FANDOM


Hakka Mearic

2010 Kur'an Yılında Mersin Yenişehir Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün Dünyanın En Kapsamlı Kur'an Portali Projesidir.

Nuh
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
Fransızca [1]
İngilizce Meali Pickthall)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
Au nom d'Allah, le Tout Miséricordieux, le Très Miséricordieux.
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful
Sağdan ve soldan fırka fırka
de droite et de gauche, [venant] par bandes?
On the right and on the left, in groups?
Onlardan her kişi na'îm Cennetine sokulacağını ümidmi ediyor?
Chacun d'eux convoite-t-il qu'on le laisse entrer au Jardin des délices?
Doth every man among them hope to enter the Garden of Delight?
Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık
Mais non! Nous les avons créés de ce qu'ils savent.
Nay, verily. Lo! We created them from what they know.
Artık o maşrıklerin, mağriblerin Rabbı için yemîne ne hacet, şübhesizki biz elbette kadiriz
Eh Non!... Je jure par le Seigneur des Levants et des Couchants que Nous sommes Capable
But nay! I swear by the Lord of the rising places and the setting places of the planets that We are Able
Onları kendilerinden hayırlısına tedbil edebiliriz ve bizim önümüze geçilmez
de les remplacer par de meilleurs qu'eux, et nul ne peut nous en empêcher.
To replace them by (others) better than them. And We are not to be outrun.
O halde bırak onları dalsınlar ve oynıya dursunlar tâ o va'd olundukları güne çatacakları deme kadar
Laisse-les donc s'enfoncer (dans leur mécréance) et se divertir jusqu'à ce qu'ils rencontrent leur jour dont on les menaçait,
So let them chat and play until they meet their Day which they are promised,
O günkü kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki çantalariyle dikmelere (putlara) gidiyorlarmış gibi fırlıyacaklar
le jour où ils sortiront des tombes, rapides comme s'ils couraient vers des pierres dressées;
The day when they come forth from the graves in haste. as racing to a goal,
Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracakda saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün
leurs yeux seront abaissés, l'avilissement les couvrira. C'est cela le jour dont on les menaçait!
With eyes aghast, abasement stupefying them: Such is the Day which they are promised.
Mearic Suresi/NAKİLLER - Mearic Tefsiri/Hak Dini Kur'an Dili
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Sure Formülleri