FANDOM



SADARETİN ARZI VE İRADE-İ SENİYYE

Orijinal Metin:Edit

"Atüfetlü Efendim Hazretleri,

Ma'lûm-ı alî buyurulduğu vechile hükkâm-ı şer-i şerif umur-ı şerliyeyi şer'an rü_ yete memur oldukları gibi mevâdd-ı nizâmiyeyi dahi fasl ü hasm etmekte ve mecâlis-i temyîz dahi taht-ı riyasetlerinde bulunmakta olduğundan ve mehâkim-i Şerfiyye ile ticâret mahkemelerinde mesalih ve de'aviden dolayı ihtilâfât ve müşkilat zuhûr ettirilmemesi lüzûmu meydanda idüğinden herkes kolaylıkla mütala'a ederek muamelatını ana tatbik etmek ve Mecâlis-i Nizâmiyye azasiyle emr-i idarede bulunan memurîn dahi bil-mütala'a mesâ'il-i Şer'iyyeye intisab ile ledel-îcâb İşlerini vüs'leri mertebe şer-i şerife tevfik eylemek ve hem mehâkim-i Şer'iyyede mu'teber ve mer'î ve hem de Mecâlis-i Nizâmiyyede hukuk davaları için kanun vaz'ından muğni olmak mütala'ası ile ihtilâfâttan arî ve yalnız akvâl-i muhtâreyi hâvî mu'âmelat-ı fikha dair sehl'ül-me'haz birkitâb yapılması ötedenberi mutasavver olduğu halde şimdiye kadar hayyiz-i fi'ile getirilememiş olub mücerred asr-ı mehâsin-hasr-ı hazret-i padişahi asar-ı celilesinden olmak üzere öyle bir eser-i hayrin vücuda getirilmesi zımnında Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırı Devletlü Paşa hazretlerinin taht-ı riyasetlerinde olarak bir cemiyet-i ilmiye teşkil olunmuş idi. Dîvân-ı mezkûrda bil'içtima fıkhın mu'âmelat kısmından kesirül-vuku' ve asra göre bedîhiyy'ül-lüzûm olan mevad hakkında sadat-ı Hanefiyenin akvâl-i mu'teberesi cem' edilerek müte'addid kitaplara taksim ve "Ahkâm-ı Adliye” ismiyle tevsim olunmak üzere tertib edilmiş olan Mecelle'nin mukaddimesi ile kitâb-ı evveli hitam bularak ol babda tanzim olunmuş olan mazbata ile beraber geçen gün akd olunan encümen-i mahsusta kıraat ve mütala'a olundu.

Bu Mecelle'de mezheb-i Hanefinin haricine çıkılmayup ve mevâdd-ı mündericesinin ekseri el-haletü hazihî fetvahanede mu'teber ve ma'mülün-bih olduğu cihetle bunlar hakkında bahse lüzûm görülmeyüb fakat yine fukaha-i Hanefiyeden bazı fuhûl-i eimmenin akvâl-i mu'teberesi nasa erfak ve maslahat-ı asra evfak olması hasebiyle ihtiyâr olunmuş ve fil-vaki bu mesâ'ilde akvâl-i muhtâre-i mebhûse ile amel olunmaklığa vakt ve halin mu'âmelatınca zarûret-i sahîha görünmüş olub yalnız bunlardan hakk-ı mürûr ve hakk-ı şirb ve hakk-ı mesil mes'elesinde el-haletü hâzihî fetvahanece mer'i olan akvâl cereyan eden muâmelata muvâfık olmağla bu mes'elenin hal-i sabıkı üzere ibka olunması bit-tensib 216'ncı madde ana göre sürh ile tashih edilmiş ve bu makule mesâ'il-i müçtehedün fihada herkangı kavl ile amel olunmasma irade-i seniyye-i hazret-i hilâfet-penahl şeref-sünüh buyurulur ise anınla amel olunmak vacib olduğundan Mecelle-i ma'ruzanın balası mûcebince amel olunmak mazmûn-ı celîlini hâvi mübarek Hatt-ı Hümayün-ı şevket-makrûn-l cenab-ı mülûkane ile tevşih buyuruldukdan sonra tabl ve temsil ettirilerek birer nüshasının bil-cümle mehâkim-i Şer'iyye ve nizâmiyyeye 'itası ve neşir ve ilanı haklarında her ne vechile emr ü ferman-ı dekayık-beyan-ı hazret-i şehinşahî isabet-efza-i sünûh ve südûr buyurulur ise infaz-ı hükm-i celîline ibtidar olunacağı ve Mecelle-i mezkûre


mazbata ile beraber arz ve takdim kılındığı beyanı ile tezkire-i senaveri terkim olundu efendim.

M. 7 Muharrem 1286.

Ma'rûz-ı Çaker-i Kemîneleridir ki,

Esâbi-'ı zîb-i tevkîr olan işbu tezkire-i samiye-i asıfaneleriyle Mecelle-i mezkûra ve mazbata, manzûr-ı mealim-vüfür-ı hazret-i padişahî buyurulmuş ve Mecelle-i ma'rûzanın iktiza-i alisi icra buyurulduğundan ol-vechile tabi ve temsili ile birer nüshasının bil-cümle mehâkim-i Şer'iyye ve nizâmiyeye itası ve neşr ü ilanı müte'allık ve şeref-südûr buyurulan emr ü irade-i mehâsin âdet-i cenab-ı hilafetpenahi mantûk-ı münifinden olarak marrül-beyan Mecelle ve mazbata yine savb-i samî-i sadaret-penahîlerine iade kılınmış olmağla ol babda emr ü ferman hazret-i veliyy'ül-emr'indir.

8 Muharrem 1286.6

Sadeleştirilmiş Metin:Edit

"Yüksek ma'lûmunuz olduğu üzere Şer'iyye hâkimleri Şer'î davâlara Şer'î noktadan riayete mecbur oldukları gibi kanunları da tatbîke vazîfeli idiler. Temyîz mahkemeleri de riyâsetleri altında bulunduğundan ve Şer'î Mahkemeleri ile Ticâret Mahkemeleri'nde iş ve davalardan dolayı ihtilâflar ve zorluklar meydana çıkartılmaması lüzûmu meydanda olduğundan herkes kolaylıkla gözden geçirerek mu'âmelelerini ona uydurmak ve Nizâmiye Mahkemeleri âzâsıyla idârî vazifelerde bulunan memurlar da gözden geçirmek suretiyle Şer'î mes'elelere vâkıf olarak îcâbında işlerini güçlerini yettiği kadar Şer'-i Şerife uygun yapmak ve hem Şer'î Mahkemelerde geçerli hem de Nizâmiye Mahkemelerinde hukuk davaları için kanun koymağa hâcet bırakmaması mütâla'asıyla ihtilâflardan uzak ve kendisi ile hüküm verilen maddeleri içine alan fıkıh mu'âmelelerine dâir kolay anlaşılır bir kitap yazılması öteden beri düşünüldüğü halde şimdiye kadar ortaya konulmamış olup, padişahımızın devr-i saltanatlarında kıymetli eserlerinden olmak üzere öyle bir hayırlı eserin vücûda getirilmesi için Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Nâzırı devletlü paşa hazretlerinin başkanlığında bir ilmî cemiyet teşkil olunmuş idi. Adı geçen komisyonda birlikte yapılan çalışmalar neticesinde fıkhın mulâmelât kısmından çok vuku bulan ve devre göre lüzûmu meydanda olan maddeler hakkında Hanefi mezhebinin ileri gelen alimlerinin mu'teber sözleri bir araya toplanarakı muhtelif kitaplara taksim edilmiş ve Ahkâm-ı Adliyye ismiyle adlandırılmak üzere tespit edilmiş olan Mecelle'nin mukaddimesiyle 1. kitâbı tamamlanarak bu hususta hazırlanan mazbata ile beraber geçen gün akdolunan husûsî komisyonda okunup tetkik edilmiştir. Bu Mecelle'de Hanefi mezhebinin dışına çıkılmayıp içerisindeki maddelerin ekserîsi hâlen Fetvâhâne'de mu'teber ve tatbik edilmekde olduğu cihetle bunlar hakkında bahselüzûm görülmeyip fakat yine Hanefi hukukçularından bazı ileri gelenlerinin mu'teber sözleri, insanların menfa'atlarına uygun ve asrın ihtiyaçlarına cevap vermesi sebebiyle alınmış, gerçekten bu mes'elelerde yukarıda bahsedilen kendisi ile hüküm verilen maddeler ile amel etmeye vakit ve hâlin mu'âmelelerine göre zaruret görülmüş olup, yalnız bunlardan hakk-ı mürûr, hakk-ı şirb ve hakk-ı mesil mes'elelerinde zamanımızda Fetvâhânece geçerli olan görüşler cereyân eden mu'âmelelere uyması sebebiyle bu mes'elenin eski hâli üzere terkedilmesi kararlaştırılarak 216. madde ona göre kırmızı kalemle tashih edilmiş ve buna benzer ictihad edilen mes'elelerde hangi kavi (söz, görüş) ile amel olunması hilâfet makamınca istenirse onunla amel etmek vacip olduğundan takdîm olunan Mecelle'nin üst tarafı gereği gibi amel olunmak emrini hâvî Pâdîşâhımızın mühürleri ile mühürlendikten sonra tabedilerek birer adedinin bütün Şer'iyye ve Nizâmiyye Mahkemelerine verilmesi, neşir ve ilanı haklarında her ne sûretle emir buyurulursa tatbîkine başlanacağı ve adı geçen Mecelle, mazbata ile beraber arz ve takdim kılındığı beyâmyla bu yazı kaleme alındı.”

7 Muharrem 1286 / 19 Nisan 1869. 7


5 Sadrazam tarafindan padişaha havâle olunan tezkirelerde imza yerine "malûmumdur" kelimeşinin kısaltılınışı olan M harfi kullanılırdı. 6 BOA, Mecelle Dosyası, No: 49/11, Gömlek No: 5/27; Osman Kaşıkçı, Mecelle, sh. 74 vd.






Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.