FANDOM


 
(Bir kullanıcı tarafından yapılan bir ara revizyon gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
   
==<span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; FONT-SIZE: 10pt">NAS SURESİ</span>==
+
{{Nasbakınız}}
<span style="FONT-SIZE: 10pt">Rahman ve Rahim Allah'ın Adı İle</span>
+
NAS SURESİ
  +
Rahman ve Rahim Allah'ın Adı İle
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Bu sûre de (Mekke'de mi, Medine'de; mi inmiş olması bakımından) Felak Sûresi gibidir. Çünkü bu sûre iki Muavvize'den birisidir.</span></p>
+
Bu sûre de (Mekke'de mi, Medine'de; mi inmiş olması bakımından) Felak Sûresi gibidir. Çünkü bu sûre iki Muavvize'den birisidir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Tirmizi'nin rivayetine göre Ukbe b. Amir el-Cüheni Peygamber (,sav)'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah benim üzerime benzerleri görülmedik âyetler indirdi: "De ki; Sabahın Rabbine sığınırım" deyip sûrenin sonuna ka­dar ve "De ki: Sığınırım insanların Rabbine" buyruğundan sûrenin sonuna kadar (okudu)." (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Müslim de bu hadisi rivayet etmiştir.</span></p>
+
Tirmizi'nin rivayetine göre Ukbe b. Amir el-Cüheni Peygamber (,sav)'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah benim üzerime benzerleri görülmedik âyetler indirdi: "De ki; Sabahın Rabbine sığınırım" deyip sûrenin sonuna ka­dar ve "De ki: Sığınırım insanların Rabbine" buyruğundan sûrenin sonuna kadar (okudu)." (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Müslim de bu hadisi rivayet etmiştir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">1</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">. De ki: "Sığınırim insanların Rabbine,</span></p>
+
1. De ki: "Sığınırim insanların Rabbine,
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">2.</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt"> "İnsanların melikine,</span></p>
+
2. "İnsanların melikine,
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">3.</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt"> "İnsanların ilâhına."</span></p>
+
3. "İnsanların ilâhına."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"De ki: Sığınırım insanların Rabbine." Onların maliklerine ve işlerini yo­luna koyana. Her ne kadar bütün yaratıkların Rabbi ise de burada insanla­rın Rabbi olduğunu sözkonusu etmesinin iki sebebi vardır:</span></p>
+
"De ki: Sığınırım insanların Rabbine." Onların maliklerine ve işlerini yo­luna koyana. Her ne kadar bütün yaratıkların Rabbi ise de burada insanla­rın Rabbi olduğunu sözkonusu etmesinin iki sebebi vardır:
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">1</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">- Çünkü insanlar tazım edilmişlerdir. Yüce Allah, onları sözkonusu ede­rek tazim olunsalar dahi, onların bile Rab İM olduğunu bildirmektedir.</span></p>
+
1- Çünkü insanlar tazım edilmişlerdir. Yüce Allah, onları sözkonusu ede­rek tazim olunsalar dahi, onların bile Rab İM olduğunu bildirmektedir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">2-</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt"> Çünkü O, insanların şerrinden (kendisine) sığınılmasını emretmiştir. On­ları sözkonusu elmekle insanlardan insanları koruyacak olanın kendisi oldu­ğunu bildirmiş almaktadır.</span></p>
+
2- Çünkü O, insanların şerrinden (kendisine) sığınılmasını emretmiştir. On­ları sözkonusu elmekle insanlardan insanları koruyacak olanın kendisi oldu­ğunu bildirmiş almaktadır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"İnsanların melikine, insanların ilahına" diye buyurmasına gelince; in­sanlar arasında kendi melikieri (mutlak egemenleri) olduğunu hatırlatan kral ve hükümdarlar bulunduğu gibi, insanlar arasında O'ndan başkasına iba­det eden kimselerin de bulunmasıdır. Böylelikle yüce Allah, hem onların ila­hı, hem de mabudları olduğunu, -kralların ve büyüklerin değil- gerektiğini kendisine sığınılması (istiaze olunması) Onun himayesine girilmesini anlat­maktadır. </span></p>
+
"İnsanların melikine, insanların ilahına" diye buyurmasına gelince; in­sanlar arasında kendi melikieri (mutlak egemenleri) olduğunu hatırlatan kral ve hükümdarlar bulunduğu gibi, insanlar arasında O'ndan başkasına iba­det eden kimselerin de bulunmasıdır. Böylelikle yüce Allah, hem onların ila­hı, hem de mabudları olduğunu, -kralların ve büyüklerin değil- gerektiğini kendisine sığınılması (istiaze olunması) Onun himayesine girilmesini anlat­maktadır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">4.</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt"> "Vesvese veren o sinsi ve sinici olanın şerrinden."</span></p>
+
4. "Vesvese veren o sinsi ve sinici olanın şerrinden."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Şeytanın şerrinden demektir. Vesvese sahibi şeytanın şerrinden anlamın­da olup muzaf ("olan" anlamını veren "zi" hazfedil mistir.) Bu açıklamayı el-Ft'rrâ yapmıştır.</span></p>
+
Şeytanın şerrinden demektir. Vesvese sahibi şeytanın şerrinden anlamın­da olup muzaf ("olan" anlamını veren "zi" hazfedil mistir.) Bu açıklamayı el-Ft'rrâ yapmıştır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Vesvas" şeklinde "vav" fethalı olarak isim anlamını verir ki, "nuıvesvis: vesvese verici" demektir. "Vav" harfi kesreli olursa mastar yani "vesvese" de­mek ulur. "Zilzal" ve "zelzal" de böyledir.</span></p>
+
"Vesvas" şeklinde "vav" fethalı olarak isim anlamını verir ki, "nuıvesvis: vesvese verici" demektir. "Vav" harfi kesreli olursa mastar yani "vesvese" de­mek ulur. "Zilzal" ve "zelzal" de böyledir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Vesvese insanın içinden geçen şeylere denir. Nitekim:Nefsi kendisine vesvese verdi, vesvese vermek (şeklinde "vav" harfi üstün ve kesreli olarak kullanılır.)."</span></p>
+
Vesvese insanın içinden geçen şeylere denir. Nitekim:Nefsi kendisine vesvese verdi, vesvese vermek (şeklinde "vav" harfi üstün ve kesreli olarak kullanılır.)."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Avcının, köpeklerin kısık seslerine ve süs eşyalarının çıkardıkları .sesle­re de " vesvas" denilmektedir. Şair Zu'r-Rimme söyle demiştir:</span></p>
+
Avcının, köpeklerin kısık seslerine ve süs eşyalarının çıkardıkları .sesle­re de " vesvas" denilmektedir. Şair Zu'r-Rimme söyle demiştir:
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Soğuk, onu huzursuz etmeye başladı ve onu uykusuz bıraktı</span></p>
+
"Soğuk, onu huzursuz etmeye başladı ve onu uykusuz bıraktı
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Dört bir yandan esen rüzgar ile çıkan sesler (vesvas) ve yağan yağmurlar."</span></p>
+
Dört bir yandan esen rüzgar ile çıkan sesler (vesvas) ve yağan yağmurlar."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">e!-A'şa da şöyle demiştir:</span></p>
+
e!-A'şa da şöyle demiştir:
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Yanından çekip gittiği vakit zînet eşyalarının sesini işitirsin</span></p>
+
"Yanından çekip gittiği vakit zînet eşyalarının sesini işitirsin
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Tıpkı kuruyunca uçuşan ve rüzgarın esişi île ses çıkartan otların yaptığı gibi."</span></p>
+
Tıpkı kuruyunca uçuşan ve rüzgarın esişi île ses çıkartan otların yaptığı gibi."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">el-Vesvas el-hannas'ın, İblis'in bir uğlu olduğu da söylenir. Bu oğlunu -güya- Havva'ya gelirmiş, onu ününe hırakıp: Sen buna bak demiş. Adem (as) gelerek: Bu ne oluyor ey Havva? deyince, Havva: Bizim düşmanımız bunu getirdi ve bana buna bak, dedi. Adem: Hiçbir İhım ısta sen ona itaat etme de­memiş miydim sana? Bizi masiyete düşürünceye kadar aldatan odur, deyip çocuğun üzerine atıldı ve onu döıt parçaya böldü. Herbir parçasını -ona olan öfkesinden dolayı- bir ağacın üzerine astı. İblis gelerek: Ey Havva oğlum ne­rede? diye sordu. Ona Adem (a.s)'ın ona yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis: Ey hannas diye seslendi, o da canlanıp ona cevab verdi.</span></p>
+
el-Vesvas el-hannas'ın, İblis'in bir uğlu olduğu da söylenir. Bu oğlunu -güya- Havva'ya gelirmiş, onu ününe hırakıp: Sen buna bak demiş. Adem (as) gelerek: Bu ne oluyor ey Havva? deyince, Havva: Bizim düşmanımız bunu getirdi ve bana buna bak, dedi. Adem: Hiçbir İhım ısta sen ona itaat etme de­memiş miydim sana? Bizi masiyete düşürünceye kadar aldatan odur, deyip çocuğun üzerine atıldı ve onu döıt parçaya böldü. Herbir parçasını -ona olan öfkesinden dolayı- bir ağacın üzerine astı. İblis gelerek: Ey Havva oğlum ne­rede? diye sordu. Ona Adem (a.s)'ın ona yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis: Ey hannas diye seslendi, o da canlanıp ona cevab verdi.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Yine unu alıp Havva'ya yetirdi ve: Buna bak dedi. Adem (a.s) geldi. Bu sefer onu ateşte yaktı, küllerini denize savurdu. İblis -aleyhi'l-la'ne- geldi ve: Ey Havva oğlum nerede? dedi. Ona Adem'in oğluna yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis cleni2e gitti: Ey Hannas diye seslendi, canlanıp ona cevab verdi.</span></p>
+
Yine unu alıp Havva'ya yetirdi ve: Buna bak dedi. Adem (a.s) geldi. Bu sefer onu ateşte yaktı, küllerini denize savurdu. İblis -aleyhi'l-la'ne- geldi ve: Ey Havva oğlum nerede? dedi. Ona Adem'in oğluna yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis cleni2e gitti: Ey Hannas diye seslendi, canlanıp ona cevab verdi.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Üçüncü bir defa onu getirip Havva'ya bıraktı ve ona bak, dedi. Adem onu görünce onu boğazladı ve ateşte pişirdi. Her ikisi de onu tutup yediler, İb­lis geldi ona durumu sorunca Havva da olanı ona bildirdi. İblis: Ey Hannas diye seslendi. Hannas canlanıp ona cevab verdi. Adem'in ve Havva'nın kar­nından onu çıkardı.</span></p>
+
Üçüncü bir defa onu getirip Havva'ya bıraktı ve ona bak, dedi. Adem onu görünce onu boğazladı ve ateşte pişirdi. Her ikisi de onu tutup yediler, İb­lis geldi ona durumu sorunca Havva da olanı ona bildirdi. İblis: Ey Hannas diye seslendi. Hannas canlanıp ona cevab verdi. Adem'in ve Havva'nın kar­nından onu çıkardı.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">İblis; İşte benim istediğim bu idi. İşte Ademin oğullarının göğüslerinde kalacağın yer budur, dedi.</span></p>
+
İblis; İşte benim istediğim bu idi. İşte Ademin oğullarının göğüslerinde kalacağın yer budur, dedi.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Bu bakımdan o her zaman için Adem oğlu gafil olduğu her seferinde kal­binin üzerine atılır, kalbini ağzına alır, ona vesvese verir. Âdemoğlu Allah'ı anınca kalbini ağzından atar ve siner. Bu haberi Tirmizî el-Hakîm, Nevâdi-ru'l-Usul adlı eserinde Vehb b. Münebbih'den gelen bir sened ile zikretmiş­tir. Sahih olacağını zannetmiyorum. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.</span></p>
+
Bu bakımdan o her zaman için Adem oğlu gafil olduğu her seferinde kal­binin üzerine atılır, kalbini ağzına alır, ona vesvese verir. Âdemoğlu Allah'ı anınca kalbini ağzından atar ve siner. Bu haberi Tirmizî el-Hakîm, Nevâdi-ru'l-Usul adlı eserinde Vehb b. Münebbih'den gelen bir sened ile zikretmiş­tir. Sahih olacağını zannetmiyorum. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Şeytan'ın "hannas (sinsi ve siniti)" olraakia nitelendirilmesi çokça gizlen­mesinden ötürüdür. Yüce Allah'ın; <span style="mso-spacerun: yes"> </span>Artık başka söze gerek yok. Andederim, geri dönüp gidenlere" (et-Tekvir, 81/15) buyruğunda da (kul-</span></p>
+
Şeytan'ın "hannas (sinsi ve siniti)" olraakia nitelendirilmesi çokça gizlen­mesinden ötürüdür. Yüce Allah'ın; Artık başka söze gerek yok. Andederim, geri dönüp gidenlere" (et-Tekvir, 81/15) buyruğunda da (kul-
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">lanılan "el-hunnes" iafzı) aynı kökten gelmektedir ki, kastedilen yıldızlardır. Çünkü onlar göründükten sonra saklanıp gizlenirler.</span></p>
+
lanılan "el-hunnes" iafzı) aynı kökten gelmektedir ki, kastedilen yıldızlardır. Çünkü onlar göründükten sonra saklanıp gizlenirler.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Kul, Allah'ı andığı vakit sindiği yani geri çekildiği için de bu ismin veril­diği söylenmiştir. Haberde şöyle denilmektedir: "Şeytan insanın kalbi üzerin­de kurutur. Kul gaflete düştü mü vesvese verir. Allah'ı andı mı siner." Yani geri çekilir ve vesvese vermekten kaçar.</span></p>
+
Kul, Allah'ı andığı vakit sindiği yani geri çekildiği için de bu ismin veril­diği söylenmiştir. Haberde şöyle denilmektedir: "Şeytan insanın kalbi üzerin­de kurutur. Kul gaflete düştü mü vesvese verir. Allah'ı andı mı siner." Yani geri çekilir ve vesvese vermekten kaçar.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Katade dedi kt: "el-Hannas: Sinsi ve sinici" insanın kalbinde köpeğin bur­nuna benzer bir burnu bulunan şeytandır. İnsan gafil oldu mu ona vesvese verir. Kul Rabbini zikretti mi siner ve geri çekilir.</span></p>
+
Katade dedi kt: "el-Hannas: Sinsi ve sinici" insanın kalbinde köpeğin bur­nuna benzer bir burnu bulunan şeytandır. İnsan gafil oldu mu ona vesvese verir. Kul Rabbini zikretti mi siner ve geri çekilir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Onu geri İttim o da geri çekildi" denilir. "Onu ge­rilettim" de denilir. Ebu'1-Ala el-Hadrami'nin -Rasülullah (sav)'a okuduğu- şu beyiti de bu kabildendir:</span></p>
+
"Onu geri İttim o da geri çekildi" denilir. "Onu ge­rilettim" de denilir. Ebu'1-Ala el-Hadrami'nin -Rasülullah (sav)'a okuduğu- şu beyiti de bu kabildendir:
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Eğer onlar kötülükle fesad çıkartacak olurlarsa lütfet de affeyle! Şayet konuşma halinde geri kalırlarsa soru da sorma!"</span></p>
+
"Eğer onlar kötülükle fesad çıkartacak olurlarsa lütfet de affeyle! Şayet konuşma halinde geri kalırlarsa soru da sorma!"
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Enes (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Rasûluilah (sav) şöyle buyurmuştur; "Şeytan Adem oğlunun kalbi üzerine burnunu koyar. Allah'ı zikredecek olursa siner. Allah'ı unutursa kalbini ağzına alır ve vesvese vermeye koyu­lur. "</span></p>
+
Enes (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Rasûluilah (sav) şöyle buyurmuştur; "Şeytan Adem oğlunun kalbi üzerine burnunu koyar. Allah'ı zikredecek olursa siner. Allah'ı unutursa kalbini ağzına alır ve vesvese vermeye koyu­lur. "
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">İbn Abbas dedi ki: Kul, Allah, andığı vakit şeytan onun kalbinden siner ve çekilip gider. Kul gaflete düşecek olursa onun kalbini ağzına alır, ona ves­veseler verir ve birtakım uzak emellerle oyalar.</span></p>
+
İbn Abbas dedi ki: Kul, Allah, andığı vakit şeytan onun kalbinden siner ve çekilip gider. Kul gaflete düşecek olursa onun kalbini ağzına alır, ona ves­veseler verir ve birtakım uzak emellerle oyalar.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">İbrahim et-Teymi dedi ki: Vesvasın ilk ortaya çıkması abdest halindedir.</span></p>
+
İbrahim et-Teymi dedi ki: Vesvasın ilk ortaya çıkması abdest halindedir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Ona hannas (sinen ve sinsi) deniliş sebebinin, kut Allah'ı anmaktan gaf­lete düştüğü takdirde geri dönmesi olduğu da söylenmiştir. Çünkü "el-Ha-nes" geri dönmek demektir. Recez vezninde şair şöyle demiştir:</span></p>
+
Ona hannas (sinen ve sinsi) deniliş sebebinin, kut Allah'ı anmaktan gaf­lete düştüğü takdirde geri dönmesi olduğu da söylenmiştir. Çünkü "el-Ha-nes" geri dönmek demektir. Recez vezninde şair şöyle demiştir:
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Ve bir arkadaş ki hareket ettikçe eder,</span></p>
+
"Ve bir arkadaş ki hareket ettikçe eder,
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Eğer ben ona selam verirsem, onun geri dönüşü daha da artar."</span></p>
+
Eğer ben ona selam verirsem, onun geri dönüşü daha da artar."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">İbn Cübeyr, İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: "Vesvese veren o sinsi ve sini-dolan" buyruğu hakkında iki açıklama nakletmekledir: Birincisine göre o, vesvese vermekle hidayetten geri döner. İkincisine göre o, ve.sve.se ik* yakî-nin dışına çıkar.</span></p>
+
İbn Cübeyr, İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: "Vesvese veren o sinsi ve sini-dolan" buyruğu hakkında iki açıklama nakletmekledir: Birincisine göre o, vesvese vermekle hidayetten geri döner. İkincisine göre o, ve.sve.se ik* yakî-nin dışına çıkar.
   
   
   
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none">'''<span style="FONT-SIZE: 10pt">5.</span>'''<span style="FONT-SIZE: 10pt"> "Ki o insanların göğüslerine hep vesvese verip durandır." </span></p>
 
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Mukatil dedi ki: Seylan bir domuz suretindedir. Damarda kan nasıl akı­yorsa o da Adem'in.oğlunda Öylece akar. Yüce Allah bu hususta ona imkan vermiştir. îşte yüce Allah'ın: "Ki o, İnsanların göğüslerine hep vesvese ve­rip durandır." buyruğu bunu anlatmaktadır.</span></p>
+
5. "Ki o insanların göğüslerine hep vesvese verip durandır."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Sahih'de Peygamber (sav)'dan şöyle buyurduğu nakledilmektedir: 'Şüp­hesiz şeytan Adem oğlunun içinde kanının aklığı gibi akar." İşte bu, Mu-katil'in söylediğinin sahih olduğunu göstermektedir.</span></p>
+
Mukatil dedi ki: Seylan bir domuz suretindedir. Damarda kan nasıl akı­yorsa o da Adem'in.oğlunda Öylece akar. Yüce Allah bu hususta ona imkan vermiştir. îşte yüce Allah'ın: "Ki o, İnsanların göğüslerine hep vesvese ve­rip durandır." buyruğu bunu anlatmaktadır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Şehr b. Havşeb, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den şöyle dediğini rivayet etmiş­tir: Ben yüce Allah'a bana şeytanı ve Âdemoğlunun bünyesindeki yerini gö.s-termesini diledim. Onu gördüm. Şeytanın elleri onun ellerinde, ayakları ayaklarında, diğer şubeleri onun bedeninde idi. Şu kadar var ki, onun kö­peğin burnu gibi bir burnu vardı. Allah'ı zikredecek olursa şeytan siner ve geri çekilir. Allah'ı Zikretmeyip susarsa onun kalbini yakalar.</span></p>
+
Sahih'de Peygamber (sav)'dan şöyle buyurduğu nakledilmektedir: 'Şüp­hesiz şeytan Adem oğlunun içinde kanının aklığı gibi akar." İşte bu, Mu-katil'in söylediğinin sahih olduğunu göstermektedir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Ebu Sa'lebe'nin bu açıklamasına göre, Âdemoğlunun vücudunda dal bu­dak salmış olmaktadır. Yani Âdemoğlunun herbir azasında onun da bir par­çası vardır.</span></p>
+
Şehr b. Havşeb, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den şöyle dediğini rivayet etmiş­tir: Ben yüce Allah'a bana şeytanı ve Âdemoğlunun bünyesindeki yerini gö.s-termesini diledim. Onu gördüm. Şeytanın elleri onun ellerinde, ayakları ayaklarında, diğer şubeleri onun bedeninde idi. Şu kadar var ki, onun kö­peğin burnu gibi bir burnu vardı. Allah'ı zikredecek olursa şeytan siner ve geri çekilir. Allah'ı Zikretmeyip susarsa onun kalbini yakalar.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Abdurrahnıan b. el-Esved'den yahulta tabiinden onun dışında birisinden -yaşı ilerlemiş iken- şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ben hayasızlık işlemek­ten kendimi emniyette hissetmedim. Şeytanın bu hususta beni galeyana ge-.irmeyeceğinden yana nasıl emin olabilirim?</span></p>
+
Ebu Sa'lebe'nin bu açıklamasına göre, Âdemoğlunun vücudunda dal bu­dak salmış olmaktadır. Yani Âdemoğlunun herbir azasında onun da bir par­çası vardır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">İşte bu ifadeler şeytanın insan vücudunda dal budak salmış olduğunu gös­termektedir ki, Mukatil'in sözünün ifade ettiği mana da budur.</span></p>
+
Abdurrahnıan b. el-Esved'den yahulta tabiinden onun dışında birisinden -yaşı ilerlemiş iken- şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ben hayasızlık işlemek­ten kendimi emniyette hissetmedim. Şeytanın bu hususta beni galeyana ge-.irmeyeceğinden yana nasıl emin olabilirim?
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Şeytanın vesvese vermesi ise, gizli bir söz ile kendisine itaat etmeye ça­ğırmışıdır. Bundan anlaşılan şu ki: Sesi açıkça duyulmaksızın kalbe uiaşır.</span></p>
+
İşte bu ifadeler şeytanın insan vücudunda dal budak salmış olduğunu gös­termektedir ki, Mukatil'in sözünün ifade ettiği mana da budur.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">6. "İster cinden okun, İster insandan olsun."</span></p>
+
Şeytanın vesvese vermesi ise, gizli bir söz ile kendisine itaat etmeye ça­ğırmışıdır. Bundan anlaşılan şu ki: Sesi açıkça duyulmaksızın kalbe uiaşır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Bu buyrukla vesvese verenin insandan olabileceğini haber vermektedir. el-Hasen dedi ki: Bunlar iki şeytandır. Cin şeytanı insanların kalblerine ves­vese verir. İnsan şeytanı ise açıkça gelir.</span></p>
+
6. "İster cinden okun, İster insandan olsun."
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Katade dedi ki: Şüphesiz cinlerden de şeytanlar vardır, insanlardan da şey­tanlar vardır, O halde hem insan, hem cin şeyianlanndan Allah'a sığın.</span></p>
+
Bu buyrukla vesvese verenin insandan olabileceğini haber vermektedir. el-Hasen dedi ki: Bunlar iki şeytandır. Cin şeytanı insanların kalblerine ves­vese verir. İnsan şeytanı ise açıkça gelir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Ebu Zerr'den bir adama şöyle dediği rivayet edilmektedir: Sen insan şey­tanlarından Allah'a sığındın mı? O; İnsanlardan da şeytan var mı dır? deyin­ce şöyle dedi: Evet, çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Her peygambe­re ins ve cin şeytanlarını böylece düşman kıldık." (el-En'am, 6/112)</span></p>
+
Katade dedi ki: Şüphesiz cinlerden de şeytanlar vardır, insanlardan da şey­tanlar vardır, O halde hem insan, hem cin şeyianlanndan Allah'a sığın.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Bir takım kimselere göre; buradaki "insanlar'1 ile de yine cinler kastedil­miştir. Yüce Allah'ın: "Bir gerçek de şu ki: İnsanlardan bazı erkekler, cinler­den bazı erkeklere sığınırlardı" (el-Cin, 72/6) buyruğunda kendilerinden "er­kekler" diye; başka yerde "topluluk vegrub" (bk. el-Ahkaf, 46/29) diye sö-zedildiği gibi, burada da kendilerinden "İnsanlar* diye sözedilmiştir. Buna güre "ister insandan" buyruğu "ister cinden" buyruğuna atfedilmiş olup, bu tekrar (mananın değil de) lafızların farklı oluşundan dolayıdır.</span></p>
+
Ebu Zerr'den bir adama şöyle dediği rivayet edilmektedir: Sen insan şey­tanlarından Allah'a sığındın mı? O; İnsanlardan da şeytan var dır? deyin­ce şöyle dedi: Evet, çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Her peygambe­re ins ve cin şeytanlarını böylece düşman kıldık." (el-En'am, 6/112)
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Araplardan birisinin konuşurken şöyle dediği nakledilmektedir: Cinlerden bir kavim (bir topluluk) geldi ve durdu. Siz kimsiniz? diye soruldu, onlar: Cin­lerden bazı insanlar, diye cevab verdiler. el-Ferrâ'nın açıklaması da bu an­lamdadır.</span></p>
+
Bir takım kimselere göre; buradaki "insanlar'1 ile de yine cinler kastedil­miştir. Yüce Allah'ın: "Bir gerçek de şu ki: İnsanlardan bazı erkekler, cinler­den bazı erkeklere sığınırlardı" (el-Cin, 72/6) buyruğunda kendilerinden "er­kekler" diye; başka yerde "topluluk vegrub" (bk. el-Ahkaf, 46/29) diye sö-zedildiği gibi, burada da kendilerinden "İnsanlar* diye sözedilmiştir. Buna güre "ister insandan" buyruğu "ister cinden" buyruğuna atfedilmiş olup, bu tekrar (mananın değil de) lafızların farklı oluşundan dolayıdır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Vesvas"in şeytanın kendisi olduğu ve "ister cinden olsun" buyruğunun şeytanın cinlerden olduğunu beyan ettiği "İster İnsanlardan olsun" buyru­ğunun da "vesvas (vesvese veren)"a atfedildiği söylenmiştir. Mana da şöy­le olur: De ki: Cinlerden olan vesvesecinin şerrinden ve insanların şerrinden, insanların Rabbine sığınırım. Buna göre hem insanların, hem cinlerin şenin-</span></p>
+
Araplardan birisinin konuşurken şöyle dediği nakledilmektedir: Cinlerden bir kavim (bir topluluk) geldi ve durdu. Siz kimsiniz? diye soruldu, onlar: Cin­lerden bazı insanlar, diye cevab verdiler. el-Ferrâ'nın açıklaması da bu an­lamdadır.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">den sığınması emredilmektedir.</span></p>
+
"Vesvas"in şeytanın kendisi olduğu ve "ister cinden olsun" buyruğunun şeytanın cinlerden olduğunu beyan ettiği "İster İnsanlardan olsun" buyru­ğunun da "vesvas (vesvese veren)"a atfedildiği söylenmiştir. Mana da şöy­le olur: De ki: Cinlerden olan vesvesecinin şerrinden ve insanların şerrinden, insanların Rabbine sığınırım. Buna göre hem insanların, hem cinlerin şenin-
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">"Cinler" lafzı in çoğuludur. Nitekim: "İnsanlar" ile; 'İnsan" denilmesi de böyledir. "Cinnet: Cinler" lafzının sonundaki "he (yuvarlak te)" çoğulun müennesliğinden ötürü gelmiştir.</span></p>
+
den sığınması emredilmektedir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Denildiğine göre İblis insanların kalplerine vesvese verdiği gibi cinlerin kalblerine de vesvese verir. Buna göre "İnsanların göğüslerine" buyruğu, hepsi hakkında umumi bir ifade olur. "İster cinden olsun, ister insandan çlsun" buyruğu ise.kalblerinde vesvese verdiği kimseleri açıklamaktadır.</span></p>
+
"Cinler" lafzı in çoğuludur. Nitekim: "İnsanlar" ile; 'İnsan" denilmesi de böyledir. "Cinnet: Cinler" lafzının sonundaki "he (yuvarlak te)" çoğulun müennesliğinden ötürü gelmiştir.
   
<p style="TEXT-ALIGN: justify; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none"><span style="FONT-SIZE: 10pt">Bir diğer açıklamaya göre: "Vesvese veren...İn şerrinden" lafzındaki "vesvese" cinlerin ve insanların verdiği vesvesedir. Bu da insanın içinden ge­çirdiği şeylere denir. Peygamber (sav)'ın de şöyle dediği sabittir: "Şüphesiz yüce Allah fiilen işlemedikçe yahut onu söylemedikçe içlerinden geçirdik­leri şeyleri ümmetime bağışlamıştır,"Bu hadisi Ebu Hureyre rivayet etmiş, Müslim de kitabında zikretmiştir. Artık bundan maksadın ne olduğunu en iyi bilen yüce Allah'tır,</span></p>
+
Denildiğine göre İblis insanların kalplerine vesvese verdiği gibi cinlerin kalblerine de vesvese verir. Buna göre "İnsanların göğüslerine" buyruğu, hepsi hakkında umumi bir ifade olur. "İster cinden olsun, ister insandan çlsun" buyruğu ise.kalblerinde vesvese verdiği kimseleri açıklamaktadır.
  +
  +
Bir diğer açıklamaya göre: "Vesvese veren...İn şerrinden" lafzındaki "vesvese" cinlerin ve insanların verdiği vesvesedir. Bu da insanın içinden ge­çirdiği şeylere denir. Peygamber (sav)'ın de şöyle dediği sabittir: "Şüphesiz yüce Allah fiilen işlemedikçe yahut onu söylemedikçe içlerinden geçirdik­leri şeyleri ümmetime bağışlamıştır,"Bu hadisi Ebu Hureyre rivayet etmiş, Müslim de kitabında zikretmiştir. Artık bundan maksadın ne olduğunu en iyi bilen yüce Allah'tır,
  +
{{Nas}}

10:40, Temmuz 15, 2012 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Wikipedia-logo-tr
'den Nas Suresi/Kurtubi ile ilgili bir şeyler var.
Nas suresi ulu camii
Bakınız

Şablon:Nasbakınız - d


Nas ٱلنَّاسِ Nas Suresi
Nas suresi pek çok açıdan mucizedir.
Mucize olduğunu her anlayış seviyesinde adama anlatır.
Hem mesela; Sur-i nası hızlı okuyan birisi der ki burda bir fiskos var... Nefes hırıltıları.. İnsanları sesle işleyen bir ağız ve dişlerin akustiğini hissedebilrisiniz.
Kulakları duymayan bir engelli de bu ayetten nasibini alır.
Mesela;
Bunu yazan hattat muhteşem bir iç derinliği ile ayetin mucizesini keşfetmiş...
1. Hattat her ayetin sonundaki SİN harflerini merkeze almıştır.
2. Kıraat ilminde sin harfinde bulunan çıkıntılar zaten "diş" olarak tabir edilmektedir.
3. Sure'de geçen 8 SİN harfinin içindedeki 4 er diş (yani çıkıntı) çarpıldığında ise 32 diş etmektedir.
4. Bu da ağızdaki tam 32 dişe denk gelmektedir.
5. Modern diş tedavi formlarında ise; ağızın altı 4 parça üstü 4 parça olarak ele alınır.
6.Ha unuttuğum bir ayrıntı. Arapça'da sin diş demektedir.
Bu da işitme engelli veya avam bir gören göze quranın mucize olduğunu isbat etmeye yeterde artar bile... Bu bilginin keşfi... Okulda bize din dersinde hocamız, nas suresi hızlı okunduğunda bu fısıltı sesini duyarsınız demişti.
29 eylül günü pazar günü BS doktoralı Üniversiteyi ilk 25 kişi arasında kazanmış bir bir misafirimizle Bursa Ulu camiine gittik. Turist rehber kokartı olan Zafer İhtiyar, bu konuda kitap yazmış Kaynak yayınlarında çıkan Ulucami eseri olan bir rehber tarihçi olarak anlatıyor. Bu hatta gelince çiçek şekline benzetmişti. Çıkışta dedim ki hocam bu çiçek değil; diş bir ağız resmedilmiş dedim. Ayeti hızla okuyunca fiskos sesleri çıktı aaa şaşırdım dedi. Bu arada ODTÜ lü enişte saymaya başladı. Sekiz sin 4 er dişten 32 diş eder , dedi. Ben şaşırdım. Enişteyeçocuklar gibi sevinerek sarılarak, kutladım. "Bugün bendensin" dedim. Nasıl farkettin dedim. Abi dedi, biz matematikçiyiz, Baktım sin 3 er dişten olmadı sin in sonundaki dişide ekleyince 32 diş etti dedi. O gün sevinçle ayrıldık. Ertesi gün bu olayı mülkiyeyi birincilikle bitiren bir arkadaşıma anlattım. A dedi sin de zaten arağça diş demektir.ç dedi... İki günde kuranın insanı aciz bırakan 3 husiyetini yakaladık. Muhteşem bir anı oldu..
peygamber efendimizin dişlerini bir ilahi şöyle tarif eder; Yasin'in sini gibi sanki dişleri
Nas Nass An-Nas An-Nass
Nas Suresi Nas Suresi/1-6
Kavramlar
İstiaze nas Vesvas Hannas Yuvesvisu Fi Sudur Cin Vennas
Bak HDKD/Nas elmalı orijinal tefsiri PDF formatı için : tıklayınız
Dosya:114-Nas.pdf
Sadeleştirilme :
HDKD/Sadeleştirilmiş/Nas
HDKD/Nas/Sadeleştirilmiş
Kelime meali - KK/Kelime meali/Nas
Şablon:Sayfa Sayfa KK

Tefsirler Orijinal PDF HDKD Nas Suresi/Fahruddin Er-Razi Nas Suresi/Elmalı Orijinal HTML arabi huruf yazıldı Nas Suresi/Elmalı Bu alttaki sayfaya eklenmeli Nas Suresi/HDKD HDKD/Nas Suresi Nas Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş Nas Suresi/Kurtubi Nas Suresi/Vehbe Zuhayli Nas Suresi/Zemahşeri Nas Suresi/Keşşaf Nas Suresi/Ömer Nasuhi Bilmen Nas Suresi/Hulasat-ul Beyan Fi tefsiril-ul Kur'an Nas Suresi/Ruh-ul Beyan Nas Suresi/Kadı Beydavi Nas Suresi/Tefsir-ul Munir Nas Suresi/Mefatih-ul Gayb Nas Suresi/İbn-i Kesir Nas Suresi/Ruhul Beyan Tefsiri/Arapça
Nas Suresi/Hat
Nas Suresi/Video Nas Suresi/VİDEO
Nas Suresi/Azerice Nas Suresi/Özbekçe Nas Suresi-KSGK Nas Suresi/Albanian Nas Suresi/Çince Nas Suresi/Bulgarca Nas Suresi/Norveççe
Nas Suresi/MEAL
Nas Suresi/TEFSİR
Nas Suresi/TEZHİB
Nas Suresi/HAT
Nas Suresi/FAZİLETİ
Nas Suresi/HİKMETLERİ
Nas Suresi/KERAMETLERİ
Nas Suresi/AUDİO
Nas Suresi/HADİSLER Nas Suresi/NAKİLLER Nas Suresi/EL YAZMALARI Nas Suresi/VP Nas Suresi/WP Nas Suresi/Transkriptleri
Nas kelimesinin geçtiği ayetler
Şablon:Nas Şablon:KK

Dis-tablosu-300x285

Modern Diş şeması - Modern diş tablosu

Kk604

Öncesi:Felak Suresi - Sonrası:Hatim duası

Nas Suresi Tefsiri

Nas Suresi Tefsiri

NAS SURESİ TÜRKÇE

NAS SURESİ TÜRKÇE.wmv

NAS SURESİ TÜRKÇE

Abdussamed nas suresi

Abdussamed nas suresi

Abdussamed

Çocuklarla Kur'an Talimi - Nas Suresi

Çocuklarla Kur'an Talimi - Nas Suresi

Husari ile çocuklarla Kur'an Talimi dersi

Çocuk hafız sümeyye eldeb -nas suresi www.ashabilyemin

Çocuk hafız sümeyye eldeb -nas suresi www.ashabilyemin.com

çocuk hafız sümeyye eldeb

Nas suresi

Nas suresi.mpg

nas suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

Kabe imamları nas suresi

Kabe imamları nas suresi

Kabe imamları nas suresi

NAS SURESİ Rahman ve Rahim Allah'ın Adı İle

Bu sûre de (Mekke'de mi, Medine'de; mi inmiş olması bakımından) Felak Sûresi gibidir. Çünkü bu sûre iki Muavvize'den birisidir.

Tirmizi'nin rivayetine göre Ukbe b. Amir el-Cüheni Peygamber (,sav)'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah benim üzerime benzerleri görülmedik âyetler indirdi: "De ki; Sabahın Rabbine sığınırım" deyip sûrenin sonuna ka­dar ve "De ki: Sığınırım insanların Rabbine" buyruğundan sûrenin sonuna kadar (okudu)." (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Müslim de bu hadisi rivayet etmiştir.

1. De ki: "Sığınırim insanların Rabbine,

2. "İnsanların melikine,

3. "İnsanların ilâhına."

"De ki: Sığınırım insanların Rabbine." Onların maliklerine ve işlerini yo­luna koyana. Her ne kadar bütün yaratıkların Rabbi ise de burada insanla­rın Rabbi olduğunu sözkonusu etmesinin iki sebebi vardır:

1- Çünkü insanlar tazım edilmişlerdir. Yüce Allah, onları sözkonusu ede­rek tazim olunsalar dahi, onların bile Rab İM olduğunu bildirmektedir.

2- Çünkü O, insanların şerrinden (kendisine) sığınılmasını emretmiştir. On­ları sözkonusu elmekle insanlardan insanları koruyacak olanın kendisi oldu­ğunu bildirmiş almaktadır.

"İnsanların melikine, insanların ilahına" diye buyurmasına gelince; in­sanlar arasında kendi melikieri (mutlak egemenleri) olduğunu hatırlatan kral ve hükümdarlar bulunduğu gibi, insanlar arasında O'ndan başkasına iba­det eden kimselerin de bulunmasıdır. Böylelikle yüce Allah, hem onların ila­hı, hem de mabudları olduğunu, -kralların ve büyüklerin değil- gerektiğini kendisine sığınılması (istiaze olunması) Onun himayesine girilmesini anlat­maktadır.

4. "Vesvese veren o sinsi ve sinici olanın şerrinden."

Şeytanın şerrinden demektir. Vesvese sahibi şeytanın şerrinden anlamın­da olup muzaf ("olan" anlamını veren "zi" hazfedil mistir.) Bu açıklamayı el-Ft'rrâ yapmıştır.

"Vesvas" şeklinde "vav" fethalı olarak isim anlamını verir ki, "nuıvesvis: vesvese verici" demektir. "Vav" harfi kesreli olursa mastar yani "vesvese" de­mek ulur. "Zilzal" ve "zelzal" de böyledir.

Vesvese insanın içinden geçen şeylere denir. Nitekim:Nefsi kendisine vesvese verdi, vesvese vermek (şeklinde "vav" harfi üstün ve kesreli olarak kullanılır.)."

Avcının, köpeklerin kısık seslerine ve süs eşyalarının çıkardıkları .sesle­re de " vesvas" denilmektedir. Şair Zu'r-Rimme söyle demiştir:

"Soğuk, onu huzursuz etmeye başladı ve onu uykusuz bıraktı

Dört bir yandan esen rüzgar ile çıkan sesler (vesvas) ve yağan yağmurlar."

e!-A'şa da şöyle demiştir:

"Yanından çekip gittiği vakit zînet eşyalarının sesini işitirsin

Tıpkı kuruyunca uçuşan ve rüzgarın esişi île ses çıkartan otların yaptığı gibi."

el-Vesvas el-hannas'ın, İblis'in bir uğlu olduğu da söylenir. Bu oğlunu -güya- Havva'ya gelirmiş, onu ününe hırakıp: Sen buna bak demiş. Adem (as) gelerek: Bu ne oluyor ey Havva? deyince, Havva: Bizim düşmanımız bunu getirdi ve bana buna bak, dedi. Adem: Hiçbir İhım ısta sen ona itaat etme de­memiş miydim sana? Bizi masiyete düşürünceye kadar aldatan odur, deyip çocuğun üzerine atıldı ve onu döıt parçaya böldü. Herbir parçasını -ona olan öfkesinden dolayı- bir ağacın üzerine astı. İblis gelerek: Ey Havva oğlum ne­rede? diye sordu. Ona Adem (a.s)'ın ona yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis: Ey hannas diye seslendi, o da canlanıp ona cevab verdi.

Yine unu alıp Havva'ya yetirdi ve: Buna bak dedi. Adem (a.s) geldi. Bu sefer onu ateşte yaktı, küllerini denize savurdu. İblis -aleyhi'l-la'ne- geldi ve: Ey Havva oğlum nerede? dedi. Ona Adem'in oğluna yaptıklarını anlattı. Bu sefer İblis cleni2e gitti: Ey Hannas diye seslendi, canlanıp ona cevab verdi.

Üçüncü bir defa onu getirip Havva'ya bıraktı ve ona bak, dedi. Adem onu görünce onu boğazladı ve ateşte pişirdi. Her ikisi de onu tutup yediler, İb­lis geldi ona durumu sorunca Havva da olanı ona bildirdi. İblis: Ey Hannas diye seslendi. Hannas canlanıp ona cevab verdi. Adem'in ve Havva'nın kar­nından onu çıkardı.

İblis; İşte benim istediğim bu idi. İşte Ademin oğullarının göğüslerinde kalacağın yer budur, dedi.

Bu bakımdan o her zaman için Adem oğlu gafil olduğu her seferinde kal­binin üzerine atılır, kalbini ağzına alır, ona vesvese verir. Âdemoğlu Allah'ı anınca kalbini ağzından atar ve siner. Bu haberi Tirmizî el-Hakîm, Nevâdi-ru'l-Usul adlı eserinde Vehb b. Münebbih'den gelen bir sened ile zikretmiş­tir. Sahih olacağını zannetmiyorum. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

Şeytan'ın "hannas (sinsi ve siniti)" olraakia nitelendirilmesi çokça gizlen­mesinden ötürüdür. Yüce Allah'ın; Artık başka söze gerek yok. Andederim, geri dönüp gidenlere" (et-Tekvir, 81/15) buyruğunda da (kul-

lanılan "el-hunnes" iafzı) aynı kökten gelmektedir ki, kastedilen yıldızlardır. Çünkü onlar göründükten sonra saklanıp gizlenirler.

Kul, Allah'ı andığı vakit sindiği yani geri çekildiği için de bu ismin veril­diği söylenmiştir. Haberde şöyle denilmektedir: "Şeytan insanın kalbi üzerin­de kurutur. Kul gaflete düştü mü vesvese verir. Allah'ı andı mı siner." Yani geri çekilir ve vesvese vermekten kaçar.

Katade dedi kt: "el-Hannas: Sinsi ve sinici" insanın kalbinde köpeğin bur­nuna benzer bir burnu bulunan şeytandır. İnsan gafil oldu mu ona vesvese verir. Kul Rabbini zikretti mi siner ve geri çekilir.

"Onu geri İttim o da geri çekildi" denilir. "Onu ge­rilettim" de denilir. Ebu'1-Ala el-Hadrami'nin -Rasülullah (sav)'a okuduğu- şu beyiti de bu kabildendir:

"Eğer onlar kötülükle fesad çıkartacak olurlarsa lütfet de affeyle! Şayet konuşma halinde geri kalırlarsa soru da sorma!"

Enes (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Rasûluilah (sav) şöyle buyurmuştur; "Şeytan Adem oğlunun kalbi üzerine burnunu koyar. Allah'ı zikredecek olursa siner. Allah'ı unutursa kalbini ağzına alır ve vesvese vermeye koyu­lur. "

İbn Abbas dedi ki: Kul, Allah, andığı vakit şeytan onun kalbinden siner ve çekilip gider. Kul gaflete düşecek olursa onun kalbini ağzına alır, ona ves­veseler verir ve birtakım uzak emellerle oyalar.

İbrahim et-Teymi dedi ki: Vesvasın ilk ortaya çıkması abdest halindedir.

Ona hannas (sinen ve sinsi) deniliş sebebinin, kut Allah'ı anmaktan gaf­lete düştüğü takdirde geri dönmesi olduğu da söylenmiştir. Çünkü "el-Ha-nes" geri dönmek demektir. Recez vezninde şair şöyle demiştir:

"Ve bir arkadaş ki hareket ettikçe eder,

Eğer ben ona selam verirsem, onun geri dönüşü daha da artar."

İbn Cübeyr, İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: "Vesvese veren o sinsi ve sini-dolan" buyruğu hakkında iki açıklama nakletmekledir: Birincisine göre o, vesvese vermekle hidayetten geri döner. İkincisine göre o, ve.sve.se ik* yakî-nin dışına çıkar.



5. "Ki o insanların göğüslerine hep vesvese verip durandır."

Mukatil dedi ki: Seylan bir domuz suretindedir. Damarda kan nasıl akı­yorsa o da Adem'in.oğlunda Öylece akar. Yüce Allah bu hususta ona imkan vermiştir. îşte yüce Allah'ın: "Ki o, İnsanların göğüslerine hep vesvese ve­rip durandır." buyruğu bunu anlatmaktadır.

Sahih'de Peygamber (sav)'dan şöyle buyurduğu nakledilmektedir: 'Şüp­hesiz şeytan Adem oğlunun içinde kanının aklığı gibi akar." İşte bu, Mu-katil'in söylediğinin sahih olduğunu göstermektedir.

Şehr b. Havşeb, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den şöyle dediğini rivayet etmiş­tir: Ben yüce Allah'a bana şeytanı ve Âdemoğlunun bünyesindeki yerini gö.s-termesini diledim. Onu gördüm. Şeytanın elleri onun ellerinde, ayakları ayaklarında, diğer şubeleri onun bedeninde idi. Şu kadar var ki, onun kö­peğin burnu gibi bir burnu vardı. Allah'ı zikredecek olursa şeytan siner ve geri çekilir. Allah'ı Zikretmeyip susarsa onun kalbini yakalar.

Ebu Sa'lebe'nin bu açıklamasına göre, Âdemoğlunun vücudunda dal bu­dak salmış olmaktadır. Yani Âdemoğlunun herbir azasında onun da bir par­çası vardır.

Abdurrahnıan b. el-Esved'den yahulta tabiinden onun dışında birisinden -yaşı ilerlemiş iken- şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ben hayasızlık işlemek­ten kendimi emniyette hissetmedim. Şeytanın bu hususta beni galeyana ge-.irmeyeceğinden yana nasıl emin olabilirim?

İşte bu ifadeler şeytanın insan vücudunda dal budak salmış olduğunu gös­termektedir ki, Mukatil'in sözünün ifade ettiği mana da budur.

Şeytanın vesvese vermesi ise, gizli bir söz ile kendisine itaat etmeye ça­ğırmışıdır. Bundan anlaşılan şu ki: Sesi açıkça duyulmaksızın kalbe uiaşır.

6. "İster cinden okun, İster insandan olsun."

Bu buyrukla vesvese verenin insandan olabileceğini haber vermektedir. el-Hasen dedi ki: Bunlar iki şeytandır. Cin şeytanı insanların kalblerine ves­vese verir. İnsan şeytanı ise açıkça gelir.

Katade dedi ki: Şüphesiz cinlerden de şeytanlar vardır, insanlardan da şey­tanlar vardır, O halde hem insan, hem cin şeyianlanndan Allah'a sığın.

Ebu Zerr'den bir adama şöyle dediği rivayet edilmektedir: Sen insan şey­tanlarından Allah'a sığındın mı? O; İnsanlardan da şeytan var mı dır? deyin­ce şöyle dedi: Evet, çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Her peygambe­re ins ve cin şeytanlarını böylece düşman kıldık." (el-En'am, 6/112)

Bir takım kimselere göre; buradaki "insanlar'1 ile de yine cinler kastedil­miştir. Yüce Allah'ın: "Bir gerçek de şu ki: İnsanlardan bazı erkekler, cinler­den bazı erkeklere sığınırlardı" (el-Cin, 72/6) buyruğunda kendilerinden "er­kekler" diye; başka yerde "topluluk vegrub" (bk. el-Ahkaf, 46/29) diye sö-zedildiği gibi, burada da kendilerinden "İnsanlar* diye sözedilmiştir. Buna güre "ister insandan" buyruğu "ister cinden" buyruğuna atfedilmiş olup, bu tekrar (mananın değil de) lafızların farklı oluşundan dolayıdır.

Araplardan birisinin konuşurken şöyle dediği nakledilmektedir: Cinlerden bir kavim (bir topluluk) geldi ve durdu. Siz kimsiniz? diye soruldu, onlar: Cin­lerden bazı insanlar, diye cevab verdiler. el-Ferrâ'nın açıklaması da bu an­lamdadır.

"Vesvas"in şeytanın kendisi olduğu ve "ister cinden olsun" buyruğunun şeytanın cinlerden olduğunu beyan ettiği "İster İnsanlardan olsun" buyru­ğunun da "vesvas (vesvese veren)"a atfedildiği söylenmiştir. Mana da şöy­le olur: De ki: Cinlerden olan vesvesecinin şerrinden ve insanların şerrinden, insanların Rabbine sığınırım. Buna göre hem insanların, hem cinlerin şenin-

den sığınması emredilmektedir.

"Cinler" lafzı in çoğuludur. Nitekim: "İnsanlar" ile; 'İnsan" denilmesi de böyledir. "Cinnet: Cinler" lafzının sonundaki "he (yuvarlak te)" çoğulun müennesliğinden ötürü gelmiştir.

Denildiğine göre İblis insanların kalplerine vesvese verdiği gibi cinlerin kalblerine de vesvese verir. Buna göre "İnsanların göğüslerine" buyruğu, hepsi hakkında umumi bir ifade olur. "İster cinden olsun, ister insandan çlsun" buyruğu ise.kalblerinde vesvese verdiği kimseleri açıklamaktadır.

Bir diğer açıklamaya göre: "Vesvese veren...İn şerrinden" lafzındaki "vesvese" cinlerin ve insanların verdiği vesvesedir. Bu da insanın içinden ge­çirdiği şeylere denir. Peygamber (sav)'ın de şöyle dediği sabittir: "Şüphesiz yüce Allah fiilen işlemedikçe yahut onu söylemedikçe içlerinden geçirdik­leri şeyleri ümmetime bağışlamıştır,"Bu hadisi Ebu Hureyre rivayet etmiş, Müslim de kitabında zikretmiştir. Artık bundan maksadın ne olduğunu en iyi bilen yüce Allah'tır,

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.