FANDOM


Prof. Dr. Süleyman Uludağ içini döktü Edit

İlahiyat Profesörü Süleyman Uludağ Hürriyet gazetesine fena yüklendi. Vakit Haber Müdürü'ne konuşan Prof. Uludağ'ı bu kadar kızdıran bakın neydi?

22 Mayıs 2008 11:26

Muharrem Coşkun'un Röportajı- muharice@vakit.com.tr

İçkisiz yer bulmak ne kadar zorlaştı

Vakit Gazetesi’nin geçtiğimiz haftalarda yayınlanan “Fitneye Dikkat” manşetine görüş bildiren İlahiyatçılardan Prof. Dr. Süleyman Uludağ, 2 gün sonra Hürriyet Gazetesine manşet olunca hayli şaşırmış. Vakit gazetesinin haberinde, Hüseyin Üzmez adı hiç geçmezken, Uludağ’ın Vakit’e yaptığı açıklamalardan yola çıkan Hürriyet, manşetine taşıdığı haberinde, Hem Hüseyin Üzmez’i hem de Süleyman Uludağ’ı hedef yapmıştı. Dahası, Hürriyet’in, 1973 yılında okurlarına promosyon olarak verdiği bir eser üzerinden saldırıya geçmesi herkesi şaşırtmıştı. Tabii buna en fazla şaşıranlardan biri de, onca yaptığı ilmi çalışmasına yer vermeyen bir gazetenin, bir anda alakasız konudan kendisini manşet yapan Prof. Süleyman Uludağ oldu. Süleyman hoca da olay sonrası yaşananları ve tartışmalara neden olan eseri Vakit’e anlattı. Uludağ hoca bunun için Bursa’dan kalkıp İstanbul’a geldi. Bu kez de farklı bir gerçekle yüzleşiyorduk. Her fırsatta, “içki içenler baskı altında” yaygarası koparan çevrelerin aksine, Hoca’yla denize nazır bir yerde sohbet etmek için, içkisiz yer bulamıyorduk. Yenikapı’dan Tophane’ye kadar epey oturacak yer arıyoruz. Uzun arayışlar sonucunda alkol servisi yapılmayan bir yeri güçlükle bulabiliyoruz. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede alkolsüz bir yer bulmakta zorlanınca, hala “mahalle baskısı yaşandığını” iddia eden yüzsüzler geldi aklıma.. Neyse uzatmaya gerek yok. Muharrem Coşkun



 ***********************************************************************

Hocam istersiniz sohbetimize başlarken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kamuoyu nezdindeki güvenilirliğine değinelim. Sizce Diyanet, hem dini hem de güncel konularda gerekeni yapıyor mu? Daha da önemlisi ne denli güveniliyor? Diyanet, her şeye rağmen İslam dışı bir yoruma ve içtihada gidemez. Gittiği anda da kimse inanmaz. Örneğin, “Diyanet fetvayı verdi açılayım” diyen kadın olacağını sanmıyorum.

Bu tarz İslam dışı yorum velev ki yapılacak olsa, Dindar kesim üzerinde değil de, dini çok bilmeyen kesim etkilenir.. Bir de kendini aydın yazar çizer gören takımın işine gelir. İddialarını savunmada yeni madde olduğu için.

Diyanet’e baskı var mıdır..? Elbette. Bu yeni değil. Cumhuriyetin kuruluşundan beri böyledir. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında siyasilerin Diyanet’e baskıları daha yoğundur. Ama 1960’tan sonra biraz rahatlama olmuştur. Bugün artık resmen diyanetten İslam dışı fetva çıkmaz. Mesela Ömer Nasuhi Bilmen hoca istedikleri fetvayı vermeyince görevden uzaklaştırılmıştı.

Neden dolayı?

Yine Türkçe ezan ve Türkçe Kur’an’dı mesele. İhtilal idaresinin taleplerinden biri de buydu. Bu değişmez zaten.

Hocam sizi yakalamışken, çok sorulan bir soruyu sormak istiyorum. Müslümanlar bankayla çalışabilir mi ötrneğin kredi alabilirler mi?

Evet. Başka türlü bu dünyada yaşamanız mümkün değil.

Ancak tefecilik dediğimiz bir olay var. Bundan kaçınması gerekiyor herkesin. Tefecilik Türkiye’de çok da yapılmıştır. Şu anada da var. O noktaya gelinmememsi gerekiyor. Buna izin verilmemesi gerekiyor. Vatandaş bize soruyor. 600 bin ytl param var ne yapabiliriz diye. Biz vatandaşa, “paranı bankaya yatırabilirsin ama faizini orada bırakma al ama çeşitli sosysal faaliyette kullanabilir, veya fakire fukaraya verebilirsin” diyoruz. Mesela “tasarruf” adıyla para kestiler sonra nema diye faiziyle ödediler. Nasıl ayıracaksınız. Enflasyonun yüksek olduğu dönemde kestiler. Krediye gelince, ihtiyacı olanlara uygun fiyatla konut kredisi alınabilir. “Uygun” diyorum bakın yüksek faiz değil.

Azı da çoğu da haram değil mi Faizin? Azı da çoğu da tartışılır. Bankaların çoğu tefecilik yapıyor. Bankaların faiz adı altında yaptıklarının çoğu da tefecilik gibi. Mesela paramızı devlet bankaya yatırıyor. Faizler çok yüksek. Krediyle alışveriş yaparsınız ödemezseniz, aylık faiz yüzde 4 diyor, bu yıllık yüzde 50 demek. Resmi faiz “yüzde 15” deniyor ama alacaklarda faiz yüzde yüzü aşıyor. Bu tefeciliktir. Ama konut alacak ve mecbursa başka türlü de ev sahibi olamayacaksa, TOKİ’nin yaptığı gibiyse kredi alabilir.

HÜRRİYET’İN YAPTIĞI ALENEN ÇARPITMA

Zaman zaman ortaya atılan Reform söylemlerine nasıl bakıyorsunuz? Reformason, bana hoş gelen bir bu kelime değil. Eskiden “tecdid,” “ıslahat”, “Tanzimat” denirdi. Buna ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. Çünkü değişen şartlar var. Ama bunu nerede yapacaksınız. Saha ayrımı önemli. Mesela namaz şöyle, hac böyle, kurban kesilmesin gibi şeyler söyleniyor. Bunlarda olmaz. İslam bu değişen şartlara göre değişebilir. Ama itikatta, ibadette ve ahlakta da olmaz.

Geriye bir şey kalmadı zaten?

Kalıyor. Hukuki meseleler, siyaset, ekonomi olabilir. İhtiyaca göre yeni kanunlarda olabilir, trafik, sigara gibi ceza kanunlarında..

Ilımlı İslam peki. Var mı böyle bir proje?

Ilımlı İslam da, İslamofobi de, radikal dinci de, fundamantalizm de hoş tabirler değil. Bunlar zaten gayr-ı müslimler tarafında üretilmiştir. Hem kendi kamuoylarına mesaj veriyorlar, hem de İslam dünyasındaki elemanlarıyla pazarlıyorlar. Başka yere postaladıkları ifadeler bunlar. Esas itibariye tek bir İslam vardır. Ama üslup farkı olan, bir Şia bir Hanefi İslamı vardır.

Hürriyet’e manşet oldunuz, bekliyor muydunuz?

Hayır. Sizin muhabiriniz beni aradı. Bir firmanın defilesi üzerinden yapılan eleştirilerle ilgili görüşümü sordu. Ben de din ve kadını sömürü aracı yapmadan defileler yapılabileceğini, kıyafet giyeceğini söyledim. Siz basında islama ve Müslümanlara yönelik yazılanları “Fitne” diye vermişsiniz. Baktım alakasız bir şekilde benim yıllar önce yazdığım kitapla Hüseyin Üzmez olayı üzerinden saldırı var.

Kaldı ki, 3 yıl önce de sizi aynı konuyla konuşturmuşlar. Bugün eleştirdikleri kitap hakkında görüşünüze başvurmuşlar..? Evet. O zaman Tony Bilair’in 4-5 çocuğu olduğu, seksi sevdiğini yazmışlar. Mevlanayı da kastederek, “Bilair’den hızlıymış” diye yazmışlar. Bunu da İsmail Nacar söylemiş o zaman.

Şimdi de, benim kitabımdan, bağlamından koparılmış, sivri yönleri öne çıkarmış, yorumları kenara koymuş kanaatimizi hiç görmemiş. Bir de Hüseyin Üzmez ve Vakit’le birleştirerek tam bir çarpıtma yapmış. Tam bir çarpıtma. Oysa o kitap o şekilde değil. Demişiz ki, “böyle şeyler her yerde var, halk hikayelerinde de var. Bu bir menkıbedir, abartı mübalağa vardır” demişiz. Bunları görmemişler.

Nedir hocam bu olayın aslı? Mevlana aslında; sema, dini tören, zikir, düşünme derken kadına fazla vakit ayıramadığından şikayet ediyor. Ve diyor ki “bizim bu dünyada şehvetlerle ilgilenmeyişimiz, daha yüksek hazlarla meşgul olmamızdandır. Ruhani hazlarla meşgul olduğumuz içindir. Sizi oraya götürdüğümüz içindir. Bunlar bedensel hazlar, daha yüksek hazlar ve zevkler var diyor. Burada onlar bunu bu şekilde değil hayvanlaştırıyorlar. Kaldı ki ben buna rağmen, “Abartılı” diyorum, yorum yapıyorum. Bazıları evliyanın kerameti vardır olabilir diyebilir.


DÜŞMANLIKLARI HALKA

Neden bu kadar büyüttüler peki bu meseleyi?

Vakit olanlara fitne dediği için kızmış olmalılar. Hedeflerden biri sanıyorum Vakit, diğeri de siyasi ortam. “Böyle hurafe kabilinden şeyler yazılıp çiziliyor” demek istiyorlar. Üzmez olayıyla birleştirerek, siyasi ortam oluşturulmak isteniyor.

Bu olayın ardından arayıp konuştular mı sizinle?

Aradılar konuştular, ama yayın yaptılar mı bilmiyorum.

Ben takip ettim en ufak bir açıklamanız çıkmadı…?

Hürriyet adına gelen kişi geldi konuştu.

Ne demiştiniz onlara?

Çarpıttınız dedim, yaptığınız yanlış dedim. Bu ifadelerin bana ait olmadığını anlattım. Kimin söylediğini de, kaynağını da verdim.

Şimdi eleştirdikleri o kitabın Hürriyet tarafından okuyucularına promosyon olarak verildiğini hatırlattım.

Ne zaman verilmişti?

Hürriyet yayınlarından çıkıyor ve hürriyet bunu promosyon olarak dağıtıyor. Hürriyet bu kitabı 1973’te promosyon olarak dağıttı. Milli Eğitim daha önce alıp basmıştı. Onlar da alıp verdiler okuyucularına. 1. cildin 417. sayfasında bu meseleler geçiyor. Aslında kıymetli bir kitap bu. Eflaki Dedenin Farsça eseri. Onların kendi arşivlerinde vardır. Ama okumazlar, okudukları şeyler başka.

Önce eleştirdiler ama sonra sizin açıklamalarınıza da yer vermediler. Ne söylemek istersiniz? Yaptıkları etik değil, ara sıra etik akılların geliyor ama kendi yaptıkları etiksizliği görmüyorlar, benim kitabımı eleştirmeye çalışıyorlar.

Hürriyet bunu eskiden beri yapıyor zaten. Politikacılarla şirketlere de yapıyor.

Sebebi ne peki?

Mücadelenin ardında siyasi ve ekonomik faktörlerin etikli olduğunu düşünüyorum. Şikayet geniş ölçüde bugünkü iktidardır. Cumhurbaşkanını seçtirmemek için ellerinden geleni yaptılar. Mitingler düzenlediler. AK Parti’ye karşı bir harekattı onlar. Daha önce de 28 Şubat 1997’de Refahyol’a karşı yaptılar. 27 Nisan’da da askerlerin bildirisi oldu. Bunlar da bir mücadeledir, hakimler ve askerler de taraf olduklarını kendileri söylediler. Bu ideolojinin unsurlarından biri de halkı adam yerine koymamak. Halkı adam etmeye çalışmak. Halkın oyuna saygı duymamalarının nedeni bu. AK Parti değil başkası da olsa aynısını yaparlar. Menderes’in DP’sine karşı da aynısını yaptılar. Hatta Demirel’e karşı da geçmişte yaptılar ama Demirel onlarla anlaşınca yakayı kurtardı.

Müslümanları nasıl etkiliyor bu?

Müslümanları işine yaradığını düşünüyorum. Cunta yanlısı değilim ama 12 Eylül’ün de, 28 Şubat’ın da bize faydası oldu. Bunu bilinçli yapmadılar ama 12 Eylül’de din dersini zorunlu yaptılar, imam hatip ve ilahiyatlara dokunmadılar. Bu sayede, İslami kesim birbiriyle olan muhalefetlerini bir kenara bıraktı. Cemaatler arsındaki ilişkiler makul hale geldi. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçiminde verilen e -muhtıra da Müslümanları kenetledi. Bak muhalefet seçim lafını ağzına alamıyor.

Siz tasavvuf uzmanısınız. Tarikatlar topluma ne kazandırıyor? Tarikatların topluma çok şey kazandırdığını düşünüyorum. Tarihte de şimdi de. Cumhuriyet döneminde yasaklanmış olmakla beraber, dini hayatta önemli işlevleri oldu. Yasak ama cem ayinleri TV’lerde yayınlanıyor, yapılıyor, sema gösterileri aynı şekilde.

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.