FANDOM


Süleymaniye Kürsüsünde 4 ' Mehmet akif ersoyBayrakSuleymaniye
Mehmet Akif Ersoy
Süleymaniye Kürsüsünde 6

Safahat kitapları: Birinci Kitap Safahat, İkinci Kitap Süleymaniye Kürsüsünde(1912) -Üçüncü Kitap Hakkın Sesleri(1913) - Dördüncü KitapFatih Kürsüsünde (1913) - Beşinci Kitap Hatıralar (1917) -Altıncı Kitap Asım (1924) Yedinci Kitap Gölgeler (1933) - Safahat Dışında kalmış Şiirler

(Süleymaniye Kürsüsünde 32 kb.büyük olduğu için 10 bölüme ayrılmıştır.)

Süleymaniye Kürsüsünde
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca
Okunandan ne haber? On para etmez fenler,

Ne bu dünyâda soran var, ne de ukbâda geçer.

Okunandan ne haber? On para etmez fenler,

Ne bu dünyada soran var, ne de ahirette geçer!

It is being read what news? On the money does not sciences,What has this world asking, what goes in the Hereafter!
örnek osmanlıca مقدمة
Üdebâ doğrusu pek çok kimi görsen: Şâir.

Yalınız, şi´rine mevzû iki şeyden biridir:

Edipler doğrusu pek çok, kimi görsen: Şair.

Yalnız şiirinin konusu iki şeyden biridir:

man of letters actually many, who could see: the poet.Only in poetry is one of two things:
örnek osmanlıca مقدمة
Koca millet! Edebiyyâtı ya oğlan, ya kan...

Nefs-i emmâre hizâsında henüz duygulan!

Koca millet! Edebiyatı ya oğlan, ya kadındır...

Nefs-i emmare çizgisinde henüz duyguları!

Husband, folks! Literature or boy, or woman ...

Feelings of self line yet!

örnek osmanlıca مقدمة
Sonra tenkîde giriş: Hepsi tasavvufla dolu:

Var mı sâfiyyede bilmem ki ibâhiyye kolu?

Sonra tenkide giriş: Hepsi tasavvufla dolu:

Var mı tasavvurun bilmem ki her şeyi mubah gören bir kolu?

Then login criticism: All Islamic mysticism full:

Do you have an imagination to know that everything is licit arm saw

örnek osmanlıca مقدمة
İçilir, türlüşenâ´atler olur, bî pervâ;

Hâfız´ın ortada dîvânı kitâbü´l fetva!

İçilir, Allah'tan korkmadan türlü iğrençlikler yapılır;

Hafız'm Divan'ı ortada fetva kitabıdır!

Smoking, without fear of Allah is kind of abominations;Hafiz Divan book of fatwa in the middle!
örnek osmanlıca مقدمة
"Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer!"

Urefâ mesleği; a´lâ, hem ucuz, hem de şeker!

"Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer"

Arifler yolu; güzel, hem ucuz, hem de şeker!

"Heart Do not hurt if what the do pleasure"

Scientists way, beautiful, and cheap, as well as sugar!

örnek osmanlıca مقدمة
Şu kadar var ki şebâbında ufak bir gayret

Başlamış... Birgün olup parlıyacaktır elbet.

Şu kadar var ki gençliğinde ufak bir gayret

Başlamış... Bir gün olup parlayacaktır elbet.

But a little effort so far in his youth

Started ... One day is certainly shine.

örnek osmanlıca مقدمة
O zaman işte şu toprak yeniden işlenerek,

Bu filizler gibi binlerle fidan besliyecek!

O zaman işte şu toprak yeniden işlenerek,

Bu filizler gibi binlerce fidan besleyecek!

He re-processed in time here on earth,

This plant will feed the thousands of shoots!

örnek osmanlıca مقدمة
Çin´de, Mançurya´da din bir görenek, başka değil.

Müslüman unsuru gâyet geri, gâyet câhil.

Çin'de, Mançurya'da din bir görenek, başka değil.

Müslüman unsuru gayet geri, gayet cahil.

China, Manchuria is a religious custom, not the other.Muslim element to a very, very ignorant.
örnek osmanlıca مقدمة
Acabâ meyl-i teâlî ne demek onlarca?

"Böyle gördük dedemizden!" sesi milyonlarca

Acaba ilerleme isteği ne demek onlarca?

"Böyle gördük dedemizden!" sesi milyonlarca

I wonder what it means to request tens of progress?

"I have seen our grandfather!" the sound of millions of

örnek osmanlıca مقدمة
Kafadan aynı tehevvürle, bakarsın, çıkıyor!

Arş-ıâmâli bu ses tâ temelinden yıkıyor.

Kafadan aynı hiddetle, bakarsın, çıkıyor!

İdealler tahtını bu ses ta temelinden yıkıyor.

In my head, the same fury, look, turns out!

Ideals destroying the foundation of his throne in this volume.

örnek osmanlıca مقدمة
Görenek hem yalınız Çin´de mi salgın; nerde!

Hep musâb âlem-i İslâm o devâsız derde.

Görenek hem yalınız Çin'de mi salgın? Nerde!

Hep uğramıştır İslâm âlemi o çaresiz derde.

Custom and lean epidemic in China? Where!

I always desperate trouble that has undergone the Islamic kingdom.

Buraya
örnek osmanlıca مقدمة
Getirin Mağrib-i Aksâ´daki bir müslümanı;

Bir de Çin sûrunun altında uzanmış yatanı;

Getirin Uzak Batı'daki bir müslümanı;

Bir de Çin Seddi'nin altında uzanmış yatanı;

Bring the Far West, a Muslim;

One of the Great Wall of China what lies under the outstretched;

örnek osmanlıca مقدمة
Dinleyin her birinin rûhunu: Mutlak gelecek,

"Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek, titrek!

Dinleyin her birinin ruhunu: Mutlak gelecek,

"Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek titrek!

Listen to the spirit of each one: the absolute future,"I have seen our grandfather!" shaky shaky voice!
örnek osmanlıca مقدمة
"Böyle gördük dedemizden!" sözü dînen merdûd;

Acabâ sâha-i tatbîki neden nâ-mahdûd?

"Böyle gördük dedemizden!" sözü dince reddedilmiştir;

Buna rağmen acaba neden uygulama alanı sınırsızdır?

"I have seen our grandfather!" rejected religious lyrics;However, I wonder why the application domain is unlimited?
örnek osmanlıca مقدمة
Çünkü biz bilmiyoruz dîni. Evet, bilseydik,

Çâre yok gösteremezdik bu kadar sersemlik.

Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik,

Mümkün değil, gösteremezdik bu kadar sersemlik.

Because we do not know the religious. Yes, I knew,

Not possible, so we couldn’t show dizziness.

örnek osmanlıca مقدمة
"Böyle gördük dedemizden!" diyeizmihlâliBoylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,
"Böyle gördük dedemizden!" diye diye

Çöküp giden bir sürü milletin durumu,

"I have seen our grandfather!" he he

Leading to crashes and a lot of the nation state,

örnek osmanlıca مقدمة
İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!

Yoksa, bir maksad aranmaz mı bu âyetlerde?

İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de!

Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?

We read every day in our memorization will not sign!

Or whether this verse is not a purpose?

örnek osmanlıca مقدمة
Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur´ân´ın:

Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma´nânın:

Anlaşılan, yalnız söz tarafı önemli Ku r' â n' ı n;

Çünkü kimsenin umurunda değil anlamı o kitabın:

Apparently, only that the side of Qur’an;

Because it means that no one cares about the book:

örnek osmanlıca مقدمة
Ya açar Nazm-ı Celîl´in, bakarız yaprağına;

Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

Ya açar Kur'an-ı Kerim'in bakarız yaprağına;

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

Or look at the Kur'an opens the sheet;

We walk the land of the dead or blows.

örnek osmanlıca مقدمة
İnmemiştir hele Kur´an, bunu hakkıyle bilin,

Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!

İnmemiştir hele Kur'an, bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!

It is mot climb down especially the Koran, I know right,When read in the cemetery, nor the fortune to look at!
örnek osmanlıca مقدمة
Bu havâlîdekiler pek yaya kalmış dince;

Öyle Kur´an okuyorlar ki: Sanırsın Çince!

Bu bölgedekiler pek yaya kalmış dince;

Öyle Kur'an okuyorlar ki: Sanırsın Çince!

It's up to the pedestrian any religious in this side;So they read the Kor’an say: You expect it’s Chinese!
örnek osmanlıca مقدمة
Bütün âdetleri âyîn-i mecûsiye karîb;

Bir şehâdet getirirler, o da oldukça garîb.

Bütün âdetleri mecusî âyinine benzemektedir;

Bir şehadet getirirler, o da oldukça gariptir.

All the customs are similar ritual magi;

They bring a witness, and he is quite strange.

örnek osmanlıca مقدمة
Yalınız, hepsi de hürmetle anar nâmınızı.

Hiç unutmam, sarılıp hırkama bir Çinli kızı,

Yalnız, hepsi de saygıyla anar adınızı.

Hiç unutmam, sarılıp hırkama bir Çinli kızı,

But, all of them reverence your name.

Never forget, my cardigan wrapped in a Chinese daughter

örnek osmanlıca مقدمة
Ne diyor anlamadım, söyledi birçok şeyler;

Sonra me´yûs olarak ağladı... Bîçâre meğer,

Ne diyor anlamadım, söyledi birçok şeyler;

Sonra üzülerek ağladı... Zavallı meğer,

What he says not understand, I said many things;

Then I cried with sadness ... It turns out the poor,

örnek osmanlıca مقدمة
Bana Sultân´ı sorarmış da, "nasıldır?" dermiş;

Yol yakın olsa imiş, gelmeyi isterlermiş!

Bana Sultan'ı sorarmış da, "Nasıldır?" dermiş;

Yol yakın olsa imiş, gelmeyi isterlermiş!

Sultan ask to me in, "How is?" dermis;

Although close to the road, they had wanted to come!

örnek osmanlıca مقدمة
Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?

Onu tasvîre zafer yâb olamam, hayrettir.

Sorunuz şimdi, Japonlar da nasıl millettir?

Onu anlatmaya güç yetiremem, hayrettir!

Ask now, or how the Japanese nation?

I can not finish power to tell him, amazement!

örnek osmanlıca مقدمة
Şu kadar söyliyeyim: Dîn-i mübîni orada,

Rûh-i feyyâzı yayılmış, yalınız çekli Buda.

Şu kadar söyleyeyim: İslâm dininin orada,

Feyizli ruhu yayılmış, yalnız şekli Buda.

I tell so far: the religion of Islam there,

Spread the spirit always live alone, the Buddha way.

örnek osmanlıca مقدمة
Siz gidin, safvet-i İslâm´ı Japonlarda görün!

O küçük boylu, büyük milletin efrâdı bugün,

Siz gidin İslâm'ın saflığını, Japonlar'da görün!

O küçük boylu, büyük milletin fertleri bugün,

You can go to the purity of Islam, Japanese see!

She is a little taller, older members of the nation today,

örnek osmanlıca مقدمة
Müslümanlık´taki erkânı siyânette ferîd;

Müslüman denmek için eksiği ancak tevhîd.

Müslümanlığın esaslarını korumakta tektir;

Müslüman denmek için eksiği ancak kelime-i şahadettir.

To protect the principles of Islam is unique;

Muslims meant only for the missing the word of restimony.

örnek osmanlıca مقدمة
Doğruluk ahde vefâ, va´de sadâkat, şefkat;

Âcizin hakkını i´lâya samîmî gayret;

Doğruluk, anlaşmaya uymak, sözünde durmak, şefkat;

Güçsüzün hakkını üstün tutmaya en içten gayret;

Accuracy, agreed to obey, promise to stop, compassion; Superior right to the most sincere effort to keep the powerless;
örnek osmanlıca مقدمة
En ufak şeyle kanâ´at, çoğa kudret varken,

Yine ifrât ile vermek, veren eller darken;

Çoğa güç varken, en azıyla yetinmek;

Veren eller darken, yine de bol miktarda vermek;

Multicast power, while most settle for nothing less than;Providing hands-darken, you can still give large quantities;
örnek osmanlıca مقدمة
Kimsenin ırzına, nâmûsuna yan bakmıyarak

Yedi kat ellerin evlâdını kardeş tanımak;

Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,

Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;

No one raped, regardless of honor side,

Son to recognize the hands of the seven brothers;

örnek osmanlıca مقدمة
"Öleceksin!" denilen noktada merdânesebat;

Yeri gelsin, gülerek oynıyarak terk-i hayat;

"Öleceksin!" denilen noktada yiğitçe direnmek;

Yeri gelsin, gülerek, oynayarak hayatı feda etmek;

"You will die!" called the point to resist bravely;

Place come, laughing, playing to sacrifice his life;

örnek osmanlıca مقدمة
İhtirâsât-ı husûsiyyeyi söyletmiyerek

Nef -i şahsîyi umûmun kine kurbân etmek;

Şahsi hırslara meydan vermeyerek,

Şahsî çıkarları toplumunkilere feda etmek;

Personal ambitions challenged, by not

Sacrifice personal interests to at community;

örnek osmanlıca مقدمة
Daha bunlar gibi çok nâdire gördüm orada...

Âdemin en temiz ahfâdına mâlik bir ada.

Daha bunlar gibi az rastlanır çok meziyetler gördüm orada...

Adem'in en temiz çocuklarına sahip bir ada.

It plays like these are very rare as I saw there ...

The island has the cleanest children of Adam.

örnek osmanlıca مقدمة
Medeniyyet girebilmiş yalınız fenniyle...

O da sahiplerinin lâhik olan izniyle.

Medeniyetin girebilmiş sadece teknolojisi...

O da ülke sahiplerinden gelecek izne tâbi.

It can enter only the technology of civilization ...

He will also leave the country subject to the owners.

örnek osmanlıca مقدمة
Dikilip sâhile binlerce bâsiret, im´ân;

Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!

Dikilip sahile binlerce uzak görüşlü dikkatli göz;

Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!

Standing on the beach the watchful eye of thousands of far-sighted;What a farce if expelled through the door!
örnek osmanlıca مقدمة
Garb´ın eşyâsı, eğer kıymeti hâizse yürür;

Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!

Batı'nın malları eğer kıymetliyse geçer;

Bir moda olarak gelen zararlı şeyler gümrükte çürür!

If the goods through the West valuable;

Rots from the harmful things in a fashion at the customs!

örnek osmanlıca مقدمة
Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;

Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.

Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;

Herkesin sandığı açıkta, bilinmez hırsız.

Night and day open houses, doors no latch;

Everyone in the open chest, the thief is not known.

örnek osmanlıca مقدمة
Ya omahviyyeti insan göremez bir yerde...

" Togo "nun umduğunuz tavrı mı vardır? Nerde!

Ya o alçak gönüllülüğü insan göremez bir yerde...

"Togo"nun umduğunuz tavrı mı vardır? Nerde!

Or people can not see it in a place of humility ...

"Togo" s do you expect to have the attitude? Where!

örnek osmanlıca مقدمة
"Gidelim!" der, götürür; sonra gelip tâ yanıma;

Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanım.

"Gidelim!" der, götürür; sonra gelip ta yanıma;

Çay doldururdu ben içtikçe hemen fincanıma.

"Let's go!" he says, takes, then come to me in;

I would fill immediately my cup, Tea drinking.

örnek osmanlıca مقدمة
Müslümanlık sanırım parlıyacaktır orada;

Sâde Osmanlıların gayreti lâzım arada.

Müslümanlık, sanırım parlayacaktır orada;

Sadece Osmanlılar'ın gayreti lazım arada.

Islam, I think there will shine;

Meanwhile, I just need the effort of the Ottomans.

örnek osmanlıca مقدمة
Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,

Ulemâvahy-i İlâhîyi mi bilmem, bekler?

Misyonerler, gece gündüz dolaşmaktalar,

Bilmem ki âlimlerimiz Allah'tan vahiy gelsin diye mi bekler?

Missionaries, they walk around day and night,

I do not know that he waits our scientist come the revelation from Allah?

örnek osmanlıca مقدمة
Hind´i baştan başa gezmekti murâdım, lâkin,

Nerde olsam, beni ta´kîbi yüzünden polisin,

Hind'i baştan başa gezmekti istediğim, lâkin,

Nerde olsam, beni izlemesi yüzünden polisin,

Missionaries, they walk around day and night,

I do not know that he waits our scientist come the revelation from Allah?

örnek osmanlıca مقدمة
Tâkatim bitti de vazgeçmede muztar kaldım;

Kaldım amma yine hermahfile az çok daldım!

Gücüm tükendi de vazgeçmek zorunda kaldım;

Kaldım ama yine her topluluğa az çok daldım!

I had to give up the strength to run out;

I was more or less, but still went down to every community!

örnek osmanlıca مقدمة
Besliyormuş, bereket versin, o iklîm-i kadîm,

"Rahmetullâh "a muâdil daha yüzlerce hakîm.

Besliyormuş, bereket versin, o eski ülke,

Rahmetullah'a denk daha yüzlerce bilge.

It feed, fortunately, the old country,

Allah’s mercy wise equivalent to hundreds of people.

örnek osmanlıca مقدمة
Rûh-i edyânı görür, hikmet-i Kur´an´ı bilir

Ulemâ var ki: Huzûrunda bugün Garp eğilir.

Dinlerin ruhunu görür, Kur'an'ın hikmetini bilir

Âlimler var ki: Önünde bugün Batı eğilir.

Sees the spirit of religions, knows the wisdom of the Qur'an

Scholars, however: In front of the West leans today.

örnek osmanlıca مقدمة
Hele hayran kalır insan yetişen gençlere de:

Bunların birçoğu tahsil eder İngiltere´de;

Hele hayran kalır insan yetişen gençlere de:

Bunların çoğu öğrenim görür İngiltere'de;

Especially young people grow in the human remains:

Most of them see education in the UK;

örnek osmanlıca مقدمة
Sonra dindaşlarının rûhu olur, kalbi olur,

Çünkü azminden, ölüm çıksa, o dönmez, sokulur.

Sonra dindaşlarının ruhu olur, kalbi olur,

Çünkü yolundan, ölüm çıksa, o dönmez, sokulur.

Then will the spirit of co-religionists, is the heart,Because the path of death, lo, he does not return, is inserted.
örnek osmanlıca مقدمة



Şiir Metni
Güncel Türkçesi
İngilizce Tercüme
Osmanlıca

Okunandan ne haber? On para etmez fenler,


Ne bu dünyâda soran var, ne deukbâda geçer.


Üdebâ doğrusu pek çok kimi görsen: Şâir.


Yalınız, şi´rine mevzû iki şeyden biridir:


Koca millet! Edebiyyâtı ya oğlan, ya kan...


Nefs-i emmâre hizâsında henüz duygulan!


Sonra tenkîde giriş: Hepsi tasavvufla dolu:


Var mısâfiyyede bilmem ki ibâhiyyekolu?


İçilir, türlüşenâ´atler olur, bî pervâ;


Hâfız´ın ortada dîvânı kitâbü´l fetva!


"Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer!"


Urefâ mesleği; a´lâ, hem ucuz, hem de şeker!


Şu kadar var ki şebâbında ufak bir gayret


Başlamış... Birgün olup parlıyacaktır elbet.


O zaman işte şu toprak yeniden işlenerek,


Bu filizler gibi binlerle fidan besliyecek!


Çin´de, Mançurya´da din bir görenek, başka değil.


Müslüman unsuru gâyet geri, gâyet câhil.


Acabâmeyl-i teâlî ne demek onlarca?


"Böyle gördük dedemizden!" sesi milyonlarca


Kafadan aynıtehevvürle, bakarsın, çıkıyor!


Arş-ıâmâli bu ses tâ temelinden yıkıyor.


Görenek hem yalınız Çin´de mi salgın; nerde!


Hep musâb âlem-i İslâm o devâsız derde.


Getirin Mağrib-i Aksâ´daki bir müslümanı;


Bir de Çin sûrunun altında uzanmış yatanı;


Dinleyin her birinin rûhunu: Mutlak gelecek,


"Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek, titrek!


"Böyle gördük dedemizden!" sözü dînen merdûd;


Acabâ sâha-i tatbîki neden nâ-mahdûd?


Çünkü biz bilmiyoruz dîni. Evet, bilseydik,


Çâre yok gösteremezdik bu kadar sersemlik.


"Böyle gördük dedemizden!" diyeizmihlâli


Boylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,


İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!


Yoksa, bir maksad aranmaz mı bu âyetlerde?


Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur´ân´ın:


Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma´nânın:


Ya açar Nazm-ı Celîl´in, bakarız yaprağına;


Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.


İnmemiştir hele Kur´an, bunu hakkıyle bilin,


Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!


Bu havâlîdekiler pek yaya kalmış dince;


Öyle Kur´an okuyorlar ki: Sanırsın Çince!


Bütün âdetleri âyîn-i mecûsiye karîb;


Bir şehâdet getirirler, o da oldukça garîb.


Yalınız, hepsi de hürmetle anar nâmınızı.


Hiç unutmam, sarılıp hırkama bir Çinli kızı,


Ne diyor anlamadım, söyledi birçok şeyler;


Sonra me´yûs olarak ağladı... Bîçâre meğer,


Bana Sultân´ı sorarmış da, "nasıldır?" dermiş;


Yol yakın olsa imiş, gelmeyi isterlermiş!


Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?


Onu tasvîre zafer yâb olamam, hayrettir.


Şu kadar söyliyeyim: Dîn-i mübîninorada,


Rûh-i feyyâzı yayılmış, yalınız çekli Buda.


Siz gidin,safvet-i İslâm´ı Japonlarda görün!


O küçük boylu, büyük milletin efrâdı bugün,


Müslümanlık´taki erkânısiyânette ferîd;


Müslüman denmek için eksiği ancaktevhîd.


Doğrulukahde vefâ, va´de sadâkat, şefkat;


Âcizin hakkını i´lâya samîmî gayret;


En ufak şeyle kanâ´at, çoğa kudret varken,


Yine ifrât ile vermek, veren eller darken;


Kimsenin ırzına, nâmûsuna yan bakmıyarak


Yedi kat ellerin evlâdını kardeş tanımak;


"Öleceksin!" denilen noktadamerdânesebat;


Yeri gelsin, gülerek oynıyarak terk-i hayat;


İhtirâsât-ı husûsiyyeyi söyletmiyerek


Nef -i şahsîyi umûmun kine kurbân etmek;


Daha bunlar gibi çok nâdire gördüm orada...


Âdemin en temiz ahfâdına mâlik bir ada.


Medeniyyet girebilmiş yalınız fenniyle...


O da sahiplerininlâhik olan izniyle.


Dikilip sâhile binlercebâsiret, im´ân;


Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!


Garb´ın eşyâsı, eğer kıymeti hâizse yürür;


Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!


Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;


Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.


Ya omahviyyeti insan göremez bir yerde...


" Togo "nun umduğunuz tavrı mı vardır? Nerde!


"Gidelim!" der, götürür; sonra gelip tâ yanıma;


Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanım.


Müslümanlık sanırım parlıyacaktır orada;


Sâde Osmanlıların gayreti lâzım arada.


Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,


Ulemâvahy-i İlâhîyi mi bilmem, bekler?


Hind´i baştan başa gezmekti murâdım, lâkin,


Nerde olsam, beni ta´kîbi yüzünden polisin,


Tâkatim bitti de vazgeçmedemuztarkaldım;


Kaldım amma yine hermahfile az çok daldım!


Besliyormuş, bereket versin, o iklîm-i kadîm,


"Rahmetullâh "a muâdil daha yüzlerce hakîm.


Rûh-i edyânı görür, hikmet-i Kur´an´ı bilir


Ulemâ var ki: Huzûrunda bugün Garp eğilir.


Hele hayran kalır insan yetişen gençlere de:


Bunların birçoğu tahsil eder İngiltere´de;


Sonra dindaşlarının rûhu olur, kalbi olur,


Çünkü azminden, ölüm çıksa, o dönmez, sokulur.

Okunandan ne haber? On para etmez fenler,


Ne bu dünyada soran var, ne de ahirette geçer!


Edipler doğrusu pek çok, kimi görsen: Şair.


Yalnız şiirinin konusu iki şeyden biridir:


Koca millet! Edebiyatı ya oğlan, ya kadındır...


Nefs-i emmare çizgisinde henüz duyguları!


Sonra tenkide giriş: Hepsi tasavvufla dolu:


Var mı tasavvurun bilmem ki her şeyi mubah gören bir kolu?


İçilir, Allah'tan korkmadan türlü iğrençlikler yapılır;


Hafız'm Divan'ı ortada fetva kitabıdır!


"Gönül incitme de keyfin neyi isterse becer"


Arifler yolu; güzel, hem ucuz, hem de şeker!


Şu kadar var ki gençliğinde ufak bir gayret


Başlamış... Bir gün olup parlayacaktır elbet.


O zaman işte şu toprak yeniden işlenerek,


Bu filizler gibi binlerce fidan besleyecek!


Çin'de, Mançurya'da din bir görenek, başka değil.


Müslüman unsuru gayet geri, gayet cahil.


Acaba ilerleme isteği ne demek onlarca?


"Böyle gördük dedemizden!" sesi milyonlarca


Kafadan aynı hiddetle, bakarsın, çıkıyor!


İdealler tahtını bu ses ta temelinden yıkıyor.


Görenek hem yalınız Çin'de mi salgın? Nerde!


Hep uğramıştır İslâm âlemi o çaresiz derde.


Getirin Uzak Batı'daki bir müslümanı;


Bir de Çin Seddi'nin altında uzanmış yatanı;


Dinleyin her birinin ruhunu: Mutlak gelecek,


"Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek titrek!


"Böyle gördük dedemizden!" sözü dince reddedilmiştir;


Buna rağmen acaba neden uygulama alanı sınırsızdır?


Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik,


Mümkün değil, gösteremezdik bu kadar sersemlik.


"Böyle gördük dedemizden!" diye diye


Çöküp giden bir sürü milletin durumu,


İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de!


Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?


Anlaşılan, yalnız söz tarafı önemli Ku r' â n' ı n;


Çünkü kimsenin umurunda değil anlamı o kitabın:


Ya açar Kur'an-ı Kerim'in bakarız yaprağına;


Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.


İnmemiştir hele Kur'an, bunu hakkıyla bilin,


Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!


Bu bölgedekiler pek yaya kalmış dince;


Öyle Kur'an okuyorlar ki: Sanırsın Çince!


Bütün âdetleri mecusî âyinine benzemektedir;


Bir şehadet getirirler, o da oldukça gariptir.


Yalnız, hepsi de saygıyla anar adınızı.


Hiç unutmam, sarılıp hırkama bir Çinli kızı,


Ne diyor anlamadım, söyledi birçok şeyler;


Sonra üzülerek ağladı... Zavallı meğer,


Bana Sultan'ı sorarmış da, "Nasıldır?" dermiş;


Yol yakın olsa imiş, gelmeyi isterlermiş!


Sorunuz şimdi, Japonlar da nasıl millettir?


Onu anlatmaya güç yetiremem, hayrettir!


Şu kadar söyleyeyim: İslâm dininin orada,


Feyizli ruhu yayılmış, yalnız şekli Buda.


Siz gidin İslâm'ın saflığını, Japonlar'da görün!


O küçük boylu, büyük milletin fertleri bugün,


Müslümanlığın esaslarını korumakta tektir;


Müslüman denmek için eksiği ancak kelime-i şahadettir.


Doğruluk, anlaşmaya uymak, sözünde durmak, şefkat;


Güçsüzün hakkını üstün tutmaya en içten gayret;


Çoğa güç varken, en azıyla yetinmek;


Veren eller darken, yine de bol miktarda vermek;


Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,


Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;


"Öleceksin!" denilen noktada yiğitçe direnmek;


Yeri gelsin, gülerek, oynayarak hayatı feda etmek;


Şahsi hırslara meydan vermeyerek,


Şahsî çıkarları toplumunkilere feda etmek;


Daha bunlar gibi az rastlanır çok meziyetler gördüm orada...


Adem'in en temiz çocuklarına sahip bir ada.


Medeniyetin girebilmiş sadece teknolojisi...


O da ülke sahiplerinden gelecek izne tâbi.


Dikilip sahile binlerce uzak görüşlü dikkatli göz;


Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!


Batı'nın malları eğer kıymetliyse geçer;


Bir moda olarak gelen zararlı şeyler gümrükte çürür!


Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;


Herkesin sandığı açıkta, bilinmez hırsız.


Ya o alçakgönüllülüğü insan göremez bir yerde...


"Togo"nun umduğunuz tavrı mı vardır? Nerde!


"Gidelim!" der, götürür; sonra gelip ta yanıma;


Çay doldururdu ben içtikçe hemen fincanıma.


Müslümanlık, sanırım parlayacaktır orada;


Sadece Osmanlılar'ın gayreti lazım arada.


Misyonerler, gece gündüz dolaşmaktalar,


Bilmem ki âlimlerimiz Allah'tan vahiy gelsin diye mi bekler?


Hind'i baştan başa gezmekti istediğim, lâkin,


Nerde olsam, beni izlemesi yüzünden polisin,


Gücüm tükendi de vazgeçmek zorunda kaldım;


Kaldım ama yine her topluluğa az çok daldım!


Besliyormuş, bereket versin, o eski ülke,


Rahmetullah'a denk daha yüzlerce bilge.


Dinlerin ruhunu görür, Kur'an'ın hikmetini bilir


Âlimler var ki: Önünde bugün Batı eğilir.


Hele hayran kalır insan yetişen gençlere de:


Bunların çoğu öğrenim görür İngiltere'de;


Sonra dindaşlarının ruhu olur, kalbi olur,


Çünkü yolundan, ölüm çıksa, o dönmez, sokulur.

It is being read what news? On the money does not sciences, What has this world asking, what goes in the Hereafter! man of letters actually many, who could see: the poet. Only in poetry is one of two things: Husband, folks! Literature or boy, or woman ... Feelings of self line yet! Then login criticism: All Islamic mysticism full: Do you have an imagination to know that everything is licit arm saw

Smoking, without fear of Allah is kind of abominations; Hafiz Divan book of fatwa in the middle! "Heart Do not hurt if what the do pleasure" Scientists way, beautiful, and cheap, as well as sugar! But a little effort so far in his youth Started ... One day is certainly shine. He re-processed in time here on earth, This plant will feed the thousands of shoots! China, Manchuria is a religious custom, not the other. Muslim element to a very, very ignorant. I wonder what it means to request tens of progress? "I have seen our grandfather!" the sound of millions of In my head, the same fury, look, turns out! Ideals destroying the foundation of his throne in this volume. Custom and lean epidemic in China? Where! I always desperate trouble that has undergone the Islamic kingdom.


Bring the Far West, a Muslim; One of the Great Wall of China what lies under the outstretched; Listen to the spirit of each one: the absolute future, "I have seen our grandfather!" shaky shaky voice! "I have seen our grandfather!" rejected religious lyrics; However, I wonder why the application domain is unlimited? Because we do not know the religious. Yes, I knew, Not possible, so we couldn’t show dizziness. "I have seen our grandfather!" he he Leading to crashes and a lot of the nation state, We read every day in our memorization will not sign! Or whether this verse is not a purpose? Apparently, only that the side of Qur’an; Because it means that no one cares about the book: Or look at the Kur'an opens the sheet; We walk the land of the dead or blows. It is mot climb down especially the Koran, I know right, When read in the cemetery, nor the fortune to look at! It's up to the pedestrian any religious in this side;


So they read the Kor’an say: You expect it’s Chinese! All the customs are similar ritual magi;


They bring a witness, and he is quite strange. But, all of them reverence your name.


Never forget, my cardigan wrapped in a Chinese daughter


What he says not understand, I said many things;


Then I cried with sadness ... It turns out the poor,


Sultan ask to me in, "How is?" dermis;


Although close to the road, they had wanted to come!


Ask now, or how the Japanese nation?


I can not finish power to tell him, amazement!


I tell so far: the religion of Islam there,


Spread the spirit always live alone, the Buddha way.


You can go to the purity of Islam, Japanese see!


She is a little taller, older members of the nation today,


To protect the principles of Islam is unique;


Muslims meant only for the missing the word of restimony.


Accuracy, agreed to obey, promise to stop, compassion;


Superior right to the most sincere effort to keep the powerless;


Multicast power, while most settle for nothing less than;


Providing hands-darken, you can still give large quantities;


No one raped, regardless of honor side,


Son to recognize the hands of the seven brothers;


"You will die!" called the point to resist bravely;


Place come, laughing, playing to sacrifice his life;


Personal ambitions challenged, by not


Sacrifice personal interests to at community;


It plays like these are very rare as I saw there ...


The island has the cleanest children of Adam.


It can enter only the technology of civilization ...


He will also leave the country subject to the owners.


Standing on the beach the watchful eye of thousands of far-sighted;


What a farce if expelled through the door!


If the goods through the West valuable;


Rots from the harmful things in a fashion at the customs!


Night and day open houses, doors no latch;


Everyone in the open chest, the thief is not known.


Or people can not see it in a place of humility ...


"Togo" s do you expect to have the attitude? Where!


"Let's go!" he says, takes, then come to me in;


I would fill immediately my cup, Tea drinking.


Islam, I think there will shine;


Meanwhile, I just need the effort of the Ottomans.


Missionaries, they walk around day and night,


I do not know that he waits our scientist come the revelation from Allah?


I want to visit India overall, not that,


Where I am, because of the police to follow me,


I had to give up the strength to run out;


I was more or less, but still went down to every community!


It feed, fortunately, the old country,


Allah’s mercy wise equivalent to hundreds of people.


Sees the spirit of religions, knows the wisdom of the Qur'an


Scholars, however: In front of the West leans today.


Especially young people grow in the human remains:


Most of them see education in the UK;


Then will the spirit of co-religionists, is the heart,


Because the path of death, lo, he does not return, is inserted.

örnek osmanlıca مقدمة


Süleymaniye camiiSüleymaniyeEdit

Suleymaniye

Mehmet Akif Ersoy Süleymaniye Kürsüsünde

Safahat logo

Şablon:Düz liseler için safahat projesi
Şablon:Anadolu liseleri için safahat projesi
Şablon:Sosyal Bilimler Liseleri için safahat projesi
Şablon:Türki Dillerde Safahat Projesi
Şablon:Safahat İngilizceye Tercüme Projesi

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.