Yenişehir Wiki
Advertisement

Önceki Risale: Hakikat Çekirdekleri (2)Âsâr-ı BediiyyeTarihçe-i Hayatın Zeyli: Sonraki Risale

D. {{Alıntı|konum=sağ|{{RNK}}|10px|30px}}
<div style="font-size:150%;">'''Büyük Punto'''</div> Şablon:Risale bakınız


RNK şablon sayfası
Arapça font problemi

Risale
Risale:Risale
Risale:Risale-i Nur
Risale: Mukaddime (Muhakemat)
Risale:Lemeat (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Makaleler (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Lemeat'tan (Kastamonu)
Risale:Teşhis-ül İllet (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Divan-ı Harb-i Örfi (Asar-ı Bediiyye)
Risale:İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir Takriz
Risale:Hakikat Çekirdekleri (Mektubat)
Risale:Hakikat Çekirdekleri (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Hakikat Çekirdekleri (2) (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Tarihçe-i Hayatın Zeyli (Asar-ı Bediiyye)
Risale
Risale:Hutbe-i Şamiye
Risale:Hutbe-i Şamiye (Asar-ı Bediiyye)

RNK : Risale-i Nur Külliyatı’ndan
Kuran:Kur'an .
Risale:Evrad .
Risale:33 Hadis .
Risale:Hazret-i Üstadın Tashih ve Tasarrufları Hakkında (Asar-ı Bediiyye) Risale:Vukufsuz Ehl-i Vukufa Cevap (Asar-ı Bediiyye)
Tüm risaleler :Risale:Risale-i Nur : Evrad
Büyük boy kitaplar: Sözler - Mektubat - Lem'alar - Şuâlar - Tarihçe-i Hayat - İşarat-ül İ'caz - Mesnevi-i Nuriye - Asâ-yı Musa - Barla Lahikası - Kastamonu Lahikası - Emirdağ Lahikası-1 ve Emirdağ Lahikası-2 -Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Mesnevi-i Nuriye *İ’tizar *Mukaddime *Lem'alar Risalesi *Reşhalar *Lasiyyemalar *Katre *Hubab *Habbe *Zühre *Zerre *Şemme Risalesi *Onuncu Risale *Şule *Nokta *Münderecat Hakkında *Fihrist
Orta boy kitaplar:Muhakemat - İman ve Küfür Muvazeneleri
Küçük boy kitaplar: Âyet-ül Kübrâ - Bediüzzaman Cevap Veriyor - Divan-ı Harb-i Örfî - Elhüccet-üz Zehrâ - Ene ve Zerre Risalesi - Esma-i Sitte - Gençlik Rehberi - Hakikat Nurları - Hanımlar Rehberi - Hastalar Risalesi - Haşir Risalesi - Hizmet Rehberi - Hutbe-i Şamiye - İçtihad Risalesi - İhlas Risalesi - İhtiyarlar Risalesi - İman Hakikatleri - Konferans - Küçük Sözler - Lâtif Nükteler - Meyve Risalesi - Miftâh-ul İman - Mi'rac ve Şakk-ı Kamer Risaleleri - Mirkat-üs Sünnet - Mu'cizât-ı Ahmediye - Mu'cizât-ı Kur'aniye - Münâcât - Münazarat - Nur Aleminin Bir Anahtarı - Nur Çeşmesi - Nur'un İlk Kapısı - Otuz Üç Pencere - Rahmet ve Şefkat İlaçları - Ramazan-İktisat-Şükür Risaleleri - Sünuhat-Tulûat-İşârât - Sünuhat - Tulûat - İşârât Sünuhat - Tulûat - İşârât Tabiat Risalesi - Uhuvvet Risalesi - Üstad Hz.'nin Hulusi Ağabeye Gönderdiği Mektuplar - Üstad Hazretlerinin Mehmet Kayalar Ağabeye Gönderdiği Mektuplar Yirmi Üçüncü Söz - Zühret-ün Nur
Diğer risaleler ve parçalar: Âsâr-ı Bedîiyye - Tılsımlar - Sirac-ün Nur (*3. Şua (Münacat Risalesi) 25. Lem'a (Hastalar Risalesi) 25. Lem'a'nın Zeyli 17. Mektub (Çocuk Taziyenamesi) 26. Lem'a (İhtiyarlar Risalesi) 26. Lem'a'nın Zeyli 21. Mektub 4. Şua (Ayet-i Hasbiye Risalesi) 13. Lem'a (Hikmet-ül İstiaze Risalesi) 33. Mektup (Aynı Zamanda 33. Söz Pencereler Risalesi) Eski Said'in Yeni Said'e İnkılabı Zamanındaki Hazin Münacatı 12. Şua (Denizli Müdafaanamesi) 5. Şua Hasan Feyzi'nin Manzumesi)- Fihrist Risalesi - Zülfikâr - Ta'likât #Kızıl İcaz #Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Abdurrahman) #28. Mektup'un 6. Meselesi (Vehhabi meselesi) #18. Lem'a #Şualar, 14. Şua, Hata-Savab Cedveli #Maidet-ül Kur'an (Tılsımlar Mecmuasının Zeyli) #Hazinet-ül Bürhan (Tılsımlar Mecmuasının Zeyli) #İnna A'tayna'nın Sırrı #Gayrı Münteşir (Neşredilmemiş) Kısımlar *Gayrı Münteşir Mektuplar *Risalelerden Gayrı Münteşir Kısımlar *Barla Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Kastamonu Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Emirdağ-1 Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Emirdağ-2 Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Denizli Hapsinden Gayrı Münteşir Kısımlar *Afyon Hapsinden Gayrı Münteşir Kısımlar #Risale:Müdafaat Üstad Bediüzzaman ve Talebelerinin Mahkeme Müdafaaları ve Resmi Makamlara Dilekçeleri *Birinci Millet Meclisinde Neşredilen Beyanname *Barla ve Isparta Hayatı (1926-1934) *Eskişehir Mahkemesi (1935) *Isparta ve Denizli Mahkemesi (1944) *Denizli Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Emirdağ Hayatı (Denizli Hapsinden Sonra) *Afyon Mahkemesi (1948 - 1949) *Afyon Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Afyon Mahkemesi Kararnamesi *Temyiz Mahkemesi *Temyiz Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Emirdağ Hayatı (Afyon Hapsinden Sonra) *Urfa Ehl-i Vukufuna Cevap (1951) *Gençlik Rehberi Mahkemesi (1952) *Samsun Mahkemesi (1952 *Isparta Mahkemesi (1956) *Emirdağ Hayatı (Isparta Mahkemesinden Sonra) *Diğer Talebe Müdafaaları
#İşarat-ül İ'caz (A. Badıllı Tercümesi) İşarat-ül İ'caz اشارات الاعجاز فى مظانّ الايجاز İşarat-ul İ'caz KUR'AN'IN ÎCÂZ YERLERİNDEKİ İ'CÂZ İŞARETLERİ *Mütercimin İzahları *Mukaddeme *Fatiha Suresi Tefsiri *Bakara 1: Huruf-u Mukattaa *Bakara 2: Kur'anın Hidayeti ve Şüphesizliği *Bakara 3: Allaha İman - Namaz - Zekat *Bakara 4: Kitaplara ve Ahirete İman *Bakara 5: Müminlerin Hidayeti ve Felahı *Bakara 6: Küfrün Mahiyeti *Bakara 7: Kalplerin Mühürlenmesi *Bakara 8: Münafıklar Bahsi *Bakara 9-10: Münafıkların Aldatması *Bakara 11-12: Münafıkların Fesad Çıkarması *Bakara 13: Münafıkların İmanda İkiyüzlülüğü *Bakara 14-15: Münafıkların Müminlerle Alay Etmesi *Bakara 16: Hidayeti Verip Dalaleti Satın Almaları *Bakara 17-18: Münafıklar Hakkında Ateş Temsili *Bakara 19-20: Münafıklar Hakkında Yağmur Temsili *Bakara 21-22: İbadet ve Tevhid Bahsi *Bakara 23-24: Nübüvvet Bahsi *Bakara 25: Cennet Bahsi *Bakara 26-27: Temsil Bahsi *Bakara 28: Yeniden Yaratılış *Bakara 29: Yedi Kat Sema Bahsi *Bakara 30: Hilafet-i İnsaniye *Bakara 31-33: Talim-i Esma *İstikbalin Hâkim-i Mutlakı Kur'andır
#Mesnevi-i Nuriye (A. Badıllı Tercümesi) Risale-i Nur Külliyatından Mesnevî-i Nuriye (Türkçe Tercümesi) Müellifi Bediüzzaman Said-i Nursî Mütercim: Abdülkadir Badıllı Tenbih: (Mesnevî-i Nuriye) ismi, Türkçe tercümesine Hz. Üstad tarafından konulmuştur. Arapça ismi her ne kadar "El-Mesneviyy-ül Arabiyy-ün Nurî'dir. İsim, ism-i müzekker olduğundan, Mesnevî'den sonra (Nuriye) değil, (Nurî) gelmesi lâzımdır. Fakat bu sıfat Türkçe telaffuzunda ağır ve nâmüsta'mel bir sıfat olduğu gibi; "El-Mesneviyy-ül Arabî Li-r Resail-in Nuriye" yani, "Nur Risalelerinin Arabî Mesnevîsi" manasında dahi olduğu için, "Risale"nin müfredi veya Risalelerin cem'i için sıfat olarak Nuriye gelmesi lâzım olduğundan "Mesnevî-i Nuriye" ismi tam yerindedir. (Mütercim) *Takdimler, Mukaddeme, Tenbih, İhtar, İtizar *Lem'alar *Reşhalar *Lasiyyemalar *Katre *Katrenin Zeyli *Habab *Hababın Zeyli *Habbe *Habbenin Zeyli *Habbenin Zeylinin Zeyli *Zehre *Zehrenin Zeyli *Zerre *Şemme *14. Reşha *5. Ders *Şule *Şulenin Zeyli *Nur *Kızıl İcazdan Bazı Parçalar
#Rumuzat-ı Semaniye Bu risalenin sebeb-i telifi, Kur’ân’ın tercümesini Kur’ân yerinde camilerde okutmak olan dehşetli suikastına karşı bir nevi mukabeledir. Ziyade tafsilât ve lüzumsuz bahisler girmiş. Fakat o mücahidâne ve heyecanlı mukabelede kıymettar bir gaybî anahtarı hissedip meczubâne arattırmak içinde, lüzumsuz tafsilât ve zaif ve pek ince emareler dahi girmiş. Kalbime geldi ki: Yirmi Dokuzuncu Mektubun gayet ehemmiyetli ve lüzumlu ve parlak ve îcazlı olan Birinci Makamı, bu İkinci Makamın bütün kusûratını ve israfatını affettirir. Ben de kemâl-i sürurla şükrettim, o kusurları unuttum. *Birinci Parça: 28.Mektubun 7.Meselesinin Hatimesi *İkinci Parça: 28.Mektubun 8.Meselesi *Üçüncü Parça: 29.Mektubun 3.Kısmı *Dördüncü Parça: 29.Mektubun 4.Kısmı *Beşinci Parça: 29.Mektubun 8.Kısmı
#Tefekkürname: 29. Lem'a-yı Arabî #Arabî Münacat Risalesi: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Otuz birinci Lem'a'nın Üçüncü Şuaı olan Risale-i Münacattan Arabi bir parçadır. Gelen âyet-i uzmanın A'zamî bir tefsiridir." dediği Arapça bir münacat. #Arabi El-Hüccet-üz Zehrâ Risalesi: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Çok ehemiyetli Arabi bir risaleciktir. El hüccet-üz zehrâ risalesinden bir kısmının bir hülasasıdır" dediği Arapça bir parça. #Hizb-ül Mesnevi-ül Arabî: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Risale-i Nur'dan ehemmeyetle intişar eden Arabî Mesnevi-i Nuriye'nin içindeki kıymettar risalelerde eski Said'in yeni Said'e inkılabı zamanında dergh-ı ilahiyeye karşı münacatları, istiğfarları, tesbihatları ilm-el yakin derecesinde imanî şehadetlerinden parçalardır" dediği Arapça bir parça. #Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi': Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye'nin İkinci Babı olarak te'lif edilmiştir. 29. Lem'a'daki kısım ve meali için 'buraya', Şualarda geçen ve bir kısmının Abdülmecid abi tarafından yapılan tercümesi için 'buraya' bakabilirsiniz. #Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Hamza) #Kur'an Hattı Risaleler #Ayet ve Hadis Mealleri
S=Risale:Sözler . SÖZLER . Birinci Söz . İkinci Söz . Üçüncü Söz . Dördüncü Söz . Beşinci Söz . Altıncı Söz . Yedinci Söz . Sekizinci Söz . Dokuzuncu Söz . Onuncu Söz . On Birinci Söz . On İkinci Söz . On Üçüncü Söz . On Dördüncü Söz . On Beşinci Söz . On Altıncı Söz . On Yedinci Söz . On Sekizinci Söz . On Dokuzuncu Söz . Yirminci Söz . Yirmi Birinci Söz . Yirmi İkinci Söz . Yirmi Üçüncü Söz . Yirmi Dördüncü Söz . Yirmi Beşinci Söz . Yirmi Altıncı Söz . Yirmi Yedinci Söz . Yirmi Sekizinci Söz . Yirmi Dokuzuncu Söz . Otuzuncu Söz . Otuz Birinci Söz . Otuz İkinci Söz . Otuz Üçüncü Söz . Lemeat . Konferans . Fihrist
M=Risale:Mektubat . MEKTUBAT . Birinci Mektup . İkinci Mektup . Üçüncü Mektup . Dördüncü Mektup . Beşinci Mektup . Altıncı Mektup . Yedinci Mektup . Sekizinci Mektup . Dokuzuncu Mektup . Onuncu Mektup . On Birinci Mektup . On İkinci Mektup . On Üçüncü Mektup . On Dördüncü Mektup . On Beşinci Mektup . On Altıncı Mektup . On Yedinci Mektup . On Sekizinci Mektup . On Dokuzuncu Mektup . Yirminci Mektup . Yirmi Birinci Mektup . Yirmi İkinci Mektup . Yirmi Üçüncü Mektup . Yirmi Dördüncü Mektup . Yirmi Beşinci Mektup . Yirmi Altıncı Mektup . Yirmi Yedinci Mektup . Yirmi Sekizinci Mektup . Yirmi Dokuzuncu Mektup . Otuzuncu Mektup . Otuz Birinci Mektup . Otuz İkinci Mektup . Otuz Üçüncü Mektup . İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir Takriz . Hakikat Çekirdekleri . Gönüller Fatihi Büyük Üstada . Fihriste-i Mektubat . Hakikat Işıkları . Dua
L=Risale:Lem'alar . LEM'ALAR . Birinci Lem'a . İkinci Lem'a . Üçüncü Lem'a . Dördüncü Lem'a . Beşinci Lem'a . Altıncı Lem'a . Yedinci Lem'a . Sekizinci Lem'a . Dokuzuncu Lem'a . Onuncu Lem'a . On Birinci Lem'a . On İkinci Lem'a . On Üçüncü Lem'a . On Dördüncü Lem'a . On Beşinci Lem'a . On Altıncı Lem'a .On Yedinci Lem'a . On Sekizinci Lem'a . On Dokuzuncu Lem'a . Yirminci Lem'a . Yirmi Birinci Lem'a . Yirmi İkinci Lem'a .Yirmi Üçüncü Lem'a . Yirmi Dördüncü Lem'a . Yirmi Beşinci Lem'a .Yirmi Altıncı Lem'a . Yirmi Yedinci Lem'a . Yirmi Sekizinci Lem'a .*Yirmi Dokuzuncu Lem'a . Otuzuncu Lem'a . Otuz Birinci Lem'a .Otuz İkinci Lem'a . Otuz Üçüncü Lem'a . Münâcat .Fihrist . Dua
Ş=Şualar .Risale:Şuâlar . ŞUÂLAR . İkinci Şuâ . Üçüncü Şuâ .Dördüncü Şuâ .Altıncı Şuâ . Yedinci Şuâ . Dokuzuncu Şuâ . On Birinci Şuâ . On İkinci Şuâ . On Üçüncü Şuâ . On Dördüncü Şuâ .Beşinci Şuâ . On Beşinci Şuâ . Birinci Şuâ . Sekizinci Şuâ *Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İkinci Bab . Eddâî .Dua . İçindekiler
TH =Risale:Tarihçe-i Hayat . BEDÎÜZZAMAN SAİD NURSÎ TARİHÇE-İ HAYATI . Ön Söz .Giriş . İlk Hayatı . Barla Hayatı . Eskişehir Hayatı .Kastamonu Hayatı .Denizli Hayatı .Emirdağ Hayatı - Afyon Hayatı - Isparta Hayatı - Hariç Memleketler - Bedîüzzaman ve Risale-i Nur - Dua - İçindekiler
İİ. İŞARATÜ’L-İ’CAZ . Risale:İşarat-ül İ'caz . Tenbih . İfadetü’l-Meram . Kur'an'ın Tarifi . Fatiha Suresi . Bakara Suresi 1-3. âyetler . Bakara Suresi 4-5. âyetler . Bakara Suresi 6. âyet . Bakara Suresi 7. âyet . Bakara Suresi 8. âyet - Bakara Suresi 9-10. âyetler . Bakara Suresi 11-12. âyetler . Bakara Suresi 13. âyet . Bakara Suresi 14-15. âyetler . Bakara Suresi 16. âyet . Bakara Suresi 17-20. âyetler . Bakara Suresi 21-22. âyetler . Bakara Suresi 23-24. âyetler . Bakara Suresi 25. âyet Bakara Suresi 26-27. âyetler . Bakara Suresi 28. âyet Bakara Suresi 29. âyet . Bakara Suresi 30. âyet . Bakara Suresi 31-33. âyetler . Ecnebi Feylesofların Kur’an Hakkındaki Beyanatları . Mehmed Kayalar’ın Bir Müdafaası . Dua . Fihrist
MN= MESNEVÎ-İ NURİYE . İ’tizar . Mukaddime . Lem'alar Risalesi . Reşhalar . Lasiyyemalar . Katre . Hubab . Habbe . Zühre . Zerre . Şemme Risalesi . Onuncu Risale . Şule - Nokta . Münderecat Hakkında - Fihrist
AM=ASÂ-YI MUSA: Risale:Asa-yı Musa .Mukaddimat - Asa-yı Musa’dan Birinci Kısım - Birinci Mesele - İkinci Meselenin Bir Hülâsası - Üçüncü Mesele - Dördüncü Mesele - Beşinci Mesele - Altıncı Mesele - Yedinci Mesele - Sekizinci Meselenin Bir Hülâsası - Dokuzuncu Mesele - Onuncu Mesele - On Birinci Mesele - Asa-yı Musa’dan İkinci Kısım - Birinci Hüccet-i İmaniye - İkinci Hüccet-i İmaniye - Üçüncü Hüccet-i İmaniye - Dördüncü Hüccet-i İmaniye - Beşinci Hüccet-i İmaniye - Altıncı Hüccet-i İmaniye - Yedinci Hüccet-i İmaniye - Sekizinci Hüccet-i İmaniye - Dokuzuncu Hüccet-i İmaniye - Onuncu Hüccet-i İmaniye - On Birinci Hüccet-i İmaniye - Fihrist
BL BARLA LÂHİKASI- Risale:Barla Lahikası - : Takdim - Yedinci Risale olan Yedinci Mesele - Mukaddime - Yirmi Yedinci Mektup ve Zeylleri - Yirmi Yedinci Mektup'un Zeyli ve İkinci Kısmı - İkinci Zeyl - Yirmi Yedinci Mektup'un Üçüncü Zeyli - Yirmi Yedinci Mektup'un Üçüncü Kısmı ve Üçüncü Zeylin Nihayetidir - Mektubat'ın Üçüncü Kısmı (1) - Mektubat'ın Üçüncü Kısmı (2) - Kastamonu ve Emirdağ'da Yazılan Mektuplar
EL-2 EMİRDAĞ LÂHİKASI – 1 .Risale:Emirdağ Lahikası-1 . Yirmi Yedinci Mektup’tan Takdim - Birinci Kısım Mektuplar - İkinci Kısım Mektuplar - Üçüncü Kısım Mektuplar
EL-2 EMİRDAĞ LÂHİKASI – 2: Risale:Emirdağ Lahikası-2 . Yirmi Yedinci Mektup’tan (Emirdağ’ında ve Isparta’da Son İkametlerinde Yazılan Mektuplardır) Giriş - Birinci Kısım Mektuplar - İkinci Kısım Mektuplar - Üçüncü Kısım Mektuplar
KL Risale:Kastamonu Lahikası. Yirmi Yedinci Mektup’tan KASTAMONU LÂHİKASI: Takdim - Lemeat'tan Önceki Mektuplar - Lemeat'tan - Lemeat'tan Sonraki Mektuplar
STG SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ *Parlak Fıkralar ve Güzel Mektuplar-1 *Birinci Şuâ *Sekizinci Şuâ *On Sekizinci Lem'a *Yirmi Sekizinci Lem'a *Sekizinci Lem'a *Parlak Fıkralar ve Güzel Mektuplar-2 *Dua

Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı[]

Müellifi Müküslü Hamza

Bediüzzaman Said-i Nursî'nin Tercüme-i Halinden Bir Hülasâdır

Bediüzzaman 1293 tarihinde, Bitlis vilayeti Hizan Kazası İsparit Nahiyesine tâbi' NURS karyesinde tevellüd etmiştir. Pederi Mirza nâmında bir zattır. Dokuz sene hayat-ı tufuliyetini âşiyâne-i pederde imrar ettikten sonra, tahsile başlar. Büyük kardeşi Molla Abdullah nezdinde üç sene kadar Kürdistanda câri olan usul dairesinde emsali gibi Nahv ve Sarfın mebadîsini "hallü'l-meâkid"e kadar mutavassıt bir derecede, yani İstanbul usulünce "İzhar"ı tahsil ettikten sonra biraderinden ayrılır.

Kürdistanda talebe-i ulûm istedikleri zaman, diledikleri hocanın nezdine gidip arzu ettikleri kitabı tederrüs ederler. Yâni talebe hocanın arzusuna tabi' olmayıp, bilakis hoca talebenin reyine tabi'dir. Bediüzzaman da bu usüle tabi' olarak Siirt'e azîmet eyledi.

Siirt'te Molla Fethullah Medresesinde iki ay tahsil ile meşgul olduktan sonra, Siirt'i terkle Müküs'te bulunan Medrese-i Emir Hasan Velînin müderrisi olan Molla Abdulkerim Efendinin nezdine giderek o zattan iki ay kadar ahz-ı feyiz ettikten sonra, Vastan'a (Gevaş) azimet eyledi. Vastan'da tahsil ile meşgul olmayıp, yalnız bir ay kadar tebdil-i hava için ikametten sonra, Bayezıd'e tevcih-i hareket eyledi. İşte hakiki tahsilinin başlangıcı bu tarihten itibar olunur.

Bayezidde Şeyh Muhammed-i Celâlî (R.H.) nezdinde üç ay kadar tahsil etmiştir. Fakat bu tahsil, gayet garib görünüyor. Çünkü üç ay zarfında Kürdistan usulüyle Molla Camîden (sonra) ikmal-i nüsah etti. Yani her kitaptan bir veya iki ders, en nihayet on ders kadar tederrüs, mütebakisini terk eyledi. Hocası Şeyh Muhammed-i Celâlî Hazretleri bu halden hoşlanmayarak itirazında bulunmuş ise de; Bediüzzaman cevabında "Hocam, bu kadar kitabı, bu kadar ulûmu okuyup anlamak iktidarına mâlik değilim. Yalnız bu kitaplar neden bahsettiklerini anlayayım da, sonra tab'ıma muvafık olanlara çalışacağım" dedi. Fakat maksad-ı aslî medrese usûlünde bir teceddüd, bir garabet göstermek... Ve bunca havaşî ve şuruhla izaa-i vakit etmemekti.

O suretle üç ayda yirmi senelik usulce tahsil edilen kitapları okuyup ikmal-i nüsah ettikten sonra, hocasının: "Nasıl ve hangi ilim hoşuna gitti?" sualine cevaben: "Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum. Ya hepsini bilirim. Veyahud hiçbirisini bilmem," dedi.

O zaman her eline aldığı kitabı anlar ve mütemadiyen mütalaa ile vaktini geçirirdi. O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alâkadar görünmezdi. Sorulan her ilmî suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.

Fakat bizzat kendisi de, bu anlayışın hakikatına ve sair ulemânın anlayışına muvafık olup olmadığı hakkında şüpheye düşerek, Kürd ulemasından mümtaz simalarla mülâkat ve şüphesini izale ile teberrüken bir iki ders tederrüs etmeğe karar verdi. Hocasından me'zuniyet alarak Bitlis'e müteveccihen hareket eyledi. Fakat yolda caddeleri takip etmezdi. Dağlarda, bayırlarda geze dolaşa üç ay sonra Bitlis'e vasıl oldu.

Omuzunda bir pösteki, derviş-seyyah kıyafetinde Şeyh Emin Efendinin tekyesine gidip iki gün dersinde bulundu. Şeyh Emin Efendi Bediüzzaman'a kisve-i ilmiye giydirmek teklifinde bulundu ise de, Bediüzzaman; o vakit sinn-i büluğa vasıl olmamış olduğundan, kendisine muhterem bir müderris kıyafetini yakıştırmadı.

Çünkü Kürdistan'da kisve-i ilmiye müderrise mahsustur. Talebe sarığı saramaz. Ben bir çocuğum nasıl hoca olurum diye Şeyh Emin Efendi'nin teklifini reddetti. Sekiz dokuz ay evvel Şirvan' da terkettiği büyük kardeşinin nezdine gitti.

Kardeşi Molla Abdullah, Bediüzzaman'a hitaben: "Said ben Şerh-i Şemsiyeyi okudum, ikmal ettim. Sen ne okudun?"

Bediüzzaman : "Seksen kitabı okudum."

Molla Abdullah : "Ne demek?"

Bediüzzaman : "İkmâl-i nüsah ettim; ve sıranızda dahil olmayan bir çok kitapları da okudum."

Molla Abdullah : "Öyle ise seni imtihan ederim."

Bediüzzaman : "Hazırım. Her ne sorarsan sor." 681 Molla Abdullah Bediüzzaman'ı imtihan ederek kifayet-i ilmiyesini bittakdir, sekiz dokuz ay evvel talebesi bulunan Said Efendiyi şimdi kendisine üstad kabul eyledi. Bir iki ay kardeşiyle beraber Şirvan' da ikamet, ba'dehu Siirt'e gitti. Orada dört defa teberrüken Molla Fethullah'ın dersini dinledi. Arasıra Molla Fethullah ile mübahesede bulunarak, müşarünileyhi hayretlere müsteğrak eyledi. Molla Fethullah, bu genç talebesinin ilim ve fazlına dair pek çok defa medih ve sıtayişte bulundu. Siirt uleması bir yerde içtima' ederek Molla Said'i imtihan ve verdiği cevaplardan pek ziyade ibraz-ı sitayiş ve takdirat ettiler.

İkinci derecede bulunan bazı hocalar, sâika-i rekabetle hazmedemeyerek, beynlerinde bir münazaa zuhûr etti. Ahali nazarında Bediüzzaman bir veli derecesinde mevki' ve hürmet sahibi bulunduğu cihetle, ahalinin bir kısmı yardım ederek muhalifini mağlub ettiyse de, canı sıkılarak Siirt'i terk ile, tekrar Bitlis'e gitti.

Bu esnada ondört onbeş yaşında bulunuyordu. İlim, fazl ve cesaret ile o havalide şöhreti yayıldı. Hatta "Meşhur Molla Said" lakabıyla talkib olundu.

Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve sair ulema ile muaraza ve mücadele-i ilmiyede bulunup cümlesini teslimiyete icbar eyledi.

Ulema arasında mevkiini muhafaza için; her fenne dair bir iki metin hıfz etmek mecburiyetinde kaldı. Bilhassa Din-i İslâm'a varid şükûk ve şübehatı reddetmek için ﺍﻟﻤﻄﺎﻟﻊ ﻭﺍﻟﻤﻮﺍﻗﻒulüm-u âliye ve a'liyeye dair kırka kadar mütûnu iki sene zarfında hıfzeyledi.

Bitlis'te bir çok ulemâ bulunup Van'da öyle ma'ruf bir âlim bulunmadığından Van'a gitti. Orada ikamet ve onbeş sene tedris ve aşâir içinde irşad ve seyahetle imrar-ı hayat eyledi. Van'da bulunduğu esnada Vali ve me'murîn-i saire ile ihtilat ederek, ilm-i kelâmın eski tarzı bu asrın şükuk ve şübehatının reddine kâfi olmadığından ve fünûn-u cedidenin tahsilini elzem gördüğünden tarih, coğrafya, riyaziyat, tabî'iyyât, mevalid, felsefe fenlerini az bir zaman zarfında elde etti. Şu fünunu bir hocadan tahsil ettiğini zann olunmasın. Kendi mütalaası sayesinde hakkıyla anlamıştır.

Hatta bir gün bir coğrafya muallimiyle, fenn-i mezkûre oldukça bir vukufu müstelzim olan bir mübahesede bulunur. Mübaheseyi diğer bir geceye ta'lik ile, yirmidört saat zarfında pek mufassal olmayan bir coğrafya kitabını hıfzeder. Ferdası gün, Tahir Paşa'nın konağında muallim efendiyi coğrafyada ilzam eder. Demek ki, yirmidört saat zarfında bir sultanî muallimi derecesinde coğrafyayı elde etmiştir. Aynı böyle bir muaraza neticesinde beş gün zarfında kimya-i gayr-i uzviyi anlayıp kimya muallimiyle muarazaya girişmiştir. Bunca garabet gösterdiğinden dolayı, "Bediüzzaman" lakabıyla telkib olundu.

Bediüzzaman Said-i Kürdî kendine has bir usul-u tedrisi îcad ederek o usul dairesinde tedriste bulundu. Şöyle ki: Ulum-u diniye ile fünûn-u asriyeyi mezc, hakâik-i diniyeyi fünûn-u müsbete ile te'yid ve teşyid etmek suretiyle, talebenin tenvir-i ezhânına sarf-ı himmet eyledi.

Bütün himmetini ilim ve irfan, bilhassa Kürdistan'da neşr-i maarif hakkında sarfediyordu. Hatta Van, Bitlis ve Diyarbekir vilayetlerinde dâr-ül fünûn şeklinde üç dört medresenin küşadı için İstanbu'a geldi. Her ne kadar çalıştı ise de, maattessüf tevkifhane ile timarheneden başka bir neticeye destres olamadı.

Tekrar Van'a avdet ederek, millî bir medrese küşad ve tedrise devamla, eski fikrine dair sa'y ederdi. Bu def'a bidayeten tali' rûy-i muvafakat gösterir gibi oldu.

Câmi-ül-Ezhere şebih El-Medreset-üz Zehra namında Van'da bir medresenin küşadına irade-i seniyye zuhûr ettiyse de, temelinden başka bir şey yapılmayarak, harb-i umumi zuhûr etti.

Eskidenberi nezdinde bulunan talebeleri kesesinden iaşe eylemekle beraber, sırf hasbeten lillah tedris ederdi. Talebeleri de hakikî bir fedakâr olarak yetiştirirdi.

Bunca mûarazât ve mücadelât-ı ilmiyede hiçbir zaman sail vaziyetini ihtiyar etmemiş, daima mucib mevkiini ihraz eylemiştir. Bu vaziyet, ne derece iktidara vâbeste olduğu izahdan vârestedir.

Fakat bir nokta arz etmek isterim ki, o da Bediüzzaman'ın uluvv-u menzilet ve fazilet-i ahlâkıyesini mübeyyindir. Şöyle ki: Muarız bulunan zatı mahcub etmemek için sual sormaktan içtinab etmiştir.

Kendi mahcubiyetini nazar-ı itibara alıp, muarızını mahcubiyetten vikayeye çalışan bir zata tarih sayfalarında da nâdiren tesadüf olunur derecededir. Hatta İstanbul'da bile herkesin sualine cevap vermeğe hazır bulunduğuna dair i'lan etti. Onunla muaraza eden zevata hiçbir sual irad etmediğini müddeama bir bürhan-ı kat'î teşkil eder zannındayım.

Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ile vukubulan mücadeleden ahali beyninde bir tefrika ve münazaa hasıl oldu. Hükümet işe müdahele ederek Bediüzzamanı oradan nefyetti.

Bir müddet sonra, menfasından firar ederek Siirt'te tabi' Tillo kasabasında Hassa Künbeti denilen türbeye kapandı. Orada Kamus-u Okyanus'u Bab-ı Sin'e kadar hıfzeyledi.

Bir gün ne fikre mebni Kamusu hıfzeylediğini sordum. "Kamus herbir kelime kaç mânâya geldiğini yazıyor, ben de Kamus'un aksine olarak herbir mânâya kaç kelime müsta'mel olduğuna dair bir Kamusu yazmak merakına düştüm, bu heves üzerine hıfz eyledim. Fakat sonra Mısır'da bir cemiyet tarafından böyle bir eser vücûda geldiğini haber aldım. Sa'yim heba oldu" cevabında bulundu.

Kendi kendime düşündüm, teessüfle dedim ki: Rehbersizlikten neler zayi' olup gidiyor. Öyle bir zeka böyle bir heves uğrunda sarf edilir mi? !

Oradan çıkıp Cezire'ye gitti. Cezire Hocaları bidayet-i emirde muarazaya kalkıştılarsa da, bilâhere kendilerine hoca kabul ederek nezdinde ders okumaya başladılar.

Her iki ay bir yerde vakit geçirmeye alışan Bediüzzaman Cezire'den Mardin'e şedd-i rihal eyledi.

Mardin'de siyasetle uğraştığından, istibdadın müsaadesizliğinden eli ve ayağı bağlı bir surette Bitlis'e nefy edildi.

O seferde garib bir vak'a vardır, inşaallah mufassalan yazılacaktır. O zamana kadar Bediüzzaman'ın malümatı hep sünûhat kabilinden olduğu cihetle, uzun uzadıya sa'y ve mütalaaya lüzum görmezdi. Fakat o zamanda sinn-i büluğa vâsıl olduğundan mı? Yahud siyasete karışmasından mı? Her ne sebepten ise, eski sünûhat yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Son zamanda Bitlis'te vaki' olan harb esnasında bir gûna garaibden olarak üç kurşuna hedef olur. Birisi kalbinin hizasına isabet eder, tütün tabakasıyla ağızlığı parçalar durur. Diğeri sol tarafında hançerin sapını delerek durur. Üçüncüsü omuzunda hafif bir yara açar.

Nihayet Bitlis'in hin-i sukûtunda ayağı kırılmış ve omuzu mecruh bir halde, iki gün mahsuriyetten sonra, Ruslara esir düştü. İki sene üç ay esaretten sonra; tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.

Hocamın tercüme-i hâline ait o havalide gerek ahali-i ulemâdan telakki ve gerek bizzat müşahede ettiğim ahval ve vukuâtı muhtasaran enzar-i kâri'îne arz eyliyorum.

Her hususta mübalağadan son derecede tevakkî ve hatta tarafgirlik tühmetine maruz olmaktan ihtirazen, bir çok malûmatı ihmal ettiğime kâri'în emin olabilirler.

Pek çok garâibi mutazammın tercüme-i hâlinin tafsilini ayrı bir risale şeklinde neşretmek niyetindeyim.

Müşar-ün ileyhin talebesinden ve Medresetül Vâizîn mezunlarından

Hamza Eşşehid Rahmetüllahi Aleyhi Rahmeten Vasiaten

Bediüzzaman

Âsârı[]

Türkçe:

1- Muhâkemat-ı Bediüzzaman namında tefsire mukaddeme olarak yazılmış bir eser-i giranbahadır.

Arapça:

2- Reçetet-ül Ülema,

3- Reçetet-ül Avâm: Hakkıyla sitayişe şayan iki eserdir.

4- Ta'likat: Mantıkta bînazir bir eserdir, nazariyat-i mantıkıyeyi tatbikata takrib eder.

5- Rumûzat: Mantıkta i'mâl-i zihin için güzel bir eserdir.

6- İşârât-ül İ'câz Fi Mezân-il Îcâz: Namında bir tefsir-i şerif şimdiye kadar o menhecde te'lif olunmuş bir tefsir mevcud değil... Ve hatta diyebilirim ki; mahsul-u karihasından başka, evkaf malını derc etmemiştir. Kelâm-ı Kadîm nazımca mu'ciz, mefhumca hak ve hakikat olarak fünûn-u müsbeteye tamamen muvafık ve rehnumâ olduğunu isbat eder. Hazret-i Üstad bu tefsiri te'lif etmeden evvel, halka-i tedrisinde bulunuyordum. Kelâm-ı Kadimi eline alıp Kürtçe takrir ederdi. Hiç kitaba veya tefsire bakmazdı. Arkadaşlarımızdan Molla Habib nâmında bir efendi Kürtçe not tutardı. Çok devam etmeden Harb-i Umumî başladı Bediüzzaman Said Efendi muharebe esnasında Cebhe-i Harbde me'haz olarak yalnız o notlara malik olduğu halde, elyevm Evkaf Matbaasında tab'ıyla iştigal ettiğimiz o kitabı te'lif etmiştir.

Hamza

Önceki Risale: Hakikat Çekirdekleri (2)Âsâr-ı BediiyyeTarihçe-i Hayatın Zeyli: Sonraki Risale

Advertisement