FANDOM


Neml Suresi/59-66-Neml Suresi/Elmalı/59-66 Neml Suresi/67-82 Neml Suresi/83-93-Neml Suresi/Elmalı/83-93
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Ve o küfredenler şöyle dediler: bir toprak olduğumuz vakıt mı biz ve atalarımız? Hakıkaten bizler mutlak çıkarılacak mıyız?
İnkârcılar dediler ki: "Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?"
Yet those who disbelieve say: when we have become dust like our fathers, shall we verily be brought forth (again)?
Yemin ederiz ki bu bize de va'dolundu bundan evvel atalarımıza da, bu, eskilerin esatîrinden başka bir şey değil
"And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
We were promised this, forsooth, we and our fathers. (All) this is naught but fables of the men of old.
De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
Say (unto them, O Muhammad): Travel in the land and see the nature of the sequel for the guilty!
Ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirlerden bir darlığa da düşme
(Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!
And grieve thou not for them, nor be in distress because of what they plot (against thee).
Bir de ne zaman bu va'd gerçek iseniz? diyorlar
Bir de, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?" derler.
And they say: When (will) this promise (be fulfilled), if ye are truthful?
De ki: «belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor»
De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
Say: It may be that a part of that which ye would hasten on is close behind you.
Ve her halde rabbın insanlara karşı mutlak bir fazıl sahıbidir ve lâkin onların ekserisi şükretmezler
Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
Lo! thy Lord is full of bounty for mankind, but most of them do not give thanks.
Halbuki sîneleri ne gizliyor ve ne i'lân ediyorlar rabbın her halde hepsini biliyor
Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Lo! thy Lord knoweth surely all that their bosoms hide, and all that they proclaim.
Ve Yerde, Gökte hiç bir gâib yoktur ki açık bir kitabda olmasın
Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehv-i mahfuzda) bulunmasın.
And there is nothing hidden in the heaven or the earth but it is in a clear Record.
Haberiniz olsun ki bu Kur'an Benî İsraîle ihtilâf edip durdukları şeylerin ekserisini anlatır
Haberiniz olsun ki bu Kur'ân, İsrail oğullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Lo! this Qur’an narrateth unto the Children of Israel most of that concerning which they differ.
Ve hakıkat o doğruyu gösterir kat'î bir hidayet ve mü'minler için mahzı rahmettir
Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
And lo! it is a guidance and a mercy for believers.
Elbette rabbın hukmiyle beyinlerinde kazasını infaz buyuracaktır, ve azîzdir o alîmdir
Rabbin şüphesiz, onlar arasında kendi hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
Lo! thy Lord will judge between them of His wisdom, and He is the Mighty, the Wise.
O halde Allaha i'timad et sen şübhesiz açık bir hakk üzerindesin
Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.
Therefor (O Muhammad) put thy trust in Allah, for thou (standest) on the plain Truth.
Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin
Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Lo! thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee;
Sen o körleri delâletlerinden hidayete erdirecek de değilsin sen ancak âyetlerimize iyman edeceklere işittirirsin de onlar müsliman olur selâmet bulurlar
Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getirecek değilsin. Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
Nor canst thou lead the blind out of their error. Thou canst make none to hear, save those who believe Our revelations and who have surrendered.
[[ وَإِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِآيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ ]]
Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dâbbe çıkarırız, nâsın âyetlerimize yakîn ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler
Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.
And when the word is fulfilled concerning them, We shall bring forth a beast of the earth to speak unto them because mankind had not faith in Our revelations.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.