FANDOM


Wikipedia-logo-tr
Vikipedi'den Musibetlerin dili ile ilgili bir şeyler var.
Bakınız

Şablon:Tayr - d {{Tayr}}


Tayr Kuş Tayren Tayran Tayyar Tayyare Tuyur Uçak
Tair Taire
Tâir-i kudsî Talih kuşu Şom kuşu Şum kuşu Baykuş Yasin Suresi Tairahu unukuhi
Tevil-i ehadis Musibetlerin dili http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Elmal%C4%B1_Tefsiri/A%27raf
Tair Shah raja of Buroshall Nagar, took Gilgit and killed Azad Khan
Mantıku't-Tayr VP [tr.wikipedia.org/wiki/Mantıku't-Tayr] (Farsça: منطق‌الطیر Kuşların Diliyle veya Kuş Dili) İranlı sufi şair Ferîdüddîn-i Attâr tarafından kaleme alınmış bir manzum eserdir. Eserde ...
Ali Şîr Nevaî VP [tr.wikipedia.org/wiki/Ali_Şîr_Nevaî] Lisânü't-Tayr Lisan-üt-Tayr (لسان الطیر Lisan-ol-tayr)
Feridüddin Attar (Farsça:فرید الدین عطار,‎ [Farīdo] ... The Conference of the Birds - Wikipedia, the free encyclopedia en.wikipedia.org/wiki/The_Conference_of_the... - Bu sayfanın çevirisini yap From Wikipedia, the free encyclopedia ... ISBN 1-57863-246-3; Farid Ud-Din- Attar, The Conference of The Birds - Mantiq Ut-Tair, English Translation by Charles
Jabal al-Tair Island WP [en.wikipedia.org/wiki/Jabal_al-Tair_Island] Jebel Teir, Jabal al-Tayr, Tair Island, Al-Tair Island, Jazirat at -Tair; Arabic: جزيرة جبل الطير‎ Jazīrat Jabal aṭ-Ṭayr literally "Bird Mountain
Japonya/WP In 1185, following the defeat of the rival Taira clan
Muhammad Iqbal in his "Mantaq-ul-Tair". He proves by various means that the whole universe obeys the will of the "Self." Iqbal condemns self-destruction.
Ey tair-i naz-i sidre-pervaz
Kalbimde olaydın âşiyan-sâz;
Hasbihal/4 - Mehmet Akif Ersoy اى طائر ناز سدره پرواز، قلبمده اوله يدك آشيانساز؛
Ebabil Filo Grup Hava Grup Komutanlığı Hava filosu
105/3
Muhammed Hamdi Yazır der ki:
Saldı da üzerlerine birçok kuşlar ebabil -alay alay, fırka fırka, bölük bölük birbiri ardınca katar katar muhtelif cihetlerden.
TAYR, ma'lûm ki uçan kuş demek olan tâirin cem'idir. Tayren diye nekire olarak getirilmesi de bunların tanınmadık garib bir takım kuşlar olduğunu iş'ar eder. Filvakı' bu kuşların o zamana kadar oralarda görülmemiş irili ufaklı, siyah, yeşil, beyaz, mavi takım takım garib kuşlar olduğu da rivayet edilmiştir. Ceddi nebevî Hazreti Abdülmuttalib ne necdî ne de tihamî demiş.
Evet.. O Yüce Yaratıcı, o fîl sâhiplerini cezalandırmak için (Onların üzerlerine) sürü sürü (bölük bölük kuşlar gönderdi.) o kuşları bir kudret hârikası olarak yok etme ve cezalandırma kuvveti mahiyetinde bulundurdu.

Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde der ki: "Tayr" havada uçan büyük veya küçük şeyler demektir. "Ebâbil" de cemaatler demektir. Kendi lâfzından tekili yoktur. Yani Filo gibi çoğuldur.
Ebabil kuşları Tayran ebabil
Kartal
Guguk kuşu
Twitter - Twitter, tayran ebabil mi?
Smart birds
Smart flayers
Ashab-ı fil
Fil partisi - Republican party
Vâdi-üt tayr derler.
CEBELİ TAYR
 :Bir tâir-i kudsî yi uçurdun yuvasından. :Bir lâne-i sevdatebah eyledin ey mevt . :Bir tûde türab a çevirip cism-i latifin. :Bir haclegeh i hâk-i siyah eyledin ey mevt. ::"Tair , uçurdun, lâne , tûde , türab , hâk " lâfızları arasında tenasüb vardır."Bir tûde türab " ile "Cism-i latif " "haclegeh " ile "hâk-i siyah " arasında tezad vardır. Buna, sözün "cem'iyyetli " olması denilir.

Doğrusu, musibet ister yangın, ister sel, ister deprem ve isterse heyelan olsun, onun bir mana ifade etmesi, sadece ve sadece inanmış insanlar için söz konusudur.İnkâr, dalâlet, küfran ve gaflet içinde yuvarlanıp giden, Kur’ân’ın ifadesiyle “Kör, sağır ve dilsizler” (Bakara Sûresi, 2/18, 171) ufkunda yaşayanlar için musibetler uyarıcı bir mana ifade etmezler. Onun içindir ki, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Mü’minin durumu şayan-ı takdirdir. Niye olmasın ki; onun her işi hayırdır ve bu da mü’minden başkası için müyesser değildir. O, neşe ve sevinç ifade eden bir duruma mazhar olunca şükreder; bu onun için bir hayır olur; herhangi bir sıkıntıya maruz kaldığında da sabreder, bu da yine onun için hayır olur.” hadisleriyle bu önemli hususa işaret buyurmaktadır.Bu hakikati böylece tespit ettikten sonra, birkaç hususa temas etmek gerekir:1. Başımıza gelen semavî ve arzî musibetlerin niçin ve nedenlerini kavrayabilmek bir ölçüde “te’vil-i ehâdîs”i bilmeye bağlıdır. Yusuf sûresinde geçen bu tabiri her ne kadar bazıları, sırf rüyaların yorumu şeklinde ele alsalar da, rüya tabirlerinin yanında onun bir diğer anlamının da eşya ve hâdiselerin akışından çıkarılan manalar olduğunda şüphe yok. İşte bu çerçevede, cereyan eden felaketlerde ilâhî ikazın sezilmesi çok önemlidir ki, bunu böyle anlamak da te’vil-i ehâdîsin bir yanı olsa gerek... Dolayısıyla yangın, sel, heyelan, patlama ve diğer bütün musibetleri, bu ülke insanına Cenâb-ı Hakk’ın bir ikazı, bir tembihi olarak değerlendirmek, eşya ve hâdiselere mü’mince bir bakışın sonucu olsa gerek. Tabiî, musibet televvünlü bu ikazlar, bizler için hep rahmet buudunda cereyan etmektedir. Yani dış görünüş itibarıyla bunlar her ne kadar şer gözükse de, varlığın perde arkası ve neticesi itibarıyla hayırdır. Ne var ki, bunları herkesin sezmesi ve kavraması da âdeta imkânsızdır.Meselâ, Rihter ölçeğine göre 3 derecelik bir deprem olur. Bununla önce birçok insan, Rabb’iyle olan münasebetleri açısından teyakkuza geçer. Sebeplerin bütünüyle sukût ettiği o hengâmda ve onu takip eden günlerde, müsebbibü’l-esbab olan Allah’a öyle bir yönelir ki, o yönelişte “sırr-ı tevhid” içinde “nur-u ehadiyet” tecellî eder. Ve sanki bu yönelişiyle herkes, Allah ile direkt telefonla görüşüyor, konuşuyor gibi olur. İşte böyle bir münasebet, bir “ân-ı seyyâle” bile sürse, insan onunla veli olabilir. Hatta o bir ân-ı seyyale, insana Cennet hayatını bile kazandırabilir.Veya yine bu deprem vesilesiyle, günümüzün büyük problemlerinden biri olan çarpık şehirleşme, gecekondu, binaların statik hesaplamalarının iyi yapılmaması vs. gibi dünyevî hayatımızı ilgilendiren noktalarda gerek halk, gerekse idarî erkân çeşitli düzenlemeler içine girebilirler.Veya bir yerde sel felaketi olmuştur. Orada cezaya istihkakı bulunanlar cezasını bulmuş, istihkakı olmayanlar ise ölmüşseler şehit olmuş, zayi olan mal mülk de sadaka hükmüne geçmiş sayılır. Öte yandan bu vesile ile birçok insan da, ciddî bir teyakkuzla Rabb’ilerine yönelerek kurbet (Allah’a yakınlık) kazanmışlardır ki, zannediyorum bununla elde edilen yakınlık günde bin rekât namaz kılmakla bile elde edilemez.Ayrıca bu vesile ile heyelanların önlenmesi adına mühendisler tarafından arazinin tetkiki, uzmanların, akademisyenlerin bu mevzuda teyakkuza geçmesi, gönüllü kuruluşların ve devlet erkânının bu işe sahip çıkması gibi güzel neticeler de elde edilir ki, bunlar bütünüyle mahz-ı hayırdır.2. İlâhî ikaz olan bu hâdiselerde, kat’iyen teşe’üme (şerre yorma) gitmemelidir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bunlar musibet de olsa, sonuçları veya melekût cihetleri itibarıyla rahmet buudunda tezahür eden ilâhî ikaz ve tecellîlerdir. Meselâ, Allah, bazen sizin ayağınıza bir diken batırır ve o dikenle sizi teyakkuza sevk eder ki, daha büyük, daha çok diken ayağınıza batmasın.3. Objektif olmadığı için, mânevî irtibatını tam ayarlamamış olan insanların, belki de anlayamayacakları, hatta itiraz edecekleri sübjektif bir değerlendirmedir bu. Bahsi geçen semavî, arzî belâ ve musibetlerle, neticede masum, bîgünah kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar ölüyor veya öldürülüyorlar ise, demeli ki, bunlar, tıpkı bir paratoner gibi belâları üzerlerine çekiyor ve umumî musibetlerin gelmesine engel oluyorlar...Yalnız böyle bir yaklaşım, ledünnî ve ehlullahın keşfen görebileceği bir husustur. Evet, bu insanlar “İkisi de Hakk’a inkıyat edip teslim olunca O, kurban etmek üzere oğlunu yere serdi.” (Sâffât Sûresi, 37/103) ruhunun temsilcileridir. Onlar İbrahim ve İsmail gibi, âdeta kurbanlık koyun misali boyunlarını Hakk’a uzatır, “Çal bıçağı!” derler. Hâsılı, küçük musibet, büyük musibete karşı bir sed veya küçük kaymalar, büyük kaymalara karşı ikaz edici birer mana ifade etmektedir.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.