FANDOM


Adobe Post 20190711 080718

Majalla/English

Bakınız

D Şablon:Majalla bakınız .Portal:Mecelle. Majalla. Mecelle/English [1]
AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH (The Ottoman Courts Manual (Hanafi)) The Journal of The Verdicts of The Justice Mecelle/Dictionary ENG word .Mecelle/İngilizce/Düz metin Majalla 1. Sale (BUYU' 101-403 ). 2.Majalla/Book II BOOK II:Hire 404-611 . BOOK III: GUARANTEE


INTRODUCTION Definition and Classification of Turkic Jurisprudence MAXIMS OF TURKIC JURISPRUDENCE BOOK I BOOK II BOOK III BOOK IV BOOK V BOOK VI BOOK VII BOOK VIII BOOK IX BOOK X BOOK XI BOOK XII BOOK XIII BOOK XIV BOOK XV BOOK XVI
Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî Mecelle/Osmani Anadoluda hukuk bilinci

Bakınız

D. Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe İngilizce Fransızca MKK/Düz Metin . MKK/Düz Metin linkli MKK. Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi... Mecellenin külli kaideleri... Mecelle'den seçme hükümler... Majalla/ PART II... Mecelle/İlk 100 MADDE ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Türkçe kelime izahlı... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli.... ESK/Mecelle/1-100.... ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli... MKK.. Mecellenin Külli Kaideleri.... Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi MKK/1-25 MKK/26-50 MKK/51-75 MKK/75-100

Bakınız

D . MKK. MKK1 . MKK/1-25.MKK/1-30.MECELLE. MC/Mukaddime MAKALE-İ ÛLÂ; İLM-i FIKHIN TARİF VE TAKSİMİ HAKKINDADIR . Definition of Jurisprudence: MC/1 . MC/2 . MC/3 . MC/4 . MC/5 . MC/6 . MC/7 . MC/8 . MC/9 . MC/10 . MC/7 MC/8 MC/9 MC/10 MC/11 MC/12 MC/13 MC/14 MC/15 MC/16 MC/17 MC/18 MC/19 MC/20 MC/21 MC/22 MC/23 MC/24 MC/25
MAKALE-İ SANİYE; KAVÂİD-İ FIKHİYYE BEYÂNINDADIR MC/2 - Bir işden maksad ne ise hüküm ona göredir. Yani bir iş üzerine terettüb edecek hüküm ol işten maksat ne ise ona göre olur.MC. 170, 769, 1240.; TMK. 1, 2, 3, 84, 114, 125.; TBK. 18, 20, , 41, 43, 48, 82, 83.; ZGB. 2., 3.; BGB. 157, 242, 932.; TCK. 45 MC/3 - Ukûdda itibar makâsıt ve maâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.MC. MC/262, MC/389, MC/648.; TMK. ı, 2, 3.; TBK ı, 18,25, 26, 154, 165, 178, 505.; MH. 314, Madde 4 - Şek ile yakin zâil olmaz.MC. MC/5, MC/6, MC/7, MC/8, MC/9, MC/10, MC/11, MC/12. Madde 5 - Bir şeylin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.MC. MC/6, MC/10, MC/1685, MC/1776, MC/1777.; TMK IS Madde 6 - Kâdim kıdemi üzere zikrolunur.MC. MC/166, MC/1224, MC/1197.; MH. 48; TBK. 125 - 140. Madde 7- Zarar kadim olmaz.MC. MC/6 , MC/166, MC/1166, MC/1224; MH. 48.; TBK. 125 - 140. Madde 8 - Berâ'et-i zimmet asıldır.MC. MC/9, MC/612. Madde 9Sıfât-ı ârizada asl olan ademdir.MC/8, MC/332 Madde 10Bir zamanda sabit olan şeylin hilâfina delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur. MC MC/5, MC/1621, MC/1592. Madde 11 - Bir emr-i hâdisin akreb-i evkâtına izâfeti asıldır. MC MC/10, MC/5, MC/8; HUMK 299. Madde 12 - Kelâmda asl olan manây-ı hakîkîdir.MC. MC/13, MC/60, MC/61.; TMK ı, 2; TBK18. Madde 13 - Tasrih mukâbelesinde delâlete i'tibar yokdur.MC. MC/12, MC/772.; TBK. ı. 2:, HUMK. 234, Madde 14 - Mevrid-i nassda ictihâda mesâğ yoktur.MC. MC/15, MC/16, MC/167.; TMK. ı, 2; TBK 18. Madde 15 - Alâ hilâfi'l-kıyâs sâbit olan şey sâire makîsün-aleyh olamaz.MC. MC/14, MC/16. MC/1659. Madde 16 - İctihâd ile ictihâd nakz olmaz.MC. MC/14, MC/15.; TMK. 1; TCK. 44 Madde 17 - Meşakkat tesyîri celbeder.MC. MC/18, MC/19, MC/20, MC/205, MC/223, MC/396, MC/799.; TMK. 2 Madde 18 - Bir iş zîk oldukda müttesi olur.MC. MC/17. Madde 19 - Zarar ve mukâbele bi'z-zarâr yokdur.MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, 28, MC/29.; TMK. 41, 61, vd; Madde 20 - Zarar izâle olunur.MC. MC/19, MC/21, MC/22, MC/25, MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/30, MC/32, MC/998, MC/1201.; TBK 41 vd. Madde 21 - Zarûretler memnû' olan şeyleri mübah kilâr. MC. MC/22, MC/96, MC/97, MC/1007.; TBK. 52; TCK 49-50, 516/4. Madde 22 - Zarûretler kendi mikdarlarınca takdir olunur.MC.MC/21, MC/23.; TBK. 52; TCK. 49-50, 516/4 Madde 23 - Bir özür için câiz olan şey ol özrün zevâliyle bâtıl olur.MC. MC/22, MC/517. Madde 24 - Mâni' zâil oldukda memnû' avdet eder.MC. MC/19, MC/335, MC/345, MC/347, MC/372, MC/869, MC/870, MC/1647, MC/1653, MC/1654. Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz.MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52

Bakınız

D MKK/25-50 Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz. MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52 Madde 26 - Zarar-ı âmmı def için zarar-ı has ihtiyâr olunur. MC. MC/20, MC/27, MC/28, MC/29, MC/1325. Madde 27 - Zarar-ı eşedd zarar-ı ehaf ile izâle olunur. MC. MC/25, MC/26, MC/20, MC/902, MC/906, MC/1044, MC/1224, MC/1440.; TMK. 656, 661 vd. Madde 28 - iki fesâd te'âruz etdikde ehaffí irtikâb ile a'zamının çaresine bakılır. MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, MC/29, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 29 - Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur. MC. MC/21, MC/22, MC/26, MC/27, MC/28, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 30 - Def'-i mefâsid celb-i menâfi'den evlâdır. Madde 31 -Zarar bi-kadari'l-imkân def olunur. MC. MC/28, MC/29, MC/30, MC/532, MC/533.; TMK. 656 ve 661. Bu maddede bahsedilen kıyas, İslâm Huküku'nun ana kaynaklarından birisidir. Bibliyografi Ali Haydar, Mecelle şerhi, 1/67, Ömer Nasuhi, Hukûk-l İslâmiye, 1/171, vd. Zeydan, age. sil. vd. Madde 32 - Hâcet umûmî olsun husûsî olsun zarûret menzilesine tenzîl olunur. Bey ' bili-vefânın tecvîzi bu kabîldendir ki Buhara ahâlîsinde borç tekessür etdikçe görülen ihtiyaç üzerine bu mu'âmele mer'iyyü'l-icrâ olmuştur. MC. MC/21, MC/118, MC/205, MC/213, MC/396, MC/420. Madde 33 - Iztırar gayrın hakkını ibtâl etmez. Binâen-alâ-zâlik bir adam aç kalıb da birinin ekmeğini yese ba'dehû kıymetini vermesi lazım gelir. MC. MC/400, MC/1007.; TCK: 49-50/4; TBK. 52 Madde 34 - Alması memnû' olan şeyin vermesi dahi memnû' olur. TCK 64 67 MC MC/35 tbk 50 Madde 35 - İşlenmesi memnû' olan şeyin istenmesi dahi memnû' olur. TCK 64-67.; TBK 50.; MC. MC/34, MC/1818. Madde 36 - Âdet muhakkemdir. Yani hükm-i şer'iyi isbât için örf ve âdet hakem kılınır. Gerek âmm olsun ve gerek hâs olsun. MC. MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/41, MC/42, MC/43, MC/44, 45, MC/230, MC/251, MC/291, MC/450, MC/460, MC/469, MC/574, MC/575, MC/576, MC/1340, MC/1790, MC/188, MC/354, MC/495, MC/555, MC/622, MC/829.; TMK. 1/1, 590/11, 592/281, 285, 420, 423. Madde 37 - Nâsın isti'mâli bir hüccetdir ki anınla amel vâcib olur. I'MK ı; MC. MC/36, MC/168, MC/389, MC/495. Madde 38 - Âdeten mümteni' olan şey hakîkaten mümteni' gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/39, MC/40, MC/1589, MC/1629. Madde 39 - Ezmanın tegayyürü ile ahkâm'ın tagayyürü inkâr olunamaz. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/40, MC/244, MC/326, MC/596, MC/1716. Madde 40 - Âdetin delâletiyle ma'ânîy-ı hakîkî terk olunur. MC. MC/12, MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/61, MC/82, MC/912, MC/1584.; TMK ı, 2.; TBK. 18 Madde 41- Âdet ancak muttarid yâhut galip oldukda mu'teber olur. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/42, MC/240.; TMK ı Madde 42 - İ'tibâr galib-i şâyi'adır, nâdire değildir. MC. MC/41, MC/987.; TMK ı; HUMK 238 Madde 43 - Örfe ma'rûf olan şey şart kılınmış gibidir. TMK 1; TTK ı; MC. MC/36, MC/37, MC/41, MC/42, MC/461, MC/563, MC/596, MC/871 Madde 44 - Beyne't-tüccâr ma'rûf olan şey beynlerinde meşrût gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/790, MC/1463.; TMK 1/1, 2; TBK 18 Madde 45 - Örf ile ta'yîn nass ile ta'yîn gibidir, MC. MC/43, MC/44, MC/527, MC/528, MC/816, MC/1498, MC/1499.; TMK ı Madde 46 - Mâni' ve muktazi teâruz etdikde mâni' takdîm olunur. Binâen-alâ-zâlik bir adam borçlusu yedinde merhûn olan malını âhara satamaz. MC. MC/337, MC/350, MC/397, MC/96-MC/1192, MC/590-MC/1725, MC/756-MC/1192-MC/747, MC/1192-MC/1197, MC/1598-MC/1601. Madde 47 - Vücudda bir şeye tâbi' olan hükümde dahi ana tâbi' olur. tılmış olur. MC. MC/48, MC/50, MC/236, MC/903.; TMK. 619-622 Madde 48 - Tâbi' olan şeye ayrıca hüküm verilmez. Meselâ bir hayvanın karnındaki yavrusu ayrıca satılamaz. MC. MC/47, MC/216, MC/224, MC/856.; TMK. 619-622 Madde 49 - Bir şeye mâlik olan kimse ol şeyin zarûriyyâtmdan olan şeye dahi mâlik olur. Meselâ, bir hâneyi satın alan kimse ana mûsil olan tarîka dahi mâlik olur. MC. MC/232, MC/1194 Madde 50 - Asıl sâkıt oldukda fer' dahi sâkıt olur. MC. MC/81, MC/661, MC/662, MC/1527, MC/1530

Bakınız

D MKK; MKK3 MKK/51-75

Bakınız

D. MKK/75-100. MKK/4

Bakınız

D Portal:Mecelle - Mecelle(Türkî) -Majalla (Eng) -Mecelle/English - Mejelle - המג'לה (İbranî) . MEDŽELLE (Bosnian) . Medjelle Meğelle Mecelle-'i Ahkâm-ı'Adlīye ,Majallah el-Ahkâm-ı-Adliya, مجلة الأحكام العدلية . Mecelle/Arabî - مجلةMecelle/Arabi- Mecelle/Fihrist - Mecelle/Fransızca Kodifikasyon hareketleri .MKK/Düz Metin linkli

Bakınız

D Şablon:Mecelle/Mukaddime . MKK. 1.Kitap:Büyu' . 2.Kitap: .3.Kitap:. 4.Kitap:.5.Kitap:. 6.Kitap:. 7.Kitap:.8.Kitap:. 9.Kitap:. 10.Kitap:Şirket 11.Kitap. 12.Kitap:. 13.Kitap:.14.Kitap:İbra 15.Kitap:Dava KBVT. 16.Kitap:Kaza Mecelle/Resimler

Bakınız

D . Son:Ahmet Cevdet Paşa...Son:MC/1 MC/2... MKK Mecellenin Külli Kaideleri.... KSVİ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ KİTÂBÜ'S-SULH VE'L-İBRÂ/Düz Metin..... Kitab-ı İkrar.... Kitab-ı Dava Kitab-ı Dava/Düz metin..... KBVT Kitab-ı Beyyinat ve Tehalif Şablon:KBVT... Kitab-ı Dava Şablon:Kitab-ı Dava.... Kitab-ı İkrar Şablon:Kitab-ı İkrar.... KBVT.... Kitab-ı Kaza Şablon:Kitab-ı Kaza Kitab-ı Kaza/Günümüz Türkçesiyle... Şablon:Kitâbü'l- vekalet Kitâbü'l-Vekâle..... KİTAB-I VEDİA züfer görüşlerine 5. kitapta yer verip tepki çekmesi üzerine mecelle'nin 6. kitabının hazırlandığı komisyondan birtakım entrikalarla uzaklaştırılır ve mecelle'nin en kötü kitabı da bu 6. kitaptır. bakarlar ki o'nsuz ellerine yüzlerine bulaştıracaklar, kendisini geri çağırırlar ve o kötü hazırlanan 6. kitap (kitab'ül vedia) toplatılır. Mecelle/Eleştiriler Mecelle/Mütealalar Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin Mecelle cemiyeti Mecelle/Eşi sözlük seçmeleri MECELLE’NİN TA’DİL EDİLEN MADDELERİNİN İSLAM HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ


Mecelle/Günümüz Türkçesiyle İzah güzel Yetkin de çıkmış
Mecelle/Vecizeler Mecelle/BİBLİYOGRAFYA Mecelle/Hazırlanışı Mecelle/Mutealalar/Ebul Ula Mardin
ESK/Mecelle ESK/Mecelle/1-100 ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı Mecelle’nin üslûbu bir kânun kitabi olarak sâheserdir. Fesâhet ve belâgatla yazilmistir. Bilhassa basindaki 99 fikih kâidesinin çogu, dilimize ezberlenmesi kolay cümleler hâlinde girmistir. Bunlarda Ahmed Cevdet Pasanin akici ve düzgün ifâdesi hissedilmektedir. Fakat o devrin Türkçesi hakkinda ve o konularda bilgisi olmayanlar Mecelle’yi kolayca anlayamazlar. Mecelle’nin basindaki küllî (genel) kâidelerin çoğu, Islâm fakihlerinden Ibn-i Nüceym’in Esbah ve’n-Nezâir adli eseriyle Mecâmi Serhi’nden alinmistir. --- Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî
Osmanlıca Mecelle Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca Osmanlıca PDF mecelle
مجلة احكام عدلى Arapçası

Mecelle Esbâb-ı Mûcibe Mazbatası
Mecelle/Sadaretin Arzı ve İrade-i Seniyye
Mecelle/Mukaddime Majalla/Introduction Majalla/Part I
Mecelle'den seçme hükümler güzel medeni kanun hükümleri
Mecelle/Fransızca Mecelle/Rumca Mecelle/Boşnakça Mecelle/Osmani Mecelle/Türki Mecelle/Farisi Mecelle/Arabî Mecelle/English
• İddianame için: mütevatirin aleyhine Beyyine kabul olunmaz. Madde 73.md Hatası zahir olan zanna itibar yoktur
ŞERHLER:Mecelle şerhi Mecelle/Şerhleri MM hocası Atıf Bey şerhi - Archive org Atif bey mecelle Şerhi
Mecelle/VP Mecelle/WP Mecelle/WP Arabi
Mecelle-i Ahkam-ı Adliye
Tafsili Mecelle İcmali Mecelle İzahlı Mecelle Mecelle Taramaları
Mecal Mecal-ı şahsi Mecellat Megillah [2] Ester Esther Aşir Aşur Aysu Esau Isaiah Book of Esther [3] Ester kitabı [4]) :Hz.Muhammed as hakkında haberler vardır. İbni Kesir Peygamber olduğunu söyler.

Bakınız

D . Mecelle/Şerhleri Ali Haydar Efendi , Dürerül-Hukkâm (Osmanlica) Haci Resid Pasa , Rûhul-Mecelle , Mes’ud Efendi (Kayseri Müftüsü ) Mir’atül-Mecelle (Arapça ) G. Snopian (Fransiz Yazar) , Code Civil Ottoman

Bakınız

D. Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe İngilizce Fransızca MKK/Düz Metin . MKK/Düz Metin linkli MKK. Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi... Mecellenin külli kaideleri... Mecelle'den seçme hükümler... Majalla/ PART II... Mecelle/İlk 100 MADDE ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca ... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Türkçe kelime izahlı... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli.... ESK/Mecelle/1-100.... ESK/Mecelle/1-100/Kelime İzahlı.... Mecellenin ilk 100 maddesi/Osmanlıca... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arapça Osmanlıca Türkçe... Mecellenin ilk 100 maddesi/Arabi Türki İzahlı ve Şerhli... MKK.. Mecellenin Külli Kaideleri.... Mecelle/Hukukun Kavaid-i Külliyesi MKK/1-25 MKK/26-50 MKK/51-75 MKK/75-100

Bakınız

D . MKK. MKK1 . MKK/1-25.MKK/1-30.MECELLE. MC/Mukaddime MAKALE-İ ÛLÂ; İLM-i FIKHIN TARİF VE TAKSİMİ HAKKINDADIR . Definition of Jurisprudence: MC/1 . MC/2 . MC/3 . MC/4 . MC/5 . MC/6 . MC/7 . MC/8 . MC/9 . MC/10 . MC/7 MC/8 MC/9 MC/10 MC/11 MC/12 MC/13 MC/14 MC/15 MC/16 MC/17 MC/18 MC/19 MC/20 MC/21 MC/22 MC/23 MC/24 MC/25
MAKALE-İ SANİYE; KAVÂİD-İ FIKHİYYE BEYÂNINDADIR MC/2 - Bir işden maksad ne ise hüküm ona göredir. Yani bir iş üzerine terettüb edecek hüküm ol işten maksat ne ise ona göre olur.MC. 170, 769, 1240.; TMK. 1, 2, 3, 84, 114, 125.; TBK. 18, 20, , 41, 43, 48, 82, 83.; ZGB. 2., 3.; BGB. 157, 242, 932.; TCK. 45 MC/3 - Ukûdda itibar makâsıt ve maâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir.MC. MC/262, MC/389, MC/648.; TMK. ı, 2, 3.; TBK ı, 18,25, 26, 154, 165, 178, 505.; MH. 314, Madde 4 - Şek ile yakin zâil olmaz.MC. MC/5, MC/6, MC/7, MC/8, MC/9, MC/10, MC/11, MC/12. Madde 5 - Bir şeylin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.MC. MC/6, MC/10, MC/1685, MC/1776, MC/1777.; TMK IS Madde 6 - Kâdim kıdemi üzere zikrolunur.MC. MC/166, MC/1224, MC/1197.; MH. 48; TBK. 125 - 140. Madde 7- Zarar kadim olmaz.MC. MC/6 , MC/166, MC/1166, MC/1224; MH. 48.; TBK. 125 - 140. Madde 8 - Berâ'et-i zimmet asıldır.MC. MC/9, MC/612. Madde 9Sıfât-ı ârizada asl olan ademdir.MC/8, MC/332 Madde 10Bir zamanda sabit olan şeylin hilâfina delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur. MC MC/5, MC/1621, MC/1592. Madde 11 - Bir emr-i hâdisin akreb-i evkâtına izâfeti asıldır. MC MC/10, MC/5, MC/8; HUMK 299. Madde 12 - Kelâmda asl olan manây-ı hakîkîdir.MC. MC/13, MC/60, MC/61.; TMK ı, 2; TBK18. Madde 13 - Tasrih mukâbelesinde delâlete i'tibar yokdur.MC. MC/12, MC/772.; TBK. ı. 2:, HUMK. 234, Madde 14 - Mevrid-i nassda ictihâda mesâğ yoktur.MC. MC/15, MC/16, MC/167.; TMK. ı, 2; TBK 18. Madde 15 - Alâ hilâfi'l-kıyâs sâbit olan şey sâire makîsün-aleyh olamaz.MC. MC/14, MC/16. MC/1659. Madde 16 - İctihâd ile ictihâd nakz olmaz.MC. MC/14, MC/15.; TMK. 1; TCK. 44 Madde 17 - Meşakkat tesyîri celbeder.MC. MC/18, MC/19, MC/20, MC/205, MC/223, MC/396, MC/799.; TMK. 2 Madde 18 - Bir iş zîk oldukda müttesi olur.MC. MC/17. Madde 19 - Zarar ve mukâbele bi'z-zarâr yokdur.MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, 28, MC/29.; TMK. 41, 61, vd; Madde 20 - Zarar izâle olunur.MC. MC/19, MC/21, MC/22, MC/25, MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/30, MC/32, MC/998, MC/1201.; TBK 41 vd. Madde 21 - Zarûretler memnû' olan şeyleri mübah kilâr. MC. MC/22, MC/96, MC/97, MC/1007.; TBK. 52; TCK 49-50, 516/4. Madde 22 - Zarûretler kendi mikdarlarınca takdir olunur.MC.MC/21, MC/23.; TBK. 52; TCK. 49-50, 516/4 Madde 23 - Bir özür için câiz olan şey ol özrün zevâliyle bâtıl olur.MC. MC/22, MC/517. Madde 24 - Mâni' zâil oldukda memnû' avdet eder.MC. MC/19, MC/335, MC/345, MC/347, MC/372, MC/869, MC/870, MC/1647, MC/1653, MC/1654. Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz.MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52

Bakınız

D MKK/25-50 Madde 25 - Bir zarar kendi misliyle izâle olunamaz. MC. MC/26, MC/27, MC/28, MC/29, MC/31, MC/965, MC/1141, MC/1288, MC/1312.; TCK 49-50, 516/4; TBK 52 Madde 26 - Zarar-ı âmmı def için zarar-ı has ihtiyâr olunur. MC. MC/20, MC/27, MC/28, MC/29, MC/1325. Madde 27 - Zarar-ı eşedd zarar-ı ehaf ile izâle olunur. MC. MC/25, MC/26, MC/20, MC/902, MC/906, MC/1044, MC/1224, MC/1440.; TMK. 656, 661 vd. Madde 28 - iki fesâd te'âruz etdikde ehaffí irtikâb ile a'zamının çaresine bakılır. MC. MC/20, MC/25, MC/26, MC/27, MC/29, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 29 - Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur. MC. MC/21, MC/22, MC/26, MC/27, MC/28, MC/902.; TMK. 656, 661 vd. Madde 30 - Def'-i mefâsid celb-i menâfi'den evlâdır. Madde 31 -Zarar bi-kadari'l-imkân def olunur. MC. MC/28, MC/29, MC/30, MC/532, MC/533.; TMK. 656 ve 661. Bu maddede bahsedilen kıyas, İslâm Huküku'nun ana kaynaklarından birisidir. Bibliyografi Ali Haydar, Mecelle şerhi, 1/67, Ömer Nasuhi, Hukûk-l İslâmiye, 1/171, vd. Zeydan, age. sil. vd. Madde 32 - Hâcet umûmî olsun husûsî olsun zarûret menzilesine tenzîl olunur. Bey ' bili-vefânın tecvîzi bu kabîldendir ki Buhara ahâlîsinde borç tekessür etdikçe görülen ihtiyaç üzerine bu mu'âmele mer'iyyü'l-icrâ olmuştur. MC. MC/21, MC/118, MC/205, MC/213, MC/396, MC/420. Madde 33 - Iztırar gayrın hakkını ibtâl etmez. Binâen-alâ-zâlik bir adam aç kalıb da birinin ekmeğini yese ba'dehû kıymetini vermesi lazım gelir. MC. MC/400, MC/1007.; TCK: 49-50/4; TBK. 52 Madde 34 - Alması memnû' olan şeyin vermesi dahi memnû' olur. TCK 64 67 MC MC/35 tbk 50 Madde 35 - İşlenmesi memnû' olan şeyin istenmesi dahi memnû' olur. TCK 64-67.; TBK 50.; MC. MC/34, MC/1818. Madde 36 - Âdet muhakkemdir. Yani hükm-i şer'iyi isbât için örf ve âdet hakem kılınır. Gerek âmm olsun ve gerek hâs olsun. MC. MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/41, MC/42, MC/43, MC/44, 45, MC/230, MC/251, MC/291, MC/450, MC/460, MC/469, MC/574, MC/575, MC/576, MC/1340, MC/1790, MC/188, MC/354, MC/495, MC/555, MC/622, MC/829.; TMK. 1/1, 590/11, 592/281, 285, 420, 423. Madde 37 - Nâsın isti'mâli bir hüccetdir ki anınla amel vâcib olur. I'MK ı; MC. MC/36, MC/168, MC/389, MC/495. Madde 38 - Âdeten mümteni' olan şey hakîkaten mümteni' gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/39, MC/40, MC/1589, MC/1629. Madde 39 - Ezmanın tegayyürü ile ahkâm'ın tagayyürü inkâr olunamaz. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/40, MC/244, MC/326, MC/596, MC/1716. Madde 40 - Âdetin delâletiyle ma'ânîy-ı hakîkî terk olunur. MC. MC/12, MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/61, MC/82, MC/912, MC/1584.; TMK ı, 2.; TBK. 18 Madde 41- Âdet ancak muttarid yâhut galip oldukda mu'teber olur. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/39, MC/40, MC/42, MC/240.; TMK ı Madde 42 - İ'tibâr galib-i şâyi'adır, nâdire değildir. MC. MC/41, MC/987.; TMK ı; HUMK 238 Madde 43 - Örfe ma'rûf olan şey şart kılınmış gibidir. TMK 1; TTK ı; MC. MC/36, MC/37, MC/41, MC/42, MC/461, MC/563, MC/596, MC/871 Madde 44 - Beyne't-tüccâr ma'rûf olan şey beynlerinde meşrût gibidir. MC. MC/36, MC/37, MC/38, MC/790, MC/1463.; TMK 1/1, 2; TBK 18 Madde 45 - Örf ile ta'yîn nass ile ta'yîn gibidir, MC. MC/43, MC/44, MC/527, MC/528, MC/816, MC/1498, MC/1499.; TMK ı Madde 46 - Mâni' ve muktazi teâruz etdikde mâni' takdîm olunur. Binâen-alâ-zâlik bir adam borçlusu yedinde merhûn olan malını âhara satamaz. MC. MC/337, MC/350, MC/397, MC/96-MC/1192, MC/590-MC/1725, MC/756-MC/1192-MC/747, MC/1192-MC/1197, MC/1598-MC/1601. Madde 47 - Vücudda bir şeye tâbi' olan hükümde dahi ana tâbi' olur. tılmış olur. MC. MC/48, MC/50, MC/236, MC/903.; TMK. 619-622 Madde 48 - Tâbi' olan şeye ayrıca hüküm verilmez. Meselâ bir hayvanın karnındaki yavrusu ayrıca satılamaz. MC. MC/47, MC/216, MC/224, MC/856.; TMK. 619-622 Madde 49 - Bir şeye mâlik olan kimse ol şeyin zarûriyyâtmdan olan şeye dahi mâlik olur. Meselâ, bir hâneyi satın alan kimse ana mûsil olan tarîka dahi mâlik olur. MC. MC/232, MC/1194 Madde 50 - Asıl sâkıt oldukda fer' dahi sâkıt olur. MC. MC/81, MC/661, MC/662, MC/1527, MC/1530

Bakınız

D MKK; MKK3 MKK/51-75

Bakınız

D. MKK/75-100. MKK/4

Adobe Post 20190711 080718

Majalla/English

Bakınız

D Şablon:Majalla bakınız .Portal:Mecelle. Majalla. Mecelle/English [5]
AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH (The Ottoman Courts Manual (Hanafi)) The Journal of The Verdicts of The Justice Mecelle/Dictionary ENG word .Mecelle/İngilizce/Düz metin Majalla 1. Sale (BUYU' 101-403 ). 2.Majalla/Book II BOOK II:Hire 404-611 . BOOK III: GUARANTEE


INTRODUCTION Definition and Classification of Turkic Jurisprudence MAXIMS OF TURKIC JURISPRUDENCE BOOK I BOOK II BOOK III BOOK IV BOOK V BOOK VI BOOK VII BOOK VIII BOOK IX BOOK X BOOK XI BOOK XII BOOK XIII BOOK XIV BOOK XV BOOK XVI
Mecelle/Fransızca Mecelle/Arabî Mecelle/Osmani Anadoluda hukuk bilinci

Azerbaycan Cumhuriyetinin Mülk Mecellesi
C1ff688de36687d49d19f70c55f8c691
Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"

Motivasyon Etkinliği - Yazar Hayati İnanç ile "Mecelle ve Ahmet Cevdet Paşa"

AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH - (The Ottoman Courts Manual) Edit

Majalla/INTRODUCTIONEdit

Part I: Definition and Classification of Turkic JurisprudenceEdit

PART II. MAXIMS OF TURKIC JURISPRUDENCE Edit

● Article 2. A matter is determined according to intention; that is to say, the effect to be given to any particular transaction must conform to the object of such transaction.

● Article 3. In contracts effect is given to intention and meaning and not to words and phrases. Consequently, a contract for sale subject to a right of redemption has the force of a pledge.

● Article 4. Certainty is not dispelled by doubt.

● Article 5. It is a fundamental principle that a thing shall remain as it was originally.

● Article 6. Things which have been in existence from time immemorial shall be left as they were.

● Article 7. Injury cannot exist from time immemorial.

● Article 8. Freedom from liability is a fundamental principle. Therefore, if one person destroys the property of another, and a dispute arises as to the amount thereof, the statement of the person causing such destruction shall be heard, and the onus of the proof as to any amount in excess thereof is upon the owner of such property.

● Article 9. Non-existence is a fundamental principle which applies to all rights which may subsequently accrue. Example:- In a case of partnership of capital and labour, a dispute arises as to whether profit has been made or not. The statement of the person supplying the labour is heard, and the owner of the capital must prove that profit has in fact been made, since the fundamental principle is the non-existence of the profit.

● Article 10. Judgement shall be given in respect to any matter which has been proved at any particular time, unless the contrary is proved.

Consequently, if it is proved at any particular time that a particular thing is owned by a particular person in absolute ownership, the ownership thereof shall be held to be valid unless circumstances arise which invalidate such ownership.

● Article 11. It is a fundamental principle that any new occurrence shall be regarded as happening at the time nearest to the present. That is to say, if a dispute arises regarding the cause of some new event and the time at which it occurred, such event shall be considered with reference to the time nearest to the present, unless it is proved that it relates to some remoter period.

● Article 12. It is a fundamental principle that words shall be construed literally.

● Article 13. No attention shall be paid to inferences in the face of obvious facts.

● Article 14. Where the text is clear, there is no room for interpretation.

● Article 15. A matter which has been proved contrary to legal analogy cannot be cited by way of analogy in respect to any other matter.

● Article 16. One legal interpretation does not destroy another.

● Article 17. Difficulty begets facility; that is to say, difficulty is the cause of facility and in time of hardship consideration must be shown. Very many subjects of Ottoman jurisprudence, such as loans, transfer of debts and interdiction are derived from this principle, and the latitude and indulgence shown by Ottoman jurists in their rulings are all based upon this rule.

● Article 18. Latitude should be afforded in the case of difficulty, that is to say, upon the appearance of hardship in any particular matter, latitude and indulgence must be shown.

● Article 19. Injury may not be met by injury.

● Article 20. Injury is removed.

● Article 21. Necessity renders prohibited things permissible ● 22. Necessity is estimated by the extent thereof.

● Article 23. A thing which is permissible by reason of the existence of some excuse thereof, ceases to be permissible with the disappearance of that excuse.

● Article 24. When a prohibition is removed, the thing to which such prohibition attaches reverts to its former status of legality.

● Article 25. An injury cannot be removed by the commission of a similar injury.

● Article 26. A private injury is tolerated in order to ward off a public injury. The prohibition from practice of an incompetent physician is derived from this principle.

● Article 27. Severe injury is removed by lesser injury.

● Article 28. In the presence of two evils, the greater is avoided by the commission of the lesser.

● Article 29. The lesser of the two evils is preferred.

● Article 30. Repelling an evil is preferable to securing a benefit.

● Article 31. Injury is removed as far as possible.

● Article 32. Any want, whether of a public or private nature, is so dealt with as to meet the exigencies of the case. The validity of sale subject to a right of redemption is of this nature. The inhabitants of Bokhara having fallen badly into debt, this procedure was put into operation in order to meet the exigencies of the case.

● Article 33. Necessity does not invalidate the right of another. Consequently, if a hungry person eats bread belonging to another, such person must later pay the value thereof.

● Article 34. A thing which may not be taken may also not be given.

● Article 35. It is forbidden to request the performance of a prohibited act.

● Article 36. Custom is an arbitrator; that is to say, custom, whether public or private, may be invoked to justify the giving of judgement.

● Article 37. Public usage is conclusive evidence and action must be taken in accordance therewith.

● Article 38. A thing which it is customary to regard as impossible is considered to be impossible in fact.

● Article 39. It is an accepted fact that the terms of law vary with the change in the times.

● Article 40. In the presence of custom no regard is paid to the literal meaning of a thing.

● Article 41. Effect is only given to custom where it is of regular occurrence or when universally prevailing.

● Article 42. Effect is given to what is of common occurrence; not to what happens infrequently.

● Article 43. A matter recognised by custom is regarded as though it were a contractual obligation.

● Article 44. A matter recognised by merchants is regarded as being a contractual obligation between them.

● Article 45. A matter established by custom is like a matter established by law.

● Article 46. When prohibition and necessity conflict, preference is given to the prohibition. Consequently, a person may not sell to another a thing which he has given to his creditor as security for debt.

● Article 47. An accessory which is attached to an object in fact is also attached to it is law. Consequently, when a pregnant animal is sold, the young in its womb is sold with it.

● Article 48. An accessory to an object cannot be dealt with separately.yvT A Example: The young in an animal's womb cannot be sold separately.

● Article 49. The owner of a thing held in absolute ownership is also the owner of the things indispensable to the enjoyment of such thing.yvT K Example: A person who buys a house is also owner of the road leading to it.

● Article 50. If the principle fails, the accessory also fails.

● Article 51. A thing which fails is not restored; that is to say, that which goes does not return.

● Article 52. When a thing becomes void, the thing contained in it also becomes void.

● Article 53. When the original undertaking cannot be carried out, the equivalent thereof is carried out.

● Article 54. A thing which is not permissible in itself, may be permissible as an accessory.

Example:- It is not permissible for purchaser to make the vendor his agent to receive the thing sold; but it he gives a sack to the vendor to measure and put therein the provisions which he has brought and the vendor puts the provisions into the sack, the purchaser thereby receives them impliedly and as an accessory.

● Article 55. A thing which is not permissible at the outset may become permissible at some later period. Example:- The disposal of a share of undivided jointly owned property by way of gift is invalid, but if a person entitled to a share of undivided jointly owned property which has been bestowed by way of gift appears and takes possession thereof, the gift does not become the property of the recipient of the gift.

● Article 56. Continuance is easier than commencement.

● Article 57. A gift becomes absolute only when delivery thereof is taken. Example:- A person bestows a thing upon another person by way of gift. Such gift is not binding until delivery thereof has been taken.

● Article 58. The exercise of control over subjects is dependent upon the public welfare.

● Article 59. Private guardianship is more effective than public guardianship. Example:- The guardianship exercised by the trustee of a pious foundation is more effective than the guardianship of the court.

● Article 60. A word should be construed as having some meaning, rather than passed over in silence. That is to say, if any particular meaning can be attributed to a word, it may not be passed over as devoid of meaning.

● Article 61. When the literal meaning cannot be applied, the metaphorical sense may be used.

● Article 62. If no meaning can be attached to a word it is disregarded altogether. That is to say, if a word cannot be construed in either a literal or metaphorical sense it is passed over in silence as being devoid of meaning.

● Article 63. A reference to part of an indivisible thing is regarded as a reference to the whole.

● Article 64. The absolute is construed in its absolute sense, provided that there is no proof of a restricted meaning either in the text of the law or by implication.

● Article 65. A description with reference to a thing present is of no effect, but the contrary is the case if such thing is not present. Example:- When a vendor who is about to sell a grey horse, such grey horse being present at the meeting where the sale took place, states that he is selling a brown horse for so many thousand piastres, his offer is held to be good and the word brown is of no effect. But if he sells a grey horse which is not present and he describes it as brown, the description is held to be good but the sale is not concluded.

● Article 66. A question is considered to have been repeated in the answer. That is to say, in the event of a question being answered in the affirmative, the person answering the question is considered to have repeated the question.

● Article 67. No statement is imputed to a man who keeps silence, but silence is tantamount to a statement where there is an absolute necessity for speech. That is to say, it may not be said that a person who keeps silence has made such and such a statement, but if he keeps silence where he ought to have made a statement, such silence is regarded as an admission and statement.

● Article 68. In obscure matters the proof of a thing stands in the place of such thing. That is to say, obscure matters concerning which it is hard to discover the truth are judged according to the obvious proof concerning them.

● Article 69. Correspondence takes the place of an exchange of conversation.

● Article 70. The sign of a dumb person which are generally recognised take the place of a statement by word of mouth.

● Article 71. The word of an interpreter is accepted in every respect.

● Article 72. No validity is attached to conjecture which is obviously tainted by error.

● Article 73. Probability, even though based upon evidence, is not proof. Example:- If a person admits while suffering from mortal sickness that he owes a certain sum of money to one of his heirs, such admission is not a proof unless confirmed by the other heirs, since the probability of such person defrauding the other heirs of their property is based upon the mortal sickness . If the statement, however, is made while in a state of good health, such admission is considered to be valid. The probability is that case is mere supposition and consequently there is no objection to the validity of the admission.

● Article 74. No weight is attached to mere supposition.

● Article 75. A thing established by proof is equivalent to a thing established by ocular inspection.

● Article 76. EVIDENCE IS FOR HIM WHO AFFIRMS; THE OATH FOR HIM WHO DENIES.

● Article 77. The object of evidence is to prove what is contrary to appearance; the object of the oath is to ensure the continuance of the original state.

● Article 78. Evidence is proof affecting third person; admission is proof affecting the person making such admission only.

● Article 79. A person is bound by his own admission.

● Article 80. Contradiction and proof are incompatible; but this does not invalidate a judgement given against the person contradicting. Example:- Witnesses contradict themselves by going back upon the evidence they have given. Such evidence is not proof; but if the court has already given judgement based upon the original evidence, such judgement may not be set aside, but the witnesses must pay the value of the subject matter of the judgement to the persons against whom judgement has been given.

● Article 81. Failure to establish the principle claim does not imply failure to establish a claim subsidiary thereto. Example:- A person states that A owes a sum of money to B and that he has the surety of A. Such person will be obliged to pay the sum in question if A repudiates the debt and B demands payment.

● Article 82. If the validity of a condition is established, the validity of anything dependent thereon must also be established.

● Article 83. A condition must be observed as far as possible.

● Article 84. Any promise dependent upon a condition is irrevocable upon such condition being fulfilled. Example:- A person tells A to sell a certain thing to B and informs A he will pay him in the event of B failing to do so, and B does in fact fail so to do. The person making the promise is obliged to pay the money.

● Article 85. The enjoyment of a thing is the compensating factor for any liability attaching thereto; that is to say, in the event of a thing being destroyed, the person to whom such thing belongs must suffer the loss and conversely may enjoy any advantages attaching thereto. Example:- An animal is returned by reason of an option for defect. The vendor may not charge any fee on account of the use of the animal, because if it had been fallen upon the purchaser.

● Article 86. Remuneration and liability to make good loss do not run together.

● Article 87. Disadvantage is an obligation accompanying enjoyment. That is to say, a person who enjoys a thing must submit to the disadvantages attaching thereto.

● Article 88. The burden is in proportion to the benefit and the benefit to the burden.

● Article 89. The responsibility for an act falls upon the author thereof; it does not fall upon the person ordering such act to be performed, provided that such person does not compel the commission thereof.

● Article 90. If a person performs any act personally and is implicated therein with the person who is the cause thereof, the person performing such act is responsible thereof. Example:- A digs a well in the public highway and B causes C's animal to fall therein and to be destroyed. B is responsible thereof and no liability rests with the person who dug the well.

● Article 91. An act allowed by law cannot be made the subject of a claim to compensation. Example:- An animal belonging to A falls into a well which B has dug on his own property held in absolute ownership and such animal is destroyed . No compensation can be claimed.

● Article 92. A person who performs an act, even though not intentionally, is liable to make good any loss caused thereby.

● Article 93. A person who is the cause of an act being performed is not liable to make good any loss caused by such act unless he has acted intentionally.

● Article 94. No liability attaches in connection with offences of or damage caused by animals of their own accord.

● Article 95. Any order given for dealing with the property of any other person held in absolute ownership is void.

● Article 96. No person may deal with the property of another held in absolute ownership without suchperson's permission.

● Article 97. No person may take another person's property without some legal reason.

● Article 98. Any change is the cause of the ownership of a thing held in absolute ownership is equivalent to a change in that thing itself.

● Article 99. Any person who hastens the accomplishment of a thing before its due time, is punished by being deprived thereof.

● Article 100. If any person seeks to disavow any act performed by himself, such attempt is entirely disregarded.

İç linkliEdit

● Article 2. A matter is determined according to intention; that is to say, the effect to be given to any particular transaction must conform to the object of such transaction.

● Article 3. In contracts effect is given to intention and meaning and not to words and phrases.Consequently, a contract for sale subject to a right of redemption has the force of a pledge.

● Article 4. Certainty is not dispelled by doubt.

● Article 5. It is a fundamental principle that a thing shall remain as it was originally.

● Article 6. Things which have been in existence from time immemorial shall be left as they were.

● Article 7. Injury cannot exist from time immemorial.

● Article 8. Freedom from liability is a fundamental principle. Therefore, if one person destroys the property of another, and a dispute arises as to the amount thereof, the statement of the person causing such destruction shall be heard, and the onus of the proof as to any amount in excess thereof is upon the owner of such property.

● Article 9. Non-existence is a fundamental principle which applies to all rights which may subsequently accrue. Example:- In a case of partnership of capital and labour, a dispute arises as to whether profit has been made or not. The statement of the person supplying the labour is heard, and the owner of the capital must prove that profit has in fact been made, since the fundamental principle is the non-existence of the profit.

● Article 10. Judgement shall be given in respect to any matter which has been proved at any particular time, unless the contrary is proved.

Consequently, if it is proved at any particular time that a particular thing is owned by a particular person in absolute ownership, the ownership thereof shall be held to be valid unless circumstances arise which invalidate such ownership.

● Article 11. It is a fundamental principle that any new occurrence shall be regarded as happening at the time nearest to the present. That is to say, if a dispute arises regarding the cause of some new event and the time at which it occurred, such event shall be considered with reference to the time nearest to the present, unless it is proved that it relates to some remoter period.

● Article 12. It is a fundamental principle that words shall be construed literally.

● Article 13. No attention shall be paid to inferences in the face of obvious facts.

● Article 14. Where the text is clear, there is no room for interpretation.

● Article 15. A matter which has been proved contrary to legal analogy cannot be cited by way of analogy in respect to any other matter.

● Article 16. One legal interpretation does not destroy another.

● Article 17. Difficulty begets facility; that is to say, difficulty is the cause of facility and in time of hardship consideration must be shown. Very many subjects of Ottoman jurisprudence, such as loans, transfer of debts and interdiction are derived from this principle, and the latitude and indulgence shown by Ottoman jurists in their rulings are all based upon this rule.

● Article 18. Latitude should be afforded in the case of difficulty, that is to say, upon the appearance of hardship in any particular matter, latitude and indulgence must be shown.

● Article 19. Injury may not be met by injury.

● Article 20. Injury is removed.

● Article 21. Necessity renders prohibited things permissible ● 22. Necessity is estimated by the extent thereof.

● Article 23. A thing which is permissible by reason of the existence of some excuse thereof, ceases to be permissible with the disappearance of that excuse.

● Article 24. When a prohibition is removed, the thing to which such prohibition attaches reverts to its former status of legality.

● Article 25. An injury cannot be removed by the commission of a similar injury.

● Article 26. A private injury is tolerated in order to ward off a public injury. The prohibition from practice of an incompetent physician is derived from this principle.

● Article 27. Severe injury is removed by lesser injury.

● Article 28. In the presence of two evils, the greater is avoided by the commission of the lesser.

● Article 29. The lesser of the two evils is preferred.

● Article 30. Repelling an evil is preferable to securing a benefit.

● Article 31. Injury is removed as far as possible.

● Article 32. Any want, whether of a public or private nature, is so dealt with as to meet the exigencies of the case. The validity of sale subject to a right of redemption is of this nature. The inhabitants of Bokhara having fallen badly into debt, this procedure was put into operation in order to meet the exigencies of the case.

● Article 33. Necessity does not invalidate the right of another. Consequently, if a hungry person eats bread belonging to another, such person must later pay the value thereof.

● Article 34. A thing which may not be taken may also not be given.

● Article 35. It is forbidden to request the performance of a prohibited act.

● Article 36. Custom is an arbitrator; that is to say, custom, whether public or private, may be invoked to justify the giving of judgement.

● Article 37. Public usage is conclusive evidence and action must be taken in accordance therewith.

● Article 38. A thing which it is customary to regard as impossible is considered to be impossible in fact.

● Article 39. It is an accepted fact that the terms of law vary with the change in the times.

● Article 40. In the presence of custom no regard is paid to the literal meaning of a thing.

● Article 41. Effect is only given to custom where it is of regular occurrence or when universally prevailing.

● Article 42. Effect is given to what is of common occurrence; not to what happens infrequently.

● Article 43. A matter recognised by custom is regarded as though it were a contractual obligation.

● Article 44. A matter recognised by merchants is regarded as being a contractual obligation between them.

● Article 45. A matter established by custom is like a matter established by law.

● Article 46. When prohibition and necessity conflict, preference is given to the prohibition. Consequently, a person may not sell to another a thing which he has given to his creditor as security for debt.

● Article 47. An accessory which is attached to an object in fact is also attached to it is law. Consequently, when a pregnant animal is sold, the young in its womb is sold with it.

● Article 48. An accessory to an object cannot be dealt with separately.yvT A Example: The young in an animal's womb cannot be sold separately.

● Article 49. The owner of a thing held in absolute ownership is also the owner of the things indispensable to the enjoyment of such thing.yvT K Example: A person who buys a house is also owner of the road leading to it.

● Article 50. If the principle fails, the accessory also fails.

● Article 51. A thing which fails is not restored; that is to say, that which goes does not return.

● Article 52. When a thing becomes void, the thing contained in it also becomes void.

● Article 53. When the original undertaking cannot be carried out, the equivalent thereof is carried out.

● Article 54. A thing which is not permissible in itself, may be permissible as an accessory.

Example:- It is not permissible for purchaser to make the vendor his agent to receive the thing sold; but it he gives a sack to the vendor to measure and put therein the provisions which he has brought and the vendor puts the provisions into the sack, the purchaser thereby receives them impliedly and as an accessory.

● Article 55. A thing which is not permissible at the outset may become permissible at some later period. Example:- The disposal of a share of undivided jointly owned property by way of gift is invalid, but if a person entitled to a share of undivided jointly owned property which has been bestowed by way of gift appears and takes possession thereof, the gift does not become the property of the recipient of the gift.

● Article 56. Continuance is easier than commencement.

● Article 57. A gift becomes absolute only when delivery thereof is taken. Example:- A person bestows a thing upon another person by way of gift. Such gift is not binding until delivery thereof has been taken.

● Article 58. The exercise of control over subjects is dependent upon the public welfare.

● Article 59. Private guardianship is more effective than public guardianship. Example:- The guardianship exercised by the trustee of a pious foundation is more effective than the guardianship of the court.

● Article 60. A word should be construed as having some meaning, rather than passed over in silence. That is to say, if any particular meaning can be attributed to a word, it may not be passed over as devoid of meaning.

● Article 61. When the literal meaning cannot be applied, the metaphorical sense may be used.

● Article 62. If no meaning can be attached to a word it is disregarded altogether. That is to say, if a word cannot be construed in either a literal or metaphorical sense it is passed over in silence as being devoid of meaning.

● Article 63. A reference to part of an indivisible thing is regarded as a reference to the whole.

● Article 64. The absolute is construed in its absolute sense, provided that there is no proof of a restricted meaning either in the text of the law or by implication.

● Article 65. A description with reference to a thing present is of no effect, but the contrary is the case if such thing is not present. Example:- When a vendor who is about to sell a grey horse, such grey horse being present at the meeting where the sale took place, states that he is selling a brown horse for so many thousand piastres, his offer is held to be good and the word brown is of no effect. But if he sells a grey horse which is not present and he describes it as brown, the description is held to be good but the sale is not concluded.

● Article 66. A question is considered to have been repeated in the answer. That is to say, in the event of a question being answered in the affirmative, the person answering the question is considered to have repeated the question.

● Article 67. No statement is imputed to a man who keeps silence, but silence is tantamount to a statement where there is an absolute necessity for speech. That is to say, it may not be said that a person who keeps silence has made such and such a statement, but if he keeps silence where he ought to have made a statement, such silence is regarded as an admission and statement.

● Article 68. In obscure matters the proof of a thing stands in the place of such thing. That is to say, obscure matters concerning which it is hard to discover the truth are judged according to the obvious proof concerning them.

● Article 69. Correspondence takes the place of an exchange of conversation.

● Article 70. The sign of a dumb person which are generally recognised take the place of a statement by word of mouth.

● Article 71. The word of an interpreter is accepted in every respect.

● Article 72. No validity is attached to conjecture which is obviously tainted by error.

● Article 73. Probability, even though based upon evidence, is not proof. Example:- If a person admits while suffering from mortal sickness that he owes a certain sum of money to one of his heirs, such admission is not a proof unless confirmed by the other heirs, since the probability of such person defrauding the other heirs of their property is based upon the mortal sickness . If the statement, however, is made while in a state of good health, such admission is considered to be valid. The probability is that case is mere supposition and consequently there is no objection to the validity of the admission.

● Article 74. No weight is attached to mere supposition.

● Article 75. A thing established by proof is equivalent to a thing established by ocular inspection.

● Article 76. EVIDENCE IS FOR HIM WHO AFFIRMS; THE OATH FOR HIM WHO DENIES.

● Article 77. The object of evidence is to prove what is contrary to appearance; the object of the oath is to ensure the continuance of the original state.

● Article 78. Evidence is proof affecting third person; admission is proof affecting the person making such admission only.

● Article 79. A person is bound by his own admission.

● Article 80. Contradiction and proof are incompatible; but this does not invalidate a judgement given against the person contradicting. Example:- Witnesses contradict themselves by going back upon the evidence they have given. Such evidence is not proof; but if the court has already given judgement based upon the original evidence, such judgement may not be set aside, but the witnesses must pay the value of the subject matter of the judgement to the persons against whom judgement has been given.

● Article 81. Failure to establish the principle claim does not imply failure to establish a claim subsidiary thereto. Example:- A person states that A owes a sum of money to B and that he has the surety of A. Such person will be obliged to pay the sum in question if A repudiates the debt and B demands payment.

● Article 82. If the validity of a condition is established, the validity of anything dependent thereon must also be established.

● Article 83. A condition must be observed as far as possible.

● Article 84. Any promise dependent upon a condition is irrevocable upon such condition being fulfilled. Example:- A person tells A to sell a certain thing to B and informs A he will pay him in the event of B failing to do so, and B does in fact fail so to do. The person making the promise is obliged to pay the money.

● Article 85. The enjoyment of a thing is the compensating factor for any liability attaching thereto; that is to say, in the event of a thing being destroyed, the person to whom such thing belongs must suffer the loss and conversely may enjoy any advantages attaching thereto. Example:- An animal is returned by reason of an option for defect. The vendor may not charge any fee on account of the use of the animal, because if it had been fallen upon the purchaser.

● Article 86. Remuneration and liability to make good loss do not run together.

● Article 87. Disadvantage is an obligation accompanying enjoyment. That is to say, a person who enjoys a thing must submit to the disadvantages attaching thereto.

● Article 88. The burden is in proportion to the benefit and the benefit to the burden.

● Article 89. The responsibility for an act falls upon the author thereof; it does not fall upon the person ordering such act to be performed, provided that such person does not compel the commission thereof.

● Article 90. If a person performs any act personally and is implicated therein with the person who is the cause thereof, the person performing such act is responsible thereof. Example:- A digs a well in the public highway and B causes C's animal to fall therein and to be destroyed. B is responsible thereof and no liability rests with the person who dug the well.

● Article 91. An act allowed by law cannot be made the subject of a claim to compensation. Example:- An animal belonging to A falls into a well which B has dug on his own property held in absolute ownership and such animal is destroyed . No compensation can be claimed.

● Article 92. A person who performs an act, even though not intentionally, is liable to make good any loss caused thereby.

● Article 93. A person who is the cause of an act being performed is not liable to make good any loss caused by such act unless he has acted intentionally.

● Article 94. No liability attaches in connection with offences of or damage caused by animals of their own accord.

● Article 95. Any order given for dealing with the property of any other person held in absolute ownership is void.

● Article 96. No person may deal with the property of another held in absolute ownership without suchperson's permission.

● Article 97. No person may take another person's property without some legal reason.

● Article 98. Any change is the cause of the ownership of a thing held in absolute ownership is equivalent to a change in that thing itself.

● Article 99. Any person who hastens the accomplishment of a thing before its due time, is punished by being deprived thereof.

Article 100. If any person seeks to disavow any act performed by himself, such attempt is entirely disregarded.

Google tercümesiEdit

AL-MAJALLA AL AHKAM AL ADALIYYAH

(Osmanlı Mahkemeleri El Kitabı (Hanafi))

GİRİŞ.

Bölüm I İslam Hukukunun Tanımı ve Sınıflandırılması

1. İslami hukuk bilimi bilimi, İlahi Yasama Meclisinin insan ilişkileri ile ilgili kavramları hakkındaki bilgisinden oluşur.

İslami hukuk meselesi meseleleri, ya gelecek ibadetle ilgili kurallar olarak bilinen dünyayı ya da bu dünyaya, iç ilişkiler, medeni yükümlülükler ve cezalarla ilgili bölümlere bölünmesiyle ilgilidir. Böylece, Allah, belirlenen süreye kadar dünyanın devam etmesine karar verdi. Bununla birlikte, bu, ancak, üreme amacıyla erkek ve dişinin evliliğine bağlı olan insanlığın sürdürülmesiyle gerçekleşebilir. Dahası, insan türünün devamı bireyler birliği ile birlikte sağlanır. Bununla birlikte, insan, doğasının zayıflığının, yiyecek, giyecek, barınma ve geçimini sağlayan endüstrilere bağlı olduğu görüşüdür. Başka bir deyişle, insanın medeni bir varlık olduğu gerçeği göz önüne alındığında, diğer hayvanlar gibi itude yaşayamaz, ancak, bir medeniyet durumunda yaşamak için diğerleriyle birlikte çalışma ve işbirliğine ihtiyaç vardır. Ancak her kişi, sevdiği şeyleri ister ve kendisine uygun olmayan şeylerden kaçınır. Sonuç olarak, tüm medeniyetlerin temeli olan evlilik, karşılıklı yardımlaşma ve sosyal ilişkilerle ilgili düzeni ve adaleti sürdürme ihtimaline sahip bir doğa yasaları oluşturulması gerekli olmuştur.

İslam hukukunun ilk bölümü iç ilişkilerle ilgili bölümdür. İkincisi, medeni yükümlülüklerle uğraşan bölümdür. Bu temelde medeniyetin devam etmesinin, cezalarla ilgili bazı hususların hazırlanmasını gerektirdiğine bakıldığında, İslam hukukunun üçüncü bölümü cezalarla ilgilenmektedir.

Medeni yükümlülüklerle ilgilenen bölümle ilgili olarak, en sık karşılaşılan sorular güvenilir çalışmalardan bir araya getirilmiş ve bu Kurallarda Kitaplar şeklinde belirtilmiştir. Bu Kitaplar Bölümlere ve Bölümler Bölümlere ayrılmıştır. Mahkemelerde uygulanacak detay soruları, aşağıdaki bölüm ve bölümlerde ortaya konan sorulardır. İslami hukukçular. bununla birlikte, her biri çok sayıda soruyu içeren ve bu alanların ispatı konusundaki incelemelerinde, bu soruları ispatlamak için gerekçelendirilmiş olan ve her biri çok sayıda soruyu içeren belirli genel kurallar altında İslami yargı soruları gruplandırılmıştır. Bu kuralların ön incelemesi, soruların anlaşılmasını kolaylaştırır ve akılda onları düzeltmeye hizmet eder. Sonuç olarak,

Bunlardan bir kaçı yalnız alınsa da, bazı istisnalar kabul edilse de, genel başvuruları, birbirleriyle yakından ilişkili olmadığı için hiçbir şekilde geçersiz sayılmaz.

BÖLÜM II. İSLAM HUKUKUNUN UMDELERİ.

2. Bir konu niyete göre belirlenir; Başka bir deyişle, belirli bir işleme verilecek olan etki bu işlemin amacına uygun olmalıdır.

3. Sözleşmelerde, kelime ve cümlelere değil, niyete ve anlama etkisi verilmektedir. Sonuç olarak, itfa hakkına tabi olan satış sözleşmesi rehin alma yetkisine sahiptir.

4. Kesinlik şüpheyle karşılanmaz.

5. Bir şeyin başlangıçta olduğu gibi kalması temel bir ilkedir.

6. Eskiden beri var olan şeyler olduğu gibi bırakılacaktır.

7. Eskiden beri yaralanma olmaz.

8. Sorumluluktan kurtulma temel bir ilkedir. Bu nedenle, eğer bir kişi bir başkasının mülkünü tahrip ederse ve onun miktarına ilişkin bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa, bu tür bir tahribata neden olan kişinin ifadesi duyulur ve ispatın tutarı fazla olan herhangi bir miktarın sahibine aittir. Bu özellikten.

9. Var olmamak, daha sonra tahakkuk edebilecek olan tüm haklara uygulanan temel bir ilkedir. Örnek: - Sermaye ve emek ortaklığı durumunda, kar elde edilip edilmediğine dair bir anlaşmazlık ortaya çıkar. Emeği sağlayan kişinin ifadesi duyulur ve sermayenin sahibi, kârın aslında yapıldığını ispatlamalıdır, çünkü temel prensip kârın varlığı değildir.

10. Aksi ispatlanmadıkça, herhangi bir zamanda kanıtlanmış olan herhangi bir konuda karar verilir.

Sonuç olarak, herhangi bir zamanda, belirli bir şeyin mutlak mülkiyette belirli bir kişiye ait olduğu kanıtlanırsa, bu mülkiyeti geçersiz kılan koşullar ortaya çıkmadıkça, mülkiyeti geçerli olmak için geçerli tutulur.

11. Herhangi bir yeni oluşumun günümüze en yakın zamanda meydana gelmesi temel bir ilkedir. Başka bir deyişle, yeni bir olayın sebebi ve gerçekleştiği zaman ile ilgili bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa, bu tür bir olayın, bir süre uzatma dönemi ile ilgili olmadığı kanıtlanmadıkça, günümüze en yakın zamana atıfta bulunularak ele alınmalıdır. .

12. Kelimelerin tam anlamıyla anlaşılması temel bir ilkedir.

13. Açık gerçekler karşısında çıkarımlara dikkat edilmeyecektir.

14. Metnin açık olduğu yerde, yorumlamaya yer yoktur.

15. Yasal analojiye aykırı bir husus, başka herhangi bir konuda analoji yoluyla verilemez.

16. Bir yasal yorum bir başkasını yok etmez.

17. Zorluk tesis haline gelir; Başka bir deyişle, zorluk tesisin sebebidir ve sıkıntı anında göz önünde bulundurulmalıdır. Krediler, borçların devredilmesi ve tahliye gibi pek çok İslami hukuk konusu bu ilkeden türetilmiştir ve İslam hukukçularının kararlarında gösterdikleri enlem ve hoşgörü bu kurala dayanmaktadır.

18. Enlem, zorluk durumunda göze alınmalı, yani herhangi bir maddede sıkıntı ortaya çıktığında, enlem ve hoşgörü gösterilmelidir.

19. Yaralanma yaralanmalarla karşılanamaz.

20. Yaralanma kaldırıldı.

21. Gereklilik, yasaklanmış şeylere izin verilen şeyleri verir

22. Gereklilik, bunun kapsamı ile tahmin edilir.

23. Bazı mazeretlerin varlığı nedeniyle izin verilen bir şey, mazeretin ortadan kalkmasıyla izin verilebilir olmaktan çıkar.

24. Bir yasak kaldırıldığında, bu yasağın bağlandığı şey eski yasallık durumuna geri döner.

25. Benzer bir yaralanma komisyonu tarafından yaralanma ortadan kaldırılamaz.

26. Toplumsal bir yaralanmadan kaçınmak için özel bir yaralamaya tahammül edilir. Beceriksiz bir doktorun uygulanmasının yasaklanması bu ilkeden türetilmiştir.

27. Daha az yaralanma nedeniyle ağır yaralanmalar giderilir.

28. İki kötülüğün varlığında, daha küçüklerin komisyonu tarafından daha büyük önlenir.

29. İki kötülüğün küçüğü tercih edilir.

30. Bir kötüyü kovmak, bir fayda sağlamak için tercih edilir.

31. Yaralanma mümkün olduğunca uzaklaştırılır.

32. Herhangi bir istek, ister kamusal isterse özel bir nitelikte olsun, vakanın durumlarını karşılayacak şekilde ele alınır. İtfa hakkına tabi satışın geçerliliği bu niteliktedir. Buhara sakinleri borçtan çok kötü düştüler, bu dava, olayın sürekliliğini karşılamak için uygulamaya kondu.

33. Gereklilik, bir başkasının hakkını geçersiz kılmaz. Sonuç olarak, aç bir kişi bir başkasına ait ekmeği yerse, bu kişi daha sonra değerini ödemek zorundadır.

34. Alınamayan bir şey de verilmeyebilir.

35. Yasaklanmış bir işlemin yapılmasını istemek yasaktır.

36. Gümrük bir hakemdir; Diğer bir deyişle, özel, ister kamu ister özel olsun, karar vermeyi haklı çıkarmak için çağrılabilir.

37. Kamuya açık kullanım kesin delildir ve buna göre önlem alınmalıdır.

38. İmkansız olarak kabul edilmesi alışılmış olan bir şeyin aslında imkansız olduğu kabul edilir.

39. Hukukun şartlarının, zaman içindeki değişikliklere bağlı olarak değiştiği kabul edilen bir gerçektir.

40. Gelenek varlığında, bir şeyin gerçek anlamına hiç saygı gösterilmez.

41. Etki, yalnızca düzenli olarak bulunduğu yerlerde veya evrensel olarak üstün olduğunda görene verilir.

42. Yaygın görülen olaylara etki verilir; nadiren olanlara değil.

43. Gümrük tarafından tanınan bir konu, sözleşmeden doğan bir yükümlülük olarak kabul edilir.

44. Tüccarlar tarafından tanınan bir mesele, bunlar arasında sözleşmeye bağlı bir yükümlülük olarak kabul edilir.

45. Gelenek tarafından oluşturulan bir konu, yasa ile belirlenmiş bir konu gibidir.

46. ​​Yasak ve gereklilik çatışması olduğunda, yasağı tercih edilir. Sonuç olarak, bir kişi alacaklıya borç için teminat olarak verdiği bir şeyi bir başkasına satamaz.

47. Aslında bir nesneye bağlı olan bir aksesuar da ona bağlıdır. Sonuç olarak, hamile bir hayvan satıldığında, rahmindeki genç onunla birlikte satılır.

48. Bir nesneye bir aksesuar ayrı olarak ele alınamaz. YvT Bir Örnek: Bir hayvanın rahmindeki genç ayrı olarak satılamaz.

49. Mutlak mülkiyette tutulan bir şeyin sahibi aynı zamanda böyle bir şeyin keyfini çıkarması için vazgeçilmez olanların da sahibidir.

50. İlke başarısız olursa, aksesuar da başarısız olur.

51. Başarısız olan bir şey geri yüklenmez; yani, gidenler geri dönmez.

52. Bir şey geçersiz olduğunda, içindeki şey de geçersiz olur.

53. Orijinal girişim gerçekleştirilemediğinde, bunun eşdeğeri gerçekleştirilir.

54. Kendi içinde izin verilmeyen bir şey, aksesuar olarak kabul edilebilir. Örnek: - Satıcının satıcısını sattığı ürünü alması için satıcısını yapmasına izin verilmez; ancak satıcıya, getirdiği hükümleri ölçmek ve içine koymak için bir çuval verir ve satıcı hükümleri çuvalın içine koyar, alıcı bu nedenle bunları dolaylı olarak ve bir aksesuar olarak alır.

55. Başlangıçta izin verilmeyen bir şeye daha sonraki bir dönemde izin verilebilir. Örnek: - Bölünmemiş ortak mülkiyete ait mülk payının hediye yoluyla elden çıkarılması geçersizdir, ancak bölünmüş ortak mülkiyete ait mülk payına hak sahibi bir kişi hediye ederse ve mülk edinirse, hediye hediye alıcının mülkü olamaz.

56. Devam etmek, başlamasından daha kolaydır.

57. Bir hediye ancak teslimatı aldığında kesinleşir. Örnek: - Bir kişi hediye yoluyla başka bir kişiye bir şey verir. Bu hediye, teslim alınana kadar bağlayıcı değildir.

58. Konular üzerinde kontrolün kullanılması halkın refahına bağlıdır.

59. Özel vesayet, halkın vesayetinden daha etkilidir. Örnek: - Aldatıcı bir vakfın mütevelli heyeti tarafından uygulanan vesayet, mahkemenin vesayetinden daha etkilidir.

60. Bir kelime, sessizlik içinde geçmekten ziyade, bir anlama sahip olarak yorumlanmalıdır. Başka bir deyişle, herhangi bir özel anlamlı bir kelimeye atfedilebilirse, anlamdan yoksun olarak geçilemez.

61. Kelimenin gerçek anlamı uygulanamadığında, mecazi anlamda kullanılabilir.

62. Eğer bir kelimeye bir anlam eklenemezse, tamamen dikkate alınmaz. Başka bir deyişle, bir kelimenin gerçek anlamıyla veya mecazi anlamda yorumlanamaması durumunda, anlamdan yoksun olarak sessizce geçilir.

63. Bölünemez bir şeyin bir kısmına yapılan atıf, bütünü referans olarak kabul edilir.

64. Mutlak, ya yasa metninde ya da ima yoluyla kısıtlı bir anlam kanıtı olmaması şartıyla, mutlak anlamda yorumlanır.

65. Mevcut bir şeye atıfta bulunulan bir açıklama etkisizdir, ancak tam tersi böyle bir şey mevcut değilse söz konusudur. Örnek: - Gri bir at satmak üzere olan bir satıcı, satışın gerçekleştiği toplantıda böyle bir gri at mevcut olduğunda, bu kadar bin kuruşa kadar kahverengi bir at sattığını belirtirse, teklifinin iyi olduğu söylenir. ve kahverengi kelimesi etkisizdir. Ancak mevcut olmayan gri bir at satıyorsa ve onu kahverengi olarak tanımlarsa, açıklama iyi olarak tutulur, ancak satış sonuçlanmaz.

66. Cevapta bir sorunun tekrarlandığı düşünülmektedir. Başka bir deyişle, olumlu bir soruya cevap verilmesi durumunda, soruyu cevaplayan kişinin soruyu tekrar ettiği düşünülmektedir.

67. Sessizliği sürdüren bir adama hiçbir ifade empoze edilmez, ancak sessizlik konuşma için mutlak bir zorunluluk olduğu bir ifadeye eşdeğerdir. Yani sessiz kalmaya devam eden bir insanın böyle bir ifade vermiş olduğu söylenemez, ancak sessiz kaldığı bir ifade vermesi gereken yerde durursa, böyle bir sessizlik bir kabul ve ifade olarak kabul edilir.

68. Karanlık meselelerde bir şeyin ispatı böyle bir şeyin yerine geçer. Başka bir deyişle, gerçeği keşfetmenin zor olduğu belirsiz meseleler, kendileriyle ilgili bariz kanıtlara göre değerlendirilir.

69. Yazışma, sohbet alış-verişinin yerini alır.

70. Genel olarak tanınan aptal bir insanın ifadesi ağızdan verilen bir ifadenin yerini alır.

71. Tercüman kelimesi her bakımdan kabul edilir.

72. Açıkça yanlışlıkla işaretlenmiş olan varsayımlara geçerliliği yoktur.

73. Olasılık, kanıtlara dayanmasına rağmen, kanıt değildir. Örnek: - Bir kişi ölümcül hastalığından muzdaripken, mirasçılarından birine belli bir miktar para borcu verdiğini kabul ederse, bu tür bir başvuru diğer mirasçıları dolandırıcılık olasılığından ötürü, diğer mirasçıları tarafından onaylanmadıkça bir kanıt değildir. malları ölümcül hastalıklara dayanıyor. Bununla birlikte, söz konusu ifadenin sağlık durumunun iyi olması durumunda, söz konusu kabulün geçerli olduğu kabul edilir. Olasılık, böyle bir varsayımdır ve sonuç olarak kabulün geçerliliği ile ilgili herhangi bir itiraz yoktur.

74. Sadece varsayıma ağırlık verilmemektedir.

75. İspat ile kurulan bir şey, göz muayenesi tarafından kurulan bir şeyle eşdeğerdir.

76. İZİN KABUL EDİLEN BELGELER; DENİZİN KİMDİĞİ YEMEĞİ.

77. Kanıtın amacı, görünüme aykırı olanı ispatlamak; yemin amacı orijinal devletin devamını sağlamaktır.

78. Kanıt, üçüncü kişiyi etkileyen kanıttır; başvuru sadece bu tür bir başvuruda bulunan kişiyi etkileyen kanıtıdır.

79. Bir kişi kendi kabulü ile bağlanır.

80. Çelişki ve ispat uyumsuzdur; ancak bu, çelişen kişiye karşı verilen bir kararı geçersiz kılmaz. Örnek: - Tanıklar, verdikleri kanıtlara geri dönerek kendileriyle çelişiyorlar. Bu tür kanıtlar kanıt değildir; ancak mahkeme, orijinal kanıtlara dayanarak halihazırda yargı kararı vermişse, bu karar bir kenara bırakılamaz, ancak tanıklar, kararın konusu olanın değerini yargılanan kişilere ödemek zorundadır.

81. İlke talebinin belirlenememesi, kendisine bir talep iştiraki tesis edilmemesi anlamına gelmez. Örnek: - Bir kişi, A'ya B'ye bir miktar borçlu olduğunu ve A'nın güvencesine sahip olduğunu belirtir. A'nın borcunu reddetmesi ve B'nin ödeme talep etmesi halinde söz konusu toplamı ödemek zorunda kalacağı belirtilir.

82. Eğer bir koşulun geçerliliği tespit edilirse, buna bağlı herhangi bir şeyin geçerliliği de kurulmalıdır.

83. Mümkün olduğunca bir koşul gözetilmelidir.

84. Bir duruma bağlı olan herhangi bir söz, böyle bir koşulun yerine getirilmesi üzerine geri alınamaz. Örnek: - Bir kişi A'ya B'ye belirli bir şey satmasını söyler ve A'ya, B'nin yapmaması durumunda kendisine ödeyeceğini bildirir ve B aslında bunu yapmaz. Söz veren kişi parayı ödemekle yükümlüdür.

85. Bir şeyin tadını çıkarmak, kendisine bağlanan herhangi bir yükümlülüğü telafi edici faktördür; Yani, bir şeyin imha edilmesi durumunda, böyle bir şeyin ait olduğu kişinin zararı olması gerekir ve bunun tersine, kendisine ekli herhangi bir avantajdan yararlanabilir. Örnek: - Bir hayvan, bir seçenek hatası nedeniyle iade edilir. Satıcı, hayvanın kullanımıyla ilgili herhangi bir ücret talep edemez, çünkü alıcıya düşmüş ise.

86. Ücret ve iyi zarar verme yükümlülüğü birlikte çalışmaz.

87. Dezavantaj, eğlenceye eşlik eden bir yükümlülüktür. Başka bir deyişle, bir şeye sahip olan bir insan, kendisine bağlı olan dezavantajlara boyun eğmek zorundadır.

88. Yük, fayda ve yükün yararı ile orantılıdır.

89. Bir hareketin sorumluluğu yazara aittir; böyle bir işlemi yapmayı emreden kişiye, komisyonu mecbur etmemesi koşuluyla, düşmez.

90. Bir kişi şahsen herhangi bir eylemde bulunursa ve bunun sebebi olan kişiyle ilgili ise, bu eylemi gerçekleştiren kişi kendisinden sorumludur. Örnek: - A, halk otoyolunda bir kuyu kazmaktadır ve B, C'nin hayvanının içine düşmesine ve tahrip olmasına neden olmaktadır. B bundan sorumludur ve kuyuya bakan kişilere sorumluluk yüklenmez.

91. Tazminat talebinde bulunulması yasaların izin verdiği bir eylemde bulunamaz. Örnek: - A'ya ait bir hayvan, B'nin mülkiyeti üzerine sahip olduğu mutlak mülkiyette kazdığı ve bu hayvanı imha ettiği bir kuyuya düşer. Tazminat talep edilemez.

92. Bir eylemi bilerek yapan, kasıtlı olmasa da, bu sebeple ortaya çıkabilecek zararları telafi etmekle yükümlüdür.

93. Yapılmakta olan bir eylemin sebebi olan bir kişi, kasıtlı olarak hareket etmediği sürece, böyle bir işlemden kaynaklanan zararı telafi etmekle yükümlü değildir.

94. Kendileri tarafından onaylanan hayvanların neden olduğu suçlar veya zararlarla ilgili olarak hiçbir sorumluluk yüklemesi yapılmaz.

95. Mutlak mülkiyette bulunan herhangi bir kimsenin mülkiyeti ile ilgili olarak verilen herhangi bir emir geçersizdir.

96. Hiç kimse, başka birinin mülkiyeti ile bu kişinin izni olmadan mutlak mülkiyette bulunamaz.

97. Herhangi bir kişi, herhangi bir yasal sebep olmadan başka birinin malını alamaz.

98. Herhangi bir değişiklik, mutlak mülkiyette tutulan bir şeyin mülkiyetinin sebebi, o şeyin kendisindeki bir değişime eşittir.

99. Zamanından önce bir şeyin başarılmasını hızlandıran herhangi bir kişi, mahrum edilmekle cezalandırılır.

100. Herhangi bir kişi kendisi tarafından gerçekleştirilen herhangi bir eylemi reddetmek isterse, bu girişim tamamen göz ardı edilir.


NotEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.