FANDOM


Metin lütfi baydar

Milletvekili Metin Lütfi Baydar Aydın CHP Milletvekili, Isparta Rektörü, ACL uzmanı ve diz ortopedisti , asker hekim,

Bakınız


Şablon:2011 Milletvekilleri - d


Şablon:Milletvekilleri Şablon:Milletvekilleri 2015 Seçim 61. Hükümet Başbakan Bakanlar
24.Dönem Milletvekilleri 2011 yılında seçilenler Milletvekili/2011 seçimleri Milletvekili/2011 seçimleri adayları 23. dönem milletvekilleri
MİA milletvekilleri Kaymakam milletvekilleri
Mersin Mersin milletvekilleri < Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti), Ahmet Tevfik Uzun (AK Parti), Nebi Bozkurt (AK Parti), Çiğdem Münevver Ökten (AK Parti); Aytuğ Atıcı (CHP), Vahap Seçer (CHP), İsa Gök (CHP), Ali Rıza Öztürk (CHP); Mehmet Şandır (MHP), Ali Öz (MHP); Ertuğrul Kürkçü (Bağımsız)
Adana Adana milletvekilleri Ömer Çelik (AK Parti), Mehmet Necati Çetinkaya (AK Parti), Necdet Ünüvar (AK Parti), Fatoş Gürkan (AK Parti), Ali Küçükaydın (AK Parti), Mehmet Şükrü Erdinç (AK Parti); Osman Faruk Loğoğlu (CHP), Ümit Özgümüş (CHP), Turgay Develi (CHP), Ali Demirçalı (CHP); Muharrem Varlı (MHP), Ali Halaman (MHP), Seyfettin Yılmaz (MHP), Murat Bozlak (Bağımsız).
Adıyaman
Adıyaman milletvekilleri
Ahmet Aydın (AK Parti), Mehmet Metiner (AK Parti), Muhammed Murtaza Yetiş (AK Parti), Mehmet Erdoğan (AK Parti); Salih Fırat (CHP).
Afyonkarahisar
Afyonkarahisar milletvekilleri
Veysel Eroğlu (AK Parti), Sait Açba (AK Parti), Halil Ürün (AK Parti); Ahmet Toptaş (CHP); Kemalettin Yılmaz (MHP).
Ağrı
Ağrı milletvekilleri
Mehmet Kerim Yıldız (AK Parti), Ekrem Çelebi (AK Parti), Fatma Salman Kotan (AK Parti); Halil Aksoy (Bağımsız).
Amasya
Amasya milletvekilleri
Naci Bostancı (AK Parti), Avni Erdemir (AK Parti); Ramis Topal (CHP).
Ankara / 1. Bölge
Ankara 1. Bölge milletvekilleri
Ali Babacan(AK Parti), Bülent Gedikli (AK Parti), Reha Denemeç (AK Parti), Tülay Selamoğlu (AK Parti), Nazmi Haluk Özdalga (AK Parti), Yalçın Akdoğan(AK Parti), Fatih Şahin (AK Parti), Ülker Güzel (AK Parti), Süleyman Sencer Ayata (CHP), Mehmet Emrehan Halıcı (CHP), Emine Ülker Tarhan (CHP), Aylin Nazlıaka (CHP), Bülent Kuşoğlu (CHP), Levent Gök (CHP), Yıldırım Tuğrul Türkeş (MHP), Zühal Topcu (MHP).
Ankara / 2. Bölge
Ankara 2. Bölge milletvekilleri
Cemil Çiçek (AK Parti), Haluk İpek (AK Parti), Salih Kapusuz (AK Parti), Nurdan Şanlı (AK Parti), Ahmet İyimaya (AK Parti), Cevdet Erdöl (AK Parti), Zelkif Kazdal (AK Parti), Emrullah İşler (AK Parti), Seyit Sertçelik (AK Parti), Gülsün Bilgehan (CHP), İzzet Çetin (CHP), Sinan Aydın Aygün (CHP), Gökhan Günaydın (CHP), Ahmet Deniz Bölükbaşı (MHP), Mustafa Cihan Paçacı (MHP).
Antalya
Antalya milletvekilleri
Vecdi Gönül (AK Parti), Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti), Menderes Türel (AK Parti), Sadık Badak (AK Parti), Hüseyin Samani (AK Parti), Gökçen Enç (AK Parti); Deniz Baykal (CHP), Osman Kaptan (CHP), Gürkut Acar (CHP), Yıldıray Sapan (CHP), Arif Bulut (CHP); Tunca Toskay (MHP), Mehmet Günal (MHP), Yusuf Ziya İrbeç (MHP).
Artvin
Artvin milletvekilleri
İsrafil Kışla (AK Parti); Uğur Bayraktutan (CHP).
Aydın
Aydın milletvekilleri
Mehmet Erdem (AK Parti), Semiha Öğüş (AK Parti), Gültekin Kılınç (AK Parti); Bülent Tezcan (CHP), Metin Lütfi Baydar (CHP), Osman Aydın (CHP); Ali Uzunırmak (MHP).
Balıkesir
Balıkesir milletvekilleri
Ahmet Edip Uğur (AK Parti), Mehmet Cemal Öztaylan (AK Parti), Tülay Babuşçu (AK Parti), Ali Aydınlıoğlu (AK Parti); Namık Havutça (CHP), Nedret Akova (CHP), Haluk Ahmet Gümüş (CHP); Ahmet Duran Bulut (MHP).
Bilecik
Bilecik milletvekilleri
Fahrettin Poyraz (AK Parti); Bahattin Şeker (MHP).
Bingöl
Bingöl milletvekilleri
Cevdet Yılmaz (AK Parti), Eşref Taş (AK Parti); İdris Baluken (Bağımsız).
Bitlis
Bitlis milletvekilleri
Vedat Demiröz (AK Parti), Vahit Kiler (AK Parti); Hüsamettin Zenderlioğlu (Bağımsız).
Bolu
Bolu milletvekilleri
Ali Ercoşkun (AK Parti), Fehmi Küpçü (AK Parti); Tanju Özcan (CHP).
Burdur
Burdur milletvekilleri
Bayram Özçelik (AK Parti), Hasan Hami Yıldırım (AK Parti); Ramazan Kerim Özkan (CHP).
Bursa
Bursa milletvekilleri
Bülent Arınç (AK Parti), Mustafa Öztürk (AK Parti), Hüseyin Şahin (AK Parti), Canan Candemir Çelik (AK Parti), İsmet Su (AK Parti), Mustafa Kemal Şerbetçioğlu (AK Parti), Hakan Çavuşoğlu (AK Parti), İsmail Aydın (AK Parti), Tülin Kara (AK Parti), Bedrettin Yıldırım (AK Parti), Önder Matlı (AK Parti); Sena Kaleli (CHP), Turhan Tayan (CHP), İlhan Demiröz (CHP), Aykan Erdemir (CHP), Kemal Ekinci (CHP); İsmet Büyükataman (MHP), Necati Özensoy (MHP).
Çanakkale
Çanakkale milletvekilleri
Mehmet Daniş (AK Parti), İsmail Kaşdemir (AK Parti); Ali Sarıbaş (CHP), Serdar Soydan (CHP).
Çankırı
Çankırı milletvekilleri
İdris Şahin (AK Parti), Hüseyin Filiz (AK Parti).
Çorum
Çorum milletvekilleri
Salim Uslu (AK Parti), Cahit Bağcı (AK Parti), Murat Yıldırım (AK Parti); Tufan Köse (CHP).
Denizli
Denizli milletvekilleri
Nihat Zeybekci (AK Parti), Mehmet Yüksel (AK Parti), Bilal Uçar (AK Parti), Nurcan Dalbudak (AK Parti); Adnan Keskin (CHP), İlhan Cihaner (CHP); Emin Haluk Ayhan (MHP).
Diyarbakır
Diyarbakır milletvekilleri
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), Mehmet Galip Ensarioğlu (AK Parti), Mine Lök Beyaz (AK Parti), Mehmet Süleyman Hamzaoğulları (AK Parti), Cuma İçten (AK Parti); Leyla Zana (Bağımsız), Emine Ayna (Bağımsız), Altan Tan (Bağımsız), Hatip Dicle (Bağımsız), Nursel Aydoğan (Bağımsız), Şerafettin Elçi (Bağımsız).
Edirne
Edirne milletvekilleri
Mehmet Müezzinoğlu (AK Parti); Recep Gürkan (CHP), Kemal Değirmendereli (CHP).
Elazığ
Elazığ milletvekilleri
Zülfü Demirbağ ( AK Parti), Şuay Alpay (AK Parti), Faruk Septioğlu (AK Parti), Sermin Balık (AK Parti); Enver Erdem (MHP).
Erzincan
Erzincan milletvekilleri
Sebahattin Karakelle (AK Parti); Muharrem Işık (CHP).
Erzurum
Erzurum milletvekilleri
Recep Akdağ (AK Parti), Adnan Yılmaz (AK Parti), Fazilet Dağcı Çığlık (AK Parti), Cengiz Yavilioğlu (AK Parti), Muhyettin Aksak (AK Parti); Oktay Öztürk (MHP).
Eskişehir
Eskişehir milletvekilleri
Nabi Avcı (AK Parti), Salih Koca (AK Parti), Ülker Can (AK Parti); Süheyl Batum (CHP), Kazım Kurt (CHP); Ruhsar Demirel (MHP).
Gaziantep
Gaziantep milletvekilleri
Hüseyin Çelik (AK Parti), Fatma Şahin (AK Parti), Şamil Tayyar (AK Parti), Abdullah Nejat Koçer (AK Parti), Mehmet Sarı (AK Parti), Mehmet Erdoğan (AK Parti), Derya Bakbak (AK Parti), İbrahim Halil Mazıcıoğlu (AK Parti), Ali Şahin (AK Parti); Mehmet Şeker (CHP), Ali Serindağ (CHP); Edip Semih Yalçın (MHP).
Giresun
Giresun milletvekilleri
Nurettin Canikli (AK Parti), Mehmet Geldi (AK Parti), Adem Tatlı (AK Parti); Selahattin Karaahmetoğlu (CHP).
Gümüşhane
Gümüşhane milletvekilleri
Kemalettin Aydın (AK Parti), Feramuz Üstün (AK Parti).
Hakkari
Hakkari milletvekilleri
Selahattin Demirtaş (Bağımsız), Adil Kurt (Bağımsız), Esat Canan (Bağımsız).
Hatay
Hatay milletvekilleri
Sadullah Ergin (AK Parti), Orhan Karasayar (AK Parti), Mehmet Öntürk (AK Parti), Adem Yeşildal (AK Parti), Hacı Bayram Türkoğlu (AK Parti); Mehmet Ali Ediboğlu (CHP), Mevlüt Dudu (CHP), Refik Eryılmaz (CHP), Hasan Akgöl(CHP); Adnan Şefik Çirkin (MHP).
Isparta
Isparta milletvekilleri
Süreyya Sadi Bilgiç (AK Parti), Recep Özel (AK Parti); Ali Haydar Öner (CHP); Süleyman Nevzat Korkmaz (MHP).
İstanbul 1. Bölge
İstanbul 1. Bölge milletvekilleri
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), Egemen Bağış (AK Parti), İdris Güllüce (AK Parti), Erol Kaya (AK Parti), Belma Satır(AK Parti), Mustafa Ataş (AK Parti), Muhammed Çetih (AK Parti), İsmet Uçma (AK Parti), Gürsoy Erol (AK Parti), Alev Dedegil (AK Parti), Mehmet Domaç (AK Parti), Osman Boyraz (AK Parti), Oktay Saray (AK Parti), Metin Külünk (AK Parti), Ahmet Berat Çonkar (AK Parti), Bilal Macit (AK Parti), Gürsel Tekin (CHP), Osman Korutürk (CHP), Akif Hamzaçebi (CHP), Ayşe Eser Danışoğlu (CHP), Şafak Pavey (CHP), İhsan Özkes (CHP), Nur Serter (CHP), Mahmut Tanal (CHP), Müslim Sarı (CHP), Celal Dinçer (CHP), Kadir Gökmen Öğüt (CHP), Engin Alan (MHP), Bülent Didinmezç (MHP), Sebahat Tuncel (Bağımsız).
İstanbul 2. Bölge
İstanbul 2. Bölge milletvekilleri
Nimet Çubukçu(AK Parti), Ayşe Nur Bahçekapılı (AK Parti), Burhan Kuzu (AK Parti), Ekrem Erdem (AK Parti), Volkan Bozkır (AK Parti), İbrahim Yigit (AK Parti), Ahmet Kutalmış Türkeş (AK Parti), İsmail Safi (AK Parti), Türkan Dağaoğlu (AK Parti), Şirin Ünal (AK Parti), Sevim Savaş (AK Parti), Hüseyin Bürge (AK Parti), Osman Aşkın (AK Parti), Ahmet Haldun Ertürk, (AK Parti), Ahmet Baha Öğütken (AK Parti), Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), Bihlun Tamaylıgil (CHP9,Sezgin Tanrıkulu (CHP), Aydın Ayaydın (CHP), Sedef Küçük (CHP), Ercan Cengiz (CHP), Haluk Eyidoğan (CHP), Aykut Erdoğdu (CHP), Melda Onur (CHP), Murat Başesgioğlu (MHP), Ümit Şafak (MHP), Sırrı Süreyya Önder (Bağımsız).
İstanbul 3. Bölge
İstanbul 3. Bölge milletvekilleri
Ömer Dinçer,(AK Parti), Abdülkadir Aksu (AK Parti), Ünal Kaçır (AK Parti), Hakan Şükür (AK Parti), Halide İncekara (AK Parti), Mustafa Şentopak (AK Parti), Feyzullah Kıyıklık (AK Parti), Tülay Kaynarca (AK Parti), Nureddin Nebati (AK Parti), Mehmet Doğan Kubat (AK Parti), Bülent Turan (AK Parti), Mehmet Muşak (AK Parti), Gülay Dalyan (AK Parti), Enver Yılmaz (AK Parti), Harun Karaca (AK Parti), Erdoğan Toprak (CHP), Umut Oran (CHP), Süleyman Çelebi (CHP), Oktay Ekşi (CHP), Binnaz Toprak (CHP), Sabahat Akkiraz (CHP), Faik Tunay (CHP), Ali Özgündüz (CHP), Mevlüt Aslanoğlu (CHP), Meral Akşener (MHP), Atila Kaya (MHP), Mehmet Taytak (MHP), Abdullah Levent Tüzel (Bağımsız).
İzmir 1. Bölge
İzmir 1. Bölge milletvekilleri
Ertuğrul Günay (AK Parti), Mehmet Tekelioğlu (AK Parti), İlhan İşbilen (AK Parti), İlknur Denizli (AK Parti), Ali Aşlık (AK Parti), Rıfat Sait (AK Parti); Güldal Mumcu (CHP), Rıza Türmen (CHP), Oğuz Oyan (CHP), Musa Çam (CHP), Hülya Güven (CHP), Erdal Aksünger (CHP); Oktay Vural (MHP).
İzmir 2. Bölge
İzmir 2. Bölge milletvekilleri
Binali Yıldırım (AK Parti), Aydın Şengül (AK Parti), Erdal Kalkan (AK Parti), Nesrin Ulema (AK Parti), Hamza Dağ (AK Parti); Alaattin Yüksel (CHP), Mustafa Balbay (CHP), Mehmet Ali Susam (CHP), Rahmi Aşkın Türeli (CHP), Aytun Çıray(CHP), Birgül Ayman Güler (CHP), Mustafa Moroğlu (CHP); Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP).

Bakınız

Seçim
MİA milletvekilleri
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş milletvekilleri
Mehmet Sağlam (AK Parti), Nevzat Pakdil (AK Parti), Mahir Ünal (AK Parti), Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu (AK Parti), Sevde Bayazıt Kaçar (AK Parti), Sıtkı Güvenç (AK Parti); Durdu Özbolat (CHP); Mesut Dedeoğlu (MHP).


Kars
Kars milletvekilleri
Ahmet Arslan (AK Parti), Yunus Kılıç (AK Parti); Mülkiye Birtane (Bağımsız).
Kastamonu
Kastamonu milletvekilleri
Hakkı Köylü (AK Parti), Mustafa Gökhan Gülşen (AK Parti); Emin Çınar (MHP).
Kayseri
Kayseri milletvekilleri
Taner Yıldız (AK Parti), Sadık Yakut (AK Parti), Mustafa Elitaş (AK Parti), Yaşar Karayel (AK Parti), Pelin Gündeş Bakır (AK Parti), Ahmet Öksüzkaya (AK Parti), İsmail Tamer (AK Parti); Mehmet Şevki Kulkuloğlu (CHP); Yusuf Halaçoğlu (MHP).
Kırklareli
Kırklareli milletvekilleri
Şenol Gürşan (AK Parti); Mehmet Kesimoğlu (CHP), Turgut Dibek (CHP).
Kırşehir
Kırşehir milletvekilleri
Abdullah Çalışkan (AK Parti), Muzaffer Aslan (AK Parti).
Kocaeli
Kocaeli milletvekilleri
Nihat Ergün (AK Parti), Fikri Işık (AK Parti), Sibel Gönül (AK Parti), Muzaffer Baştopçu (AK Parti), Zeki Aygün (AK Parti), İlyas Şeker (AK Parti), Mehmet Ali Okur (AK Parti); Hurşit Güneş (CHP), Mehmet Hilal Kaplan (CHP), Haydar Akar (CHP); Lütfü Türkan (MHP).
Konya
Konya milletvekilleri
Ahmet Davutoğlu (AK Parti), Kerim Özkul (AK Parti), İlhan Yerlikaya (AK Parti), Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti), Cem Zorlu (AK Parti), Hüseyin Üzülmez (AK Parti), Mustafa Baloğlu (AK Parti), Mustafa Kabakcı (AK Parti), Gülay Samancı (AK Parti), Mustafa Akış (AK Parti), Harun Tüfekçi (AK Parti); Atilla Kart (CHP); Faruk Bal (MHP), Mustafa Kalaycı (MHP).
Kütahya
Kütahya milletvekilleri
Soner Aksoy (AK Parti), Hasan Fehmi Kinay (AK Parti), İdris Bal (AK Parti), Vural Kavuncu (AK Parti); Alim Işık (MHP).
Malatya
Malatya milletvekilleri
Mahmut Mücahit Fındıklı (AK Parti), Mustafa Şahin (AK Parti), Öznur Çalık (AK Parti), Hüseyin Cemal Akın (AK Parti), Ömer Faruk Öz (AK Parti); Veli Ağbaba (CHP).
Manisa
Manisa milletvekilleri
Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti), Recai Berber (AK Parti), Uğur Aydemir (AK Parti), Muzaffer Yurttaş (AK Parti), Selçuk Özdağ (AK Parti); Hasan Ören (CHP), Özgür Özel (CHP), Sakine Öz (CHP); Sümer Oral (MHP), Erkan Akçay(MHP).
Mardin
Mardin milletvekilleri
Muammer Güler (AK Parti), Gönül Bekin Şahkulubey (AK Parti), Abdurrahim Akdağ (AK Parti); Ahmet Türk (Bağımsız), Gülser Yıldırım (Bağımsız), Erol Dora (Bağımsız).
Mersin
Mersin milletvekilleri
Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti), Ahmet Tevfik Uzun (AK Parti), Nebi Bozkurt (AK Parti), Çiğdem Münevver Ökten (AK Parti); Aytuğ Atıcı (CHP), Vahap Seçer(CHP), İsa Gök (CHP), Ali Rıza Öztürk(CHP); Mehmet Şandır (MHP), Ali Öz (MHP); Ertuğrul Kürkçü (Bağımsız).
Muğla
Muğla milletvekilleri
Ali Boğa (AK Parti), Yüksel Özden (AK Parti); Tolga Çandar (CHP), Nurettin Demir (CHP), Ömer Süha Aldan (CHP); Mehmet Erdoğan (MHP).
Muş
Muş milletvekilleri
Faruk Işık (AK Parti), Muzaffer Çakar (AK Parti); Sırrı Sakık (Bağımsız), Demir Çelik (Bağımsız).
Nevşehir
Nevşehir milletvekilleri
Ahmet Erdal Feralan (AK Parti), Murat Göktürk (AK Parti), Ebubekir Gizligider (AK Parti).
Niğde
Niğde milletvekilleri
Alpaslan Kavaklıoğlu (AK Parti), Ömer Selvi (AK Parti); Doğan Şafak (CHP).
Ordu
Ordu milletvekilleri
İdris Naim Şahin (AK Parti), Mustafa Hamarat (AK Parti), Fatihhan Ünal (AK Parti), İhsan Şener (AK Parti), Harun Çakır (AK Parti); İdris Yıldız (CHP).
Rize
Rize milletvekilleri
Hayati Yazıcı (AK Parti), Hasan Karal (AK Parti), Nusret Bayraktar(AK Parti).
Sakarya
Sakarya milletvekilleri
Hasan Ali Çelik (AK Parti), Ayhan Sefer Üstün (AK Parti), Şaban Dişli (AK Parti), Ayşenur İslam (AK Parti), Ali İhsan Yavuz (AK Parti); Engin Özkoç (CHP); Münir Kutluata (MHP).
Samsun
Samsun milletvekilleri
Mustafa Demir (AK Parti), Suat Kılıç (AK Parti), Cemal Yılmaz Demir (AK Parti), Tülay Bakır (AK Parti), Akif Çağatay Kılıç (AK Parti), Ahmet Yeni(AK Parti); Haluk Koç (CHP), İhsan Kalkavan (CHP); Cemalettin Şimşek (MHP).
Siirt
Siirt milletvekilleri
Afif Demirkıran (AK Parti), Osman Ören (AK Parti); Gültan Kışanak (Bağımsız).
Sinop
Sinop milletvekilleri
Mehmet Ersoy (AK Parti); Engin Altay (CHP).
Sivas
Sivas milletvekilleri
İsmet Yılmaz (AK Parti), Mesude Nursuna Memecan (AK Parti), Hilmi Bilgin (AK Parti), Ali Turan (AK Parti); Malik Ecder Özdemir (CHP).
Şanlıurfa
Şanlıurfa milletvekilleri
Faruk Çelik (AK Parti), Seyit Eyyüpoğlu (AK Parti), Mehmet Kasım Gülpınar (AK Parti), Mehmet Akyürek (AK Parti), Zeynep Karahan Uslu (AK Parti), Halil Özcan(AK Parti), Mahmut Kaçar (AK Parti), Abdulkadir Emin Önen (AK Parti), Yahya Akman (AK Parti), Abdulkerim Gök (AK Parti), Bekir Eren (AK Parti); İbrahim Ayhan (Bağımsız).
Tekirdağ
Tekirdağ milletvekilleri
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti), Özlem Yemişçi (AK Parti); Faik Öztrak (CHP), Candan Yüceer (CHP), Emre Köprülü (CHP); Bülent Belen (MHP)
Tokat
Tokat milletvekilleri
Zeyid Aslan (AK Parti), Şükrü Ayalan (AK Parti), Dilek Yüksel (AK Parti); Orhan Düzgün (CHP); Reşat Doğru (MHP).
Trabzon
Trabzon milletvekilleri
Faruk Nafiz Özak (AK Parti), Erdoğan Bayraktar(AK Parti), Aydın Bıyıklıoğlu (AK Parti), Safiye Seymanoğlu (AK Parti); Mehmet Volkan Canalioğlu (CHP); Koray Aydın (MHP)
Tunceli
Tunceli milletvekilleri
Kamer Genç (CHP), Hüseyin Aygün (CHP).
Uşak
Uşak milletvekilleri
İsmail Güneş (AK Parti), Mehmet Altay (AK Parti); Dilek Akagün Yılmaz (CHP).
Van
Van milletvekilleri
Burhan Kayatürk (AK Parti), Fatih Çiftci (AK Parti), Mustafa Bilici (AK Parti), Gülşen Orhan (AK Parti); Kemal Akdaş (Bağımsız), Aysel Tuğluk (Bağımsız), Özdal Üçer (Bağımsız), Nazmi Gür(Bağımsız).
Yozgat
Yozgat milletvekilleri
Bekir Bozdağ (AK Parti), Ertuğrul Soysal (AK Parti), Yusuf Başer (AK Parti); Sadir Durmaz (MHP).
Zonguldak
Zonguldak milletvekilleri
Köksal Toptan (AK Parti), Erdal Candan (AK Parti), Özcan Ulupınar (AK Parti); Mehmet Haberal (CHP), Ali İhsan Köktürk (CHP).
Aksaray
Aksaray milletvekilleri
Ali Rıza Alaboyun (AK Parti), Ruhi Açıkgöz (AK Parti), İlknur İnceöz (AK Parti).
Bayburt
Bayburt milletvekilleri
Bünyamin Özbek (AK Parti).
Karaman
Karaman milletvekilleri
Lütfi Elvan (AK Parti), Mevlüt Akgün (AK Parti).
Kırıkkale
Kırıkkale milletvekilleri
Beşir Atalay (AK Parti), Oğuz Kağan Köksal (AK Parti), Ramazan Can (AK Parti).
Batman
Batman milletvekilleri
Mehmet Şimşek (AK Parti), Ziver Özdemir (AK Parti), Ayla Akat Ata (Bağımsız), Bengi Yıldız (Bağımsız).
Şırnak
Şırnak milletvekilleri
Mehmet Emin Dindar (AK Parti); Hasip Kaplan (Bağımsız), Selma Irmak (Bağımsız), Faysal Sarıyıldız (Bağımsız).
Bartın
Bartın milletvekilleri
Yılmaz Tunç (AK Parti); Rıza Yalçınkaya (CHP).
Ardahan
Ardahan milletvekilleri
Orhan Atalay (AK Parti); Ensar Öğüt (CHP).
Iğdır
Iğdır milletvekilleri
Sinan Oğan (MHP); Pervin Buldan (Bağımsız).
Yalova
Yalova milletvekilleri
Temel Coşkun (AK Parti); Muharrem İnce (CHP).
Karabük
Karabük milletvekilleri
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), Osman Kahveci (AK Parti).
Kilis
Kilis milletvekilleri
Fuat Karakuş (AK Parti), Ahmet Salih Dal (AK Parti).
Osmaniye
Osmaniye milletvekilleri
Suat Önal (AK Parti), Durdu Mehmet Kastal (AK Parti); Devlet Bahçeli (MHP), Hasan Hüseyin Türkoğlu (MHP).
Düzce
Düzce milletvekilleri
İbrahim Korkmaz (AK Parti), Fevai Aslan (AK Parti), Osman Çakır (AK Parti). Şablon:2011 milletvekilleri --d
MİA milletvekilleri
Mehmet Ersoy - İdris Naim Şahin - Mehmet Necati Çetinkaya - Ali Küçükaydın
Denizci milletvekilleri
Avukat milletvekileri
İşadamı milletvekilleri
Akademisyen milletvekilleri

NOT: Bir önceki dönemden 201 milletvekili, bu dönemde de yeniden Mecliste yer bulabildi. Aday gösterilen ancak bu milletvekilleri kadar şanslı olmayan milletvekilleri de oldu. Şevket Gürsoy (AK Parti), Ahmet Koca (AK Parti), Abdurrahman Arıcı (AK Parti), Fatih Metin (AK Parti), Abdulmuttalip Özbek (AK Parti), Fevzi Şanverdi (AK Parti), Akif Ekici (CHP), Yaşar Ağyüz (CHP),Ali Arslan (CHP), Yaşar Tüzün (CHP), Ahmet Küçük (CHP), Ayşe Jale Ağırbaş (DSP), Çetin Soysal (CHP), Mehmet Ali Özpolat (CHP), Cemaleddin Uslu (MHP), Zekai Özcan (MHP), Şenol Bal (MHP), Recep Taner (MHP), Erdal Sipahi (MHP), Hasan Çalış (MHP), Osman Durmuş (MHP), Kadir Ural (MHP), Murat Özkan (MHP), Behiç Çelik (MHP), Zülfükar İzol (Bağımsız) ve Akın Birdal (Bağımsız) aday gösterildi ancak seçilemedi. 23. Dönemden önce görev alan eski milletvekillerinden bazıları da yeni Mecliste yer buldu. Bağımsız Milletvekilleri Hatip Dicle ve Leyla Zana, 17 yıllık bir aradan sonra yeniden Meclise girdi. Ayrıca yine eski dönem milletvekillerinden Ramazan Can (AK Parti), Zeynep Karahan Uslu (AK Parti), Semiha Öğüş (AK Parti), Bahattin Şeker (MHP), Aydın Ayaydın (CHP), Esat Canan (Bağımsız), yeniden milletvekili oldu. Siyasi partiler ne yaptı? AK PARTİ: AK Parti 12 ilde tulum çıkardı; Aksaray, Bayburt, Çankırı, Düzce, Gümüşhane, Karabük, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Nevşehir ve Rize milletvekilliklerinin tamamını kazandı. Hakkari, Iğdır ve Tunceli, AK Parti'nin hiç milletvekili çıkaramadığı iller oldu. CHP: CHP; Edirne, İzmir, Kırklareli, Muğla ve Tekirdağ'da AK Parti'ye karşı üstünlük sağladı. CHP'nin 33 ilden TBMM'de temsilcisi yer almadı. MHP: MHP ise Meclise 47 ilden milletvekili sokamadı. AK Parti ve CHP, bazı illerden eşit sayıda milletvekilini TBMM'ye gönderdi. AK Parti ve CHP, Aydın'da 3'er, Bartın'da 1'er, Çanakkale'de 2'şer, Erzincan'da 1'er, İzmir 1. Bölge'de 6'şar, Mersin'den 4'er, Sinop ve Yalova'dan 1'er milletvekilliği kazandı. AK Parti; Erdoğan'ın aday olduğu İstanbul 1. Bölge'de 30 milletvekilliğinin 16'sını, CHP; Kılıçdaroğlu'nun aday olduğu İstanbul 2. Bölge'de 27 milletvekilliğinin 9'unu, MHP; Bahçeli'nin aday olduğu Osmaniye'de 4 milletvekilliğinden 2'sini kazandı. AK Parti, 2002'de 34.28, 2007'de 46.58 oranında oy almıştı.
Şablon:2011 Milletvekilleri d

Metin Lütfi Baydar; 1960 yılında İzmir’in Buca ilçesinde doğdu. Aydın 7 Eylül İlköğretim Okulunu ve Aydın Lisesini bitirdi

1984 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. GATA Tıp Fakültesinde Ortopedi ve Travmatoloji bilim alanında uzmanlığını tamamladı. Aynı fakültede 1995 yılında Doçent oldu. Sağlık Bakanlığı Eğirdir Kemik Hastanesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde Başhekimlik yaptı. 2000 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesine profesör olarak atandı ve bu üniversitenin Araştırma Uygulama Hastanesi Başhekimliğine getirildi.

2004 yılında Türkiye’nin en genç rektörlerinden biri olarak Süleyman Demirel Üniversitesi rektörlüğüne atandı. Rektörlükteki ilk 4 yıllık sürenin sonunda aynı göreve 2008 yılında yeniden atandı. 10 Mart 2011 tarihine kadar bu görevi sürdürdü.

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesindeki görevi esnasında anabilim dalının yanında Artroskopi ve Diz Cerrahisi ile Spor ve Sporcu Sağlığı alanında özgün çalışmaları ve başarılı uygulamalarıyla ün kazandı. Üniversitenin bu anabilim dalını Uluslararası Artroskopi Eğitim Merkezi haline getirdi.

Tıp Mesleği ile Ortopedi ve Travmatoloji ana bilim dalının yanı sıra Sporcu Sağlığıyla ilgili çok sayıda mesleki birliğin üyesi olan Baydar, birçok spor kuruluşu ve federasyonda yönetim ve temsil görevleri de üstlenmiş bir bilim adamıdır. Artroskopi ve Diz Cerrahisi, Spor Travmatolojisi ile Taekwando Sporcu Sağlığı alanlarında uluslararası ve ulusal ödüllere layık görülmüştür.

Uluslararası hakemli dergilerde 20’nin üzerinde makalesi ve uluslararası bildiriler kitaplarında 59 yurtdışı bildirisi bulunan Baydar’ın yurtiçi hakemli dergilerde ve bildiriler kitaplarında yer alan 100’ün üzerinde yayını bulunmaktadır. Yurtdışında 2, yurtiçinde 5 kitabı yayınlanan Baydar’ın çok sayıda video sunumu ile yurtiçi veya yurtdışında üstlendiği birçok editörlük ve hakemlik görevleri bulunmaktadır. Ayrıca üniversite ve ulusal kuruluşlarca desteklenen 6 ayrı projesi gerçekleşmiştir.

Prof. Doktor Metin Lütfi Baydar mesleki alanda tanınır bir şahsiyet olmanın yanı sıra ulusal ve uluslararası bilimsel kongre, sempozyum, panel veya tören gibi etkinliklerde sunduğu çok sayıda özgün konuşmaları ile dikkat çekmiştir.

Rektör olarak görev yaptığı süre içerisinde Süleyman Demirel Üniversitesi’nin yurtdışına açılması, Avrupa Üniversiteler Birliğine katılması, Bologna Sürecine uyum sağlaması yönünde önemli başarılar elde etmiştir.

2008 yılında UNESCO çatısı altında görev yapan Uluslararası Üniversiteler Birliği’nde (IAU) yönetim kuruluna seçilen ilk ve tek Türk rektörü olmuştur. Bu görevi halen yürütmektedir.

Prof. Dr. Baydar 2010 yılında Azerbaycan Odlar Yurdu Üniversitesi’nden fahri doktora payesi almıştır.

İngilizce bilen Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar evli ve 2 çocuk babasıdır.


Eyşi sözlük

aydın'dan chp'nin 2. sıra milletvekili adayı olmuştur. (itiraf ediyorum, 11.04.2011 17:51) aydın'dan seçilme ihtimali oldukça yüksek bir yerden yani 2. sıradan aday olmuştur. genç ve oldukça bilgili bir danışman kadrosuyla adaylık kampanyası sürecinde ve seçilirse meclis'te oldukça ses getireceğe benziyor. (sanver, 11.04.2011 22:33)

  1. 22999088?şikayet et

yeni mecliste chp sıralarında bulunacak sdü eski rektör hocası. (mechanica, 12.06.2011 21:49) 12 haziran 2011 milletvekili genel seçim sonuçlarına göre aydın'ı temsil edecek milletvekili. (toora loora, 13.06.2011 00:13) dün sinirden yahut üzüntüden gözümden kaçmış olan fakat bugün aydın'dan milletvekili olduğunu görünce her şeye* rağmen yüzümü gülümsetmeyi başarmış güzel insan, eski rektörüm. süleyman demirel üniversitesindeki görevini bırakmış olduğunu da bu sabah buradan öğrendim. rektörlüğü bırakması ısparta adına büyük kayıp, vekil olması bu millet adına büyük kazançtır. meclisin böyle adamlara ihtiyacı vardı, güzel oldu. chp sıralarında bu vatan için elinden geleni yapacağına hiç şüphem yok. (sol, 13.06.2011 08:54) sdü rektörü olduğu süre içinde kampüs içerisine cami temeli atan chp'li milletvekili. (laz che, 22.07.2011 15:55) chp nereye?

bugün çok az kişi hatta sadece bir avuç idealist, yarının chp'si için politikalar üretiyor chp nereye?

kemal kılıçdaroğlu liderliğindeki chp, tartışılmaya devam ediyor. metin lütfi baydar

2000’li yılların türkiye’sinde değişimi anlamak, dünyanın yönelimleriyle birlikte türk siyasetinin yakın geçmiş dönemini göz önünde bulundurmayı da gerektiriyor. 2000’li yılların ilk on yılı kimlik temelli kutuplaşmış bir siyasal rekabeti, türkiye’de ana belirleyici haline getirdi. bu derin kutuplaşmalar partileri, siyasal eksenlerin uç noktalarına itiyor ve bu noktalarda partilerin kendilerine sadık ve sabit seçmen kitleleri yaratmalarına ortam hazırlıyor. işte bu nedenle siyasal elitler yüksek düzeyli kutuplaşmayı olumlu karşılayabiliyor. ancak merkezden uzaklaşmak beraberinde ılımlı eğilimlerin etkisini kaybetmesine yol açıyor. böylece ortaya siyasal sistemin zararına işleyen bir döngü çıkıyor. kaliteli bir demokrasi için bu sert kutuplaşmaların yumuşaması gerek. aksi takdirde siyasal rekabet bir hesaplaşma aracı olarak sürüp gidecek gibi.

merkezin solunda bu siyasal rekabetin içinde ideolojisiz ve temelsiz bir partinin varlık gösterebileceğini iddia etmek çok zor. daha da somutlaştıralım: chp’nin ideolojik bir duruşu var. 1950’den bu yana değişik dönemlerde chp’nin misyonunu tamamladığı ve tarihteki yerini alması gerektiği tartışmaları, zaten yapılıyor. evet, partideki durağanlığın önüne geçilmeli. ancak bunu dillendiren ve yenilik vaat eden yeni chp söylemi de siyasal arenada gezinen bir fısıltı oluverdi. doğrusunu söylemek gerekirse, türkiye’deki hızlı değişimi yönetecek vizyona sahip olmayan her partinin tarihteki yerini alması daha uygun olacaktır. bugün chp, kendi kulvarında amiral gemisi konumunda, modernleşmeci, kalkınmacı, ilerici, laik ve sosyal politikaların üstlenicisi anaakım partidir. 1980 sonrasında kendini yenileyememesinin bedelini chp ile birlikte bütün bir ülke de ödemek zorunda kalıyor. chp, kadroları ve programıyla gerçekten hazır olduğunda, türkiye’de iktidar partisi olacaktır. bu, vuku bulmadığından türkiye’de siyaset sağa yığılmış şekilde yürütülüyor, iktidar sağdaki partiler arasında el değiştiren bir enstrüman haline geliyor. diğer yandan chp, geçen hafta baskın oran ve ahmet tonak’ın radikal iki sayfalarında değindiği gibi, en başından bu yana kendini sosyalist-komünist dalgadan ayrı tuttu, liberal demokratik sistemin içinde ortanın/merkezin solunda konumlandı. bu konum günümüzde sosyal piyasa mekanizmasına dayanan yeni sol denen bir anlayışı beraberinde getirmelidir. bu, ‘kapitalizmin ufku ile sınırlı olmak değil’, kapitalizmi sosyal değerlerle ehlileştirme anlayışıdır. dolayısıyla parti işe başlarken kendi konumunu ve siyasal rekabetin çerçevesini netleştirmeli, bu çerçeveyi kamuoyuna doğru ve açık bir şekilde sunmalı ve sahip olduğu sağlam temelli eşitlikçi-adaletçi sosyal politikalarını anlatmalı. bir diğer nokta, partinin temeli olan atatürk devrimleri. atatürk’ün siyasal çizgisi, sınırlı bir entelektüel grubun fantezisi olamayacak kadar idealist ve halkçı bir bakış açısıdır. atatürk devrimlerinin halktan kopması ve fildişi kulelere hapsolması, parti ve ülke için acı bir durum. ki bu, seçmen tabanından kopuşun, genel merkez binasında geçen siyasal hayatın ve iktidar partisiyle laf yarışına dayanan siyaset anlayışının mazereti olarak görülemez. unutulmamalı ki chp, halktan kopmak için değil, halkla bütünleşmek için kuruldu.

statik laiklik başka bir husus, partinin üzerinde ısrarla durduğu statik laiklik anlayışı. gerçekten de türkiye’de, cumhuriyet’in kazanımlarıyla çelişmeyecek, ancak her kesimi de kucaklayabilecek, demokrasi ve özgürlükler çerçevesinde kapsayıcı ve barışçı bir laiklik anlayışının işler hale gelmesi gerekiyor. din devleti, devlet de dini kontrol etmeye çalışmamalı, din temel bireysel özgürlükler alanına bırakılmalı. böylece dindarlık ve laiklik pekala birarada olabilir. türkiye’de siyasetin yenilenmesinde pek çok engel var. örneğin siyaset gençlere ve kadınlara kapalı. bayrak astırmak için gençlik kolları, kermes düzenlemek için kadın kolları kurmak, siyasete katılacak kadroları törpüleyen bir süreç oluşturuyor. gençler ve kadınlarla birlikte bugün türkiye siyaseti, eğitimli kesimleri de dışlıyor.

asıl mesele demokratik sistemin iyi işlemesi için daha çok kurumsallaşma gerek. bugün türkiye’de toplam belediye başkanlıklarının yüzde 50’den fazlası, iktidar partisinden seçili. ancak bu oran söz konusu belediyelerin hepsinin iktidar partisinin ideoloji ve programını paylaştığı anlamına gelmiyor. tam tersine akp’li olmayan ama akp’li görünen pek çok belediye var. bunlar seçmenleriyle birlikte, iktidar dışındaki bir partiden seçildiklerinde belediyenin kaynaklarının kısıtlı olacağını, kendilerinin de iş yapamaz hale geleceğini biliyorlar. herkesin zalim olduğu bir yerde zeytin dalını yeşertmek oldukça zor. özgürlük, eşitlik, adalet gibi demokratik işleyişin temelini oluşturan ilkeleri her kesim kendi tekelinde görmek eğiliminde olduğundan türkiye’de mevcut şartlar içinde sağlıklı bir anayasa ve benzeri düzenlemeler yapılabilir değil. oysa asıl mesele özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin herkesi aynı biçimde kapsaması olmalı. dolayısıyla chp yenilenmek istiyorsa kendi seçmen kitlesinin yanında, kemal kılıçdaroğlu’na “bana öyle bir politikanızı söyleyin ki, chp’ye oy vereyim” diyen türbanlı kıza yönelik yeni, kapsayıcı ve geleceğe yönelik bir vizyon geliştirmeli.

elini taşın altına koymak bir gün herkes fenerbahçeli olacak diye bir slogan var, bir futbol takımı için esprili bir iddia. oysa bu iddia, demokratik siyasal rekabetin içinde iktidar olan bir parti tarafından dile getirildiğinde, bütün sempatisini kaybediyor. aslında herkesin akp’li olduğu bir türkiye’nin baas rejimlerinden bir farkı kalmaz. hatırlayın, bundan 70 yıl önce türkiye’de herkes chp’liydi! bugünkü akp’lilerin babalarından ve dedelerinden de pek çok chp’li bulup çıkarmak mümkün. ama chp beğenin ya da beğenmeyin, bu duruma son vererek, karşısına bir muhalefet partisini yerleştirmeyi ve onu yaşatmayı başardı. nihayetinde her sağ partinin atası olarak gördüğü demokrat parti dahi, chp’nin bünyesinden koparak kuruldu ve iktidarı devraldı. işte chp kendi karşıtını yaratmış ve iktidarı ona devredecek kadar da olgunlukla demokrasiyi benimsemiş bir yenilikçi parti kimliğine sahip. bu örnek dünya üzerinde belki de tek ve en özgün örneklerden biridir. genel bir bakışla şimdilik bu kadarla yetinelim. bugün yeni şartlar ve bu yeni şartların ortaya çıkardığı yeni bir siyasal tablo var. bu tabloda partili olsun olmasın, herkes chp’yi istisnasız ve acımasız şekilde eleştiriyor. herhalde liderinin, başında bulunduğu partisini eleştirdiği tek örnek yine chp. çünkü türkiye’de chp’yi eleştirmek kolay ve dahası moda. bugün çok az kişi hatta sadece bir avuç idealist, yarının chp’si için politikalar üretiyor. buna rağmen chp’nin elinde bir muhalefet partisi olarak yenilenmek ve bir sonraki seçimlerde iktidara güçlü bir alternatif olma olanaklarının hepsi var. yola çıkış noktası ise, taşın altına elini koymak, geleceğin bugünden başladığını görmek ve değişimin değişmezliğini kabul etmek!

metin lütfi baydar : prof. dr., chp aydın milletvekili

kaynak: http://www.radikal.com.tr/...15.11.2011&categoryid=42 (sanver, 16.11.2011 21:51) chp ve gelecek prof. dr. metin lütfi baydar chp aydın milletvekili

m.ö. v. yüzyılda efesli herakletios, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir dediğinde binyıllar boyunca geçerliliğini koruyacak bir öğretiyi oluşturmuş oluyordu. antik çağlardan bugüne insanlık sürekli bir değişimin içinde yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. o günlerden bugüne değişim, onu bir gelişim aracı olarak kabul edip kullanabilen birey ve toplumlara kazandırmayı sürdürüyor. bu kapsamdan bakıldığında türkiye’de siyasal ve yönetsel mekanizmaların uzun yıllardan ve her kesimden gelen değişim taleplerini bir gelişim aracı olarak değerlendirebilmesi gerekiyor. değişim özellikle bu dinamiklere duyarlı bir şekilde gerçekleşmeli. öncelikle geleceği biçimlendiren siyaset kurumu değişmeli!

günümüz dünyasında uluslararası siyaset, stratejik öngörülerle dinamik dengeleri gözeten ve bunu yönlendirebilen ülke ve toplumlara öncelikli roller yüklüyor bu doğru. hatta bu süreçte türkiye, sınırlarının içine kapanıp kalamaz, her şeyden önce ülkemizin ve insanımızın karakteri buna elvermez bu da doğru! ancak bu öngörü günümüz şartlarında irredantist bir stratejiyi ya da yeni bir big brother politikasını üretmekle hayat bulmuyor. 2000 sonrası dönem, bilgi temelli bir rekabeti genel geçerli paradigma haline getiriyor. işte bu koşullar altında türkiye’nin ana muhalefet partisini diğer bir deyişle iktidar partisi kadar iktidar iddiası ve donanımı olması gereken parti olan chp’yi yeniden düşünmek gerekiyor. bugünün zorunlu muhalefeti chp, bu siyasal fonda şekillenerek iktidara gelmeli ve türkiye’yi 2023’e taşıyan asıl parti olmalıdır. yarının chpsi bu ivmeyi üreten parti olmak üzerine hazırlanmalıdır.

patinaj yapan ülke türkiye

bugün türkiye kendi sınırları içinde enerjisini boşa harcıyor, adeta patinaj yapıyor! küresel aktörler yaşamın her köşesinde etrafımızı sarmış durumda ve bütün dünyayı tek ülke olarak görüyor, bu ölçekte politikalar belirleyip bu ölçekte uyguluyor. düşünmeyen için düşünüyor ve üretmeyen için üretiyorlar. oysa dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmakla övünen türkiye, insanlarına asgari yaşam standardı sunmakta zorluk çekiyor! dinamik nüfusun önemi giderek artıyor. bunun farkında olan üniversiteler tüm dünyadan farklı kültürlerden genç nüfusu kendi kampüslerine ve ardından kendi ülkelerine kazanıyorlar. bilimsel ve teknolojik yeniliklere duyarlı, yaratıcı genç beyinler de gelecek için çalışıyor, üretiyor, kazanıyor ve kazandırıyorlar. oysa bugün türkiye, kendi dinamik nüfusunu üniversite kapısında bekletiyor, yüksek öğrenimden sonra onları değerlendiremiyor! türkiye’de siyaset, toplumsal ivmelere duyarsız! türkiye siyaseti bir temsil ve meşruiyet krizi içinde sürükleniyor. toplumun beklentilerini karşılayamayanlar siyasal meşruiyetlerini din ve laiklik, türk ve kürt, alevi ve sünni gibi karşıtlıkları yaratıp bunların ardına saklanarak sağlamaya çalışıyorlar. şekiller ve tabular toplumun kutuplaşmasına yol açıyor. türkiye’de siyaset, proje üretmiyor ve öngörüsüz! ulusal ve küresel konjonktür yeterince zamanlı ve etkin okunamıyor, okunamadığı için öngörme yeteneği gelişmemiş. görmüyor, duymuyor, bilmiyor! istikrarlı ve kurumsallaşmış özelliği, topluma sürekli olarak kaybettirmesi.

türkiye’de siyaset, toplumun geneline kapalı, korunaklı ve ayrıcalıklı bir alan! bu alanda sorumluluk ve bağlılık topluma değil, lidere karşı geliştiriliyor. milletin vekilinin geleceği, siyasal partilerin varlık sebebi olan liderlerinin fantazi dünyasında belirleniyor. mevcut siyasal mevzuat seçilmiş krallar yaratıyor.

türkiye’de siyaset; ekonomik dezavantajlılığı cülus dağıtma, siyasal dezavantajlılığı oy toplama mekanizmaları olarak sürdürülebilir halde tutuyor! sosyal yardım ve sivil özgürlük talepleri, istismar ve oy maksimizasyonunun ana kalemleri haline gelmiş durumda.

türkiye’de siyaset erkeklerin asli faaliyet alanı durumunda. kadınlar siyasetin asli alanının dışına itilmiş. 1982 anayasası dahi bu konuda kendi içinde çelişiyor. anayasa bir yandan kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir derken diğer yandan kadınların siyasal faaliyetlerini kadın kolları şeklinde ayırt ediyor, sınırlandırmakta ve erkeklerin asli alanından farklı bir tali alan oluşturuyor. ulusal ve yerel siyasal organlarda kadının temsil oranı minimum seviyede.

türkiye’de siyaset yaşlıların asli faaliyet alanı durumunda. gençler siyasetin asli alanının dışına itilmiş. kadınlar gibi gençler de siyasetin asli alanından farklı gençlik kolları adındaki bir tali alana sıkıştırılmış. ulusal ve yerel siyasal organlarda gençler temsil edilmiyor.

türkiye’de siyaset pek çok kesimin katılmasına gerek yasal mevzuat gerekse de mevcut teamüller dolayısıyla elvermiyor. siyasal mekanizmalara sadece serbest çalışanlar kolaylıkla dahil olabiliyor. bu da siyaseti esnaf ve benzeri serbest meslek sahipleri için açık, diğerlerine kapalı bir kulvar haline getiriyor.

türkiye’de siyasetin içinde bulunduğu zafiyet, devlet ve toplum arasında ayrılıklar yaratıyor ve bu ayrılıkları besliyor. devlet ve toplum arasındaki aracı konumundaki siyaset kurumu, bu aracılığı sağlamakta yetersiz olduğu gibi, partiler iki taraf arasında bir seçim yapmak zorunluluğuna itiliyor. türkiye’de siyasal partiler, demokratik gereklerden yoksun bir şekilde yapay kurumlar olarak yaşatılıyor. siyasal partilerin biricik liderleri duverger’in çok haklı saptamasıyla seçilmiş krallar olarak bu partilerin, milletvekillerinin, meclisin, hükümetin, muhalefetin dolayısıyla da ülkenin ve milletin geleceğine hükmediyor.

kamuoyu yolsuzluk ve hukuksuzluk konularında bir öğrenilmiş çaresizlik içinde. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık içinde gelişen edilgen siyasal kültürün egemen olduğu bir demokrasinin sağlıklı temellerle işlemesini beklemek oldukça zor. bunun yerine hayat bulacak olan anlayış, radikal iki’nin 30 ekim’deki sayısında ahmet insel’in de detaylı bir şekilde belirttiği gibi, demokratik otoritarizmden başka bir şey olmayacaktır.

değişim şart

değişim talepleri belki de tarihin her döneminde vardır. baskınlık kazanan bu taleplerin karşılanmaması meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirecek bir takım olaylar silsilesinin oluşmasını kolaylaştırabilir. bu kapsamda daha önce yayınlanan makalemde yer vermeye çalıştığım bazı konuları detaylandırmayı ve ardından genel de olsa bazı çözüm önerilerimi sıralamayı gerekli görüyorum.

bugün türkiye siyaseti gerek sağda gerekse de solda olsun, toplumda varolan müthiş boyutlardaki enerjiyi istismar ediyor! bu enerjiyi değerlendirmek yerine varolan kanallarda oyalayarak eritmek siyaset kurumunun ana faaliyeti haline geldi. bu nedenle parti siyasetinin ve erklerin kurumsallaşması ve standart prosedürlerin ortaya çıkması mümkün olmuyor. hâlihazırda yaşanan siyasal sistemde iktidara gelen her parti belli bir sürenin sonunda seçmen tabanındaki meşruiyetini kaybedip siyaset sahnesinden çekilmeye mecbur. iktidar sırasını bekleyen alternatif partiler ise, iktidar partisine pusu kurmakla ve bu pusuda sıralarını beklemekle muhalefet görevlerini yerine getirmiş sayılıyorlar. işte bu nedenle türkiye’de öncelikle siyasetin bileşenlerini değiştirmek gerekiyor.

bugün ulusal ve yerel meclisleri her seçimde yaş, cinsiyet ve meslek gibi göstergeler bakımından birbirinin tekrarı olan, sınırlı bir üye bileşenine sahip. türkiye’de henüz yeni bir düzenleme olan adaylık için 25 yaş düzenlemesi de yetersiz. zaten hayata geçme şansını yasal düzenleme olarak bulmuş fakat uygulamada sembolik bir geçerliliği bulunuyor. tbmm’nde kadın üye sayısı ancak 2007 seçimleri sonrasında 1930’lardaki kadın temsil oranını aşabildi. yine de türkiye kadın temsilci sayısı bakımından bugün bazı afrika ve ortadoğu ülkelerinin dahi gerisinde görünüyor. tbmm gibi yerel meclislerde de durum pek farklı değil hatta daha olumsuz göstergeler mevcut. bu durum yasamayı ve bunun yanında diğer politika üreten ve uygulayan mekanizmaları kısıtlı bir bakış açısına bağımlı kılıyor. bu bağımlılık siyaset kurumu başta olmak üzere karar alma ve uygulama mekanizmalarının toplumun dinamiklerini kavramasında acziyet ortaya çıkarmakta ve dış dinamiklerin etkisini arttırmakta hatta değişimi sadece bu dış etkenlere bağlı bir hale getirmektedir. kısacası siyasal katılma çeşitlendirilmelidir!

siyasal katılmayı çeşitlendirmek için seçilme yaşı da seçme yaşı gibi, 18 olmalı. (bununla ilgili kanun teklifimi tbmm’ne vermiş bulunuyorum) bunun yanında çeşitli meslek gruplarında özellikle yerel meclislerde ve tbmm’nde temsilcilik yapmak için aday olabilme koşulları iyileştirilmeli. kadınların bu meclislerde temsilci olabilmesi kolaylaştırılmalı. (bu bağlamda bir süre önce gazetelere de yansıyan küresel cinsiyet eşitsizliği endeksinde türkiye 122. sırada yer alıyor) bunun için gerek yaş gerekse de cinsiyeti içeren bir kota uygulaması yürürlüğe konmalı. kısacası kadınlar, gençler ve tüm mesleklerdeki entelektüeller tbmm’ne, il genel meclislerine, belediye meclislerine vb. girebilmelidir, girmelidir. siyasal katılmayı çeşitlendirmek toplumsal dinamiklere duyarlılığı arttıracaktır! yaşlı siyasete gençliğin, erkek siyasete kadının, esnaf siyasete farklı meslek – gelir – eğitim grupların katılması sağlanmalıdır. (bu konuların gündeme getirilmesi ve yasal düzenleme çalışmalarımız sürüyor)

diğer taraftan türkiye’nin değişim dinamiğinde daha fazla özgürlüğe karşı daha az kısıtlama gerekliliği her kesim tarafından kabul edilen bir durum. bununla birlikte farklı kesimlerin özgürlük anlayışlarının birbirinden oldukça farklı olmasının yarattığı çatışma ülkedeki gerilimin temel sebeplerinden birini oluşturuyor. özgürlüğün anlamı, din – mezhep ve etnik kimlik anlayışlarına göre toplumu zıt kutuplara bölmek olmamalı. karşıt cephelere ayrılan her kutup zıttında yer alanın özgürlükler alanını kısıtlama eğilimi içine giriyor. bu anlayışa göre özgürlük kimine göre alkollü içecekleri, kimine göre de türbanı serbestçe kullanmakla sınırlı. kimi gruplar özgürlüğü kendi klanların serbestliği olarak algılayıp mezhep ve etnisiteye bağlı kimlik algılarını ön plana çıkarmakta ve özgürlüğü bu çerçeve etrafında tanımlamaktalar. hâlbuki özgürlük anlayışı din – mezhep – etnisite gibi göstergeler bakımından kör olduğunda evrensel düzeyde geçerlilik ve değer kazanabilir. özgürlük herkesi kapsamalıdır! yeni anayasanın belki de üzerinde en fazla durması gereken konu işte budur. çünkü özgürlük bir baskı ve tahakküm kurma ya da öç alma enstrümanı değildir! bugün insanlığın ulaştığı çağdaş insan hakları standartları çerçevesinde özgürlüklerin kısıtlanması düşünülmemelidir. herkesi kapsayan bir anlayışla bireylere benzer alanları tanıyan bir özgürlük anlayışının gerekliliği elzemdir. kısacası özgürlük herkesi kapsamalıdır, her kesim için ve ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalıdır. bunun için de öncelikle sorunlu alanlara yönelik ortak akıl devreye sokulmalıdır.

farklı düşüncenin önüne set çekmek gelişimi engellemenin yanında toplumsal gruplar arasındaki kutuplaşmanın da temel nedenlerinden birini oluşturur. türkiye’de uzun yıllar düşünceyi mahkûm eden bir yasal mevzuatı yürürlükte kalmıştır. farklı düşüncelerin değişik kesimler tarafından dile getirilememesi türdeş kitleler yaratmış, bu kitlelerin karşı karşıya gelmesi ise genellikle gerilimleri tırmandırmış hatta yer yer çatışmayı ortaya çıkarmıştır. pek çok aydın savunduğu düşüncelerden dolayı baskılara maruz kalmış, bazıları yıllarca cezaevlerinde kalmış bazıları da yurt dışına sığınmak zorunda kalmıştır.

yasal iyileştirmelere rağmen bugün de benzer zorluklar devam etmektedir. ancak serbest düşünce serbest kalmalıdır! (yani; bırakınız düşünsünler, bırakınız üretsinler) bugün dünya üzerinde her geçen an gelişmelerini izlemekte zorlandığımız bir dönüşüme tanık oluyoruz. her gün yeni bir düşünce, dünyamızı istila ediyor ve ırk – dil – din – kültür farkı gözetmeksizin hepimizi etkisi altına alıyor, değiştiriyor ve birbirimize yaklaştırıyor. tarihin derinliklerindeki fatihler fetihlerini silahlı ordularla toprakları zaptederek yürütürlerken bugünün fatihleri sanal dünyadan zihinlerimizi zaptediyorlar. türkiye’de ise internet siteleri mahkeme kararlarıyla cezalandırılmaya! devam ediliyor, internet sansürlenmeye çalışılıyor. bazı zihniyetler maalesef halen değişmiyor, değişmediği gibi toplumun yarattığı ivmeye gerekli duyarlılığa sahip olmadığından bunu çoğaltmakta ve hızlandırmakta etkisiz ve başarısız kalıyor.

ortak akıl, yönetim organlarına formel organizasyona yerleştirilmelidir. özellikle yetki ve görev devirleri ile önemini arttıran yerel yönetimlerde ortak aklın ön plana çıkarılması daha da önemlidir. bunun için, valilik ve kaymakamlıklar ve bunlara bağlı birimler, belediyeler, il özel idareleri, ticaret ve sanayi odaları, ticaret borsaları, belediye ve hizmet birlikleri, kalkınma ajansları vb. organizasyonlar yuvarlak masada toplanmalıdır. üniversiteler ve diğer araştırma kurumları yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeylerde politika tasarım süreçlerine etkin birer aktör olarak katılmalıdır, bu katılım kurumsal bir ilişkiye bağlı olmalıdır. asgari müştereklerde uzlaşma sağlanmalı, siyasal rekabet politika – icraat odaklı olmalıdır! yani ortak akıl ve katılımcı demokrasi siyasal kültürün temeli olmalıdır!

türkiye’de aynı işi farklı yollardan ve farklı olanakları kullanarak yürütmeye çalışan pek çok kamu kurumu ve yerel yönetim birimi mevcuttur. bu durum kaynak ve zaman israfını ortaya çıkardığı gibi, görev ve yetki karmaşasının da temel nedenidir. her bir konuda bakanlık, müsteşarlık, genel müdürlük gibi örgütlenmeye giderek sorunların çözüleceğini zanneden anlayışı sona erdirmek, politika süreçlerine farklı aktörlerin katılımını gereklilik haline getirilmelidir. siyasal katılmanın çeşitlendirilmesi ve ortak akıl mekanizmalarının oluşturulmasıyla birlikte kamu yönetiminde ve yerel yönetimlerde seçilmişleri atanmışlara göre önemli ve öncelikli hale getirecek düzenlemelere girişilmelidir.

bunlar için de hesap verme mekanizmaları düzenlenmeli, paydaşlık kültürü geliştirilmeli, sözün özü bürokrasinin alanı daraltılmalı, bürokratik organizasyonlar hızlı, zamanlı, verimli iş görebilir hale getirilmelidir!

12 eylül müdahalesi, kendinden önceki dönemde yaşanan toplumsal dinamiklerin ortaya çıkardığı çatış(tır)ma ortamına reaksiyon göstermiş ve bu reaksiyondan en çok etkilenen kurum üniversite olmuştur. 1981’de yök’ün kurulmasıyla özerkliği kısıtlanmış ve kendisine tanınan sınırlı alanda faaliyet göstermeye çalışmıştır. üniversitelerin yök’e sıkı sıkıya bağlılığı bilim insanlarını ve yükseköğrenim gören gençleri yök’ün emrinde birer hazır kıta haline getirmektedir. bu durum bilimsel üretim süreçlerinde ülkemiz üniversitelerinin yeterli ivmeyi yakalayamamasının sebeplerinden biri olarak da ön sıralarda gelmektedir. işte bu nedenlerle yök bir vesayet makamı olarak değil, bir koordinasyon kurumu olarak reorganize edilmelidir.

üniversitelerin önünü tıkayan olağanüstü hal uygulamasına son verilmelidir! üniversiteler, özerk kurumlar olarak bilimsel gelişmeye odaklanmalı, kendi politikalarını belirleyebilmeli, ülkemizin hem doğrudan yükseköğretimde hem de diğer sektörel rekabette itici güç olarak yerlerini almalıdırlar. yani yök bir olağanüstü hal organizasyonudur, kaldırılmalıdır!

bu yıl daha da fazla gündemde yer alan 29 ekim, türkiye tarihindeki önemli günlerden biridir. bu doğrultuda 29 ekim ülkemizin en büyük bayramı olarak ele alınmalı ve herkes için bir bayram günü haline getirilmeli, her kesim bu bayrama barış içinde katılmalıdır. 29 ekim cumhuriyet bayramı kutlamaları tüm türkiye’de düzenlenecek popüler aktivitelerle kutlanmalıdır. cumhuriyet baloları, cumhuriyet partileri, cumhuriyet konserleri ilk akla gelen etkinlikler olmalıdır. insanlar 29 ekim tarihini bir festivali ve bu festivalin etkinliklerini bekler bir iklimde yaşamalıdır, bu güne eriştiği için mutluluk ve gurur duymalıdır. insanlar bugün farklı mahallerde karpuz ya da çilek festivalinde daha mutlu oluyor ve daha fazla heyecanlanıyorlarsa bunu bir kere daha düşünmek gerekmektedir. diğer bir deyişle unutturulmaya çalışılan milli günlerin kutlanması popülerleştirilmeli ve sivil bayramlar şeklinde kutlanmalıdır!

türkiye'de üniversite öğrencilerinin ulusal ve yerel siyasete ve yönetime yönelik katılım ve ilgilerine ilişkin herhangi bir çalışma ve mekanizma yer almamaktadır. öğrencilerin görüşlerine karşı bir hoşgörüsüzlük ve şüphe bulunmaktadır. öğrenciler siyasal ve yönetsel mekanizmalara dâhil edilmediğinden düşüncelerinin karşılığını yasal olmayan platformlarda aramaktadırlar. oysa özellikle yükseköğretim öğrencilerinin enerjileri yasal olarak kurulan siyasal ve yönetsel mekanizmalara dâhil edilerek değerlendirilebilir. öğrenciler, üniversitelerinin, okullarının, belediyelerinin, il genel meclislerinin, siyasal partilerin vb. yönetimlerine katılabilmelidir. gençlerden korkmayalım, onlar bizim geleceğimiz edebiyatını bırakalım ve onları gündelik hayatın bir parçası haline getirelim.

bir diğer konu iktidara yakın yerel yönetimlerle iktidara muhalif yerel yönetimler ayrımı ortadan kalkmalı, yerel yönetimler yerelin talep ve ihtiyaçlarına odaklanmalıdır. türkiye’de yerel yönetimler özellikle de belediye başkanlarının iktidar partisine mi yoksa muhalefet partilerine mi mensup olduğu yerel yönetimler pratiğinin en önde gelen konularından biridir. seçmenler 1960’lı yıllardan bu yana ulusal iktidarı elinde tutan partiye yerel yönetimleri de kazandırarak yerelde de iktidarın olanaklarından yararlanma refleksini geliştirmiş bulunmaktadır. bu ise yerel yönetim seçimlerinin anlam ve önemini azaltmakta ve bu seçimleri milletvekili seçimlerinin bir tekrarı haline getirmektedir. bunun yerine yerel yönetimlerin mali özerkliklerinin sağlanarak yerelin talep ve ihtiyaçlarına duyarlı ve yerel demokrasiyi işleten kurumlar haline gelmesi gereklidir.

evet mutlaka sivil ve toplumsal mutabakat anayasası! yeni, sivil, toplumsal uzlaşmaya dayalı, bireyi öne alan, özgürlük temelli, toplumsal dinamiklere duyarlı, çerçeve bir anayasa hazırlanmalıdır! türkiye’de farklı kesimlerin üzerinde uzlaştığı, özgürlüğü ve demokrasiyi herkesin faydasına ve herkesi kapsayacak şekilde işletecek yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyaç vardır. bu, iktidarın sivil diktasının bir dayatma – zorlama anayasası değil, bir uzlaşma anayasası olmalıdır. dolayısıyla anayasa meşruiyetini, hazırlanmasına toplumun her kesiminin katılmasıyla sağlayacak, her kesime görüş belirtme ve müzakere hakkı verilecek ve yine halk tarafından onaylanarak geçerlilik kazanacaktır. diğer bir deyişle türkiye cumhuriyeti’nin sivil anayasa ile ulaşacağı nokta herkes için ve herkesi kapsayan bir demokrasi ve özgürlükler anlayışı olmalıdır!

değişimin jön prömiyesi kim olacak?

belki pek çoğunuz bu satırları şaşırarak okuyacaksınız ama türkiye’de değişimin jön prömiyesi chp olmuştur. bunu yazarken klasik bir çıkarsamaya başvurarak cumhuriyetin kurucusu ifadesine başvurmayacağım. chp’nin bunun ötesinde bir değeri var çünkü bu, tek başına bir ülkeyi yönetebilecek olanaklara sahipken daha atatürk’ün sağlığında iki muhalefet partisini ortaya çıkaran, faşizmin doruklarda olduğu ikinci dünya savaşı’nın hemen başında muhalefet işlevi yürütecek müstakil bir grubu oluşturmaya çalışan, 1950’de tek başına sahip olduğu iktidarı, kendi yetiştirdiği siyasal kadrolara bırakarak muhalefete çekilen, yine 1950’lerde sistemin kusurlu yönlerini öncelikli hedefler belirleyerek gidermeye çalışan, 1960’larda ülkeyi yapıcı bir sol anlayışla tanıştıran, 1980 sonrasında dünyadaki değişmeleri anlamaya çalışan ve güneydoğu sorununu ilk kez ortaya koyan bir partinin tarihsel serüveninin bir sonucudur. ve bu parti, türkiye gibi doğu ile batı arasında kalan bir ülkede, modern, laik ve sol bir parti karakterini temsil etmektedir. işte değişimin jön prömiyesi bu nedenle chp’dir.

bence asıl sorulması gereken soru, bundan sonra ne olacağıdır? dünyada ve türkiye’de yakın geleceği ya da daha uzun bir zaman dilimini öngörmeye çalışan pek çok futuristik düşün ve yazın bulunuyor. bunlar arasında türkiye açısından en önemli handikapın gelir dağılımındaki eşitsizlik olduğunu vurgulayanlar bizim için önemli. gelir dağılımındaki eşitsizlik başta olmak üzere eşitsizlik ve adaletsiz sorunlarına eğilecek ve bununla ilgili politikalar belirleyerek uygulamaya koyabilecek tek parti konumunda yine chp var. buna ilaveten yukarıda ifade etmeye çalıştığım yapısal dengesizlikleri giderme konusunda da chp farkındalığı yüksek olan tek parti.

chp’nin ise, daha fazla iddiaya ve daha kapsayıcı bir bakış açısına ihtiyacı var. bu da elbette chp, türkiye’de belli bir oy oranının üzerine çıkamaz önkabulüyle başarılacak bir çalışma değil! chp, daha bugünden gelecek seçimlerin iktidar partisi olmak için çalışmaya başlamalı, şunu unutmamak gerekiyor ki; gelecek dünden başladi!

kaynak: http://www.gercekgundem.com/?c=68047 (sanver, 28.11.2011 11:11) chp aydın milletvekili metin lütfi baydar ın meclis konuşması

11.12.2011 tarihinde tbmm genel kurulunda milli eğitim bakanlığı bütçesi üzerine chp aydın milletvekili metin lütfi baydar ın meclis konuşması

sayın başkan, değerli milletvekilleri,

2012 bütçe kanun tasarısı milli eğitim bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

1789 yılında eşitlik, özgürlük ve kardeşlik parolasıyla fransa’da soyluları iktidardan indiren halk kitleleri daha sonra acımasız baskıcı ve şiddete dayalı uygulamalarıyla aydınlarda ve duyarlı insanlarda hayal kırıklığı yaratmış, o zamana kadar geçerli olan “insanlık tarihi ilerlemenin tarihidir” tezini tartışmalı duruma sokmuştur.

insanın kabalaşması,eğitimsiz kitlenin giderek şiddete eğilim göstermesi alman yazar friderich schiller’in fransız devrimi sonucu gözlemlediği bir olgudur.

ve bu konuda 1795 yılında halen güncelliğini koruyan bir kitap yayınlamıştır (“über die ästhetische erziehung des menschen” -insanın estetik eğitimine dair).

insanın kabalıktan, şiddetten uzaklaşması için onun estetik duyarlılığının geliştirilmesini önermiş, bunun için de insanın temel güdülerinden biri olan oyun güdüsünü estetik amaçlı bir eğitim yöntemi olarak savunmuştur.

türkiye’de toplumsal duyarlılığın giderek azaldığı bir gerçektir.

resmi olarak duyarlılığı arttırmaya yönelik yapılan çağrılar da aslında, eşi dostu, yakını koruma zihniyetinin bir yansıması gibidir:

polis radyosunda vatandaşlar ambulans sirenlerini duyduğunda şu davranışa davet edilmektedir:

“lütfen ambulans sirenlerine karşı duyarlı olalım. ambulanstaki hastanın bir yakınınız olmadığından nasıl emin olabilirsiniz?”

devletin kendisinin bile vatandaşlara kavim (akraba-eş- dost kollama) anlayışıyla çağrıda bulunması türkiye’de çıkar amacı gütmeyen bir anlayışa ne kadar yabancı olduğumuzu göstermektedir.

devletin kendisi de; bu türden insan tipini yetiştirmeyi, gerek kendi yetersizliğinden, gerek vesayetçi ve kurumları kontrol eden siyasi güçlerin kendine yakın olanı koruyup kollayan anlayış ve uygulamaları nedeniyle adeta teşvik etmektedir.

türkiye’deki siyasi iktidarın yandaş yaratma mantığının özü budur.

gelir düzeyi türkiye’den çok daha aşağıdaki ülkelerde insanlar neden bizden daha duyarlı?

neden avrupa’da insanlar siren seslerine akrabası olmasa da duyarlı?

neden prag varşova, budapeşte gibi yerlerde sıradan vatandaşın da piknik yapabileceği, kentlerinde ranta kurban edilmemiş büyük yeşil alanlar var?

neden araba sürücüleri uygar ülkelerde yayalara daha duyarlı?

neden türkiye’de ayrıcalıklı olmak, seçkin olmak, mal- mülk sahibi ve statü sahibi olmak bireyin “kendisini gerçekleştirdiği” ve saygınlık kazandığı alanlar olarak görülmekte?

halbuki bu türden ölçütler uygar ülkelerde, hem birey hem de toplum bazında geçerliliğini çoktan yitirmiştir.

insanlar acıma duygusuna hitap edilmeden de yardıma hazırdır.

güçlü olan araba sürücüsü güçsüz olan yayaya acıdığı için değil, onun daha az korumasız olduğunu bildiği için yol verir.

peki, ekonomisi bizden daha alt düzeyde olan bazı ülkelerde bu nasıl oluyor?

çünkü oralarda eğitim başkasını geçme- alt etme ve ekonomik gelir düzeyi daha iyi olanların yarışmayı kazanması temeli üzerine kurulmamış.

daha ilkokuldan itibaren başkasını geçme düşüncesine dayalı sınavlarla darvinist politikalar desteklenmiyor.

bu okullarda, herkesin müzik aleti çalabileceği, herkesin spor yapabileceği, az çok resim yapma becerisi kazanacağı, üretim süreçlerinin nasıl olduğunu öğreten, uygulamalı derslere ağırlık veren sosyal paylaşımcı programlar izlenerek çocuğun vesayetten kurtulup sorumluluk alması öğretiliyor.

tarihte insanlığın hep ileri gitmediği hitler’in halkın da desteğiyle iktidara gelmesiyle nihai olarak anlaşılmıştır.

ikinci dünya savaşı sonrası schiller’in oyun teorisi yeniden güncellik kazanmış, sadece tek yönlü insan hem insanlık tarihi için hem de o toplum için ekonomik gelişmeye rağmen ne kadar zararlı olabileceği görülmüştür.

o zamandan bu yana çok yönlü insan yetiştirmenin önemi avrupa’da anlaşılmış ve devletler iktidarlara bağlı olmaksızın sanatı ve sporu aktif uygulama olarak içine almayan bir eğitim politikasını reddetmişlerdir.

montessori ve walldorf okulları gibi sanat ve uygulamalı eğitime öncelik veren okullar, kendiyle ve toplumla barışık,

sosyal ve ahlaki sorumluluk sahibi, duyarlılığı gelişmiş insan yetiştirmeye öncelik verdiğinden insanlığın ilerlemesine dair yaşanan acı tecrübelerden sonra avrupa devletlerinin eğitim politikasında önemli bir yer almıştır.

şimdi gelelim ülkemize.

hiç düşündünüz mü?

arap baharının yaşandığı ülkelerde ve ortadoğu coğrafyasında türk dizilerine olan ilginin nedenini

neden özellikle kadınlar türk dizilerini beğenmektedir?

gazi mustafa kemal atatürk’ün kurduğu cumhuriyettir beğenilen.

demokratik sosyal bir hukuk devleti olan, kadının özgürce yaşamasına seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu türkiye cumhuriyetidir beğenilen bu yüzdendir sayın başbakanın mısır’da mısırlılara laikliği anlatması ve övmesi. (bu arada geçmiş olsun dileklerimi iletiyor acil şifalar diliyorum)

yaşamı yalnızca para olarak gören ticaret olarak bir al ver olarak algılayan düşünce sistemi ile 50 yıl sonra dünyanın nereye evrileceğinden bihaber bir anlayışla geleceği kurgulamamız olası değil.

5018 sayılı yasa sonrası firmalara para karşılığı yaptırılan stratejik planlar ile ayakları yere basmayan bir 2023 ham hayaliyle gelecek kurgulanamaz.

nerede insana ve gençliğe yatırım?

nüfusumuzun % 50 si 28 yaşın altında diye övündüğümüz gençliğe onun entellektüel kapasitesini geliştirmek için ne yaptınız?

2002 ile 2012 yılları arasındaki meb bütçesini merkezi bütçeye oranladığımız zaman %7.61 den %11.16 çıkmış gibi görünse de meb bütçesinin gsyh oranı %2.66 dan %2.74e çıkabilmiştir.

2002 de meb bütçesinin %17.18’i yatırım bütçesi iken 2012 de bu oran %6.64’e düşmüştür.

10 yıllık süreçte yatırım bütçesi oran olarak neredeyse 3 kat azalmıştır.

ilköğretimden yükseköğretime öğrenci başına yapılan harcama oecd ortalaması 7840 usd iken türkiye de 1614 usd dır. isviçre ve slovakya’nın çocuk başına yaptığı eğitim harcaması $12.000 düzeyinde. türkiye’nin neredeyse 10 katı… işte gençliğe yaptığınız yatırım.

sayın bakanın uzmanlık alanı stratejik yönetim ama; milli eğitim bakanlığının bir strateji belgesi yok. yıllara göre kaç öğretmen ve kaç derslik ihtiyacı olduğuna dair bir veri yok, sayın bakanın son önerisi ortada:

264.000 bekleyen öğretmen adayına bizim size ihtiyacımız yok diyor. bakana göre 60.000 öğretmen bize yetecek, bakan acaba kaç kişilik sınıflarla bu rakamı açıkladı? yerine göre 80 kişilik sınıflar var.

en fazla yabancı dil eğitimi verip hala dil öğretemeyen bir sistemimiz var.

hala ortalama eğitimde ilkokul 6 terk durumundayız. diğer oecd ülkelerinin en kötüsü ortalama lise mezunu. okullaşma oranı olarak oecd gerisindeyiz.

5-14 yaş okullaşma oranımız %91 oecd ortalaması %99, 55-64 yaş arası lise diplomalı oranımız %21 oecd ortalaması %61 meksika’dan kötüyüz.

10 yıldır iktidardasınız!

samimiyetle bazı sorular sormak istiyorum.

okullarda ne kadar ders yapılıyor?

çocuğu üniversite sınavına girecek milletvekillerimizden acaba çocuğuna en az 2 ay süreyle rapor almayan var mı?

cumhuriyet tarihindeki sözde başarılarınız ile sözde rekorlarınız ile devamlı övünüyorsunuz ya!

alın size yeni bir övünme alanı!

sayenizde çocuğu okulda okuyup dershanelere göndermeyen kalmadı.

2002 de 2000 olan özel dershane sayısı sayenizde bugün 4099 sayısına, dershanelerdeki kayıtlı öğrenci sayısı da 588 binden 1 milyon 250 bin sayısına ulaştı. dershanelerin bütçe büyüklüğü 2010 yılı itibarıyla üniversite bütçelerinin 2 katı bu kayıtlı bildiklerimiz. bir de bilmediklerimiz kayıtlı olmayanlar var.

cumhuriyet tarihimizin en yüksek dershane ve dershaneye giden öğrenci sayısına sayenizde ulaştık.

tebrik ediyorum!

efendim neymiş parasız eğitim imiş!

efendim ne yapmışsınız kitapları parasız yapmışsınız!

peki dershane parasını kim ödeyecek?

annesinin babasının parası yetmeyenler halası dayısı teyzesi amcasının yardımları ile dershaneye gidiyor.

dershaneler milli eğitimi 10 yılda iflas ettirdiğinizin en önemli göstergesidir.

teknolojiyi çok önemsiyoruz ama bu konuya yaklaşımlarınızdan kuşku duyuyoruz.

tablet dağıtacağız diyorsunuz.

9 milyar dolarlık bir proje!

daha önce hüseyin çelik döneminde iddialı nutuklarla bilişim sınıfları açılmış ve eğitim sistemimizin kurtuluşu olarak sunulmuştu. önemli bir projeydi. bu sınıfların hepsi nimet çubukçu döneminde kaderine terk edildi. oysa bu gün çok büyük umut bağladığınız fatih projesi için gerekli alt yapıyı sağlayabilirlerdi.

ancak eğitim bu iktidar için yalnızca bir ticaret alanı gibi görülmektedir.

madem bilişim sınıfları kaldırılacaktı, bu kadar teknolojik yatırım neden yapıldı?

ayrıca bilişim öğretmenleri nasıl kullanılacak?

bilişim öğretmenleri olmadan, fatih projesi amacına nasıl ulaşacak?

bilişim sınıfları ve bilgisayar öğretmenleri üzerinde ciddi şekilde durulmalı ve elimizdeki insan kaynağı bu kadar kolaylıkla harcanmamalıdır.

öğretmenlerin motivasyonunu arttıran ne yaptınız?

ne yaptığınızı bir mektupla anlatayım.

‘üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. eşim 2010 temmuzda atandı. maaş vermemek için 1 eylülde göreve başlattılar. bu sene eş durumu atamasını 31 ağustos baz alarak yaptılar. dolayısıyla siirt pervari’de görev yapan eşim eş durumundan atanamadı.

sonra bakan eş durumu atamalarının şubatta yapılamayacağına dair bir gecede khk çıkarttı.

neymiş öğrencilerin öğretmenleri değişmesinmiş. sonra belgelerle öğrendik ki pek sayın bakanımız

savcıların, hâkimlerin, emniyet mensuplarının eş durumu atamasını bu kasım ayı içerisinde yapmış.

bu hâkim ve savcıların eşleri eş de bizimki değimli?

çocukları çocuk da bizimki ne çocuğu?

nasıl bir adaletsizlik bu?’

maaşlara gelelim.

2005 yılı maaşları 100 birim olarak alındığında türkiye’de 1995 yılında 15 yıl deneyimli "ilkokul öğretmeninin" maaşı 108 birim iken 2009’da bu kadar yıla rağmen 106 birime geriledi. bir lise öğretmeninin maaşı türkiye’de 1995’te 111 birimdi 2009’da ise 107 birime geriledi.

sayın bakan çıkardığınız khk ile yanınızda vekaleten olmayan kimse var mı?

bu khk ile hüseyin çelik döneminde atanan işi de öğrenen nimet hanıma yanlış yaptırmayan bürokratları neden değiştirmek istiyorsunuz?

genel müdürleriniz vekil, il müdürleriniz vekil, vekaleten atamalarla nasıl yöneteceksiniz?

milli eğitim bakanının vekaleten bakan genel müdürleri güveniyor musunuz bakanınıza?

sayın bakan sizlere güvenemiyor, 800 bin çalışanı var bakanlığın insan içinden asaleten atayacağı birini bulamaz mı?

kendi hükümetlerince atanan bürokratları tasfiye eden bakan olarak tarihe geçeceksiniz.

ekmekle oynamayın sayın bakan!

tüm yukarıda saydığım nedenlerle chp grubu olarak meb bütçesine red oyu vereceğimizi belirtir, saygılarımı sunarım. chp aydın milletvekili prof. dr. metin lütfi baydar

kaynak: http://www.aydinozel.com/...-in-meclis-konusmasi.html (sanver, 11.12.2011 17:58) twitter hesabı için; http://twitter.com/mlbaydar

özgeçmişi;

metin lütfi baydar metin lütfi baydar email : metinlutfi.baydar@tbmm.gov.tr tel : 0312 420 55 38 görev : milletvekili il : aydın

1960 yılında izmir’in buca ilçesinde doğdu. aydın yedi eylül ilkokulunu ve aydın lisesini bitirdi.1984 yılında dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesinden mezun oldu. gata tıp fakültesinde ortopedi ve travmatoloji bilim alanında uzmanlığını tamamladı. aynı fakültede 1995 yılında doçent oldu. sağlık bakanlığı eğirdir kemik hastalıkları hastanesi ve afyon kocatepe üniversitesi araştırma ve uygulama hastanesinde başhekimlik yaptı.

2000 yılında süleyman demirel üniversitesi tıp fakültesine profesör olarak atandı ve bu üniversitenin araştırma uygulama hastanesi başhekimliğine getirildi. 2004 yılında türkiye’nin en genç rektörlerinden biri olarak süleyman demirel üniversitesi rektörlüğüne atandı. dört yıllık sürenin ardından aynı göreve 2008 yılında yeniden atandı. 10 mart 2011 tarihine kadar bu görevi sürdürdü.

tıp mesleği ile ortopedi ve travmatoloji ana bilim dalının yanı sıra sporcu sağlığıyla ilgili çok sayıda mesleki birliğin üyesi olan baydar, birçok spor kuruluşu ve federasyonda yönetim ve temsil görevleri de üstlenmiş bir bilim adamıdır. yurt içi ve dışında yayınlanmış 200 kadar makale ve bildirisi ile 7 kitabı bulunmaktadır.

2008 yılında unesco çatısı altında görev yapan uluslararası üniversiteler birliği’nde (iau) yönetim kuruluna seçilen ilk ve tek türk rektörü olmuştur. bu görevinden 12 haziran 2011 genel seçiminde milletvekili seçilmesi nedeniyle ayrılmıştır.

prof. dr. baydar 2010 yılında azerbaycan odlar yurdu üniversitesi’nden fahri doktora payesi almıştır.

ingilizce bilen metin lütfi baydar evli ve 2 çocuk babasıdır. tbmm 24. dönem aydın milletvekili olarak seçilmiştir.

kaynak: http://www.chp.org.tr/?pm=metin-lutfi-baydar (sanver, 05.01.2012 00:36 ~ 26.01.2012 19:48)

Dış linkler

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.