Yenişehir Wiki
Yenişehir Wiki
80.288
pages
Gıybet.jpg

D. Gıybet. /غيبت / غِيْبَتْ
Gıybet/Sözlük
Gıybet/VP
Gıybet ayeti.
Gıybet hadisleri
RNK/Gıybet Hakikat Çekirdekleri 2 HAKİKAT ÇEKİRDEKLERİ
ehl-i gıybet Gıybet eden, arkadan çekiştiren kimseler.
fasık-ı mütecahir / fâsık-ı mütecâhir Açıktan açığa kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. (Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz.) gaybet Başka yerde bulunmak. Hazırda olmamak. Gıybet. Bir şeyin diğer bir şey içinde gaib olması. Gıybet. igtiyab Gıybet etmek. Zemmetmek. Yermek. işhas: Fesatçılık ve dedikoduculuk yapma. Çekiştirme. Gıybet etme. kaddah Kadeh yapan. Kadeh yapıcı. Zemmeden. Gıybet eden. Hicveden, yeren. kadh: Zemmetme, çekiştirme. Bir kimsenin ayıb ve kusurlarını söyleyerek gıybet etme. Men'etmek, engel olmak. Çakmak taşını çakmak. Bir kimsenin işine halel vermek. kali / kalî:Dedikoducu, gıybet eden, çekiştirici. Söylemekle. Söylenmiş. Söz olarak. Söze dair ve müteallik. lümeze: Bir kimsenin arkasından ayıplarını söyliyen. Gıybet eden. meyelan-ı gıybet / meyelân-ı gıybet: Gıybete meyletme, başkalarının ardından konuşma eğilimi. mugayebe: Kaybolma. Bir kimseyi arkasından zemmetme. Gıybet etme. mugtab: Gıybet söyleyici, gıybet eden. nakise: Kusur, ayıb, eksiklik, kabahat, noksanlık. Gıybet. niguhide: Çekiştirilmiş, zemmolunmuş, gıybet edilmiş. (Farsça) niguhiş; Çekiştirme, gıybet, zemm. (Farsça)



(Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı. Eğer doğru dese; zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır. M.)

(Gıybet, mahsus birkaç maddede câiz olabilir:

Birisi: Şekva suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.

Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesâi etmek ister. Senin ile meşveret eder. Sen de sırf maslahat için garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: "Onun ile teşrik-i mesâi etme. Çünki zarar göreceksin."Birisi de: Maksadı, tahkir ve teşhir değil, belki maksadı, târif ve tanıttırmak için dese" "O topal ve serseri adam filân yere gitti."Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yâni fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor; zulmü ile telezzüz ediyor; sıkılmıyarak âşikâre bir surette işliyor.İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet câiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş odunu yer bitirir; gıybet dahi a'mâl-i sâlihayı yer bitirir.Eğer gıybet etti veyahut istiyerek dinledi; o vakit $ demeli, sonra gıybet edilen adam ne vakit rast gelse: "Beni helâl et." demeli... M.)

Hakikat Çekirdekleri2[]

1.19 ﻁ Gıybetin Derece-i Şenaatı[]

Kur'ân der:

ﺍَﻳُﺤِﺐُّ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢْ ﺍَﻥْ ﻳَﺎْﻛُﻞَ ﻟَﺤْﻢَ ﺍَﺧِﻴﻪِ ﻣَﻴْﺘًﺎ

Altı kelime ile, altı derece şiddetle gıybeti takbih ediyor. Yani, hemze ile der:

1- Aklına bak, böyle şeye cevaz verir mi? Müstakim aklın yoksa;

2- Kalbine bak! Böyle şeye muhabbet eder mi? Selim kalbin yoksa;

3- Vicdanına bak, böyle dişinle kendi elini parçalamak gibi hayat-ı içtimaiyeyi bozmaya rıza gösterir mi? Vicdan-ı içtima'în olmazsa;

4- İnsaniyetine bak, böyle canavarvari iftirasa iştiha gösterir mi? Manen insaniyetin olmazsa;

5- Rikkat-i cinsiye, karabet-i rahmiyene bak! Böyle kendi belini kıracak harekete meyleder mi? Rikkat-ı cinsiyen olmazsa;

6- Hiç sağlam tabiatın yok mu ki, ölüyü dişlerinle parçalıyorsun. Demek akıl, kalb, vicdan, insaniyet, rikkat-i cinsiye, tabiat, şeriat nazarında merdud gıybet, matruddur.