FANDOM


Süleymaniye Kürsüsünde ' Mehmet akif ersoyBayrakSuleymaniye
Mehmet Akif Ersoy
Süleymaniye Kürsüsünde 3

Safahat kitapları: Birinci Kitap Safahat, İkinci Kitap Süleymaniye Kürsüsünde(1912) -Üçüncü Kitap Hakkın Sesleri(1913) - Dördüncü KitapFatih Kürsüsünde (1913) - Beşinci Kitap Hatıralar (1917) -Altıncı Kitap Asım (1924) Yedinci Kitap Gölgeler (1933) - Safahat Dışında kalmış Şiirler

2'li Tablo Sunumu Edit

Süleymaniye Kürsüsünde
Güncel Türkçesi

Görüyor şimdi nazar girdi mi derhal içeri:

Aynı eb´âd ile tesbît edilen kubbeleri.
Görüyor şimdi bakışlar uzandı mı derhal içeri:
Aynı uzaklıklarda yerleştirilmiş kubbeleri.
Avlunun sâha-i üryânına bin sâye-i nûr

Döşeyen bunca kemerlerle sütunlarda, vakûr

Avlunun çıplak sahasına bin ışık gölgesi
Döşeyen bu kadar kemer ve sütunlardaki
Bir tenâzur yoruyor görmek için irkileni.

Yalınız iç kapının üstüne yükseltileni,

Vakur simetriyi seyretmek yoruyor irkilip kalan kimseleri.
Yalnız iç kapının üstüne yükseltileni,
-Mutlakâmedhali göstermek için olmalı ki

Bir siyâk üzre atılmış, sıralanmış öteki

-Mutlaka girişi göstermek için olmalı ki
- Aynı düzende dizilmiş, sıralanmış öteki
Kubbelerden daha yüksek, daha vâsi´ duruyor.

Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.

Kubbelerden daha yüksek, daha geniş duruyor.
Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.
Aşar aşmaz eşiğinden bumusannaBağlantı başlığı bâbın Şu yanm kubbe - kipîrâyesidir mihrâbın
Aşar aşmaz eşiğinden bu sanatkârane kapının,
Şu yarım kubbe -ki mihrabın süsüdür-
Çarpıyor çeşm-i temâşâya, asıl kubbe değil.Buna eş lâzım, evet olmamak olmaz kâbil.
Çarpıyor seyreden göze, asıl kubbe değil.
Buna eş lazım, evet, olmamak mümkün değil.
Yoksa ihmâl edilir şey mi tenâzur burada ?

İşte tam ondaki eb´âda nazîr eb´âda

Hiç simetri ihmal edilebilir mi burada?
İşte tam onun genişliğine eş genişliğe,
Semt-i re´sinde duran aynı da mâlik, hele bak.!

"Bu yarım kubbeler elbette açık durmıyacak,

Başucunda duran diğeri de sahip, hele bak!
"Bu yarım kubbeler elbette açık durmayacak,
Mutlaka birleşecektir" diye beşhatve kadar

Atıverdin mi, görür kubbeyi hayretle nazar...

Mutlaka birleşecektir" diye beş adım kadar
Atıverdin mi, göz hayretle kubbeyi görür...
Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.

Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpâre

Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.
Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpare
Gıranittir taşıyan başları üstünde onu.

Kahramanlar ki asırlar bükemez bir kolunu!

Granittir taşıyan başları üstünde onu.
Kahramanlar ki yüzyıllar bükemez bir kolunu!
Ma´bedin ,şimdiki ta´rife bakarsak, az çok;

Müstatil olması îcâb edecek! Öyle mi? Yok!

Mabedin şimdiki tarife bakarsak, az çok,
Dikdörtgen olması gerekecek! Öyle mi? Yok!
Şu, sütunlar ana dîvârına bağlanmak için,

Ara yerlerden atılmış müteaddid kemerin

Şu, sütunların ana duvarına bağlanmak için,
Ara yerlerden atılmış bir çok kemerin
Konarak sırtına şâhin gibi durmakta olan,

Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.

Sırtına konarak şahin gibi durmakta olan,
Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.
Nerden îcâb ediyor sonra bu âvâre zehab?

O kadar ince tutulmuş ki tenâzurda hesab:

Nereden çıkıyor sonra bu gereksiz yanılgı?
Simetri hesabı o kadar ince tutulmuş ki:
Hâricen kubbenin üstünden inen hatt-ı mümâs,

Ediyor her iki cânibde tamâmiyle temâs,

Dışarıdan kubbenin üstünden teğet geçen çizgiler,
Her iki yönde tamamiyle temas etmekte.
Tarafeynindeki san´atlı yarım kubbelere.

Artık ey sevgili kâri ; gel otur orta yere

İki yanındaki sanatlı yarım kubbelere,
Artık ey sevgili okuyucu, gel otur orta yere,
Cebhe dîvârına bak camlara bak, minbere bak;

Sonra mihrâb ile mahfillere, kürsîlere bak.

Cephe duvarına bak, camlara bak, minbere bak;
Sonra mihrab ile mahfillere, kürsülere bak.
İşte her cebhede, her yerde demâdem görünen,

Lâkin esrâra bürünmüş gibi mübhem görünen,

İşte her tarafta, her yerde sürekli görünen,
Fakat sırlara bürünmüş gibi kapalı görünen,
Seni bîtâb-ı telâkkî bırakan âyâtın,

Kalarak mülhem-i âvâresi hissiyyâtın,

Seni düşünmekten yorgun bırakan ayetlerin,
Ve duyguların perişan ilhamları altında,
Dalgalansın da denizler gibi kalbinde celâl;

Görmesin dîdelerin reng-i sivâ,reng-i zılâl!

Allah'ın azameti kalbinde denizler gibi dalgalansın,
Gözlerin Allah'ın dışında başka bir renk, bir gölge görmesin.
Vecde gel; vahdete dal,âlem-i kesretten uzak...

Yalınız Sâni´i gör; san´atı, masnû´u bırak!

Kendinden geç; birliğe dal, varlık âleminden uzak...
Yalnız Yaratıcı'yı gör; sanatı, sanat eserini bırak!
Ben de bir yer bularak şöylece tenhâ dalayım,

Varlığımdan geçeyim, mahv-ı temâşâ kalayım.

Ben de bir yer bularak şöylece tenha dalayım,
Varlığımdan sıyrılarak seyre dalıp kendimden geçeyim.
Ma´bedin cebhe cidârındaki loş pencereler,

Güneşin sırtına bir ince tül atmış, esmer,

Mabedin cephe duvarındaki loş pencereler,
Güneşin sırtına ince, siyah bir tül atmış da
Mütemâdi sağıyor dâhile bir gölgeli nûr.

O inen perde-i seyyâl arasından manzûr,

İçeriye sürekli gölgeli bir nur sağıyor.
Su gibi akıp inen o perde arasından görünmekte,
Koca bir mahşer-i îman ki ezelden medhûş...

Sîneler vecd ile pür-cûş, dudaklar hâmûş!

Koca bir imanlılar mahşeri ki ta ezelden hayranlık içinde.
Kalpler kendinden geçerek coşmuş, dudaklar susmuş!
Diz çöküp mermerin üstünde yalın kat hasıra,

Bekliyor hepsi münâcâtı: Onun şimdi sıra.

Diz çöküp mermerin üstünde yalınkat hasıra,
Bekliyor hepsi Allah'a yakarmayı: Onun şimdi sıra.
Esiyor cevv-i mehîbinde bu vahdet-zârın,

Ebedînefha-i rahmet ki, o binlerce yığın,

Esiyor heybetli boşluğunda bu birlik mekânının
Ebedî rahmet soluğu ki, o binlerce yığın
Gölge şeklindeki eçbâhateayyün veriyor:Tepeden tırnağa zerrât-ı vücûd ürperiyor.
Ve gölge halindeki varlıklara bir şekil veriyor;
Vücudun zerreleri tepeden tırnağa ürperiyor.

İnliyor nâle-i gayret der ü divârından, Dâr duydukça gelen sayhayı deyyârından.

Cemaatten gelen sesleri duydukça mabedin,
Kapı ve duvarlarından gayret dolu inleyişler aksediyor.

Rûhlar yanmada bî-tâb-ı tecellî kalarak, Dîdeler nâ-mütenâhî, ebedî müstağrak.

Ruhlar tecelliden yorgun düşerek yanmakta.
Gözler bitmeyen sonsuz bir vecde dalmakta.
Akibet, başladımahfilde hazin bir feryâd;

Yeniden coştu eninlerle o bî-hûşeb´âd.

Sonunda, mahfilde hüzünlü bir feryat başladı;
Mabedin aklı baştan alan uzaklıkları yeniden inleyişlerle coştu.
Bir de baktım ki: O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevlâ´ya kadar!

Bir de baktım ki. O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevla'ya kadar!

Şimdi üç bin kişinin sîne-i ma´sûmundan,

Kopan "âmîn"sadâsıyle icâbet-lerzan!

Şimdi üç bin kişinin günahsız ve temiz kalbinden,
Titrek bir "âmîn" çıktı, duanın kabulünü isteyen!
Sonra, bir okşanarak titreyen ellerle cibâh;

Döndü kürsîye o âvâre cemâ´atnâgâh.

Alınlarına sürdükten sonra titreyen ellerini;
O perişan cemaat hemen kürsüye yöneldi.
Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr amma,

Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîma

Kimdi kürsüdeki? Bir bilmediğim ihtiyar ama,
Hiç de yabancı değil kalbe o sevimli sîma.
Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destân,

Omehîb alnı, pek mûnis olandidân,

Bembeyaz temiz sakalıyla beyaz sarığı,
O heybetli alnını, o pek cana yakın olan yüzünü
Her taraftan kuşatıp,bedri saran hâle gibi,

Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi!

Ayı saran hâle gibi her taraftan kuşatıp
Ne yiğitlik, ne güzellik veriyor yâ Rabbi!
Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki:

Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki.

Hele gözler göklerin odaklaştığı iki noktadır ki:

Bir kıvılcımıyla ateşliyor kavrama yeteneğini.

Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun,

Bağlı her târ-ı füsunkârına bin nıh-i zebun!

Ah o gözlerden inen nur huzmelerinin

Büyüleyici her teline kuvvetten düşmüş bin ruh bağlı!

-Beni kürsîde görüp, va´zedecek sanmayınız;

Ulemâdan değilim, şeklime aldanmayınız!

-Beni kürsüde görüp va'zedecek sanmayınız;

Alimler sınıfından değilim, şeklime aldanmayınız!

Dînin' ''ahkâmını' 'zâten' 'fukahanız' 'söyler,'Anlatırlar size bir müşkiliniz varsa eğer,
'Dinin hükümlerini zaten din âlimleriniz söyler,'Dine ait sorunuz varsa onlar size anlatırlar.
Bana siz âlem-i İslâm´ı sorun, söyliyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

Bana siz İslâm âlemini sorun, söyleyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

Şark-ı Aksâ´dan alın, Mağrib-i Aksâ´ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç devrim var!

Uzak Doğu'dan alın, Uzak Batı'ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç dolaşmışlığım var!

Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun,

Daha başlangıcı... Lâkin, gebereydim yorgun,

Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun

Daha başlangıcı... Lâkin gebereydim yorgun,

O zaman belki devâm eyliyemezdim yoluma;

Yoksa âram edemezdim. Bana zirâ "Durma,

O zaman belki devam edemezdim yoluma:

Yoksa bir yerde eğlenemezdim. Bana çünkü "Durma

Yürü, azminde devâm et... " diye vermezdi aman,

Bir sadâ benliğimin fışkırıp a´mâkından.

Yürü, azminde devam et..." diye vermezdi aman,

Fışkıran bir ses benliğimin derinliklerinden.

Süleymaniye kürsüsünde 2 1

Süleymaniye kürsüsünde 2 1.bölüm- mehmet akif ersoy - safahat

süleymaniye kürsüsünde 2 1.bölüm- mehmet akif ersoy - safahat

Süleymaniye kürsüsünde2 2

Süleymaniye kürsüsünde2 2. bölüm - mehmet akif ersoy - safahat

süleymaniye kürsüsünde2 2. bölüm - mehmet akif ersoy - safahat

3'lü Tablo SunumuEdit

Süleymaniye Kürsüsünde
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme

Görüyor şimdi nazar girdi mi derhal içeri:

Aynı eb´âd ile tesbît edilen kubbeleri.
Görüyor şimdi bakışlar uzandı mı derhal içeri:
Aynı uzaklıklarda yerleştirilmiş kubbeleri.
- Now it sees all the way with the eyes lean inside:
- Built the domes in the same distances.
Avlunun sâha-i üryânına bin sâye-i nûr

Döşeyen bunca kemerlerle sütunlarda, vakûr

Avlunun çıplak sahasına bin ışık gölgesi
Döşeyen bu kadar kemer ve sütunlardaki
- To the hall’s naked floor, the shadows of a thousand lights
- Laid down by the arch and columns
Bir tenâzur yoruyor görmek için irkileni.

Yalınız iç kapının üstüne yükseltileni,

Vakur simetriyi seyretmek yoruyor irkilip kalan kimseleri.
Yalnız iç kapının üstüne yükseltileni,
- Watching the proud symmetrical tires the ones startled.
- However, the door was raised upon the door inside,
-Mutlakâmedhali göstermek için olmalı ki

Bir siyâk üzre atılmış, sıralanmış öteki

-Mutlaka girişi göstermek için olmalı ki
- Aynı düzende dizilmiş, sıralanmış öteki
- Surely to show the entrance is the purpose
- In the same row, it stands as
Kubbelerden daha yüksek, daha vâsi´ duruyor.

Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.

Kubbelerden daha yüksek, daha geniş duruyor.
Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.
- The highest and widest of all the other domes.
- Glitters the same huge wings.
Aşar aşmaz eşiğinden bumusannaBağlantı başlığı bâbın Şu yanm kubbe - kipîrâyesidir mihrâbın
Aşar aşmaz eşiğinden bu sanatkârane kapının,
Şu yarım kubbe -ki mihrabın süsüdür-
-Doesn't exceed the threhold of ortistic door
-Thad half dome of the niche is the decor beats
Çarpıyor çeşm-i temâşâya, asıl kubbe değil.Buna eş lâzım, evet olmamak olmaz kâbil.
Çarpıyor seyreden göze, asıl kubbe değil.
Buna eş lazım, evet, olmamak mümkün değil.
-watching the eyes ,' 'not the actual dome
-it should be a pair,yes,but not imposisible.
Yoksa ihmâl edilir şey mi tenâzur burada ?

İşte tam ondaki eb´âda nazîr eb´âda

Hiç simetri ihmal edilebilir mi burada?
İşte tam onun genişliğine eş genişliğe,
It can the symetry be ignored here.
-it is exactly equivalent to the width of it's width,
Semt-i re´sinde duran aynı da mâlik, hele bak.!

"Bu yarım kubbeler elbette açık durmıyacak,

Başucunda duran diğeri de sahip, hele bak!
"Bu yarım kubbeler elbette açık durmayacak,
-standing at the bedside or the other,let alone look!
-'of course,this half-dome light will not stop,
Mutlaka birleşecektir" diye beşhatve kadar

Atıverdin mi, görür kubbeyi hayretle nazar...

Mutlaka birleşecektir" diye beş adım kadar
Atıverdin mi, göz hayretle kubbeyi görür...
-always will combine the five step up
-remedied at his eyes with astonishment to see the dome...
Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.

Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpâre

Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.
Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpare
'-you'll think that it was based on half-domes.
-four-piece,but not quite right...'
Gıranittir taşıyan başları üstünde onu.

Kahramanlar ki asırlar bükemez bir kolunu!

Granittir taşıyan başları üstünde onu.
Kahramanlar ki yüzyıllar bükemez bir kolunu!
-of granite stone on her head
-that century a hero com not hand his arm!
Ma´bedin ,şimdiki ta´rife bakarsak, az çok;

Müstatil olması îcâb edecek! Öyle mi? Yok!

Mabedin şimdiki tarife bakarsak, az çok,
Dikdörtgen olması gerekecek! Öyle mi? Yok!
-if we lool at the current rate of temples,more or less
-will have to be rectongular! righr? no!
Şu, sütunlar ana dîvârına bağlanmak için,

Ara yerlerden atılmış müteaddid kemerin

Şu, sütunların ana duvarına bağlanmak için,
Ara yerlerden atılmış bir çok kemerin
-that to connect to the main wall of the column
-many places have been taken between the arch
Konarak sırtına şâhin gibi durmakta olan,

Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.

Sırtına konarak şahin gibi durmakta olan,
Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.
-seems to be back with tje eagle
-domes do not ye?they do not place it
Nerden îcâb ediyor sonra bu âvâre zehab?

O kadar ince tutulmuş ki tenâzurda hesab:

Nereden çıkıyor sonra bu gereksiz yanılgı?
Simetri hesabı o kadar ince tutulmuş ki:
-comes from the delusıon that unnecessary?
-sym metry acoounts were sothin that:
Hâricen kubbenin üstünden inen hatt-ı mümâs,

Ediyor her iki cânibde tamâmiyle temâs,

Dışarıdan kubbenin üstünden teğet geçen çizgiler,
Her iki yönde tamamiyle temas etmekte.
-Tangent oven the last lines of the dome froom the outside,
-the artful side of half-dome
Tarafeynindeki san´atlı yarım kubbelere.

Artık ey sevgili kâri ; gel otur orta yere

İki yanındaki sanatlı yarım kubbelere,
Artık ey sevgili okuyucu, gel otur orta yere,

-in both directions are fully in contact

-now,omy dean readers,come sit oven the middle

Cebhe dîvârına bak camlara bak, minbere bak;

Sonra mihrâb ile mahfillere, kürsîlere bak.

Cephe duvarına bak, camlara bak, minbere bak;
Sonra mihrab ile mahfillere, kürsülere bak.

-look at the front wall,the windows look,look to the pulpit;

-to the mihrab and mahfil,looking at podium

İşte her cebhede, her yerde demâdem görünen,

Lâkin esrâra bürünmüş gibi mübhem görünen,

İşte her tarafta, her yerde sürekli görünen,
Fakat sırlara bürünmüş gibi kapalı görünen,

-At work everywhere looking everywhere,constanty

-dressed in mystery,but appears as a closed

Seni bîtâb-ı telâkkî bırakan âyâtın,

Kalarak mülhem-i âvâresi hissiyyâtın,

Seni düşünmekten yorgun bırakan ayetlerin,
Ve duyguların perişan ilhamları altında,

-leave you tired of thinking of the verse

-under the inspiration and geeling miserable

Dalgalansın da denizler gibi kalbinde celâl;

Görmesin dîdelerin reng-i sivâ,reng-i zılâl!

Allah'ın azameti kalbinde denizler gibi dalgalansın,
Gözlerin Allah'ın dışında başka bir renk, bir gölge görmesin.

-god's grondeur in the heart of the sea are likes waves

-a colar other than God's eyes,you see a shadow

Vecde gel; vahdete dal,âlem-i kesretten uzak...

Yalınız Sâni´i gör; san´atı, masnû´u bırak!

Kendinden geç; birliğe dal, varlık âleminden uzak...
Yalnız Yaratıcı'yı gör; sanatı, sanat eserini bırak!

-rapture;union bronch for from being the world

-Just seeing the creative art awork of art!

Ben de bir yer bularak şöylece tenhâ dalayım,

Varlığımdan geçeyim, mahv-ı temâşâ kalayım.

Ben de bir yer bularak şöylece tenha dalayım,
Varlığımdan sıyrılarak seyre dalıp kendimden geçeyim.

-I found a place as decolate as follows jump I

-being stripped from my past as ı am looking in to myself

Ma´bedin cebhe cidârındaki loş pencereler,

Güneşin sırtına bir ince tül atmış, esmer,

Mabedin cephe duvarındaki loş pencereler,
Güneşin sırtına ince, siyah bir tül atmış da

-the front wall of the temple in the dimly lit windows

-Thin sun on his back.Threw on black veil

Mütemâdi sağıyor dâhile bir gölgeli nûr.

O inen perde-i seyyâl arasından manzûr,

İçeriye sürekli gölgeli bir nur sağıyor.
Su gibi akıp inen o perde arasından görünmekte,

-Has continuously provided in a light shade

-Like water flowing down the curtain on it seems that

Koca bir mahşer-i îman ki ezelden medhûş...

Sîneler vecd ile pür-cûş, dudaklar hâmûş!

Koca bir imanlılar mahşeri ki ta ezelden hayranlık içinde.
Kalpler kendinden geçerek coşmuş, dudaklar susmuş!

-hudgement on hodja that people admire her husband in ta immemorial

-Through the heart of rampont selt.silent lips!

Diz çöküp mermerin üstünde yalın kat hasıra,

Bekliyor hepsi münâcâtı: Onun şimdi sıra.

Diz çöküp mermerin üstünde yalınkat hasıra,
Bekliyor hepsi Allah'a yakarmayı: Onun şimdi sıra.

-Yalınkat knelt on mats on the marble

-Expects to burn them to God i he now and then

Esiyor cevv-i mehîbinde bu vahdet-zârın,

Ebedînefha-i rahmet ki, o binlerce yığın,

Esiyor heybetli boşluğunda bu birlik mekânının
Ebedî rahmet soluğu ki, o binlerce yığın

-this union is lowing in the vacuum space of imposing

-His mercy is for ever so foint,that thousands stack

Gölge şeklindeki eçbâhateayyün veriyor:Tepeden tırnağa zerrât-ı vücûd ürperiyor.
Ve gölge halindeki varlıklara bir şekil veriyor;
Vücudun zerreleri tepeden tırnağa ürperiyor.

-İf th shadow is the way to being

-Particles of the body shudders frow head to bee

İnliyor nâle-i gayret der ü divârından, Dâr duydukça gelen sayhayı deyyârından.

Cemaatten gelen sesleri duydukça mabedin,
Kapı ve duvarlarından gayret dolu inleyişler aksediyor.

-as you hear voices drom the congregation of temple

-doors and walls are reflective of the efforts of full scereaming

Rûhlar yanmada bî-tâb-ı tecellî kalarak, Dîdeler nâ-mütenâhî, ebedî müstağrak.

Ruhlar tecelliden yorgun düşerek yanmakta.
Gözler bitmeyen sonsuz bir vecde dalmakta.

-As monifested weary souls from the burning

-in to an eternal trance eyes are endless

Akibet, başladımahfilde hazin bir feryâd;

Yeniden coştu eninlerle o bî-hûşeb´âd.

Sonunda, mahfilde hüzünlü bir feryat başladı;
Mabedin aklı baştan alan uzaklıkları yeniden inleyişlerle coştu.

-At the end of a sad wail on mahfıl began;

-Mind completely away from the temple area was overflowing with scereaming again.

Bir de baktım ki: O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevlâ´ya kadar!

Bir de baktım ki. O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevla'ya kadar!

-I have a look at that from each side of his outstretched arms.

-will have to split it up into space to god!

Şimdi üç bin kişinin sîne-i ma´sûmundan,

Kopan "âmîn"sadâsıyle icâbet-lerzan!

Şimdi üç bin kişinin günahsız ve temiz kalbinden,
Titrek bir "âmîn" çıktı, duanın kabulünü isteyen!

-Three thousand people now clean and innocent of herat.

-A shoky 'amen' was released,the acceptance of proyers asking!

Sonra, bir okşanarak titreyen ellerle cibâh;

Döndü kürsîye o âvâre cemâ´atnâgâh.

Alınlarına sürdükten sonra titreyen ellerini;
O perişan cemaat hemen kürsüye yöneldi.

-After the time taken with trembling hanas;

-İt jst devastated communities turned to the podium

Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr amma,

Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîma

Kimdi kürsüdeki? Bir bilmediğim ihtiyar ama,
Hiç de yabancı değil kalbe o sevimli sîma.

-who in the pulpit?And old but ı do rot know

-Not that cute faces no stranger to the heart

Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destân,

Omehîb alnı, pek mûnis olandidân,

Bembeyaz temiz sakalıyla beyaz sarığı,
O heybetli alnını, o pek cana yakın olan yüzünü
-With clean white beard and white turban

-His majestc brow,his face is very personable

Her taraftan kuşatıp,bedri saran hâle gibi,

Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi!

Ayı saran hâle gibi her taraftan kuşatıp
Ne yiğitlik, ne güzellik veriyor yâ Rabbi!
-As bears become enveloped and surrounded from all sides

-What bravery is what beauty to god!

Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki:

Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki.

Hele gözler göklerin odaklaştığı iki noktadır ki:

Bir kıvılcımıyla ateşliyor kavrama yeteneğini.

-especially the two pointe that focus the eyes of heaven

-With a spark to ignite the ability to comprehend

Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun,

Bağlı her târ-ı füsunkârına bin nıh-i zebun!

Ah o gözlerden inen nur huzmelerinin

Büyüleyici her teline kuvvetten düşmüş bin ruh bağlı!

-An the light in his eyes glazing

-Each strand was fascinating to seed a thousand souls connected!

-Beni kürsîde görüp, va´zedecek sanmayınız;

Ulemâdan değilim, şeklime aldanmayınız!

-Beni kürsüde görüp va'zedecek sanmayınız;

Alimler sınıfından değilim, şeklime aldanmayınız!

-Going to tolk do not thing ı sow on the podium

-I'm not in the class of scholars to my way do not be fooled!

Dînin' ''ahkâmını' 'zâten' 'fukahanız' 'söyler,'Anlatırlar size bir müşkiliniz varsa eğer,
'Dinin hükümlerini zaten din âlimleriniz söyler,'Dine ait sorunuz varsa onlar size anlatırlar.

-religious scholars of religipn have alredy said provisions shall

-İf you have questions they will tell you about religion

Bana siz âlem-i İslâm´ı sorun, söyliyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

Bana siz İslâm âlemini sorun, söyleyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

-You ask me,the islamic world let me say;

-ı do not travel anywhere becouse no ı do not see

Şark-ı Aksâ´dan alın, Mağrib-i Aksâ´ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç devrim var!

Uzak Doğu'dan alın, Uzak Batı'ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç dolaşmışlığım var!

-Taken from the for east for to the west until

-Muslims throughout the country there are few circulating!

Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun,

Daha başlangıcı... Lâkin, gebereydim yorgun,

Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun

Daha başlangıcı... Lâkin gebereydim yorgun,

-I was tred of this years ride

-was on the start or the... But die tired

O zaman belki devâm eyliyemezdim yoluma;

Yoksa âram edemezdim. Bana zirâ "Durma,

O zaman belki devam edemezdim yoluma:

Yoksa bir yerde eğlenemezdim. Bana çünkü "Durma

-Then maybe we could not go my say:

-Couldnt be bannet me in a place or because the 'stop walking,the determination to continue...'

Yürü, azminde devâm et... " diye vermezdi aman,

Bir sadâ benliğimin fışkırıp a´mâkından.

Yürü, azminde devam et..." diye vermezdi aman,

Fışkıran bir ses benliğimin derinliklerinden.

-A gushing tı that voice in me that there is

-Try listening to that voice in me that

4'lüi Tablo Sunumu Edit

Edit

Süleymaniye Kürsüsünde
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca

Görüyor şimdi nazar girdi mi derhal içeri:

Aynı eb´âd ile tesbît edilen kubbeleri.
Görüyor şimdi bakışlar uzandı mı derhal içeri:
Aynı uzaklıklarda yerleştirilmiş kubbeleri.
- Now it sees all the way with the eyes lean inside:
- Built the domes in the same distances.
örnek osmanlıca مقدمة
Avlunun sâha-i üryânına bin sâye-i nûr

Döşeyen bunca kemerlerle sütunlarda, vakûr

Avlunun çıplak sahasına bin ışık gölgesi
Döşeyen bu kadar kemer ve sütunlardaki
- To the hall’s naked floor, the shadows of a thousand lights
- Laid down by the arch and columns
örnek osmanlıca مقدمة
Bir tenâzur yoruyor görmek için irkileni.

Yalınız iç kapının üstüne yükseltileni,

Vakur simetriyi seyretmek yoruyor irkilip kalan kimseleri.
Yalnız iç kapının üstüne yükseltileni,
- Watching the proud symmetrical tires the ones startled.
- However, the door was raised upon the door inside,
örnek osmanlıca مقدمة
-Mutlakâmedhali göstermek için olmalı ki

Bir siyâk üzre atılmış, sıralanmış öteki

-Mutlaka girişi göstermek için olmalı ki
- Aynı düzende dizilmiş, sıralanmış öteki
- Surely to show the entrance is the purpose
- In the same row, it stands as
örnek osmanlıca مقدمة
Kubbelerden daha yüksek, daha vâsi´ duruyor.

Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.

Kubbelerden daha yüksek, daha geniş duruyor.
Aynı heybetli kanatlar göze tekrar vuruyor.
- The highest and widest of all the other domes.
- Glitters the same huge wings.
örnek osmanlıca مقدمة
Aşar aşmaz eşiğinden bumusannaBağlantı başlığı bâbın Şu yanm kubbe - kipîrâyesidir mihrâbın
Aşar aşmaz eşiğinden bu sanatkârane kapının,
Şu yarım kubbe -ki mihrabın süsüdür-
-Doesn't exceed the threhold of ortistic door
-Thad half dome of the niche is the decor beats
örnek osmanlıca مقدمة
Çarpıyor çeşm-i temâşâya, asıl kubbe değil.Buna eş lâzım, evet olmamak olmaz kâbil.
Çarpıyor seyreden göze, asıl kubbe değil.
Buna eş lazım, evet, olmamak mümkün değil.
-watching the eyes ,' 'not the actual dome
-it should be a pair,yes,but not imposisible.
örnek osmanlıca مقدمة
Yoksa ihmâl edilir şey mi tenâzur burada ?

İşte tam ondaki eb´âda nazîr eb´âda

Hiç simetri ihmal edilebilir mi burada?
İşte tam onun genişliğine eş genişliğe,
It can the symetry be ignored here.
-it is exactly equivalent to the width of it's width,
örnek osmanlıca مقدمة
Semt-i re´sinde duran aynı da mâlik, hele bak.!

"Bu yarım kubbeler elbette açık durmıyacak,

Başucunda duran diğeri de sahip, hele bak!
"Bu yarım kubbeler elbette açık durmayacak,
-standing at the bedside or the other,let alone look!
-'of course,this half-dome light will not stop,
örnek osmanlıca مقدمة
Mutlaka birleşecektir" diye beşhatve kadar

Atıverdin mi, görür kubbeyi hayretle nazar...

Mutlaka birleşecektir" diye beş adım kadar
Atıverdin mi, göz hayretle kubbeyi görür...
-always will combine the five step up
-remedied at his eyes with astonishment to see the dome...
örnek osmanlıca مقدمة
Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.

Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpâre

Ki dayanmış sanacaksın o yarım kubbelere.
Ama pek doğru değil... Karşıki dört yekpare
'-you'll think that it was based on half-domes.
-four-piece,but not quite right...'
örnek osmanlıca مقدمة
Gıranittir taşıyan başları üstünde onu.

Kahramanlar ki asırlar bükemez bir kolunu!

Granittir taşıyan başları üstünde onu.
Kahramanlar ki yüzyıllar bükemez bir kolunu!
-of granite stone on her head
-that century a hero com not hand his arm!
örnek osmanlıca مقدمة
Ma´bedin ,şimdiki ta´rife bakarsak, az çok;

Müstatil olması îcâb edecek! Öyle mi? Yok!

Mabedin şimdiki tarife bakarsak, az çok,
Dikdörtgen olması gerekecek! Öyle mi? Yok!
-if we lool at the current rate of temples,more or less
-will have to be rectongular! righr? no!
örnek osmanlıca مقدمة
Şu, sütunlar ana dîvârına bağlanmak için,

Ara yerlerden atılmış müteaddid kemerin

Şu, sütunların ana duvarına bağlanmak için,
Ara yerlerden atılmış bir çok kemerin
-that to connect to the main wall of the column
-many places have been taken between the arch
örnek osmanlıca مقدمة
Konarak sırtına şâhin gibi durmakta olan,

Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.

Sırtına konarak şahin gibi durmakta olan,
Kubbeler yok mu ya? Onlar buna vermez meydan.
-seems to be back with tje eagle
-domes do not ye?they do not place it
örnek osmanlıca مقدمة
Nerden îcâb ediyor sonra bu âvâre zehab?

O kadar ince tutulmuş ki tenâzurda hesab:

Nereden çıkıyor sonra bu gereksiz yanılgı?
Simetri hesabı o kadar ince tutulmuş ki:
-comes from the delusıon that unnecessary?
-sym metry acoounts were sothin that:
örnek osmanlıca مقدمة
Hâricen kubbenin üstünden inen hatt-ı mümâs,

Ediyor her iki cânibde tamâmiyle temâs,

Dışarıdan kubbenin üstünden teğet geçen çizgiler,
Her iki yönde tamamiyle temas etmekte.
-Tangent oven the last lines of the dome froom the outside,
-the artful side of half-dome
örnek osmanlıca مقدمة
Tarafeynindeki san´atlı yarım kubbelere.

Artık ey sevgili kâri ; gel otur orta yere

İki yanındaki sanatlı yarım kubbelere,
Artık ey sevgili okuyucu, gel otur orta yere,

-in both directions are fully in contact

-now,omy dean readers,come sit oven the middle

örnek osmanlıca مقدمة
Cebhe dîvârına bak camlara bak, minbere bak;

Sonra mihrâb ile mahfillere, kürsîlere bak.

Cephe duvarına bak, camlara bak, minbere bak;
Sonra mihrab ile mahfillere, kürsülere bak.

-look at the front wall,the windows look,look to the pulpit;

-to the mihrab and mahfil,looking at podium

örnek osmanlıca مقدمة
İşte her cebhede, her yerde demâdem görünen,

Lâkin esrâra bürünmüş gibi mübhem görünen,

İşte her tarafta, her yerde sürekli görünen,
Fakat sırlara bürünmüş gibi kapalı görünen,

-At work everywhere looking everywhere,constanty

-dressed in mystery,but appears as a closed

örnek osmanlıca مقدمة
Seni bîtâb-ı telâkkî bırakan âyâtın,

Kalarak mülhem-i âvâresi hissiyyâtın,

Seni düşünmekten yorgun bırakan ayetlerin,
Ve duyguların perişan ilhamları altında,

-leave you tired of thinking of the verse

-under the inspiration and geeling miserable

örnek osmanlıca مقدمة
Dalgalansın da denizler gibi kalbinde celâl;

Görmesin dîdelerin reng-i sivâ,reng-i zılâl!

Allah'ın azameti kalbinde denizler gibi dalgalansın,
Gözlerin Allah'ın dışında başka bir renk, bir gölge görmesin.

-god's grondeur in the heart of the sea are likes waves

-a colar other than God's eyes,you see a shadow

örnek osmanlıca مقدمة
Vecde gel; vahdete dal,âlem-i kesretten uzak...

Yalınız Sâni´i gör; san´atı, masnû´u bırak!

Kendinden geç; birliğe dal, varlık âleminden uzak...
Yalnız Yaratıcı'yı gör; sanatı, sanat eserini bırak!

-rapture;union bronch for from being the world

-Just seeing the creative art awork of art!

örnek osmanlıca مقدمة
Ben de bir yer bularak şöylece tenhâ dalayım,

Varlığımdan geçeyim, mahv-ı temâşâ kalayım.

Ben de bir yer bularak şöylece tenha dalayım,
Varlığımdan sıyrılarak seyre dalıp kendimden geçeyim.

-I found a place as decolate as follows jump I

-being stripped from my past as ı am looking in to myself

örnek osmanlıca مقدمة
Ma´bedin cebhe cidârındaki loş pencereler,

Güneşin sırtına bir ince tül atmış, esmer,

Mabedin cephe duvarındaki loş pencereler,
Güneşin sırtına ince, siyah bir tül atmış da

-the front wall of the temple in the dimly lit windows

-Thin sun on his back.Threw on black veil

örnek osmanlıca مقدمة
Mütemâdi sağıyor dâhile bir gölgeli nûr.

O inen perde-i seyyâl arasından manzûr,

İçeriye sürekli gölgeli bir nur sağıyor.
Su gibi akıp inen o perde arasından görünmekte,

-Has continuously provided in a light shade

-Like water flowing down the curtain on it seems that

örnek osmanlıca مقدمة
Koca bir mahşer-i îman ki ezelden medhûş...

Sîneler vecd ile pür-cûş, dudaklar hâmûş!

Koca bir imanlılar mahşeri ki ta ezelden hayranlık içinde.
Kalpler kendinden geçerek coşmuş, dudaklar susmuş!

-hudgement on hodja that people admire her husband in ta immemorial

-Through the heart of rampont selt.silent lips!

örnek osmanlıca مقدمة
Diz çöküp mermerin üstünde yalın kat hasıra,

Bekliyor hepsi münâcâtı: Onun şimdi sıra.

Diz çöküp mermerin üstünde yalınkat hasıra,
Bekliyor hepsi Allah'a yakarmayı: Onun şimdi sıra.

-Yalınkat knelt on mats on the marble

-Expects to burn them to God i he now and then

örnek osmanlıca مقدمة
Esiyor cevv-i mehîbinde bu vahdet-zârın,

Ebedînefha-i rahmet ki, o binlerce yığın,

Esiyor heybetli boşluğunda bu birlik mekânının
Ebedî rahmet soluğu ki, o binlerce yığın

-this union is lowing in the vacuum space of imposing

-His mercy is for ever so foint,that thousands stack

örnek osmanlıca مقدمة
Gölge şeklindeki eçbâhateayyün veriyor:Tepeden tırnağa zerrât-ı vücûd ürperiyor.
Ve gölge halindeki varlıklara bir şekil veriyor;
Vücudun zerreleri tepeden tırnağa ürperiyor.

-İf th shadow is the way to being

-Particles of the body shudders frow head to bee

örnek osmanlıca مقدمة

İnliyor nâle-i gayret der ü divârından, Dâr duydukça gelen sayhayı deyyârından.

Cemaatten gelen sesleri duydukça mabedin,
Kapı ve duvarlarından gayret dolu inleyişler aksediyor.

-as you hear voices drom the congregation of temple

-doors and walls are reflective of the efforts of full scereaming

örnek osmanlıca مقدمة

Rûhlar yanmada bî-tâb-ı tecellî kalarak, Dîdeler nâ-mütenâhî, ebedî müstağrak.

Ruhlar tecelliden yorgun düşerek yanmakta.
Gözler bitmeyen sonsuz bir vecde dalmakta.

-As monifested weary souls from the burning

-in to an eternal trance eyes are endless

örnek osmanlıca مقدمة
Akibet, başladımahfilde hazin bir feryâd;

Yeniden coştu eninlerle o bî-hûşeb´âd.

Sonunda, mahfilde hüzünlü bir feryat başladı;
Mabedin aklı baştan alan uzaklıkları yeniden inleyişlerle coştu.

-At the end of a sad wail on mahfıl began;

-Mind completely away from the temple area was overflowing with scereaming again.

örnek osmanlıca مقدمة
Bir de baktım ki: O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevlâ´ya kadar!

Bir de baktım ki. O her saftan uzanmış kollar,

Varacak sanki yarıp boşluğu Mevla'ya kadar!

-I have a look at that from each side of his outstretched arms.

-will have to split it up into space to god!

örnek osmanlıca مقدمة
Şimdi üç bin kişinin sîne-i ma´sûmundan,

Kopan "âmîn"sadâsıyle icâbet-lerzan!

Şimdi üç bin kişinin günahsız ve temiz kalbinden,
Titrek bir "âmîn" çıktı, duanın kabulünü isteyen!

-Three thousand people now clean and innocent of herat.

-A shoky 'amen' was released,the acceptance of proyers asking!

örnek osmanlıca مقدمة
Sonra, bir okşanarak titreyen ellerle cibâh;

Döndü kürsîye o âvâre cemâ´atnâgâh.

Alınlarına sürdükten sonra titreyen ellerini;
O perişan cemaat hemen kürsüye yöneldi.

-After the time taken with trembling hanas;

-İt jst devastated communities turned to the podium

örnek osmanlıca مقدمة
Kimdi kürsîdeki? Bir bilmediğim pîr amma,

Hiç de bîgâne değil kalbe o câzib sîma

Kimdi kürsüdeki? Bir bilmediğim ihtiyar ama,
Hiç de yabancı değil kalbe o sevimli sîma.

-who in the pulpit?And old but ı do rot know

-Not that cute faces no stranger to the heart

örnek osmanlıca مقدمة
Bembeyaz lihye-i pâkiyle, beyaz destân,

Omehîb alnı, pek mûnis olandidân,

Bembeyaz temiz sakalıyla beyaz sarığı,
O heybetli alnını, o pek cana yakın olan yüzünü
-With clean white beard and white turban

-His majestc brow,his face is very personable

örnek osmanlıca مقدمة
Her taraftan kuşatıp,bedri saran hâle gibi,

Ne şehâmet, ne melâhat veriyor, yâ Rabbi!

Ayı saran hâle gibi her taraftan kuşatıp
Ne yiğitlik, ne güzellik veriyor yâ Rabbi!
-As bears become enveloped and surrounded from all sides

-What bravery is what beauty to god!

örnek osmanlıca مقدمة
Hele gözler iki mihrak-ı semâvidir ki:

Bir şuâıyle alevlendiriyor idrâki.

Hele gözler göklerin odaklaştığı iki noktadır ki:

Bir kıvılcımıyla ateşliyor kavrama yeteneğini.

-especially the two pointe that focus the eyes of heaven

-With a spark to ignite the ability to comprehend

örnek osmanlıca مقدمة
Ah o gözlerden inen huzme-i nûrânûrun,

Bağlı her târ-ı füsunkârına bin nıh-i zebun!

Ah o gözlerden inen nur huzmelerinin

Büyüleyici her teline kuvvetten düşmüş bin ruh bağlı!

-An the light in his eyes glazing

-Each strand was fascinating to seed a thousand souls connected!

örnek osmanlıca مقدمة
-Beni kürsîde görüp, va´zedecek sanmayınız;

Ulemâdan değilim, şeklime aldanmayınız!

-Beni kürsüde görüp va'zedecek sanmayınız;

Alimler sınıfından değilim, şeklime aldanmayınız!

-Going to tolk do not thing ı sow on the podium

-I'm not in the class of scholars to my way do not be fooled!

örnek osmanlıca مقدمة
Dînin' ''ahkâmını' 'zâten' 'fukahanız' 'söyler,'Anlatırlar size bir müşkiliniz varsa eğer,
'Dinin hükümlerini zaten din âlimleriniz söyler,'Dine ait sorunuz varsa onlar size anlatırlar.

-religious scholars of religipn have alredy said provisions shall

-İf you have questions they will tell you about religion

örnek osmanlıca مقدمة
Bana siz âlem-i İslâm´ı sorun, söyliyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

Bana siz İslâm âlemini sorun, söyleyeyim;

Çünkü hiçbir yeri yok gezmediğim, görmediğim.

-You ask me,the islamic world let me say;

-ı do not travel anywhere becouse no ı do not see

örnek osmanlıca مقدمة
Şark-ı Aksâ´dan alın, Mağrib-i Aksâ´ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç devrim var!

Uzak Doğu'dan alın, Uzak Batı'ya kadar,

Müslüman yurdunu baştan başa kaç dolaşmışlığım var!

-Taken from the for east for to the west until

-Muslims throughout the country there are few circulating!

örnek osmanlıca مقدمة
Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun,

Daha başlangıcı... Lâkin, gebereydim yorgun,

Beni yormuştu bu yıllarca süren yolculuğun

Daha başlangıcı... Lâkin gebereydim yorgun,

-I was tred of this years ride

-was on the start or the... But die tired

örnek osmanlıca مقدمة
O zaman belki devâm eyliyemezdim yoluma;

Yoksa âram edemezdim. Bana zirâ "Durma,

O zaman belki devam edemezdim yoluma:

Yoksa bir yerde eğlenemezdim. Bana çünkü "Durma

-Then maybe we could not go my say:

-Couldnt be bannet me in a place or because the 'stop walking,the determination to continue...'

örnek osmanlıca مقدمة
Yürü, azminde devâm et... " diye vermezdi aman,

Bir sadâ benliğimin fışkırıp a´mâkından.

Yürü, azminde devam et..." diye vermezdi aman,

Fışkıran bir ses benliğimin derinliklerinden.

-A gushing tı that voice in me that there is

-Try listening to that voice in me that

örnek osmanlıca مقدمة
Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Süleymaniye camiiSüleymaniyeEdit

Suleymaniye

Mehmet Akif Ersoy Süleymaniye Kürsüsünde

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.