FANDOM


HAYATI: Edit

Cumhuriyet devri şair ve yazarlarındandır.1915'te İstanbul'da doğdu.28 Kasım 2002'de İstanbul'da öldü.Ankara Gazi Lisesini bitirdi(1936)Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğünde danışmanlık, Ankara Kitaplığında memurluk ve gazetecilik yaptı(1942-1951).İstanbul’a gelerek Akşam gazetesinde çalışmaya başladı(1951).Tercüman, Büyük Gazete,Tanin ve Cumhuriyet gazetelerinin sanat ve edebiyat sayfalarını yönetti;fıkra ve deneme yazdı.1954'ten sonra İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro bölümünde fonetik-diksiyon öğretmenliği yaptı,emekli oldu.Orhan Veli ve Oktay Rıfat'la birlikte garip akımının kurucularından oldu.İlk şiiri(Ukde) varlık dergisinde çıkan(15 Kasım 1936)Melih Cevdet,derginin daha sonraki sayılarında,liseden arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rıfat'la birlikte şiirler yayınlayarak Yeni Şiir'in üç öncüsünden biri oldu.Varlık,Ses,Yeditepe,Yaprak,Papirüs,Yeni Dergi,Soyut vb dergilerde şiirleri yayınlandı.Özellikle 1946'dan sonra sanatını romantik ögelerden kurtararak sosyal temellere yasladı.Uzun yıllar gerek gerçek adıyla gerekse çeşitli takma adlarla gazetelerde makaleler ve denemeler kaleme aldı,çeviriler yaptı.Eserlerinde kullandığı takma adlar şunlardır:Yaşar Telli Dede,Niyaz Niyazoğlu,A.Mecdi Velet,M.C.A.,Gani Girgin.Melih Cevdet Anday şiir,deneme,roman,gezi,anı,tiyatro oyunları yazmış ve çeşitli ödüller kazanmıştır.

Şiir Kitapları: Edit

Garip(1941,Orhan Veli Kanık ve Oktay Rıfat’la birlikte)

Rahatı Kaçan Ağaç(1946)

Telgrafhanede(1970)

Teknenin Ölümü(1975)

Sözcükler(1978 yılına kadar yazdığı bütün şiirler,'Yaşarken' adlı yeni bölüm ve iki masalla birlikte)

Ölümsüzlük Ardında Gılgamış(1981)

Tanıdık Dünya(1984)

Güneşte(1989)

Yağmurun Altında(1995)

Toplu Şiirler(1996)

Seçme Şiirler(1997)


Deneme Kitapları Edit

Doğu-Batı(1961)

Konuşarak(1964)

Yeni Tanrılar(1974)

Sosyalist Bir Dünya(1975)

Dilimiz Üstüne konuşmalar(1975)

Maddecilik ve Ülkücülük(1977)

Yasak(1978)

Paris Yazıları(1982)

Açıklığa Doğru(1984)

Yiten Söz(1992)

Aldanma ki(1992)

İmge Ormanları(1994)

Geleceği Yaşamak(1994)

Geçmişin Geleceği(1991)

Çok Sesli Toplum(2001)

Gezi Yazıları Edit

Sovyet Rusya,Azerbaycan,Özbekistan,Bulgaristan,Macaristan(1965)

Oyunları Edit

İçerdekiler(1965)

Mikado'nun Çöpleri(1967)

Dört Oyun(1972.Yarın Başka Koruda,Dikkat Köpek Var,Ölüler Konuşmak İsterler,Müfettişler)

Romanları Edit

Aylaklar(1965)

Gizli Emir(1970)

İsa'nın Güncesi(1974)

Raziye(1975)

Yağmurlu Sokak(1991)

Meryem Gibi(1991)

Birbirimizi Anlayamayız(1992)

Anıları Edit

Akan Zaman Duran Zaman(1984)

Melih Cevdet Anday’ın Almış Olduğu Ödüller Şunlardır: İlhan İskender Armağanı(1967-1968 Tiyatro Mevsiminde Mikadonun Çöpleri adlı eseriyle en başarılı oyun yazarı seçildi) Ankara Sanat Severler Derneği tarafından Aynı eserle 1971-1972 mevsiminde en iyi oyun yazarı seçildi. 1970 Sanat ödülleri yarışmasında TRT Roman Armağanı(Gizli Emir adlı romanıyla) 1973 TDK çeviri ödülü(Buz Sarayı adlı romanıyla) 1976 Yeditepe Şiir Armağanı(Teknenin Ölümü adlı kitabıyla) 1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü(Sözcükler Adlı Kitabıyla) 1981 Türkiye İş Bankası Ödülü(Ölümsüzlük Ardında Gılgamış adlı kitabıyla) 1984 Enka Sanat Ödülü(Ölümsüzler adlı oyunuyla) 1991 TÜYAP Onur Ödülü 2000 Aydın Doğan Ödülü

Bazı Şiirleri

ANI                                          

Bir çift güvercin havalansa

Yanık yanık koksa karanfil

Değil bu anılacak şey değil

Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı

Herkes gibi kalkacaktınız

Belki daha uykunuz da vardı

Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi

Sevdiğim sokak adları gibi

Bütün sevdiklerimin adları gibi

Adiniz geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan

Öpüşürken o dalgınlık bundan

Tel orgunun deliğinde buluşan

Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm

Kahramanlıklar okudum tarihte

Cağımıza yakışan vakur, sade

Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa

Yanık yanık koksa karanfil

Değil, unutulur şey değil

Çaresiz geliyor aklıma


APARTMAN

Dün iki katlıydı,

Bugün üç katlı

Derken

Dört katlı, beş katlı, altı katlı

Yükseliyor efendim yükseliyor,

Memleket yükseliyor


ATATÜRK ÜN BİR SAATİ VARDI

Atatürk'ün bir sözü vardı

Yediveren gül gibi açardı

Atatürk'ün bir atı vardı

Etilerden beri yaşardı

Atatürk'ün bir resmi vardı

Buğday tarlası gibi ağardı

Atatürk'ün bir saati vardı

Durmadı.

BEN DOĞMADAN ÖNCE

Denizlerden gel

Durup bakmak için gel

Dönüp gitmek için gel

Güvercin göğsü gibi,

Sevincim, ağarmış sevincim benim.

Ha aşkın dikeni, ha ölümün dikeni

Elimde bildik ağustos böceği

Kızgın bir ekvator hayvanı gibi.

Tarlalardan gel

Bir koşup bir durarak

Peşinde bir çift arı

Toz içinde bir güneş,

Sevincim, kocamış sevincim benim.

Ve bütün savaşımlara katıldım

Gözlerimdeki cesetlerdi ağırlığım

Bakırla turunç ağacından bir karışım.

Tahta bir köprüden gel

Bize benzer akarsu bazen

Küçük bir andır sonsuzluk

Ben doğmadan önceki mevsim,

Sevincim benim, kutsanmış sevincim.


BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ

Hava ne kadar güzel öğretmenim

Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel

Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim.

Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın

Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya

Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar


Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar

Hepsi hepsi ortada öğretmenim.

Ne olur bizde gidelim

Burda kalsın iğneli karafatmalar

Burda kalsın kitaplar

Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar

Burda kalsın hepsi

Bomboş kalsın evler okullar

Hapishaneler, hastahaneler...


RAHATI KAÇAN AĞAÇ 

Tanıdığım bir ağaç var

Etlik bağlarına yakın

Saadetin adını bile duymamış

Tanrının işine bakın.

Geceyi gündüzü biliyor

Dört mevsimi, rüzgarı, karı

Ay ışığına bayılıyor

Ama kötülemiyor karanlığı.

Ona bir kitap vereceğim

Rahatını kaçırmak için

Bir öğrenegörsün aşkı

Ağacı o vakit seyredin


FOTOĞRAF

Dört kişi parkta çektirmişiz,

Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...

Anlaşılan sonbahar

Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli

Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...

Babası daha ölmemiş Oktay'ın,

Ben bıyıksızım,

Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.


Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;

Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?

Oysa hayattayız hepimiz.


DÜZENLİ DÜNYA

Bayılırım şu düzenli dünyaya

Kışı, yazı, baharı, güzü, gecesi gündüzü sırayla

Ağaçların kökü içerde

Dalların başı yukarda

İnsanların aklı başında

Beş parmak yerli yerinde

Baş, işaret, orta, yüzük ve serçe

Diyelim ki kalksa da serçe, orta parmağa doğru yürüse

Ne haddine

Yahut akasyanın biri başını toprağa daldırdığı gibi bir gezintiye çıksa

Merhaba kestane merhaba çam

Esselamunaleyküm ve aleykümselam

Kimsin nesin nerelisin derken

Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden

Bir uğultudur başlar rüzgarda

Kökü dışarda, Kökü dışarda

Bayılırım şu düzenli dünyaya

Kışı, yazı, baharı.güzü.gecesi, gündüzü sırayla

Ağaçların kökü içerde

Dalların başı yukarda

İnsanların aklı başında

Altta ölüler

Üstte diriler

Gel keyfim gel


TELGRAFHANE


Uyuyamayacaksın

Memleketinin hali

Seni seslerle uyandıracak

Oturup yazacaksın

Çünkü sen artık o eski sen değilsin

Sen simdi issiz bir telgrafhane gibisin,

Durmadan sesler alacak

Sesler vereceksin

Uyuyamayacaksın

Düzelmeden memleketinin hali

Düzelmeden dünyanın hali

Gözüne uyku girmez ki

Uyumayacaksın

Bir sis cani gibi gecenin içinde

Ta gün ışıyıncaya kadar

Vakur metin sade

Çalacaksın.


ŞİNANAY

Ada vapuru yandan çarklı


Bayraklar donanmış cafcaflı

Simitçi kahveci gazozcu

Şınanay da şınanay

Müslümanı yahudisi urumu

İsporcusu ihtiyarı veremi

Kiminin saçı uçar, kiminin eteği

Şınanay da şınanay


Estirir de Ada yeli estirir

Seni sevindirir beni küstürür

Lüküs kamarada kimler oturur

Şınanay da şınanay


Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi-Tuba Göçmen-23.02.2010

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.