Yenişehir Wiki
Advertisement

D. {{Alıntı|konum=sağ|{{RNK}}|10px|30px}}
<div style="font-size:150%;">'''Büyük Punto'''</div> Şablon:Risale bakınız


RNK şablon sayfası
Arapça font problemi

Risale
Risale:Risale
Risale:Risale-i Nur
Risale: Mukaddime (Muhakemat)
Risale:Lemeat (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Makaleler (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Lemeat'tan (Kastamonu)
Risale:Teşhis-ül İllet (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Divan-ı Harb-i Örfi (Asar-ı Bediiyye)
Risale:İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir Takriz
Risale:Hakikat Çekirdekleri (Mektubat)
Risale:Hakikat Çekirdekleri (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Hakikat Çekirdekleri (2) (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Asar-ı Bediiyye)
Risale:Tarihçe-i Hayatın Zeyli (Asar-ı Bediiyye)
Risale
Risale:Hutbe-i Şamiye
Risale:Hutbe-i Şamiye (Asar-ı Bediiyye)

RNK : Risale-i Nur Külliyatı’ndan
Kuran:Kur'an .
Risale:Evrad .
Risale:33 Hadis .
Risale:Hazret-i Üstadın Tashih ve Tasarrufları Hakkında (Asar-ı Bediiyye) Risale:Vukufsuz Ehl-i Vukufa Cevap (Asar-ı Bediiyye)
Tüm risaleler :Risale:Risale-i Nur : Evrad
Büyük boy kitaplar: Sözler - Mektubat - Lem'alar - Şuâlar - Tarihçe-i Hayat - İşarat-ül İ'caz - Mesnevi-i Nuriye - Asâ-yı Musa - Barla Lahikası - Kastamonu Lahikası - Emirdağ Lahikası-1 ve Emirdağ Lahikası-2 -Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Mesnevi-i Nuriye *İ’tizar *Mukaddime *Lem'alar Risalesi *Reşhalar *Lasiyyemalar *Katre *Hubab *Habbe *Zühre *Zerre *Şemme Risalesi *Onuncu Risale *Şule *Nokta *Münderecat Hakkında *Fihrist
Orta boy kitaplar:Muhakemat - İman ve Küfür Muvazeneleri
Küçük boy kitaplar: Âyet-ül Kübrâ - Bediüzzaman Cevap Veriyor - Divan-ı Harb-i Örfî - Elhüccet-üz Zehrâ - Ene ve Zerre Risalesi - Esma-i Sitte - Gençlik Rehberi - Hakikat Nurları - Hanımlar Rehberi - Hastalar Risalesi - Haşir Risalesi - Hizmet Rehberi - Hutbe-i Şamiye - İçtihad Risalesi - İhlas Risalesi - İhtiyarlar Risalesi - İman Hakikatleri - Konferans - Küçük Sözler - Lâtif Nükteler - Meyve Risalesi - Miftâh-ul İman - Mi'rac ve Şakk-ı Kamer Risaleleri - Mirkat-üs Sünnet - Mu'cizât-ı Ahmediye - Mu'cizât-ı Kur'aniye - Münâcât - Münazarat - Nur Aleminin Bir Anahtarı - Nur Çeşmesi - Nur'un İlk Kapısı - Otuz Üç Pencere - Rahmet ve Şefkat İlaçları - Ramazan-İktisat-Şükür Risaleleri - Sünuhat-Tulûat-İşârât - Sünuhat - Tulûat - İşârât Sünuhat - Tulûat - İşârât Tabiat Risalesi - Uhuvvet Risalesi - Üstad Hz.'nin Hulusi Ağabeye Gönderdiği Mektuplar - Üstad Hazretlerinin Mehmet Kayalar Ağabeye Gönderdiği Mektuplar Yirmi Üçüncü Söz - Zühret-ün Nur
Diğer risaleler ve parçalar: Âsâr-ı Bedîiyye - Tılsımlar - Sirac-ün Nur (*3. Şua (Münacat Risalesi) 25. Lem'a (Hastalar Risalesi) 25. Lem'a'nın Zeyli 17. Mektub (Çocuk Taziyenamesi) 26. Lem'a (İhtiyarlar Risalesi) 26. Lem'a'nın Zeyli 21. Mektub 4. Şua (Ayet-i Hasbiye Risalesi) 13. Lem'a (Hikmet-ül İstiaze Risalesi) 33. Mektup (Aynı Zamanda 33. Söz Pencereler Risalesi) Eski Said'in Yeni Said'e İnkılabı Zamanındaki Hazin Münacatı 12. Şua (Denizli Müdafaanamesi) 5. Şua Hasan Feyzi'nin Manzumesi)- Fihrist Risalesi - Zülfikâr - Ta'likât #Kızıl İcaz #Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Abdurrahman) #28. Mektup'un 6. Meselesi (Vehhabi meselesi) #18. Lem'a #Şualar, 14. Şua, Hata-Savab Cedveli #Maidet-ül Kur'an (Tılsımlar Mecmuasının Zeyli) #Hazinet-ül Bürhan (Tılsımlar Mecmuasının Zeyli) #İnna A'tayna'nın Sırrı #Gayrı Münteşir (Neşredilmemiş) Kısımlar *Gayrı Münteşir Mektuplar *Risalelerden Gayrı Münteşir Kısımlar *Barla Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Kastamonu Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Emirdağ-1 Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Emirdağ-2 Lahikasından Gayrı Münteşir Kısımlar *Denizli Hapsinden Gayrı Münteşir Kısımlar *Afyon Hapsinden Gayrı Münteşir Kısımlar #Risale:Müdafaat Üstad Bediüzzaman ve Talebelerinin Mahkeme Müdafaaları ve Resmi Makamlara Dilekçeleri *Birinci Millet Meclisinde Neşredilen Beyanname *Barla ve Isparta Hayatı (1926-1934) *Eskişehir Mahkemesi (1935) *Isparta ve Denizli Mahkemesi (1944) *Denizli Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Emirdağ Hayatı (Denizli Hapsinden Sonra) *Afyon Mahkemesi (1948 - 1949) *Afyon Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Afyon Mahkemesi Kararnamesi *Temyiz Mahkemesi *Temyiz Mahkemesi Talebe Müdafaaları *Emirdağ Hayatı (Afyon Hapsinden Sonra) *Urfa Ehl-i Vukufuna Cevap (1951) *Gençlik Rehberi Mahkemesi (1952) *Samsun Mahkemesi (1952 *Isparta Mahkemesi (1956) *Emirdağ Hayatı (Isparta Mahkemesinden Sonra) *Diğer Talebe Müdafaaları
#İşarat-ül İ'caz (A. Badıllı Tercümesi) İşarat-ül İ'caz اشارات الاعجاز فى مظانّ الايجاز İşarat-ul İ'caz KUR'AN'IN ÎCÂZ YERLERİNDEKİ İ'CÂZ İŞARETLERİ *Mütercimin İzahları *Mukaddeme *Fatiha Suresi Tefsiri *Bakara 1: Huruf-u Mukattaa *Bakara 2: Kur'anın Hidayeti ve Şüphesizliği *Bakara 3: Allaha İman - Namaz - Zekat *Bakara 4: Kitaplara ve Ahirete İman *Bakara 5: Müminlerin Hidayeti ve Felahı *Bakara 6: Küfrün Mahiyeti *Bakara 7: Kalplerin Mühürlenmesi *Bakara 8: Münafıklar Bahsi *Bakara 9-10: Münafıkların Aldatması *Bakara 11-12: Münafıkların Fesad Çıkarması *Bakara 13: Münafıkların İmanda İkiyüzlülüğü *Bakara 14-15: Münafıkların Müminlerle Alay Etmesi *Bakara 16: Hidayeti Verip Dalaleti Satın Almaları *Bakara 17-18: Münafıklar Hakkında Ateş Temsili *Bakara 19-20: Münafıklar Hakkında Yağmur Temsili *Bakara 21-22: İbadet ve Tevhid Bahsi *Bakara 23-24: Nübüvvet Bahsi *Bakara 25: Cennet Bahsi *Bakara 26-27: Temsil Bahsi *Bakara 28: Yeniden Yaratılış *Bakara 29: Yedi Kat Sema Bahsi *Bakara 30: Hilafet-i İnsaniye *Bakara 31-33: Talim-i Esma *İstikbalin Hâkim-i Mutlakı Kur'andır
#Mesnevi-i Nuriye (A. Badıllı Tercümesi) Risale-i Nur Külliyatından Mesnevî-i Nuriye (Türkçe Tercümesi) Müellifi Bediüzzaman Said-i Nursî Mütercim: Abdülkadir Badıllı Tenbih: (Mesnevî-i Nuriye) ismi, Türkçe tercümesine Hz. Üstad tarafından konulmuştur. Arapça ismi her ne kadar "El-Mesneviyy-ül Arabiyy-ün Nurî'dir. İsim, ism-i müzekker olduğundan, Mesnevî'den sonra (Nuriye) değil, (Nurî) gelmesi lâzımdır. Fakat bu sıfat Türkçe telaffuzunda ağır ve nâmüsta'mel bir sıfat olduğu gibi; "El-Mesneviyy-ül Arabî Li-r Resail-in Nuriye" yani, "Nur Risalelerinin Arabî Mesnevîsi" manasında dahi olduğu için, "Risale"nin müfredi veya Risalelerin cem'i için sıfat olarak Nuriye gelmesi lâzım olduğundan "Mesnevî-i Nuriye" ismi tam yerindedir. (Mütercim) *Takdimler, Mukaddeme, Tenbih, İhtar, İtizar *Lem'alar *Reşhalar *Lasiyyemalar *Katre *Katrenin Zeyli *Habab *Hababın Zeyli *Habbe *Habbenin Zeyli *Habbenin Zeylinin Zeyli *Zehre *Zehrenin Zeyli *Zerre *Şemme *14. Reşha *5. Ders *Şule *Şulenin Zeyli *Nur *Kızıl İcazdan Bazı Parçalar
#Rumuzat-ı Semaniye Bu risalenin sebeb-i telifi, Kur’ân’ın tercümesini Kur’ân yerinde camilerde okutmak olan dehşetli suikastına karşı bir nevi mukabeledir. Ziyade tafsilât ve lüzumsuz bahisler girmiş. Fakat o mücahidâne ve heyecanlı mukabelede kıymettar bir gaybî anahtarı hissedip meczubâne arattırmak içinde, lüzumsuz tafsilât ve zaif ve pek ince emareler dahi girmiş. Kalbime geldi ki: Yirmi Dokuzuncu Mektubun gayet ehemmiyetli ve lüzumlu ve parlak ve îcazlı olan Birinci Makamı, bu İkinci Makamın bütün kusûratını ve israfatını affettirir. Ben de kemâl-i sürurla şükrettim, o kusurları unuttum. *Birinci Parça: 28.Mektubun 7.Meselesinin Hatimesi *İkinci Parça: 28.Mektubun 8.Meselesi *Üçüncü Parça: 29.Mektubun 3.Kısmı *Dördüncü Parça: 29.Mektubun 4.Kısmı *Beşinci Parça: 29.Mektubun 8.Kısmı
#Tefekkürname: 29. Lem'a-yı Arabî #Arabî Münacat Risalesi: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Otuz birinci Lem'a'nın Üçüncü Şuaı olan Risale-i Münacattan Arabi bir parçadır. Gelen âyet-i uzmanın A'zamî bir tefsiridir." dediği Arapça bir münacat. #Arabi El-Hüccet-üz Zehrâ Risalesi: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Çok ehemiyetli Arabi bir risaleciktir. El hüccet-üz zehrâ risalesinden bir kısmının bir hülasasıdır" dediği Arapça bir parça. #Hizb-ül Mesnevi-ül Arabî: Bediüzzaman Hazretlerinin hakkında "Risale-i Nur'dan ehemmeyetle intişar eden Arabî Mesnevi-i Nuriye'nin içindeki kıymettar risalelerde eski Said'in yeni Said'e inkılabı zamanında dergh-ı ilahiyeye karşı münacatları, istiğfarları, tesbihatları ilm-el yakin derecesinde imanî şehadetlerinden parçalardır" dediği Arapça bir parça. #Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi': Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye'nin İkinci Babı olarak te'lif edilmiştir. 29. Lem'a'daki kısım ve meali için 'buraya', Şualarda geçen ve bir kısmının Abdülmecid abi tarafından yapılan tercümesi için 'buraya' bakabilirsiniz. #Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (Hamza) #Kur'an Hattı Risaleler #Ayet ve Hadis Mealleri
S=Risale:Sözler . SÖZLER . Birinci Söz . İkinci Söz . Üçüncü Söz . Dördüncü Söz . Beşinci Söz . Altıncı Söz . Yedinci Söz . Sekizinci Söz . Dokuzuncu Söz . Onuncu Söz . On Birinci Söz . On İkinci Söz . On Üçüncü Söz . On Dördüncü Söz . On Beşinci Söz . On Altıncı Söz . On Yedinci Söz . On Sekizinci Söz . On Dokuzuncu Söz . Yirminci Söz . Yirmi Birinci Söz . Yirmi İkinci Söz . Yirmi Üçüncü Söz . Yirmi Dördüncü Söz . Yirmi Beşinci Söz . Yirmi Altıncı Söz . Yirmi Yedinci Söz . Yirmi Sekizinci Söz . Yirmi Dokuzuncu Söz . Otuzuncu Söz . Otuz Birinci Söz . Otuz İkinci Söz . Otuz Üçüncü Söz . Lemeat . Konferans . Fihrist
M=Risale:Mektubat . MEKTUBAT . Birinci Mektup . İkinci Mektup . Üçüncü Mektup . Dördüncü Mektup . Beşinci Mektup . Altıncı Mektup . Yedinci Mektup . Sekizinci Mektup . Dokuzuncu Mektup . Onuncu Mektup . On Birinci Mektup . On İkinci Mektup . On Üçüncü Mektup . On Dördüncü Mektup . On Beşinci Mektup . On Altıncı Mektup . On Yedinci Mektup . On Sekizinci Mektup . On Dokuzuncu Mektup . Yirminci Mektup . Yirmi Birinci Mektup . Yirmi İkinci Mektup . Yirmi Üçüncü Mektup . Yirmi Dördüncü Mektup . Yirmi Beşinci Mektup . Yirmi Altıncı Mektup . Yirmi Yedinci Mektup . Yirmi Sekizinci Mektup . Yirmi Dokuzuncu Mektup . Otuzuncu Mektup . Otuz Birinci Mektup . Otuz İkinci Mektup . Otuz Üçüncü Mektup . İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir Takriz . Hakikat Çekirdekleri . Gönüller Fatihi Büyük Üstada . Fihriste-i Mektubat . Hakikat Işıkları . Dua
L=Risale:Lem'alar . LEM'ALAR . Birinci Lem'a . İkinci Lem'a . Üçüncü Lem'a . Dördüncü Lem'a . Beşinci Lem'a . Altıncı Lem'a . Yedinci Lem'a . Sekizinci Lem'a . Dokuzuncu Lem'a . Onuncu Lem'a . On Birinci Lem'a . On İkinci Lem'a . On Üçüncü Lem'a . On Dördüncü Lem'a . On Beşinci Lem'a . On Altıncı Lem'a .On Yedinci Lem'a . On Sekizinci Lem'a . On Dokuzuncu Lem'a . Yirminci Lem'a . Yirmi Birinci Lem'a . Yirmi İkinci Lem'a .Yirmi Üçüncü Lem'a . Yirmi Dördüncü Lem'a . Yirmi Beşinci Lem'a .Yirmi Altıncı Lem'a . Yirmi Yedinci Lem'a . Yirmi Sekizinci Lem'a .*Yirmi Dokuzuncu Lem'a . Otuzuncu Lem'a . Otuz Birinci Lem'a .Otuz İkinci Lem'a . Otuz Üçüncü Lem'a . Münâcat .Fihrist . Dua
Ş=Şualar .Risale:Şuâlar . ŞUÂLAR . İkinci Şuâ . Üçüncü Şuâ .Dördüncü Şuâ .Altıncı Şuâ . Yedinci Şuâ . Dokuzuncu Şuâ . On Birinci Şuâ . On İkinci Şuâ . On Üçüncü Şuâ . On Dördüncü Şuâ .Beşinci Şuâ . On Beşinci Şuâ . Birinci Şuâ . Sekizinci Şuâ *Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İkinci Bab . Eddâî .Dua . İçindekiler
TH =Risale:Tarihçe-i Hayat . BEDÎÜZZAMAN SAİD NURSÎ TARİHÇE-İ HAYATI . Ön Söz .Giriş . İlk Hayatı . Barla Hayatı . Eskişehir Hayatı .Kastamonu Hayatı .Denizli Hayatı .Emirdağ Hayatı - Afyon Hayatı - Isparta Hayatı - Hariç Memleketler - Bedîüzzaman ve Risale-i Nur - Dua - İçindekiler
İİ. İŞARATÜ’L-İ’CAZ . Risale:İşarat-ül İ'caz . Tenbih . İfadetü’l-Meram . Kur'an'ın Tarifi . Fatiha Suresi . Bakara Suresi 1-3. âyetler . Bakara Suresi 4-5. âyetler . Bakara Suresi 6. âyet . Bakara Suresi 7. âyet . Bakara Suresi 8. âyet - Bakara Suresi 9-10. âyetler . Bakara Suresi 11-12. âyetler . Bakara Suresi 13. âyet . Bakara Suresi 14-15. âyetler . Bakara Suresi 16. âyet . Bakara Suresi 17-20. âyetler . Bakara Suresi 21-22. âyetler . Bakara Suresi 23-24. âyetler . Bakara Suresi 25. âyet Bakara Suresi 26-27. âyetler . Bakara Suresi 28. âyet Bakara Suresi 29. âyet . Bakara Suresi 30. âyet . Bakara Suresi 31-33. âyetler . Ecnebi Feylesofların Kur’an Hakkındaki Beyanatları . Mehmed Kayalar’ın Bir Müdafaası . Dua . Fihrist
MN= MESNEVÎ-İ NURİYE . İ’tizar . Mukaddime . Lem'alar Risalesi . Reşhalar . Lasiyyemalar . Katre . Hubab . Habbe . Zühre . Zerre . Şemme Risalesi . Onuncu Risale . Şule - Nokta . Münderecat Hakkında - Fihrist
AM=ASÂ-YI MUSA: Risale:Asa-yı Musa .Mukaddimat - Asa-yı Musa’dan Birinci Kısım - Birinci Mesele - İkinci Meselenin Bir Hülâsası - Üçüncü Mesele - Dördüncü Mesele - Beşinci Mesele - Altıncı Mesele - Yedinci Mesele - Sekizinci Meselenin Bir Hülâsası - Dokuzuncu Mesele - Onuncu Mesele - On Birinci Mesele - Asa-yı Musa’dan İkinci Kısım - Birinci Hüccet-i İmaniye - İkinci Hüccet-i İmaniye - Üçüncü Hüccet-i İmaniye - Dördüncü Hüccet-i İmaniye - Beşinci Hüccet-i İmaniye - Altıncı Hüccet-i İmaniye - Yedinci Hüccet-i İmaniye - Sekizinci Hüccet-i İmaniye - Dokuzuncu Hüccet-i İmaniye - Onuncu Hüccet-i İmaniye - On Birinci Hüccet-i İmaniye - Fihrist
BL BARLA LÂHİKASI- Risale:Barla Lahikası - : Takdim - Yedinci Risale olan Yedinci Mesele - Mukaddime - Yirmi Yedinci Mektup ve Zeylleri - Yirmi Yedinci Mektup'un Zeyli ve İkinci Kısmı - İkinci Zeyl - Yirmi Yedinci Mektup'un Üçüncü Zeyli - Yirmi Yedinci Mektup'un Üçüncü Kısmı ve Üçüncü Zeylin Nihayetidir - Mektubat'ın Üçüncü Kısmı (1) - Mektubat'ın Üçüncü Kısmı (2) - Kastamonu ve Emirdağ'da Yazılan Mektuplar
EL-2 EMİRDAĞ LÂHİKASI – 1 .Risale:Emirdağ Lahikası-1 . Yirmi Yedinci Mektup’tan Takdim - Birinci Kısım Mektuplar - İkinci Kısım Mektuplar - Üçüncü Kısım Mektuplar
EL-2 EMİRDAĞ LÂHİKASI – 2: Risale:Emirdağ Lahikası-2 . Yirmi Yedinci Mektup’tan (Emirdağ’ında ve Isparta’da Son İkametlerinde Yazılan Mektuplardır) Giriş - Birinci Kısım Mektuplar - İkinci Kısım Mektuplar - Üçüncü Kısım Mektuplar
KL Risale:Kastamonu Lahikası. Yirmi Yedinci Mektup’tan KASTAMONU LÂHİKASI: Takdim - Lemeat'tan Önceki Mektuplar - Lemeat'tan - Lemeat'tan Sonraki Mektuplar
STG SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBÎ *Parlak Fıkralar ve Güzel Mektuplar-1 *Birinci Şuâ *Sekizinci Şuâ *On Sekizinci Lem'a *Yirmi Sekizinci Lem'a *Sekizinci Lem'a *Parlak Fıkralar ve Güzel Mektuplar-2 *Dua

Gayrı Münteşir Kısımlar Listesi

Üstad'ın ve talebelerinin matbu Denizli Hapsi mektuplarında yer almayan bazı kısımlar

1. Parça[]

(Ehemmiyetlidir)

Kardeşlerim!

Merak etmeyiniz. Ve hizmetinizi ve tesanüdünüzü gayet sıkı muhafaza etmek zarurîdir ve ihtiyat etmek lâzımdır. Hem mahkemeye, hem Ankara makamatına vermek için yeni hurufla yazdığım istidanın evvelce size gönderdiğimin tetimmesi olarak iki parça daha gönderdim. Çabuk kimse bilmesin, suretini alınız, benimkini bana gönderiniz. Eğer evvelki parçaların suretlerini almamışsanız, tekrar size göndereceğim.

2. Parça[]

…Bana gönderdiğiniz nüshaları güzel tashih etmişsiniz. Fakat birkaç yerde ben de kalem karıştırdım. Bu nüshamı mukabele için gönderdim. Nüshalarınızı ona göre tashih ediniz. Hiç bir cihetle Risale-i Nur ile kuvvetli ve kıymetli hizmetleri ve alâkaları gizlenmeyen ve inkâra kabil olmayan Sabri, Re’fet, Şamlı’nın kalemleri ile birer Meyve Risalesi, hiç olmazsa üçünden müşterek Meyve’yi elimde görmek arzu ediyorum.

3. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Sakın sakın dikkat ediniz, birbirinizden gücenmeyiniz. Yoksa hiç faidesi olmadığı halde, bizlere büyük zarara vesile olur. Ben sizin tesanüdünüz ile dünyaya karşı iftiharımı, titizlik ile tekzib etmeyiniz. Bu hapis, sair yerlere nisbeten pek çok sıkıdır. Gayet ehemmiyetsiz şeylere, asabiyetle ehemmiyet veriyorlar. Görüyorsunuz ki; hattâ doktora, mahkemeye çıksa ve girse yeni gelmiş gibi pabucuna kadar arıyorlar. Hattâ beni de o derece sıkıyorlar ki, bir gün Eskişehir’in bir ay kadar beni incitiyorlar. Tahammüle çalışınız. İkilik içinizde düşmesin. Ben zannederim ki; Hâfız Ali koğuşunuzda benim namımla muamele ettiğinden, bir nevi nâzır ve çavuş hükmünde telakki edilmiş. Buranın pek sıkı, vesveseli ve evhamlı idare inzibatından bir tesir ve telaş var. Başta erkân-ı selâseden sadakatı metin Re’fet ve Abdülmecid’den daha ziyade bana yakın Sabri ve büyük kardeşimin namdaşı Abdullah Çavuş benim hesabıma, Risale-i Nur hatırına, şakirdlerinin selâmetine, Hâfız Ali’den gücenmesinler ve kat’iyyen bilsinler ki; böyle bir vaziyette bir namazsız memurun az tahakkümü, bir kardeşimizin on tokadından daha elîmdir. Ben her gün tecrübelerini görüyorum.

4. Parça[]

اَلسَّلاَمُ‮ ‬عَلَيْكُمْ‮ ‬وَ‮ ‬رَحْمَةُ‮ ‬اللّهِ‮ ‬وَ‮ ‬بَرَكَاتُهُ

Muhterem Üstadım Efendim Hazretleri,

وَ‮ ‬مَنْ‮ ‬يَقْتُلْ‮ ‬مُؤْمِنًا‮ ‬مُتَعَمِّدًا‮ ‬فَجَزَائُهُ‮ ‬جَهَنَّمَ‮ ‬خَالِدًا‮ ‬فِيهَا‭ ‬âyet-i celilesi katiller hakkında pek korkunçtur. Bunu soruyorlar. İstiğfar eden kabul olunmaz mı diyorlar. Cevaben dedim:

اِنَّ‮ ‬اللّهَ‮ ‬لاَ‮ ‬يَغْفِرُ‮ ‬اَنْ‮ ‬يُشْرَكَ‮ ‬بِهِ‮ ‬وَ‮ ‬يَغْفِرُ‮ ‬مَا‮ ‬دُونَ‮ ‬ذلِكَ‮ ‬لِمَنْ‮ ‬يَشَاءُ âyeti mûcibince kabil-i afvdır. Her iki âyet-i celilenin manalarının te’lifini ve biri diğerini nakzedip etmediğinin bildirilmesini istediler. Üstadımıza müracaata mecbur kaldım. Cevabınıza intizar ile hürmetle ellerinizden öperim efendim.

Re’fet

Birinci âyetin tefsirinde, istihlal ile küfre gider, ebedî Cehennem’de kalır, demişler.

Said Nursî

5. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Bin bârekâllah, yüz mâşâallah. Evet Hüsrev, Tahirî gibi tam kendine muvafık bir kahraman kardeş bulmuş. Benim perişan hattım, pek dikkatli, müdakkik Hüsrev’i de şaşırtmış. İki kelime sehve sebeb olmuş. “Allahü Ekber” bahsinde “Nasıl bir nefer bir bayramda müşir ile” cümlesinde yazdım. “bayramda”, “bir madde” şeklinde göstermiş. Hem iki yerde “ihtar” kelimesini, “ihzarî” yazdırmış. Size evvelki gün iki kıymetli kazancımızı yazmıştım. İkincide “yüzer lisanla dua, tesbihat” ilh… demiştim. Noksan var. Ve sahihi: “Her birimiz derecesine göre yüzer lisanla” ilh… Ben pek çok alâkadar olduğum Sava Köyü’nden çok muhterem bir ihtiyar ile ellerimiz birbiriyle kelepçe edip beni pek çok memnun edip, o mübarek köyün bana karşı şiddet-i alâkasını anladım.

Aziz kardeşim,

Senin mübarek rü’yan hayırdır, mübarektir ve tabiri zahirdir. Fakat cifir, onun zamanını göstermiyor. Şeddeler sayılsa geçer. Sayılmazsa geçmiş olur. Muhlis ve pek sâdık ve ciddi bir kardeşimiz ve büyük kardeşimin namında Lütfü vârisi Abdullah, burada olduğunu bilmiyordum. O gün gördüm, hayret ve teessüf ettim. Merak etmesin, Allah kerîmdir. Homa’lı kahraman Nâmi kardeşimize benzeyen bir arkadaş ve Kadir namında zannettiğim bir zâttan bana selâm geldi. Dün anladım ki, Kadir başkadır diğer bir gençtir. Acaba o namını bilmediğim zât yanınızda mıdır?

6. Parça[]

(Çok ehemmiyetlidir)

باسمه سبحانه

Ankara’ya Reis-i Cumhur’a gönderilen Müdafaa, Meyve Risaleleri inceden inceye tedkik ettiklerini Başvekil bize diyor. Hem Reis-i Cumhur’dan gelen o müdafaalar Başvekil Adliye Vekili’ne verdiğini, bize neticesini bildireceğini bir mektubla haber veriyor. Risale-i Nur hesabına inceden inceye tedkiklerine pek çok memnun oldum. Ve bundan sonra en ağır cezaların hiç bir ehemmiyeti kalmaz. O risalelerin kuvvetli hakikatları elbette binler adamı tehlike-i ebediyelerinden kurtarmalarına meydan açtığı için, başımıza ne gelirse gelsin medar-ı şükrandır. İnceden inceye okunması gayet mühimdir.

7. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Dün müddet-i ömrümde görmediğim hem kalbî, hem ruhî, hem fikrî, hem cismî şiddetli sıkıntılar içinde çırpındığım bir dakikada sizin cennet meyveleri gibi hediyeleriniz Hakîm-i Lokman gibi imdadıma geldiler. Cenab-ı Erhamürrâhimîn onların ve onların seleflerinin her bir sahife ve her bir satır ve her bir kelimelerinin mukabil, yazanların defter-i hasenatlarına bin hasene yazdırsın, âmîn. Nur ve Gül kahramanlarını bu hizmet-i kudsiyede daim eylesin, âmîn. Ve onlardan ebediyen razı olsun, âmîn, âmîn, âmîn.

8. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz kardeşlerim!

Sizin komşunuzdaki mahpus arkadaşlar dahi Risale-i Nur dairesi içinde manevî kazançlarımıza hissedardırlar. Şimdiye kadar size benzemekle istihkaklarını gösterdiler ve bize de bazan yeni huruf yazılar ile yardım ettiler. Mükemmel Meyve’yi bize yazan Homa’lı Sezai gibi, talebe dairesine girmeye hak kazandılar. Size Başvekil’in mektubunu gönderdim. Bakınız, sonra bana gönderiniz. Demek Ankara ziyade ehemmiyet vermeye başlamış. Gönderdiğimiz yedi takımın alındığına dair posta makbuzu yedi parça Ankara’dan geldi.

9. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık ve hakikatlı kardeşlerim!

Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükrediyorum ki, Risale-i Nur’a sizler gibi kahramanları hâmi ve sahib ve vâris ihsan eylemiş. Bin bârekâllah sana Hüsrev kardeş! Burada iken beni çalıştırdığın gibi, aynen oradan da tam işim bittiği dakikada bu iki defadır bana, meşgul edip çalıştıracak işleri kahraman Ahmed ile gönderdiniz. Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlerden ebediyen razı olsun. Bu Denizli inşâallah Risale-i Nur’a sahib olacak. Ve şakirdleri çoğalmaya başlamış. Umum kardeşlerime birer birer selâm ve dua ediyoruz. Bu pek çok sevablı ve kârlı ve kıymetdar şuhur-u mübarekede kardeşlerimden dua rica ederim. Onların duaları hakkımda makbul olduğuna tecrübelerle kat’î kanaatım var.

Size müştak ve duanıza muhtaç kardeşiniz

Said Nursî

10. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Merak etmeyiniz. Dünkü vaziyetin ehemmiyeti yok. Eskişehir müdafaatımdan ve eski mektublardan cevabları verilen saçmasapan hücumları endişe vermesin. İnayet-i İlahiyenin bir lütfunu göstermesini, rahmet-i Rabbaniyeden niyaz ederiz. Yalnız bu hücumdan kuvvet alan isabet-i nazar hükmünü bende icra etti. Duanız berekâtıyla inşâallah gidecek. Ankara’ya gönderdiğimiz müdafaayı, buraya resmen yalnız bazı parçalar verilmişti. Şimdi o hücumlarına karşı yanımdaki yeni harfle bir nüshayı mahkeme gününde vermeyi münasib görseniz umumunuz namına verip, okunmasını teklif edeceğiz.

Said Nursî

11. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

İşittim ki; siz üç yerde bulunan kardeşlerim müttefikan üç-dört gün evvel müdafaa etmemek, işi sürüncemede koymamak için karar vermiştiniz. Çünki mahkeme bildiğini işliyor. Yalnız “Ankara ehl-i vukufunun tasdiki vechile, suçumuz yok. Beraetimizi isteriz.” diye bir ağızdan söylemek ve îcab ederse, “Üstadımızın müdafaası umumumuza kâfidir” denilse daha iyidir? Yoksa İnebolu ve başkaların istedikleri gibi hususî müdafaalar mı iyidir? Bir karar veriniz. Zâten Ankara’ya gönderilen müdafaam, burada resmen verilmemiştir. Yalnız bir-iki parça verilmiş. Şimdi az bir parça ilâve ile yeni harfle yanımda bulunan bir nüshayı umumumuz namına verilse ve okumasını teklif edilse münasib midir? Eğer münasib görseniz, yeniden ilâve edilecek cümleler hem gayet kısa, hem vaziyeti değiştirecek bir tarzda. Size bırakıyorum. Müdafaanın başında bir parça istidavari. Onu tevsi’ ve ıslah için İhsan’a, Ahmed Feyzi’ye ve Âtıf’a ehl-i vukuf raporuna cevabı hâvi bir defterim ile gönderdim. Tâ onunla tekmil ve ıslah etsinler.

12. Parça[]

Ankara Ehl-i vukufunun müttefiken verdikleri beraat kararının neticesidir.

Netice-i Fezleke

1 - Heyetimiz şu neticeye varmıştır ki; Said Nursî normal hayatında, kanaatlarında samimî ve kalbi dinî hissiyat ile meşbu’ olmakla beraber, bazan kendisinin cezbeye ve şuur hezeyanına tutulduğu anlaşıldığı, risale ve kitab ve mektubların incelenmesinden anlaşılmasına göre, bu adamların yazılarında halkı dinî mukaddesata âlet ederek devletin emniyetini ihlâle teşvik etmek veya bir cem’iyet kurmak kasdında olduğunu gösterir bir sarahat ve emare olmayıp, kendini yegâne âlim mahiyetinde satılığa meraklı bir tavır takındığı görülmektedir.

2 - Gerçi Said Nursî’de bir enerji var. Bu enerji, tarîkat gütmek ve mezheb çıkarmak, cem’iyet kurmak, tedrisat icra etmek enerjisi değil. Ben, benim vazifem Kur’anın hakikatlarını anlatmaktır.. ve ciddi kanaatıyla arzu edenleri ilminden faidelendirmek enerjisidir. Bununla beraber kendisi de Eski Said, Yeni Said diye iki şahsiyet göstermesine, yazılarındaki Risale-i Nur mizanlarından Otuzüçüncü Söz’ün Otuzüçüncü Mektubunun Otuzüç Penceresi gibi tabirlerin normal olmadığına, cifir ve ebced ve tevafuk hesablarından yapılan istihraçlara binaen hükmetmesine ve kulağına gelen kedinin “Yâ Rahîm” diye tesbih çekmesine, “Filan yerde durdum, dünya gözüme şöyle göründü, kendimi mezar taşı gördüm” denmesine bakarak, Said Nursî’nin sem’î ve basarî hallüsinasyon, ihtilâl-i dimağîye mübtelâ olması ihtimali de nazar-ı dikkate alınabilir.

3 - Mevkuflardan Said Nursî’nin mensublarına gelince: Bunlar Said Nursî’nin zihnen normal olduğu ilmî ve ekseriya vâkıfane eserlere kapılarak, cezbeli ve ruhî ihtilâl halinde yazdığı gayr-ı ilmî ve şaşırtıcı eserlerine aldanmış ve ondan dahi din mes’elelerini ve Kur’an hakikatlarını öğreneceğiz diye safdilliklerinden peşine düşmüşlerdir. Bunlar hüsn-ü niyet sahibleri olup, sırf dinî itikad yolunda safdilliklerinden Said’e ve okudukları risalelere bağlılık göstermekle ve birbiriyle yaptıkları muhabere mektublarının münderecatında, hükûmete karşı kötü bir kasıd besledikleri, bir cem’iyet kurmak, bir tarîkat kurmak fikriyle hareket etmedikleri anlaşılmaktadır. İşbu rapor, ehl-i vukufun ittifakıyla tanzim ve makam-ı âidine takdim kılındı. 22/4/1944


Ehl-i vukuf Diyanet İşleri Müşavere Heyeti azasından, Dersiâm Profesör Yusuf Ziya

Ehl-i vukuf Dil-Tarih Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü Müdürü Necati Ögal (Lügal)

Ehl-i vukuf Türk-Tarih Kurumu Türk-İslâm Kitabları Derleme azasından Yusuf Aykub (Aykut)

13. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ

Madem her hâdisede en hakikî sebeb ve en büyük hisse, kader-i İlahînindir. Ve madem kader, adalet eder. Ve adalet vechi güzeldir. Ve madem rahmetin her şeyde bir izi, bir yüzü var. Ve madem haklı ve mazlum olanın âhı arşa kadar çıkar. Ve bire mukabil on derece mükâfatı var. Ve madem biz bu belayı tahrik etmedik. Ve madem kudsî hizmetimiz zâyi olmadı. Belki bir cihette tevakkuf da etmedi, başka sahada tezahüratı var. Ve madem bu işsiz ve sıkıntılı kışta, hakikî ve hakikatlı ve hâlis dostlar ile sohbet ve dertleşmek gayet hoştur. Ve madem koca âlem-i İslâm’ın en büyük bir vazifesini milyonlar adam yerinde, Risale-i Nur’un mahdud şakirdleri yapıyorlar. Ve aldıkları manevî nur ve sürur ve şeref, zahmetlerini rahatlattırır. Akşamda büyük bir ücret alan adamın, ikindideki şiddetli çalışmasında meşakkati lezzet vermesi gibi, sıkıntıları bir cihette lezzetlenir. Elbette ve elbette bize lâzım, sabır içinde daima şükür etmektir. Ben hadsiz şükür derim.

Aziz kardeşlerim,

Meyve’den yeni harfle Altıncı Mes’eleyi de yazınız. Yeni harfle yazdığınız beş aded mes’eleler çok faide veriyor. Dikkatli ve okunaklı yazılsın.

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Sizdeki ihlas ve sadakat ve metanet, şimdiki ağır sıkıntılarda birbirinizin kusurlarına bakmayacak ve setretmek kâfi bir sebebdir. Ve Risale-i Nur zinciriyle kuvvetli uhuvvet öyle bir hasenedir ki, bin seyyieyi afvettirir. Haşirde adalet-i İlahiye, hasenelerin seyyielere râcih gelmesiyle afvettiğine binaen, siz de hasenelerin rüchaniyetine göre muhabbet ve afv muamelesini yapmak lâzımdır. Yoksa bir seyyie ile hiddet etmek, sıkıntıdan gelen bir titizlik, bir asabîlik ile zararlı bir-iki cihetle zulüm olur. İnşâallah birbirinize sürurda ve tesellide ve tahammülde yardım edip sıkıntıyı hiçe indirirsiniz.

14. Parça[]

بِاسْمِهِ‮ ‬سُبْحَانَهُ‮ ‬اَلسَّلاَمُ‮ ‬عَلَيْكُمْ‮ ‬وَ‮ ‬رَحْمَةُ‮ ‬اللّهِ‮ ‬وَ‮ ‬بَرَكَاتُهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Gönderdiğiniz mübarek şeyleri aldım. Hüsrev’in kıymetli mektubunu hem çiçeğin âhirinde hem hapsin üçüncü meyvesinin (Küçük Mektubat) arkasında yazılsın. Ben Hüsrev’in her mektubunu Isparta ve civardaki umum kardeşlerimin şahs-ı manevîlerinin bir mektubu olarak alıyorum. Her biriyle bizzât konuşuyorum ve dinliyorum hükmündedir. Kardeşlerim! Gerçi benim haps-i münferidim daha ziyade infirad ve tecrid içindedir. Fakat Isparta’ya bir derece yakın olduğumdan ve sizin her müşkile karşı metanet ve vazife-i Nuriyede tam ciddiyet ve bana ihtiyaç bırakmayacak bir vekalet ve veraset ve yazınız vasıtasıyla manen her vakit siz ile görüşmek cihetinden çok memnun ve mesrurum ve şükür ederim. İhtiyar ve Hasta’dan bir-iki risaleleri daha lâzımdır. Emin bir vasıta olsa gönderilsin.

Sizin ile konuşulacak çok şeyler var. Fakat şimdi başka işlerim fâsıla verdiğinden kısa kesiyorum. Bütün kardeşlerime ve bilhassa haslara ve hususan bilfiil çalışanlara birer birer selâm ve selâmetlerine dua ederim ve daima faidesini gördüğüm dualarını isterim.

اَلْبَاقِى‮ ‬هُوَ‮ ‬الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî

15. Parça[]

Aziz, sıddık, hakikatli kardeşim Sadık Bey,

Senin kemâl-i sadâkatini ve bahadırlığını gösteren pusulanı aldım. Zaten seni ilk gördüğümden sende bir yüksek fedâkârlık hissetmiştim. Benim şahsım Risale-i Nur'a nisbeten hiç hükmünde olması için, seni Risale-i Nur'un hizmetine vermesini rahmet-i İlâhiyeden beklerim ki, tahliye olsan. Evet, senin gibi ve Hilmi, Emin gibi fedakârları yanımda, hizmetimde arzu ederim. Fakat hem hanelerinizde talebeler var, hem de Kastamonu'da benim yerimi boş bırakmak olmaz. Yanımda yalnız Feyzi kalsa yeter. Hafız Tevfik ise, o Kur'ân dersi için vazifesi oradadır.

16. Parça[]

Kardeşim Sadık,

Şimdi hatırıma geldi ki, o yazılmayan cümlenin bu kelimesi ağırdır ki yazmışsınız. Yani, "irtidâd-ı mutlaka rejim ismi takmakla." Bunun yerine böyle olsa pek ağır olmaz: "irtidâd-ı mutlakı rejim altına almakla."

Hem siz nasıl yapsanız ben razıyım. Mahzurlu gördüğünüz cümleleri tayyedebilirsiniz.

17. Parça[]

Aziz kardeşlerim Feyzi, Sadık,

Bu defteri size gönderdim. Tâ siz defterinizi ondan tekmil edip çabuk defterimi bana gönderiniz. Eğer Feyzi münâsip görse, Husrev'in yazdığı zelzele bahsini bu defterin âhirinde yazsın. Hem imzasını da atsın. Ve tam tasdik edip kanaat getiren imzasını atabilir.

18. Parça[]

باسمه سبحانه

Aziz kardeşim sıddık Sadık Bey,

Hakikaten ben sizde ve Hilmi ve Feyzi ve Emin'de, kardeşte ve evlâtta ve vâlideynde bulunan hâlis ve minnetsiz bir şefkat gördüğümden, hem ruh rahat ediyor, hem sizin bu ehemmiyetli hizmetinizi mukabelesiz kabul ediyorum. En evvel Hilmi Bey seni bize getirdiği için ona minnettârım. Zâten ben sizin beşinizi bir ruhta telâkki ediyorum. Feyzi, Emin, Hilmi çoktan beri benim akrabam içinde de kazançlarıma hissedar idiler. Şimdi Gavs-ı Azamın bize işaretinde, has kardeşlerin bir kısmını bu fıkrada,

وَكُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ ِللهِ مُخْلِصًا تَعِيشُ سَعِيدًا صَادِقًا بِمَحَبَّتِى

gösteriyor. Sadıklar daha sarih görünüyorlar.

Eğer darılmasanız, yemek masrafında ben de iştirak edeceğim. Zâten tam vaktinde bana muvafık hediyeleriniz manevî kıymeti ondur. Dokuzu ihsanınız olsun. Birisi de daimî ve eski kaidem için ben versem ne olur? Ben Isparta'da bazı eşyamı satmıştım. Çok şükür, iktisat bereket iyle o az para bana kâfi geliyor.([1])

Husrev kalemiyle yazılan defterler zayi olmasın. Hem Hizb-i Nûrî'yi size göndermiştim. Hocalar okusunlar ve okutsunlar, muattal kalmasın.

19. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Kastamonu'nun yüzünü ak eden sizin gibi hakikatli ve emektar kardeşlerimin hatırı için hediyelerinizi kabul ettim. Fakat bilirsiniz ki az yiyorum, siz çok gönderiyorsunuz. Beş altı günde bir defa Kastamonu'daki sizinle beraber bir yemekten yemek benim için hem teberrüktür, hem tatlı ve geçmiş hayatımı tazelemektir. Ben sizi çok merak ederdim. İnşaallah rahatsınız, yeriniz geniş midir? Feyzi size Meyve'yi okuyor mu? Zâten ben onu bir bahane ile hapse gönderip mahpuslara okumak için Kastamonu'da ona söylemiştim. Oradaki umum kardeşlere çok selâm.

20. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Bu iddianameyi gönderdim. Ehl-i vukufun raporu bende yoktur. Sadık'ın kısa, kuvvetli müdafaanâmesini beğendim. Onun cesaret ve dirayet ve asalet ve şâkirdlikte tam sadâkatine muvafık gördüm. Denizli'nin kahraman Sadık'ı ve Rüşdü'sü olan Beylerbeyi Süleyman'ın Risale-i Nur'a gayet kıymettar hizmetleriyle beraber Kur'ânî dersleri de öğrenmesi bizleri çok memnun edip Denizli'yi bize sevdiriyor. Ve Kastamonu'da çok çalışan ve burada bir cihette tembellik eden kardeşimiz Mehmed Feyzi'den Kur'ân ve risaleler dersini almasıyla onun tembelliğini tam affettiriyor. Cenâb-ı Hak onlardan ve sizlerden ebediyen razı olsun. Amin, âmin, âmin.

21. Parça[]

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عاَشِراَتِ دَقاَئِقِ عُمْرِكُمْ

Aziz, sıddık, hakikatli kardeşim Sadık,

Yarın Afyon'a beni gönderiyorlar. Merak etmeyiniz. İnâyet-i İlahiyenin himâyeti devamdadır. Senin ettiğin hizmet tam makbul olmasına ve her günü bir ay kadar kıymetli olduğuna bende şüphe kalmadı. Sen yüzümüzü ak ve kalbimizi mesrur eyleyen halisane hizmetle, Gavs'ın (r.a.)

تَعِيشُ سَعِيدًا صَادِقًا بِمَحَبَّتِى

fıkrasında seni de Said'e sadık bir kardeş olduğuna kerâmetkârâne işaret ediyor diye kanaatim geldi. Başta muhterem hemşirem valideniz olarak, kardeşim olan kardeşinize ve hânenizdekilere çok selâm ve duâ ederek bu mübarek aylarda dualarını istiyorum. Benim yanımda kıymettar ve isimlerini söylemek münâsip görmediğim zatlara çok selâm ederim.

Said Nursi

22. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Cenâb-ı Hakka hadsiz şükrediyorum ki, bir Hafız Ali yerinde şimdilik üç kahraman imdadımıza gönderdi: Birisi Sadık, biri de Süleyman, biri de Mümtaz. Şimdiye kadar yeni harfle yazılan Risale-i Nur'un her harfine mukabil, Erhamürrâhimîn herbirinize bin rahmet eylesin. Amin, âmin, âmin.

İnşaallah şimdiye kadar Hafız Ali'nin fevkalâde hizmet-i nûriyesi gibi, bu üçünün hizmet-i îmâniye ve nûriyeyi tam gördükleri gibi devam edecek. Denizli'yi ve hapsini tenvir edip Risale-i Nur şâkirdlerini ve Hafız Ali'nin ruhunu şad ve mesrur edecekler. Âmin.

23. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim.

Tekrar küçük mektupları yazdığınız zaman Hafız Ali hakkında son yazdığım fıkra, hem müdafaadan çıkarılan ve hâkimlere ve emniyet müdürüne yazılan mektuplar ilâve edilip beraber yazılsın.

24. Parça[]

Aziz kardeşlerim..

Biliniz ki, içinizde az ihtilâftan bize zındıka hesabına desiselerle hücum edenler çok istifade ederler. Hattâ bu defa iki risaleyi elimizden almaları, o cüz'î ihtilâfın verdiği meşveretsizlikten ileri geldi.

Hem bunu kat'î biliniz; Mesleğimizde, hususan Risale-i Nur hizmetinde rekabet, kıskançlık olmaz ve olmamalı. Sakın birbirinin kusurunu bahane edip tesânüdünüzü zayıflaştırmayınız. İçinizde, lillâhilhamd, çok sâdık ve hâlis ve mübarek ve âlimler var. Bu zâtlar himmet etsinler, şimdi pek çok muhtaç olduğumuz tesânüdü muhafaza ve kuvvetleştirsinler. Ve bu hapiste bulduğumuz yeni kardeşlerimizden çok rica ediyorum ki Risale-i Nur'a kuvvetli merbut bulunanların hususî kusurlarına bakmasınlar ve tereşşuhatlarını harice bildirmemek için perde olsunlar. Ben yeni ve ciddî ve hakikatli o Denizli kardeşlerimin hatırları için bütün ağır ceza koğuşundakileri dualarıma dahil etmişim ve bu cihetle umum Risale-i Nur talebelerinin manevî kazançlarında hissedar olmuşlar. Bu zâtlar, bu faydaya mukabil, şimdiye kadar bilfiil gösterdikleri sadâkatle hizmet-i nûriyeye devam etsinler, hapishanelerin bir âdeti olan rekabet ve ikiliğe meydan vermesinler.

25. Parça[]

Aziz kardeşim Sadık Bey,

Sabah Birinci Noktayı Feyzi'ye ver diye Âdem'e verdim. O da Hafız Mehmed'e vermiş. Mütebakisini ve Feyzi'ye hitap bir pusula ile, siz hamamdayken Husrev'e sonra size vermek üzere gönderdim. Beş Noktayı münakaşa edenler okudular mı? Ve müdâfaâtın Ankara'ya gitmek hakkında razı oldular mı?

Hem daha dört nüsha başka makamala göndermek fikriyle ve bahanesiyle yazılmak lâzımdır.

Şimdi Adem söyledi: "Sadık Bey dedi: Bundan sonra kimseye pusulayı verme, bana getir. Çünkü mesele mühimdir." Ben merak etlim: Acaba bir gerginlik mi var? Ve hıyanet edenler içinize de girmişler mi diye telâş ettim. Sen ve Kastamonulu arkadaşlar varken inşaallah bir zarar gelmez.

26. Parça[]

Aziz kardeşlerim.

Bu zamanda hapis, biz gibilere bir cihette hürriyet yeridir. Fakat maatteessüf bize karşı gelen istibdad-ı mutlak burada dahi casuslarıyla bizi çok sıkıyorlar. Hattâ dün Müdür tehdit suretinde dedi: "Hapiste ne oluyor, ben bütün bilirim."

Ben ümit ederim ki, bu istibdat sizin gibi azimkârları sarsmaz. Yalnız ziyade ihtiyata ve dikkate ve kuvvetli bir tesânüde ve yılmaz, çekilmez bir sebata sevk edecek.

Ben ona dedim: "Arzuhalciler bizim için yazmıyorlar. Muavin Cemil onlara söylemiş. Hakkımızı nasıl müdafaa edeceğiz? Aleyhimizdeki itirazlar Ankara'ya gidecek. Bizim müdafaamız da gitmek lâzımdır."

Şimdi kardeşimiz Âdem geldi. Daha bitiremedim.

27. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Merak etmeyiniz, اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللهُ Dünkü mesele gerçi meşveretsizlikten ve ihtiyatsızlıktan iki müdafaa, iki Meyve onların ellerine geçti. Fakat o mülhidler o risalelerin kuvvetlerini bildiler ve mağlûp olmazlar anladılar. Ben demiştim ki "ihtiyat ediniz o mason ve dessas elinizden almasın." Halbuki verdiğimiz buna dair istidanın cevabı gelmeden onun zahirî müsaadesine aldandılar, acele etliler. Belki bunda da bir hayır var ki, tam okunmayan el yazıları o üç makam yerine makine yazısıyla sekiz makamata birden gitsin.

Cenâb-ı Hakkın inayeti hakkımızda devamdadır. Merak edilecek birşey yok. Yalnız dikkat ve ihtiyat lâzım. Bazı safdil arkadaşlar o münafıklara aldanmasınlar.

28. Parça[]

Aziz kardeşlerim..

Bu tehir ve sürüncemenin hikmeti nedir, ben bilemiyorum. Niçin bitirmiyorlar? Elbette bir sebebi var, tahminimce lehimizdedir. Siz nasıl anlıyorsunuz, bana da bildiriniz. Merak ediyorum. Başka arkadaşlardan da sorunuz.

29. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Elimizde itimat ettiğimiz Âdem Ağa, bir hâdise bana şüphe verdi. Siz sakın ona ihsas etmeyiniz. Eski gibi dostluk gösteriniz. Fakat ihtiyat ediniz.

Said Nursi

30. Parça[]

[Bunun bir suretini alınız, sonra çabuk Husrev'e gönderiniz.]

باسمه سبحانه

Aziz, sıddık kardeşlerim..

İki kardeşimizin, lüzumsuz bir masrafla, vahdet-i mesele haysiyetiyle, muvaffak olamayan avukatlarını mahcubiyetten ve o ehemmiyetli kardeşlerimizi teessüften kurtarmak fikriyle, benim tarafımdan o avukata deyiniz ki:

Madem Risale-i Nur ile ciddî ve taraftarâne alâkadar oldun ve o taraftarlık devam edecek. Gerçi vahdet-i mesele icbârıyla mahsus bir ki zâtı daha evvel kurtaramadın. Elbette senin gibi bir yeni kardeşimizi umumumuz nâmına fahrî bir dâva vekili kabul edip öylece ilân ederek, değil mahcubiyet, belki kemâl-i iftiharı sana kazandırmak niyet ettik.

Kardeşlerim,

Eğer faraza müddeti tamamen geçmiş bir ceza verilse, iki üç memur kardeşlerimize maddî bir zarardan başka hiçbir zararı olmamakla beraber, bizlere ve Risale-i Nur kıymetine büyük bir menfaati var. Yani, yeni icadların günahlarına iştirakimiz olmadığına bir hüccet-i salâbet-i diniyedir.

Kardeşlerim,

Ehl-i vukuf raporunda seciyeli, insaflı bir ehl-i vukuftan bahseder. O Eskişehir Mahkemesinin ehl-i vukufudur. Eski müdâfaâtımı görmek münâsebetiyle söylemişler. Beni ismen vermek değil, belki mecbur olduğum zaman, sizlere dokunmamak şartıyla ibraz etmek için ehl-i vukuf raporundaki sehivlerini, yanlışlarını, iltibaslarını yazacağım. Belki sizden teberrî edeceğim.

Said Nursi

31. Parça[]

İki kıymetli kardeşlerimizin avukatları eğer münâsip görseler ve onun da hatırı kırılmamak şartıyla, bu vekaletten bir özür bahanesiyle vazgeçse, çok lüzumu var. Eskişehir'de tecrübe edildi, zarardan başka fayda olmadı. Bu zât şimdiye kadar en ziyade muhtaç olduğumuz kuvve-i mâneviyemizi kıran ve telâş verdiren sözler ondan tereşşuh ettiklerini gördüm. Gerçi vekil olduğu kardeşlerimizin haklarında hayırhahtır, çalışıyor.

Fakat bir iş göremediği için mecburiyetle habbeyi kubbe yapıp korkaklık vererek kuvve-i mâneviyeyi kırıyor. Belki... Her ne ise, lisan-ı münâsiple eğer sizler ve o iki mübarek zâtlar muvafık görseniz, onu, meselemiz de uzaması ve birbirinden ayrılmaması bahanesiyle istimal etmeyiniz ve havadisleri sormayınız.

Bu pusulayı mahrem tutunuz.

Said Nursi

32. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Siz ne şeye karar verseniz kabul ediyorum. Küçük mekluplardaki tadilâtınız güzeldir. Şimdi onu herkes ve resmî memurlar dahi görse itiraz edemezler. Çıkarılan mektupların bir kısmı ehemmiyetlidirler. Zayi olmamak ve ileride bir vesika hükmünde izhar edilmek için, şimdi değil, bir zaman sonra tamamını kabil ise yazılsın.

Çünkü onlar da ihtara binâen yazılmışlar. Ahmed Feyzi'nin Risale-i Nur hesabına yazdığı itiraznâme güzeldir, onu da meşveretinize havale ediyorum.

33. Parça[]

باسمه سبحانه

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Umumumuzun hesabına buraya ve makamata verilen benim müdafaâtımın âhirinde büyük küçük Husrev'lerin ve Nazif'lerin ve Sadık'ların ve daha başkaların yazılmış hususî müdafaaları varsa, yeni harfle yazılsın. Fakat herbiri bir iki sahifeden ziyade olmasın, ihtisar edilsin. Hem onlar eski harfle de benim defterime bir kıymetli yadigâr olarak yazılsın.

34. Parça[]

Aziz kardeşim Sadık Bey..

Bir günde iki defa yemek gönderme. Hem hergün gönderme. Çünkü Ispartalılar da gönderiyorlar. Hem tatlı lâzım değil. Yalnız üç dört günde bir defa az incir pişir. Tâ benim çok ehemmiyetli iktisat kaidem bozulmasın.

35. Parça[]

Sıddık, kahraman kardeşim Sadık,

Ben senin ve sizin tensip ettiğini kabul ediyorum. Zelzele ve sert başlıklar gitmesin. Bugün yazdığım iki parçayı güzelce okuyunuz ve suretini alınız ve bana yazınız.

36. Parça[]

Aziz kardeşlerim..

Zelzele fıkrasında birincide zelzele ile "bir vesile-i def-i belâ olan Risale-i Nur'a yardım etmiş" cümlesindeki "yardım" yerine, "ehemmiyetini ve âfâtın def'ine vesile olduğunu gösterdi"; ikincide "bir korkunç zelzele ile Risale-i Nur'a ve şâkirdlerine" cümlesinde "Risale-i Nur" kelimesinin arkasında bu "ehemmiyetini gösterip" kelimesi ilâve edilsin. Tâ Husrev'in onda maksadı anlaşılsın.

Ben nüshalarımı öyle yaptım. Dördüncünün "zâlimleri Cehenneme yuvarlayan dehşetli diğer bir zelzeleyi gönderdi" cümlesi arkasında "Risale-i Nur bir vesile-i def olduğunu gösterdi" bu cümle ilâve edilsin.

Sonra bunu Sadık'a gönderiniz. Tahmin ederim, Ankara'ya göndermemek taraftarları bu yerlerden ürkmüşler.

37. Parça[]

Aziz kardeşlerim..

Bu defa posta ücreti vermek benim hakkım olmasından, beş banknot gönderdim. Şimdilik Meyve'den yeni harfle yazılan bir nüshayı bana gönderiniz.

Zelzele fıkrasının âhirinde, yanımda yalnız dört imza var. Beşincisini bilmem. Hem zelzele fıkrasını tâdil edebilirsiniz. Meselâ: "Zelzele Risale-i Nur'a yardım etti." İki yerde bulunan o cümlesi yerine "Risale-i Nur âfâtın define sadaka gibi bir vesile olmasından, ona hücum ve ta'tili ile zelzele âfetine karşı müdafaası zayıflaştı, zelzele de bastı" cümlesi o iki yerde yazılsın.

38. Parça[]

Aziz, sıddık kardeşlerim..

Maarif Vekilinin telâşlı, hâifâne beyannâmesi bizimle alâkası azdır, belki yoktur. Maarife gönderdiğimizden daha evvel olduğuna bir emaresi, hiç bizi ihsas etmiyor. Ve perde altında diğer bir hareket bulunduğunu gösteriyor. Ve tam tamına küfr-ü mutlakı müdafaaya hazırlanıyor. Ve Resâili'n-Nuriye de tam vaktinde oraya yetişiyor. Bunun neticesi inşaallah hayır çıkacak. O vekil çok fena bir dinsiz olduğunu şimdi öğrendim. Elbette o dairede Risale-i Nur kuvvetli bir cereyan çıkacak.

39. Parça[]

Faziletli Üstadım efendim Hazretleri!

Hizb-ün Nuri okunmaktadır. Yazı makinası Süleyman Bey'in (Süleyman Hünkâr) vasıtasıyla gelmiştir. Ücret verilmeyecek. Yeni yazıyla Müdafaat ve Meyve yazılmaktadır. Hürmetle hâk-ı payinizden öperiz.

Aciz Talebeniz

M. Sadık

40. Parça[]

Sevgili ve muhterem Sadık Bey kardeşimize,

25.7.1944 tarihli iltifatkâr mektubunuzu aldım. Üstadımız efendimiz Hazretlerine aid olan kısmını takdim ettim. Pirinci de aldım. Merak etmeyiniz, efendimizin sıhhati ve afiyeti yerindedir. Yapılması lâzım gelen hürmeti halk yaptı. Çok memnun ve mesrur olarak, bugün Afyon vilâyetine ikamete memur olarak gönderildi. Kendisi de memnundur. Hükümet büyük iltifat gösterdi, dörtyüz lira harcırah gönderdi. Bir komiserin refakatinde hareket etti. İki defa hapishaneye, bir defa da kabristanda Hafız Ali Efendi merhumun kabrini ziyarete gitti. Başka tarafa gitmedi. Pirinç torbasını eşyalarının içine koyduk gönderdik.

Ale'l usul evrakınızı müdde-i umumilik temyize gönderdi. İnşaallah tasdik edilir. Bu yüzde yüz tasdiki muhakkak biliniz. Merak etmeyiniz. Neticesi bildirilecektir...

Kardeşiniz

Hâfız Mustafa

41. Parça[]

باسمه سبحانه

([2])Hadsiz selam. Beşaretinize çok teşekkür... Ben tarafından oradaki hem mahkemeye hem mahkeme-i temyize teşekkürümü tebliğ ediniz. Mümkün olduğu kadar beni buradan alınız. Mahkeme Reisi ve Emniyet Müdürü beni bu meselemiz için ya Denizli’ye veya yakınındaki bir kazaya resmen aldırsınlar. Hayatım tehlikededir. Ben burada yaşamam, şiddetle rahatsızım.

Said

  1. Hazret-i Üstadımız bir sohbetle beyan etmişti ki, "Ben Isparta'dan Denizli'ye sevk edileceğim günlerde baktım kapı önünde Terzi Mehmed gelmiş. O zaman eşyalarını satıp cem'an 150 lira kadar paramı bana hizmet için Müdür tarafından tayin edilen bir Kürt mahpusa verip pencereden Terzi Mehmed'i göstererek, "Bu parayı ona ver" diye, 150 lirayı gönderdim. Ben zannediyordum ki, Denizli'de, Sadık Bey pirinç çorbası yapıp bana getiriyordu. Sonra tebeyyün etti ki, o adam parayı Terzi Mehmed'e vermemiş, kendi almış, bana da 'Verdim' demişti." Üstadımız bu hâtırayı, Sadık Bey Emirdağı'na ziyarete geldiğinde "Kardeşim, ben sana ebediyyen minnettarım" diye kucakladığı zaman anlatmıştı. Mustafa Sungur
  2. Denizli hapsinde iken Üstad bu pusulayı aceleyle yazıp, bir kibrit kutusu içerisinde pencereden Hâfız Mustafa’ya atmıştır.
Advertisement