FANDOM


En güzel sabahlar sabah namazı ile başlar
*sabah namazını kıldığınızda rızık talebinden gafil olup da uyumayıniz

Ramuz el ehadis

  • Parça parça kesilsen de, yakılsan da, Allah‘a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme.
  • Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse, Allah ‘ın koruması ondan uzaklaşmıştır.
  • Sabah namazını kilan Allah'ın himayesindedir. Müslim
  • sabah namazına kalkamayanin kulağına şeytan işer. hadis i şerif
  • sabah namazına kalkamamak kebiredir

Namazın terkiEdit

Parça parça kesilsen de, yakılsan da, Allah‘a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse, Allah ‘ın koruması ondan uzaklaşmıştır.r

Sabah namazi nedir?Edit

Sabah namazinin vakti tahsisiEdit

rnk degerlendirmesiEdit

1- Namazın Beş Vakte TahsisiEdit

Namazın günde beş vakit olduğunu, hem Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden, hem de Efendimiz'in sünnetinden anlamak mümkündür. Biz, öncelikle Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden namazın beş vakit olduğuna dair işaretleri zikredecek, daha sonra da hadislerde bunun uygulamalarını göreceğiz.

a) Kur'ân-ı Kerim'de Beş Vakit Namaz

Beşer oluşumuzun gereği olarak bizler, mazhar olduğumuz şeyleri hemen unutuverir ve hatırlamaz oluruz. Bizi bizden daha iyi bilen Cenab-ı Hak, bu gafletimizi çok iyi bildiği için, günün yirmi dört saatini belli parçalara ayırmış ve bu parçaların belli bölümlerinde kendi huzuruna gelip, âdeta hesap verme havası içinde ve sahip olduğumuz nimetleri hatırlamamız için el-pençe divan durmamızı istemiştir. Çünkü kul, semt-i Uluhiyet'e yakın olduğu müddetçe hayret ve hayranlığı devam eder; O'ndan uzak kaldığı müddetçe de hayvanî duygular onun yakasını bırakmaz. İşte Cenab-ı Hak, bu gafleti kıralım diye: "Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır."(Nisa, 4/103) buyurmakta ve bizleri belli vakitlerde namaz kılmaya davet etmektedir.

Cenab-ı Hak başka bir ayet-i kerimede ise: "Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur"(Rûm, 30/17-18) buyurmakta ve namazın günde beş vakit olduğunu bildirmektedir. Nâfi İbn-i Ezrak, Resul-i Ekrem'in tefsir anlayışını İbn-i Abbas'tan dinlemiş olanlardan biridir. O: "İbn Abbas'a, beş vakit namaz Kur'ân-ı Kerim'de anlatılıyor mu, diye sorduğumda bana bu ayeti okudu ve ayette geçen tesbih kelimesinin namaz manasına geldiğini bildirerek, beş vaktin anlatıldığını haber verdi"der. Evet, ayet açık bir şekilde gösteriyor ki, günlük namaz beş vakittir ve vakit bevakit kılınması gerekmektedir. Sadece İbn-i Abbas değil, pek çok sahabi bu ayet-i kerimeden aynı manayı çıkarmıştır.

Demek namaz, günde beş vakit olmalı.. ve kul günde beş defa Allah'ın huzuruna gelebilmeli ki kemale yükselme adına hız alabilsin; beş defa hayatın hesabını vermeli ki, gafleti izale edip Rabbiyle münasebet kurabilsin; edeble Rabbin huzurunda oturmasını bilmeli ki feyz-i akdesten gelen sırra, kalbi müheyya hale gelebilsin, letaifi bu işte oturaklaşsın, ruhunda bir zerafet ve nezaket hasıl olsun.. ve böylece behimiyete ait hususları sırtından atsın ve fuzulî bir yük taşımasın.

b) Hadislerde Beş Vakit NamazEdit

Namazın beş vakte tahsisi, sadece ayetlerde geçtiği şekilde kalmamış; Cenab-ı Hak doğrudan doğruya melek vasıtasıyla Efendimiz'e de talim buyurmuştur. Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), İbn-i Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bu hakikati haber vermektedir: "Cibril bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı. Sonra, ikindiyi, her şey kendi gölgesi kadarken; akşamı, güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman; yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca; sabahı, şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldırdı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde, her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldırdı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca; akşamı, önceki vaktinde; yatsıyı, gecenin üçtü biri gidince; sabahı, yeryüzü ağarınca kıldırdı. Sonra da bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!"dedi."(Tirmizi, Salât 1; Ebu Davud, Salât 2.) Evet, biz, beş vakit namazın Efendimiz'in sünnet ve sözlerinde değişik açılardan çok net bir şekilde ifade edildiğini görürüz.

Hasılı; beş vakit namazın eda şekli Efendimiz'in öğrettiği surette günümüze kadar nasıl devam etmişse, namaz vakitleri de aynı şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla Müslüman için beş vakit namaz nasıl mühimse, onları vaktinde kılmak da o kadar mühimdir. Başka bir ifadeyle namaz kılmak nasıl farz ise, onları vaktinde kılmak da öyle farzdır; yine namazı terk nasıl haramsa, onları vaktinden geriye bırakmak da haramdır. O halde, bütün namazların Efendimiz'in tespit buyurduğu vakitler içinde kılınması gerekmektedir. Sahabe, Allah Resulü'ne, en faziletli amelin ne olduğunu sorduklarında, Efendimiz'in saydığı üç esastan biri, "vaktinde kılınan namaz"olmuştur. Yani vaktin namazla nurlanması, onunla değer kazanmasıdır.

2- Namazın Beş Vakte Tahsis Edilmesinin Hikmetleri

a) Sabah Vaktinin İfade Ettiği ManaEdit

Fecr-i sadık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneş'in doğmasına, kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Fecr-i sadık sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır. Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe "enlemesine beyazlık"anlamında "beyaz-ı müsta'razi"denilir. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Biz, sabah vaktine fecrin tülûuyla birlikte yeni ve aydın bir güne kavuşma neşvesi içinde girer, biz de böyle bir gün gibi doğmuştuk deriz. Zira bu yeni gün, hem bizim anne karnına düştüğümüz günden, hem de kâinatın yaratılmasında geçen altı günün ilk gününden haber verir. Belli bir şeritten büyük saate doğru tırmanır, yani başımıza doğan bir günün fecrinden, anne karnına düşmemiz ânına, ondan da kâinatın yaratıldığı ilk güne intikal eder, Allah'ın (c.c.) nimetleriyle eteklerimizi doldurması adına bu günleri yaratmasını hatırlarız. Sonra da O'ndan onca uzaklığımıza rağmen, kurbiyetiyle bize yakın olmasını tazim, tekbir ve tesbih için huzura geliriz. İşte bu mana içinde eda edilen sabah namazı ne denli yerinde bir ibadettir.

1- Namazın Beş Vakte Tahsisi

Namazın günde beş vakit olduğunu, hem Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden, hem de Efendimiz'in sünnetinden anlamak mümkündür. Biz, öncelikle Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden namazın beş vakit olduğuna dair işaretleri zikredecek, daha sonra da hadislerde bunun uygulamalarını göreceğiz.

a) Kur'ân-ı Kerim'de Beş Vakit Namaz

Beşer oluşumuzun gereği olarak bizler, mazhar olduğumuz şeyleri hemen unutuverir ve hatırlamaz oluruz. Bizi bizden daha iyi bilen Cenab-ı Hak, bu gafletimizi çok iyi bildiği için, günün yirmi dört saatini belli parçalara ayırmış ve bu parçaların belli bölümlerinde kendi huzuruna gelip, âdeta hesap verme havası içinde ve sahip olduğumuz nimetleri hatırlamamız için el-pençe divan durmamızı istemiştir. Çünkü kul, semt-i Uluhiyet'e yakın olduğu müddetçe hayret ve hayranlığı devam eder; O'ndan uzak kaldığı müddetçe de hayvanî duygular onun yakasını bırakmaz. İşte Cenab-ı Hak, bu gafleti kıralım diye: "Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır."(Nisa, 4/103) buyurmakta ve bizleri belli vakitlerde namaz kılmaya davet etmektedir.

Cenab-ı Hak başka bir ayet-i kerimede ise: "Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur"(Rûm, 30/17-18) buyurmakta ve namazın günde beş vakit olduğunu bildirmektedir. Nâfi İbn-i Ezrak, Resul-i Ekrem'in tefsir anlayışını İbn-i Abbas'tan dinlemiş olanlardan biridir. O: "İbn Abbas'a, beş vakit namaz Kur'ân-ı Kerim'de anlatılıyor mu, diye sorduğumda bana bu ayeti okudu ve ayette geçen tesbih kelimesinin namaz manasına geldiğini bildirerek, beş vaktin anlatıldığını haber verdi"der. Evet, ayet açık bir şekilde gösteriyor ki, günlük namaz beş vakittir ve vakit bevakit kılınması gerekmektedir. Sadece İbn-i Abbas değil, pek çok sahabi bu ayet-i kerimeden aynı manayı çıkarmıştır.

Demek namaz, günde beş vakit olmalı.. ve kul günde beş defa Allah'ın huzuruna gelebilmeli ki kemale yükselme adına hız alabilsin; beş defa hayatın hesabını vermeli ki, gafleti izale edip Rabbiyle münasebet kurabilsin; edeble Rabbin huzurunda oturmasını bilmeli ki feyz-i akdesten gelen sırra, kalbi müheyya hale gelebilsin, letaifi bu işte oturaklaşsın, ruhunda bir zerafet ve nezaket hasıl olsun.. ve böylece behimiyete ait hususları sırtından atsın ve fuzulî bir yük taşımasın.

b) Hadislerde Beş Vakit Namaz

Namazın beş vakte tahsisi, sadece ayetlerde geçtiği şekilde kalmamış; Cenab-ı Hak doğrudan doğruya melek vasıtasıyla Efendimiz'e de talim buyurmuştur. Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), İbn-i Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bu hakikati haber vermektedir: "Cibril bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı. Sonra, ikindiyi, her şey kendi gölgesi kadarken; akşamı, güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman; yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca; sabahı, şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldırdı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde, her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldırdı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca; akşamı, önceki vaktinde; yatsıyı, gecenin üçtü biri gidince; sabahı, yeryüzü ağarınca kıldırdı. Sonra da bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!"dedi."(Tirmizi, Salât 1; Ebu Davud, Salât 2.) Evet, biz, beş vakit namazın Efendimiz'in sünnet ve sözlerinde değişik açılardan çok net bir şekilde ifade edildiğini görürüz.

Hasılı; beş vakit namazın eda şekli Efendimiz'in öğrettiği surette günümüze kadar nasıl devam etmişse, namaz vakitleri de aynı şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla Müslüman için beş vakit namaz nasıl mühimse, onları vaktinde kılmak da o kadar mühimdir. Başka bir ifadeyle namaz kılmak nasıl farz ise, onları vaktinde kılmak da öyle farzdır; yine namazı terk nasıl haramsa, onları vaktinden geriye bırakmak da haramdır. O halde, bütün namazların Efendimiz'in tespit buyurduğu vakitler içinde kılınması gerekmektedir. Sahabe, Allah Resulü'ne, en faziletli amelin ne olduğunu sorduklarında, Efendimiz'in saydığı üç esastan biri, "vaktinde kılınan namaz"olmuştur. Yani vaktin namazla nurlanması, onunla değer kazanmasıdır.

2- Namazın Beş Vakte Tahsis Edilmesinin Hikmetleri

a) Sabah Vaktinin İfade Ettiği Mana

Fecr-i sadık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneş'in doğmasına, kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Fecr-i sadık sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır. Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe "enlemesine beyazlık"anlamında "beyaz-ı müsta'razi"denilir. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak ) vaktidir.

Biz, sabah vaktine fecrin tülûuyla birlikte yeni ve aydın bir güne kavuşma neşvesi içinde girer, biz de böyle bir gün gibi doğmuştuk deriz. Zira bu yeni gün, hem bizim anne karnına düştüğümüz günden, hem de kâinatın yaratılmasında geçen altı günün ilk gününden haber verir. Belli bir şeritten büyük saate doğru tırmanır, yani başımıza doğan bir günün fecrinden, anne karnına düşmemiz ânına, ondan da kâinatın yaratıldığı ilk güne intikal eder, Allah'ın (c.c.) nimetleriyle eteklerimizi doldurması adına bu günleri yaratmasını hatırlarız. Sonra da O'ndan onca uzaklığımıza rağmen, kurbiyetiyle bize yakın olmasını tazim, tekbir ve tesbih için huzura geliriz. İşte bu mana içinde eda edilen sabah namazı ne denli yerinde bir ibadettir.

1- Namazın Beş Vakte Tahsisi

Namazın günde beş vakit olduğunu, hem Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden, hem de Efendimiz'in sünnetinden anlamak mümkündür. Biz, öncelikle Kur'ân-ı Kerim ayetlerinden namazın beş vakit olduğuna dair işaretleri zikredecek, daha sonra da hadislerde bunun uygulamalarını göreceğiz.

a) Kur'ân-ı Kerim'de Beş Vakit Namaz

Beşer oluşumuzun gereği olarak bizler, mazhar olduğumuz şeyleri hemen unutuverir ve hatırlamaz oluruz. Bizi bizden daha iyi bilen Cenab-ı Hak, bu gafletimizi çok iyi bildiği için, günün yirmi dört saatini belli parçalara ayırmış ve bu parçaların belli bölümlerinde kendi huzuruna gelip, âdeta hesap verme havası içinde ve sahip olduğumuz nimetleri hatırlamamız için el-pençe divan durmamızı istemiştir

. Çünkü kul, semt-i Uluhiyet'e yakın olduğu müddetçe hayret ve hayranlığı devam eder; O'ndan uzak kaldığı müddetçe de hayvanî duygular onun yakasını bırakmaz. İşte Cenab-ı Hak, bu gafleti kıralım diye: "Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır."(Nisa, 4/103) buyurmakta ve bizleri belli vakitlerde namaz kılmaya davet etmektedir.

Cenab-ı Hak başka bir ayet-i kerimede ise: "Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur"(Rûm, 30/17-18) buyurmakta ve namazın günde beş vakit olduğunu bildirmektedir. Nâfi İbn-i Ezrak, Resul-i Ekrem'in tefsir anlayışını İbn-i Abbas'tan dinlemiş olanlardan biridir. O: "İbn Abbas'a, beş vakit namaz Kur'ân-ı Kerim'de anlatılıyor mu, diye sorduğumda bana bu ayeti okudu ve ayette geçen tesbih kelimesinin namaz manasına geldiğini bildirerek, beş vaktin anlatıldığını haber verdi"der. Evet, ayet açık bir şekilde gösteriyor ki, günlük namaz beş vakittir ve vakit bevakit kılınması gerekmektedir. Sadece İbn-i Abbas değil, pek çok sahabi bu ayet-i kerimeden aynı manayı çıkarmıştır.

Demek namaz, günde beş vakit olmalı.. ve kul günde beş defa Allah'ın huzuruna gelebilmeli ki kemale yükselme adına hız alabilsin; beş defa hayatın hesabını vermeli ki, gafleti izale edip Rabbiyle münasebet kurabilsin; edeble Rabbin huzurunda oturmasını bilmeli ki feyz-i akdesten gelen sırra, kalbi müheyya hale gelebilsin, letaifi bu işte oturaklaşsın, ruhunda bir zerafet ve nezaket hasıl olsun.. ve böylece behimiyete ait hususları sırtından atsın ve fuzulî bir yük taşımasın.

b) Hadislerde Beş Vakit Namaz

Namazın beş vakte tahsisi, sadece ayetlerde geçtiği şekilde kalmamış; Cenab-ı Hak doğrudan doğruya melek vasıtasıyla Efendimiz'e de talim buyurmuştur. Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), İbn-i Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bu hakikati haber vermektedir: "Cibril bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincisinde öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldırdı. Sonra, ikindiyi, her şey kendi gölgesi kadarken; akşamı, güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman; yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca; sabahı, şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldırdı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde, her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldırdı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca; akşamı, önceki vaktinde; yatsıyı, gecenin üçtü biri gidince; sabahı, yeryüzü ağarınca kıldırdı. Sonra da bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!"dedi."(Tirmizi, Salât 1; Ebu Davud, Salât 2.) Evet, biz, beş vakit namazın Efendimiz'in sünnet ve sözlerinde değişik açılardan çok net bir şekilde ifade edildiğini görürüz.

Hasılı; beş vakit namazın eda şekli Efendimiz'in öğrettiği surette günümüze kadar nasıl devam etmişse, namaz vakitleri de aynı şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla Müslüman için beş vakit namaz nasıl mühimse, onları vaktinde kılmak da o kadar mühimdir. Başka bir ifadeyle namaz kılmak nasıl farz ise, onları vaktinde kılmak da öyle farzdır; yine namazı terk nasıl haramsa, onları vaktinden geriye bırakmak da haramdır. O halde, bütün namazların Efendimiz'in tespit buyurduğu vakitler içinde kılınması gerekmektedir. Sahabe, Allah Resulü'ne, en faziletli amelin ne olduğunu sorduklarında, Efendimiz'in saydığı üç esastan biri, "vaktinde kılınan namaz"olmuştur. Yani vaktin namazla nurlanması, onunla değer kazanmasıdır.

2- Namazın Beş Vakte Tahsis Edilmesinin Hikmetleri

a) Sabah Vaktinin İfade Ettiği Mana

Fecr-i sadık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneş'in doğmasına, kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Fecr-i sadık sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır. Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe "enlemesine beyazlık"anlamında "beyaz-ı müsta'razi"denilir. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Biz, sabah vaktine fecrin tülûuyla birlikte yeni ve aydın bir güne kavuşma neşvesi içinde girer, biz de böyle bir gün gibi doğmuştuk deriz. Zira bu yeni gün, hem bizim anne karnına düştüğümüz günden, hem de kâinatın yaratılmasında geçen altı günün ilk gününden haber verir. Belli bir şeritten büyük saate doğru tırmanır, yani başımıza doğan bir günün fecrinden, anne karnına düşmemiz ânına, ondan da kâinatın yaratıldığı ilk güne intikal eder, Allah'ın (c.c.) nimetleriyle eteklerimizi doldurması adına bu günleri yaratmasını hatırlarız. Sonra da O'ndan onca uzaklığımıza rağmen, kurbiyetiyle bize yakın olmasını tazim, tekbir ve tesbih için huzura geliriz. İşte bu mana içinde eda edilen sabah namazı ne denli yerinde bir ibadettir.

kilinisiEdit

HadislerEdit

"Atlar başınızı çiğnese sabah namazının sünnetini terk etmeyin"

hadisi şerif

FIKIH Bilimleri

2.Bölüm / Namazı Terk Edenlere Meleklerin Dünyada ve Ahiretteki Korkunç Muameleleri   İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) şöyle anlatmıştır :

Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana hitaben buyurdu ki :

” Ey İbni Abbas! Sabahı kılmayana melekler

‘Ey Zarardaki kişi !’ diye seslenir.

Öğleni kılmayana melekler : ‘ Ey vefasız adam!’ diye nida ederler.

İkindiyi kılmayana ise, melekler :’ Ey nankör!’ diye ses verirler.

Akşamı kılmayana da melekler : ‘Ey (hakkı) örtbas edici şahıs!’ diye seslenirler. Her kim yatsıyı kılmazsa ona da melekler : ‘Ey Allah’ın rahmetinden ümit kesmiş kişi! Rasulüllah senden uzaktır’ şeklinde bir çağrıda bulunurlar.” (İbnü’l Cevzi, Tezkirat-ü üli’l-besair fi ma’rifeti’l kebair, sh:37)
  • Parça parça kesilsen de, yakılsan da, Allah‘a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse, Allah ‘ın koruması ondan uzaklaşmıştır.


.

Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur :

” Melekler sabah namazını terk edene : ‘Ey facir(fisk-u fücur işleyen kötü adam)!’ der. Öğlen namazını terk edene : ‘ Ey hasir (dünya ve ahiret karlarını kaybederek en büyük zarar ve ziyana uğrayan kişi)!’ derler. İkindi namazını kılmayana : ‘ Ey asi (Rabbinin en büyük emrine karşı gelen günahkar kimse)!’ derler.

Akşam namazını bırakana : ‘Ey kafir (Rabbinin bunca nimetine nankörlük edip de onları şükranla karşılamayan adam)!’ derler. Yatsı namazını eda etmeyene ise : ‘Ey ziyankar! Allah da seni zayi etsin!’ diye beddua ederler.” (İbni Hicazi, Tuhfetü’l-ihvan, sh:56)

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

” Kıyamet günü olduğu zaman akrep neslinden olan(ve ‘Çokça tırmalayan’ manasına gelen) ‘Hariş’ adında bir şey cehennemden çıkar ki onun uzunluğu gökle yer arası kadar, eni ise doğudan batıya kadardır.

Cebrail  ona : ‘ Ey Hariş nereye gidiyorsun ve kimi arıyorsun ?’ der. O: ‘ Beş kişiyi; birincisi namazı terk edeni; ikincisi zekat vermeyeni, üçüncüsü anne-babasına isyan edeni, dördüncüsü içki içeni, beşincisi ise mescitte dünya kelamı konuşanı (arıyorum ki onları ısıracağım)!’ der.”

(Zübdetü’l-va’ızin, Osman ibni Hasen el-Hobevi, Dürretü’n-nasihin sh:36)

Camilerde dünya kelamı konuşmanın uygun olmadığını beyan sadedinde Allah-u Te’ala :

” Şüphesiz mescitler Allah’a aittir, artık siz Allah ile birlikte kimseye ibadet etmeyin” buyurmuştur. (Cin Suresi:18)

Resail-i Ahmeddiyye

About these ads

Share this:

TwitterFacebook

İlgili

2.Bölüm / Namazın Zayi Edilişinin Kıyamet Alametlerinden OluşuIn "Namaz Ilmihali"

2.Bölüm / Namazı Terk Edene Her Gün Bin Lanet ve Bin Ğazap YağdığıIn "Namaz Ilmihali"

2.Bölüm / Ümmet İçerisinde Namazssız Kimse Kalmaması İçin Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in Yaptığı DuaIn "Namaz Ilmihali"

Ekim 31, 2012Leave a reply« ÖncekiSonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

İsim

E-posta

İnternet sitesi

Yorum 

 Yeni yorumları bana e-posta ile bildir.

 Eposta yoluyla yeni yazıları bana bildir.

View Full Site

WordPress.com’da ücretsiz bir web sitesi veya blog oluşturun.

Now Available! Download WordPress for Android

 

 

 

 

 

 

1 Vote


İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma) şöyle anlatmıştır :Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana hitaben buyurdu ki :

” Ey İbni Abbas! Sabahı kılmayana melekler ‘Ey Zarardaki kişi !’ diye seslenir. Öğleni kılmayana melekler : ‘ Ey vefasız adam!’ diye nida ederler. İkindiyi kılmayana ise, melekler :’ Ey nankör!’ diye ses verirler. Akşamı kılmayana da melekler : ‘Ey (hakkı) örtbas edici şahıs!’ diye seslenirler. Her kim yatsıyı kılmazsa ona da melekler : ‘Ey Allah’ın rahmetinden ümit kesmiş kişi! Rasulüllah senden uzaktır’ şeklinde bir çağrıda bulunurlar.” (İbnü’l Cevzi, Tezkirat-ü üli’l-besair fi ma’rifeti’l kebair, sh:37)

Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur :

” Melekler sabah namazını terk edene : ‘Ey facir(fisk-u fücur işleyen kötü adam)!’ der. Öğlen namazını terk edene : ‘ Ey hasir (dünya ve ahiret karlarını kaybederek en büyük zarar ve ziyana uğrayan kişi)!’ derler. İkindi namazını kılmayana : ‘ Ey asi (Rabbinin en büyük emrine karşı gelen günahkar kimse)!’ derler.

Akşam namazını bırakana : ‘Ey kafir (Rabbinin bunca nimetine nankörlük edip de onları şükranla karşılamayan adam)!’ derler. Yatsı namazını eda etmeyene ise : ‘Ey ziyankar! Allah da seni zayi etsin!’ diye beddua ederler.” (İbni Hicazi, Tuhfetü’l-ihvan, sh:56)

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :

” Kıyamet günü olduğu zaman akrep neslinden olan(ve ‘Çokça tırmalayan’ manasına gelen) ‘Hariş’ adında bir şey cehennemden çıkar ki onun uzunluğu gökle yer arası kadar, eni ise doğudan batıya kadardır.

Cebrail  ona : ‘ Ey Hariş nereye gidiyorsun ve kimi arıyorsun ?’ der. O: ‘ Beş kişiyi; birincisi namazı terk edeni; ikincisi zekat vermeyeni, üçüncüsü anne-babasına isyan edeni, dördüncüsü içki içeni, beşincisi ise mescitte dünya kelamı konuşanı (arıyorum ki onları ısıracağım)!’ der.”

(Zübdetü’l-va’ızin, Osman ibni Hasen el-Hobevi, Dürretü’n-nasihin sh:36)

Camilerde dünya kelamı konuşmanın uygun olmadığını beyan sadedinde Allah-u Te’ala :

” Şüphesiz mescitler Allah’a aittir, artık siz Allah ile birlikte kimseye ibadet etmeyin” buyurmuştur. (Cin Suresi:18)

Resail-i Ahmeddiyye

About these ads

Share this:

TwitterFacebook

İlgili

2.Bölüm / Namazın Zayi Edilişinin Kıyamet Alametlerinden OluşuIn "Namaz Ilmihali"

2.Bölüm / Namazı Terk Edene Her Gün Bin Lanet ve Bin Ğazap YağdığıIn "Namaz Ilmihali"

2.Bölüm / Ümmet İçerisinde Namazssız Kimse Kalmaması İçin Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in Yaptığı DuaIn "Namaz Ilmihali"

Ekim 31, 2012Leave a reply« ÖncekiSonraki »

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

İsim

E-posta

İnternet sitesi

Yorum 

 Yeni yorumları bana e-posta ile bildir.

 Eposta yoluyla yeni yazıları bana bildir.

View

FIKIHTA SABAH NAMAZIEdit

SABAH NAMAZINA NASIL KALKABİLİRİM?Edit

Bütün bereketlerin kaynağı, zengin olmanın sebeplerinden biri tüm rızıkların dağıtım anı, kılındığında gecenin ikinci yarısını ibadetle geçirmiş sevabı verilen gözümüzün nuru sabah namazına nasıl kalkılır başlıklı yazımıza başlamadan önce namazın önemi ile ilgili yüzlerce ayetten sadece birine kulak verelim.

Taha 132. Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de sebatla devam et. Bu Ayeti kerimeyi aklımızdan hiç çıkarmayalım .Ayrıca ;

Namazla ilgili aşağıda verilen hadisi şerifleri aklımızdan hiç çıkarmayalım .

Bunlar ;

namaz hakkındaki hadisi şeriflerEdit

1. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki: Allah celle celaluhu benim ümmetime ilk önce namazı farz kıldı ve kıyamet gününde de ilk sorgulama namazdan olacaktır.

2. Namaz hakkında Allah’tan korkun. Namaz hakkında Allah’tan korkun. Namaz hakkında Allah’tan korkun.

3. İnsan ile şirk arasındaki perde sadece namazdır.

4. İslam’ın alameti namazdır. Kim kalbini dünyevi meşguliyetlerden boşaltarak vakitlerine ve müstehaplarına riayet ederek namaz kılarsa, o mümindir.

5. Allah celle celaluhu hiçbir şeyi imandan ve namazdan daha üstün olarak farz kılmamıştır. Eğer ondan üstün bir şeyi farz kılmış olsaydı, onu meleklere emrederdi. Gece ve gündüz, meleklerin bazıları rükûda bazıları secdededirler.

6. Namaz dinin direğidir.

7. Namaz şeytanın yüzünü kara çıkarır.

8. Namaz mü’minin nurudur.

9. Namaz en üstün cihad’dır.

10. Kişi namaza başladığı zaman, Allahu Teala tamamen ona teveccüh eder. Namazdan ayrılınca Allah celle celaluhu ondan teveccühünü ayırır.

11. Gökten bir afet indiği zaman, mescidi abad edenlerin üzerinden uzaklaşır.

12. Herhangi bir sebepten dolayı Cehennem’e giren kimsenin secde yerini ateş yakmaz.

13. Allah celle celaluhu secde yerini cehennem ateşine haram kılmıştır.

14. Allah celle celaluhu katında en sevimli amel, vaktinde kılınan namazdır.

15. İnsanın bütün halleri içinde, Allah’ın en çok hoşuna giden hali, kişinin secdede alnının yere sürülmesidir.

16. Kişi en fazla Allah’a secdede iken yakınlaşır.

17. Cennet’in anahtarı namazdır.

18. Kişi namaz için ayağa kalktığında Cennet’in kapıları açılır. Allah’ u Teala ile namaz kılan arasındaki perdeler kalkar. Öksürük vs. ile meşgul olmadığı müddetçe bu hal böyle devam eder.

19. Namaz kılan, padişahlar padişahının kapısını çalmaktadır. Bir kapı devamlı çalınırsa mutlaka açılır.

20. Namazın dindeki yeri, vücuttaki baş gibidir.

21. Namaz kalbin nurudur. Kalbini nurlandırmak isteyen(namaz ile) nurlandırsın.

22. Bir kimse güzelce abdest alır, sonra huşu ve sükûnetle iki veya dört rekat, farz veya nafile kılıp Allahu Teala’dan günahlarının bağışlanmasını dilerse Allah celle celaluhu onu bağışlar.

23. Üzerinde namaz kılınarak Allahu Teala’nın hatırlandığı toprak parçası yeryüzünün diğer kısımlarına karşı övünür.

24. Bir kimse iki rekât namaz kılar da Allah’tan herhangi bir şey isterse, Allah celle celaluhu onun duasını kabul eder. Ya hemen kabul eder yâda onun durumuna göre biraz geciktirir. Ama mutlaka kabul eder.

25. Kim Allah ve meleklerden başka kimsenin görmediği tenha bir yerde iki rekât namaz kılarsa, Cehennem ateşinden beraat ettiğine dair ona bir vesika verir.

26. Kim ki farz olan bir namazı kılarsa Allah celle celaluhu katında bir duası makbul olur.

27. Beş vakit namaza devam eden, rükûlarına, secdelerine ve abdestine dikkat edip onları güzel bir şekilde yerine getiren kimseye cennet vacip olur. Cehennem de haram olur.

28. Müslüman, beş vakit namaza önem verdiği müddetçe şeytan ondan korkar. Namazlarda eksiklik yapmaya başladığı zaman cesarete gelip onu yoldan çıkaracağını ummaya başlar.

29. En üstün amel ilk vaktinde kılınan namazdır.

30. Namaz her takva sahibinin kurbanıdır.

31. Allah celle celaluhu katında en sevgili ibadet, vakti girer girmez kılınan namazdır.

32. Sabahleyin namaza giden kişinin elinde iman bayrağı, çarşıya gidenin elinde de şeytanın bayrağı vardır.

33. Öğle namazının farzından önce kılınan dört rekât(sünnet) namazın sevabı Teheccüd namazının dört rekâtının sevabı gibidir.

34. Öğle namazının farzından önceki dört rekât(sünnet) Teheccüd(gece) namazının dört rekâtına eşit sayılır.

35. Kişi namaz kılmak için ayağa kalktığında Allahın rahmeti ona yönelir.

36. En üstün namaz, gece yarısı kılınan namazdır. Fakat onu kılanlar çok azdır.

37. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki “Bana Cebrail aleyhisselam geldi ve <Ey Muhammed! Ne kadar yaşarsan yaşa, sonunda bir gün öleceksin. Kimi seversen sev, sonunda bir gün ondan ayrılacaksın. Hangi ameli yaparsan yap, iyi veya kötü onun karşılığını mutlaka göreceksin. Hiç şüphe yok ki, mü’minin şerefi teheccüd namazıdır. Mü’minin izzeti insanlardan bir şey beklememesidir.> dedi.

38. Gecenin sonunda kılınan iki rekât namaz bütün dünyadan daha üstündür. Eğer zor geleceğinden korkmasaydım, onu ümmetime farz kılardım.

39. Teheccüd namazını mutlaka kılmaya devam edin. Çünkü teheccüd kılmak Salihlerin yoludur. Allahu Teala’ya yaklaşmaya sebeptir. Teheccüt namazı günahlardan alıkoyar ve hataların bağışlanmasına vesiledir. Vücuda sıhhat verir.

40. Allah celle celaluhu buyuruyor ki: “Ey Ademoğlu! Sen gündüzün başında dört rekat namaz kılmaktan aciz olma. Ben bütün gün boyu senin işlerine yeterim.

Ayrıca;

Ezanı duyup ta namazı evde kılmanın Allah’ın lanetine uğranacağını unutmayalım.

Sabah namazını evinde kılanlar için peygamberimiz (sav) onların evini yakayım diye ikazı olduğunu unutmayalım.

Sabah namazına gelmenin bolluğa ve zenginliğe sebep olduğunu Unutmayalım.

Sabah namazına gelmeyip güneş doğarken uyumanın fakirliğe darlığa ve huzursuzluğa sebep olduğunu unutmayalım.

Sabah namazını kaçırmak kişinin malını mülkünü ve her şeyi kaybetmiş gibi ( büyük bir hazineyi kaçırmak gibi) olduğunu hatırından çıkarmayalım.

Sabah namazına (camiye)cemaata gelmemeye sadece 2 geçerli mazeretin olduğunu unutmayalım. Bunlar;

1-Hastalık,

2-Ölüm korkusu.

Bunların dışında bir mazeretimizin olmadığını unutmayalım.

Sabah namazına (camiye) gelmemeye geçersiz mazeretler

Çok yorgundum,

Uykusuzdum,

Misafir geldi,

Çocuk uyutmadı,

Çok yemek yedim rahatsız etti geç saate kadar uyumadım,

Çok çay içtim akşamdan uyuyamadım,

Teheccüde (gece namazına) kalktım tekrar yattım onun için kalkamadım, (sabah namazına kalkamayacaksan teheccüde de kalkma)

Saati kurdum duymadım,

Saatim yok, saatim bozuk gibi şeyler mazeret olmadığını bilelim.

Ayrıca namaz kılmayanın uğrayacağı aşağıda belirtilen zararları aklımızdan hiç çıkarmayalım bunlar;

Dünyada Uğrayacağı Altı Ceza:

1- Ömrünün Bereketi Gider.

2- Yüzünden Cenabı Hak Salih Kullarının Simasını siler.(Güzelliğini yok eder.)

3- Diğer amellerinde de ecir, sevap verilmez.

4- Cenabı Hak duasını kabul etmez.

5- İyi kullarının duasında onun nasibi olmaz.

6- Mahlukat ona saygı ve itibar etmez.

Öleceği Zamanki Üç Musibet:

1- O kişi zelil olarak,

2- Aç olarak,

3- Susuz olarak ölür, ne kadar su içerse içsin kanmaz ve yine susuz olarak ölür.

Kabirde Uğrayacağı Üç Musibet:

1- Allah (c.c.) onun kabrini daraltır ve kaburgaları birbirine geçinceye kadar kabir onu sıkar,

2- Allah (c.c.) onun kabrinde ateş yakar.

3- Cenabı Hak ona kabirde bir ejderha musallat eder, sabah namazını terk ettiğinden dolayı ona sabahtan öğlene kadar işkence eder,öğlen namazından dolayı da öğlen vaktinden ikindiye kadar ve böylece her namaz için o namazın vakti çıkıncaya kadar işkence edilir.

Kıyamet Günü Uğrayacağı Musibet:

1- Cenabı Hak onu cehenneme sürükleyerek götürecek birisini musallat eder yüzüstü onu cehennem ateşine atar.

2- Cenabı Hak hesap zamanı gazap (öfke, hoşnutsuzluk bakışı ile) nazar eder ve bir bakışı ile yüzünden etleri dökülür.

3- Allah (c.c.) onu pek şiddetli bir hesap ile hesaba çeker ve sonunda cehenneme atılmasını emreder ki, ne kötü bir yerdir orası.

İkinci Hadisi Şerifte Peygamberimizin (S.A.V.) Buyurduğuna Göre:

1- Kim sabah namazını terk ederse, yüzünde nur olmaz.

2- Öğlen namazını terk edenin rızkında (kazancında) bereket olmaz.

3- İkindi namazını terk edenin ise, bedeninde kuvvet olmaz.

4- Akşam namazını terk edenin çocuklarından hayır (gelmez) görmez.

5- Yatsı namazını terk edenin uykusunda rahatlık olmaz

YUKARIDA ÖZET OLARAK NAMAZIN EHEMMİYETİNİ ANLAMAK İÇİN VERİLEN AYET VE HADİSLERİ AKLIMIZDAN ÇIKARMADAN NAMAZA KALKMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ TEDBİRLERİ ALMAK LAZIMDIR.

1. Zamanında uyumak,

2. Kaç saat uyku yettiğini bilmek,

3. Kalkmak için saat kurmak. Saat yoksa hemen almak bozuksa yaptırmak,

4. Saatiniz gür sesli olmasına dikkat etmek, uzun çalanı tercih etmek,

5. Saat kaldırmıyorsa, kaldıranı almak,

6. Uykun ağırsa saati devre ile kapı ziline veya başka bir çalar alete bağlamak,

7. Bir saat kaldırmıyorsa ikinci saati kurmak.

8. Saati uzanamayacağın bir yere koymak. Saati kapatınca tekrar yatmamak,

9. Yarın sabah önemli bir iş ( üniversite imtihanı-iş görüşmesi vs..) Gibi önemli bir işe değer verdiğin gibi değer vererek tedbirlerini ona göre almak,

10. İçten kalkmak niyetiyle yatmak,

11. Akşamları ağır yemekler yememek( Yatmadan önce geç vakitte),

12. Yatmadan önce kef süresinin sonu ile birlikte 7 kevser, 3 ihlâs, felak, nas, süreleri fatiha ve ayetel kürsi dualarını okumak,

13. Telefonu kullanmak:

a) Sabit hatlardan yıldız(*)55 yıldız(*) kalkacağınız saat(örnek,05 00) kare(#) tuşlayınız(her şeyin bedeli var-bununda var ve değer),

b) Alarmı – sesi yüksek cep telefonu kullanmak,

14. Uyandırmak içine birine söyle veya nöbetleşerek uyumak.

15. Çocuklarım namaza kalkmıyor ne yapayım?

A) Önce sen namaza kalk örnek ol.

B) Çocukları namaza kalkamaya teşvik et, kılarsa ödül ver.

C) Çocuklara şefkat gösterdiğinden namaza çağırmama gibi bir mazeretin olmayacağını bilmek

16. İyi niyet, dua, samimi, istek uyarıcı araçlarla birleşince namaza engel kalmayacağını bilmek

Yukarıda belirtilen önerilere dikkat eden kimse namaza ehemmiyet verir ve ömrünün sonuna kadar tüm namazları kaçırmamağa çalışır...

Sabah namazı ile ilgili gayri Müslimlerin söyledikleri; Beyler siz Müslümanlardan hiç korkmayın. Onların bu durumda korkulacak bir şeyleri yok , onların sabah namazları Cuma namazı gibi kalabalık olduklarında korkun


1. Sabah Namazının Vakti. Fecr-i sâdık da denilen ikinci fecrin doğmasından güneşin doğmasına, daha doğrusu güneşin doğmasından az önceye kadar olan süre sabah namazının vaktidir. Fecr-i sâdık, sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır. Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe "enlemesine beyazlık" anlamında "beyâz-ı müsta`razî" denilir. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Fecr-i kâzib de denilen birinci fecir ise, sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl ve donuk bir beyazlıktır. Fıkıh literatüründe buna uzayıp giden beyazlık anlamında "beyâz-ı müstetîl" de denilir. Bu geçici beyazlıktan sonra, yine kısa bir süre karanlık basar ve bunun ardından da ufukta yatay olarak boydan boya uzanan, giderek genişleyip yayılan fecr-i sâdık aydınlığı başlar.

Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınması (isfâr) müstehaptır. Bu aydınlığın ölçüsü, atılan okun düştüğü yerin görülebileceği ölçüde bir aydınlıktır. Bununla birlikte, kılınan namazın fâsid olup yeniden kılınmasının gerekebileceği ihtimaline binaen, güneşin doğuşundan önce namazı yeniden kılabilecek bir sürenin bırakılması gerekir. Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife'de bulunan hacıların o günün sabah namazını, ikinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken (taglîs) kılmaları daha faziletlidir. Diğer üç mezhebe göre ise, sabah namazını her zaman bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir (fecir hakkında bk. Tecrîd-i Sarih Tercümesi, II, 586-588).

Sabah Namazının Farzının Kılınışı

Sabah namazının farzı da sabahın iki rek'at sünneti gibi kılınır. Ancak sünnetten farkı; farza niyet edilmesi ve erkeklerin ikamet getirmesidir.

Birinci Rek'at:

İkamet getirilir. (Erkekler için) "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir ve "Allahü ekber" diyerek iftitah tekbiri alınıp eller bağlanır. Ayakta sırasıyla; Sübhaneke, Eûzü-Besmele, Fatiha ve bir sûre okuduktan sonra "Allahü ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhane Rabbiyel -azîm" denilir. "Semiallahü limen hamideh" diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbena leke'l-hamd" denilir. "Allahü ekber" diyerek secdeye varılır ve üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ" denilir. "Allahü ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. Yine "Allahü ekber" diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere "Sübhane Rabbiye'l-âlâ" denilir. "Allahü ekber" diyerek ayağa (ikinci rek'ata) kalkılır ve eller bağlanır.

İkinci Rek'at:

Ayakta sırasıyla: Besmele, Fatiha ve bir sûre okunur. "Allahü ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere" Sübhane Rabbiye' I-azîm" denilir. "Semiallahü limen hamideh" diyerek kalkılır ve ayakta "Rabbena leke'l-hamd" denilir. "Allahü ekber" diyerek secdeye varılır ve üç kere "Sübhane Rabbiye' I-âlâ" söylenir. "Allahü ekber" diyerek secdeden kalkılıp oturulur. Yine "Allahü ekber" diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere "Sübhane Rabbiye 'I-âlâ" denilir. "Allahü ekber" diyerek oturulur. Oturuşta sırasıyla: Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik, Rabbena atina... duaları okunur. Önce başı sağa çevirerek "Esselamü aleyküm ve rahmetullah" denir, Sonra başı sola çevirerek" Esselamü aleyküm ve rahmetullah" denir.

NAMAZIN KILINIŞI

Namazın farz ve vâciplerine, sünnet ve âdâbına uygun şekilde kılınışına ilmihal dilinde "sıfâtü's-salât" denilir. Namaz kılacak kişi abdestli ve kıbleye yönelik olarak durup ellerini kaldırır ve niyet ederek Allahüekber der, ellerini bağlar. Sübhâneke'llâhümme ve bihamdike ve tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke velâ ilâhe gayrük der. İmama uymuş (muktedî) değilse, Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm. Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm der ve Fâtiha'yı okur. Fâtiha'nın bitiminde âmin der, besmelesiz olarak bir sûre veya birkaç âyet okur (zamm-ı sûre). Ardından Allahüekber diyerek rükûa gider. En az üç kere Sübhâne rabbiye'l-azîm dedikten sonra Semiallâhü limen hamideh diyerek doğrulur ve Rabbenâ lekel-hamd der. Ardından Allahüekber diyerek secdeye gider. Bedensel bir engeli yoksa yere önce dizlerini, sonra ellerini ve sonra yüzünü koyar, kıyama dönerken de bunun aksini yapar. Secdede en az üç kere Sübhâne rabbiye'l-a`lâ dedikten sonra yine Allahüekber diyerek ara oturuşu (celse) yapar, sonra yine Allahüekber diyerek ikinci secdeye gider ve yine üç kere Sübhâne rabbiye'l-a`lâ dedikten sonra Allahüekber diyerek ikinci rek`ata kalkar.

İkinci rek`at da birinci rek`at gibidir. Şu kadar ki ikinci rek`atta elleri kaldırma, Sübhâneke ve eûzü yoktur. Ayağa kalkınca el bağlayıp besmele ile Fâtiha'yı okur ve âmin dedikten sonra Fâtiha'ya bir sûre veya birkaç âyet ekler. Daha sonra birinci rek`atta olduğu gibi rükû ve secdeleri yapar. İkinci secdeden sonra ka`de yapıp et-Tahiyyâtü lillâhi ve's-salavâtü ve't-tayyibât. es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. es-Selâmü aleynâ ve alâ ibâdillahi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh der. Kılacağı namazın rek`at sayısı ikiden fazla ise bu "ilk oturuş" (ka`de-i ûlâ) olur. Bu oturuşta Tahiyyât'a bir şey eklenmez ve Allahüekber diyerek üçüncü rek`ata kalkılır. Kalkacağı zaman ellerini dizleri üzerine getirir, öyle kalkar. Kıyamda el bağlayıp besmele ile Fâtiha'yı okur ve âmin der. Bundan sonra yapılacak şeyler namazın farz olup olmamasına göre küçük değişiklikler gösterir:

a) Bu kıldığı farz namaz ise Fâtiha'dan sonra sûre veya âyet okumayıp rükûa varır. Secdelerden sonra, eğer varsa dördüncü rek`ata kalkar, dördüncü rek`at da üçüncü rek`at gibidir. Dördüncü rek`at yoksa ikinci secdeden sonra oturur (son oturuş=ka`de-i ahîre).

b) Kıldığı namaz farz değilse, farklı olarak üçüncü rek`atın Fâtiha'sına âmin dedikten sonra, bir sûre veya birkaç âyet okur. Sonra rükûa ve secdeye varır. Dördüncü rek`at, üçüncü rek`at gibidir. Dördüncü rek`atın secdeleri yapılınca oturulur. Bu oturuş, üç rek`atlı namazların üçüncü rek`atının ve iki rek`atlı namazların ikinci rek`atının bitiminde yapılan oturuş gibi, son oturuş (ka`de-i ahîre) adını alır. Son oturuşta Tahiyyât'tan sonra salavat ve dualar okunur, ardından selâm verilir.

Salavat şudur: Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.

Dualar: Son oturuşta salavat getirdikten sonra yapılacak dua, âyetlerden iktibas edilebileceği gibi hadislerden de edilebilir.

Âyetlerden alınarak yapılabilecek duaya örnek:

Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr, bi rahmetike yâ erhame'r-râhimîn (el-Bakara 2/201).

Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba`de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-vehhâb (Âl-i İmrân 3/8).

Rabbic'alnî mukýme's-salâti ve min zürriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ. Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekumü`l hisâb (İbrâhîm 14/40-41).

Hadislerden iktibas edilebilecek duaya örnek:

Allahümme innî es'elüke mine'l-hayri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem ve eûzü bike mine'ş-şerri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem.

Türkçesi: "Allahım bildiğim bilmediğim bütün iyilikleri senden istiyorum, bildiğim bilmediğim bütün kötülüklerden sana sığınıyorum".

İsteyen bu duaların anlamlarını da söyleyebilir. Şimdi bu vesileyle namazda Türkçe dua etmenin namazı bozup bozmayacağı konusu ile Hz. Peygamber'den nakledilenlerden başka bir duanın namazda okunup okunamayacağı sorusuna açıklık getirmeye çalışalım.


Namazda Türkçe Olarak Dua Edilebilir mi?

"Namazda insanların kelâmından hiçbir şey uygun olmaz. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumadan ibarettir" (Müsned, V, 447-448; Nesaî, "Sehv", 20; bk. Müslim, "Mesâcid", 35; Ebû Dâvûd, "Salât", 174).

Hadiste geçen "insanların kelâmı" sözü, başka biriyle karşılıklı konuşmak anlamına gelebileceği gibi insanların kendi aralarındaki konuşmaları türünden konuşma, gündelik konuşma ve insan sözü anlamına da gelebilir.

"Namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumadan ibarettir" ifadesi ise, hasr ifade edecek şekilde anlaşılacak olursa, namazda bunların dışında bir şey yapılamayacağı sonucu çıkar. Nitekim bazı Hanefîler bu noktadan hareketle Kur'an lafızları dışında bir şeyle namazda dua edilemeyeceğini söylemişlerdir. Diğer âlimler ise, namazda konuşma yasağının Mekke döneminde geldiğini, halbuki namazdaki özel dua ve zikirlerin pek çoğunun Medine döneminde hadislerle sabit olduğunu ve bu hadislerin "Namaz tesbihten? ibarettir" hadisinin kapsamını daralttığını öne sürerek, namazda her türlü lafızla dua edilebileceğini savunmuşlardır.

Hz. Peygamber bir gün namaz kılarken arkasında bir adamın "Ey Allahım, bana ve Muhammed'e merhamet et, başka da hiç kimseye merhamet etme" diye dua ettiğini duymuş, selâm verdikten sonra bu şekilde dua eden bedevîye dönerek "Geniş olan bir şeyi (Allah'ın rahmetini) daralttın" demiştir (Buhârî, "Edeb", 27). Hz. Peygamber, namazda bu şekilde dua ettiği için o kişiye namazı yeniden kılmasını söylememiş, sadece bencillik yapmaması için uyarmıştır. Bu olay, namaz kılan kimsenin namazın dua ve münâcâta ayrılmış bu bölümünde Kur'an ve Sünnet lafızları dışında fakat onlara uygun içerikte sözlerle istediği gibi dua edebileceğini göstermektedir.

Hz. Peygamber rükûdan doğrulurken "Semiallahü limen hamideh" demiş, kendisiyle birlikte namaz kılan arkadaşlarından Rifâa "ve leke'l-hamd hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh" diye ilâve etmiş; Hz. Peygamber selâm verince arkaya dönerek "Demin konuşan kimdi?" diye sormuş; Rifâa "Bendim" deyince, bunun üzerine Hz. Peygamber, "Otuz küsur melek gördüm, senin söylediğin o sözü önce yazıp göğe götürmek için birbirleriyle yarışıyorlardı" diyerek, Rifâa'nın ihdas ettiği bu sözü onaylamıştır (bk. Şevkânî, II, 317-322).

Bu hadisler, namazda konuşma yasağının başka biriyle konuşmaya ilişkin olduğunu, içerik bakımından uygun olmak şartıyla, kişinin istediği lafızlarla dua edebileceğini göstermektedir.

Namazda "Ey Allahım, beni evlendir, karnımı doyur" gibi insanların konuşmalarına benzeyen sözler söylenirse, Hanefîler'e göre bunu söyleyen kişinin namazı bozulur. Çünkü bu söz, Kur'an'daki dualara ve Hz. Peygamber'in namazda okuduğu veya okunabileceğini bildirdiği dualara benzememekte, içerik olarak namazın genel çerçevesine aykırı düşmektedir. Fakat Şâfiî, dünyevî bir arzunun gerçekleşmesine yönelik olmakla birlikte sonuçta bunun da bir dua olduğunu, dolayısıyla bu şekilde dua etmekle namazın bozulmayacağını ileri sürmüştür.

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Günde beş vakit kılınan namazdan ilki olan ve sabahleyin eda edilen namaz

Nuvola apps bookcase Köken

[1] (Türkçe)

Books-aj.svg aj ashton 01f Kaynaklar

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.