FANDOM


2'li tablo sunumuEdit

Şiir Metni
Güncel Türkçesi
'Kardeşim Fatin Hoca'ya
Kardeşim Fatin Hoca'ya
Köprüden çok geçerim; hem ne kadar geçtimse,

Beni sevk etmedi bir kerrecik olsun ye´se,

'Köprüden çok geçerim; hem ne kadar geçtimse,

'Beni sevketmedi bir kerecik olsun ümitsizliğe'

'Ne Halîc´in o yosun çehreli miskin suları;

Ne onun hilkate küsmüş gibi durgun kenarı!

Ne Haliç'in o yosun çehreli miskin suları;
'Ne onun mahlukata küsmüş gibi durgun kenarı!

Herkesin hissi bir olmaz. Meselâ karşıdaki

Sâhil in, baş başa vermiş, düşünen pis eski,

Herkesin hissi bir olmaz. Mesela karşıdaki
Sahilin, başbaşa vermiş, düşünen, pis, eski

'Ağlamış yüzlü, sakîl evleri durdukça, sizin

'İçinizden acı şeyler geçecek hep... Lâkin,

Ağlamış yüzlü, çirkin evleri durdukça, sizin

İçinizden acı şeyler geçecek hep... Lakin,

Bak benim öyle değil. Siz de biraz şâir olun:
'Meselâ, geçtiğiniz yalpa yapan tahta yolun,

Bak benim öyle değil. Siz de biraz şair olun:

Mesela, geçtiğiniz yalpa yapan tahta yolun,

Cedd-i merhûmu aceb sal mı demekten ne çıkar?

Geliniz farz edelim biz bunu: Sâbih bulvar!

Merhum atası acaba' sal mı demekten ne çıkar?

Geliniz farzedelim biz bunu:Yüzen bulvar!

Köprüler asma imiş Avrupa âfâkında...

Varsın olsun, o da bir şey mi? Bizim Şark´ın da

'Köprüler asma imiş Avrupa ufuklarında...

'Varsın olsun, o da bir şey mi? Bizim Doğu'nun da,

'Böyle daldırma olur... Hem açınız âsârı,

'''Köprünün nerde görülmüş, hani, tahte´l-bahrı?

'Böyle daldırma olur... Hem açınız kitapları,

'Köprünün nerde görülmüş, hani, deniz altında olanı?

'Anladım: Ben ne kadar şi´re özensem de, 'demek,

Seni, ey sevgili kâri ; bu telâkkî, pek pek,'

Anladım: Ben ne kadar şiire özensem de,demek,

Seni,ey sevgili okuyucu, bu anlayış, pek pek,

Diyeceksin ki: "Hayâlin yeri yoktur... Boşuna!"

'Ya şu timsâl-i İlâhî de mi gitmez hoşuna?

Diyeceksiniz ki: "Hayalin yeri yoktur... Boşuna!"

Ya şu ilâhî sembol de mi gitmez hoşuna?'

Öyle ta´zîb-i nigâh eyleme bedbin olarak,
Bırak etrâfz da, karşında duran ma´bede bak:
Öyle bakışlarına eziyet etme karamsar olarak,

'Bırak etrafı da, karşında duran mabede bak:

Başka bir sâhile gehvâre-i emvâcından,

'Böyle şeh-dâne çıkarmış mı yakınlarda zaman?

'Başka bir sahile dalgalar beşiği içinden,

'Böyle büyük bir inci çıkarmış mı yakınlarda zaman?

Ne seher pâre-i san´at ki ezelden mahmûr...'

Leb-i deryâdan uçan bir ebedîhande-i nûr!

'Sanatın şafağında doğmuş öyle bir eser ki, ezelden mahmur...

'Nurun deniz kıyısından uçan ebedî bir gülümsemesi.

Sanki ummân-ı bekânın ezelî bir mevci

'Yükselirken göğe, donmuş da kesilmiş inci!

'Sanki beka okyanusunun ezeli bir dalgası

'Göğe yükselirken, donmuş da kesilmiş inci!

Bu güher pârenin eb´âd-ısemâvîsinde,

'Yorulan didelerin hâneden insin de,

'Bu mücevher parçasının gökyüzü gibi sonsuz uzaklıklarında

'Yorulan gözlerin toprağa neden insin de,

Levse dalsın yeniden? Etme, yazıktır, olmaz;

'Garbatevcîhediver, gel onu sen şimdi biraz:

'Pisliğe dalsın yeniden? Etme, yazıktır, olmaz;

'Batıya döndür gözlerini sen şimdi biraz:

Dur da Ma´bûd´una yükselmek için ilme basan

'Ma´bedin hâlini gör, işte serâpâ iman!

'Dur da Yaratıcısına yükselmek için ilme basan

'Mabedin hâlini gör, işte baştan başa iman!

'Yüce dağlar gibi, âfâka döşerken sâye,

'O, bekâdan daha câzib kesilen, âbediye,

'Yüce dağlar gibi, ufuklara yayarken gölge,

'O, bekadan daha çekici kesilen âbideye,

'Bir nazar, zevk-i bedi´inin yeter tatmîn...

'Durma öyleyse, urûc et o ziyâ âlemine.'

'Bir göz atmak estetik zevkini tatmine yeter...

'Öyleyse durma, yüksel o ışık âlemine.

O ziyâ âlemi bilmez ki karanlık ne demek?'

O semâvî yuva kirlenmedi, kirlenmiyecek.

'O ışık âlemi bilmez ki karanlık ne demek?

'O semavî yuva kirlenmedi, kirlenmeyecek.

Onu i´lâ eden etmiş ebediyyen i´lâ.

'Etse dünyâları tûfan gibi levs istîlâ,

'Onu yükselten sonsuza dek yükseltmiş.

'Pislik dünyalara tufan gibi yayılsa,

Bu, semâlarda yüzen, şâhikanın pâk eteği,

Karşıdan seyredecektir o taşan mezbeleyi.

Bu, göklerde yüzen zirvenin temiz eteği,

Karşıdan seyredecektir o taşan mezbeleyi.

Yerin altında sinen zelzeleler fışkırsın;

Yerin üstünde ne bulduysa devirsin, kırsın;

Yerin altında sinen zelzeleler fışkırsın;'

Yerin üstünde ne bulduysa devirsin, kırsın;

Hakkı son sadmei kahrıyle bitirsin isyan;'

Edebin şimdiki ma´nâsına densin "hezeyan´;

Hakkı son yıkıcı darbesiyle isyan bitirsin;

Edep için şimdi bir "saçma söz" denilsin,

Kalmasın, hâsılı, altüst olarak hissiyyât,

Ne yüreklerde şehâmet, ne şehâmette hayât;

Kalmasın, kısacası, altüst olarak duygular,

Ne yüreklerde yiğitlik, ne yiğitlikte hayat;

Yine kürsî-i mehîbinde Süleymâniyye,

Kalacak doğruluğun yerdeki tek yurdu diye.

Yine görkemli kürsüsünde Süleymaniye,

Kalacak, doğruluğun yerdeki tek yurdu diye.

Yıkılır birgün olur mahkemeler, ma´bedler;

En temiz yerleri en kirli ayaklar çiğner;

Yıkılır bir gün olur mahkemeler, mabedler;

En temiz yerleri en kirli ayaklar çiğner;

'Beşeriyyet yeni bir din tanıyıp ilhâdı,' Beşerin hâfızasından silinir Hakk´ın adı;
İnsanoğlu yeni bir din gibi görüp dinsizliği,

İnsanın hafızasından silinir Hakk'ın adı;

Gömülür hufre-i târîhe meâlî...Lâkin Yine tek bir taşı düşmez şu Hudâlânesinin;

Gömülür tarihin çukuruna yücelikler...

Lakin Yine tek taşı düşmez bu Allah yuvasının;

Yine insanlığa nâ-mahrem olan bîgâne,

Bu harîmin ebediyyen, giremez sînesine;

Yine insanlıktan mahrum kalmış kayıtsızlar

Bu kutsal yerin koynuna sonsuza dek giremez;

Yine yâdındaki Mevlâ yı şu dört taneminâr,

Kalbe merbût birer dil gibi eyler ikrâr;

Yine hatırasındaki Mevla'yı şu dört tane minare,

Kalbe bağlı birer dil gibi tasdik ve kabul eder.

Yine mâzîye gömülmez bu muazzam çehre:

Leş değildir ki atılsın o umûmi kabre!

Yine geçmişe gömülmez bu azametli çehre:

Leş değildir ki atılsın o umumi mezara!

Şimdi ey sevgilikâri ; azıcık vaktin eğer,

Varsa -memnun olacaksın - beni ta´kîb ediver.

Şimdi ey sevgili okuyucu, azıcık vaktin eğer,

Varsa -memnun olacaksın- beni takip ediver.

Gireriz koynuna, düşsek bile şâyed yoıgun,

Karşıdan baktığımız heykel-i nûrânûrun.

Gireriz koynuna, düşsek bile şayet yorgun,

Karşıdan baktığımız o nur dolu âbidenin.

Göreceksin: O harîmin ebedîzıllinde,

San´atın rûhunu seyyâl bulut şeklinde.

Göreceksin: O kutsal yapının ebedi gölgesinde,

Sanatın ruhunu akıp giden bulut şeklinde.

"Gördüğüm var... " deme! Gel bir de berâber görelim.

Nereden? Haydi şadırvan kapısından girelim:

"Gördüğüm var..." deme! Gel bir de beraber görelim.

Nereden? Haydi şadırvan kapısından girelim:

Bir musanna´ kemer" üstünde kurulmuş 'Tevhîd; 'Daha üstünde bir âyet ki: Huda´dan te´yîd,
'Sanatkârane bir kemer, üstüne yazılmış 'Tevhid; 'Daha üstünde bir ayet ki: 'Doğrulamakta Allah'ın
Emr-i mevkût-i salâtın bize kat´iyyetine.

Şöyle bir baktı mı insan, kapının hey´etine,

Kesin bir emri olduğunu bize beş vakit namazın.

Şöyle bir baktı mı insan, kapının görünüşüne,

Evvelâ her iki yandan oluyor çehre-nümûn:

Mütenâzır iki mihrâb, iki âzâde sütûn.

Evvela her iki yandan yüzünü göstermekte:

İki bağımsız sütun gibi simetrik iki mihrab.

Sonra göz yükseliyor doğru yarım kubbelere

Ki dayanmış biri sağdan biri soldan kemere.

Sonra göz yükseliyor doğru yarım kubbelere,

Ki dayanmış biri sağdan, biri soldan kemere.

İstalaktitle donanmış o hazin sîneleri,

Okşayıp nûr-i nazar, geçti mi artık ileri,

İstalaktitle donanmış o hüzünlü sineleri,

Okşayıp bakışlarının ışığı, geçti mi artık ileri,

Geliyor kısmen açılmış iki heybetli kanat,

Kite´ârîci, telâfifi ne müdhiş san´at!

Geliyor kısmen açılmış iki görkemli kanat,

Ki kıvrıntı ve girintileri ne müthiş sanat!

Sankim evlâmütefekkir, kocaman bir beyni,

Açıvermiş bize göstermek için her yerini.

Sanki daha iyi bir düşünür, kocaman bir beyni, Açıvermiş bize göstermek için her yerini.


Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.