FANDOM


Nasir Nusret eden, zafer veren. Yardımcı. Muin.

Nusret (Nusrat) Yardım. Cenab-ı Hakkın yardımı, hususen ruhani muavenet. Zafer, galebe, fetih, üstünlük, başarı, düşmana gâlib olmak.

Muîn Yardımcı. Muâvin. İane eden.

Muavin Yardımcı. Yardım eden. Vekil.

Mekteblerde ve resmi dairelerde müdürden sonra gelen idare memuru.

NÂSIR (Nasîr, Hayrü'n-Nâsırîn)


Yardım etmek, kurtarmak, zafer vermek anlamındaki "n-s-r" kökünden türeyen nâsır yardım eden demektir. Nasîr, nâsır kelimesinin mubalağalı şekli olup, çok yardım eden, sürekli yardım eden; "hayru'n-nâsırîn" ise yardım edenlerin en hayırlısı demektir.

Kur'ân'da nâsır sıfatı, Allah hakkında sadece; "Hayır Allah mevlanızdır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır." (Âl-i İmrân, 3/150) âyetinde geçmiştir. Allah da insanlar da yardım eder. Ancak Allah'ın yardımı sınırsızdır, hayırlı ve iyi olan her alana şâmildir. İnsanın yardımı ise sınırlıdır.

Nâsır kelimesi Kur'ân'da hem insanlar hem de Allah için kullanılmıştır. Allah hakkında bir âyette "hâdî", 11 âyette "velî", 2 âyette "mevla" kelimesi ile birlikte geçmiştir: "... Rabbın yol gösteren (hâdî) ve yardım eden (nasîr) olarak yeter." (Furkân, 25/31); "...Dost olarak Allah yeter, yardım eden olarak da Allah yeter." (Nisâ, 4/45); "...Sizin Allah'tan başka ne dostunuz ne de yardımcınız vardır." (Tevbe, 9/116); "...Allah'a sarılınız. O mevlanızdır. O ne güzel mevla ne güzel yardımcıdır." (Hac, 22/78).

Allah bütün yaratıklarına, özellikle peygamberlere (Enbiyâ, 21/27) ve müminlere (Bakara, 2/286) yardım eder. Başarı ve muvaffakiyet ancak O'nun yardımı sayesindedir. O'nun yardım ettiğine kimse galip gelemez (Âl-i İmrân, 3/160). Allah'ın yardım eden olduğu; "nasara - yansuru" fiiliyle de ifade edilmiştir (Âl-i İmrân, 3/123): "Elbette biz, elçilerimize ve iman eden kimselere hem dünya hayatında hem de şahitlerin (şahitliğe) duracakları (kıyamet) gününde yardım ederiz." (mümin, 40/51)

Allah, müminlere yardımı kendisine yani dinine yardım şartına bağlamıştır: "Ey iman edenler! Eğer Allah'a (dinine) yardım ederseniz Allah da size yardım eder..." (Muhammed, 47/7), "...Allah kendine (dinine) yardım edene, elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah güçlüdür, azizdir." (Hac, 22/40) (İ.K.)

Veliyy (C: Evliyâ) Yakın.

Amcazâde, emmi oğlu.

Yar, dost.

Evliya (Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)

1. Dostlar.

Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Mü'minler (inananlar), mü'minleri bırakıp da kâfirleri (inanmıyanları) evliyâ edinmesin. (Âl-i İmrân sûresi: 28)

2. Allahü teâlânın sevgili kulları, nefsin esâretinden kurtulup, sözleri, işleri ve hareketleri İslâmiyet'e uygun olanlar, devamlı Allahü teâlâyı hatırlayıp, ananlar.

Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Biliniz ki, Allahü teâlânın evliyâsı için azâb korkusu ve nîmetlere kavuşmamak üzüntüsü yoktur. (Yûnus sûresi: 62)

Allahü teâlâ buyurdu ki: "Evliyâmdan birine düşmanlık eden, benimle harb etmiş olur..." (Hadîs-i kudsî-Buhârî)

Veli: Sahib, mâlik.

Evliya.

Muin. Muhafaza eden.

Küçük çocukların hâlinden mes'ul kimse.

Sıddık.

Baba. Babanın babası, cedde de denir.

Fık: Hayatını mücadelelerle ve azimet ve fevkalâde bir zühd ve takva ile ibadet ve taata sarfederek kendisinden Allah'ın (C.C.) izniyle gaybdan haber vermek ve gaybî ahvali keşfetmek gibi ilmî ve kevnî hârikalar zuhura gelen zât. Allah'a (C.C.) manevî yakınlık kesbetmiş olan şerif zât.

Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) isimlerinden birisi.

Veli' Kabuğunda olan hurma çiçeği.

Bir çocuğun her türlü durum ve davranışlarından sorumlu olan kimse.

Evliyâ görülünce, Allahü teâlâ hatırlanır. (Hadîs-i şerîf-Hilyet-ül-Evliyâ).

Evliyânın alâmeti üçtür:Birincisi, derecesi yükseldikçe tevâzûsu, alçak gönüllülüğü artar. İkincisi, elinde imkân bulunduğu halde dünyâya değer vermez. Üçüncüsü, intikam almaya gücü yettiği halde merhametli ve insaflı davranarak intikam almaz. (Ebû Abdullah Seczî)

Bir kimse velîlik mertebesine ulaşsa, onun üzerine Hak teâlânın bir perde örtmemesi, onu halkın gözünden gizlememesi mümkün değildir. "Evliyâm kubbelerim altında (saklı)dır. Onları benden gayrısı tanıyamaz." hadîs-i kudsîsinin mânâsı da budur. Burada bildirilen "Kubbeler", beşeriyyet sıfatlarıdır. Pamuktan veya başka maddelerden dokunmuş perde değildir. İnsanlık sıfatları öyle bir şeydir ki, o velîde, Hak teâlâ hazretleri açık bir kusur kılar veya bir hünerini ayıp sûretinde gösterir. "Onu Allah'tan başka kimse tanıyamaz." demek, "İçi ilâhî irâde nûru ile dolu olmayan kimseler o velîyi anlıyamaz" demektir. Ancak o nûr ile nurlanan kimseler anlayabilir. (Alâüddevle Semnânî)

Evliyânın sohbetine kavuşan, şeytanın elinden kurtulur, her an Allahü teâlâ ile berâber olur. (Yahyâ bin Muâz)

Allahü teâlânın evliyâsı büyük günâh işlemekten mahfûzdurlar, korunmuşlardır. (Kuşeyrî)

Evliyânın huzûruna boş olarak gelmelidir ki, dolu olarak dönülebilsin. Onların acıması, ihsânda bulunması için, boş olduğunu bildirmek lâzımdır. Böylece feyz, ihsân yolu açılır. (İmâm-ı Rabbânî)

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)

Edit

Edit

Honyakuaimai Türetilmiş Kavramlar

. Nuvola apps bookcase Köken
Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.