FANDOM


Makam-ı Mahmud (Şefaat-ı Uzmâ) En yüksek şefaat makamı. Peygamberimizin (A.S.M.) kavuşacağı, Allah tarafından vaad edilen makam. $ Cenab-ı Hak va'dettiği halde, her ezan ve kametten sonra edilen mervî duada $ deniliyor; bütün ümmet o va'di ifa etmek için dua ederler. Bunun sırr-ı hikmeti nedir? Bu kadar tekrar ile kat'i verilecek olan bir şeyin vermesini istemesinin sırr-ı hikmeti şudur: İstenilen şey, meselâ Makam-ı Mahmud bir uçtur. Pek büyük ve binler Makam-ı Mahmud gibi mühim hakikatları ihtiva eden bir hakikat-ı âzamın bir dalıdır. Ve hilkat-ı kâinatın en büyük neticesinin bir meyvesidir. Ve ucu ve dalı ve o meyveyi duâ ile istemek ise; dolayısiyle o hakikat-ı umumiye-i uzmanın tahakkukunu ve vücud bulmasını ve o şecere-i hilkatın en büyük dalı olan âlem-i bâkinin gelmesini ve tahakkukunu ve kâinatın en büyük neticesi olan haşir ve kıyametin tahakkukunu ve dâr-ı saadetin açılmasını istemektir. Ve o istemekle, dâr-ı saadetin ve Cennet'in en mühim bir sebeb-i vücudu olan ubudiyet-i beşeriyeye ve daavât-ı insaniyyeye kendisi dahi iştirak etmektir. Ve bu kadar hadsiz derecede azim bir maksad için, bu hadsiz duâlar dahi azdır. Hem Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a Makam-ı Mahmud verilmesi, umum ümmete şefaat-ı kübrasına işarettir. Hem o, bütün ümmetinin saadetiyle alâkadardır. Onun için hadsiz salâvat ve rahmet duâlarını bütün ümmetten istemesi ayn-i hikmettir. ş.)

MAKÂM-I MAHMÛD

Övülmüş makâm demektir. Kur'ân'-da bir âyette geçmiş ve şöyle denilmiştir: "(Ey Rasûlüm!) Gecenin bir kısmında sana mahsus bir nâfile namazı kılmak üzere uyan. Belki böylece Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır." (İsrâ, 17/79) Makâm-ı Mahmûd; Peygamberimizin âhirette ümmetine şefaat makâmıdır (Tecrid, XI/128). Peygamberimiz (a.s.), "Bu, ümmetime şefaat edeceğim makâmdır" demiştir (Tecrid, II/574). Ezandan sonra okunan duada geçen makâm-ı mahmûd da bu makamdır. Peygamberimiz (a.s.) "Kim müezzinin ezanını işittiği zaman, "ey bu tam çağrının (ezanın) ve dünya durdukça duracak olan namazın Rabbi Allah'ım! Muhammed'e vesileyi (cennette özel bir makâmı) ve fazîleti ver, onu kendisine vadettiğin makâm-ı mahmûd'a eriştir" diye dua ederse, kıyamette şefâate müstahak olur." demiştir (Tirmizî, Salat, 175. No: 211; Ebû Dâvûd, Salat, 38). Bu makâmda bütün halk Peygamberimizi över (Tecrid, XI/128). (İ.K.)

MAKAM-I MAHMUD

Övülen makam, ahirette Hz. Peygamber (s.a.s)'e verilecek olan makam. Bu makam onun önce bütün insanlara umumî; sonra da kendi ümmetine hususi surette şefaat edeceği makamın adıdır (Suyûtî, el-Hasaîsu'l-Kübra, Beyrut 1405/1985, II, 378).

İmam Taberî'nin rivayet ettiği bir Hadiste Hz. Peygamber (s.a.s), Makam-ı Mahmud ümmetime şefaat edeceğim bir makamdır" buyurmuştur. İmam Tirmizî'den gelen bir rivayette de Hz. Peygamber (s.a.s)'e Makam-ı Mahmud sorulmuş; "O şefaattir" cevabını vermiştir. Şefaat ise, Kadı İyaz'ın ifadesine göre ya hesabı kolaylaştırıp kulun affını veya derecesinin yükselmesini sağlamaktır.

"Gecenin bir vaktinde sana mahsus bir nafile namaz kılmak üzere uyan, belki böylece Rabbîn seni övülmüş bir makama (makam-ı mahmûda) ulaştırır" (el-İsrâ, 17/79).

En-Nakkaş'ın ifadesine göre Hz. Peygamber (s.a.s)'in şefaati üç, Kadı İyaz'ın ifadesine göre beş merhalede gerçekleşecektir. Bu merhaleler şöyledir

1) Umumi şefaat; Bu bütün insanları kaplamaktadır. Mahşer yerinde toplanan insanların, mahşerin sıkıntısından kurtulup hesaba çekilmesini sağlamak için Hz. Peygamber tarafından yapılacak şefaattir.

2) Müminlerden bir kısmının hesaba çekilmeden, sorgusuz Cennete girmeleri için Hz. Peygamber (s.a.s) tarafından yapılan şefaattir.

3) İslâm ümmetinden tevhid ehli olup ta günahları sebebiyle Cehenneme girmeye hak kazananlara Hz. Peygamber (s.a.s)'in ve Allah'ın şefaat edilmesini istediklerinin Cehennemden kurtulup Cennete girmeleri için yapılacak şefaattir.

4) Günahları sebebiyle Cehenneme girenlerin oradan çıkmaları için Hz. Peygamber (s.a.s), diğer peygamberler, melekler ve salih müminler tarafından yapılacak şefaat.

5) Cennet halkının derecelerinin yükseltilmesi için Hz. Peygamber (s.a.s) tarafından yapılacak şefâat (Kurtubî, el-Câmî li Ahkâmi'l-Kurân, X, 310).

Hz. Peygamber (s.a.s), makam-ı mahmud'da bulunduğu sırada elinde Hamd sancağı (Livaül-Hamda) bulunacaktır. Kendisi bunu bir hadiste şöyle belirtir:

Ben, kıyamet gününde Âdemoğullarının efendisiyim, ama bu övünmeyi gerektirmez. O gün elimde Hamd sancağı bulunacak, ama bu da övülmeyi gerektirmez. O gün gerek Âdem, gerek diğer bütün Peygamberler benim sancağımın altına sığınacaklardır" (Tirmizî, Menakıb, 1).

Abdullah b. Ömer'den gelen bir rivayette şöyledir:

İnsanlar (Peygamber'in ümmetleri olarak) cemaat cemaat toplanırlar. Her ümmet peygamberinin peşine düşer ve:

Ey filân, bize şefaat (edip bizi bu sıkıntıdan kurtar)" diye ricâ ederler. (Büyük Peygamberler dolaşılıp hepsinden bu konuda bir şey yapamayacaklarına dair cevap aldıktan sonra) şefaat işi dönüp dolaşıp son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s)e gelir. İşte bu, Cenab-ı Hakkı'ın onu makam-ı Mahmud'a gönderdiği gündür" (Kurtubî, a.g.e., s., 309).

Enes b. Malik'ten gelen bir rivayete göre de Kur'ân'ın kendisini Cehennemde hapsettiği kimselerden başkası Hz. Peygamberin şefaatine nail olup Cehennem'den çıkacaktır (İbn Hanbel, Müsned, III, 116).

Hz. Peygamber (s.a.s)'in Makam'ı Mahmud'a gönderilmesine, yani bu makama hak kazanmasına sebep olarak, herkes tarafından övülmesi ve ayette de belirtildiği gibi, "Teheccüde (gece namazına) devam etmesi gösterilmiştir" (el-İsrâ, 17/79).

Cabir b. Abdullah'tan gelen bir hadiste makam-ı mahmûd'a, yani, şefaate nail olmak için Hz. Peygamber (s.a.s), ümmetine şu tavsiyede bulunmaktadır:

"Kim ezanı duyduğu zaman; "Bu eksiksiz çağrının, dosdoğru kılınan namazın Rabbi olan Allahım; Muhammed (s.a.s)e vesileyi ve fazileti ve onu vadettiğin makam-ı mahmuda gönder" diye dua ederse, ona şefaatim gerekir, gerekli olur" (Buhârî, Ezan, 152).

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.