FANDOM


Ekşi sözlük entrileriEdit

memleket sinirlari icindeki ormanlardan ve korunmasindan sorumlu bakanlik.

http://www.orman.gov.tr/

ankara'da binasinin "gima'nin önü/ykm'nin çnü" klasiklerine alternatif olarak kullanildigi bakanlik

100 yıl kadar sonra, yeterli orman olmadığı için kapanacağını bile iddia edebileceğimiz bakanlık çeşidi.

kızılay-çankaya yönünde trt ve kızılay kavşaklarının arasında kalan kavşağın yaygın kullanılan ismi. bir diğeri de akay kavsagidır.

cikarttigi genelgeyle yangin mevsimini 1 haziranda baslatip diger yanginlara mudahale ettirmeyen absurd kurulus...

ayrintili bilgi için [ http://www.ntvmsnbc.com/news/215864.asp ]

16.05.2003 20:07

yeni adıyla (bkz: Orman ve çevre bakanlığı)

pavyonvari ışıklı tabelalarıyla dikkat çeken bir zavallı bakanlıktır bu, kimilerine göre kızılay burda başlar sıhhıyeye doğru gider

"ormanın cazibesi

ormanların korunması için kanundaki ‘kalkanlar’ her değişiklikte birkaç yerinden daha delinince son 7—8 yıldır adeta bir orman yağma yarışı yaşandı ülkemizde. talanın faillerini siyasiler, bürokratlar, holdingler, mafya ve bunların arasında kendine bir şekilde yer bulmuş çeşitli kesimlerden işbirlikçiler olarak sınıflandırmak mümkün. bu noktada ankara kulislerinde hâlâ anlatılan ilginç bir anekdotu nakletmekte fayda var. koalisyonlardan biri kurulurken, başbakan, bakan adayına herhangi bir bakanlığı teklif etmiş, o kişi hayır demiş, “orman bakanlığını istiyorum”. başbakan başka cazip bir bakanlık verecek olmuş, o ise “hayır illa orman bakanlığını isterim” diye tutturmuş. iş inada binmiş. adı istanbul'daki bir ormanlık alanın satın alınmasında da geçen kişi ne yapıp etmiş, araya bilmem kimleri koymuş ve orman bakanlığı koltuğuna oturuvermiş. ilginç bir rastlantı olsa gerek, bu dosyada anlattığımız orman yağma ve peşkeşlerinin birçoğu o kişinin bakanlık yaptığı dönemlerde gerçekleşmiş." kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=13488

" "antalya tayin çikiyor aradan bir iki gün geçince, ankara’ya kura çekmeye gittim. alınan ve kura çekecek kişi sayısı 305 kişi. bunun 50 tanesi orman genel müdürlüğü emrine verilerek, yurdun çeşitli yerlerindeki orman kadastro komisyonlarında görevlendirilecek. diğer 255 kişi ise doğu hizmeti olan, 6. bölge’ye gönderilecek. sivas’tan öte tarafa. batıya en yakın yer sivas. kurayı çeken, mosmor geliyor. tunceli, hakkari, mardin, kars gibi yerler. sivas, erzincan bile çıkmıyor kuradan. ben gittim, elimi torbaya soktum. bir açtım kağıdı, “mersin orman bölge müdürlüğü, falanca nolu orman kadastro komisyonu üyeliği”. tabii ki ben sevinçten uçuyorum, doğu çekmedim diye. allah rahmet eylesin, cemal akın isminde bir orman genel müdürlüğü yetkilisi vardı. bütün kura çekme işlemi bittikten sonra; “orman bölge müdürlüğü olarak kura çeken 50 kişi bir yere ayrılmasın” diye bir anons yaptı.biz toplandık. bize kısa bir konuşma yaparak; “yerinden memnun olmayan, tekrar kura çekmek isteyen var mı içinizde?” diye sordu. orman kadastro komisyonu’nun olduğu yerler, hep orman bölge müdürlüğü olan ve büyük yerler. mersin, adana, antalya, balıkesir, izmir, denizli gibi.ben daha önce mersin’e hiç gitmediğim için, pek istemedim. gözüm antalya’da. eeee, doğu’dan kurtuldum ya. artık şımardık. “hem kız istiyorum, hem de bacakları düz istiyorum”“ben tekrar kura çekmek istiyorum” dedim. gittim torbanın başına. bir çektim, açtım; yine mersin. haydaaaaa. “bir daha çekebilir miyim. zaten ilk çektiğim de mersin idi” dedim. cemal akın; “çek bakalım” dedi. bir daha çektim, yine mersin. haydaaa ki, haydaaaa. ama hâlâ aklımda antalya var. cemal akın’dan biraz yüz buldum ya, adama “islak peştamal gibi yapıştım”. başladım adama yalanlar söylemeye; “efendim ben antalya’daki ziraat fakültesi’nde mastır yapmayı düşünüyorum da, benim orda dayım var da, falan filan”. bir sürü yalan. cemal akın, yanındaki şube müdürüne dedi ki; “yaz şunu antalya’ya” dedi. baktı ki kurtulamayacak benden.döndüm memlekete ve atama yazısını beklemeye başladım. ufak bir araştırmadan sonra, antalya’da lojman olduğunu ve evli olanlara çıktığını duydum. hemen başladık resmi nikah için hazırlıklara. o arada atama yazısı da geldi. 25-mart-1987 tarihinde, bir cumartesi günü resmi nikah kıydık. bir gün durdum, ertesi gün yola çıktım ve 27-mart-1987, pazartesi günü de antalya’da göreve başladım. rüşvet yemek, ya da yememek. işte bütün mesele bugörev yeri, antalya orman bölge müdürlüğü, 3 nolu orman kadastro komisyonu ziraatçi üyeliği. cemal akın, şube müdürüne “yaz şunu antalya’ya” deyince, şube müdürü de antalya’nın komisyonlarından en düşük numaralı olan 3 nolu komisyona beni yazmıştı. bu yüzden komisyona atanan benden başka bir ziraat mühendisi daha vardı. ismi mehmet şarkışla. kayserili bir arkadaş. ayrıca sefer cengiz isminde, samsunlu bir orman mühendisini de, ormancı üye olarak vermişlerdi. komisyon başkanı, hakkı karataylı isminde bir adanalı orman mühendisi. asıl ormancı üye, sami isminde bir burdurlu orman teknisyeni. asıl ziraatçi üye de hakkı duran isminde bir amasya gümüşhacıköylü bir ziraat teknisyeni. aday memuruz. biz işleri öğrenmeye çalışıyoruz. ama işleri öğrendikçe de, “ulan, nerden düştük bu pisliğe” demeye başladık. işim özü şöyle.orman kadastro komisyonları, tarım arazileri ile orman arazileri arasındaki sınırı belirliyor. eski sınırları tespit ediyor ve canlandırıyor. eğer eski sınırlardan bugüne, orman arazisi tarım arazisine dönüştürülmüşse, bunu da meşhur 2b maddesi ile orman sınırları dışına çıkarıyorduk. esas mesele burada başlıyordu. çalıştığımız yerler hep antalya’nın sahil kenarları ve turizm yüzünden fiyatları aşırı değerlenmiş arazilerin kenarı. adamın arazisini 2b ile orman dışına çıkarınca, adam birden zengin oluyordu. bu yüzden, hangi arazi sahibinin ihtilaflı arazisinin başına çalışmaya gitsek, adam hemen rüşvet teklif ediyordu. komisyonların hemen hepsi de bu çarkı döndürüyordu.komisyonların arazi çalışması bahar ve yaz aylarındaki 6 aylık devrede oluyordu. genellikle 6 ay evden uzak olarak, arazide çalışma yapılıyordu. bu yönüyle zahmetli bir iş. eskiden orman kadastro ve amenajman komisyonları sürgün yeri imiş. orman teşkilatında ne kadar lüzumsuz, problemli ve aşırı solcu varsa, hepsi burada idi. fakat 12 eylül’den önce turizm bu kadar önemli olmadığı için sürgün yeri olan komisyonlar, 12 eylül’den sonra çok iyi bir rant ve rüşvet yeri olmuştu.yeni alınan 50 kişiden, sadece durdu ali isminde bir kişi solcu idi. diğerlerinin hemen hepsi bizim takımdandı. aramızda birkaç tane de hoca efendi takımından vardı. durum böyle olunca, komisyonların hepsinin huzuru kaçtı. istenmeyen elemanlar olduk. çünkü bizler, çarkın dişlilerin arasında giren ve dişlileri kıran, bozan taş, demir parçaları gibiydik. eğer uyumlu davransaydık, birkaç sene sonra memurluk yapmamıza bile lüzum kalmayabilirdi. sadece bir adamın arazisinin başına gidiyoruz. adam bize; -“çıkarın şu 10 dönümü, 5 dönümü sizin olsun” diyor. alsak 5 dönümü, komisyonda adam başına bir dönüm düşüyor. o bir dönümüm değeri, o zamanın parası ile rahat bizim bir 1,5-2 yıllık maaşımız. eğer gözünü kararttıysan, 1 ay içinde, sadece bir köyden, sermayeyi doğrultmak mümkün. baktık bu iş bozar. orman teşkilatından ayrılmak istiyoruz, o zamanlar bakan, yetim hüsnü. başbakanın yeğeni. adama kimsenin sözü geçmiyor. o zamanlar tarım orman ve köyişleri bakanlığı idi. başim bal küpüne batiyor, baba oluyorum bahar ayları geldi. bizim komisyona,çalışma yeri olarak burdur’da bazı köyler çıktı. komisyon olarak, burdur’un yeşilova ilçesi’nde bulunan, salda gölü kenarındaki orman tesislerine kamp kurduk. aradan bir iki ay daha geçti. “biz düğünü yapalım” dedik. düğün tarihini ağustos ayı’na tespit ettik. komisyona bir yazı geldi. “3 nolu komisyon yedek ziraatçı üyesi orhan yılmaz, geçici olarak denizli orman bölge müdürlüğü’ndeki falanca komisyona görevlendirilmiştir” diye. hoppalaaaa. biz düğün yapacağız, başka yere geçici görev geliyor, peşinden de tayin gelir muhtemelen.ankara’ya gittim. yukarıdan, şube müdürüne; “antalya’daki komisyonlardaki yeni ziraatçı elemanlardan birini, denizli’ye verin” diye bir emir gelmiş. adam defteri bir açmış, en başta 3 nolu komisyon var. kim orada yeni ziraatçı? orhan yılmaz. hemen yazmışlar benim ismimi denizli’ye. böyle durumlarda, en başta olmak da, en sonda olmak da iyi olmuyor, herhalde.bu sefer bizim işe bakan genel müdür yardımcısı osman çelik idi. kendisi çerkez olduğu için, biz de hanım tarafından bir torpil bulduk. düzelttirdik tekrar işimizi. “harala, gürele” derken, en sonunda 8-ağustos-1988 tarihinde düğünü yaptık da, sonunda muradımıza erdik. evlendim, 9 ay 20 gün sonra, 27-mayıs-1988 tarihinde, bir ihtilal yıldönümünde, ilk çocuğumuz oldu. adını zeynep setenay koydum. kendi kendime düşündüm kü; “benim eşim çerkez. çocuğua çerkez ismi koysam, adımız kılıbığa çıkacak. çerkez ismi koymasak, hanıma haksızlık olacak. ben de dedim; “iki isim koyayım. biri çerkez ismi olsun, diğeri normal bir isim. peygamberimizin hanımı ve kızının ismi olduğu için, zeynep ismini tercih ettim.işimizi yapan osman çeliğ’in kitapları vardı, onlardan da aldık birkaç tane almıştım, tayin işi için uğraşırken. kitabın birinde adı geçen, çerkezler’in efsanevi kadın kahramanlarından biri olan setenay ismi hoşuma gitmişti."

kaynak: http://www.sapsaman.com/…news&file=article&sid=2946 yazan: zileliorhan

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.