FANDOM


Wikipedia-logo-tr
'den Nas Suresi/Tefsir-ul Munir ile ilgili bir şeyler var
Nas suresi ulu camii
Bakınız

Şablon:Nasbakınız - d


Nas ٱلنَّاسِ Nas Suresi
Nas suresi pek çok açıdan mucizedir.
Mucize olduğunu her anlayış seviyesinde adama anlatır.
Hem mesela; Sur-i nası hızlı okuyan birisi der ki burda bir fiskos var... Nefes hırıltıları.. İnsanları sesle işleyen bir ağız ve dişlerin akustiğini hissedebilrisiniz.
Kulakları duymayan bir engelli de bu ayetten nasibini alır.
Mesela;
Bunu yazan hattat muhteşem bir iç derinliği ile ayetin mucizesini keşfetmiş...
1. Hattat her ayetin sonundaki SİN harflerini merkeze almıştır.
2. Kıraat ilminde sin harfinde bulunan çıkıntılar zaten "diş" olarak tabir edilmektedir.
3. Sure'de geçen 8 SİN harfinin içindedeki 4 er diş (yani çıkıntı) çarpıldığında ise 32 diş etmektedir.
4. Bu da ağızdaki tam 32 dişe denk gelmektedir.
5. Modern diş tedavi formlarında ise; ağızın altı 4 parça üstü 4 parça olarak ele alınır.
6.Ha unuttuğum bir ayrıntı. Arapça'da sin diş demektedir.
Bu da işitme engelli veya avam bir gören göze quranın mucize olduğunu isbat etmeye yeterde artar bile... Bu bilginin keşfi... Okulda bize din dersinde hocamız, nas suresi hızlı okunduğunda bu fısıltı sesini duyarsınız demişti.
29 eylül günü pazar günü BS doktoralı Üniversiteyi ilk 25 kişi arasında kazanmış bir bir misafirimizle Bursa Ulu camiine gittik. Turist rehber kokartı olan Zafer İhtiyar, bu konuda kitap yazmış Kaynak yayınlarında çıkan Ulucami eseri olan bir rehber tarihçi olarak anlatıyor. Bu hatta gelince çiçek şekline benzetmişti. Çıkışta dedim ki hocam bu çiçek değil; diş bir ağız resmedilmiş dedim. Ayeti hızla okuyunca fiskos sesleri çıktı aaa şaşırdım dedi. Bu arada ODTÜ lü enişte saymaya başladı. Sekiz sin 4 er dişten 32 diş eder , dedi. Ben şaşırdım. Enişteyeçocuklar gibi sevinerek sarılarak, kutladım. "Bugün bendensin" dedim. Nasıl farkettin dedim. Abi dedi, biz matematikçiyiz, Baktım sin 3 er dişten olmadı sin in sonundaki dişide ekleyince 32 diş etti dedi. O gün sevinçle ayrıldık. Ertesi gün bu olayı mülkiyeyi birincilikle bitiren bir arkadaşıma anlattım. A dedi sin de zaten arağça diş demektir.ç dedi... İki günde kuranın insanı aciz bırakan 3 husiyetini yakaladık. Muhteşem bir anı oldu..
peygamber efendimizin dişlerini bir ilahi şöyle tarif eder; Yasin'in sini gibi sanki dişleri
Nas Nass An-Nas An-Nass
Nas Suresi Nas Suresi/1-6
Kavramlar
İstiaze nas Vesvas Hannas Yuvesvisu Fi Sudur Cin Vennas
Bak HDKD/Nas elmalı orijinal tefsiri PDF formatı için : tıklayınız
Dosya:114-Nas.pdf
Sadeleştirilme :
HDKD/Sadeleştirilmiş/Nas
HDKD/Nas/Sadeleştirilmiş
Kelime meali - KK/Kelime meali/Nas
Şablon:Sayfa Sayfa KK

Tefsirler Orijinal PDF HDKD Nas Suresi/Fahruddin Er-Razi Nas Suresi/Elmalı Orijinal HTML arabi huruf yazıldı Nas Suresi/Elmalı Bu alttaki sayfaya eklenmeli Nas Suresi/HDKD HDKD/Nas Suresi Nas Suresi/HDKD/Sadeleştirilmiş Nas Suresi/Kurtubi Nas Suresi/Vehbe Zuhayli Nas Suresi/Zemahşeri Nas Suresi/Keşşaf Nas Suresi/Ömer Nasuhi Bilmen Nas Suresi/Hulasat-ul Beyan Fi tefsiril-ul Kur'an Nas Suresi/Ruh-ul Beyan Nas Suresi/Kadı Beydavi Nas Suresi/Tefsir-ul Munir Nas Suresi/Mefatih-ul Gayb Nas Suresi/İbn-i Kesir Nas Suresi/Ruhul Beyan Tefsiri/Arapça
Nas Suresi/Hat
Nas Suresi/Video Nas Suresi/VİDEO
Nas Suresi/Azerice Nas Suresi/Özbekçe Nas Suresi-KSGK Nas Suresi/Albanian Nas Suresi/Çince Nas Suresi/Bulgarca Nas Suresi/Norveççe
Nas Suresi/MEAL
Nas Suresi/TEFSİR
Nas Suresi/TEZHİB
Nas Suresi/HAT
Nas Suresi/FAZİLETİ
Nas Suresi/HİKMETLERİ
Nas Suresi/KERAMETLERİ
Nas Suresi/AUDİO
Nas Suresi/HADİSLER Nas Suresi/NAKİLLER Nas Suresi/EL YAZMALARI Nas Suresi/VP Nas Suresi/WP Nas Suresi/Transkriptleri
Nas kelimesinin geçtiği ayetler
Şablon:Nas Şablon:KK

Dis-tablosu-300x285

Modern Diş şeması - Modern diş tablosu

Kk604

Öncesi:Felak Suresi - Sonrası:Hatim duası

Nas Suresi Tefsiri

Nas Suresi Tefsiri

NAS SURESİ TÜRKÇE

NAS SURESİ TÜRKÇE.wmv

NAS SURESİ TÜRKÇE

Abdussamed nas suresi

Abdussamed nas suresi

Abdussamed

Çocuklarla Kur'an Talimi - Nas Suresi

Çocuklarla Kur'an Talimi - Nas Suresi

Husari ile çocuklarla Kur'an Talimi dersi

Çocuk hafız sümeyye eldeb -nas suresi www.ashabilyemin

Çocuk hafız sümeyye eldeb -nas suresi www.ashabilyemin.com

çocuk hafız sümeyye eldeb

Nas suresi

Nas suresi.mpg

nas suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

İfam 2, Halka, Nesefi Tefsiri, Nas Suresi

Kabe imamları nas suresi

Kabe imamları nas suresi

Kabe imamları nas suresi


Nas Suresi Edit

Şeytanların Şerrinden Sığınma:Edit

1- De ki: "Sığınırını insanların Rabbine,

2- İnsanların malikine,

3- İnsanların ilâhına,

4-O sinsi şeytanın şerrinden,

5- Ki o, insanların göğüslerine daima vesvese verendir.

6- Gerek cinden, gerek insandan."

AçıklamasıEdit

"De ki: "Sığınırım insanların Rabbine, İnsanların malikine, İnsan ların ilâhına." Ey Peygamber! De ki:

Allah´a sığınır, O´ndan yardım diler im; insanları inayeti ve gözetmesi ile kollayan, yaratıcıları, işlerinin müdebbiri ve durumlarının düzelticisi... tam bir mülk ve kesin otorite ken disinin olana. İnsanların ibadet ettiği ma´bud ilâh da O´dur.

Allah Tealâ için burada üç sıfat vardır: Rububiyet, meliklik ve uluhiyet. O herşeyin Rabbi, meliki, ilâhıdır. Bütün eşya O´nun yaratığıdır, O´nun mülkündedir, O´na kuldur. Rububiyeti önce söylemesi, sığınmaya münasip olmasındandır. O, muhafaza, himaye ve gözetme nimetini ihtiva etmektedir. Sonra malik olmayı zikretti. Zira sığınan, malikinden başka yardımcı ve kurtarıcı bulamaz. Sonra da şükre ve sadece O´na ibadete müs tahak olduğunu beyan için ulûhiyeti zikretti. "İnsan" lafzının tekrarı ona verilen önemi ifade eder. Bütün mahlukâtm Rabbi olduğu halde "insan ların Rabbi" demiştir.

"O sinsi şeytanın şerrinden" Vesveseci, çok sinsi ve Allah´ın zikri ile uzaklaşan şeytanın şerrinden Allah´a sığınır ve dayanırım. İnsan Allah Tealâ´yı zikredince şeytan gizlenir. Allah zikredilmezse, kalbe yerleşir. İb-ni Abbas bu ayet hakkında: Şeytan Ademoğlunun kalbine çömelmiştir; dalıp gaflet edince vesvese verir. Allah zikredildiğinde siner, dedi.

Allah Tealâ O´nun korudukları müstesna, mücahede, fitne ve imtihan için şeytanı insanlara musallat etmiştir. Sahih bir hadiste denildi ki: "Siz den kimse yoktur ki beraberine birisi bulunmamış olsun." Sen de mi ey Al lah´ın elçisi dendi. "Evet. Ancak Allah, ona karşı bana yardım etti de o müslüman oldu. Bana hayırdan başka bir şey telkin etmez." demiştir.

Buhari ve Müslim´de Enes´ten, Safiyye´nin Peygamber (s.a.)´i ziyareti kıssasında rivayet edildi: Rasulullah (s.a.) itikafta idi. Gece, evine gönder mek için onunla beraber çıktı. Ensardan iki kişi onu gördüler. Peygamber (s.a.)´i görünce hızlandılar. Peygamber (s.a.) "Yavaş olun. O, (mahremim) Safiyye b. Huyay´dır." dedi. "Sübhanellah! Ya Rasulallah " (Hiçbir şüphe aklımızdan geçmedi) dediler. Buyurdu ki: "Şeytan Ademoğlunun kan damarlarında dolaşır. Ben kalbinize bir şey (bir rivayette: şer) sokmasın dan çekindim, buyurdu."

Hafız Ebu Ya´la, Enes b. Malik´ten rivayet etti: Rasulullah (s.a.) buyurdular ki: "Şeytan çenesini Ademoğlunun kalbi üzerine koyar; Allah´ı zikrederse siner, unutursa kalbini kapar. İşte "sinsi şeytanın vesvesesi" budur." İmam Ahmed, Rasulullah (s.a.)´m beraberindeki durumu anlatan Ebi Temime´den rivayet ediyor: "Peygamber´in (s.a.) eşeği tökezledi. Şey tanın uğursuzluğu, dedim. Peygamber: "Öyle deme.

Şeytanın uğursuzluğu dersen, büyüklenir ve gücümle onu yendim, der. Ama "Bismillah" dersen bir sinek haline gelinceye kadar küçülür." Bunda da, kalpte Allah anıldıkça şeytan küçülüp mağlup olmakta, Allah anılmadıkça da büyüyüp galip gel mekte olduğuna delil vardır.

Bunun ardından vesvese yerini beyan etti:Edit

"Ki o, insanların göğüslerine daima vesvese verendir." O kötü ve şer düşünceleri kalplere sokandır. Göğüs demesi, kalbin göğüste bulunmasm-dandır.

Bundan sonra Allah Tealâ vesvese verenlerin cinlerden ve insanlar dan olduğunu söyleyerek: "Gerek cinden, gerek insandan" O vesvese veren, ya cinlerin şeytanıdır ki, insanların göğüslerine vesvese verir; ya da, insanların şeytanıdır ki, onun insanların göğüslerine vesvese vermesi, kendisini müşfik bir Öğüt veren olarak gösterip, nasihat süsü ile ortaya attığı sözünü göğse sokarak, cinlerden olan şeytanın vesvesesine av olarak hazırlamakla olur. Bu ise, gösteriyor ki vesvese, cinden de olabilir, insandan da. Nitekim ayette şöyle buyurulmaktadır: "Biz her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yaptık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı birtakım söz telkin eder." (En´am, 6/112). Yani, düşmanlık kahren ve cebri değildir. Al lah´ın onlara verdiği seçme kudreti iledir. Kimi şeytanın aldatmasına tes limiyeti seçerken, kimi de düşmanlığına ve vesvesesine karşı uyanık olur. [1]

Son SözEdit

İslâmm temel esaslarından birisi de, yüce Kur´an´ın şu İslâm Üm-meti´ne indirilmesi ile; içindeki inanç ve uygulamaya yönelik prensiplerin, ahlâki öğütlerin hepsi ile amel edilmesinin kastedilmiş olduğudur. Erkek ve kadın müslümana sadece bir okuma veya ibadet, bereket maksadı ile tilâveti yeterli olmaz. Bilakis içindekilerden istifade edilmelidir. O bütün insanlığa inmiş, mükemmel bir dindir.

Akademik çevrelerde yaygın olan görüş, müfessirlerin metod farklılık ları ve her tefsirin diğerlerinde bulunmayan yönleri ile eski bir tefsirin diğerlerini gereksiz yapmayacağıdır. Biri akaiddedir, diğeri de ahkâma ait tir. Bir başkası da hadislere ve rivayetlere çokça yer vermiş, öbürü de akıl zemininde tevile veya tabiî bilimlere yer vermiştir. Hepsi birbirini tamam lıyor. Ancak, son asırda her müslümanm bütün bu tefsirleri edinmesi zor dur. Bir de kimi zaman anlaşılma zorluğu da vardır. Bazı tefsirlerin mese leleri uzatmaları ve konu dışına taşmaları da bir başka zorluk. Ayetleri, -bir defada anlaşılabilmesi için- bütün konuları ile kapsayan bir tefsirin eksik liği duyulmaktadır. Bu durumda surenin muhtevasının ve bölümlerinin bağlantısının anlaşılması ya da, kastedilen konunun öğrenilmesinin zor luğu söz konusudur.

Zamanımızda vasat bir kültüre sahip birisinin güvenebileceği en güzel tefsir hangisidir, sorusu yaygındır.

Doğru bir cevap bulmakta zorlanabilir bu soruya muhatap olan kişi. Eski tefsirlerde metod zorluğu, yenilerde de aksaklıklar veya bazı ekol görüşlerini destekleme eğilimi, kimi zaman da çağdaş eğilimlere cevap vermek için aşırı görüşler, tevil ve tuhaflıkta uç noktalara kayma vardır.

Bunun için, mutedil, kapsamlı bir tefsirin yazılması zorunlu hale gel miştir. Bu tefsir muhtelif tefsirlerin özelliklerini toplamalı, okuyup in celeyenlere ayet-i kerimelerin anlaşılmasını kolaylaştırman ve zaruri olan her bilgiyi kuşatmalıdır. Akaid, ibadet, ahkam, âdab, ahlâk ve hayatın önemli alanlarında Kur´an´m makasadını gerçekleştirmelidir. Kur´an´ı Kur´an ile, sahih sünnet ve sabit siret ile tefsir etmelidir. İşte bu kitapta yaptığım budur. Aynı zamanda ayetlerden çıkarılan muhtelif ahkâmı açık lamayı da amaç edindim.

Bazı kardeşlerim bu gayeyi gerçekleştirmem için bana ısrar etmişlerdi. Önce durakladım. Sonra Allah, yoğun bir çalışma ve uzun bir zaman is teyen bu çalışma için göğsümü genişletti. Ve nakil ve akıl taraftarlarının metodlarına göre, Kur´an okuyan herkesin yolunu aydınlatan, Kur´an ahkamını toplayan bu kapsamlı tefsiri yazdım. Kolay, açık bir ibare, akıcı ve net bir üslûp, parçadan bütüne doğru ilerleyen bir programla bu tefsiri kaleme aldım. Allah Tealâ´ya hamdolsun. Kelime ve ibarelerin açıklamaları, irab ve belagata önem verenler için öz bilgiyi ortaya koyuyor. Nüzul sebep lerinin, ayetler ve süreler arası ilişkinin, Kur"an kıssalarının ve ayet grup ları arasında açıklamanın yapılması bilgi ve ilim için orta halli bir malumat veriyor. Akaid, ahlâk, amel, ayetlerden çıkarılan amelî hükümleri ihtiva eden "Fıkh-ı Ekber" manasında hayat hükümlerinin (bu bölümler "Ayetler den Çıkan Hüküm ve Hikmetler" başlığı ile çevrilmiştir.) açıklanması da, orta halli veya kapsamlı, uzun bilgi isteyenlerin isteğine cevap veriyor.

Bu üç kademeli planı yürütebilmek için, ihtiyacı karşılama kastı ve geçen yerlere dönme ihtiyacı olmadan konuyu anlatabilmek için bazı bilgi tekrarları bulunmaktadır.

Kaynaklara gelince: Ön sözde onları belirtmiştim. Yine tekrar edeyim ki ben, eski ve yeni yazılmış tefsirlerin çoğuna müracaat etim. Asar ve ma´kulü beraberce, esbab-ı nüzulde, kimi düzeltme ve tercih konusunda müfessirlerin imamı İbni Cerir et-Taberi´den başladım. Sonra da, Zemahşeri´nin Keşşaf ına, Ebu Hayyan et-Tevhidi´nin el-Bahru´l-Muhiti´ne, en-Nazzam el-A´rac´ın Garâibu´l-Kur´an´ma; dil bilgisi ve ince manalarda, bağ lantılarda Beyzavi, Nesefi, Ebussuud ve Celâleyn´e; akaid, ilahiyat, kevniyat, ahlâk ve bazı hükümler, ayet ve surelerin ilişkileri, nüzul sebep lerinde de Razi´nin tefsiri et-Tefsiru´l-Kebir´e dayandım. Nüzul sebeplerini açıklarken Vahidi en-Nisaburi´nin "Esbabu´n-Nüzulü ve Süyuti´nin "Esbabu´n-Nüzul"üne de müracaat ettim.

Ayrıca, fıkhi hükümlerde İmam Kurtubi´nin tefsirine, İbnü´l-Arabi´nin Ahkâmu´l-Kur´an´ına, Cassas´ın Ahkamu´l-Kur´an´ma dayandım. Hem bu konularda hem de diğerlerinde Hafız İbni Kesir´in tefsirine, Şevkâni´nin Fethu´l-Kadir´ine, İbni Cüzey´in et-Teshil li Ulumi´t-Tenzil´ine, ayetlerin manaları ve sahih hadis ve haberlerle desteklenmesi için müracaat ettim. Bazı bilgileri de Hazin ve Beğavi tefsirlerinden topladım.

Bazı durularda da, yeni müfessirlerin güzel ve yararlı cümlelerini kul landım: Kasimi´nin Mehasinu´t-Te´vil´i, Tefsiru´l-Meraği, Fi Zilali´l-Kur´an... Allah hepsine rahmet etsin. Müslümanlar adına onlara en güzel ihsanlar da bulunsun.

Nüzul sebeplerinde ve diğer konularda zayıf rivayet ve hadislerden, peygamberlerin ismeti ve vahyin selâmetini koruma ilkesi ile uyuşmayan İsrailiyattan kaçındım.

İ´rabta ana kaynağım, Ebu´l-Berekat b. el-Enbari´nin el-Beyan fi İ´rabi´l-KwJan´ı oldu. Belagatta da genelde kaynağım Şeyh Muhammed Ali as-Sabuni´nin Safvetü´t-Tefasifi oldu. Kısas-ı Enbiya´da ise, dikkatli olmak la beraber üstad Abdülvehhab en-Neccar´ın Kısasu´l-Enbiya´sma dayandım.

Olaylar, savaş bilgileri, Siret´te ise dayanağım İbni Hişam ve İbni İshak4m Siret´i, İbni Kesirdin el-Bidaye ve´n-Nihaye´si ve eski veya yeni yazılmış olan meşhur siyer kitapları oldu.

Üniversite köşelerinde çeyrek asırdan fazla, İslâm Fıkhı ve Usulü, Hadis, Allah´ın Kitab´mı tefsirde ve diğer ilimlerde geçirdiğim uzun telif hayatı, tecrübe ve birikimlerime dayanarak diyebilirim ki: Akide, Kur´an olmadan ne sahih olur ne de insan nefsinde sonuç verir. Bir müslümanm tavırları da ancak Allah´ın kitabını anlamakla düzgün olabilir. Kişi Kur´an´dan sonra sadece nebevi hadislerle ve onun ruhani füyuzatı ile tat min olabilir. Müslümanın ameli de ancak fıkıhta belirtilmiş olan şer"i ah kamla sahih olabilir. Akıl ve düşünce hatadan masum tutulamaz. Din ah kamı da ancak usul-ı fıkıh ile oturabilir.

Şimdi, her yerdeki, yönetici ve yönetilen müslümanlara Tirmizi ve Daremi´nin Emiru´l-Müminin Ali (r.a.)´den merfu olarak rivayet ettiği şu hadisten daha güzel bir hediye bulamıyorum: "Yüce Allah´ın kitabı:

Onda sizden öncekilerin bilgisi, sizden sonrakilerin haberi vardır. Aranızda hakemdir. Ciddidir, şakası yoktur. İnadına onu terkedeni Allah kahreder. Ondan başka bir yerde hidayet arayanı Allah sapıttırır.

O Allah´ın sağlam ipidir. Açık nurudur. Hakim zikridir. O sırat-ı müstakimdir. O kendisi ile arzuların kaymadığı, dillerin bocalamadığı, görüşlerin onunla parçalan madığı, alimlerin doymadığı, muttakilerin bıkmadığı, çok okumakla es kimeyen, harikuladelikleri bitmeyen, duyulmadık hakikatleri tükenmeyen dir. O cinlerin duyar duymaz: "Biz acaib bir Kur´an işittik" dedikleri, ilmini bilenin geçtiği, onunla söyleyenin doğru söylediği, onunla hükmedenin adil olduğu, onunla amel edenin ecir aldığı, ona çağıranın sırat-ı müstakim´e hidayet edildiği kitaptır."

Son sözüm: Ben bizzat kendim, Allah´ın kitabından her bir ayet veya sureyi tefsir ettikçe bu yüce kitabın Allah´ın elçisi Muhammed (s.a.)´a indiril diğinin sıhhatine, beşeriyetin düşmüş olduğu zulmet ve sapıklık bataklığm-daki bocalamasında onu kurtaracak tek kitap olduğuna imanım, Kufan´ın i´cazına ve azametine hayranlığım, güven ve yakinim arttı. Her ne kadar an lam ve ahkâmı kuşatmaya gayret ettiysem de Allah´ın kelâmı muradı ve muhtevası kuşatılamıyan derin bir deniz olarak kaldı. Ancak benim çalış mam, yetersizin gayreti ve yalnız Allah´a boyun eğen bir kulun, Kur´an´m bütün manalarını idrakten aciz bir kulun amelidir. İlan etmemin bana yete ceği hakikat: Yüce Kur´an´m fikir ve tavırlarıma,, kişiliğimin oluşmasına etki eden ilk ve yegane kitap olduğudur. Allahım! Hepimizi onunla amel etmeye muvaffak kıl. Nimeti ile salih amellerin tamamlandığı Allah´a hamd olsun.

Prof. Dr. Vehbe Mustafa ez-Zuhayli
Dımaşk Üniversitesi
İslâm Fıkhı ve Mezhebleri Bölümü Başkanı. [2]

[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru l-Münir, Risale Yayınları: 15/684-685.

[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru l-Münir, Risale Yayınları: 15/687-689.

Dış linklerEdit

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.