FANDOM


Eşi sözlük yorumlarıEdit

"sufi gozuyle kadın" adli eserinde, mevlana'nin, esi kira hatun ile bir gecede 70 kez cinsel iliskiye girdigi rivayetine, ruhani ve ilahi zevklerin, maddi zevklere olan ustunlugunu vurgulamak icin yer verdigini soyleyen, mantik, fizik, matematik ve anatomi alimi(!) oldugu belli, bu ozellikllerinden mutevellit, aklima sorular getirtmis profesor* kisisi.

mevlana'nin yakininda yasamis eflaki dede'den rivayet olundugu belirtilmis, ruhani zevklerin ustunlugunun vurgulandigi iddia edilen hikaye ise soyle;

yorumsuz, buyrun;

"hazreti mevlana'nın temiz kalpli eşi kira hatun hazretleri bir gün şöyle düşünmüştü: 'epey zamandır, hazreti mevlana yemeyi, içmeyi ve uyumayı en aza indirdi. durmadan oruç tutuyor. sohbetler yapıyor, coşuyor, sema yapıyor. kendini riyazete veriyor. bedenin ihtiyaçlarına önem vermiyor. beni de ihmal ediyor. yatağıma girmiyor. acaba şehvetten ve beşeri özelliklerden arındı da melek gibi bir varlık mı oldu?'

kira hatun hazretlerinin bu duyguları, hazreti mevlana'ya malum olur. o gece eşini ziyaret edip şereflendirir. kükremiş bir arslan gibi kira hatun’a çullanarak, peş peşe 70 defa cinsi ilişkide bulunur. kira hatun, bir yolunu bulup, hazreti mevlana’nın elinden kurtulup, medrese’nin damına koşar. mevlana onun arkasından gider, 'daha tamam olmadı' der ve ekler: 'hak erenler her şeyi bilirler. onlar yetersiz ve iktidarsız değillerdir. bedeni zevklerini de bilirler. cinsi ilişkiyi terk edişimiz, vecd (kendini kaybedercesine dalmak) ve istiğrak (kendinden geçip dünyayı unutmak) halinde olmamızdandır."

konunun sozlukteki yansimasi icin; (bkz: mevlana bir gecede yetmis kez yapmis) (niketese, 08.05.2005 07:18 ~ 01.02.2008 10:39)


aslında türkiye'deki sünni muhafazakarlığa kıyasla nisbeten radikal görüşleri olan bir teologdur ki bu camia tarafından pek de sevilmez. "islam açısından musiki ve sema" kitabında, mezhepler arası gezip, biraz da kendine uygun düşeni hanefi mezhebi tekeli dışında kabul ettiği için de kabul görmez, akademik konumundaki dış cephe kaplamasına bakmayın. yer yer harici ibn-i tahir el-makdisi’nin görüşüne yer verip ona göre neticeye vardığı için eleştirilir (malum, birkaç sünni mezhebi birleştirerek karar almak eleştirilir ama sünni mezhepler dışına çıkmak tamamen kabul edilmemeye yol açar.)

yani kısaca şu veya bu şekilde süleyman uludağ'ın, islami camia tarafından liste dışı edildiği söylenebilir; katı sünni müslümanlığında her türlü resim kabul edilemez olmasına karşın süleyman uludağ “şüphesiz ki:allah güzeldir,güzeli sever.” hadisine göre "resim güzeldir, allah resimi de sever" diyerek tam olarak zıt bir kutupta bulunur. sünni ekolce ses sanatkarlığından alınan paraların caiz olmamasına karşı çıkar. bu sebepler dolayısıyle genelde, hazırladığı mukaddime çevirisine dahi el sürülmez. eğer geleneksel eğlence anlayışı dışına çıkmak isterseniz, kara listeye alınmak gayet olası; burası royal academy değil. ama sıkışınca referans gösterilmekten de geri durulmaz genelde, hmm. (balamir1, 08.05.2008 14:52 ~ 14:57)


biyografisi ve entellektüel serüveni için kendisiyle yapılmış uzun soluklu bir söyleşiye/sohbete şu adresten ulaşılabilir: http://www.tasavvufdergisi.net/?bolum=dergi&no=19

dört dörtlük bir düşünür olmaktan ziyade, okuma sahasının genişliğinden ve klasik dillere (arapça-farsça-osmanlıca) vukufiyetinden kaynaklanan bir anlatıcıdır. ansiklopedik bir tarza sahiptir. nitekim tdv islam ansiklopedisinde pek çok madde yazmıştır. eski hocalardandır, bildiğim kadarıyla bilgisayar kullanmaz, elle yazar. sohbeti tatlıdır, yeter ki zıt görüş sahibi biri konuşmasını bölüp de kafasını dağıtmasın... konuşması uzadıkça uzar, çünkü aklına hep bir şeyler üşüşmektedir. bazen konuları dağıtır da dağıtır. belli ki bir ömür okumuştur, anlatmıştır, yazmıştır...

bence ortaya koyduğu en değerli faaliyet, yazdığı kitaplar değil, yaptığı tercümelerdir. özellikle tasavvufun ilk dönem klasiklerini çevirmekle büyük hizmet yapmıştır. (maalesef sözlükte bu klasiklerle ilgili bir tane bile başlık yok, o yüzden bkz gösteremiyorum. belki bir gün üşenmeyip hepsini tek tek yazarım.) tercümelerinde benim gördüğüm tek problem, kafasına yatmayan konularda çevirdiği metnin ciddiyetini bozan bazı dipnotlar koymasıdır. bu arada mukaddime çevirisi, bütün diğer mukaddime çevirilerine ve yayınlarına kıyasla çok daha seviyeli, baskı kalitesi itibariyle de en dikkate değer olanı ve hep el üstünde tutulanıdır.

kendi yazdıklarında genellemeci bir üslup kullanır. bazen o kadar çoğalır ki genellemeleri, insanın, ‘amcacığım keşke hep tercüme yapsaymışsın’ diyesi gelir. polemikli konuları sever. islâm ve siyaset, faiz, müzik ve eğlence gibi konularda konuların kaynaklarına giderek alışılmışın dışında sözler eder. fakat dindar çevrelerce reddedilen bir kimse değildir. çünkü bu alışılmışın dışındaki sözleri kendi kafasından üretmeyip, ilgili kaynaklardan hareketle yeni bir senteze ulaşarak söylemektedir. yani ortada bir küçük hesap ve dışlama yoktur, bilakis büyük bir emek ve konuyu sahiplenme vardır. bu yüzden yazıp-söylediği farklı fikirler genelde ya kabul ya hürmet görür. kendi yazıp çizdikleri arasında bence en değerli olanı tasavvuf terimleri sözlüğüdür, bu çalışmayı daha da genişletmesi ümit edilir.

artık niye tercüme yapmıyor, kendi konuşmasın, dinlenmeyen ve unutulmaya yüz tutan büyükleri konuştursun dediğim, muhabbet ettiğim, allah uzun ömür versin diye temenni ettiğim bir zattır... türkiye için bir değerdir...

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.