FANDOM


Dosya:Bakınız
Midilli  (Μυτιλήνη)
Konum
Greece location map
<div style="position: absolute; z-index: 2; top: İfade hatası: Tanınmayan noktalama karakteri "["%; left: İfade hatası: Tanınmayan noktalama karakteri "["%; height: 0; width: 0; margin: 0; padding: 0;"><div style="font-size: 90%; line-height: 110%; position: relative; top: -1.5em; width: 6em; İfade hatası: Tanınmayan noktalama karakteri "["">
</div>
</div>
Koordinat 39°6′N 26°33′E / 39.1°N 26.55°E / 39.1; 26.55Coordinates: 39°6′N 26°33′E / 39.1°N 26.55°E / 39.1; 26.55
Zaman dilimi: EET/EEST (UTC+2/3)
Rakım (merkez): 8 m (26 ft)
Yönetim
ÜlkeYunanistan
Coğrafi bölge: Kuzey Ege Adaları
İl: Midilli
Vali: Nasos Giakalis (PA.SO.K.)
Nüfus İstatistikleri (2001'e göre)
Belediye
 - Nüfus: 36.196
 - Yüz ölçümü: 107,5 km² (42 sq.mi.)
 - Nüfus Yoğunluğu: 337 /km² (872 /sq.mi.)
Kodlar
Posta Kodu: 811 00
Alan Kodu: 22510
Plaka Numarası: MY
İnternet Sitesi
http://www.mytilene.gr
40px

Midilli (Rumca: Μυτιλήνη - Mytilíni), Yunanistan'da Kuzey Ege coğrafi bölgesinin ve Midilli ilinin başkenti şehir.

Midilli'de doğan önemli kişiler Edit


Midilli’den Ayvalık’a Bir Mübadele ÖyküsüEdit

Bir mübadele öyküsü

30 Ocak 1923’te imzalanan Lozan protokolü ile zorunlu olarak yer değiştiren Türk ve Rumların hikayeleri "Midilli’den Ayvalık’a Bir Mübadele Öyküsü" adlı bir belgesele konu oluyor.

Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan "Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename ve Protokol" o dönemde Türkiye’de yaşayan Rumlarla, Yunanistan’daki Türklerin hayatını alt üst etti. İsmet İnönü ve Eleftherios Venizelos’un imza koyduğu bu protokol ile Anadolu’da yaşayan 1 milyon Rum ile, Rumeli ve Adalar’daki 350 bin Türk zorunlu olarak yer değiştirdi. Kuşaklar boyu yaşadıkları, vatanları olarak benimsedikleri toprakları ve mal varlıklarının büyük kısmını yitirdiler.

Bugün mübadelenin üzerinden 78 yıl geçti. Zamanla her iki tarafta da göçmenler yeni vatanlarına alıştılar. Ama özlemleri bitmedi. Kuşaklar boyu çocukları, torunları eski yurtlarının hikayeleri ile büyüdü. Bu önemli tarihi olay pek çok kitaba ve belgesele konu oldu. Bu yıl televizyon yapımcısı Zeynep Kazancıgil ve gazeteci Fatih Türkmenoğlu özellikle Midilli mübadilleri ile ilgili bir belgesel çekiyor. "Midilli’den Ayvalık’a Bir Mübadele Öyküsü" Nuri Çolakoğlu’nun sahip olduğu belgesel, kültür ve sanat kanalı ARTV’nin desteğiyle çekiliyor. Yurdışında da pek çok kanalda gösterilmesi planlanıyor. Ekip 2002 Mart’ında tamamlanacak dört bölümlük belgesel Kültür Bakanlığı 5 milyar lira destek vaat etmiş. Ama çekimlere başladıktan sonra, yapımcı Kazancıgil bu paranın yetmeyeceği konusunda endişelenmeye başlamış. Ekip şu anda Ayvalık civarında çekimlerde. Kendisi de bir Midilli mübadili olan Kazancıgil, Ayvalık’tan telefonla belgesellerini ve mübadele öykülerini anlattı.

Neden mübadeleyle ilgili bir belgesel çekmeye karar verdiniz?Edit

Ben hem 10 yıllık televizyon yapımcısıyım hem de Midilli mübadiliyim. Anneannemden ve Ayvalık’ta geçen çocukluğum boyunca Midillililerden dinlediğim hikayeler vardı hep. Zaman içinde bu hikayelere araştırmacı gözüyle bakmaya başladım. Mübadillerin hikayeleri çok ilginç. Midilli, Osmanlı’ya, İstanbul’a en yakın ada. Dolayısıyla oldukça kayrılmış. Adada okul olduğu için hepsi eğitimliler. Orada vakıflar kurmuşlar ve bu vakıfların geliriyle İstanbul medreselerini finanse etmişler. Dolayısıyla çocukları da orada okumuş. Onun için mübadele sonrasında buraya gelen Midillililer daha farklı, daha eğitimli, bilgili görgülüler. Ama yine de mübadeleyle gelmenin tüm zorluklarını yaşamışlar. Benim için bunlar çok çekiciydi çocukken. "Neden bizimkiler daha farklı?" diye düşünüyordum.

Nasıl farklıydılar?Edit

Bölgede yaşayan diğer Ege köylülerine göre farklılar. Bütün adalarda öyle. Ailede ekonomik güç, mallar hanımların üzerinde. Hal böyle olunca yaptırım ve karar verme güçleri de onların oluyor. Yemek kültürü Anadolu’dan çok farklı. Balıklar, sebzeler ve zeytinyağlılar üzerine kurulmuş. Daha fusion kılıklı bir mutfak. Giyim kuşam çok rahat. Kadınlar oldukça süslü. Pek geçinemezler Midillililerle ama Giritlilerde de öyle.

Görmedikleri topraklara şiirler yazmışlar

Geçinemezler mi?Edit

Öyle demeyeyim ama onların farklı ada alışkanlıkları var. Girit, Osmanlı’ya en uzak ada. Dolayısıyla Türkçe'yi az öğrenebilmişler. Daha çok Rumca konuşuyorlar. Ve ilk mübadelede zavallılar çok sıkıntı çekiyorlar. Çünkü dertlerini anlatamıyorlar. Mallarının karşılığını bile alamıyorlar. Bizim çocukluğumuzda bile alışkanlıkları devam ediyordu. Rumca konuşurlar ama namazında niyazında, vatana, millete çok bağlıdırlar. Bir vefat olduğunda siyahlar giyerler. Çocukken onları Rum zannederdik biz.

Birinci kuşak mübadillerden kaç kişiyle konuştunuz?Edit

Biz bu bölgede o kuşaktan 8-9 kişiyle karşılaştık. Ama şimdiye dek toplam 20-25 kişiyle konuştuk. Herkesle bağlantımız var, tüm belediyeler bizim için çalışıyor. Nerede, kim varsa haber veriyorlar sağ olsunlar. Bu işler belki 10-15 sene önce yapılmalıydı. Ama yine de zararın neresinden dönersek kârdır.

Yaşlı mübadiller kırgın mı hükümetlere?Edit

Çok enteresan hiçbir kırgınlık yok. Benim ailemde de yoktu. "Biz Rumlarla çok iyi dostuz. Bizim dışımızda, politikacıların yüzünden oldu bu" laflarının dışında hiçbir şey duymadık. Bir sabuncu ustasına gittik, 94 yaşında. Adaya giderseniz dostlarıma selam söyleyin, diye dostlarının adını sayıyor. Zaten çoğu geri dönmüş mübadeleden sonra dostlarıyla buluşmak için. Çünkü 30’lu yıllara kadar gidip gelmek daha kolaymış. Tabii ki savaşın getirdiği, iki tarafın da birbirine ettiği eziyetler olmuş. Ama onlara sorunca yalnızca dostluklarını hatırlıyor, anlatıyorlar.

Çalışmanızın şu anda size en cazip gelen tarafı ne?Edit

Neyle karşılaşacağını bilmemek. Hiç ummadığınız 2. kuşak bir mübadil annesi Midilli’deki evine duyduğu özlemi anlatan bir şiir yazmış, lambasından merdivenine kadar evi anlatıyor. Düşünün ki orayı hiç görmemiş, annesi bıraktığı toprakları o kadar özlemiş, anlatmış ki o da gözünde canlandırmış. Ben çok duygusal yaklaşmamıştım başta bu işe. Ama çok duygu yüklü bir iş. Bu mübadelenin zorunlu olması çok tuhaf. Bir gece içinde her şeyi bırakıp gitmek iki taraf için de çok zor.

Danışma kurulunda da ünlü mübadiller varEdit

Lozan Mübadilleri Vakfı’ndan da destek alıyorsunuz. Bu vakıf nasıl çalışıyor?

Selanik’te 1,5 yıl önce kurulan bu vakıf bizi buldu, projemizi destekledi. Bize bir sürü isim verdiler. "Midilli Mübadilleri"nin ardından Selanik ve Rumeli ile diğer adalardaki mübadilleri de onlarla birlikte yapacağız.

29 Ekim’de bir mübadele gezisi var.

O da vakfın fikri. Biz o grubu takip edeceğiz. Karşılaşma ve buluşmaları çekeceğiz. Bir de körfez belediyelerini ayarladık. Bu bölgedeki bütün belediye başkanları ve gazeteciler de geziye geliyorlar. Belediyelerin hepsi Midilli’yle ilişkiler kurmuşlar ve kardeş belediyeleri var orada.

Bir de kitap yazacaksınız konuyla ilgili...

Aslında ben önce kitap için yola çıktım. Kitap fikri Pan Yayınları’nın. Midilli hikayeleri anlattırırlardı bana hep. Televizyoncu olduğum için önce belgesel oldu. Mart 2002 gibi Mübadele Öyküleri kitabı çıkacak.

Belgeselin danışma kurulunda da İlber Ortaylı, Şahin Alpay, Ömer Madra, Burçak Evren, Yorgo Kirbaki, Gündüz Aktan gibi isimler var. Onları nasıl seçtiniz?

Şahin Alpay’la bizim aile bağımız var, o da bir Midilli mübadili. Ömer Madra da Ayvalıklı bir mübadil. Celal Üster de var, o da bir mübadil. İlber Ortaylı ise bu konuda araştırma aşamamda çok yardımcı oldu. Çekimler bittikten sonra beni arşivleri araştırmakta da yönlendirecek. Tabii ki çok önemli onun desteği. Tarihi hatalar yapmak istemem. En iyi kimse onun yönlendirmesiyle iş yapıyoruz.

Müziği nasıl olacak?

Müzik için de araştırma yaptık. Rebetiko üzerine çalışan herkesle konuşuyoruz. Ada şarkılarını bir araya getirip kullanacağız.

Neden herkes şapkalı? Edit

Bu şapkalı adamların hikayesi çok ilginç. Ön sırada açık renk takımlı bey Halit Bey. Ayvalık’ın ilk belediye reislerinden. Belgeselin yönetmeni Kazancıgil’in de büyük büyük dedesi olan Halit Bey de bir mübadil. Kazancıgil, tayinle Ayvalık’a geldikten bir süre sonra hükümetten emir geliyor: "Kılık kıyafet devrimi oldu. Balıkesir’e şapkalar gelecek. Onları erkeklere giydirip, bir fotoğraf çektir; bize gönder" deniyor. Halit Bey denileni yapıyor ve bu fotoğrafla kılık kıyafet devriminin yapıldığı kanıtlanmış oluyor.


Kaynak Milliyet Pazar, Mefaret AKTAŞ



Öykü anlatma sırası torunlarda

Fatih Türkmenoğlu ile Midilli Mübadelesi'nin üçüncü kuşak çocuklarından olan Zeynep Kazancıgil şimdiye kadar kimsenin dokunmadığı bir gerçeği yakaladıklarına inanıyor.

'Bir Mübadele Öyküsü' belgeseli, insana odaklanan içeriğiyle Türk ve Yunan halklarını bir kez daha buluşturacak. Fatih Türkmenoğlu ve Zeynep Kazancıgil'in hazırladığı belgesel, ekim sonu ArTV'de yayımlanacak

Yayına cumhuriyet bayramında başlaması planlanan kültür, sanat ve belgesel kanalı ArTV, yapımlarında bu coğrafyadan doğan hikayelere de geniş yer verecek. ArTV için deneyimli gazeteciler Fatih Türkmenoğlu ve Zeynep Kazancıgil'in hazırladığı 'Bir Mübadele Öyküsü' adlı belgesel de, bu çabaların somut örneklerinden birini teşkil ediyor. Yapımla birlikte 'Midilli Mübadele Dönemi' de ayrıntıları ve tanıklarıyla beyazcama yansıtılacak. Çekimlerine eylülün ikinci haftasında başlanacak ve bir buçuk ayda tamamlanması beklenen belgesel için önce İstanbul'da, sonra Ayvalık'ta, Midilli'de, Atina'da ve en son da Marsilya'da çekimler yapılacak.

Göçle değişen anılar Lozan Barış Antlaşması'yla Türkiye'de yaşamaya zorunlu tutulan Midilli Türklerinin ve Midilli'ye gönderilen Rumların belgeselini çekecek ekibin kilometre taşlarından Zeynep Kazancıgil, Milli Mübadele'nin üçüncü kuşak çocuğu. Dedesinden dinlediği hikâyeleri Midilli'deki bir avuç yaşlının ağzından da dinleyerek onların yaşadığı acılara, gerçeklere ışık tutmak istiyor. Hem Kazancıgil, Hem de Türkmenoğlu, 'farklı bir şey'i yaptıklarına, şimdiye kadar kimsenin dokunmadığı bir gerçeği yakaladıklarına inanıyor. Özellikle Midilli Mübadelesi'ni konu olarak seçmenizin nedeni nedir? Kazancıgil: Mübadele diye bizim sözettiğimiz, Lozan Barış Antlaşması'yla zorunlu olan Türkiye'de yaşayan Rumlarla Balkan Yarımadası'nda ve Adalar'da yaşayan Türklerin yer değiştirmesi. Bunun en acı tarafı göçün zorunlu olması ve çok kısa bir sürede bu insanları topraklarından evlerinden ayrılıp başka bir yere göç etmeye mecbur etmesi. Benim Midilli konusuna eğilme sebebim, Midilli Mübadili çocuğu olmam. Burada bir insan faktörü var. Siyasi olarak alınmış bir karar ama insan unsuruna çok büyük bir etkisi var, çünkü vatanlarından yurtlarından sökülmüşler her ne kadar anavatana dönseler de hiç bilmedikleri bir yere gitmişler ve o özlem hiç bitmiyor. Bunun insan üzerindeki etkisi bizim belgeselde yapacağımız. Bu mübadillerden sözlü tanık olarak şu anda yaşları 85 ile 95 arasında bir avuç yaşlı kaldı. Bunları da kayda geçirmek istiyoruz. Özel olarak Midilli'yi yaptığımız için Midilli'deki ve Ayvalık'taki o yaşlıları çekip o anılarını, o günlerini, nasıl olduğunu onlara ne acılara mal olduğunu ve aynı zamanda işin ardında nasıl hoş öyküler de olduğunu anlatacağız. Belgeselle ilgili kitap ve internet sitesi de yolda galiba... Bu konuyla ilgili tez, araştırma yapmış hem Yunanistan'da hem Türkiye'de 40 civarında uzmanla çalışıyoruz. İnternette Midilli Mübadilleri'yle ilgili bir site hazırlıyoruz. İki ayaklı bir projektör. Birisi Mübadele Ödülleri diye bir kitap çıkacak, öbür taraftan Fatih'in ekranını, formatını oluşturduğu bir belgesel. Belgesel daha farklı ve güncel bir yaklaşım, kurgudan ziyade birebir öykünün anlatılması gibi bir şey. Yunan aydınlarının yaklaşımları ve katkıları nasıl oldu? Kazancıgil: Hem Yunanistan'da hem Türkiye'de, tarih araştırmacısı, belgeselci, gazeteci, bilim tarihçi oldukça geniş bir ekibimiz var. Özellikle Yunanlı araştırmacılardan da yardım aldık. Çünkü Yunanistan'da Küçük Asya Araştırmaları Cemiyeti var ve burada özellikle bu mübadeleye ait müthiş döküman var. Midilli Üniversitesi'nden yardımcılar var. NTV'de de çalışan Yunanlı muhabirler bu projeye destek veriyor. Bunun yanı sıra Tarih Vakfı'yla paralel çalışıyoruz. Muhtemelen mübadelenin ilk gezisini Atlas dergisiyle paylaşmayı düşünüyoruz. Belgesel yaklaşımı olarak da dramatik, trajik belgesellerden tamamen farklı bir yaklaşım. Belgesel sadece Türkiye'de mi gösterilecek? Kazancıgil: Hayır Yunanistan'la da paylaşacağız, uluslararası yarışmalara yönelik bir formatta da çekiliyor. Şu anda isim vermek istemem ama katılacağı birtakım yarışmalar da var. Belgeselin teknik özelliklerinden bahseder misiniz? Türkmenoğlu: Dört bölümden oluşacak. 120 ile 160 dakika arasında süresi değişecek. Belki biraz daha uzatacak çekimleri ama tek kameramanla çalışacağız. Çünkü doğallıktan yanayız. Işıklar, canlandırmalar olmayacak. Digital Video kamera formatında olacak. İkimiz sunacağız. Çok ağır bir dökümantasyonla çalışmış olmamıza rağmen bunu insanlara kanıtlamamız gerekmiyor. Mesela programı sunarken 'Ya biliyor musun Zeynep, ben şunu okudum' gibi sanki ilkokul çocuğuna anlatıyormuş gibi sunacağız. Ama bunun yanında komik hikâyeler de olacak mutlaka. Küpesini düşürdüğü için kendini Ege'nin sularına atan komik bir kadının belgeseli de olacak. İnsan faktörü her şeyden önemli.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.