FANDOM


LİBERALİZM-KAPİTALİZM, MADDİ TERAKKİYİ(İNŞAİYE) BAŞAT DEĞER YAP ilhami

28 11 2007

LİBERALİZM-KAPİTALİZM, MADDİ TERAKKİYİ(İNŞAİYE) BAŞAT DEĞER YAP

Zaten Fransızca sözlük üzerinde yapılan deneme de, güçten feragat eden erdemli insanların oluşturduğu kollektif hayat tarzı olduğunu gördük.

Eğer “Abd” kavram vaktiyle yabancı bir dilden gelmişse ki muhtemeldir. Onun anlamı Fransızca sözlükteki, “abbaye” tam örgütlü büyük manastır anlamına gelir.. Ve yine “Abbatiel” kavramı da, burada Papaz sıfatını kazanmış insanın Allah şeriatına (Din sosyo ekonomi politiğine) tam uyarak yaşayan medeni insanlar, insanlara ve insanlığa Allah rızası için hizmetten çekinmeyen, bunu kibir saymayan insan demektir.

Yukarda gördük, Rahip kavramı Arapçada papaz kavramından farksızdır. Eğer kavram Arapçadan Latince ye geçmiş ise, o zaman Arapların bir zaman “ayın” harfi ile olumsuzluk ön takısı şeklinde kavram türettiklerinin delili gibi düşündüğümüz de “Abd” kavramının zıttı tespit edilmelidir. Bu kavram; Yağlı semiz olmak anlamına gelen “Bedahet” olabileceği gibi, medeni olmayan anlamında halleri olan, yerleşik düzen de bulunmayan “Bedavet” kavramının zıttı olabilir. Dilde bir değişim olmamış bile olsa çevre kültürlerden etkilenerek kavram oluşturma olasılığı yüksektir. Farça lisan bir Hint-Avrupa lisanı olması nedeni ile ön olumsuzluk takısı daha uygun geldiği için “Abd” kavramı; fenalar, yaramazlar, çirkinler anlamına gelen Farsça “BEDAN” kavramının zıttı olması daha makuldür. Çünkü kavram bedeviliğin, vahşiliğin medeniyetsizliğin karşıtıdır.

Çünkü Allah indinde insanlarla kaynaşmayan Liberalist karakterli insan, medeni sayılmazda ondan. Sıla-ı rahimi terk etmiştir. Zaten yukarıda da gördük. Cimri ve kısır verimsiz insanlara hiçbir faydası olmayan, kavminden uzak duran, onunla paylaşmayan insanlardan bahis edilip durulmaktadır.

Ferdiyetçi böyle tanımlanmaktadır. Bunun tutumu hararetli olmak, Prometheus gibi davranmak anlamındaki, “HÜRRE” kavramında açıklık kazanmaktadır. Bunlar susamış hararetli, doymak bilmeyen, şehvetle yanan insanlardır. Putperestler onlara hür derler. Birlikte çalışıp, tüm kazançları bir Beyt-ül mal’e bırakıp, sonra oradan ihtiyaç kadar istemeyi enayilik, köle ruhluluk sayarlar. İki karşıt dünya görüşünün hürriyet ve kölelik hususundaki değerlendirmeleri birbirinin tersidir.

Oysa Allah buna Vera ve takva der, bunları över.

Putperest ise bunu, delilik, aptallık, kölelik olarak görür.

Onun hür diye nitelendirdiği, Eşraf karakteridir. O çalışmaz, emeği ile geçinmez, nema ve rantla veya başkalarını istihdam ederek onun artık değerlerine el koyarak lüks içinde yaşar. Günümüzde de, tam demokrasi anlamına gelen kollektivizme kölelik demez mi burjuva sınıfı. O savaşır, el koyar, adam istihdam eder, çalışmak ona göre şerefsizliktir. Adi işlerdendir. İtibarla kazanmak, çalışmadan çalıştırmak ve hazıra el koymak, savaşıp kılıçla, ganimetle geçinmek hürlerin işidir. Hürriyettir. Bunun için manastır kollektivistleri, o kanaatkâr insanlar ki, Allah’ın Rızık verici olduğuna güvenir, sadece ona yaslanırlar ve dayanışma ile toplumsal güçleri de diğerlerinden fazla olur. İşte bunlar âbiddirler.

Kifayet üzere yardımlaşır, kifayet üzere birbirlerini karşılıklı veli edinirler. İşte sadece bunlar Allah’ı veli edinmiş sayılırlar. Bunlar putperestlikten(Mülkü taparcasına sevmekten) kaçınmış hanif olmuşlardır. Yine bu, Allah’a güvenlerini kanıtlamak için de, toplumsal dayanışma dışında bir şey biriktirmezler. Rızıklarını umumi su içme yerinden temin ederek farz kavramının etimolojik anlamına uygun davranır, ayrı bir gedik edinmezler. İşte Kânit güzel ahlakları nedeniyle İbrahim milletinden olan da bunlardır. İşte bunların kurumunun ismi abbaye ve kendileri de Abiy dir. Hür (Liberalist) bunu istemez. Yani Farmason kollektivizmin düşmanıdır. Zaten kavramın oluşum mantığı da bize, Beyt Ehli karşıtı ve bina ehli olduğu bayatlattığını ortaya koydu. Yani itidal ve kavam miktarıyla yetinmeyenlerdir. O cömertliğin böylesine cömertlik demez. Eşrafiyet içinde Mülke gark olup, dolup taştıktan sonra böylece yukardan aşağıya, yoksun bıraktığına ve yoksula minnet içinde bırakarak vererek, bir kemik atarak yaşam sürmeye, liberal olmayı, Sekuler olmayı insaniyet için yeterli görür. Ayrıca tepeden bakara ve pencereden aşağıya kemik atan adamın duyduğu şeytani zevk gibi haz duyar. Bunun içindir ki, bu tiplerin ulaşacakları en yüksek cömertlik, yüzdelik vermek, çoğunu kendisine ayırmaktır. Geleneksel, yani hürriyet içinde harareti yerinde, öfkesi kini üzerinde eşitliğe ateş püskürten bozuk ve eksik dini anlayışta yüzde onla işi geçiştirme yolu seçenler Liberalisttirler. Zaten bu kavramın Fransızca karşılığı içinde CÖMERTLİK anlamı da bulunur. Bu açıdan bakıldığında mülkte iştiraki ret eden hangi gelenekçi (Lirik laik) Mason değildir ki? Dikkat edilirse cömertlik, Muhsin olmakla örtüşmez. Çünkü hem onur kırıcı, hem çok az, hem tam bir infak olmadığı için en güzel verme şekli değildir. Oysa ihsan en güzel demektir. Yine bu bozulmayı bir müddet sonra Hıristiyanlar ve yine bu oranı daha da indirerek buçukçuluğa kadar küçülten geleneksel(Lirik laikler) Müslümanlardır.

Masonluğun, yani liberal kapitalizmin vereceği azami taviz, sosyal demokrasidir. Yine fitne düzenidir, çünkü minnet sona ermemiştir. Aynı mantıkla, aynı gerekçelerle hareket eden birbirinin destekçisidirler. Ama doğru söylemek gerekirse Masonizm, gelenekçi Müslümanlardan daha cömert davranmış, iki buçukta kalmayarak, kazananların vergilerini yüzde altmışa kadar çıkartarak, varsılı daha çok vergilendirmiş, sosyal demokrasi ile yine yüksek sosyal haklarla fakirin infakını yükseltmiştir. Gelenekçi ve cimri Müslümanlar bundan ibret almalıdırlar. Sosyal Demokrasiye bile hasım kesildiler. Masondan daha cimri çıktılar. Ama yol olarak ikisi de, hak dinin hak ekonomi politiği olan haram ve harim(Ortaklık) yaşam biçimini nefretle karşılamış, kollektivistlere(Beyt ehline) düşman kesilmişlerdir. Bütün gurupları ve çeşitleri ile bu Liberalist kanat, gerçek demokrasi önünde bir duvar örücülerdir. Gölge edicidirler. Hak şeraitin kıst üzere olan hakikatini duvarla perdeleyen de gelenekçilerdir. Demokrasinin siyasi, sosyal, ekonomik eşitlik yönlerini tamamlayarak tam demokrasi haline gelmesine mani olurlar. Yani yoksunluğun asıl sebebi olan gölge edenleri ortadan kaldırarak, herkesin bu haklardan istifade etmelerine mani olurlar. Çünkü kibirlerini atamamışlardır. Kuran’ın maun suresi bunları kınamaktadır. İşte şimdi kavramın nasıl kıvrıla kıvrıla gidişini ve sonunda “Abd” likten sıyrılıp “yoksul ve yoksunları biz mi bakacağız. Biz belli bir oran veririz ve sorumluluğumuz biter. Kendi seviyemize getirmemiz bizi ilgilendirmez“ itirazını hem mason dünya görüşünün safında, hem de, dünyayı köleleştirmekte el ele verdikleri liberal kapitalist sitemin tamamında bu görüş hakimdir. Gelenekçiler de aynı masalı okurlar. Hani nimete şükür ekmek vardı? İşte gelenekçi böyle bir ikiyüzlüdür. Bu yargı benim değil, Maun suresinin yargısıdır. Çünkü gelenekçinin bu itirazı Kuran sosyo ekonomi politiğine itirazdır. Yani başta Nahl suresi 71 ve Bakara suresi 219. ayet ve birçok sure ve ayete aykırı bir itirazdır.

Hâlbuki yoksulluğun ve yoksunluğun asıl sebebi kendileridir. Zorla ve hile ile aşırmasalardı, kimse ne yoksul, ne de fakir kalırdı. Onun için Kuran semantiğinde mağdur edilenlere, yoksul ve yoksun yerine, Yoksun bırakılmışlar “Muztazaaflar” ismi verilmiştir. Oysa gerçek bir mümin yukarıda ki itirazı yapamaz. Çünkü, İtiraz gazaba uğratılan bir kısım İsrail oğullarının Kuran’da açıklanan itirazları türündedir..Bu itirazın yapmasına Nahl süresi 71 ve 72. ayetleri manidir. Orada açıkça emredilen verme miktarı, “vermenin sınırı, kendisi ile diğerleri eşit duruma gelinceye kadar vermektir” tıpkı bileşik kaplar gibi aynı seviyeye gelinceye kadar, çoktan aza bir akış olması gerekir. Üretim kapitalist ise, yani arı toplumsal modeli seçilmiş ise, böyle yapmak farzdır. Şimdi bu ara saptamasından sonra kavramlara devam edelim.

Hararen, hurriyyeten; Soylu, hür ve şerefli olmak.( Eşrafiyet-burjuvalık)

         Harareten; Susamak.
         Hururen, Sıcak olmak, Harareti şiddetli olmak.
       Şimdi oluşacak kavrama çok dikkat  edelim. Abd’ı azat etmenin anlamı Çocuğu Allah yoluna adamak.  Yani Allah’a Abd yapmanın manası, hararet veren  liberal yoldan dönme anlamı ile kavram, zıttıyla kendisini nasıl açıklıyor.
            Harrare-Tahriren el abde; Kulu azad etmek.–el belede; memleketi zalimlerden sömürenlerden kurtarmak.
            Bunun yolu nedir. Nedir gerçek özgürlük?

Şimdi alfabetik sıralamaya göre sözlüklerin, kavramları birbirine açıklattırarak bu muazzam yardımını takdir etmekle birlikte, buradaki kavram sapmalarını dahi denetleyen vahyi ilminin faydasına değinmek isterim. Şöyle ki; Hararetten korunmanın yolu, nefsin hevasına uymamaktır. Bu yol köleleşmemenin yoludur. Böyle yapmayanlar zorunlu olarak “el hıcü, hırac, ehrac. Tuzağına düşmemek için, Hararet ve ateşin yönlendirdiği o dünyevilik ve onun aldatıcı liberal hürriyetinin niteliğini bilmeden, kavram oluşturmanın ne gibi tuzaklara düşürdüğünü idrak emek için, yine kavramların sıralamasından biraz yukarıda ki kavramı açıklayalım da, şimdi sıradaki kavramın sözlüğe de vahyi yede aykırı kavramlaşmasının kusurunu ortaya koyalım.

HIRAC; Avcı ipi, ağı, Hayvanın gerdanlığına takılan,.Hata.günah. Kurumak üzere ipe asılan çamaşır. Koyun sürüsü. Katır boncuğu. Avcının tazıya verdiği av hissesi. İşte bu son kavram bize derin ilim verir. Avcının tazıya verdiği av hissesi, Avın en yaramaz yeri onun bağırsaklarıdır. Zaten kendisine yaramaz ki, onu ne yapsın.

İşte hürriyet diye tanımlanan Liberal sitem böyledir. Sınıflı toplumu muhafaza eder, eşitlikten nefret eder. Buna inanıp peşine düşen ve ağababaları ile müttefik olacaklarını zannedenler, sanki herkesin refahı bu sitemde bulması mümkünmüş gibi, akıllarını kullanmazlar. Oysa birilerinin refahı, birilerinin sefaleti ile mümkündür. Uyulan sistemin yasası budur. “Köleleşmemek için, köleleştir” mantığı vardır. Çünkü Havra-Manastır eşitlik sistemi yürürlükte değilse, insan içinde ki “Havf” zorunlu olarak insanı böyle düşünmeye sevk eder. Ağababalar da, akıl etmeyenleri kendi amacına hizmet ettirmek için cimriliği özgürlük diye tanımlar. Aklı ermezleri amacına hizmet ettirir. Hem de, umduğunu ve vaad edileni değil, kendi uygun bulduğunu, arzu ettiğini verir. Bu verdiği ise, işine yaramayan zaten çöpe atacağı şeylerdir. Tıpkı avcının tazıya reva gördüğü, avın pis bağırsaklarını vermesi gibi. Onlar da tazılık yapanların hissesine razı olmak zorunda kalır. Bu tiplerin genel sıfatının “hurd” olduğunu görmüştük. Şimdi bu avcı- tazı bilimsel teşbihinin devamında “HRD” kök harflerinin ilk oluşumu kavrama gelelim. HARADE-HARDEN HÜ, kavramı bize herkesin egosunu tatmin için yarışa sokulduğu “HARARETE” dayalı sitemin ve liberalizm diye bu kavramdan türetilen sitemin men edilmesi gerektiğine değinilerek, kavram oluşturmaya başlanmıştır. Çünkü bu kavramdan dünyevi eşrafiyete, sınıflı topluma, burjuva ahlakına ulaşılır. Asla insanlığa, eşitliğe, kardeşliğe ulaşılamaz. Daha önce not ettiğimiz ama açıklamadan geçtiğimiz “inhırad” kavramına dönelim. Bunun ayrılmak, ayrı olmak manasını verdik ama kavramın özdeşi onun başka harflerle ifadesi olan inferede kavramına değinmemiştik. Şimdi ona gerek oldu.

Bu kavram, FERDİYATÇILIK, liberalizm anlamına gelir. İşte bu gerçekten hak manada özgürlük değil, hararette, susuzlukta ve cimrilikte daha yetenekli olanlara esir olmaktır. Yine Arapça sözlüğün kavramsal mantığı içinde bu sisteme sığınıp, medet beklemenin manasının, Harrede-tahriyda fülahü; kulübeye sığınmak manasına geldiğini anlarız. Bu kavram hem münferit ve parça parça olmayı, ünsiyet ve ülfetten kaçınmayı, hem de çürük bir sığınak edinmeyi simgeler. Yani Beyt gibi toplumcuların büyük cemaati ve büyük sığınağını terk etmektir. Şimdi tekrar Hararet kavramındaki kaldığımız yerden devam edelim.

        Harrare-elveledü; çocuğu Allah yoluna adamak. Bu kavram sözlüğe yanlış geçmiş veya hatalı oluşturulmuştur. Kavramın Kuran da geçtiği; Ali İmran 35. ayetten esinlenildiğini tahmin etmekteyim. Ama Ali imran 35 de  “muharraren” kavramıyla selam ona Meryem in dileği örtüşmüyor ki. Aksine onun tersini diliyor Allah’tan.
        Bilakis bu tür liberal özgürlükten Allah’a sığınıyor Meryem. Ayette geçen kurum  “nezr”’dir . Onun Allah’tan dileği budur. Zaten ayetin manalandırılması da doğrudur. Ve orada da “HARREREN” kavramı doğru olarak; dünya meşguliyetlerinden beri olarak sana adadım demektedir. Yani manastır veya havra ehli abidlerden eyle diyor. Serbest yerci, serbest piyasa ekonomisini benimseyenlerden etme diyor. O bir ferdiyetçi değil, bir toplumcu olsun diyor. Dünya meşguliyeti ise, liberal ahlakın önemsediği metaa bağlı, yani madde bağımlısı, boş şeylere susuzluk duyanlardan eyleme demektir. O zaman, Harrare kavramı  materyalist, liberal, Sekuler ahlakı içerir. Yani Sekularizmi anlatan bir kavramdır. Dünyaya bağlanıp, onun nimetlerini paylaşmayıp, egosunu tatmin yolunda kullanmaktır. Bunlar, gerçeğin ilmi  içinde boş şeylerdir. İdeal olan değildir. Gayba inanmakla örtüşmez. Çünkü bu davranış, insanı değil kendin kadar sevmek aşamasına gelsin, hiç sevmemekle özdeştir. Öyle ise,  Tahriren el veled kavramı, çocuğu Allah yoluna adamak anlamının tamamen tersidir. Bu yoldan, bunun zıttına sevk etmektir. Eğer kavram soğukluk, insan ilişkilerinin sıcaklaşması ılık bir ilişki anlamına bu çekimiyle gelmişse, o başka. Ama temaya göre bu da imkânsızdır. Bu olasılık Sami dillerinde çok dikkat isteyen, ama o derecede zenginleştirici bir özelliktir. Ama buda ses değişimlerini çok dikkatli takip ederek, bir şeyi hem aynından, hem tersinden daha iyi kavramamıza yarar. Yine din ve etik açısından olumsuz bir türevde şudur. El harrü min ameli: şak; çok meşakkatli iş.

Bu ise, liberal hayat içinde dosdoğru kalmaya ve temizlenmeye boşuna uğraşanlara bir uyarıdır. Hayatını kazanmak için de öyle. Sırtı kalınlardan değilseniz, köle gibi gece gündüz çalışırsınız ama çalıştığınız yine yetmez. Söyle ki: Şimdi bu avcı- tazı bilimsel teşbihinin devamında, “hırd” kök harflerinin ilk oluşturduğu kavrama gelelim. harade-harden hü, kavramı bize, herkesin egosunu tatmin için yarışa sokulduğu “hararete” dayalı sitemin ve liberalizm diye bu kavramdan türetilen sistemin men edilmesi gerektiğine değinilerek kavram oluşturmaya başlanmıştır. Çünkü bu kavramdan dünyevi eşrafiyete; İzzete, sınıflı topluma, burjuva ahlakına ulaşılır, asla insanlığa, eşitliğe, kardeşliğe ulaşılamaz. Daha önce not ettiğimiz ama açıklamadan geçtiğimiz “inhırad” kavramına şimdi analiz için dönelim. Daha önce bunun bir anlamını, ayrılmak, ayrı olmak manasını verdik

           Yine  El HARRÜ,Hurur,: El hararetü ; hararet.. İşte tam bunun altında liberalin kavramlaştırıldığı  kavram gelir önümüze.

El Hurru, Ahrar, hırar; Hür, bağımsız, Köle olmayan(Âbid olmayan) Hakiki, saf, halis.

Şunu hemen belirtelim ki “Mason” kavramının ifade edilişinde de  “Benâ-i Ahrar” sözü vardı. Liberalizmle  farmason  arasındaki ilişki açıktır.
        LİBERAL (Hür)  kavramının diğer algılanışı ise; şahin, doğan, güvercin palazı.

Bu anlamı ile aklı başında olan herkese mesajlar vardır. Kavramların ta başında, yine söz konusu avcı idi. Bu avcıya yardımcı olup avı tutanlara etten bir dişe değer hisse vermediği, kendi işine yaramayan bağırsakları verdiğini görmüştük. Avcıdan ziyade de, ona avda destek olana şaşakalmıştık. Şimdi yine avcı kuşa geldik. Yırtıcı kuş örneği ile Liberalizmin şahinlerle güvercin palazlarına birlikte özgürlük tanıdığında, nasıl av olmaktan başka bir şansları olmadığı gösterilmektedir. Yani fakirin yoku bulaşır diye zengine yanaşıp onunla aynı toplumu oluşturması veya az gelişmiş ülkenin zengin uluslarla ticari v.s ilişki içinde bulunması daima zayıfın zararına olduğunu anlatan bir kavramdır bu. İşte, ister liberalizm, ister Masonizm, ismine ne derseniz deyin, ama daha çok uyanı, vahşi kapitalizmin Hürriyet çığırtkanlığı hiçte zayıf çoğunluk için hürriyet değildir. Asıl özgürlük ise, Âli imran süresindeki uyanışla kendini Allah yoluna adamaktır. Bunun sosyo ekonomik anlamının da, insanları sömürmek yerine, tersine onların hizmetine soyunmak, yani kendini insanlık uğruna nezr etmek olduğunu görmüştük. Etçil yırtıcı, avcı kuşların(Alıcı) daha çok özgür olması anlamına gelen liberalizmin, özgürlük tanımına kanıp aldanan madde bağımlısı,(materyalist, Sekuler mizaçlılar) güvercin palazı gibi kendini koruyamayan ve avlanacak pençesi olmayanlar için, bile bile ölüme gitmektir. Öyle ise, zayıflarla güçlülerin ülfet ettirilmeye zorlandığı toplumlar, onları bilerek ve isteyerek alıcı kuşların pençesine teslim edip av yapmaktır. Ayrıca güvercin palazının diğer bir anlamı da hazırdan beslenendir. Evcil güvercin hayvanlar aleminden insanlara verilecek en erdemli örnektir. Şöyle ki; altına konulan her yumurtayı çıkartır. Kimin olursa olsun, yuvasında bulunan bakıma muhtaç yavruyu ağzıyla, hem de kendi hazmettiği, midesine indirmesi gerektiği halen kursağında bulunan hazır besini ona sunar.İşte bu haşır süresinde ki, Ensâriyetin bir uygulayıcısıdır.Olaya güvercin palazı açısından bakıldığında ise, bir asalak yaşama vardır.İnsanların ihtiyaçları olan şeyleri onlar midelerine indirmeden çeşitli hilelerle alıp kendisine mal etmesidir.Bu meyanda birde oluşmuş kavramdan örnek verelim. hurrul fikir; liberal manasına gelir. Yine, EL HIRRETÜ; susuzluk.

Buradan çıkan en önemli sonuç şudur. Demek ki, Hürriyet kavramının gerçeği bu gün anladığımız manada “herkesi ve bütün özgürlükleri” içine alan bir kavram değil, aksine sadece liberalizme ve bunun mutlu azınlığına özgü bir özgürlük kavramıdır. Bunu da yine sözlükten anlıyoruz. Şöyle ki; Hürriyet ül Kavmı. İşte burada da açıktır ki, Komprador burjuvaziye ilişkin ve özgü yani hususidir. Bundan dolayı da bu toplum içinde iyilerin, Adalet ve merhameti isteyenlerin nasıl bir azap içinde kıvranmalarını da şu kavram açıklar:

Hırar, harrat: Siyah taşlı yer. Kara taşlık. Boğazda yanma. Acı yapan azap. Çok şiddetli karanlık. Küçük sivilce. Yine EL HAR ÜRÜ; İpek, içi pür hararet olan.

Yine El mahruru; İçi öfke ile dolu kişi

Daha önceki öğrendiklerimizden biliyoruz ki, öfke, kin, hased kapitalist sistemin rekabetçi insanında bulunması şart olan özelliklerdendir. Devam eden kavramlar “HIRZ ” den türetilen “harazan ” kavramı bize, yani emin zannedip kulübeye sığınanlara, doğru adres veriliyor. O da; Takvası, verası çok olmak. Takva ve Vera kavramının etik anlamı yanında, sosyo ekonomik anlamının da olduğu burada açıkça ortaya konulmaktadır. Daha önce yapılan duada, doğacak çocuğun Manastır kolektivizmi içinde dayanışmalı bir hayat yaşamak olduğu açıklanmıştı. Bu incelememizde gördük ki, Masonluk Liberal kapitalist örgütlenme ve dünyevilik üzerine yaşamaktır. Akıl karıştırıcılar onu, İsrail’le özdeşleştirip, Kapitalist dünya ve onun dünya çapındaki organizasyonunu yapan zenginler üst kurululuğu özelliğini gözden kaçırmak isterler. Yine Abd kavramı da, bazen bildiğimiz insanın insana köleliğini, bazen da Allah’a Âbid’liği anlatır. Daha öncede değindiğimiz gibi, Allah insanlara kedini mabut bilmesini emreder. Bu insanın gerçek hürriyeti içindir. Bu, Allah için İş yapmayı da içermektedir. Bu ise, Ensariyet’in en güzeli kollektivist yaşam biçimidir. Bu sistemde insan hür kalabilmek için, başkasını köleleştirmek lüzumunu duymaz. Kimse kimsenin ne kölesi, ne de efendisi olmayınca işte asıl hürriyet bu olur. Buna da “Allah’a Abd olmak” denilir. Yani Allah’tan başkasına abid olmamalı ilke edinirse insan, ne başkasına köle olur, nede köleleştirmekle sonuçlanacak epik ve Liberalist ilişki içinde bulunur.

Bakınız

Şablon:Abd - d


Abd Abede
ABD
Abdullah Abdil Abdi Apo
Ubudet Ubudiyet
Ubûdet ve Abed masdarlanndan gelir. Abîd Ma'bûd
Ubûdet ubudiyet ibadet , kulluk ve itaat mânâsına gelir ki,
ubd, ehassı (en dar anlamda) ibadet, eammı (en geniş anlamda) kulluktur. "Ubûdet" Arap dilinde tezellül (aşağılama) mânâsına gelir. Ubudiyet, alçalmayı açığa vurma, ibadet de bunun daha kuvvetlisi olarak tevazu, alçak gönüllülük ve saygının en son derecesidir. *Bu nedenle müfessirlerin çoğu bunu tevazu tevazu ve alçak gönüllülüğün; son sınırı olarak tefsir etmişlerdir. Bu da sebebini sormadan tam itaat mânâsına gelir. Ebû Hayyân , ibadetin her şeyden soyutlanarak Allah'a yönelme manasında olduğunu nakleder. Aynı şekilde Kamus 'u şerh edene göre de ibadet, hırs ve gadap mânâlarına gelen "abed " maddesindendir. İbadet
Şablon:Abdbakınız Şablon:İbadet Şablon:İbadet bakınız

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.