FANDOM



أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ

E raeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne).

1. e raeyte : sen gördün mü
2. ellezî : ki o, olan, yapan
3. yukezzibu : yalanlıyor
4. bi ed dîni : dîni
İmam İskender Ali Mihr : Dîni yalanlayanı gördün mü?
Abdulbaki Gölpınarlı : Gördün mü yalanlayanı dîni?
Abdullah Parlıyan : Gördün mü şu dini veya ahiretteki ceza ve mükafatı yalan sayanı?
Adem Uğur : Dini yalanlayanı gördün mü?
Ahmed Hulusi : Gördün mü dinini (Sünnetullâh'ı) yalanlayan şu kimseyi?
Ahmet Tekin : Dini, şeriatı, ilâhî düzeni, medeniyeti, hesap ve cezayı yalanlayanı gördün mü?
Ahmet Varol : Dini yalanlayanı gördün mü?
Ali Bulaç : Dini yalanlayanı gördün mü?
Ali Fikri Yavuz : Gördün mü, o hesab gününü inkâr edeni!... (Ebu Cehîl’i).
Bayraktar Bayraklı : Dini yalanlayanı gördün mü? [812][813]
Bekir Sadak : Dini yalan sayani gordun mu?
Celal Yıldırım : Dini (veya ceza ve hesap gününü) yalanlıyanı gördün mü ?
Cemal Külünkoğlu : Gördün mü, o hesap gününü yalanlayanı!
Diyanet İşleri (eski) : Dini yalan sayanı gördün mü?
Diyanet Vakfi : Dini yalanlayanı gördün mü?
Edip Yüksel : Dini yalanlayanı gördün mü?
Elmalılı Hamdi Yazır : Gördün mü o dîni tekzib edeni?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Gördün mü o dine yalan diyeni?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Dini yalanlayanı gördün mü?
Fizilal-il Kuran : Dini yalanlayanı gördün mü?
Gültekin Onan : Dini yalanlayanı gördün mü?
Hasan Basri Çantay : Dîni yalan sayanı gördün mü?
Hayrat Neşriyat : Dîni (hesab gününü) yalanlayanı gördün mü?
İbni Kesir : Dini yalanlayanı gördün mü?
Kadri Çelik : Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
Muhammed Esed : Hiç bütün bir ahlaki değerler sistemini yalanlayan (birini) tasavvur edebilir misin?
Ömer Nasuhi Bilmen : Gördün mü o kimseyi ki, dini tekzîp eder.
Ömer Öngüt : Resulüm! Dini yalanlayanı gördün mü?
Şaban Piriş : Hüküm gününü yalanlayanı gördün mü?
Suat Yıldırım : Baksana şu dini, mahşer ve hesabı yalan sayana!
Süleyman Ateş : Din (âhiret cezâsın)ı yalanlayan(adam)ı gördün mü?
Tefhim-ul Kuran : Gördün mü o şahıs ki ahiretteki ceza ve mükafatı yalanlar.
Ümit Şimşek : Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
Yaşar Nuri Öztürk : Gördün mü o, dini yalan sayanı?


فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ

: Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm(yetîme).

1. fe : artık, oysa
2. zâlike : işte o
3. ellezî : ki o, olan, yapan
4. yedu'u : itip kakan
5. el yetîme : yetim
İmam İskender Ali Mihr : Oysa yetimi itip kakan işte odur.
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte budur o kimse ki horlar yetîmi.
Abdullah Parlıyan : İşte o tip kimseler yetimi itip kakarlar.
Adem Uğur : İşte o, yetimi itip kakar;
Ahmed Hulusi : İşte o, yetimi azarlayıp iter - kakar,
Ahmet Tekin : İşte o, yetimleri, dulları itip kakandır.
Ahmet Varol : İşte o yetimi iter kakar.
Ali Bulaç : İşte yetimi itip kakan,
Ali Fikri Yavuz : İşte bu kimsedir ki, itib kakıyor yetimi;
Bayraktar Bayraklı : İşte o, yetimi itip kakar.
Bekir Sadak : (2-3) Oksuzu kakistiran, yoksulu doyurmaga yanasmayan kimse iste odur.
Celal Yıldırım : (2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi teşvîk etmeyen.
Cemal Külünkoğlu : (2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen/yoksula yedirmeyi teşvik etmeyen.
Diyanet İşleri (eski) : (2-3) Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
Diyanet Vakfi : İşte o, yetimi itip kakar;
Edip Yüksel : İşte, öksüze kötü davranan odur.
Elmalılı Hamdi Yazır : O dur ki işte iter yetîmi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte yetimi itip kakan odur!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İşte o, öksüzü iter, kakar.
Fizilal-il Kuran : İşte o, öksüzü iter, kakar.
Gültekin Onan : İşte yetimi itip kakan.
Hasan Basri Çantay : İşte yetimi unf-ü şiddetle iten,
Hayrat Neşriyat : İşte o, yetîmi itip kakandır.
İbni Kesir : İşte o'dur yetimi şiddetle iten,
Kadri Çelik : O, yetimi itip kakandır.
Muhammed Esed : İşte böyle biridir, yetimi itip kakan,
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi o kimsedir ki yetimi itiverir.
Ömer Öngüt : Yetimi itip kakan odur.
Şaban Piriş : Yetimi itip kakan işte odur.
Suat Yıldırım : O, yetimi şiddetle itip kakar.
Süleyman Ateş : İşte o, öksüzü iter, kakar;
Tefhim-ul Kuran : İşte yetimi itip kakan,
Ümit Şimşek : İşte odur ki, yetimi itip kakar.
Yaşar Nuri Öztürk : İşte odur yetimi itip kakan;



وَلَا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ الْمِسْكِينِ

Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).

1. ve lâ yahuddu : ve teşvik etmez
2. alâ taâmi : doyurmaya
3. el miskîni : miskin, yoksul, çalışmaya gücü olmayan
İmam İskender Ali Mihr : Ve miskini (yoksulu, çalışmaya gücü olmayanı) doyurmaya teşvik etmez.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve doyurmaz da, önayak olmaz da doyurmaya yoksulu.
Abdullah Parlıyan : Fakir ve muhtaçları doyurmaya çalışmadığı bir yana, başkalarına bu iş için ön ayak bile olmazlar.
Adem Uğur : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
Ahmed Hulusi : Yoksulları doyurmaya teşvik etmez (cimri, bencil)!
Ahmet Tekin : İşte o çevresi, çaresi olmayan yoksulları doyurmaya teşvik etmeyendir.
Ahmet Varol : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Ali Bulaç : Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Ali Fikri Yavuz : Yoksulu yedirmeğe de teşvik etmez (kimseyi)...
Bayraktar Bayraklı : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Bekir Sadak : (2-3) Oksuzu kakistiran, yoksulu doyurmaga yanasmayan kimse iste odur.
Celal Yıldırım : (2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulu yedirmeyi teşvîk etmeyen.
Cemal Külünkoğlu : (2-3) İşte odur yetimi itip kakan, yoksulun yiyeceği ile ilgilenmeyen/yoksula yedirmeyi teşvik etmeyen.
Diyanet İşleri (eski) : (2-3) Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
Diyanet Vakfi : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
Edip Yüksel : Yoksulları doyurmaya da yanaşmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve kayırmaz doyurmak üzere miskîni
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
Fizilal-il Kuran : Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
Gültekin Onan : Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Hasan Basri Çantay : yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Hayrat Neşriyat : Yoksulu doyurmağa da teşvîk etmez.
İbni Kesir : Yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen,
Kadri Çelik : Ve yoksulu doyurmayı teşvik etmez.
Muhammed Esed : yoksulu doyurma arzusu/gayreti duymayan.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve yoksula yemek yedirilmesi için teşvikte bulunmaz.
Ömer Öngüt : Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Şaban Piriş : Düşkünü doyurmaktan hoşlanmaz.
Suat Yıldırım : Muhtacı doyurmayı hiç teşvik etmez.
Süleyman Ateş : Yoksulu doyurmağa önayak olmaz.
Tefhim-ul Kuran : Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.
Ümit Şimşek : Yoksulu doyurmaya önayak olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk : Yoksulu doyurmayı özendirmez o.



فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ

Fe veylun lil musallîn(musallîne).

1. fe : işte
2. veylun : vay haline, yazıklar olsun
3. li el musallîne : namaz kılanlara
İmam İskender Ali Mihr : İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.
Abdulbaki Gölpınarlı : Vay hallerine o namaz kılanların.
Abdullah Parlıyan : Bir de münafıkça Allah'ın huzurunda durup namaz kılarlar. Böyle namaz kılanların vay haline! Böyle namaz kılanlara yazıklar olsun.
Adem Uğur : Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Ahmed Hulusi : Vay hâline o (âdet diye) namaz kılanlara ki;
Ahmet Tekin : Göstermelik namaz kılanların, Allah’ın huzurunda namaz kıldıklarının şuuruna ermeyenlerin vay haline!
Ahmet Varol : Şu namaz kılanların vay hallerine:
Ali Bulaç : İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
Ali Fikri Yavuz : Artık şiddetli azab olsun, (nifak sûretiyle) namaz kılanlara ki,
Bayraktar Bayraklı : (4-5) Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!
Bekir Sadak : Vay o namaz kilanlarin haline ki:
Celal Yıldırım : Vay hâline o namaz kılanların ki,
Cemal Külünkoğlu : (4-5) Vay, o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (namaza gereken ihtimamı göstermezler).
Diyanet İşleri (eski) : Vay o namaz kılanların haline ki:
Diyanet Vakfi : (4-5) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Edip Yüksel : Yazıklar olsun o namaz kılanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır : Fakat veyl o namaz kılanlara ki
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Fakat veyl o namaz kılanlara ki,
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Vay haline o namaz kılanların ki,
Fizilal-il Kuran : Vay, o namaz kılanların haline ki;
Gültekin Onan : Vay o namaz kılanların haline ki:
Hasan Basri Çantay : İşte (bu vasıflarla beraber) namaz kılan (münafık) ların vay haaline ki,
Hayrat Neşriyat : Artık vay o namaz kılanların hâline!
İbni Kesir : Vay o namaz kılanların haline,
Kadri Çelik : İşte (şu) namaz kılanların vay haline!
Muhammed Esed : Yazıklar olsun şu namaz kılıp duranlara,
Ömer Nasuhi Bilmen : Artık vay haline o namaz kılanların ki,
Ömer Öngüt : Yazıklar olsun o namaz kılanların haline!
Şaban Piriş : Öyleyse yazıklar olsun o namaz kılanlara.
Suat Yıldırım : Vay haline şöyle namaz kılanların:
Süleyman Ateş : Şu namaz kılanların vay haline,
Tefhim-ul Kuran : İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
Ümit Şimşek : Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
Yaşar Nuri Öztürk : Vay haline o namaz kılanların ki,


الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ

Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).

1. ellezîne : ki onlar, onlar ki
2. hum : onlar
3. an salâti-him : namazlarından
4. sâhûne : gâfil olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.
Abdulbaki Gölpınarlı : Öylesine namaz kılanların ki namazlarını unuturlar.
Abdullah Parlıyan : Onlar namaz konusunda gaflet içerisinde ve bilinçsizce hareket ederler yani kıldıkları namazdan habersiz, yalan yanlış namaz kılıyorlar.
Adem Uğur : Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Ahmed Hulusi : Onlar, (iman edenin mi'râcı olan) salâtlarından (okunanların mânâsını yaşamaktan) kozalıdırlar (gâfildirler)!
Ahmet Tekin : Namazlarını terketmeyi umursamayanların, başka şeylerle meşgul olmayı namaza tercih edenlerin, vakitlerine ve şartlarına riâyet etmeyenlerin, gaflet içinde, geçiştirerek namaz kılanların vay haline!
Ahmet Varol : Ki onlar namazlarından habersizdirler,
Ali Bulaç : Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
Ali Fikri Yavuz : Onlar, namazlarından gâfildirler,
Bayraktar Bayraklı : (4-5) Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!
Bekir Sadak : Onlar kildiklari namazdan gafildirler.
Celal Yıldırım : Namazlarında gaflet içindeler!.
Cemal Külünkoğlu : (4-5) Vay, o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (namaza gereken ihtimamı göstermezler).
Diyanet İşleri (eski) : Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
Diyanet Vakfi : (4-5) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.
Edip Yüksel : Onlar ki namazlarından tümüyle habersizdirler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Namazlarından yanılmaktadırlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : namazlarında yanılmaktadırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.
Fizilal-il Kuran : Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
Gültekin Onan : Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar.
Hasan Basri Çantay : onlar namazlarından gaafildirler,
Hayrat Neşriyat : Ki onlar, namazlarından gaflet edenlerdir (ona ehemmiyet vermezler)!
İbni Kesir : Ki onlar; kıldıkları namazdan gafildirler.
Kadri Çelik : Onlar, kıldıkları namazdan gafildirler.
Muhammed Esed : onlar ki kalpleri namazlarına yabancıdır,
Ömer Nasuhi Bilmen : O kimseler ki, onlar namazlarında yanılanlardır.
Ömer Öngüt : Ki onlar kıldıkları namazdan gâfildirler.
Şaban Piriş : Kıldıkları namazdan gafil olanlara.
Suat Yıldırım : (5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Süleyman Ateş : Ki, onlar namazlarından gaflet ederler (kıldıkları namazın değerini bilmez, ona önem vermezler).
Tefhim-ul Kuran : Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
Ümit Şimşek : Namazlarından gafildirler,
Yaşar Nuri Öztürk : Namazlarından gaflet içindedir onlar!




الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ

Ellezîne hum yurâûn(yurâûne).

1. ellezîne : onlar, ..… yapanlar
2. hum : onlar
3. yurâûne : gösteriş yaparlar
İmam İskender Ali Mihr : Onlar riya yapanlardır (gösteriş için yapanlardır).
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onlar, bütün işlerini gösteriş için yaparlar.
Abdullah Parlıyan : Aslında onlar her işlerini gösteriş için yaparlar.
Adem Uğur : Onlar gösteriş yapanlardır,
Ahmed Hulusi : Onlar gösteriş yapanların ta kendileridirler!
Ahmet Tekin : Kulluk ve ibadetlerinde, davranışlarında ikiyüzlü hareket edenlerin vay haline!
Ahmet Varol : Onlar gösteriş yaparlar,
Ali Bulaç : Onlar gösteriş yapmaktadırlar,
Ali Fikri Yavuz : Onlar, (namazlarıyla insanlara) gösteriş yaparlar;
Bayraktar Bayraklı : Onlar gösteriş yapanlardır.
Bekir Sadak : Onlar gosteris yaparlar.
Celal Yıldırım : Durmadan gösteriş yaparlar.
Cemal Külünkoğlu : Onlar gösteriş yaparlar (çıkar sağlamak ve iyi bilinmek için namaz kılarlar).
Diyanet İşleri (eski) : Onlar gösteriş yaparlar.
Diyanet Vakfi : (6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Edip Yüksel : Onlar ki gösteriş yaparlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Onlar ki müraîlik ederler
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlar ki, gösteriş yaparlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Gösteriş yaparlar onlar,
Fizilal-il Kuran : Onlar gösteriş yaparlar.
Gültekin Onan : Onlar gösteriş yapmaktadırlar.
Hasan Basri Çantay : onlar riyakârların ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat : Onlar ki, riyâkârlık (gösteriş için ibâdet) ederler!
İbni Kesir : Ki onlar; gösteriş yaparlar,
Kadri Çelik : Onlar, riya yapmaktadırlar.
Muhammed Esed : onlar ki niyetleri yalnızca görülüp takdir edilmektir,
Ömer Nasuhi Bilmen : O kimseler ki, onlar riyâkardırlar.
Ömer Öngüt : Onlar riyâkârlık (gösteriş) yaparlar.
Şaban Piriş : Gösteriş yapanlara.
Suat Yıldırım : (5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Süleyman Ateş : Onlar gösteriş (için ibâdet) yaparlar.
Tefhim-ul Kuran : Onlar gösteriş yapmaktadırlar,
Ümit Şimşek : Yaptıklarını gösteriş için yaparlar,
Yaşar Nuri Öztürk : Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.



وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ

Ve yemneûnel mâûn(mâûne).

1. ve yemneûne : ve mani olurlar, engel olurlar
2. el maûne : zekât ve yardımlaşma
İmam İskender Ali Mihr : Ve mâûna (zekâta ve yardımlaşmaya) mani olurlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve zekât vermeyi menederler.
Abdullah Parlıyan : İnsanlara yapılabilecek en küçük bir iyiliği ve yardımı da esirger ve sakınırlar veya zekat vermeye engel olurlar ve reddederler.
Adem Uğur : Ve hayra da mâni olurlar.
Ahmed Hulusi : Hayrı da engellerler!
Ahmet Tekin : Çok cüz’î mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız ve ödünç vermeyenlerin, gücüyle ve imkânlarıyla imdada yetişmeyenlerin vay haline!
Ahmet Varol : Ve zekatı (veya emaneti) vermezler.
Ali Bulaç : Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
Ali Fikri Yavuz : Ve zekâtı vermezler...
Bayraktar Bayraklı : Hayra da mâni olurlar.
Bekir Sadak : Onlar basit seyleri dahi vermezler. *
Celal Yıldırım : Zekâtı da, eğreti âlet edavatı da vermezler (yardımda bulunmaktan hiç hoşlanmazlar).
Cemal Külünkoğlu : Basit şeyleri bile esirgerler/Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Diyanet İşleri (eski) : Onlar basit şeyleri dahi vermezler.
Diyanet Vakfi : (6-7) Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Edip Yüksel : Ve yardımı da engellerler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve yardımlığı sakınır (zekatı yemezler).
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).
Fizilal-il Kuran : En ufak bir yardımı esirgerler.
Gültekin Onan : Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
Hasan Basri Çantay : Zekâtı da men'ederler onlar.
Hayrat Neşriyat : Ve mâûn’u (zekâtı) men' ederler!
İbni Kesir : Ve zekatı da men'ederler.
Kadri Çelik : Faydası olan her şeyi engellemektedirler.
Muhammed Esed : ve üstelik onlar, (insanlara) en ufak bir yardımı bile reddederler!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve men edilmesi mutad olmayan bir şeyi bile men ediverirler.
Ömer Öngüt : Zekâtı da menederler.
Şaban Piriş : Ufak tefek yardıma bile engel olanlara..
Suat Yıldırım : (5-7) Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
Süleyman Ateş : En ufak bir yardımı esirgerler.
Tefhim-ul Kuran : Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da' engellemektedirler.
Ümit Şimşek : Mâuna da engel olurlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.
Wikipedia-logo-tr
Vikipedi'den Maun Suresi/TEFSİR ile ilgili bir şeyler var
Maun suresi

Maun suresi

Bakınız

Şablon:Maunbakınız d


Maun Al-Ma'un
Maun Suresi Maun Ağacı
Maun Suresi/VP Maun Suresi/WP
Maun Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler Maun Suresi/TEFSİR Maun Suresi/ Taberi Tefsiri Maun Suresinin Tefsiri / Ömer Nasuhi Bilmen Maun Suresinin Tefsiri / Cübbeli Ahmed Hoca Maun Suresi/HADİS Maun Suresi/KERAMETLERİ Maun Suresi/MEFATİHU´L GAYB Maun Suresi/HAT Maun Suresi/AUDİO Maun Suresi/VİDEO
Maun Suresi-KSGK Maun Suresi/1-7 Maun Suresi/Albanian Maun Suresi/Azerice Maun Suresi/Bulgarca Maun Suresi/Fransızca Maun Suresi/Bulgarian
107/1 107/2 107/3 107/4 107/5 107/6 107/7
Tefsirler Maun Suresi/1-7 Maun Suresi/HDKD HDKD/Maun suresi
Maun suresi böyle buyurdu
Şablon:Maun

Al-Ma'un Maun english arabi
Çocuk hafız sümeyye eddeb - maun suresi www.ashabilyemin

Çocuk hafız sümeyye eddeb - maun suresi www.ashabilyemin.com

Sümeyye Eddeb



Dış linklerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.