Yenişehir Wiki
Advertisement

1'li tablo sunumu[]

Şiir Metni
'Kardeşim Fatin Hoca'ya
Köprüden çok geçerim; hem ne kadar geçtimse,
Beni sevk etmedi bir kerrecik olsun ye´se,
'Ne Halîc´in o yosun çehreli miskin suları;
Ne onun hilkate küsmüş gibi durgun kenarı!

Herkesin hissi bir olmaz. Meselâ karşıdaki

Sâhil in, baş başa vermiş, düşünen pis eski,

'Ağlamış yüzlü, sakîl evleri durdukça, sizin

'İçinizden acı şeyler geçecek hep... Lâkin,

Bak benim öyle değil. Siz de biraz şâir olun:
Meselâ, geçtiğiniz yalpa yapan tahta yolun,

Cedd-i merhûmu aceb sal mı demekten ne çıkar?

Geliniz farz edelim biz bunu: Sâbih bulvar!

Köprüler asma imiş Avrupa âfâkında...

Varsın olsun, o da bir şey mi? Bizim Şark´ın da

'Böyle daldırma olur... Hem açınız âsârı,

'''Köprünün nerde görülmüş, hani, tahte´l-bahrı?

'Anladım: Ben ne kadar şi´re özensem de, 'demek,

Seni, ey sevgili kâri ; bu telâkkî, pek pek,'

Diyeceksin ki: "Hayâlin yeri yoktur... Boşuna!"

'Ya şu timsâl-i İlâhî de mi gitmez hoşuna?

Öyle ta´zîb-i nigâh eyleme bedbin olarak,
Bırak etrâfz da, karşında duran ma´bede bak:

Başka bir sâhile gehvâre-i emvâcından,

'Böyle şeh-dâne çıkarmış mı yakınlarda zaman?

Ne seher pâre-i san´at ki ezelden mahmûr...'

Leb-i deryâdan uçan bir ebedîhande-i nûr!

Sanki ummân-ı bekânın ezelî bir mevci

'Yükselirken göğe, donmuş da kesilmiş inci!

Bu güher pârenin eb´âd-ısemâvîsinde,

'Yorulan didelerin hâneden insin de,

Levse dalsın yeniden? Etme, yazıktır, olmaz;

'Garbatevcîhediver, gel onu sen şimdi biraz:

Dur da Ma´bûd´una yükselmek için ilme basan

'Ma´bedin hâlini gör, işte serâpâ iman!

'Yüce dağlar gibi, âfâka döşerken sâye,

'O, bekâdan daha câzib kesilen, âbediye,

'Bir nazar, zevk-i bedi´inin yeter tatmîn...

'Durma öyleyse, urûc et o ziyâ âlemine.'

O ziyâ âlemi bilmez ki karanlık ne demek?'

O semâvî yuva kirlenmedi, kirlenmiyecek.

Onu i´lâ eden etmiş ebediyyen i´lâ.

'Etse dünyâları tûfan gibi levs istîlâ,

Bu, semâlarda yüzen, şâhikanın pâk eteği,

Karşıdan seyredecektir o taşan mezbeleyi.

Yerin altında sinen zelzeleler fışkırsın;

Yerin üstünde ne bulduysa devirsin, kırsın;

Hakkı son sadmei kahrıyle bitirsin isyan;'

Edebin şimdiki ma´nâsına densin "hezeyan´;

Kalmasın, hâsılı, altüst olarak hissiyyât,

Ne yüreklerde şehâmet, ne şehâmette hayât;

Yine kürsî-i mehîbinde Süleymâniyye,

Kalacak doğruluğun yerdeki tek yurdu diye.

Yıkılır birgün olur mahkemeler, ma´bedler;

En temiz yerleri en kirli ayaklar çiğner;

'Beşeriyyet yeni bir din tanıyıpilhâdı,
Beşerin hâfızasından silinir Hakk´ın adı;

Gömülür hufre-i târîhe meâlî...

LâkinYine tek bir taşı düşmez şu Hudâlânesinin;

Yine insanlığa nâ-mahrem olan bîgâne,

Bu harîmin ebediyyen, giremez sînesine;

Yine yâdındaki Mevlâ yı şu dört taneminâr,

Kalbe merbût birer dil gibi eyler ikrâr;

Yine mâzîye gömülmez bu muazzam çehre:

Leş değildir ki atılsın o umûmi kabre!

Şimdi ey sevgilikâri ; azıcık vaktin eğer,

Varsa -memnun olacaksın - beni ta´kîb ediver.

Gireriz koynuna, düşsek bile şâyed yoıgun,

Karşıdan baktığımız heykel-i nûrânûrun.

Göreceksin: O harîmin ebedîzıllinde,

San´atın rûhunu seyyâl bulut şeklinde.

"Gördüğüm var... " deme! Gel bir de berâber görelim.

Nereden? Haydi şadırvan kapısından girelim:

Bir musanna´ kemer" üstünde kurulmuş 'Tevhîd;
'''Daha üstünde bir âyet ki: Hudâ´dan te´yîd,
Emr-i mevkût-i salâtın bize kat´iyyetine.

Şöyle bir baktı mı insan, kapının hey´etine,

Evvelâ her iki yandan oluyor çehre-nümûn:

Mütenâzır iki mihrâb, iki âzâde sütûn.

Sonra göz yükseliyor doğru yarım kubbelere

Ki dayanmış biri sağdan biri soldan kemere.

İstalaktitle donanmış o hazin sîneleri,

Okşayıp nûr-i nazar, geçti mi artık ileri,

Geliyor kısmen açılmış iki heybetli kanat,

Kite´ârîci, telâfifi ne müdhiş san´at!

Sankim evlâ mütefekkir, kocaman bir beyni,

Açıvermiş bize göstermek için her yerini.



Safahat logo.jpg

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Advertisement