldurmamışsa dolduracak kadar sürede şüpheli bir şekilde, doldurduktan sonrakileri de kesin olarak kılar. Sonra bu minval üzere devam eder.

Eğer âdet günlerinden sonra böyle bir düşük yapmışsa; bu düşük, temizlik günlerine rastladığı için, temizlik âdeti kadar gün namazını şüpheyle kılar. Sonra âdetine rastlayan günlerde kesin olarak bırakır. Çünkü ya lohusadır ya da âdetlidir.

Bu son iki maddede anlatılan meselede göz önünde bulundurulan şey, şüpheye yer vermemek ve ihtiyatli olanla amel etmektir.

Hamile kadınla cinsel ilişki, tıbbî bir sakınca tespit edilinceye kadar serbesttir.

Özet Olarak Lohusalık

1. Lohusalık, ağacın meyve vermesi gibi, kadının olgunluğunu, en şerefli görev olan anneliğini ve sağlıklılığını anlatan doğal bir haldir.

2. Lohusalığın en azına sınır yoktur, en çoğu ise kırk gündür. Buna göre doğumundan bir iki saat sonra kanı kesilen ve kırk gün içerisinde bir daha akmayan kadın temizdir. İbadetini yapar, cinsel ilişkide bulunabilir. Kırk günden sonra kan aksa da temiz sayılır.

3. Doğum yapan kadın birinci doğumunda kaç gün kan görmüşse o, onun lohusalık âdeti olur. Ondan sonraki doğumda kırk günü aşacak şekilde kan görürse, hesabını birinci âdetine göre yapar. Ancak ikinci doğumda kırk günü aşmamak üzere, birinciden farklı gün kadar kan görürse, bu âdet haline gelmiş ve âdeti değişmiş sayılır.

4. Lohusa namaz kılmaz, oruç tutmaz, Kur`ân okumaz, Mushafa dokunmaz, mescide girmez, Kâbe`yi tavaf etmez, cima şeklinde cinsel ilişkide bulunmaz. Kılmadığı namazı kaza etmez, ama tutmadığı orucu sonra kaza eder.

5. Organları belli düşük de çocuk sayılır ve anne onunla da lohusa olur.

6. Organları belli olmayan düşük, âdet ya da hastalık sayılır, lohusa sayılmaz.

7. Bir batından birden çok doğumlarda, lohusalık birinci doğumdan itibaren başlar.

Modern Tip ve Lohusalık

a) Gebelik ve Lohusalık:

Gebelik yaşı, âdet yaşıyla paralellik gösterir. Bir hanımın âdet gördüğü her yaş içerisinde gebe kalma şansı vardır. Hattâ âdetten kesildiği halde bir yıl içerisinde yine gebe kalan hanımlara rastlanmaktadır.

Gebelik süresi 280 +/-10 gündür. Ya da normal âdet gören hanımın son âdet tarihine yedi gün eklenilip, üç ay geriye gidilerek hesap edilir. Çıkan tarihten ondört gün önce, ya da sonra olabilir.

Örnek:

Son âdet tarihi: Yaklaşık doğum tarihi:

5.4.1986 12.1.1987 +/-14 gün

26.12.1986 3.10.1987 +/-14 gün

Daha geç olabileceğini iddia edenler de vardır ama bu geçersizdir. Bu hanımlarda geç yumurtlama olmuş ve bunlar geç gebe kalmışlardır.

Gebeliğin yedinci aydan önce sonuçlanması düşük olarak değerlendirilir.

Doğacak çocuğun cinsiyeti, gebelik süresini etkilemez.

Gebe niçin âdet görmez diye sorulabilir:

Gebelerdeki homional sistemin çalışması çok farklıdır. Bunlarda yumurtlama olmaz. Östrojen-progesteron hormonları her siklus esnasında giderek artar ve âdet görürken en düşük seviyeye iner. Gebelikte ise bu hormonlar gittikçe artar ve bunlara ek olarak koryonik gonodotropin hormonu salgılanır. Uterus`un endometrium dokusu gebeliğin oluşması ve devamı için hazırlanmıştır, fakat dökülmemektedir. Bu nedenle âdet görülmez.Gebelik sırasındaki kanamalar âdet kanaması değildir. Düşük tehdidi kanamasıdır. Son aylarda olan kanamalar ise esin (plasenta) yerleşme bozukluğunu veya erken ayrılmasını düşündürür.Bazan gebe kalındıktan bir ay sonra hafif kanamalar olabilir. Bu da kesinlikle âdet kanaması değildir. Bunu ispatlayan durum ise, kanamadan hemen sonraki ilk onbeş günde yapılan gebelik testinin olumlu olmasıdir.Gebeliğin kendine özgü psikolojisi ve bu konuda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:Gebeliğin oluşması ile birlikte anne vücudunda organık ve psikolojik birçok değişiklikler olur. Bir taraftan anne olmanın mutluluğunu hissederken, diğer taraftan da altına girmis olduğu sorumluluğun dışarıdan göründügü kadar basit olmadığını farkeder.

Gebeliğin ilk ve son üç ayı tehlikeli aylardır. Anne adayı, hareketlerini dikkatle ayarlamalıdır.Yine ilk üç ayda birçok gebede bulantı ve kusma görülür. Bazan kusmalar kilo kaybettirecek kadar fazla olabilir, Bu devrede kullanılabilecek ilaçların da oldukça sınırlı olması, gebeye yardımı iyice azaltır. Bunun dışında halsızlık,başdönmesi, vücudun çeşitli bölgelerinde ağrılar (bas, bel, kemik ve kuyruk sokumu gibi), ayaklara ani kramp girmeleri görülebilir.

Gebelerin ve süt veren annelerin beslenmesi oldukça önemlidir. Özellikle vitamin, protein ve minerallerden zengin gıda almaları gerekir.

Gebeler psikolojik açıdan da oldukça hassas bir devreye girmişlerdir. Kısaca pireyi deve yapan bir tutum içerisindedirler. Davranışları daha hoşgörü ile karşılanmalı, doğum korkusu, anne olma korkusu ve her türlü korku ve endişelerini giderecek şekilde samimi ve müşfik olmalı, problemlerini sabırla, sükûnetle dinleyip gerekli şekilde yardımcı olmalıdır.

Lohusalığa Gelince:

Doğumdan sonra gelen kanın özellikleri konusunda şunlar söylenebilir:

Gebelikten önce rahim altmış-yetmiş gram ağırlığında bir organdır. Gebelik sonunda bir kilograma erişir. Bu gelişme rahimin endometrium tabakasında da olmaktadır. Çünkü buraya bebeğin plasentasi (es) yapışarak bebeğin beslenmesini sağlar. Doğumdan sonra es (plasenta) ayrılınca uterus, açılan damarların ağızlarının kapanması için derhal büzülmeye, sıkışmaya başlar. İlk kanamalar bu esnada damardan gelen kandır. Bazı nedenlerle bu sıkışma olayı olmazsa annenin hayatı ölümle sonuçlanır. Uterusun devamlı kazılması ve endometriumun beslenme hadisesinin olmaması nedeniyle; desidua denilen endometrium dökülmeye başlar. Bu dökülen doku artıkları fibrin, serum, lenf ve akyuvarlardan oluşmuş yara salgısıdır.

Başlangıçta koyu kırmızı renktedir. Gün geçtikte rengi açılır. Nihayet kirli-beyaz akıntı ile sonuçlanır. Lochia dediğimiz akıntının gelmesi kişiden kişiye çok farklıdır. Bir-iki haftadan birbuçuk aya kadar devam edebilir.

b) Gebe ve Lohusa Ile Cinsel İlişki:

Gebe ile cinsel ilişkide, ilk üç ayda, düşüklere sebebiyet vermemek için, son iki ayda ise erken doğuma veya mikrop kapmaya engel olmak için dikkatli davranmak gerekir. Şayet kanama ve sanci gibi şikâyetler oluyorsa kesinlikle münasebette bulunmamalıdır.

Doğumdan sonra rahim içerisi tamamen yara haline dönüştügü için lohusa ile ilişki kesinlikle zararlıdır.

a) Yaraya kolaylıkla mikrop yerleşebilir, rahim içerisine ve vücuda yayılır.

b) Lohusanın genel vücut direnci çok düşmüştür. Atılacak yanlış bir adım, annenin ömür boyu sakat kalmasına veya hayatını kaybetmesine sebep olabilir.

"Doğum sırasında üreme organları, özellikle rahim ve hazne berelenir, çok defa yırtıklar oluşur. Bu sırada kadınla yakınlıkta bulunmak kadını pek fena örseler, mikropların hemen faaliyete geçmesi, bir çok önemli kadın hastalıklarının oluşmasına sebep olur. Onun için rahim ufalmadan, kadının üreme organları tabiî halini almadan, kadına kesinlikle yanaşmamalıdır. Tolstoy, bu zamanlar kadını rahatsız eden erkeği ayıplıyor: "Bir erkek, gebe bir kadını sevgili diye severken onun bir anne olduğunu unutmamalı. Bir kadın hem bir sevgili, hem yorgun bir anne, hem de hasta bir insan olmaya bir anda tahammül edemez." (Dr.Cemal Z.Ö.)

c) Gebeye ve Lohusaya Tavsiyeler:

Beslenme:

Dengeli ve ölçülü olmalıdır. Gebeliğin başından sonuna kadar 10-12 kilo alınmalıdır. Bazı besinlere aşırı düşkünlük, bazılarından tiksinti, veya abur-cubur yemek, kişiyi zararlı bir hale itebilir. Her gebe kendi alışkanlıkları ve ekonomik durumu ile başlı başına bir program dahilinde yeterli protein, yağ, vitamin, karbonhidrat ve mineral almalı. Gebeliğin altıncıayından itibaren tuz azaltılmalı, kalsiyum bakımından zengin gıdalar (süt, yoğurt, peynir gibi) alınmalıdır.

İlâç:

İlâç almak, sakıncalıdır. Özellikle organların teşekkül devresi olan ilk üç ay çok dikkatli olmalı, gerekli hallerde doktora başvurulmalı ve tavsiyelerine mutlaka uyulmalıdır.

Sigara:

Düşük ve erken doğumlara sebep olmakta, zekâ yönünden bebeği olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yüzden sigara alınmamalı, hattâ sigara içilen bir odada dahi bulunulmamalıdır. Zira bu doğacak çocuğun istikbali açısından önemlidir.

Çalışma:

Normal bir gebenin günlük yaşantısını değiştirmesi düşünülemez. Yalnız ani ve sert hareketlerden kaçınmalı, ağır yük kaldırmamalı, yukarılara doğru uzanmamalı, uzun ve sarsıntılı yolculuklardan kaçınmalıdır.

Vücut Bakımı:

Çok soğuk, çok sıcak su ile yıkanmamak ve uzun süre banyoda kalmamak şartı ile banyo yapmalı ve temizliğe dikkat etmelidir. Karın bölgesindeki çatlaklara mani olmak için yağlı bir krem veya badem yağı kullanılabilir.

Gebelik ve süte hazırlik göğüslerde büyümeye sebep olur. Meme başlarındaki direnci artırıp, emzirmede problem çıkmaması açısından meme başlarını sık sık sabunlu su ile yıkayıp meselâ badem yaği sürülebilir. Halk arasında yaygın olan alkolle silme alışkanlığı, sertleşmelere ve çatlamalara sebep olacağından tavsiye edilmez.

Diş Bakımı:

Çok önemlidir. Gebe kalmadan gerekli tedavi yapılmalı, devamlı temiz tutmaya gayret etmelidir. İlk ve son üç ayda mümkün olduğu kadar müdahaleye dikkat edilmelidir.

Çocuk doğuran annenin çocuğunu bizzat emzirmesi çok önemlidir. Bu, çocuk ve anne arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Emziren anne, vazifesini yapmanın huzuru içerisindedir. Anne sütüyle bebeğin hastalıklara karşı dayanıklılıgı sağlanır.

Anne sütü, süt çocuklarında gördüğümüz en kötü hastalık olan ishalden korur.

Bebek ise, anne kucağında olmanın mutlulugu ve rahatlığı içindedir.

En az altı ay sırf anne sütü atmalı, altı aydan sonra ise yaşına kadar süt ve yardımcı mamalar almalıdır.


Açıktan oruç yemek

"Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz" diyerek açıktan oruç yiyenler oluyor. Günah değil midir?


Günahı, açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek birkaç yönden faydalıdır:

1- Eğer günahlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenab-ı Hak, "Günahı gizleyin" buyuruyor.

Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"İnsan günahını dünyada gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette, bu günahı kullarından saklar."

2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günah işleyenlere daha çok buğzeder. Fakat üzülerek günahını gizleyenleri, gizlediği için affedebilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

"Bir günaha düşen, günahını gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü onun üzerinde bulundursun!"

3- Günah işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günahı gizlemelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

"Haya tamamıyla hayırdır."

"Haya imandandır."

"Hayasızın dini olmaz ve hayasız kişi Cennete giremez."

4- Kötü örnek olmamak, başkalarının da günah işlemesine cesaret vermemek için günahı gizlemeli! Böyle sebeplerden dolayı açıktan günah işlememeli, gizli de olsa günah işlemekten sakınmalı! Çünkü günahlar öldürücü zehirdir. İmanı olan günah işlemekten çok korkar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:


"Mümin, günahını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür."


Ramazanda umuma açık yerlerde oruç tutanların gözü önünde yemek küfür mü?


Küfür değildir. Oruç tutmamak büyük günahtır. Ve bunu teşhir etmek de ayrıca büyük günahtır. Ameller imandan parça değildir. Yani bir ibadeti yapmayan kâfir olmaz, inanmayan, beğenmeyen kâfir olur.


Adet ve Oruç

Adak orucu tutan kadın adet görürse

Arka arkaya onbeş gün oruç tutayım diye adak yapan bir hanım, onbeş günü tamamlamazdan önce adet görmüş olursa, yeniden fasılasız oruç tutması gerekir. Bu tuttuğu oruçlar adak yerine geçmez. Araya engel girmiştir. Yeniden tutması gerekir.

Adet Geçiktirici Hap Kullanmak

Kadınlar oruçlarını tam tutabilmek için adet dönemlerini geciktirici hap kullanmaları doğru mu?

Bir zorunluluk olmadığı halde fıtrata müdahale etmek ve sağlığı riske atmak, Din’in “zaruriyyat” olarak kabul ettiği “nefsin/canın korunması” ilkesine aykırıdır…

Herhangi bir ibadetini eda için kadının hayzı geciktirici ilaç kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek. Kadının hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı bir durum olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir.


Adetli Kadının Oruçlu Gibi Durması Caiz mi?

Adet halinde olan bir kadının, oruç tutmadığı halde yemeyip içmeyip oruçlu gibi durması haramdır. Bu durumdaki hanıma oruç tutmak haram olduğu gibi, yemiyerek, içmeyerek oruçlu gibi durması da haramdır. Aynı şekilde oruca niyet edipte tan yeri ağardıktan sonra hayız veya nifas haline giren kadına, akşama kadat oruçlu gibi aç durmak haramdır. Bu durumdaki hanımların gizli yemeleri İslami edeplerdendir.

Kadın Bugün Adet Olacağım Diye Oruç Tutmazsa

Adeti belirli olan kadına, kendince adet gelmesi şüpheli olan günde oruç tutmamak caizdir. Eğer görmezse yanız o günü kaza eder. Ancak kadın oruca niyet ettikten sonra "Bu gün adet günümdür" diya kan görmeden orucunu bozarda o gün kan gelmeyecek olursa, hem kaza hem de kefaret gerekir. Bunun için adet gördükten sonra iftar etmek gerekir.

Ramazan'da Güneş Doğduktan Sonra Adet Görme

Oruca niyet edip güneş doğduktan sonra adet gören hanımın orucu bozulur. Bu durumda olan hanım yemeğini yer. Adet halinde olan bir hanımın, oruç tutmadığı halde yemeyip, içmeyip oruçlu gibi durması haramdır. Ancak gizili yemesi İslami edeptendir.

Ramazan'da Güneş Doğduktan Sonra Temizlenme

Ramazan'da güneş doğduktan sonra adet ve lohusalıktan temizlenen bir kadın, eğer oruca aykırı bir şey yapmamış ise, derhal niyet ederek oruca başlar. Bu şekilde orucunu tutmuş olur.


Başka Dinlerde Oruç

HIRİSTİYANLIK'TA ORUÇ

Hıristiyanlık'ta da oruç farz

Hıristiyanlık'ta oruç Kilise'nin üçüncü emridir. Kuran'ın bildirdiğine göre oruç Hıristiyanlara da farz kılınmıştır.

Hıristiyanlık'ta oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılır. Orucun amacı, işlenmiş günahların cezasını bu dünyadan çekmeye başlamaktadır.

İncil, oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı, uyulacak kurallar Hıristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir

Hıristiyanlık'ta oruç tutma yaşı 21'de başlar. Hıristiyanlar, 60 yaşına kadar oruç tutar. Oruç konusunda 1966 yılında alınan Roma kararlarında bu konu yazılı olarak belirtilmiştir. Bir Hıristiyanın perhiz için ise, en az 14 yaşında olması gerekir.

Hıristiyanlıkta iki çeşit oruç bulunur. Okaristi orucu yani şükran orucu ve ekleziyastik oruç yani kilise orucu.

Bu iki çeşit orucu Katolik'ler tutar, Protestanlar tutmaz. Hıristiyanlık, çarşamba, cuma ve cumartesi günleri ile bazı yortuların arefe günlerinde oruç tutmayı teşvik eder. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa, çarşamba günü ele verilmiş, cuma günü çarmıha gerilmiş ve cumartesi günü de gömülmüştür.

Hıristiyanlıkta Hz. İsa'nın öldükten sonra dirildiği ve göğe çıkarıldığına inanılan Paskalya'da oruç tutulması önemlidir. Paskalya öncesinde iki gün oruç tutmak dindar Hırıstiyanlar arasında yaygın bir uygulamadır.

MUSEVİLİK'TE ORUÇ: YOM KİPPUR

Tevrat'ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi terbiye etme ve bazen de acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah'a yaklaşma aracı olarak kabul edilmektedir.

Tevrat'a göre, Hz. Musa Tur Dağı'nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir.

Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudiler oruç tuttuklarında yatsıdan sonra da bir şey yemezlerdi. Hatta bazı Müslümanlar da oruçla ilgili ayetler tamamlanmadan önce aynı Yahudiler gibi hareket ederdi.

Babil döneminde matem ve üzüntü sembolü olarak oruç tutulurdu. Yahudiler, Allah'ın kendilerine felaketler verdiğine inandıkları dönemlerde sürekli oruç tutardı.

Yahudilikte oruça çocuklar, 12'nci yaşlarından bir ay alınca başlar. Yahudilik'te tutulması gerekli görülen tek oruç Yom Kippur adı verilen keffaret orucudur.

Kippur pişmanlık anlamındadır. Yahudiler bu günde günahlarından pişman olurlar. Allah da onları affeder. Yom Kimpur İbranice'de 'tövbe günü' anlamındadır.

Yahudilerin en büyük ibadet günlerinden olan Kippur, büyük oruç günü olarak kabul edilir. Yom Kippur denen ve 19 Nisan'da başlayıp ve bir hafta süren Pesah Bayramı orucu ise genellikle Hamursuz Bayramı'ndan sonra gelen pazartesi ve perşembe günleri tutulur.

Yahudilikte Yom Kippur'da oruç tutmak şarttır. İmsak önceki akşam güneş batarken başlar. O gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar da yemek içmek yasaktır. Bu süre yaklaşık 25 saattir. Yom Kippur orucunun Hz. Musa'nın Allah'tan buyruklarını almak üzere Tur Dağı'na gittiğinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu anlaşılmaktadır.

Yahudiler Babil dönüşünden sonra Kudüs'ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler nedeniyle dört ayrı oruç daha ortaya çıkarmışlardır. Bazı Talmud yorumcuları bu 4 orucun, başka devletlerin himayesi altındaki Yahudiler tarafından tutulması gerektiğini aksi takdirde gerekli olmadığını belirtir.

Yahudilerde oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk yıldızın görülmesine kadar sürer. Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar ile bir akşamdan ertesi akşama kadar devam eder.

DİĞER DİNLERDE ORUÇ


Nirvana'nın yolu oruçtan geçer: İnsanlık tarihinde dinlerin neredeyse tümünde oruç tutmak yer alır. Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de orucunu önemli bir yeri vardır. Örneğin Budizm'in kurucusu Buda, 'kurtuluşa' yani Nirvana'ya ulaşmanın yolunun arzulardan vazgeçmekten geçtiğini vurgular. Bunun pratik yolu da oruç tutmaktır. İşte bazı dinlerde orucun yeri:

Hinduizm'de oruç: Hint dinlerinden Hinduism'de oruç nefsi terbiye için yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur.

İbadet amacıyla duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm'de oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz şeklindedir.

Taoizm'de oruç: Doğu kültürlerinin dinlerinden Taoizm'de oruç, daha geniş bir anlamda ele alınmıştır. Burada oruç, sağlığı koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca, büyük bayram günleri ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de, kendilerini korumak için oruç tutarlar.

Brahmanizm'de oruç: Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm'de her ayın 12 ve 13'üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir.

Brahmanizm'de yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir. Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu süre içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri orucu bozar.

Jainizm'de oruç: Hint dinlerinden Jainizm'de orucun kuralları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu Mahavira'nın (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylenmektedir.

Budizm'de oruç: Güneydoğu Asya dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm'in kurucusu Buda'ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vezgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir.

Buda'ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana'ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır.

Maniheizm'de oruç: Manilikte oruç, ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da orucu büyük önem verdiği bilinir.

Eski Mısır'da oruç genellikle dini bayramlarda tutulur.

Avrupa yerel dinleri: Keltler'in oruç tuttuğu, eski Roma ve Yunanlıların da orucu felaketlerden kurtulmak için bir yol olarak kabul ettiği bilinir.

Kaynak: Hürriyet Ramazan 2007


Fıtır Sadakası ve Hükmü

Fıtır sadakası ne demektir?

Fıtır veya fıtra, 'yaratılış' demektir. Fıtır Sadakası ise, Ramazan bayramına kavuşan ve aslî ihtiyaçları dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan kimseler için yerine getirmekle yükümlü oldukları mâlî bir ibadettir, bir yaratılış sadakasıdır. Vaciptir. Kişi başına konmuş bir malî ibadet olması cihetiyle baş-göz ve beden zekâtı da denmektedir. Fıtır Sadakası, orucun kabulüne ve kabir azabından kurtulmaya vesiledir. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde yapılan hata ve kusurlara da bir kefarettir. Resûlullah Efendimiz'in (asm) oruçlunun boş, çirkin ve kötü sözlerinin günahından arınması ve fakirlere bir azık olması için fıtır sadakasını emrettiğini İbn-i Abbas (ra) rivayet eder.

Fıtır Sadakası kim verir?

Özürleri olsun olmasın, oruç tutmayan kimseler de fıtır sadakası vermekle mükelleftirler.


Fıtır Sadakasını, aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan herkes vermekle mükelleftir. Bu malın üzerinden zekâtta olduğu gibi bir yıl geçmesi şart değildir. Bayram namazından hemen önce nisap miktarı mala kavuşan bir kimse Fıtır Sadakasını vermekle mükellef olur.

Nisap ölçülerine sahip olmayan fakir Müslümanlar da Fıtır Sadakasını verebilirler. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: 'Allah zenginlerin malını fıtır sadakasıyla temizler. Fakirler ise verdikleri zaman Allah fazlasıyla yerini doldurur.'

Fıtır Sadakası kimlere verilir?

Fıtır sadakası kendilerine zekât verilebilecek kimselere verilir.

Bir fitre ancak bir kimseye verilir. Fakire fitre verirken, bunun fitre olduğu söylenmese de olur. İçinden fitre niyetiyle vermesi kâfidir.

Fıtır Sadakası ne zaman verilir?

Fıtır sadakasının verilme zamanı, dört mezhebin ortak görüşüne göre, Ramazan Bayramının bir veya iki gün öncesi ile Ramazan Bayram Namazı arasıdır. Hanefîler ve Şafiîlerce yaygın görüşe göre ise, fıtır sadakası Ramazan ayı içerisinde de verilebilir. Yoksulların ihtiyaçlarını bir an önce giderebilmeleri için uygun zaman dilimi ve uygun ortam bulunduktan sonra hemen vermek en tavsiye edilen şeklidir.

Fıtır Sadakası bayramdan sonraya kadar verilmemiş ise, zimmetten düşmez; zimmeti devam eder ve ilk fırsatta kazaen verilmesi gerekir. Ancak fitreyi bayramdan sonraya bırakmak günahtır.

Fıtır Sadakasını kim vermeli?

Fıtır sadakasını herkes bizzat kendisi verebileceği gibi, aile fertleri namına aile reisi de verebilir. Bayram gecesi doğan çocuğun fitresini de, aile reisi vermelidir.

Fitre miktarı ne kadar olmalı?


Fitrede esas olan, bir fakirin bir günlük yiyeceğini temin etmektir. Fitre miktarı kişi başına buğdaydan yaklaşık bir buçuk kilogram; arpa, kuru üzüm ve hurmadan üç kilogram üzerinden hesap edilmelidir. Günümüzde ekonomik değerlerin çok değişmesi nedeniyle, eğer bu miktarlar veya bunların parasal karşılıkları bir fakiri bir günlük doyurmaya kâfi değilse takviye yapılmalı ve artırılmalıdır.

Fıtır sadakası için, kişi başına asgarî bir rakam söylememiz gerekirse, yaklaşık beş milyon liradır. İmkânı yerinde olanlar bu rakamın üzerine çıkabilirlerse, şüphesiz daha faziletli ve daha makbul olur.


Kaynak: Ahmet Özen, Fıtır Sadakası ve Hükmü, Yeni Asya, 22.09.2007

Fitre ve Fidye Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki kelime arasında anlam açısından fark vardır. Fitre, sadaka-ı fıtır'dan kısaltılmış ve biraz değişikliğe uğramış bir kelimedir. Bu, Ramazan'da zengin müslümanların vermekle yükümlü olduğu sadakanın adıdır. Çok yaşlı bir ihtiyarın, tutamadığı oruçlara karşılık verdiği paraya "Oruç Fidyesi" denir.


Hamile ve Süt Emziren Kadının Durumu

Hamile kadınla süt emziren kadın oruç tuttukları takdirde ya kendilerinin hastalanmalarından, ya da çocuğun gıdasız kalıp ölmesinden korkarlarsa, oruçlarını bozarlar. Ramazan'dan sonra günü gününe kaza ederler.


Kefareti Düşüren Haller

Bir kadın Ramazan günü orucunu kasden bozduktan sonra hayız veya nifaz hali görse, yahut iftarı mübah kılacak bir hastalığa tutulsa üzerinden kefaret düşer. Bu durumda kasten bozduğu orucu kaza etmesi gerekir. Kefareti Gerektiren Haller -Gıda olsun, gıda hükmünde ilaç olsun, bunlardan herhangi bir şey yemek veya içmek.

-Cima etmek. Her ikisi için keffaret ve kazayı gerektirir.

-Ağıza giren yağmuru kasden yutmak. Hatayla yutulursa yalnız kaza icab eder. Unutularak yutulursa, oruç bozulmaz.

-Kokmuş olsa bile, çiğ et yemek. Kurtlanmış olursa, tiksindirici bir hal aldığında yalnız kazayı gerektirir. Keffaret olmaz.

-İç yağı yemek.

-Kurumuş et yemek. -Buğday yemek. Yalnız bir buğday tanesi çiğnenir de ağız içinde eseri kaybolursa, bu orucu bozmaz.

-Ağız dışından bir buğday tanesi yahut bir susam tanesi alıp yutmak.

-Ermeni kili yemek.

-Yenmesi alışkınlık haline gelmiş bir topraktan yemek.

-Az tuz yemek. Çok tuz yemek kefaret gerektirmez, yalnız kaza icab ettirir. Çünkü çok tuz, gıda hükmünde olmaz.

-Sevdiği arkadaşının veya zevcesinin tükrüğünü yutmak. Kendilerinden hoşlanılmayan kimselerin tükrüğünü yutmak yalnız kazayı gerektirir. Çünkü bunda lezzetlenme yoktur.

-Gıybet ettikten sonra, oruç bozulduğunu zannederek kasden iftar etmek.

-Kan aldırdıktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-İnzal olmadan yaklaşmada bulunduktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Şehvetle öpmeden sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Bir kimse kusma hali gelip te kustuktan sonra, orucunun bozulmadığını bildiği halde iftar ederse, üzerine kefaret icap eder. Bozulduğunu zannederek iftar etmiş olursa, yalnız kaza gerekir..

-Kefaret yalnız Ramazan orucunun bozulmasında icap eder, diğer oruçluların bozulmasında icab eder, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Ramazan orucunun keffareti 60 gündür. Keffareti gerektiren birşey yapan kimse, hem o günün orucunu kaza eder, hemde keffaret orucunu peşpeşe tutar. Peşerpeşe olması şarttır. (1, 2)

Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir?

-Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak.

-Uyurken ihtilam olmak

-Hanımını sadece öpmek

-Sabaha kadar gusletmeyerek, sabah yıkanmak

-Ağzına gelen balgamı yutmak

-Kafasından burnuna gelen akıntıyı içine çekmek

-Herhangi bir suya dalıp kulağına su kaçmak

-İsteği olmadan boğazına duman kaçması

-Boğazına toz girmesi veya sinek kaçması

-Kadın avret mahalline yalnız bakmakla inzal vaki olması

-Dişleri arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük bir şeyi yemek

-Kendiliğinden gelen, yine kendiliğinden içeriye giden kusuntu

-Parmak salarak ağız dolusu olmaycak şekilde kusmak

-Kan aldırmak


-Sürme çekme


Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Haller

-Çiğ pirinç, sade un, yağsız ve şekersiz hamur yemek.

-Birden, çok miktarda tuz yemek, azında kefaret gerekir.

-Pamuk, kağıt ve toprak gibi yenmesi alışkanlık haline gelmemiş bir şeyi yemek

-Zeytin çekirdeği ve benzeri şeyleri yemek

-Henüz içi olmayan taze cevizi yutmak

-Kuru ceviz, fındık, fıstık ve bademi sert kabuğuyla yutmak

-Taş, demir, bakır, altın ve gümüş yutmak

-Arkadan ilaç akıtmak

-Burnuna ilaç çekmek

-Boğazına huni ile bir şey akıtmak

-Kulağının içine yağ damlatmak

-Karnında veya başında olan bir yaraya akıtılan ilacın içeriye ulaşması

-Abdestte ağzına su verirken boğzına su kaçması.

-İğne yaptırmak

-İkinci fecr doğmadı zannıyla sahur yapmak

-Güneş battı zannederek, iftar etmek

-Su veya yağ ile ıslatılmış parmağını avret mahalline sokmak

-Dişi kanadığında kanı tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile aynı olduğu halde yutmak.

-Tütsü yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.


Orucun Kısımları

Farz Oruçlar

Farz olan oruçlar ikiye ayrılır.

1) Zamanı muayyen olan, Ramazan orucu. 2) Zamanı muayyen olmayanlar ise, kefaret oruçları, kazaya kalan Ramazan oruçları.

Vacib Oruçlar

Vacip olan oruçlarda ikiye ayrılır. 1) Zamanı muayyen olan oruç ki, falan işim olursa, bu yıl şu zamanda orucu tutacağım şeklinde yapılan adaktır. 2) Zamanı muayyen olmayan oruç ki, falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım şeklinde yapılan adak oruçlardır, Ramazan dışında her zaman eda edilebilir.


Sünnet Oruç

Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu Aşure günlerini (veya on ve onbirinci günlerini) oruç tutmak. Yalnızca onuncu gün tutmak mekruhtur.

Mendub Olan Oruç

- Her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günlerini oruç tutmak, - Her ayın başından, ortasından ve sonundan bir gün oruç tutmak, - Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak. - Şevval ayından altı gün oruç tutmak. - Bir gün oruç tutmak bir gün iftar etmek (Davud Orucu) - Recep ve Şevval aylarında oruç tutmak.


Nafile Oruç

Bütün bu sayılan kısımlar dışında Allah rızası için tutulan ve tutulmasında kerahet olmayan oruçlardır.

Mekruh Oruç

Oruç tutulması mekruh olan günler, tahrimen ve tenzihen mekruh diye ikiye ayrılır. Tahrimen Mekruh Olan Oruç: Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü günleridir. Bu beş günde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Buna haram da denilir. Tenzihen Mekruh: Muharrem ayının onuıncu gününü tek bir gün olarak tutmak, yalnızca Cuma günü veya yalnızca Cumartesi günü oruç tutmak, Nevruz ve Mehrican günlerinde oruç tutmak.


Orucun Şartları Nelerdir?

Farz olmasının şartları

Müslüman olmak : Kafir iman etmediği için amelle sorumlu olmaz.

Akıllı olmak : Deliye oruç farz değildir.

Büluğa ermiş olmak : Çocuklara oruç tutmak farz değildir. Alışmak için tutabilirler.

Orucun edasının vücub şartları

Sıhhatli bulunmak : Hastalara oruç farz olmaz, ancak bilahere kaza edilir.

Mukim Olmak : Misafir olanlara oruç tutmak farz değildir. Bilahere kaza gerekir. Ancak tutmaları daha faziletlidir.

Orucun edasını sıhhat şartları

Hayız ve nifastan taharet üzerinde bulunmak : Hayız ve nifas üzerine oruç tutulmaz. Bilahere kaza gerekir.

Niyyet etmiş olmak : Niyyet bulunmaksızın oruç tutmak sahih olmaz.


Oruç Bozmayı Mübah Kılan Haller


Hastalık: Oruca devam edildiğinde hastalık artacağından korkulursa oruç bozulabilir.

Yolculuk: 90 kilometrelik bir yolculuğa çıkan bir kimse niyet etmeyebilir veya niyet ettiği halde orucu bozabilir.

Mecburluk: Tehdit altında kalanlar oruçlerını bozabilir.

Gebe ve emzikli olmak: Oruç tuttuğu zaman kendine veya çocuğuna zarar geleceğinden korkan kadın oruç tutmayabilir.

Oruca Dayanamamak: Oruçtan aklının bozulmasından korkan orucunu bozabilir.

Savaş: Düşmana karşı kuvvetli olmak için askerde izin verilmiştir.

İhtiyarlık: Oruca dayanacak güçleri kalmamış yaşlılar oruç tutmayabilir.

Ziyafete Çağrılmak: Yalnız nafile oruçlar ziyafet için bozulabilir. Sonradan kaza olur.


Orucun Fidyesi

Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulmuş, aşırı derecede düşkün ve zayıflığından dolayı oruç tutamayan kimseler farz ve vacip olan oruç borçlarından her gün için bir fidye verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin tamamı bir fakire verilebileceği gibi, başka başka fakirlerede verilebilir. Buna da gücü yetmeyenler Allah'tan af ve mağfiret dilerler.


Oruçlu Kadın Yemeğin Tadına Bakabilir mi?

Kadın bazen yemeğin tadına bakmak zorunda kalabilir. Bazı yiyecekleri satın almak için de aynı mecburiyeti hissedebilir. Boğazdan aşağı inmemek şartıyla yemeğin tadına bakabilir.


Oruçluya Mekruh Olan Haller

-Bir şeyin tadına bakmak

-Gereksiz birşey çiğnemek (Başka kimse yoksa, kadın çocuğuna çiğneyebilir)

-Önceden çiğnenmiş ve çiğnendikçe eksilmeyen sakızı çiğnemek


-Tükürüğü ağızda biriktirip yutmak

-Abdest alırken ağıza, buruna suyu fazla çekmek

-Zevcesini öpmek, boynuna sarılmak

-Kan aldırmak (Eğer zarar verirse)


Ramazan Ayının Fazilet ve Esrarı

Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir.

Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir.

Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.


Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz.


Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.


Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah (s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi.


Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.


Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer.


Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir.


Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.


Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir.


Kur'ân-ı kerîm, Ramezânda indi.


Kadr gecesi, bu aydadır.


Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah (s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.

Hurma ile iftâr etmek sünnetdir.


İftâr edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur.


Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.


Şeytânlar, zincirlere bağlanır.


Rahmet kapıları açılır.

Kaynak: Mektubat Cilt 1, 45.Mektup

Ramazan da Hergün Niyet Şart mı?

Ramazan orucunu eda edebilmek için, hergün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Niyetin zamanı, gecenin başlangıcından, kaba kuşluk anına kadardır. Bu müddet içinde niyet edilmezse, farz eda edilmiş olmaz.


Seferi Hali ve Oruç

Misafir olan kimsenin seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret gerekmez, yalnız kaza icab eder.

Sefere çıkmadan önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir.

Gündüzün ilk vaktinde kasden orucunu yiyen kimse, sonra zorla sefere çıkarılmış olsa, keffaret üzerinden düşmez. Kendi arzusu ile de sefere çıkmış olsa hüküm değişmez.


Üç Aylarda Oruç

Halk arasında Recep, Şaban ve Ramazan aylarına üç aylar denilmektedir. Peygamberimiz peşpeşe bu ayları hiçbir zaman oruç tutmamış, bu şekliyle de ümmetine tavsiye etmemiştir. Hatta ramazan ayının dışında hiçbir ayı baştan sona oruçlu geçirmemiştir.


Uçakla seyahat eden oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?

Seyahate çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise, imsake başladığı yere göre iftar edebilir.



Kaynaklar



1) Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, 2) Ömer Nasuhi Bilmen, İslam İlmihali 3) Ahmed Şahin, Zaman 4) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre, 1996, Eser Neşriyat 5) T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi Sitesi 6) Açıklamalı İslam İlmihali, Mehmed Paksu, 2004 7) En Geniş İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz, Çile Yayınevi, 1977 8) Ebubekir Sifil, Hayzı geciktirerek oruç tutmak, Milli Gazete, 17-22-23/10/2005 9) Diinimiz İslam


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.