FANDOM


Hazret-i Mevlana’nın Hayatı

Hz. Mevlana

Hz.Mevlana

Mevlana’nın asıl adı Muhammed Celaleddin’dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir. "Efendimiz" manasına gelen Mevlana ismi O’na daha pek genç iken Konya ’da ders okutmaya başladığı tarihlerde verilir. Bu ismi, Şemseddin-i Tebrizi ve Sultan Veled’den itibaren Mevlana’yı sevenler kullanmış, adeta adı yerine sembol olmuştur. Rumi, Anadolu demektir. Mevlana’nın, Rumi diye tanınması, geçmiş yüzyıllarda Diyar-ı Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya’da uzun müddet oturması, ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet türbesinin orada olmasındandır.

Doğum Yeri ve Yılı

Mevlana’nın doğum yeri, bugünkü Afganistan’da bulunan, eski büyük Türk Kültür merkezi Belh ’tir. Mevlana’nın doğum tarihi ise 30 Eylül 1207 (6 Rebiu’l-evvel, 604) dir.

Nesebi (Soyu)

Asil bir aileye mensup olan Mevlana’nın annesi, Belh Emiri Rükneddin ’in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmşahlar (1157 Doğu Türk Hakanlığı) hanedanından Türk prensesi, Melike-i Cihan Emetullah Sultan’dır. Babası, Sultanü’l-Ulema (Alimlerin Sultanı) ünvanı ile tanınmış, Muhammed Bahaeddin Veled; büyükbabası, Ahmet Hatibi oğlu Hüseyin Hatibi’dir. Eflaki ’ye göre Hüseyin Hatibi, ilmi deniz gibi engin ve geniş olan bir alim idi. Din ilminin üstadı ve alimlerin büyüklerinden sayılan, güzel şiirler söyleyen Nişaburlu Raziyüddin gibi bir zat da talebelerindendi. Kaynaklar ve Mevlana’nın sevgi yolunda gidenler eserlerinde Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’in nesebinin, anne cihetiyle ondördüncü göbekte Hazret-i Muhammed’in torunu Hazret-i Hüseyin’e, baba cihetiyle de onuncu göbekte Hazret-i Muhammed’in seçilmiş dört dostundan ilki Hazret-i Ebu Bekir Sıddık’a ulaştığını kaydediyorlar.


Babası Bahaeddin Veled Hazretleri’nin Şahsiyeti

Bahaeddin Veled, 1150’de Belh’de doğmuş, babası ve dedesinin manevi ilimleriyle yetişmiş; ayrıca Necmeddin-i Kübra (? – 1221)’dan feyz almıştır. Bahaeddin Veled bütün ilimlerde eşi olmayan, olgun mana sultanı idi. İlahi hakikatler ve Rabbani ilimlerden meydana gelen uçsuz bucaksız bir deniz gibi olan Bahaeddin Veled, Horasan Diyarının, en güç fetvaları halletmede, tek üstadı idi ve vakıftan hiçbir şey almazdı; devlet hazinesinden kendisine tahsis edilen maaşla geçinirdi. Kaynakların ittifakla rivayetine göre, devrinin alimleri ve ulu müftüleri, Hazreti Muhammed’in manevi işaretiyle, Baheddin Veled’e Sultanü’l- Ulema ünvanını vermişlerdir. Bundan sonra da Bahaeddin Veled bu ünvanla yad edilmiştir. Bu ünvanın verilişi Türklerin adetiyle de izah edilebilir. Türkler, yüksek kabiliyet ve fazilet sahiplerinin tanınmadan kaybolup gitmesine, unutulmasına razı olmazlardı. Onları halkın gözünde belirtmek, halkı ilim ve irfana yöneltmek için o gibi büyüklere layık oldukları birer unvan verilirdi. Bu anane, Türklerin ilme, fazilete karşı saygı duygularını gösteren parlak bir delildir. Hatta anane gereğince imzaların üstünde bu ünvanları kullanmaya mecburdurlar onlar kazandıkları bu ünvanları kendileri için manevi bir rütbe yayarlar, nefisleri için bundan asla gurur duymazlardı. Alimler gibi giyinen Bahaeddin Veled, adeti üzere, sabah namazından sonra, halka ders okutur; öğle namazından sonra dostlarına sohbette bulunur; pazartesi günleri de bütün halka va’z ederdi. Va’zı esnasında umumiyetle, Yunan filozoflarının fikirlerini benimseyenlerin görüşlerini reddeder ve “Semavi (Allah’dan olan ilahi) kitapları arkalarına atıp, filozofların silik sözlerini önlerine alıp itibar edenlerin nasıl kurtulma ümidi olur” derdi. Bu arada Yunan felsefesini okutan ve savunan Fahreddin-i Razi’ye ve ona uyan Harezmşah ’ın aleyhinde bulunur; onları bidat ehli (dinde, peygamber zamanında olmayan, yeniden beğenilmeyen şeyleri çıkaranlar) olarak görür ve şöyle derdi: “Muhammed Mustafa’nın yürüyüşünden dahi iyi yürüyüş, yolundan daha doğru bir yol görmedim”


Hazret-i Mevlana’nın Babası ile Belh’ten Çıkışları ve Konya’ya Gelişleri

Esasen tasavvuf ehline iyi gözle bakmayan ve bunların Harezmşah katında saygı görmelerini çekemeyen Fahreddin-i Razi, Bahaeddin Veled’in açıkça kendi aleyhine tavır almasına da çok içerlediğinden onu Harezmşah’a gammazladı. Bahaeddin Veled’in de gönlü Harezmşah’tan incindi ve Belh’i terk etti. Ancak araştırıcılar, Bahaeddin Veled’in Belh’ten göç etmesine sebep olarak, Moğol istilasını gösterirler. Sultanü’l-Ulema, aile fertleri ve dostlarıyla Belh şehrini 1212-1213 tarihlerinde terk ettikten sonra Hacca gitmeye niyet etmişti. Nişabur’a uğradı. Göç kervanıyla Bağdat’a yaklaştığında, kendisine hangi kavimden olduklarını ve nereden gelip nereye gittiklerini soran muhafızlara Sultanü’l-Ulema Şeyh Bahaeddin Veled şu manidar cevabı verir: “Allah’dan geldik, Allah’a gidiyoruz. Allah’dan başka kimsede kuvvet ve kudret yoktur.” Bu söz Şeyh Şehabeddin-i Sühreverdi (1145-1235)’ye ulaştığında: “Bu sözü Belhli Bahaeddin Veled”den başkası söyleyemez” dedi, samimiyetle ve muhabbetle karşılamaya koştu. Birbirleriyle karşılaşınca Seyh Sühreverdi, katırından inip nezaketle Bahaeddin Veled’in dizini öptü, gönülden hürmetlerini sundu. Bahaeddin Veled, Bağdat’ta üç günden fazla kalmadı ve Kufe yolundan Kabe’ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam’a uğradı. Bahaeddin Veled, yanında biricik oğlu Mevlana olduğu halde, göç kervanıyla Şam’dan Malatya’ya, oradan Erzincan’a, oradan Karaman’a uğradılar. Karaman’da bir müddet kaldıktan sonra, nihayet Konya’yı seçip oraya yerleştiler.


Göç Yolunda Hazret-i Mevlana’ya Teveccühte Bulunan Mutasavvıflar

Şeyh Attar Hazretleri: Belh’i terk ettikten sonra Bağdat’a doğru yola çıkan Bahaeddin Veled, Nişabur’a vardığında ziyaretine gelen Şeyh Feridüddin-i Attar (1119-1221;1230) ile görüşüp sohbet eder. Sohbet esnasında Şeyh Attar, Mevlana’nın nasiyesindeki (alnındaki) kemali görür ve ona Esrar-name adlı eserini hediye eder ve babasına da; “Çok geçmeyecek ki, bu senin oğlun alemin yüreği yanıklarının yüreklerine ateşler salacaktır.” der.

Şeyh-i Ekber Hazretleri: Sultanü’l-Ulema, Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam’a uğradı. Orada Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü’l-Arabi (1165-1240) ile görüştü. Şeyh-i Ekber, Sultaü’l-Ulema’nın arkasında yürüyen Mevlana’ya bakarak: “Sübhanallah! Bir okyanus bir denizin arkasında gidiyor” demiştir.


Hazret-i Mevlana’nın Evlenmesi

Karaman’da bulundukları 1225 tarihinde Mevlana, babasının buyruğu ile itibarlı, asil bir zat olan Semerkantlı Hoca Şerafeddin Lala’nın, huyu güzel, yüzü güzel kızı Gevher Banu ile evlendi. Mevlana dünya evine girdiğinde onsekiz yaşındadır. Hazret-i Mevlana’nın, Konya’ya Yerleşmeleriyle İlgili Yorumu: “Hak Teala’nın Anadolu halkı hıkkında büyük inayeti vardır ve Sıddik-ı Ekber Hazretlerinin duasıyla da bu halk bütün ümmetin en merhamete layık olanıdır. En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları mülk sahibi Allah’ın aşk aleminden ve deruni zevkten çok habersizlerdir. Sebeplerin hakiki yaratıcısı Allah, hoş bir lutufta bulundu, sebepsizlik aleminden bir sebep yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilayetine çekip getirdi.

Haleflerimize de bu temiz toprakta konacak yer verdi ki, ledünni (Allah bilgisine ve sırlarına ait) iksirimizden (altın yapma hassamızdan) onların bakır gibi vücutlarına saçalım da onlar tamamıyla kimya (bakışıyla, baktığı kimseyi manen yücelten olgun insan); irfan aleminin mahremi ve dünya ariflerinin hemdemi (canciğer arkadaşı) olsunlar.”


Hazret-i Mevlana’yı Yetiştiren Mutasavvıflar

Sultanü’l-Ulema Şeyh Bahaeddin Veled Hazretleri

Önceki bahislerde şahsiyetini belirtmeye çalıştığımız Bahaeddin Veled, Mevlana’nın ilk mürşididir. Yani Mevlana’ya Allah yolunu öğretip, tasavvuf usulunce hakikatleri ve sırları gösteren tarikat şeyhidir. Bütün İslam aleminde yüksek itibar ve şöhrete sahip olan Bahaeddin Veled, Selçukluluların Sultanı Alaaddin Keykubat’tan yakın alaka ve sonsuz hürmet görür. Bahaeddin Veled, 3 Mayıs 1228 tarihinde Selçukluların baş şehri Konya’yı şereflendirip yerleştikden kısa bir süre sonra, son derece samimi dindar olan Sultan Alaaddin Keykubat (saltanat müddesi 1219-1236), sarayında Bahaeddin Veled’in şerefine büyük bir toplantı tertip etti ve bütün ileri gelenleriyle birlikte onun manevi terbiyesi altına girdi. Sultaü’l-Ulemaya gönülden bağlı olan Sultan Alaaddin onu hayranlıkla şöyle över; “Heybetinden gönlüm tir tir titriyor, yüzüne bakmaktan korkuyorum. Bu eri ördüke, gerçekliğim, dinim artıyor. Bu alem, bendem korkup titrerken ben, bu adamdan korkuyorum, ya Rabbi, bu ne hal? İyice inandım ki o, cihanda nadir bulunan ve eşi benzeri olmayan bir Allah dostudur.” Dünya sultanına hükmeden, eşsiz Allah dostu mana ve gönül sultanı Bahaeddin Veled, 24 Şubat, 1231 tarihinde Cuma günü kuşluk vaktinde ebedi alemde göçtü. Geriye Muhammed Celaleddin gibi bir hayırlı oğul ile Maarif gibi bir eser bıraktı. Sultanü’l-Ulema, sadece duygu ve düşüncelerini açıkladı şöhret peşinde koşmadı. Etrafındakilerini yetiştirdi ve onları daima aydınlattı.


Seyyid Burhaneddin Hazretleri

Bahaeddin Veled’in irtihalinde Mevlana yirmidört yaşında idi. Babasının vasiyeti, dostlarının ve bütün halkın yalvarmaları ile babasının makamına geçti, oturdu. Mevlana, babasından sonra, Seyid Burhaneddin'i buluncaya kadar bir yıl mürşidsiz kaldı. 1232 tarihinde babasının değerli halifesi Seyyid Burhneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi, Konya’ya geldi. Mevlana onun manevi terbiyesi altına girdi.

Seyyid Burhaneddin, mertebesi çok yüksek bir kamil mürşid idi. Maarif adlı eseri irfanının delilidir. Kendisine, daima kalblerde bulunan sırları bilmesinden dolayı, Seyyid Sırdan denirdi. Seyyid Burhaneddin, ta çocukluk yıllarında bir lala gibi omuzlarda taşıyıp dolaştırdığı Mevlana’ya dedi ki: “Bilginde eşin yok, seçkinsin. Ama baban hal (manevi makam) sahibiydi, sen de onu ara, kalden (sözden) geç. Onun sözlerini iki eline kavramışsın; fakat benim gibi onun haliyle de sarhoş ol. Böylece de ona tam mirasçı kesil; cihana ışık saçmada güneşe benze. Sen zahiren babanın mirasçısısın; ama özü ben almışım; bu dosta bak, bana uy.” Mevlana babasının halifesinden bu sözleri duyunca samimiyetle onun terbiyesine teslim oldu. Mevlana candan, samimiyetle, Seyyid Burhaneddin’i babasının yerine koydu ve gerçek bir mürşid bilerek gönülden, tam dokuz yıl ona hizmet etti. Bu zaman zarfında, o kamil mürşidin kılavuzluğu ile mücahede (nefsi yenmek için gayret sarfederek) ve riyazetle o kamil arifin feyizli sohbet ve nefesleriyle pişti, olgunlaştı, baştan ayağa nur oldu; kendinden kurtuldu, mana sultanı oldu. Nitekim, Mesnevi’sindeki şu iki beyit, piştiğinin, kamil insan mertebesine ulaştığının ifadesidir; “Piş, ol da bozulmaktan kurtul... Yürü, Burhan-ı Muhakkık gibi nur ol. Kendinden kurtuldun mu, tamamiyle Burhan olursun. Kul olup yok oldun mu sultan kesilirsin.”


Hazret-i Mevlana’nın Konya Dışına Seyahati

Halep ve Şam’a Gidişi: Mevlana, yüksek ilimlerde daha çok derinleşmek için, Seyyid Burhaneddin’in izniyle Haleb’e gitti. Halaviyye Medresesi’nde, fıkıh, tefsir ve usul ilimlerinde üstün bir alim olan Adim oğlu Kemaleddin’den ders aldı. Mevlana, Halep’teki tahsilini bitirdikten sonra Şam’a geçti. Burada, ilmi incelemeler yapmak için dört yıl kaldı. Bu zaman zarfında Şam’daki alimlerle tanışıp, onlarla sohbet etti.


Şam’da Şems-i Tebrizi Hazretleri ile Bir Anlık Görüşme

Eflaki’ye göre Mevlana, Şam’da Şemseddin-i Tebrizi ile görüşmüştür; fakat bu görüşme kısa bir müddettir ve şöyle cereyan etmiştir. Şemseddin-i Tebrizi, bir gün halkın arasında, Mevlana’nın elini yakalayıp öper ve ona “Dünyanın sarrafı beni anla!” diye hitap eder ve kaybolur. İşte bu sohbet veya bir anlık görüşme tarihinden takriben sekiz sene sonra Şems, Konya’ya gelecek ve Mevlana ile içli dışlı sohbet edecektir.


Hazret-i Mevlana Kamil Bir Mürşid

Yedi yıl süren Halep ve Şam seyahatinden sonra Konya’ya dönen Mevlana, Seyyid Burhaneddin’in arzusu üzerine birbiri arkasına, candan istekle ve samimiyetle, üç çile çıkardı. Yani üç defa kırkar gün (yüzyirmi gün) az yemek, az içmek, az uyumak ve vaktinin tamamını ibadetle geçirmek suretiyle nefsini arıttı. Üçüncü çilenin sonunda Seyyid Burhaneddin, Mevlana’yı kucaklayıp öptü; takdir ve tebrikle, “Bütün ilimlerde eşi benzeri olmayan bir insan, nebilerin ve velilerin parmakla gösterdiği bir kişi olmuşsun... Bismillah de yürü, insanların ruhunu taze bir hayat ve ölçülemiyecek bir rahmete boğ; bu suret aleminin ölülerini kendi mana ve aşkınla dirilt.” Dedi ve onu irşad ile görevlendirdi. Seyyid Burhaneddin, daha sonra, Mevlana’dan izin alıp Kayseri’ye gitmiş ve orada ebedi aleme göçmüştür (1241-1242). Türbesi Kayseri’dedir. Mevlana Seyyid Burhaneddin’in Konya’dan ayrılışından sonra, irşad (Allah Yolunu gösterme) ve tedris (öğretim) makamına geçti. Babasının ve dedelerinin usullerine uyarak beş yıl bu vazifeyi başarı ile yaptı. Rivayete göre dini ilimleri tahsil eden dört yüz talebesi ve on binden çok müridi vardı.


Hazret-i Mevlana’nın Dostları, Halifeleri; Kendisine ilham Kaynağı Olan Mutasavvıflar

Şems-i Tebrizi Hazretleri

Bu zatın adı, Şemseddin Muhammed olup doğumu 1186 dır. Tebrizli Melekdad oğlu Ali’nin oğlu olan Şems, tahsilini bitirdikten sonra, zamanının yegane şeyhi olarak gördüğü Tekbirzi Şeyh Ebu Bekir Sellebaf’a (sele ve sepet örücüsüne) intisap etti ve onun terbiye ve irşadıyla yetişip olgunlaştı. Şems, ulaştığı manevi makama kanaat etmediğinden daha olgun mürşidler bulmak arzusuyla seyehate çıktı. Senelerce takati tükenircesine bir çok bir çok yerler dolaştı, zamanının arifleriyle görüştü. Bu arifleri, mana alemindeki uçuşunda kinaye olarak Şems’e, Şems-i Perende (Uçan Güneş) adını vermişlerdir. Şems, ta çocukluğundan itibaren fikren ve ruhen hür bir derviş, kendinden geçercesine ilahi aşka dalarak yaşayan bir şahsiyetti. Şems, kendisini ruhen tatmin edecek seviyede bir Hak dostu bulamayan ve hep kendi mertebesinde bir sohbet arkadaşı arayan bir kamil velidir. Yana yakıla, kendisine muhatap olabilecek, sohbetine dayanabilecek bir dost arayan Şems’in bir gece kararı elden gitti, heyecan içinde idi. Allah’ın tecellilerine gömülüp mest olmuş bir halde münacatında “Ey Allah’ım! Kendi, örtülü olan sevgililerinden birini bana göstermeni istiyorum” diye yalvardı. Allah tarafından, istediğinin, Anadolu ülkesinde bulunan, Belhli Sultanü’l-Ulema’nın oğlu Muhammed Celaleddin olduğu ilham edildi. Bu ilham ile Şems, 29 Kasım 1244 yılı Cumartesi sabahı Konya’ya geldi.

Hazret-i Mevlana ile Hazret-i Şems’in Buluşmaları

Mevlana ile şems, bu iki kabiliyet, bu iki nur, bu iki ruh, nihayet buluştular, görüştüler. Bu tarihte Şems, altmış, Mevlana, otuz sekiz yaşında idi. Bu iki ilahi aşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek kendilerini tamamiyle Hakk’a verdiler ve gönüllerine gelen ilahi ilhamlarla sohbetlere koyuldular. Sultan Veled der ki: “Ansızın Şems gelip ona ulaştı; ona maşukluk (sevilen, sevgili olmanın) hallerini anlattı, açıkladı. Böylece de sırrı yücelerden yüceye vardı. Şems, Mevlana’yı şaşılacak bir aleme çağırdı, öyle bir aleme ki, ne Türk gördü o alemi ne Arap.” Hazret-i Mevlana’nın Maşukluk Mertebesine Erişmesi: Bu hususu Sultan Veled şöyle açıklar, “Alemdeki erenlerin derecelerinden üstün bir derece vardır ki o, maşukluk durağıdır. Aleme bu maşukluk durağına dair haber gelmemiş, bu durakta bulunanların ahvalini hiçbir kulak işitmemişti. Tebrizli Şemseddin zuhur edip, Mevlana Celaleddin’i aşıklık ve erenlik mertebesinden, bu zamana kadar duyulmaması olan, maşukluk mertebesine eriştirmiştir. Esasen Mevlana, ezelde, maşukluk denizinin incisiydi, her şey döner, aslına varır.”

Kim, kimi aradı? Hatırlara gelebilecek, “Şems mi Mevlana’yı aradı, Mevlana mı Şems’i” sorusuna şöyle cevap verebiliriz: Şems, Mevlana’yı, Mevlana’da Şems’i aramıştır. Şems Mevlana’ya aşık ve taliptir, Mevlana’da Şems’e aşık ve taliptir. Çünkü aşık, aynı zamanda maşuk, maşuk aynı zamanda aşıktır. Mevlana der ki: “Dilberler (gönlü alıp götürenler, manevi güzeller), aşıkları, canla başla ararlar. Bütün maşuklar, aşıklara avlanmışlardır. Kimi aşık görürsen bil ki maşuktur. Çünkü o, aşık olmakla beraber maşuk tarafından sevildiği cihetle maşuktur da. Susuzlar alemde su ararlar, fakat su da cihanda suzusları arar.”

Hazret-i Mevlana’nın Manevi Yolculuğundaki Safhaları

Mevlana, manevi yolculuğunu, olgunluğa ermesini, şu sözünde toplamıştır. “hamdım, piştim, yandım.” Mevlana’nın pişmesi, babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled ve Seyyid Burhaneddin’in feyizli nefesleriyle, yanması da Şems’in nurlu aynasında gördüğü kendi güzelliğinin aşk ateşiyledir.

Hazret-i Mevlana ile Şems Hakkında

Mevlana, Şems ile Konya’da buluştuğu zaman tamamiyle kemale ermiş bir şahsiyetti. Şems, Mevlana’ya ayna oldu. Mevlana, Şems’in aynasında gördüğü kendi eşsiz güzelliğine aşık oldu. Diğer bir ifadeyle Mevlana, gönlündeki Allah aşkını Şems’te yaşattı. Mevlana’nın Şems’e karşı olan sevgisi, Allah’a olan aşkının miyarıdır (ölçüsüdür). Çünkü Mevlana, Şems’te Allah cemalinin parlak tecellilerini görüyordu. Mevlana açılmak üzere bir güldü. Şems ona bir nesim oldu. Mevlana bir aşk şarabı idi, Şems ona bir kadeh oldu. Mevlana zaten büyüktü, Şems onda bir gidiş, bir neşve değişikliği yaptı. Şems ile Mevlana üzerine söz tükenmez. Son söz olarak şöyle söyleyelim, Şems, Mevlana’yı ateşledi, ama karşısında öyle bir volkan tutuştu ki, alevleri içinde kendi de yandı.

Şems-i Tebrizi Hazretleri’nin Konya’dan Ayrılışı

Şems ile buluşan Mevlana, artık vartini Şems’in sohbetine hasretmiş, Şems’in nurlarına gömülüp gitmiş, bambaşka bir aleme girmişi. Şems’in cazibesinde yana yana dönüyor, ilahi aşkla kendinden geçercesine Sema ediyordu. Bu iki ilahi dostun sohbetlerindeki mukaddes sırrı idrakten aciz olanlar, ileri geri konuşmaya başladılar. Neticede Şems, incindi ve Mevlana’nın yalvarmalarına rağmen, Konya’dan Şam’a gitti (14 Mart, 1246 Perşembe).

Hazret-i Şems’in Konya’ya Dönüşü

Şems’in ayrıldığında derin bir ızdıraba düşen Mevlana, manzum olarak yazdığı güzel bir mektubu, Sultan Veled’in başkanlığındaki kafileyle Şam’a, Şems’e gönderdi. Sultan Veled, kafilesiyle Şam’a vardı, Şems’i buldu ve babasının davet mektubunu, hediyelerle birlikte, saygıyla Şems’e sundu. Şems, “Muhammedi tavırlı ve ahlaklı Mevlana’nın arzusu kafidir. Onun sözünden ve işaretinden nasıl çıkabilir.”diyerek, Mevlana’nın davetine icabet etti ve 1247 ‘de, Sultan Veled’in kafilesiyle, Konya’ya döndü.

Hazret-i Şems’in Kayboluşu

Şems’in Konya’ya geri gelmesine herkes sevindi. Mevlana da hasretin sıkıntılarından kurtuldu. Artık Şems’in şerefine ziyafetler verildi, Sema meclisleri tertip edildi. Fakat huzurla, muhabbetle, dostluk içinde geçen günler pek çok sürmedi, dedikodular ve can sıkısı durumlar yeniden başladı. Şems, o bahtsız dedikoducu topluluğun yine kinle dolduğunu, gönüllerinden sevginin uçup gittiğini, akıllarının nefislerine esir olduğunu anladı ve kendisini ortadan kaldırmaya uğraştıklarını bildi, Sultan Veled’e dedi ki: Gördün ya azgınlıkta yine birleştiler. Doğru yolu göstermekte, bilginlikte eşi olmayan Mevlana’nın huzurundan beni ayırmak, uzaklaştırma, sonra da sevinmek istiyorlar. Bu sefer öylesine bir gideceğim ki, hiç kimse benim nerede olduğumu bilmeyecek. Aramaktan herkes acze düşecek, kimse benden bir nişan bile bulamayacak. Böylece bir çok yıllar geçecek de yine kimse izimin tozunu bile göremeyecek.” İşte Sultan Veled’e böyle yakınan Şems, 1247-1248 tarihinde Konya’dan ansızın gidip kayboldu. Şems’in kayboluşundan sonra Mevlana, herkesten onun haberini soruyordu. Kim onun hakkında aslı esası olmayan bir haber bile verse ve Şems’i falan yerde gördüm dese, bu müjde için sarığını ve hırkasını vererek şükranelerde bulunuyordu. Bir gün bir adam, Şems’i Şam’da gördüm diye haber verdi. Mevlana buna, tarif edilemeyecek şekilde sevindi ve o adama, üstünde nesi varsa bağışladı. Dostlarından birisi, bu adamın verdiği haber yalandır, o Şems’i görmemiştir, dediğinde Mevlana şu cevabı vermiştir. “Evet, onun verdiği bu yalan haber içinde üstümde neyim varsa verdim. Eğer, doğru haber verseydi, canımı verirdim.”

Hazret-i Mevlana’nın, Şems-i Tebrizi Hazretleri’ni Aramak İçin Şam’a Gidişi

Mevlana, Şems’i çok aradı. Onun ayrılığıyla, gönülleri yakan, sızlatan, nice şiirler söyledi. Onu aramak için iki kere Şam’a gitti. Yine Şems’i bulamadı. Bu son iki seyahatin tarihleri kesin olarak bilinmemekle beraber, büyük bir ihtimalle 1248-1250 yılları arasında olduğu söylenebilir. Sultan Veled’in ifadesiyle Mevlana, Şam’da suret bakımından Tebrizli Şems’i bulamadı ama, mana yönünden onu, kendisinde buldu. Ay gibi kendi varlığında beliren Şems’i, kendinde gördü ve dedi ki: “Beden bakımından ondan ayrıyım ama, bedensiz ve cansız ikimiz de bir nuruz. Ey arayan kişi! İster onu gör, ister beni. Ben O'yum O da ben.”

Konya’lı Kuyumcu Şeyh Selahaddin Hazretleri

Yağıbasan’ın oğlu Konyalı Zerkub (kuyumcu) diye tanınan Şeyh Selahaddin Feridun, Konya civarındaki bir gölün kenarında balıkçılıkla geçinen bir ailedendir. Ummi olarak bilinen Şeyh Selahaddin, gençliğinde Seyyid Burhaneddin’in terbiyesine girmiş, onun sohbetlerinde pişmiş, onun feyziyle olgunlaşmış, kamil bir insandır. Ayrıca Şems’in sohbetlerinde de bulunmuş, ondan da feyz almıştır. Mevlana ile Şems buluşmalarında, altı ay Şeyh Selahaddin’in hücresinde sohbet etmişlerdir. Onlara hizmet edebilme şerefine ve sohbetlerinde bulunabilme bahtiyarlığına eren zat, Şeyh Selahaddin’dir. Şeyh Selahddin, kuyumcu dükkanında altın varak yaparak, helalinden para kazanmak ve manevi halini kuvvetlendirmekle uğraşırdı.

Hazret-i Mevlana’nın Vecd ile Sema’ı

Şeyh Selahaddin’in, Mevlana ile tanışması ta Seyyid Burhaneddin’in manevi terbiyesi altına girdiği tarihte başlar, fakat bütün sevgilerden tamamen vaz geçip Mevlana’ya manen bağlanmasına ve vakitlerini onun sohbetlerine hasretmesine sebep şu hadisedir. Mevlana bir gün Şeyh Selahaddin’in Kuyumcular çarşısındaki dükkanının önünden geçmektedir. İçeride varak yapmak için çekiçle altın dövmekte olan Kuyumcu Şeyh Selahaddin ve çıraklarının çekiç darbelerinden çıkan sesleri duyan Mevlana, o hoş seslerin ahengi ile cezbelenir. (Allah tarafından manen çekilerek iradesi elden gider) ve vecd ile (kendinden geçip ilahi aşka dalarak) Sema etmeye başlar. Dışarıda Mevlana’nın Sema ettiğini gören Şeyh Selahaddin onun, çekiç darbelerinin ahengine, ritmine uyarak Sema ettiğini anlayınca, altının zayi olmasını düşünmez ve çıraklarına, çekiç darbelerine devam etmelerini emrederek kendisi de dışarı fırlar ve Mevlana’nın ayaklarına kapanır.


Hazret-i Mevlana’nın, Şeyh Selahaddin Hazretleri’ni Kendisine Hemden ve Halife Seçmesi

Mevlana, son Şam seyahatinde, mana yönünden Şems’i ay gibi kendinde gördükten sonra, onu aramaktan vaz geçti ve kendisine Şeyh Selahaddin’i dost ve hemden olarak seçti. Mevlana, Şems’e duyduğu muhabbet ve gönül bağlılığının aynısını Şeyh Selahaddin’e de gösterdi ve bu zat ile sükun buldu. Mevlana, Allah’ın cemal tecellileri içinde ruhen manevi bir alemde yaşadığından, müridlerinin irşadıyla bizzat uğraşamamış ve onların irşad ve terbiyesine, en seçkin, en ehil dostlarından birbirini tayin etmiştir. İşte Şeyh Selahaddin, bu vazifeye ilk olarak tayin ettiği dostudur. Mevlana, Şeyh Selahaddin’e yalnız manevi bir bağ ve içten gelen muhabbetiyle kalmadı, onun kızı hakkında, “Benim sağ gözüm” diyerek iltifatta bulunduğu Fatma Hatun’u oğlu Slutan Veled’e almak suretiyle aralarında bir akrabalık bağı da kurdu.

Şeyh Selahaddin Hazretlerinin Olgunluğu

Mevlana’nın, Şems ile dostluğunu çekemeyenler bu sefer de Mevlana’nın Şeyh Selahaddin’e gösterdiği yakınlığa haset etmeye başladılar. Şeyh Selahaddin’i, ümmidir diye, yüksek irşad makamına layık görmüyorlardı. Şems’e yaptıkları gibi küstahlığa kalkıştılar. Kendisine kötü düşünce ile bakan bahtsız, zavallılara Şeyh Selahaddin, “Mevlana, beni yalnızca herkesten üstün tuttu da bu yüzden inciniyorsunuz. Bilmiyorsunuz ki benim apaçık bir görüşüm yok, ben bir aynayım. Mevlana, ben de kendi yüzünü görüyor; ne diye kendini seçmesin? O kendi güzelim yüzüne aşık, bundan başka fikre düşmek kötü bir şey” diyerek, kemal ve mahviyyetini (ileri derecede alçak gönüllüğünü) göstermiştir.

Şeyh Selahaddin Hazretleri’nin Ebedi Aleme Göçüşü

Mevlana ile Seyh Selahaddin, on yıl birbiriyle adeta mest olarak görüşüp sohbet ettiler, ayrılık mahmurluğunu tadmadan, visal aleminde safalar sürdüler. Nihayet Şeyh Selahaddin hastalandı ve ebedi alemde göçtü (1259).

Çelebi Hüsameddin Hazretleri

Çelebi Hüsameddin, vaktiyle Konya’ya göçmüş bir soylu ailedendir ve doğum yeri Konya’dır. (1225) Çelebi lakabını kendisine veren Mevlana’dır. Gençliğinin ilk yıllarında, Ahilerin şeyhi olan babasını kaybeden Çelebi Hüsameddin, zamanının bütün ulu kişileri ve şeyhlerinden yakın alaka ve himaye gördüğü halde, bütün hizmetkarları ve arkadaşlarıyla, Mevlana’nın hizmetini seçmiştir. Böylece Mevlana’nın terbiyesinde yetişip olgunlaşmış, kamil insan olmuştur.

Hazret-i Mevlana’nın Çelebi Hüsameddin’i Kendisine Hemdem ve Halife Seçmesi

Mevlana, Şeyh Selahaddin’den sonra kendisine hemdem ve halife olarak Çelebi Hüsameddin’i seçti ve dostlarına şöyle dedi; “Ona baş eğin, önünde acizcesine kanatlarınızı yere gerin! Bütün buyruklarını yerine getirin, sevgisini canınızın ta içine ekin. O rahmet madenidir, Allah nurudur.” Mevlana’nın bu buyruğu üzerine, bütün dostlar ona itaat ettiler. Sultan Veled’in diliyle, “Bütün dostlar, onun lutuf suyuna testi kesildiler, Şems’e ve Şeyh Selahaddin’e yapmış oldukları aşağılık hareketlerden kurtulmuşlar, edeplenmişlerdi. Haset etmeden Çelebi Hüsameddin’e itaat ettiler.” Çelebi Hüsameddin on beş sene Mevlana’nın şerefli sohbetinde bulundu. Mevlana’dan sonra da dokuz sene irşad makamında, Mevlana postunda oturdu.


Çelebi Hüsameddin Hazretleri’nin Değeri

Mevlana, ancak Çelebi Hüsameddin’in bulunduğu meclis rahat bulur, huzur duyar, coşup manalar saçar, hakikat ilminden bahisler açardı. Mevlana’ya göre, hakikatler memesinden manalar sütünü emip çıkaran Çelebi Hüsameddin’dir. Mesnevi’sinde bu manaya işaretle şöyle der; “Bu söz, can memesininde süttür. Emen olmadıkça güzelce akmıyor. Dinleyen susuz ve arayıcı olursa, va’zeden ölü bile olsa söyler. Dinleyen yeni gelmiş ve usanmamış olursa dilsiz bile sözde bülbül kesilir. Kapımdan içeri, na-mahrem girince, harem halkı, perde arkasına girer, gizlenir. Zararsız ve mahrem birisi gelince de o kendilerini gizleyen mahremler, yüzlerindeki peçeyi açarlar. Bütün güzel, hoş ve yaraşan şeyler, gören göz için yapılır. Çengin zir (en ince) ve bam (en kalın) nağmeleri, nasıl olur da sağır kular için terennüm edilir? Allah, miski beyhude yere güzel kokulu yapmadı. Koku duyan için yarattı; koku almayan için değil.” İşte İslami Tasavvuf edebiyatının en büyük didaktik şaheseri olan Mesnevi’yi Çelebi Hüsameddin, Mevlana’nın tükenmez bir hazineye benzeyen ruhundan çekip çıkartmıştır.


Çelebi Hüsameddin Hakkında

Mevlana’nın kırk yıl samimiyetle hizmetinde, sohbetinde bulunan Sipehsalar, Risale’sinde, Çelebi Hüsameddin’in değerini şu cümlelerle belirtiyor; “Hakikatte Hüdavendigar Hazretlemizin tam mazhari Çelebi Hüsameddin idi ve bütün Mesnev-i Şerif onun ricası ile yazılmıştır. Bütün tevhid ve aşk ehli, kendilerine bahşedilen Mesnevi’nin yalnızca yazılması hususunda, kıyamete kadar Çelebi Hüsameddin’e teşekkür etseler, yine şükran borçlarını ödeyemezler.”


Mesnevi’nin Yazılışı

Eflaki, Mesnevi’nin yazılıp tamamlanmasını anlattığı bahiste diyor ki: “Mevlana Hazretleri, asil kişilerin sultanı Çelebi Hüsameddin’in cazibesi ile heyecanlar içerisinde Sema ederken, hamamda otururken, ayakta, sükunet ve hareket halinde daima Mesnevi’yi söylemeye devam etti. Bazen öyle olurdu ki, akşamdan başlıyarak gün ağarıncaya kadar birbiri arkasından söyler, yazdırırdı. Çelebi Hüsameddin de bunu sür’atle yazar ve yazdıktan sonra hepsini yüksek sesle Mevlana’ya okurdu. Cilt tamamlanınca Çelebi Hüsameddin, beyitleri yeniden gözden geçirerek gereken düzeltmeleri yapıp tekrar okurdu.” Bu şekilde dikkatlice 1259-1261 yılları arasında yazılmaya başlanılan Mesnevi, 1264-1268 yılları arasında sona erdi.

Hazret-i Mevlana’nın Baki Aleme Göçüşü

Mevlana, Çelebi Hüsameddin ile tam onbeş sene güzel demler, hoş safalar sürdü. Bu müddet zarfından bahtsızların fitne ve hücumundan uzak, huzur ve sürur içinde yaşadı. Dostları onun cemalinin nuruna pervane olmuşlardı. Mevlana, artık son anlarını yaşadığını, özlediği ebedi cemal alemine kavuşacağını anlamıştı. Ansızın hastalanıp yatağa düştü. Mevlana’nın hastalık haberi Konya’da yayıldığı zaman ahali, şifalar dilemeye, gönlünü, duasını almaya geliyorlardı.

Şeyh Sadreddin (? – 1274) de talebeleriyle birlikte Mevlana’ya geçmiş olsun demeye geldi ve çok üzüldüğünü beyan edip, “Allah yakın zamanda şifalar versin. Hastalık ahirette derecenizin yükselmesine sebeptir. Siz alemin canısınız, inşaallah yakın zamanda tam bir sıhhate kavuşursunuz” diye temennide bulundu. Bu nun üzerine Mevlana: “Bundan sonra Allah sizlere şifa versin. Aşıkın maşukuna kavuşmasını ve nurun nura ulaşmasını istemiyor musun?” dedi. Şeyh Sadreddin, yanındakilerle birlikte ağlayarak kalkıp gitti.

Mevlana, dostlarına ve aile efradına, bu dünyadan göçeceğine üzülmemelerini söylüyordu, fakat onlar, benden de olsa, bu ayrılığı kabullenemiyorlar, ağlayıp inliyorlardı. Mevlana’nın hanımı, Mevlana’ya hitaben; “Ey alemin nuru, ey ademin canı! Bizi bırakıp nereye gideceksin?” diyerek ağlıyor ve ilave ediyordu. “Hudavendigar Hazretlerinin dünyayı hakikat ve manalarla doldurması için üçyüz veya dörtyüz yıllık ömrünün olması lazımdı.” Mevlana cevaben, “Niçin? Niçin? Biz ne Firavun ve ne de Nemrud’uz, bizim toprak alemiyle ne işimiz var, bize bu toprak aleminde huzur ve karar nasıl olur? Ben insanlara faydam dokunsun diye dünya zindanında kılmışım, yoksa hapishane nerede ben nerede? Kimin malını çalmışım? Yakında Allah’ın sevgili dostunun, Hazret-i Muhammed’in yanına döneceğimiz umulur”


Hazret-i Mevlana’nın Vasiyeti

“Ben size, gizli ve aleni, Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”


Şeb-i Arus

İrfan ve sevgi güneşi Mevlana, 5 Cemaziye’l-ahir, 672 (17 Aralık 1273) Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet aleminin asumanına doğdu. Mevleviler, o geceye Şeb-i Arus derler.



Hazret-i Mevlana’nın Cenaze Merasimi

Müslüman olan, müslüman olmayan, küçük büyük ne kadar Konyalı varsa hepsi, Mevlana’nın cenaze merasimine katıldı. Müslümanlar, müslüman olmayanları sopa ve kılışla savmaya çalışarak onlar: “Bu merasimin sizinle ne ilgisi vardır? Bu din sultanı Mevlana bizimdir, bizim imamımızdır” diyorlardı. Onlar da şu cevabı veriyorlardı. “Biz Musa’nın ve bütün peygamberlerin hakikatini onun sözlerinden anlayıp öğrendik. Kendi kitaplarımızda okuduğumuz olgun peygamberlerin huy ve hareketlerini onda gördük. Sizler nasıl onun muhibbi ve müridi iseniz, biz de onun muhibbiyiz. Mevlana Hazretleri’nin zatı, insanlar üzerinde parlayan ve onlara iyilikte, cömertlikte bulunan hakikatler güneşidir. Güneşi bütün dünya sever. Bütün evler onun nuruyla aydınlanır. Mevlana ekmek gibidir. Hiç kimse ekmeğe ihtiyaç duymamazlık edemez. Ekmekten kaçan hiçbir aç gördünüz mü?

[Hazret-i Mevlana’nın Cenaze Namazı] Mevlana’nın vasiyeti üzerine Şeyh Sadreddin, Mevlana’nın namazını kıldırmak üzere niyetlendiğinde dayanamayıp baygınlık geçirdi. Bunun üzerine namaza Kadı Siraceddin imamlık etti.


Hazret-i Mevlana’ya Yeşil Kubbe

Mevlana’ya Yeşil Kubbe denilen türbe, Sultan Veled ile Alameddin Kayser’in gayreti ve Emir Pervane’nin eşi (Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kızı) Gürcü Hatun’un yardımıyla Çelebi Hüsameddin zamanında yapıldı. Türbenin mimarı Tebrizli Bedreddin’dir. Selimoğlu Abdülvahid adlı bir sanatkar da Mevlana’nın kabri üzerine, Selçuklu oymacılığının şaheseri olarak kabul edilen, büyük bir ceviz sanduka yaptırmıştır. Bu sanduka bu gün, Sultan”ül-Ulema Bahaeddin Veled’in kabri üzerindedir.

Hazret-i Mevlana’nın Ölüme ve Mezara Bakışı

“Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma; bu çeşit şüpheye düşme, bana ağlama, yazık yazık deme. Şeytanın tuzağına düşersem işte hayıflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim buluşma ve görüşme zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca, sakın elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür, ama o, canın kurtuluşudur. Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin?Bu tarafta ağzını yumdun mu o tarafta aç. Zira senin hayuhuyun, mekansızlık aleminin fezasındadır.”


Hazret-i Mevlana’nın Ziyaretçilerine Seslenişi

“Kardeş, mezarıma defsiz gelme; çünkü Allah meclisinde gamlı durmak yaraşmaz. Hak Teala beni aşk şarabından yaratmıştır. Ölsem, çürüsem bile, ben yine o aşkım.”

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız? Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.”

Mevlana WP ing -tr çeviri düzenlenecek

Rumi

From Wikipedia, the free encyclopedia Vikipedi, özgür ansiklopedi (Redirected from Mevlana ) (Yönlendirildi Mevlana dan)

This article is about the Persian poet and philosopher.

Bu makalede, Fars şair ve filozof hakkındadır.

For other uses, see Rumi (disambiguation) . Başlığın diğer anlamları için) Rumi (sayfasına bakınız.

Persian Mystical poet

Farsi Mistik şair

Name: Adı: Jalal ad-Dīn Muhammad Rumi Celaleddin Muhammed Rumi Title: Title: Mawlānā Mevlana Birth: Doğum: 1207 1.207 Death: Ölüm: 17 December 1273 17 Aralık 1273 Ethnicity: Etnik köken: Persian Farsça Region: Bölge: Rûm Rum School tradition: Okul geleneği: Sufism . Tasavvuf. His followers formed the Mawlawi Order Takipçileri Mawlawi Sipariş kurdu Main interests: Ana ilgi alanları: Sufi poetry , Sufi whirling , Muraqaba , Dhikr Sufi şiir,, Muraqaba, dhikr whirling sufi Notable ideas: İlgilendikleri: Persian poetry , Ney and Sufi dance Farsça şiir, Ney ve sufi dans

  • Works: Çalışır: Masnavi , Diwan-e Shams-e Tabrizi , Fihi Ma Fihi Mesnevi, Divan-e Shams-e Tabriz, Fihi Ma Fihi

Influences: Etkiler: Attār , Sanā'ī , Abu Sa'īd Abulḫayr , Ḫaraqānī , Bayazīd Bistāmī , Šamse Tabrīzī Attar, Sanā'ī, Ebu Said Abulḫayr, Ḫaraqānī, Beyazit Bistāmī, Šamse Tabrizi

  • Influenced: Etkilenmiştir: Sir Mohammad Iqbāl , Tāhir ul-Qadrī , Kazi Nazrul Islam , Abdolkarim Soroush Efendim Muhammed İkbal, Tahir ul-Qadri, Kazi Nazrul İslam, Abdolkarim Soroush

Jalāl ad-Dīn Muḥammad Balkhī ( Persian : جلال الدین محمد بلخى ), also known as Jalāl ad-Dīn Muḥammad Rūmī ( Persian : جلالالدین محمد رومی ), and popularly known as Mowlānā ( Persian : مولانا ) but known to the English-speaking world simply as Rumi [ 1 ] (30 September 1207 – 17 December 1273), was a 13th-century Persian [ 2 ] [ 3 ] [ 4 ] [ 5 ] poet , jurist , theologian , and sufi mystic . [ 6 ] Rūmī is a descriptive name meaning "the Roman" since he lived most of his life in an area called Rūm because it was once ruled by the Byzantine Empire . [ 7 ]

Celaleddin Muhammed Balkhi (Farsça: جلال الدین محمد بلخى), ayrıca Celaleddin Muhammed Rumi (Farsça: جلالالدین محمد رومی) olarak bilinen ve halk Muhammed Celaleddin-i (Farsça: مولانا) olarak bilinen ancak İngilizce konuşan dünyada bilinen rumi basit olarak [1] (30 Eylül 1207 - 17 Aralık 1273), 13. yüzyıl Farsça [2] [3] [4] [5] şair, hukukçu, teolog olduğunu, ve sufi mistik. [6] Rumi bir bir tanımlayıcı bir ad beri bir alanda hayatının en yaşadı Rum denir, çünkü bir kez Bizans İmparatorluğu tarafından yönetildi "Roma anlamı. [7]

--- Rumi was born in the Iranian north eastern province of Khorasan in the city of Balkh (now in Afghanistan ), the hometown of his father's family.

Rumi İran kuzeydeki Belh kentinde Afganistan (şimdi) yılında, babasının ailesinin memleketi Horasan doğu ilinde doğdu.

Some scholars, however, argue that he may have been born in Wakhsh , [ 8 ] a small town located at the river Wakhsh in what is now Tajikistan .

Bazı bilim adamları ise, onun Wakhsh içinde, doğmuş olabilir iddia [8] küçük bir kasaba şimdi Tacikistan olduğunu da nehir Wakhsh bulunmaktadır.

Wakhsh belonged to the larger province of Balkh, and in the year Rumi was born, his father was an appointed scholar there. [ 8 ] Both these cities were at the time included in the Greater Persian cultural sphere of Khorasan , the easternmost province of historical Persia , [ 9 ] and were part of the Khwarezmian Empire .

Wakhsh Belh ve büyük eyalete ait olduğu ve yıl Rumi doğdu, babası seçilmiş bir bilgin vardı. [8] Bu iki şehirler zaman vardı Horasan, bir doğu ili ve Büyükşehir Farsça kültürel alanda dahil tarihsel persia, [9] ve Khwarezmian İmparatorluğu'nun bir parçası idi.

--- His birthplace [ 9 ] and native language [ 10 ] both indicate a Persian heritage. Onun doğum yeri [9] ve anadil [10] hem Farsça mirası gösterir. Due to quarrels between different dynasties in Khorasan, opposition to the Khwarizmid Shahs who were considered devious by Bahā ud-Dīn Walad (Rumi's father) [ 11 ] or fear of the impending Mongol cataclysm, [ 12 ] his father decided to migrate westwards.

Kavgalar için Horasan farklı hanedanlık, Khwarizmid Shahs kim Baha ud-Din Walad (Rumi'nin babası tarafından ahlaksızca) olarak kabul edilmiştir [11] veya yaklaşan Moğol tufan korkusu, muhalefet arasında nedeniyle [12] babası batıya doğru göç etmeye karar verdi.

Rumi's family traveled west, first performing the Hajj and eventually settling in the Anatolian city Konya (capital of the Seljuk Sultanate of Rum , now located in Turkey ).

Rumi ailesi batı, ilk ve Hac performans sonunda Anadolu kenti Konya yılında Selçuklu Anadolu Selçuklu Devleti, şimdi Türkiye'de bulunan ve (başkent) yerleşti gitti.

This was where he lived most of his life, and here he composed one of the crowning glories of Persian literature which profoundly affected the culture of the area. [ 13 ]

Burada hayatının en yaşamış ve burada o, Fars edebiyatı ile olan derin bölgenin kültür etkilenen taçlandıran Glories oluşuyordu. [13]

He lived most of his life under the Sultanate of Rum, where he produced his works [ 14 ] and died in 1273 CE.

O Sultanlığı Rom, nerede eserlerinde [14] üretilen ve 1273 CE öldü altında hayatının en yaşadı.

He was buried in Konya and his shrine became a place of pilgrimage. [ 15 ] Following his death, his followers and his son Sultan Walad founded the Mawlawīyah Sufi Order , also known as the Order of the Whirling Dervishes, famous for its Sufi dance known as the samāʿ ceremony.

O Konya gömülmüş ve onun tapınağın hac yeri oldu. [15] ölümünden sonra takipçileri ve oğlu Sultan Walad da Semazenler, onun sufi dans için ünlü Sipariş olarak bilinen bilinen Mawlawīyah Sufi kurdu sama ʿ töreni olarak.

Rumi's works are written in the new Persian language. Rumi'nin eserlerini yeni Farsça dil olarak yazılır. A Persian literary renaissance (in the 8th/9th century) started in regions of Sistan , Khorāsān and Transoxiana [ 16 ] and by the 10th/11th century, it reinforced the Persian language as the preferred literary and cultural language in the Persian Islamic world. Bir Farsça edebi rönesans 8th/9th yüzyıl (olarak) Sistan, Horasan ve Maveraünnehir bölgelerinde başladı [16] ve 10th/11th yüzyılda, bu Farsça İslam dünyasında tercih edilen edebiyat ve kültür dili olarak Farsça dil takviyeli. Although Rumi's works were written in Persian, Rumi's importance is considered to transcend national and ethnic borders. Her ne kadar Rumi'nin eserlerini Farsça, Rumi'nin önemi yazılmıştır ulusal ve etnik sınırları aşmak için kabul edilir. His original works are widely read in their original language across the Persian-speaking world. Asıl işleri yaygın Farsça konuşulan dünya çapında orijinal dilde okunur. Translations of his works are very popular in other countries. Eserlerinin çevirileri çok diğer ülkelerde popülerdir. His poetry has influenced Persian literature as well as Urdu , literature and other Pakistani languages written in Arabic script eg Pashto and Sindhi. Onun şiir gibi Urduca, edebiyat ve diğer Pakistan dil Arapça betiğinde Peştuca ve Sindhi örneğin yazılı Fars edebiyatı etkisi vardır. His poems have been widely translated into many of the world's languages and transposed into various formats; He has been described as the "most popular poet in America" in 2007. [ 17 ] Onun şiirleri yaygın dünya dilleri birçok çevrildi ve çeşitli biçimlerde aktarılması; O "en popüler şair olarak Amerika'da" 2007 yılında tanımlanmıştır. [17]

Contents Içeriği [hide] 1 Life 1 Life 2 Teachings 2 Teachings 3 Major works 3 Şiir 3.1 Poetic works 3,1 Poetic işleri 3.2 Prose works 3,2 Nesir işleri 4 Philosophical outlook 4 Felsefi görünüm 4.1 Rumi's universality 4,1 Rumi'nin evrensellik 4.2 Rumi as a Muslim 4,2 Rumi bir Müslüman olarak 5 Legacy 5 Legacy 5.1 Rumi and the Persian world 5,1 Rumi ve Farsça dünya 5.2 The Mawlawī Sufi Order 5,2 Mawlawī Sufi 5.3 Rumi's religious denomination 5,3 Rumi'nin dini mezhebi 5.4 Eight hundredth anniversary celebrations 5,4 sekiz yüzüncü yıldönümü kutlamaları 6 See also 6 Ayrıca bakınız 7 Bibliography 7 Kaynakça 7.1 English translations 7,1 İngilizce çeviriler 7.2 Further reading 7,2 ilave okuma 7.2.1 On Rumi's life and work 7.2.1 Rumi'nin hayatı ve çalışma 7.2.2 On Persian literature 7.2.2 Farsça edebiyat On 8 References 8 Referanslar 9 External links 9 Dış bağlantılar 9.1 On-line texts and translations of Rumi 9.1-line metinleri ve Rumi tercüme 9.2 On Rumi 9,2 Rumi On 9.3 Criticism 9,3 Eleştiri [ edit ] Life [Değiştir] Yaşamı


Rumi's tomb ( Mevlana Museum ). Rumi's Tomb (Mevlana Müzesi). Rumi was born in Khorāsān , possibly in or near the city of Balkh . Rumi Horasan yılında, muhtemelen veya Belh şehri yakınlarında doğdu. A hagiographical account of him is described in Shams ud-Din Ahmad Aflāki's Manāqib ul-Ārifīn (written between 1318 and 1353). Onu bir hagiographical hesabı Şems açıklanan ud-Din Ahmad Aflāki's Manāqib ül-Ārifīn (1318 ve 1353 arasında yazılı). Rumi's father was Bahā ud-Dīn Walad, a theologian, jurist and a mystic from Balkh or Vakhsh, who was also known by the followers of Rumi as Sultan al-Ulama or "Sultan of the Scholars". Rumi'nin babası Baha ud-Din Walad, bir ilahiyatçı, hukukçu ve Belh veya Vakhsh, aynı zamanda Sultan al olarak Rumi takipçileri-Ulema veya "Sultan Alimler tarafından bilinen itibaren mistik" idi. The popular hagiographer assertations that have claimed the family's descent from the Caliph Abu Bakr does not hold on closer examination and is rejected by modern scholars [ 18 ] [ 19 ] [ 20 ] . Bu yakın muayene tutmadığı ve Halife Ebu Bekir gelen ailenin iniş iddia, modern bilim adamları [18] [19] [20] tarafından reddedilen popüler azizlerin biyografisini yazan assertations. The claim of maternal descent from the Khwarazmshah for Rumi or his father is also seen as a non-historical hagiographical tradion designed to connect the family with royalty, but this claim is rejected for chronological and historical reasons [ 18 ] [ 19 ] [ 20 ] . Rumi veya babası için Khwarazmshah gelen anne kökenli iddiası da olmayan bir tarihsel hagiographical tradion royalty, ancak bu iddia kronolojik ve tarihsel nedenlerle [18] [19 için reddedilen aile bağlamak için tasarlanmış olarak görülüyor] [20] . The the most complete geneology offered for the family streches back to six or seven generations to famous Hanafi Jurists [ 18 ] [ 19 ] [ 20 ] . En eksiksiz şecere ailesi için sunulan geri ünlü Hanefi Hukukçular altı veya yedi kuşak için streches [18] [19] [20]. We do not learn the name of Baha al-Din's mother in the sources, but only that he referred to her as "Mama"(Mami) [ 21 ] (colloquial Persian for Mother), she was a simple woman and that she lives in 1200s. Biz kaynakları, ancak Baha al-Din adını annesi öğrenmek değil sadece ona "Mama" (Mami) [21] (argo Farsça Anne), o basit bir kadın olduğunu ve o yaşıyor olarak anılacaktır 1200'ler. The mother of Rumi was Mu'mina Khātūn. Rumi annesi Mu'mina Hatun idi. The profession of the family for several generations was that of Islamic preachers of the liberal Hanafi rite and this family tradition was continued by Rumi (see his Fihi Ma Fih and Seven Sermons) and Sultan Walad (see Ma'rif Waladi for examples of his everyday sermons and lectures). Birkaç nesildir aile mesleği liberal Hanefi Rite İslami vaiz ve bu aile geleneğinin Rumi tarafından devam idi () ve Sultan Walad onun Fihi Ma Fih ve Seven Sermons görmek (örnekler için bkz Ma'rif Waladi onun günlük vaazlar ve konferanslar).

When the Mongols invaded Central Asia sometime between 1215 and 1220, Baha ud-Din Walad, with his whole family and a group of disciples, set out westwards. Zaman Moğollar bazen 1215 ve 1220 yılları arasında Orta Asya işgal, Baha ud-Din Walad, onun bütün aile ve öğrencilerinden bir grup, batıya doğru yola ile. On the road to Anatolia, Rumi encountered one of the most famous mystic Persian poets, 'Attar , in the Iranian city of Nishapur , located in the province of Khorāsān . Anadolu'ya yolda Rumi biri en ünlü mistik Farsça şairlerinin karşılaştı, 'Attar, Nishapur ve İran city, Horasan ilinde bulunan. 'Attar immediately recognized Rumi's spiritual eminence. 'Attar hemen Rumi'nin manevi Eminence tanıdı. He saw the father walking ahead of the son and said, "Here comes a sea followed by an ocean." O baba öncesinde oğlunun yürürken gördüm ve dedi ki, "İşte bir deniz bir okyanus tarafından takip geliyor." He gave the boy his Asrārnāma , a book about the entanglement of the soul in the material world. O çocuk kendi Asrārnāma, maddi dünyada ruhun entanglement hakkında bir kitap verdi. This meeting had a deep impact on the eighteen-year-old Rumi, and later on became the inspiration for his works. Bu toplantı, ve on sekiz üzerinde derin bir etkisi yaşındaki Rumi vardı, daha sonra yaptığı çalışmalar için ilham kaynağı oldu.

From Nishapur, Walad and his entourage set out for Baghdad, meeting many of the scholars and Sufis of the city. [ 22 ] From there they went to Baghdad , and Hejaz and performed the pilgrimage at Mecca . Nishapur, Walad ve maiyeti Gönderen Bağdat, toplantı akademisyen ve şehir Sufiler çoğu için yola çıktı. [22] Buradan da Bağdat için, gitti ve Hicaz ve Mekke de hac uygulandı. The migrating caravan then passed through Damascus , Malatya , Erzincan , Sivas , Kayseri and Nigde . Göç karavan sonra Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde geçtik. They finally settled in Karaman for seven years; Rumi's mother and brother both died there. Sonunda Karaman yılında yedi yıldır yerleşmiş; Rumi'nin annesi ve kardeşi de orada öldü. In 1225, Rumi married Gowhar Khatun in Karaman. 1225 yılında, Mevlana Karaman'da Gowhar Hatun ile evlendi. They had two sons: Sultan Walad and Ala-eddin Chalabi. Onlar iki oğlu Sultan Walad ve Ala-eddin Çelebi vardı. When his wife died, Rumi married again and had a son, Amir Alim Chalabi, and a daughter, Malakeh Khatun. Zaman eşi Rumi yeniden evlendi ve bir oğlu, Emir Alim Çelebi ve bir kızı vardı öldü, Malakeh Hatun.

On 1 May 1228, most likely as a result of the insistent invitation of 'Alā' ud-Dīn Key-Qobād , ruler of Anatolia, Baha' ud-Din came and finally settled in Konya in Anatolia within the westernmost territories of the Seljuk Sultanate of Rûm . 1 Mayıs 1228 günü, en 've ısrarlı daveti Ala' ud-Din Key-Qobād, Anadolu, Baha 'ud hükümdarı-Din sonucunda olası geldi ve nihayet Konya'da yılında Anadolu da Selçuklu Sultanlığı ile batı bölgeleri içinde yerleşmiş Selçuklu Devleti.

Baha' ud-Din became the head of a madrassa (religious school) and when he died, Rumi, aged twenty-five, inherited his position. Baha 'ud-Din bir madrassa (din okulu) başkanı ve oldu o, Rumi, yirmi beş yaşında, görevinden miras öldü. One of Baha' ud-Din's students, Sayyed Burhan ud-Din Muhaqqiq Termazi, continued to train Rumi in the religious and mystical doctrines of Rumi's father. Bir Baha 'ud-Din ve öğrencileri, Seyyid Burhan ud-Din Muhaqqiq Termazi, Rumi'nin babanın dini ve mistik doktrinler içinde Rumi tren devam etti. For nine years, Rumi practiced Sufism as a disciple of Burhan ud-Din until the latter died in 1240 or 1241. Dokuz yıl için, Rumi Burhan bir öğrencisi olarak Sufizm uygulanan ud-Din kadar, ikinci 1.240 ya da 1.241 öldü. Rumi's public life then began: he became a teacher who preached in the mosques of Konya and taught his adherents in the madrassa . Rumi'nin kamu hayatından sonra başladı: Kim Konya camilerde vaaz ve madrassa onun taraftarları dersleri öğretmeni oldu.

During this period, Rumi also travelled to Damascus and is said to have spent four years there. Bu dönemde, Mevlana da Şam için ve seyahat söyledi dört yıl orada geçirdiğini.

It was his meeting with the dervish Shams-e Tabrizi on 15 November 1244 that completely changed Rumi's life. Bu derviş Şems ile görüşmesi-e Tabriz 15 Kasım 1244 tarihinde tamamen Rumi'nin hayatı değişti oldu. Shams had traveled throughout the Middle East searching and praying for someone who could "endure my company". Shams Ortadoğu'da arıyor yolculuk vardı ve kim "benim şirket dayanabileceği birisi için dua". A voice said to him, "What will you give in return?" Bir ses ona şöyle dedi, "siz karşılığında ne verecek?" Shams replied, "My head!" Şems, "Başım yanıtladı!" The voice then said, "The one you seek is Jalal ud-Din of Konya." Ses sonra, "bir arıyorsun Celal ud-Din Konya olduğunu söyledi." On the night of 5 December 1248, as Rumi and Shams were talking, Shams was called to the back door. 5 Aralık 1248 ve gecesi, Rumi ve Şems, Şems arka kapıya denilen konuşuyorduk olarak. He went out, never to be seen again. Dedi, tekrar görülen hiç dışarı gitti. It is rumored that Shams was murdered with the connivance of Rumi's son, 'Ala' ud-Din; if so, Shams indeed gave his head for the privilege of mystical friendship. [4] Bu Shams Rumi'nin oğlu müsamaha ile, 'Ala' ud-Din öldürüldüğü söyleniyor, eğer öyleyse, Şems gerçekten mistik dostluk ayrıcalık için başını verdi. [4]

Rumi's love for, and his bereavement at the death of, Shams found their expression in an outpouring of music, dance, and lyric poems, Divan-e Shams-e Tabrizi . Ve ölümü için Rumi'nin sevgi, ve ölüm, Şems müzik, dans bir dökülme, ve lirik şiirleri, Divan-e Shams-e Tabriz onların ifade bulunamadı. He himself went out searching for Shams and journeyed again to Damascus. Kendisi Şems aramaya gitti ve tekrar Şam'a yolculuk. There, he realized: Orada fark:

Why should I seek? Neden aramak gerekir? I am the same as Ben aynı pm He. He. His essence speaks through me. Onun özü bana aracılığıyla biliyor. I have been looking for myself! [ 23 ] Kendimi arıyordum var! [23]

For more than ten years after meeting Shams, Mawlana had been spontaneously composing ghazals (Persian poems), and these had been collected in the Divan-i Kabir or Diwan Shams Tabrizi. Toplantı Shams sonra on yıldan fazla için, Mevlana kendiliğinden ve ghazals (Farsça şiirler) oluştururken olmuştu bu Divan toplanan olmuştu-i Kabir veya Divan Şems Tebrizi. Rumi found another companion in Salaḥ ud-Din-e Zarkub, a goldsmith. Rumi-Din-e Zarkub bir kuyumculuk Salah ud başka bir arkadaşı bulundu. After Salah ud-Din's death, Rumi's scribe and favorite student, Hussam-e Chalabi, assumed the role of Rumi's companion. Sonra Salah ud-Din ölümünden Rumi'nin kâtip ve sık öğrenci, Hussam-e Çelebi, Mevlana'dan eşlik rolünü üstlendi. One day, the two of them were wandering through the Meram vineyards outside Konya when Hussam described to Rumi an idea he had had: "If you were to write a book like the Ilāhīnāma of Sanai or the Mantiq ut-Tayr of 'Attar, it would become the companion of many troubadours. They would fill their hearts from your work and compose music to accompany it." Bir gün, ikisi dışında Konya Meram üzüm bağları ile zaman Hussam Rumi için o etmişti bir fikir açıklanan dolaşıp vardı: "Eğer Ilāhīnāma sanai veya Mantiq ut gibi bir kitap-Tayr bir 'Attar, yazmak için olsaydı birçok Troubadours eşidir olacaktı. Bunlar, çalışma ve yazmak müzik onu eşlik edecek kalpleri doldurmak olur. " Rumi smiled and took out a piece of paper on which were written the opening eighteen lines of his Masnavi , beginning with: Rumi gülümsedi ve bir kağıt parçası üzerinde, onun Mesnevi ile başlayan açılış on sekiz satır yazılmıştır çıkardı:

Listen to the reed and the tale it tells, Kamış ve masalı bu dinle, söyler How it sings of separation... [ 24 ] Nasıl ayrılık ... [24 ve sings]

Hussam implored Rumi to write more. Hussam daha yazmak Rumi implored. Rumi spent the next twelve years of his life in Anatolia dictating the six volumes of this masterwork, the Masnavi , to Hussam. Rumi, Anadolu dikte hayatının sonraki on iki yıl harcanan bu şaheser altı birimleri, Mesnevi, Hussam için.

In December 1273, Rumi fell ill; he predicted his own death and composed the well-known ghazal , which begins with the verse: Aralık 1273 yılında, Mevlana hastalandı; kendi ölümü tahmin ve ayet ile başlar bilinen Ghazal, oluşur:

How doest thou know what sort of king I have within me as companion? Nasıl Doest sen kral ne tür Beni içinde refakatçi olarak var mi biliyorsun? Do not cast thy glance upon my golden face, for I have iron legs. [ 25 ] Benim altın yüzü üzerinde senin baktı Don't, I demir ayakları var. [25]

Rumi died on 17 December 1273 in Konya ; his body was interred beside that of his father, and a splendid shrine, the Yeşil Türbe (Green Tomb, قبه الخضراء; today the Mevlana Museum ), was erected over his place of burial. Mevlana 17 Aralık 1273 Konya'da içinde öldü; vücudu o babasının yanında, ve görkemli bir türbe, Yeşil Türbe (Yeşil Türbesi, قبه الخضراء bugün Mevlana Müzesi), mezar yerini onun üzerine dikildi gömüldü. His epitaph reads: Onun Epitaph okur:

When we are dead, seek not our tomb in the earth, but find it in the hearts of men. [ 26 ] Zaman öldü, yeryüzünde bizim mezar aramak değil ama erkeklerin kalplerinde bile bulabilirsiniz. [26]

[ edit ] Teachings [Değiştir] Teachings


A page of a copy circa 1503 of the Diwan-e Shams-e Tabriz-i . Diwan bir kopyasını yaklaşık 1.503 bir sayfa-e Shams-e Tebriz-i. The general theme of Rumi's thought, like that of other mystic and Sufi poets of Persian literature, is essentially that of the concept of tawhīd – union with his beloved (the primal root) from which/whom he has been cut off and become aloof – and his longing and desire to restore it. [ citation needed ] Rumi'nin düşünce, bu Fars edebiyatının diğer mistik ve Sufi şairler gibi, esasen bu Tevhid kavramının - birliği sevgili (ilkel kök ile), bu / o kime kesti edilmiş ve uzak olmak olduğu genel teması -- ve özlem ve istek geri yüklemek için. [değiştir]

The Masnavi weaves fables, scenes from everyday life, Qur'anic revelations and exegesis, and metaphysics into a vast and intricate tapestry. [ citation needed ] Rumi is considered [ by whom? ] an example of Insan-e Kamil — Perfect Man, the perfected or completed human being. Mesnevi günlük yaşam, Kur'an âyetlerini tefsir ve gelen, masal, sahneler örgüleri ve metafizik geniş ve karmaşık goblen içine. [Değiştir] Rumi [kime?] İnsan bir örnek-e Kamil - Perfect Man, tarafından kabul edilmektedir mükemmel veya tamamlanan insan. In the East, it is said [ weasel words ] of him that he was "not a prophet — but surely, he has brought a scripture". Doğu olarak, söylenir [onu] ve çakal kelimeleri kendisinin "bir peygamber değildi - ama mutlaka, bir din getirmiştir.

Rumi believed passionately in the use of music, poetry, and dance as a path for reaching God. Rumi tutkuyla müzik, şiir kullanımında, iman ve Allah'a ulaşmak için bir yol olarak dans. For Rumi, music helped devotees to focus their whole being on the divine, and to do this so intensely that the soul was both destroyed and resurrected. Rumi için, müzik odaklanmak adanmışlar yardımcı onların bütün ilahi, ve varlık öylesine yoğun ki ruh hem tahrip edildi ve buldu bunu yapmak. It was from these ideas that the practice of "whirling" dervishes developed into a ritual form. O Bu fikirleri bir uygulama "Dönüş" bir ritüel formunu dönüştü dervişlerin değildi. His teachings became the base for the order of the Mevlevi which his son Sultan Walad organized. Onun öğretileri Mevlevi oğlu Sultan Walad olan organize ve düzen için temel oldu. Rumi encouraged samāʿ , listening to music and turning or doing the sacred dance. Rumi, müzik dinlerken sama ʿ teşvik ve tornalama veya kutsal dans yapıyorum. In the Mevlevi tradition, samāʿ represents a mystical journey of spiritual ascent through mind and love to the Perfect One. Mevlevi geleneğinde, sama ʿ zihin ve sevgi ile Mükemmel Bir manevi yükseliş mistik bir yolculuğu temsil eder. In this journey, the seeker symbolically turns towards the truth, grows through love, abandons the ego, finds the truth, and arrives at the Perfect. Bu yolculukta, arayan sembolik gerçeği doğru döner sevgi ile büyür, i terk, doğruyu bulur ve Mükemmel varır. The seeker then returns from this spiritual journey, with greater maturity, to love and to be of service to the whole of creation without discrimination with regard to beliefs, races, classes, and nations [ citation needed ] . Arayan sonra bu manevi yolculuk, daha vadesi ve sevgi yaratılışın tüm hizmet inançlar, ırklar, sınıflar açısından ayırım yapılmaksızın olmak ve uluslar [değiştir döner].

In other verses in the Masnavi , Rumi describes in detail the universal message of love: Mesnevi diğer ayette, Rumi detaylı sevginin evrensel mesajı anlatılmaktadır:

Lover's nationality is separate from all other religions, Lover's milliyet diğer tüm dinlerden, ayrı bir The lover's religion and nationality is the Beloved (God). Lover's din ve milliyet Beloved (God is).

The lover's cause is separate from all other causes Lover's neden tüm diğer nedenleri ayrıdır Love is the astrolabe of God's mysteries. [ 27 ] Love Tanrı'nın gizemlerinin usturlap olduğunu. [27]

[ edit ] Major works [Değiştir] Büyük işleri Rumi's poetry is often divided into various categories: the quatrains ( rubayāt ) and odes ( ghazal ) of the Divan , the six books of the Masnavi . Rumi'nin şiirleri genellikle çeşitli kategorilere ayrılmıştır: quatrains (rubayāt) ve Odes (Ghazal) Divan, Mesnevi altı kitap. The prose works are divided into the The Discourses, The Letters, and the Seven Sermons . Nesir eser Söylemleri, Edebiyat ve Yedi Sermons ayrılır.

[ edit ] Poetic works [Değiştir] Şiirsel çalışır


Maṭnawīye Ma'nawī Maṭnawīye Ma'nawī

Mevlâna museum, Konya, Turkey. Mevlana Müzesi, Konya, Türkiye. Rumi's major work is the Maṭnawīye Ma'nawī ( Spiritual Couplets ; مثنوی معنوی ), a six-volume poem regarded by some Sufis [ 28 ] as the Persian-language Qur'an . Rumi'nin önemli eseri Maṭnawīye Ma'nawī (Ruhani Couplets; مثنوی معنوی), altı ciltlik şiir bazı Sufiler [28] tarafından hoş karşılanmaz olarak Farsça Kur'an. It is considered by many to be one of the greatest works of mystical poetry [ 29 ] . Birçok tarafından bir mistik şiir [29 en büyük eserleri olarak kabul edilir]. It contains approximately 27000 lines of Persian poetry [ 30 ] . It Farsça şiir [30 yaklaşık 27000 satır içerir]. Further information: Masnavi Ayrıntılı bilgi: Mesnevi Rumi's other major work is the Dīwān-e Kabīr ( Great Work ) or Diwan-e Shams-e Tabrizi|Dīwān-e Shams-e Tabrīzī ( The Works of Shams of Tabriz ; دیوان شمس تبریزی named in honor of Rumi's master Shams . Besides approximately 35000 Persian couplets and 2000 Persian quatrains [ 31 ] , the Divan contains 90 Ghazals and 19 quatrains in Arabic [ 32 ] , a couple of dozen or so couplets in Turkish (mainly macaronic poems of mixed Persian and Turkish) [ 33 ] [ 34 ] and 14 couplets in Greek(all of them in three macaronic poems of Greek-Persian) [ 35 ] [ 36 ] . Rumi diğer önemli eseri Divan-e Kabir (Büyük İş) veya Diwan-e Shams-e Tabriz | Diwan-e Shams-e Tabriz (Eserler Şems Tebriz of; دیوان شمس Rumi's Master Shams onuruna adlandırılmış تبریزی. Ayrıca yaklaşık 35.000 Farsça couplets ve 2000 Farsça quatrains [31], Divan Arapça [32], birkaç düzine kadar karışık Farsça ve Türk türk (özellikle yabancı dili taklit ederek şiirlerde couplets) 90 ghazals ve 19 quatrains içerir [33] [34 ] ve (hepsi Yunanca-Farsça) [35 üç yabancı dili taklit ederek şiirlerde Yunan] [36, 14 couplets].


Further information: Diwan-e Shams-e Tabrizi Ayrıntılı bilgi: Diwan-e Shams-e Tabriz [ edit ] Prose works [Değiştir] Nesir çalışır Fihi Ma Fihi ( In It What's in It , Persian: فیه ما فیه) provides a record of seventy-one talks and lectures given by Rumi on various occasions to his disciples. Fihi Ma Fihi (It In It's What's in, Farsça: فیه ما فیه) yetmiş bir rekor bir görüşmeleri sağlayan dersler Rumi tarafından çeşitli vesilelerle müritleri verilir. It was compiled from the notes of his various disciples, so Rumi did not author the work directly. [ 37 ] An English translation from the Persian was first published by AJ Arberry as Discourses of Rumi (New York: Samuel Weiser, 1972), and a translation of the second book by Wheeler Thackston, Sign of the Unseen (Putney, VT: Threshold Books, 1994). Onun çeşitli öğrencisinin notları, böylece Rumi'nin değil yazar doğrudan çalışma yaptı derlenmiştir. [37] Farsça'dan bir İngilizce çeviri ilk AJ Arberry tarafından Söylemleri Rumi (New York: Samuel Weiser, 1972), ve yayımlandı Wheeler Thackston, Üye Unseen (Putney, VT: Threshold Books, 1994) tarafından ikinci kitabı bir çeviri. Majāles-e Sab'a ( Seven Sessions , Persian: مجالس سبعه) contains seven Persian sermons (as the name implies) or lectures given in seven different assemblies. Majāles-e Sab'a (Yedi Sessions, Farsça: مجالس سبعه) yedi Farsça vaazları içeren (Adından da anlaşılabileceği gibi) ya da yedi farklı montajlar verilen ders. The sermons themselves give a commentary on the deeper meaning of Qur'an and Hadeeth . Kendilerini Kur'an ve Hadeeth derin anlamı bir yorum vermek vaazlar. The sermons also include quotations from poems of Sana'i, 'Attar, and other poets, including Rumi himself. Vaazlar da Mevlana kendisi de dahil olmak üzere Sana'i şiirlerinin Alıntılar, 'Attar ve diğer şairler içerir. As Aflakī relates, after Shams-e Tabrīzī, Rumi gave sermons at the request of notables, especially Salāh al-Dīn Zarkūb. [ 38 ] Olarak Aflakī ilgilidir sonra Şems-e Tabriz Rumi ileri gelenlerinin isteği üzerine, özellikle Salah al-Din Zarkūb vaaz verdi. [38] Makatib ( The Letters , Persian: مکاتیب) is the book containing Rumi's letters in Persian to his disciples, family members, and men of state and of influence. Makatib (Yazışma, Farsça: مکاتیب) kitap müritleri, aile üyelerine Farsça Rumi'nin harfler içeren ve devlet ve etki erkekler olduğunu. The letters testify that Rumi kept very busy helping family members and administering a community of disciples that had grown up around them. Harfler Rumi tutulan ifade çok yardımcı meşgul aile üyeleri ve öğrencisinin onları çevresinde büyümüştü bir topluluk yönetmek. [ edit ] Philosophical outlook [Değiştir] Felsefi bakış See also: Spiritual evolution Ayrıca bakınız: Tekâmül Rumi was an evolutionary thinker in the sense that he believed that the spirit after devolution from the divine Ego undergoes an evolutionary process by which it comes nearer and nearer to the same divine Ego. [ 39 ] All matter in the universe obeys this law and this movement is due to an inbuilt urge (which Rumi calls "love") to evolve and seek enjoinment with the divinity from which it has emerged. Rumi anlamda evrimsel bir düşünür ve bunu ilahi Ego dan sonra gerileme ruhu da bunu ve aynı ilahi Ego daha yakı. [39 yaklaştıkça gelir bir evrim süreci] evrendeki tüm maddelerin bu yasa ve itaat uğrar inanılan bu hareket bir dahili teşvik edecek (Mevlana "sevgi") gelişmeye ve onu ortaya çıkmıştır ilahiyat ile enjoinment talep hangi çağırır. Evolution into a human being from an animal is only one stage in this process. Evrim içine bir insan bir hayvan olan bu sürecin sadece bir aşamasıdır. The doctrine of the Fall of Adam is reinterpreted as the devolution of the Ego from the universal ground of divinity and is a universal, cosmic phenomenon. [ 40 ] The French philosopher Henri Bergson 's idea of life being creative and evolutionary is similar, though unlike Bergson, Rumi believes that there is a specific goal to the process: the attainment of God. Âdem Fall of doktrini İlahiyat evrensel yerden Ego gerileme olarak reinterpreted ve evrensel, kozmik bir olgudur. [40] Fransız filozof Henri Bergson 'yaşam fikir yaratıcı olmak ve evrimsel rağmen, benzer Bergson aksine, Rumi orada süreci belirli bir hedefi: Tanrı'nın edinme olduğuna inanmaktadır. For Rumi, God is the ground as well as the goal of all existence. Rumi için, Tanrı zemin yanı sıra tüm varoluşun hedefidir.

However a point to note is that Rumi need not be considered a biological evolutionary creationist . Ancak bir noktaya dikkat Rumi biyolojik bir evrimsel yaratılışçı dikkate alınmayacaktır ihtiyaç vardır. In view of the fact that Rumi lived hundreds of years before Darwin, and was least interested in scientific theories, it is probable to conclude that he does not deal with biological evolution at all. Gerçeği Rumi Darwin'in önce, yüzlerce yıl yaşamış en bilimsel kuramların ilgi idi görünümünde, bu bütün biyolojik evrim ile değil anlaşma yok sonuçlandırmak muhtemeldir. Rather he is concerned with the spiritual evolution of a human being: Man not conscious of God is akin to an animal and true consciousness makes him divine. Aksine o bir insanın ruhsal gelişimi ile ilgili olan: Erkek Tanrı bilincinde olmayan bir hayvan ve gerçek bilinç akin to ona ilahi yapar. Nicholson has seen this as a Neo-Platonic doctrine: the universal soul working through the various spheres of being, a doctrine introduced into Islam by Muslim philosophers like Al Farabi and being related at the same time to Ibn Sina 's idea of love as the magnetically working power by which life is driven into an upwards trend. [ 41 ] . Nicholson bir Neo gibi-Platonik doktrin: evrensel ruh olmanın çeşitli küreler ile çalışan, bir doktrin İslam'a, Al Farabi gibi Müslüman filozofları tarafından ve tanıttı ilgili olarak aynı zamanda İbn Sina 'olarak aşk fikir için bu gördü Hangi yaşam bir yukarı eğilim içine sürülür manyetik iş gücü. [41].

“ " I died as a mineral and became a plant, Bir mineral olarak öldü ve bir tesis oldu, I died as plant and rose to animal, Ben öldü bitki ve hayvan yükseldi, I died as animal and I was Man. Ben hayvan öldü ve ben bir adamdı. Why should I fear? Neden korku gerekir? When was I less by dying? Ne zaman daha az ölen olmuştur? Yet once more I shall die as Man, to soar Ancak bir kez daha I Man, uçmak için öleceksin With angels bless'd; but even from angelhood Melekler bless'd; ama düz angelhood den I must pass on: all except God doth perish. I geçmek gerekir: tüm Tanrı dışında yok işte böyle mühürler. When I have sacrificed my angel-soul, Ne zaman, My Angel-soul kurban var I shall become what no mind e'er conceived. Hiç akılda e'er ne gebe olacaktır. Oh, let me not exist! Oh, bana izin var! for Non-existence olmayan yaşam Proclaims in organ tones, Organ tonlarda ilan, To Him we shall return. O'na döneceğiz.

” "

از جمادی مُردم و نامی شدم — وز نما مُردم بحیوان سرزدم از جمادی مردم و نامی شدم - وز نما مردم بحیوان سرزدم

مُردم از حیوانی و آدم شدم — پس چه ترسم کی ز مردم کم شدم مردم از حیوانی و آدم شدم - پس چه ترسم کی ز مردم کم شدم

حملهء دیگر بمیرم از بشر — تا برآرم از ملایک بال و پر حملهء دیگر بمیرم از بشر - تا برآرم از ملایک بال و پر

وز ملک هم بایدم جستن ز جو — کل شییء هالک الاوجهه وز ملک هم بایدم جستن ز جو - کل شییء هالک الاوجهه

بار دیگر از ملک پران شوم — آنچه اندر وهم ناید آن شوم بار دیگر از ملک پران شوم - آنچه اندر وهم ناید آن شوم

پس عدم گردم عدم چو ارغنون — گویدم کانا الیه راجعون پس عدم گردم عدم چو ارغنون - گویدم کانا الیه راجعون


[ edit ] Rumi's universality [Değiştir] Rumi'nin evrensellik It is often said that the teachings of Rumi are ecumenical in nature. [ 42 ] For Rumi, religion was mostly a personal experience and not limited to logical arguments or perceptions of the senses. [ 43 ] Creative love, or the urge to rejoin the spirit to divinity, was the goal towards which every thing moves. [ 43 ] The dignity of life, in particular human life (which is conscious of its divine origin and goal), was important. [ 43 ] Bu sık sık Rumi öğretilerini doğada ekümenik söylenmektedir. [42] Mevlana için, din ağırlıklı bir kişisel deneyim ve mantıklı iddialar veya Duyu algılamaları sınırlı değildi. [43] Yaratıcı sevgi, ya da dürtü yeniden katılma İlahiyat için ruhu, amaç her şey hareket eder. [43] özellikle insan hayatının yaşam saygınlık, (ki onun ilahi kaynağı ve hedefi bilincinde) doğru, önemli olduğunu edildi. [43]

I searched for God among the Christians and on the Cross and therein I found Him not. Tanrı için Hıristiyanlar ve Haç ve orada onu bulunamadı arasında aradı. I went into the ancient temples of idolatry; no trace of Him was there. Ben putperestlik antik tapınak girdi; O'na hiçbir iz vardı. I entered the mountain cave of Hira and then went as far as Qandhar but God I found not. I ve Hira dağına mağara girdi sonra kadar gitmiş gibi Qandhar ama God I bulunamadı. With set purpose I fared to the summit of Mount Caucasus and found there only ' anqa's habitation. Ben Kafkas Dağı zirvesine gitti ve orada sadece 'anqa's yerleşime bulundu ayarlamak amacı ile. Then I directed my search to the Kaaba, the resort of old and young; God was not there even. Sonra Kâbe, yaşlı ve genç tatil için arama yönetti; Tanrı bile değildi. Turning to philosophy I inquired about him from ibn Sina but found Him not within his range. Felsefesine onun hakkında İbn Sina sordu ama aralık O'na değil içinde bulunan açma. I fared then to the scene of the Prophet's experience of a great divine manifestation only a "two bow-lengths' distance from him" but God was not there even in that exalted court. O zaman büyük bir ilahi tezahürü sadece "iki yay ondan uzunlukları 'mesafe" ama Tanrı bile bu yüce mahkemede değildi Peygamberin deneyimi sahneye sayılırdı. Finally, I looked into my own heart and there I saw Him; He was nowhere else. Sonuçta, benim kendi kalbine ve orada gördüm baktım; O başka yerde idi.

[ edit ] Rumi as a Muslim [Değiştir] Rumi, bir Müslüman olarak However, despite the aforementioned ecumenical attitude, and contrary to his contemporary portrayal in the West as a proponent of non-denominational spirituality, Rumi insisted on the importance of outward religious observance, the primacy of the Qur'an and what he believed to be superiority of Islam. [ 44 ] Ancak, yukarıda değindiğimiz ekümenik tutum rağmen ve Batı onun çağdaş tasviri olmayan bir savunucusu olarak aksine-mezhep spirituality, Rumi dışa dinsel önemi üzerinde ısrar, Kur'ân'ın önceliği ve ne üstünlük olduğuna inanılıyor İslam. [44]

Flee to God's Koran, take refuge in it Kaçmak Allah'ın Kur'an için, bu sığınmak there with the spirits of the prophets merge. orada peygamberlerin ruhları ile birleşir. The Book conveys the prophets' circumstances Kitap peygamberler 'koşullar iletir those fish of the pure sea of Majesty. [ 45 ] Majesty saf deniz o balık. [45]

Rumi's approach to Islam is further clarified in this quatrain : İslam Rumi'nin yaklaşım bu dörtlük içinde açıklanabilir:

Man banda-ye qur'ānam, agar jān dāram Man banda-ye qur'ānam, agar jan daram man khāk-e rah-e muhammad-e mukhtāram adam Khak rah-e-e-Muhammed e mukhtāram gar naql konad joz īn kas az goftāram gar naql konad joz Kaş az goftāram bēzāram azō waz-īn sokhan bēzāram. bēzāram azo waz-In Sökhan bēzāram.

I am the servant of the Qur'an as long as I have life. Ben Kuran hizmetkar sürece ben hayatım var am. I am the dust on the path of Muhammad, the Chosen One. Ben Muhammed'in yolunda toz am, Chosen One. If anyone quotes anything except this from my sayings, Bu sözler benim dışında herkes tırnak şey ise, I am quit of him and outraged by these words. [ 46 ] Onu uzağım ve bu sözleri hakarete. [46]

Seyyed Hossein Nasr states: Seyyid Hüseyin Nasr devletler:

One of the greatest living authorities on Rûmî in Persia today, Hâdî Hâ'irî, has shown in an unpublished work that some 6,000 verses of the Dîwân and the Mathnawî are practically direct translations of Qur'ânic verses into Persian poetry. [ 47 ] Bir yaşayan en büyük makamların Rûmi Doğum İran'da bugün, hadi Hâ'irî, yayınlanmamış bir çalışma bu Diwan bazı 6.000 ayet ve Mathnawi Kuran ve pratik olarak doğrudan çeviriler olduğunu göstermektedir Fars şiirinin içine ayetler. [47]

Rumi states in his Dīwān : Onun Diwan in Rumi devletler:

The Sufi is hanging on to Muhammad, like Abu Bakr . [ 48 ] Sufizm üzerine Muhammed, Ebu Bekir gibi asılı olan. [48]

[ edit ] Legacy [Değiştir] Mirası Rumi's importance transcends national and ethnic borders. [ 49 ] Readers of the Persian language in Iran , Afghanistan , Tajikistan and Uzbekistan see him as one of their most significant classical poets and an influence on many poets through history. [ 50 ] Rumi önemini bir onların en önemli klasik şairler ve tarih boyunca birçok şair üzerinde etkisi olarak onu görmek ve etnik sınırları ulusal. [49] İran, Afganistan, Tacikistan ve Özbekistan da Farsça dil Okuyucular aşar. [50]

Rumi's poetry forms the basis of much classical Iranian and Afghan music. [ 51 ] Contemporary classical interpretations of his poetry are made by Muhammad Reza Shajarian , Shahram Nazeri , Davood Azad (the three from Iran) and Ustad Mohammad Hashem Cheshti (Afghanistan). Rumi'nin şiir çok klasik İran ve Afgan müzik temelini oluşturur. [51] onun şiir Çağdaş klasik yorumlara Muhammed Reza Shajarian, Shahram Nazeri, Davood Azad (üç İran) ve Ustad Mohammad Hashem Cheshti (Afganistan) tarafından yapılır. Today, Rumi's legacy is expanding in the West as well through the work of performers such as Shahram Shiva who has been presenting bilingual Persian/English Rumi events in the US since 1993. Bugün, Rumi'nin mirasını Batı de Shahram Shiva gibi sanatçılar ile olan iki dilli Farsça sunmaktadır çalışma / ABD'de İngilizce Mevlana etkinlikleri 1993 yılından beri üzerinden genişletiyor. To many modern Westerners, his teachings are one of the best introductions to the philosophy and practice of Sufism . Birçok modern Batılılar için, onun öğretilerini en iyi tanıtımları ile felsefe ve tasavvuf uygulamalarına vardır. Pakistan's National Poet , Muhammad Iqbal , was also inspired by Rumi's works and considered him to be his spiritual leader, addressing him as "Pir Rumi" in his poems (the honorific Pir literally means "old man", but in the sufi/mystic context it means founder, master, or guide). [ 52 ] Pakistan's National Poet, Muhammed İkbal, ayrıca Rumi'nin eserlerinden esinlenerek ve ona manevi lideri olarak kabul, Pir Mevlana "olarak şiirlerinde (yüceltici Pir anlamıyla onu ele", ama sufi in / mistik bağlamda yaşlı adam "anlamına gelir o) kurucusu, yöneticisi veya rehber anlamına gelir. [52]

Rumi's work has been translated into many of the world's languages, including Russian, German, Urdu, Turkish, Arabic, French, Italian, and Spanish, and is being presented in a growing number of formats, including concerts, workshops, readings, dance performances, and other artistic creations [ 53 ] . Rumi çalışmaları Rusça, Almanca, Urduca, Türkçe, Arapça, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca olmak üzere dünya dilleri, birçok yerleştirin ve tercüme edilmiştir konserler, atölye çalışmaları, okumalar, dans gösterileri de dahil olmak üzere biçimler, giderek artan sayıda sunulan ediliyor ve diğer sanatsal kreasyonlar [53]. The English interpretations of Rumi's poetry by Coleman Barks have sold more than half a million copies worldwide, [ 54 ] and Rumi is one of the most widely read poets in the United States . [ 55 ] Coleman Barks tarafından Rumi'nin şiir İngilizce yorumlar yarım milyon kopya dünya çapında, sattık [54] ve Rumi bir Amerika Birleşik Devletleri içinde en çok okunan şairlerinden biridir. [55]

Recordings of Rumi poems have made it to Billboard's Top 20 list. Mevlana şiir Kayıtlar yaptık o Billboard's Top 20 listesine. A selection of Deepak Chopra 's editing of the translations by Fereydoun Kia of Rumi's love poems has been performed by Hollywood personalities such as Madonna , Goldie Hawn , Philip Glass and Demi Moore . Shahram Shiva 's CD, Rumi: Lovedrunk , has been very popular in the Internet's music communities, such as MySpace and Facebook. Deepak Chopra 'Hollywood kişilikleri tarafından Madonna, Goldie Hawn, Philip Glass ve Demi Moore gibi. Shahram Shiva' gerçekleştirildi olmuştur Fereydoun Kia Rumi'nin aşk şiirleri tarafından çevirilerin düzenleme ler bir seçim CD, Rumi s: Lovedrunk, çok oldu MySpace ve Facebook gibi internet müzik toplulukları, popüler.

[ edit ] Rumi and the Persian world [Değiştir] Rumi ve Farsça dünya پارسی گو گرچه تازی خوشتر است — عشق را خود صد زبان دیگر است پارسی گو گرچه تازی خوشتر است - عشق را خود صد زبان دیگر است

Say all in Persian even if Arabic is better – Love will find its way through all languages on its own. Farsça olsa bile Arapça iyi bütün Say - Love kendi başına tüm dillerde kendine yol bulacaksınız.

These cultural, historical and linguistic ties between Rumi and the Iranian world have made Rumi an iconic Persian and Iranian poet [ citation needed ] . Rumi ve İran dünya arasında Bunlar, tarihsel kültürel ve dilsel bağları Rumi ikonik bir Farsça ve İranlı şair [değiştir yaptık]. Rumi's poetry is displayed on the walls of many cities across the Persian-speaking world, sung in Persian music, and read in school books [ citation needed ] . Rumi'nin şiir Farsça çapında birçok şehrin duvarları-dünya konuşan, Farsça müzik söylenen üzerinde görüntülenir ve okul kitaplarında okumak [kaynak belirtilmeli].

[ edit ] The Mawlawī Sufi Order [Değiştir] Mawlawī Sufi Main articles: Mevlevi and Sema Ana maddeler: Mevlevilik ve Sema The Mawlawī Sufi order ( Mawlawīyah or Mevlevi , as it is known in Turkey) was founded in 1273 by Rumi's followers after his death. [ 56 ] His first successor in the rectorship of the order was Husam Chalabi himself , after whose death in 1284 Rumi's younger and only surviving son, Sultan Walad (died 1312), favorably known as author of the mystical Maṭnawī Rabābnāma , or the Book of the Rabab , was installed as grand master of the order. [ 57 ] The leadership of the order has been kept within Rumi's family in Konya uninterruptedly since then. [ 58 ] The Mawlawī Sufis, also known as Whirling Dervishes, believe in performing their dhikr in the form of samāʿ . Mawlawī Sufi (Mawlawīyah veya Mevlevilik gibi Türkiye'de bilinir) 1273 yılında Rumi'nin takipçileri tarafından ölümünden sonra kuruldu. [56] İlk halefi düzenin Rektörlüğü içinde Husam Çelebi'nin kendisi, 1284 Rumi'nin içinde olan ölümünden sonra oldu ve hayatta kalan tek oğlu Sultan Walad genç (), olumlu mistik Maṭnawī Rabābnāma veya Rabab bir kitap yazar olarak bilinen, 1312 öldü düzenin büyük üstat olarak kuruldu. [57] düzenin liderliği tutulduğu rumi ailesi Konya'da kesintisiz o zamandan beri içinde. [58] Mawlawī Sufiler de Semazenler olarak bilinen, sama ʿ şeklinde kendi dhikr performans inanıyoruz. During the time of Rumi (as attested in the Manāqib ul-Ārefīn of Aflākī), his followers gathered for musical and "turning" practices. Rumi süre içinde (as Manāqib ul olarak tespit-Ārefīn Aflākī ile), takipçileri ve müzikal "uygulamaları dönüm için toplandı.

Rumi was himself a notable musician who played the robāb , although his favorite instrument was the ney or reed flute. [ 59 ] The music accompanying the samāʿ consists of settings of poems from the Maṭnawī and Dīwān-e Kabīr , or of Sultan Walad's poems. [ 59 ] The Mawlawīyah was a well-established Sufi order in the Ottoman Empire , and many of the members of the order served in various official positions of the Caliphate. Ancak onun en sevdiğim enstrüman ney ya ney oldu Rumi kendini kim robāb oynanan bir kayda değer müzisyen, oldu. [59] müzik sama ʿ eşlik eden şiir ayarları Maṭnawī ve Diwan oluşur-e Kabir, ya da Sultan Walad şiirlerinin. [59] Mawlawīyah Osmanlı İmparatorluğu'nun bir iyi kurulmuş Sufi, olduğu ve sipariş Halifeliğin çeşitli resmi konumlarda hizmet verilen üyelerinin çok. The center for the Mawlawiyyah was in Konya. Mawlawiyyah için merkezi Konya idi. There is also a Mawlawī monastery ( درگاه , dargāh ) in Istanbul near the Galata Tower in which the samāʿ is performed and accessible to the public. Ayrıca Mawlawī manastır (درگاه, Dargah) İstanbul içinde Galata Kulesi olan sama ʿ yapılır ve halka erişilebilir yakın olduğunu. The Mawlawī order issues an invitation to people of all backgrounds: Mawlawī sipariş konular tüm kökenden kişilere bir davetiye:

“ " Come, come, whoever you are, , Gel, ne olursan ol, gel

Wanderer, idolater, worshiper of fire, Wanderer, putperest, yangın kulu, Come even though you have broken your vows a thousand times, Bile size binlerce kez yemin, kırık varsa gel Come, and come yet again. Gel ve yine gel. Ours is not a caravan of despair. [ 60 ] Bizimki umutsuzluk bir karavan değil. [60]

” "


Rumi's tomb in Konya , Turkey. Konya, Türkiye içinde Rumi'nin mezarı. During Ottoman times, the Mawlawīyah produced a number of notable poets and musicians, including Sheikh Ghalib, Ismail Rusuhi Dede of Ankara, Esrar Dede, Halet Efendi, and Gavsi Dede, who are all buried at the Galata Mawlawī Khāna (Turkish: Mevlevi-Hane ) in Istanbul. [ 61 ] Music, especially that of the ney, plays an important part in the Mawlawiyyah, and thus much of the traditional, oriental music that Westerners associate with Turkey originates from the Mawlawī order. Osmanlı döneminde, Mawlawīyah önemli şairler ve müzisyenler, Şeyh Ghalib, İsmail Rusuhi Dede, Ankara, Esrar Dede, Halet Efendi ve Gavsi Dede, kimin Galata Mawlawī Khāna de (Türkçe: Mevlevi-Hane gömülü de dahil olmak üzere çok sayıda üretildi ) İstanbul'da. [61] Müzik, özellikle neyin, Mawlawiyyah önemli bir rol oynar ve bu nedenle çok geleneksel, oryantal müzik, Türkiye ile Batılılar ilişkilendirmek Mawlawī sipariş kaynaklanır.

With the foundation of the modern, secular Republic of Turkey , Mustafa Kemal Atatürk removed religion from the sphere of public policy and restricted it exclusively to that of personal morals, behavior, and faith. Modern, laik Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk'ün kamu politikası alanında dinin kaldırılmış ve sadece kişisel ahlak, davranış bunu kısıtlı ve inanç temeli ile. On 13 December 1925, a law was passed closing all the tekke s (or tekeyh ) (dervish lodges) and zāwiyas (chief dervish lodges), and also the centers of veneration to which pilgrimages ( ziyārat ) were made. 13 Aralık 1925, bir yasa tüm tekke kapanış geçti (veya tekeyh ler) (tekke) ve zāwiyas (baş tekke) ve aynı zamanda saygı ile merkezleri günü hacıların (ziyārat) yapıldı hangi. Istanbul alone had more than 250 tekke s as well as small centers for gatherings of various fraternities; this law dissolved the Sufi Orders, prohibited the use of mystical names, titles and costumes pertaining to their titles, impounded the Orders' assets, and banned their ceremonies and meetings. İstanbul tek başına 250'den fazla tekke vardı yanı sıra çeşitli fraternities toplantıları için küçük merkezleri var, bu yasa, Sufi Siparişler çözünmüş mistik adları, başlıkları ve kostümleri kendi kitaplarının ilgili, Siparişler 'varlıklarının esere el koymasının kullanımı yasak ve yasak onların tören ve toplantılar. The law also provided penalties for those who tried to re-establish the Orders. Yasa ayrıca edenlere yeniden çalıştı için cezalar sağlanan Siparişler kurmak. Two years later, in 1927, the Mausoleum of Mevlana in Konya was allowed to reopen as a Museum. [ 62 ] Iki yıl sonra, 1927 yılında, Mevlana Türbesi Konya'da bir Müzesi olarak yeniden izin verildi. [62]

In the 1950s, the Turkish government began allowing the Whirling Dervishes to perform once a year in Konya. 1950'lerde, Türk hükümeti Semazenler gerçekleştirmek için izin başladı kez Konya'da bir yıl. The Mawlānā festival is held over two weeks in December; its culmination is on 17 December, the Urs of Mawlānā (anniversary of Rumi's death), called Šabe Arūs (شب عروس) (Persian meaning "nuptial night"), the night of Rumi's union with God. [ 63 ] In 1974, the Whirling Dervishes were permitted to travel to the West for the first time. Mevlana Festival iki hafta boyunca Aralık ayında düzenlenmektedir; onun doruk Aralık 17, Urs Mevlana üzerine Rumi'nin ölüm (yıldönümü) ise, sabe Arus (شب عروس) (Farsça anlamı "gerdek gecesi" olarak adlandırılır), Mevlana Celaleddin Rumi birliğin gece Tanrı ile. [63] 1974 yılında Semazenler Batı'ya ilk defa seyahat için izin verilmiştir.

[ edit ] Rumi's religious denomination [Değiştir] Rumi'nin dini mezhebi According to Edward G. Browne , the three most prominent mystical Persian poets Rumi, Sana'i and Attar were all Sunni Muslims and their poetry abound with praise for the first two caliphs Abu Bakr and Umar ibn al-Khattāb [ 64 ] . Edward G. Browne, Rumi, Sana'i ve Attar tüm Sünni Müslümanlar ve şiir vardı üç en önemli mistik şair Farsça ilk iki halife için övgü ile bol göre Ebu Bekir ve Ömer ibn el-Hattab [64]. According to Annemarie Schimmel , the tendency among Shia authors to include leading mystical poets such as Rumi and Attar among their own ranks, became stronger after the introduction of Twelver Shia as the state religion in the Safavid Empire in 1501 [ 65 ] . Annemarie Schimmel, Şii yazarlar arasında eğilim kendi saflarını arasında Rumi ve Attar gibi önde gelen mistik şair, eklemek göre daha güçlü oldu 1501, Safevi İmparatorluğu içinde devlet dini [65 olarak Oniki Şii bir giriş sonra].

[ edit ] Eight hundredth anniversary celebrations [Değiştir] Sekiz yüzüncü yıldönümü kutlamaları In Afghanistan, Rumi is known as "Mawlana" and in Iran as "Mowlavi". Afganistan, Mevlana Mevlana "olarak bilinir ve İran" olarak Mowlavi ".


An Afghan Postage Stamp honors Rumi. Bir Afgan posta pulu onur Rumi. At the proposal of the Permanent Delegations of Afghanistan, Egypt, and Turkey, and as approved by its Executive Board and General Conference in conformity with its mission of “constructing in the minds of men the defences of peace”, UNESCO was associated with the celebration, in 2007, of the eight hundredth anniversary of Rumi's birth. [ 66 ] The commemoration at UNESCO itself took place on 6 September 2007; [ 67 ] UNESCO issued a medal in Rumi's name in the hope that it would prove an encouragement to those who are engaged in research on and dissemination of Rumi's ideas and ideals, which would, in turn, enhance the diffusion of the ideals of UNESCO. [ 68 ] [ 69 ] Daimi Heyetler Afganistan, Mısır ve Türkiye'nin önerisi, ve AT olarak İcra Kurulu ve Genel Konferansı tarafından ürününün "erkeklerin kafasında barış savunma", UNESCO kutlama ile ilişkili olarak inşa misyonuna onay , 2007, Rumi'nin doğum sekiz hundredth yıldönümü içinde. [66] UNESCO'nun kendisi de anma töreni 6 Eylül 2007 tarihinde gerçekleşti; [67] UNESCO umuduyla bu, bu bir cesaret olduğunu kanıtlayacak Mevlana adına bir madalya verilmiş olan araştırma ve Rumi'nin fikir ve idealleri olan, buna, UNESCO ideallerin difüzyon güçlendireceğini ifade dağıtılması ilgileniyoruz. [68] [69]

The Afghan Ministry of Culture and Youth established a national committee which organized an international seminar to celebrate the birth and life of the great ethical philosopher and world-renowned poet. Afganistan Kültür Bakanlığı ve Gençlik hangi doğum ve etik büyük filozof ve dünyaca ünlü şair yaşam kutlamak için uluslararası bir seminer organize ulusal bir komite oluşturdu. This grand gathering of the intellectuals, diplomats, and followers of Maulana was held in Kabul and in Balkh . [ 70 ] Aydınlar, diplomatlar bu büyük toplama ve Maulana takipçileri Kabil yapıldı ve Belh de. [70]

On 30 September 2007, Iranian school bells were rung throughout the country in honor of Mowlana. [ 71 ] Also in that year, Iran held a Rumi Week from 26 October to 2 November. 30 Eylül 2007, İran okul çan Muhammed Celaleddin-i onuruna ülke genelinde basamak vardı. [71] Ayrıca bu yıl, İran Ekim 26 mesafesi: 2 Kasım'a kadar bir Mevlana Haftası düzenledi. An international ceremony and conference were held in Tehran ; the event was opened by the Iranian president and the chairman of the Iranian parliament . Uluslararası bir tören ve konferans Tahran'da yapıldı; olay İran meclis ve İran başkanı ve başkan tarafından açıldı. Scholars from twenty-nine countries attended the events, and 450 articles were presented at the conference. [ 72 ] Iranian musician Shahram Nazeri was awarded the Légion d'honneur and Iran's House of Music Award in 2007 for his renowned works on Rumi masterpieces. [ 73 ] 2007 was declared as the "International Rumi Year" by UNESCO. [ 74 ] . [ 75 ] Yirmi den Scholars dokuz ülke katıldı ve etkinlik 450 yazı konferansında sunuldu. [72] İran müzisyen Shahram Nazeri Rumi başyapıtlarından onun ünlü işleri için Légion d'Honneur ve İran's House Müzik Ödülleri 2007 yılında verildi. [ 73] 2007 "Uluslararası Mevlana Yılı" olarak UNESCO tarafından ilan edildi. [74]. [75]

Also on 30 September 2007, Turkey celebrated Rumi's eight-hundredth birthday with a giant Whirling Dervish ritual performance of the samāʿ , which was televised using forty-eight cameras and broadcast live in eight countries. Ertugrul Gunay , of the Ministry of Culture and Tourism of Turkey , stated, "Three hundred dervishes are scheduled to take part in this ritual, making it the largest performance of sama in history." [ 76 ] Ayrıca 30 Eylül 2007, Türkiye sama ʿ olan kırk sekiz kameralar ve yayını kullanarak televizyonda olduğu dev bir Whirling Dervish ritüel performansı ile Rumi'nin sekiz yüzüncü doğum günü kutlanan sekiz ülkede. Ertuğrul Günay, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı ile canlı türkiye, "Üç yüz dervişlerin bu ritüel katılmak, tarihinin sama onu en büyük performans verme yapılmaktadır belirtti." [76]

[ edit ] See also [Değiştir] Ayrıca bakınız

Sufism portal Tasavvuf portal

Seljuk Sultanate of Rûm Selçuklu Anadolu Selçuklu Devleti Great Seljuk Empire Büyük Selçuklu İmparatorluğu Organisations Organizasyon RUMI FORUM , Washington DC RUMİ FORUM, Washington DC



On Persian culture Farsça Kültür Persian people Farsça kişi Tajiks Tacikler List of Persian poets and authors Farsça şair ve yazarlar listesi Persian literature Farsça edebiyat Persian philosophy Farsça felsefesi Persian Mysticism Farsça Tasavvuf Mastan Ensemble Mastan Ensemble Spiritual Islam Ruhsal İslam Sufism Tasavvuf Nimatullahi Nimatullahi Other Diğer Sant Mat Sant Mat Blind men and an elephant Kör adam ve bir fil

Rumi experts Rumi uzmanlar

Badiozzaman Forouzanfar Badiozzaman Forouzanfar Abdolhossein Zarinkoob Abdolhossein Zarinkoob William Chittick William Chittick Shahram Shiva Shahram Shiva Majid M. Naini Majid M. Naini Abdolkarim Soroush Abdolkarim Soroush Hossein Elahi Ghomshei Hossein Elahi Ghomshei Annemarie Schimmel Annemarie Schimmel Seyyed Hossein Nasr Seyyid Hüseyin Nasr Dariush Shayegan Dariush Shayegan François Pétis de la Croix François Pétis de la Croix Jalal Homaei Rahim Arbab Franklin Lewis

English translators of Rumi poetry

William Chittick Majid M. Naini Shahram Shiva Coleman Barks Ravan AG Farhadi James W. Redhouse Reynold A. Nicholson Nader Khalili Franklin Lewis


[ edit ] Bibliography [Değiştir] Kaynakça [ edit ] English translations [Değiştir] İngilizce çeviriler "MA-AARIF-E-MATHNAVI A commentary of the Mathnavi of Maulana Jalaluddin Rumi (RA)", by Hazrat Maulana Hakim Muhammad Akhtar Saheb (DB), 1997. [ 77 ] The Sufi Path of Love: The Spiritual Teachings of Rumi , by William Chittick , Albany: SUNY Press, 1983. The Mysteries of the Universe and Rumi's Discoveries on the Majestic Path of Love , by Majid M. Naini, Universal Vision & Research, 2002 ISBN 0-9714600-0-0www.naini.net The Mesnevi of Mevlānā Jelālu'd-dīn er-Rūmī. Book first, together with some account of the life and acts of the Author, of his ancestors, and of his descendants, illustrated by a selection of characteristic anecdotes, as collected by their historian, Mevlānā Shemsu'd-dīn Ahmed el-Eflākī el-'Arifī , translated and the poetry versified by James W. Redhouse, London: 1881. Contains the translation of the first book only. Masnaví-i Ma'naví, the Spiritual Couplets of Mauláná Jalálu'd-din Muhammad Rúmí , translated and abridged by EH Whinfield, London: 1887; 1989. Abridged version from the complete poem. On-line editions at sacred-texts.com and on wikisource . The Masnavī by Jalālu'd-din Rūmī. Book II , translated for the first time from the Persian into prose, with a Commentary, by CE Wilson, London: 1910. The Mathnawí of Jalálu'ddín Rúmí , edited from the oldest manuscripts available, with critical notes, translation and commentary by Reynold A. Nicholson , in 8 volumes, London: Messrs Luzac & Co., 1925–1940. Contains the text in Persian. First complete English translation of the Mathnawí . Rending The Veil: Literal and Poetic Translations of Rumi, translated by Shahram Shiva Hohm Press, 1995 ISBN 0-934252-46-7. Recipient of Benjamin Franklin Award. Hush, Don't Say Anything to God: Passionate Poems of Rumi, translated by Shahram Shiva Jain Publishing, 1999 ISBN 0-87573-084-1. The Essence Of Rumi's Masnevi (Including His Life and Works) , from Prof. Dr. Erkan TÜRKMEN The Essential Rumi , translated by Coleman Barks with John Moyne, AJ Arberry, Reynold Nicholson, San Francisco: Harper Collins, 1996 ISBN 0-06-250959-4 ; Edison (NJ) and New York: Castle Books, 1997 ISBN 0-7858-0871-X. Selections. The Illuminated Rumi , translated by Coleman Barks , Michael Green contributor, New York: Broadway Books, 1997 ISBN 0-7679-0002-2. The Masnavi: Book One , translated by Jawid Mojaddedi, Oxford World's Classics Series, Oxford University Press, 2004 ISBN 0-19-280438-3. Translated for the first time from the Persian edition prepared by Mohammad Estelami with an introduction and explanatory notes. Awarded the 2004 Lois Roth Prize for excellence in translation of Persian literature by the American Institute of Iranian Studies. Divani Shamsi Tabriz , translated by Nevit Oguz Ergin as Divan-i-kebir, published by Echo Publications, 2003 ISBN 188799128X. The rubais of Rumi: insane with love , translations and commentary by Nevit Oguz Ergin and Will Johnson, Inner Traditions, Rochester, Vermont, 2007, ISBN 978-1-59477-183-5. The Masnavi: Book Two , translated by Jawid Mojaddedi, Oxford World's Classics Series, Oxford University Press, 2007. ISBN 978-0-19-921259-0. The first ever verse translation of the unabridged text of Book Two, with an introduction and explanatory notes. The quatrains of Rumi: Complete translation with Persian text, Islamic mystical commentary, manual of terms, and concordance , translated by Ibrahim W. Gamard and AG Rawan Farhadi, 2008. The Soul of Rumi: A New Collection of ECS+A+IC Poems , translations by Coleman Barks,Harper One, 2002. [ edit ] Further reading [Değiştir] Ek okuma [ edit ] On Rumi's life and work Seyyed Hossein Nasr, Islamic Art and Spirituality , Albany: SUNY Press, 1987, chapters 7 and 8. William Chittick, The Sufi Doctrine of Rumi: Illustrated Edition , Bloomington: World Wisdom, 2005. Annemarie Schimmel, The Triumphal Sun: A Study of the Works of Jalaloddin Rumi , Albany: SUNY Press, 1993. Majid M. Naini, The Mysteries of the Universe and Rumi's Discoveries on the Majestic Path of Love , Universal Vision & Research, 2002, ISBN 0-9714600-0-0 Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West , Oneworld Publications, 2000. ISBN 1-85168-214-7 Leslie Wines, Rumi: A Spiritual Biography , New York: Crossroads, 2001 ISBN 0-8245-2352-0. Rumi's Thoughts , edited by Seyed G Safavi, London: London Academy of Iranian Studies, 2003. Şefik Can, Fundamentals of Rumi's Thought: A Mevlevi Sufi Perspective , Sommerset (NJ): The Light Inc., 2004 ISBN 1-932099-79-4. RUMI: His Teachings and Philosophy by RM Chopra Published by Iran Society, Kolkata

[ edit ] On Persian literature EG Browne , History of Persia , four volumes, 1998 ISBN 0-7007-0406-X. 2,256 pages, and twenty-five years in the writing. Jan Rypka, History of Iranian Literature , Reidel Publishing Company; 1968 OCLC 460598 . ISBN 90-277-0143-1 [ edit ] References [Değiştir] Referanslar 1.^ NOTE: Transliteration of the Arabic alphabet into English varies. One common transliteration is Mowlana Jalaluddin Rumi; the usual brief reference to him is simply Rumi or Balkhi. His given name, Jalāl ad-Dīn Muhammad, literally means "Majesty of Religion" 2.^ Annemarie Schimmel, “The Mystery of Numbers”, Oxford University Press,1993. Pg 49: “A beautiful symbol of the duality that appears through creation was invented by the great Persian mystical poet Jalal al-Din Rumi, who compares God's creative word kun (written in Arabic KN) with a twisted rope of 2 threads (which in English twine, in German Zwirn¸both words derived from the root “two”)”. 3.^ CE Bosworth /BG Fragner, "Tādjīk", in Encyclopaedia of Islam , Online Edition: "... In Islamic usage, eventually came to designate the Persians, as opposed to Turks [...] the oldest citation for it which Schaeder could find was in verses of Djalāl al-Dīn Rūmī ..." 4.^ Ritter, H.; Bausani, A. "ḎJ̲alāl al- Dīn Rūmī b. Bahāʾ al-Dīn Sulṭān al-ʿulamāʾ Walad b. Ḥusayn b. Aḥmad Ḵh̲aṭībī ." Encyclopaedia of Islam. Encyclopaedia of Islam. Edited by: P. Bearman , Th. Edited by: P. Bearman, Th. Bianquis , CE Bosworth , E. van Donzel and WP Heinrichs. Bianquis, CE Bosworth, E. van Donzel ve WP Heinrichs. Brill, 2007. Brill Online. Brill Online. Excerpt: "known by the sobriquet Mawlānā (Mevlânâ), Persian poet and founder of the Mawlawiyya order of dervishes" 5.^ Julia Scott Meisami, Forward to Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2008 (revised edition) 6.^ " Islamica Magazine: Mawlana Rumi and Islamic Spirituality " . http://www.islamicamagazine.com/issue-13/mawlana-jalal-al-din-rumi-and-islamic-spirituality.html. Retrieved 2007-11-10 . 2007/11/10 alındı. 7.^ Schwartz, Stephen (May 14, 2007) "The Balkin Front." Weekly Standard . 8.^ a b Annemarie Schimmel , "I Am Wind, You Are Fire," p. 11. 11. She refers to a 1989 article by the German scholar, Fritz Meier: Tajiks and Persian admirers still prefer to call Jalaluddin 'Balkhi' because his family lived in Balkh before migrating westward. However, their home was not in the actual city of Balkh, since the mid-eighth century a center of Muslim culture in (Greater) Khorasan (Iran and Afghanistan). Rather, as the Swiss scholar Fritz Meier has shown, it was in the small town of Wakhsh north of the Oxus that Baha'uddin Walad, Jalaluddin's father, lived and worked as a jurist and preacher with mystical inclinations. Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West: The Life, Teachings, and Poetry of Jalâl al-Din Rumi , 2000, pp. 47–49. Professor Lewis has devoted two pages of his book to the topic of Wakhsh, which he states has been identified with the medieval town of Lêwkand (or Lâvakand) or Sangtude, which is about 65 kilometers southeast of Dushanbe, the capital of present-day Tajikistan. He says it is on the east bank of the Vakhshâb river, a major tributary that joins the Amu Daryâ river (also called Jayhun, and named the Oxus by the Greeks). He further states: "Bahâ al-Din may have been born in Balkh, but at least between June 1204 and 1210 (Shavvâl 600 and 607), during which time Rumi was born, Bahâ al-Din resided in a house in Vaksh (Bah 2:143 [= Bahâ' uddîn Walad's] book, "Ma`ârif."). Vakhsh, rather than Balkh, was the permanent base of Bahâ al-Din and his family until Rumi was around five years old (mei 16-35) [= from a book in German by the scholar Fritz Meier--note inserted here]. At that time, in about the year 1212 (AH 608–609), the Valads moved to Samarqand (Fih 333; Mei 29–30, 36) [= reference to Rumi's "Discourses" and to Fritz Meier's book--note inserted here], leaving behind Baâ al-Din's mother, who must have been at least seventy-five years old." 9.^ a b Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2000. How is it that a Persian boy born almost eight hundred years ago in Khorasan, the northeastern province of greater Iran, in a region that we identify today as Central Asia, but was considered in those days as part of the greater Persian cultural sphere, wound up in Central Anatolia on the receding edge of the Byzantine cultural sphere, in which is now Turkey, some 1500 miles to the west? (p. 9) 10.^ Annemarie Schimmel, The Triumphal Sun: A Study of the Works of Jalaloddin Rumi, SUNY Press, 1993, p. 193: "Rumi's mother tongue was Persian, but he had learned during his stay in Konya, enough Turkish and Greek to use it, now and then, in his verse" 11.^ Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2000. Chap1 12.^ Encyclopedia Iranica, "Baha Al-Din Mohammad Walad" [1] , H. Algar. 13.^ CE Bosworth, "Turkish Expansion towards the west" in UNESCO HISTORY OF HUMANITY, Volume IV, titled "From the Seventh to the Sixteenth Century", UNESCO Publishing / Routledge, 2000. p. s. 391: "While the Arabic language retained its primacy in such spheres as law, theology and science, the culture of the Seljuk court and secular literature within the sultanate became largely Persianized; this is seen in the early adoption of Persian epic names by the Seljuq Rulers (Qubad, Kay Khusraw and so on) and in the use of Persian as a literary language (Turkish must have been essentially a vehicle for every days speech at this time). The process of Persianization accelerated in the thirteenth century with the presence in Konya of two of the most distinguished refugees fleeing before the Mongols, Baha al-din Walad and his son Mawlana Jalal al-din Rumi, whose Mathnawi, composed in Konya, constitutes one of the crowning glories of classical Persian literature." 14.^ Barks, Coleman , Rumi: The Book of Love: Poems of Ecstasy and Longing , HarperCollins, 2005, p. xxv, ISBN 0-06-075050-2 15.^ Note: Rumi's shrine is now known as the Mevlana Museum in Turkey 16.^ Lazard, Gilbert "The Rise of the New Persian Language", in Frye, RN, The Cambridge History of Iran , Cambridge: Cambridge University Press, 1995, Vol. 4, pp. 4, pp. 595–632. (Lapidus, Ira, 2002, A Brief History of Islamic Societies, "Under Arab rule, Arabic became the principal language for administration and religion. The substitution of Arabic for Middle Persian was facilitated by the translation of Persian classics into Arabic. Arabic became the main vehicle of Persian high culture, and remained such will into the eleventh century. Parsi declined and was kept alive mainly by the Zoroastrian priesthood in western Iran. The Arab conquests however, helped make Persian rather than Arabic the most common spoken language in Khurasan and the lands beyond the Oxus River. Paradoxically, Arab and Islamic domination created a Persian cultural region in areas never before unified by Persian speech. A new Persian evolved out of this complex linguistic situation. In the ninth century the Tahirid governors of Khurasan began to have the old Persian language written in Arabic script rather than in pahlavi characters. At the same time, eastern lords in the small principalities began to patronize a local court poetry in an elevated form of Persian. The new poetry was inspired by Arabic verse forms, so that Iranian patrons who did not understand Arabic could comprehend and enjoy the presentation of an elevated and dignified poetry in the manner of Baghdad. This new poetry flourished in regions where the influence of Abbasid Arabic culture was attenuated and where it had no competition from the surviving tradition of Middle Persian literary classics cultivated for religious purposes as in Western Iran." "In the western regions, including Iraq, Syria and Egypt, and the lands of the far Islamic west including North Africa and Spain, Arabic became the predominant language of both high literary culture and spoken discourse." pp. 125–132, Cambridge: Cambridge University Press.) 17.^ Charles Haviland (2007-09-30). " The roar of Rumi - 800 years on ". BBC News . http://news.bbc.co.uk/2/hi/south_asia/7016090.stm. Retrieved 2007-09-30 . 2007/09/30 alındı. 18.^ a b c Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2008 (revised edition). pp 90-92:"Baha al-Din's disciples also traced his family lineage to the first caliph, Abu Bakr (Sep 9; Af 7; JNO 457; Dow 213). This probably stems from willful confusion over his paternal great grandmother, who was the daughter of Abu Bakr of Sarakhs, a noted jurist (d. 1090). The most complete genealogy offered for family only stretches back six or seven generations and cannot possibly reach to Abu Bakr, the companion and first caliph of the Prophet, who died two years after the Prophet, in AD 634 (FB 5-6 n.3)." 19.^ a b c H. Algar, “BAHĀʾ-AL-DĪN MOḤAMMAD WALAD “ , Encyclopedia Iranica. There is no reference to such descent in the works of Bahāʾ-e Walad and Mawlānā Jalāl-al-Dīn or in the inscriptions on their sarcophagi. The attribution may have arisen from confusion between the caliph and another Abū Bakr, Šams-al-Aʾemma Abū Bakr Saraḵsī (d. 483/1090), the well-known Hanafite jurist, whose daughter, Ferdows Ḵātūn, was the mother of Aḥmad Ḵaṭīb, Bahāʾ-e Walad's grandfather (see Forūzānfar, Resāla, p. 6). . . Tradition also links Bahāʾ-e Walad's lineage to the Ḵᵛārazmšāh dynasty. His mother is said to have been the daughter of ʿAlāʾ-al-Dīn Moḥammad Ḵᵛārazmšāh (d. 596/1200), but this appears to be excluded for chronological reasons (Forūzānfar, Resāla, p. 7) [2] 20.^ a b c (Ritter, H.; Bausani, A. "ḎJ̲alāl al- Dīn Rūmī b. Bahāʾ al-Dīn Sulṭān al-ʿulamāʾ Walad b. Ḥusayn b. Aḥmad Ḵhaṭībī ." Encyclopaedia of Islam. Edited by: P. Bearman , Th. Bianquis , CE Bosworth , E. van Donzel and WP Heinrichs. Brill, 2009. Brill Online. Excerpt: "known by the sobriquet Mawlānā (Mevlânâ), Persian poet and founder of the Mawlawiyya order of dervishes"):"The assertions that his family tree goes back to Abū Bakr, and that his mother was a daughter of the Ḵh̲wārizms̲h̲āh ʿAlāʾ al-Dīn Muḥammad (Aflākī, i, 8-9) do not hold on closer examination (B. Furūzānfarr, Mawlānā Ḏj̲alāl Dīn , Tehrān 1315, 7; ʿAlīnaḳī S̲h̲arīʿatmadārī, Naḳd-i matn-i mat̲h̲nawī , in Yag̲h̲mā , xii (1338), 164; Aḥmad Aflākī, Ariflerin menkibeleri, trans. Tahsin Yazıcı, Ankara 1953, i, Önsöz, 44).") 21.^ Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2008 (revised edition). pp 44:“Baha al-Din's father, Hosayn, had been a religious scholar with a bent for asceticism, occupied like his own father before him, Ahmad, with the family profession of preacher (khatib). Of the four canonical schools of Sunni Islam, the family adhered to the relatively liberal Hanafi rite. Hosayn-e Khatibi enjoyed such renown in his youth – so says Aflaki with characteristic exaggeration – that Razi al-Din Nayshapuri and other famous scholars came to study with him (Af 9; for the legend about Baha al-Din, see below, “The Mythical Baha al-Din”). Another report indicates that Baha al-Din's grandfather, Ahmad al-Khatibi, was born to Ferdows Khatun, a daughter of the reputed Hanafite jurist and author Shams al-A'emma Abu Bakr of Sarakhs, who died circa 1088 (Af 75; FB 6 n.4; Mei 74 n. 17). This is far from implausible and , if true, would tend to suggest that Ahmad al-Khatabi had studied under Shams al-A'emma. Prior to that the family could supposedly trace its roots back to Isfahan. We do not learn the name of Baha al-Din's mother in the sources, only that he referred to her as “Mama” (Mami), and that she lived to the 1200s.”(pg 44) 22.^ Ahmed, Nazeer, Islam in Global History: From the Death of Prophet Muhammed to the First World War , p.58, Xlibris Corporation (2000), ISBN 0-7388-5962-1 23.^ The Essential Rumi . Translations by Coleman Barks, p. xx. XX. 24.^ Helminski, Camille. " Introduction to Rumi: Daylight " . http://www.sufism.org/books/dayex.html. Retrieved 2007-05-06 . 2007/05/06 alındı. 25.^ Nasr, Seyyed Hossein (1987). Islamic Art and Spirituality . SUNY Press. SUNY Press. pp. 120. ISBN 0887061745 . http://books.google.com/books?id=EBu6gWcT0DsC&pg=PA120&ots=r7WC3HRDUt&sig=dK7cXLr2Wj7pxYqSLnMZGS0XgII. 26.^ Mevlana Jalal al-din Rumi 27.^ Naini, Majid . The Mysteries of the Universe and Rumi's Discoveries on the Majestic Path of Love . 28.^ Abdul Rahman Jami notes: من چه گویم وصف آن عالیجناب — نیست پیغمبر ولی دارد کتاب

مثنوی معنوی مولوی — هست قرآن در زبان پهلوی

What can I say in praise of that great one? He is not a Prophet but has come with a book; The Spiritual Masnavi of Mowlavi Is the Qur'an in the language of Pahlavi (Persian).

(Khawaja Abdul Hamid Irfani, "The Sayings of Rumi and Iqbal", Bazm-e-Rumi, 1976.)

29.^ JTP de Bruijn, "Comparative Notes on Sanai and 'Attar" , The Heritage of Sufism, L. Lewisohn, ed., pp. 361: "It is common place to mention Hakim Sana'i (d. 525/1131) and Farid al-Din 'Attar (1221) together as early highlights in a tradition of Persian mystical poetry which reached its culmination in the work of Mawlana Jalal al-Din Rumi and those who belonged to the early Mawlawi circle. There is abundant evidence available to prove that the founders of the Mawlawwiya in the thirteenth and fourteenth centuries regarded these two poets as their most important predecessors" 30.^ Franklin Lewis, Rumi Past and Present, East and West, Oneworld Publications, 2008 (revised edition). pg 306: "The manuscripts versions differ greatly in the size of the text and orthography. Nicholson's text has 25,577 lines though the average medieval and early modern manuscripts contained around 27,000 lines, meaning the scribes added two thousand lines or about eight percent more to the poem composed by Rumi. Some manuscripts give as many as 32000!" 31.^ Franklin D. Lewis, Rumi: Past and Present, East and West: The Life, Teaching, and Poetry of Jalâl al-Din Rumi, rev. ed. ed. (2008). (2008). pg 314: “The Foruzanfar's edition of the Divan-e Shams compromises 3229 ghazals and qasidas making a total of almost 35000 lines, not including several hundred lines of stanzaic poems and nearly two thousand quatrains attributed to him” 32.^ Dar al-Masnavi Website, accessed December 2009 : According to the Dar al-Masnavi website: “In Forûzânfar's edition of Rumi's Divan, there are 90 ghazals (Vol. 1, 29;Vol. 2, 1; Vol. 3, 6; Vol. 4, 8; Vol. 5, 19, Vol. 6, 0; Vol. 7, 27) and 19 quatrains entirely in Arabic. In addition, there are ghazals which are all Arabic except for the final line; many have one or two lines in Arabic within the body of the poem; some have as many as 9-13 consecutive lines in Arabic, with Persian verses preceding and following; some have alternating lines in Persian, then Arabic; some have the first half of the verse in Persian, the second half in Arabic.” 33.^ Mecdut MensurOghlu: “The Divan of Jalal al-Din Rumi contains 35 couplets in Turkish and Turkish-Persian which have recently been published me” (Celal al-Din Rumi's turkische Verse: UJb. XXIV (1952), pp 106-115) 34.^ Franklin D. Lewis, Rumi: Past and Present, East and West: The Life, Teaching, and Poetry of Jalâl al-Din Rumi, rev. ed. ed. (2008):"“a couple of dozen at most of the 35,000 lines of the Divan-I Shams are in Turkish, and almost all of these lines occur in poems that are predominantly in Persian”" 35.^ Dedes, D. 1993. Ποίηματα του Μαυλανά Ρουμή [Poems by Mevlana Rumi]. Ta Istorika 10.18-19: 3-22. see also [3] 36.^ Franklin D. Lewis, Rumi: Past and Present, East and West: The Life, Teaching, and Poetry of Jalâl al-Din Rumi, rev. ed. ed. (2008):"Three poems have bits of demotic Greek; these have been identified and translated into French, along with some Greek verses of Sultan Valad. Golpinarli (GM 416-417) indicates according to Vladimir Mir Mirughli, the Greek used in some of Rumi's macaronic poems reflects the demotic Greek of the inhabitants of Anatolia. Golpinarli then argues that Rumi knew classical Persian and Arabic with precision, but typically composes poems in a more popular or colloquial Persian and Arabic.". 37.^ Franklin Lewis, Rumi: Past and Present, East and West – The Life, Teachings, and Poetry of Jalal al-Din Rumi , Oneworld Publications, 2000, Chapter 7. 38.^ Franklin Lewis, Rumi: Past and Present, East and West – The Life, Teachings, and Poetry of Jalal al-Din Rumi , Oneworld Publications, 2000. 39.^ MM Sharif, A History of Muslim Philosophy , Vol II, p. 827. 827. 40.^ MM Sharif, A History of Muslim Philosophy , Vol II, p. 828. 828. 41.^ The triumphal sun By Annemarie Schimmel. Pg 328 42.^ Various Scholars such as Khalifah Abdul Hakim ( Jalal al-Din Rumi ), Afzal Iqbal ( The Life and Thought of Rumi ), and others have expressed this opinion; for a direct secondary source, see citation below. 43.^ a b c Khalifah Abdul Hakim, "Jalal al-Din Rumi" in MM Sharif, ed., A History of Muslim Philosophy , Vol II. 44.^ Lewis 2000 , p. 407-408 45.^ Lewis 2000 , p. 408 46.^ Quatrain No. 1173, translated by Ibrahim Gamard and Ravan Farhadi in "The Quatrains of Rumi", an unpublished manuscript 47.^ Seyyed Hossein Nasr, "Rumi and the Sufi Tradition," in Chelkowski (ed.), The Scholar and the Saint , p. 183 183 48.^ Quoted in Ibrahim Gamard, Rumi and Islam: Selections from His Stories, Poems, and Discourses — Annotated and Explained , p. 171. 171. 49.^ Rumi Yoga 50.^ Life of Rumi 51.^ fUSION Anomaly. Whirling Dervish 52.^ Said, Farida. " REVIEWS: The Rumi craze " . http://www.dawn.com/weekly/books/archive/050508/books18.htm. Retrieved 2007-05-19 . 53.^ From Rumi Network 54.^ The Diploma of Honorary Doctorate of the University of Tehran in the field of Persian Language and Literature will be granted to Professor Coleman Barks 55.^ Curiel,J onathan, San Francisco Chronicle Staff Writer, Islamic verses: The influence of Muslim literature in the United States has grown stronger since the Sept. 11 attacks (February 6, 2005), Available online (Retrieved Aug 2006) 56.^ Sufism 57.^ ISCA - The Islamic Supreme Council of America 58.^ " Mevlana Celaleddin Rumi " . http://www.mevlana.net/celebi.htm. Retrieved 2007-05-19 . 59.^ a b About the Mevlevi Order of America 60.^ Hanut, Eryk (2000). Rumi: The Card and Book Pack : Meditation, Inspiration, Self-discovery. The Rumi Card Book . Tuttle Publishing. xiii. ISBN 1885203950 . http://www.google.ca/books?id=Q42DV0Fk96MC&pg=PR13&ots=gR49x6YysU&dq=rumi+come+come+whoever+you+are&sig=R9ohIyuY431C_8p-22yDshe9STk. 61.^ Web Page Under Construction 62.^ Mango, Andrew, Atatürk: The Biography of the Founder of Modern Turkey , (2002), ISBN 1585670111. 63.^ Kloosterman Genealogy, Jalal al-Din Muhammad Rumi 64.^ Edward G. Browne , A Literary History of Persia from the Earliest Times Until Firdawsh , 543 pp., Adamant Media Corporation, 2002, ISBN 1402160453, 9781402160455 (see p.437) 65.^ Annemarie Schimmel , Deciphering the Signs of God , 302 pp., SUNY Press, 1994, ISBN 0791419827, 9780791419823 (see p.210) 66.^ Today'S Zaman 67.^ UNESCO: 800th Anniversary of the Birth of Mawlana Jalal-ud-Din Balkhi-Rumi . – Retrieved on 22 April 2009. 68.^ UNESCO. Executive Board; 175th; UNESCO Medal in honour of Mawlana Jalal-ud-Din Balkhi-Rumi; 2006 69.^ http://www.iran-daily.com/1385/2690/pdf/i12.pdf 70.^ Ministry of Foreign Affairs Afghanistan - Rumi's 800 Anniversary 71.^ همشهری آنلاین 72.^ Int'l congress on Molana opens in Tehran 73.^ Iran Daily - Arts & Culture - 10/03/06 74.^ CHN | News 75.^ Podcast Interview with Coleman Barks on Rumi 76.^ tehrantimes.com, 300 dervishes whirl for Rumi in Turkey 77.^ " MA-AARIF-E-MATHNAVI A commentary of the Mathnavi of Maulana Jalaluddin Rumi (RA)", by Hazrat Maulana Hakim Muhammad Akhtar Saheb " . http://yunuspatel.co.za/books-Ma-aarif-E-Mathnavi.php. [ edit ] External links [Değiştir] Dış bağlantılar Find more about Jalal al-Din Muhammad Rumi on Wikipedia's sister projects :

Definitions from Wiktionary Vikisözlük sitesinden Tanımlar 
Textbooks from Wikibooks Ders Kitapları Vikikitap den 
Quotations from Wikiquote Vikisöz den Özlü Sözler 
Source texts from Wikisource VikiKaynak kimden Kaynak metinler 
Images and media from Commons Görüntüleri ve medya Commons'da 
News stories from Wikinews Wikinews gelen News stories 
Learning resources from Wikiversity Vikipedi, özgür ansiklopedi Öğrenme kaynakları

Maulana Jalaluddin Balkhy Site Vancouver Canada مولانا جلال الدین محمد بلخى Maulana Jalaluddin Music Site Vancouver Canada مولانا جلال الدین محمد بلخى Maulana Jalaluddin Balkhy Cultural Site Vancouver Canada مولانا جلال الدین محمد بلخى Guardian newspaper series of articles on Rumi, by Franklin Lewis Rumi Under the Weather Speaking of Faith: The Ecstatic Faith of Rumi , with Krista Tippet, American Public Media, December 13, 2007: — Pragram's Main Page — Program Particulars — Listen Now ( RealAudio , 53 min) — Download (mp3, 53 min) — Video Performance: The Musicality of Rumi A mystic chant from Rumi's Masnavi sung by Shusha Guppy in the 1970s: Masnavi . BBC News . [ edit ] On-line texts and translations of Rumi "MA-AARIF-E-MATHNAVI A commentary of the Mathnavi of Maulana Jalaluddin Rumi (RA)", by Hazrat Maulana Hakim Muhammad Akhtar Saheb (DB), 1997 . Four new translations of Rumi poems by Coleman Barks Rumi poetry set to beautiful Persian Music on Mp3 and CD The Masnavi I Ma'navi , by Maulana Jalalu-'d-din Muhammad Rumi, Abridged and Translated by EH Whinfield on sacred-texts.com Dar al Masnavi , several English versions of selections by different translators. (Rumi.net) Rumi's little-known biography and poems (Quatrains and Odes) in English by Shahram Shiva Quatrains at Iranian.com [ edit ] On Rumi The Foundation of Universal Lovers of Mevlana Jelaluddin Rumi (EMAV) The Rubaiyat of Rumi Lecture of Khosro Naghed . Rumi, Poet of Love and Justice , CHN News Jalaluddin Rumi About Rumi, English translations and personal/rare biography Several Rumi Poems (Quatrains and Odes) in English Iranian studies site The Threshold Society and Mevlevi Order The Mevlevi Order of America . [This organization and the one above are unaffiliated with each other] Official website of the Family of Jalal al-Din Muhammad Rumi Mevlana Mevlana Mawlana Jalal al-Din Rumi- Mevlevi webpage RumiOnFire.com - A Tribute to Rumi What goes round... - The Guardian , November 5, 2000 Rumi Lectures at Harvard University Rumi and the Tradition of Sufi Poetry Mewlana Jelal Ad-Din Rumi Treasures of Persian Literature , by Professor Behrouz Homayoun Far Guernica Magazine (guernicamag.com) on the 800th anniversary of Rumi's birth Sermon on Rumi by UU Minister John Young Can Rumi Save Us Now? A Study about the Persian Cultural Legacy and Background of the Sufi Mystics Shams Tabrizi and Jalal al-Din Rumi also here: [5] [ edit ] Criticism [Değiştir] Eleştiri Is Rumi what we think he is? , by Massoume Price [hide]v • d • e v • d • e Scholars of Khorasan ( Sogdiana , Bactria , and Khwarezmia ) Avicenna · Biruni · Farabi · Khwarizmi · Rumi · Ghazali [hide]v • d • e v • d • e Persian literature [hide]Old Eski Behistun Inscription · Old Persian inscriptions


[hide]Middle Orta Ayadgar-i Zariran · Dēnkard · Book of Jamasp · Book of Arda Viraf · Karnamak-i Artaxshir-i Papakan · Cube of Zoroaster · Shapuregan of Mani · Šahrestānīhā ī Ērānšahr · Bundahishn · Greater Bundahishn · Menog-i Khrad · Jamasp Namag · Pazand · Counsels of Adarbad Mahraspandan · Dadestan-i Denig · Zadspram · Zand-i Vohuman Yasht · Drakht-i Asurig · Bahman Yasht · Shikand-gumanic Vichar


[show]Classical 900s–1000s Rūdakī · Daqīqī · Ferdowsī ( Šahnāma ) · Abu Shakur Balkhi · Bal'ami · Rabia Balkhi · Abusaeid Abolkheir (967–1049) · Avicenna (980–1037) · Unsuri · Asjadi · Kisai Marvazi · Ayyuqi 1000s–1100s Bābā Tāher · Nasir Khusraw (1004–1088) · Al-Ghazali (1058–1111) · Khwaja Abdullah Ansari (1006–1088) · Asadi Tusi · Qatran Tabrizi (1009–1072) · Nizam al-Mulk (1018–1092) · Masud Sa'd Salman (1046–1121) · Moezi Neyshapuri · Omar Kh ayyām (1048–1131) · Fakhruddin As'ad Gurgani · Ahmad Ghazali · Hujwiri · Manuchehri · Ayn-al-Quzat Hamadani (1098–1131) · Uthman Mukhtari · Abu-al-Faraj Runi · Sanai · Banu Goshasp · Borzu-Nama · Mu'izzi · Mahsati Ganjavi 1100s–1200s Hakim Iranshah · Suzani Samarqandi · Ashraf Ghaznavi · Shahab al-Din Suhrawardi (1155–1191) · Adib Sabir · Am'aq · Attār (1142– c. 1220) · Khaghani (1120–1190) · Anvari (1126–1189) · Faramarz-e Khodadad · Nizāmī Ganjavi (1141–1209) · Fakhr al-Din al-Razi (1149–1209) · Shams Tabrizi (d.1248) 1200s–1300s Abu Tahir Tarsusi · Najm al-din Razi · Awhadi Maraghai · Shams al-Din Qays Razi · Baha al-din Walad · Nasīr al-Dīn al-Tūsī · Baba Afdal al-Din Kashani · Fakhr al-din Araqi · Mahmud Shabistari (1288–1320s) · Abu'l Majd Tabrizi · Amīr Kh osrow (1253–1325) · Sa'adī ( Būstān / Golestān ) · Bahram-e-Pazhdo · Zartosht Bahram e Pazhdo · Rumi · Homam Tabrizi (1238–1314) · Nozhat al-Majales · Khwaju Kermani · Sultan Walad 1300s–1400s Ibn Yamin · Shah Ni'matullah Wali · Hāfez (Dīvān) · Abu Ali Qalandar · Fazlallah Astarabadi · Nasimi · Emad al-Din Faqih Kemani 1400s–1500s Ubayd Zakani · Salman Sawaji · Jāmī · Kamal Khujandi · Ahli Shirzi (1454–1535) · Fuzûlî (1483–1556) · Baba Faghani Shirzani 1500s–1600s Vahshi Bafqi (1523–1583) · Urfi Shirazi 1600s–1700s Sa'eb Tabrizi (1607–1670) · Hazin Lāhiji (1692–1766) · Saba Kashani · Bidel Dehlavi (1642–1720) 1700s–1800s Neshat Esfahani · Forughi Bistami (1798–1857) · Mahmud Saba Kashani (1813–1893)


[show]Contemporary Ahmad Kasravi · Mohammad–Taqī Bahār · Sādeq Hedāyat · Forough Farrokhzad · Šāmlū · Hushang Ebtehaj · Kh alilollāh Kh alilī · Wasef Bakhtari · Raziq Faani · Sohrāb Sepehri · Shahriar · Loiq Sherali · Muhammad Iqbal · Parvin E'tesami · Mehdi Akhavan-Sales · Emad Khorasani · Aref Qazvini · Ebrahim Poordavood · Mirzadeh Eshghi · Allameh Tabatabaei · Adib Pishevari · Ashraf Gilani · Javad Nurbakhsh · Golchin Gilani · Gholām–Hossein Sā'edi · Mohammad-Hossein Shahriar


Contemporary Persian and Classical Persian are the same language, but writers since 1900 are classified as contemporary. At one time, Persian was a common cultural language of much of the non-Arabic Islamic world. Today it is the official language of Iran , Tajikistan and one of the two official languages of Afghanistan . [hide]v • d • e v • d • e Tasawwuf (Sufism) Tasavvuf (Tasavvuf) Ideas Fikirler Ihsan · Noor · Maqaam · Haal · Manzil · Yaqeen · Fanaa · Baqaa · Haqiqah · Marifah · Nafs · Dhawq · Sulook · Ihsan · Noor · Maqaam · Haal · manzil · Yaqeen · Fanaa · Baqaa · Haqiqah · Marifah · Nafs · Dhawq · Sulook ·

Cosmology · Kashf · Metaphysics · Psychology · Tajalli Kozmoloji · Kashf · Metafizik · Psikoloji · Tajalli Practices Uygulamalar Dhikr · Hadhra · Muraqaba · Qawwali · Sema · Whirling Dhikr · Hadhra · Muraqaba · Qawwali · Sema · Sema Sufi orders Sufi sipariş Chishti · Mevleviye · Murīdiyya · Naqshbandi · Qadri · Rifa'i · Shadhili · Suhrawardi · Tijaniyyah · Qadiri Boutchichi · Ni'matullāhī List of tariqas Tariqas ve Chishti · Mevleviye · Murīdiyya · Nakşibendi · Qadri · Rufai · Shadhili · Suhrawardi · Tijaniyyah · Qadiri Boutchichi · Ni'matullāhī Listesi Early Notable Sufis Erken Önemli Sufiler Uwais al-Qarni · Rabia Basri · Abu Ali al-Rudbari · Al-Nuri · Bayazid Bastami · Junayd Baghdadi · Maruf Karkhi · Dhu n-Nun · Shibli · Hallaj · Abolkheir · Abu Hamed Ghazali · Ahmad Ghazali · Kharaqani · Gilani · Ganj Bakhsh · Harooni · Gharib Nawaz · Bakhtiar Kaki · Ganjshakar · Nizamuddin Auliya · Sabir Kaliyari · Sanai · Chiragh Dehlvi · Khusro · Banda Nawaz · Najib Suhrawardi · Rifa'i · Suhrawardi · Zakariya · Lal Shahbaz · Ibn Arabi · Rukn-e-Alam · Musa Pak · Shams Tabrizi · Rumi · Saadi · Attar · Bu Ali Shah · Shabistari · Baha-ud-Din Naqshband · Safi · Nimatullah · Kubra · Jami · Jazouli · Sabir Pak · Shah Waliullah · Ata Allah · Zarruq · Yesevi · Emre · Semnani · Sirhindi · Bhittai · Sarmast · Haddad · Ghulam Farid · Bulleh Shah · Sarkar Waris Pak Notable Modern Sufis Önemli Modern Sufiler Muhammad Alawi al-Maliki · Tahir ul-Qadri · Tahir Allauddin · Abdal Hakim Murad · Gohar Shahi · Shaykh Nazim · Hisham Kabbani · Nuh Keller · Abdalqadir as-Sufi · Qalander Ba Ba · Azeemi · Ghulam Mustafa · Reshad Feild · Ahmad al-Alawi · Bawa Muhaiyaddeen · Galib · Omar Shah · Haeri · Ahmad Raza Khan · Muhammad Abdul Qadeer Siddiqi Qadri · Syed Abdullah Shah Naqshbandi · Qari Muslehuddin Siddiqui Sufi studies Sufi çalışmaları Shah · Lings · Chittick · Ernst · Sells · Corbin · Frager · Schimmel · Hixon · Aguéli · Guénon · Nasr · Burckhardt · Almqvist · Lindbom · Schuon Şah · Lings · Chittick · Ernst · Sells · Corbin · Frager · Schimmel · Hixon · Aguéli · Guénon · Nasr · Burckhardt · Almqvist · Lindbom · Schuon Topics in Sufism Konular Sufizm'de Art · Fiction · History · Music · Poetry · Shrines · Texts Sanat · Fiction · Tarih · Müzik · Şiir · Türbeler · Metinleri Persondata Persondata NAME ADI alal ad-Din Muhammad Rumi ALTERNATIVE NAMES ALTERNATİF İSİMLER Rumi; Mevlânâ Celâleddin Mehmed Rum; Mawlānā Jalāl ad-Dīn Muhammad Balkhī; Mawlana; Mawlana Rumi Rumi SHORT DESCRIPTION KISA AÇIKLAMA 13th century Persian poet, jurist, theologian and teacher of Sufism . DATE OF BIRTH DOĞUM TARİHİ 1207 CE PLACE OF BIRTH DOĞUM YERİ Balkh , Afghanistan DATE OF DEATH TARİHİ DEATH 1273 CE PLACE OF DEATH PLACE OF DEATH Konya . Turkey


Retrieved from " http://en.wikipedia.org/wiki/Rumi" Categories : 1207 births | 1273 deaths | Persian literature | Iranian Sufis | Iranian Sunni Muslims | Persian philosophers | 13th-century philosophers | Persian spiritual writers | Sufi poets | Persian poets | Persian writers | Mevlevi order | 13th-century writers | Medieval poets | Mystic poets | People illustrated on Turkish banknotes

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.