Mümtehine Saf Cuma
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İsveççe [1]
İngilizce Meali (M. Pickthall)
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
I Guds, Den Nåderıkes, Den Barmhärtıges Namn
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful
Tesbih etmekte Allah için Göklerdeki ve Yerdeki, o öyle azîz öyle hakîm
ALLT det som himlarna rymmer och det som jorden bär prisar Gud; Han är den Allsmäktige, den Vise.
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Ey o iyman edenler! Niçin yapmıyacağınız şey'i söylersiniz
TROENDE! Varför säger ni ett och gör ett annat?
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
Yapmıyacağınız şey'i söylemeniz, Allah yanında çok mebguzdur
Det är djupt förhatligt för Gud att era ord inte överensstämmer med era handlingar!
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.
Haberiniz olsun ki Allah kendi yolunda kurşunlu bir bina gibi saf bağlıyarak çarpışanları sever
Gud älskar dem som kämpar för Hans sak i slutna led [så att de tillsammans bildar] liksom en stark och solid byggnad.
Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
[[وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَدْ تَعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ]]
Ve hani bir vakıt Musâ kavmına şöyle demişti: ey kevmım! Benim size Allahın Resulü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana ezâ ediyorsunuz? Sonra vakta ki yamıklık ettiler Allah da kalblerini yamılttı, öyle ya Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz
[Minns] Moses, som talade till sitt folk och sade: "Varför orsakar ni mig sorg och bekymmer, fastän ni vet att jag är sänd till er av Gud?" Men när de [ändå] vek av [från den raka vägen], stämplade Gud deras hjärtan med avvikelsens stämpel; Gud leder inte dem som förhärdar sig i tro
Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti. Onlar
[[وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاة]]
Bir vakıt da Meryemin oğlu Isâ şöyle dedi: Ey İsraîl oğulları! Ben size Allahın Resulüyüm, önümdeki Tevratın musaddıkı ve benden sonra gelecek bir Resulün müjdecisi olarak geldim ki onun ismi Ahmeddir, sonra o onlarla beyyinelerle gelince «bu ap açık bir sihir» dediler
Och [minns] Jesus, Marias son, som sade: "Israeliter! Jag är sänd till er av Gud för att bekräfta vad som ännu består av Tora och för att förkunna för er det glada budskapet att ett sändebud skall komma efter mig vars namn skall vara Ahmad." Men när han kom till dem med klara tecken
Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek A
[[وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰ إِلَى الْإِسْلَامِ ۚ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ]]
İslâma da'vet olunurken Allaha karşı yalan uydurandan daha zâlim de kim olabilir! Allah da zâlimler güruhunu muvaffak etmez
Vem är mer orättfärdig än den som, när han får kallelsen att underkasta sig Guds vilja, finner på lögner om Gud? Gud vägleder inte dem som begår [sådan] orätt.
İslam'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.
İstiyorlar ki Allahın nûrunu ağızlariyle söndürsünler, Allah ise nûrunu tamamlıyacaktır, isterse kâfirler hoşlanmasınlar
De vill släcka ut Guds ljus med sina ord, men Gud skall låta Sitt ljus lysa med full styrka, hur förhatligt detta än måste vara för förnekarna av sanningen.
Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
O Allahdır ki Resulünü hidayet kanunu ve hak dini ile gönderdi, onu her dinin üstüne çıkarmak için, isterse müşrikler hoşlanmasınlar
Det är Han som har sänt Sitt Sändebud med vägledningen och [för att förkunna] den sanna tron som skall föras till seger över all [annan form av] gudstro, hur förhatligt detta än kan vara för dem som sätter medhjälpare vid Guds sida.
Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O'dur.
Ey o bütün iyman edenler! Size öyle bir ticaret göstereyim mi ki sizleri elîm bir azâbdan kurtarır
TROENDE! Skall Jag berätta för er om en byteshandel som kommer att rädda er från ett svårt lidande?
Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?
[[تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ]]
Allah ve Resulüne iyman edip mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda mücahede eylersiniz, bu sizin için çok hayırlıdır, eğer bilir iseniz
[Den består för er del i att] ni tror på Gud och Hans Sändebud och strävar och kämpar för Guds sak med er egendom och ert liv som insats; detta är för er det bästa - om ni bara visste É!
Allah'a ve Resulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
[[يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ۚ ذَٰلِكَ]]
Günahlarınızı mağfiret buyurur ve sizi altından ırmaklar akar Cennetlere ve Adn Cennetlerinde hoş hoş meskenlere koyar, işte büyük kurtuluş «fevzi azîm» odur
[I gengäld] skall Han förlåta era synder och föra er till lustgårdar, vattnade av bäckar, och de bästa boningar i [detta] Edens paradis; detta är den stora, den lysande segern.
İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte
Diğer biri de ki onu seveceksiniz; Allahdan nusrat ve yakın bir fetih, hem mü'minleri müjdele
Och därtill något som ligger er om hjärtat: Guds hjälp och en förestående seger. - Tillkännage detta för de troende!
Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.
[[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ]]
Ey o bütün iyman edenler! Allah yardımcıları olunuz, netekim Meryemin oğlu Isâ: «kim benim yardımcılarım Allaha doğru?» dedi, Havâriyyun «biz Allah yardımcılarıyız» dediler. Bunun üzerine Beni İsraîlden bir taife iyman etti, bir taife de küfre gitti de biz iyman edenleri düşmanlarına karşı te'yid eyledik, o suretle onlar üstün olup yüze çıktılar
TROENDE! Bli Guds medhjälpare! Liksom Jesus, Marias son, sade till de vitklädda: "Vem vill bli min medhjälpare [i arbetet] för Guds sak?" och de svarade: "Vi vill vara Guds medhjälpare!". Bland Israels barn kom några att tro [på Jesus och hans budskap] medan andra förnekade [honom].
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havarilere: Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti.
Disambig.svg Bakınız: Saf suresi/MEAL, Saf suresi/VİDEO, Saf suresi/TEFSİR, Saf suresi/TEZHİB, Saf suresi/HAT, Saf suresi/FAZİLETİ, Saf suresi/HİKMETLERİ, Saf suresi/KERAMETLERİ, Saf suresi/AUDİO, Saf suresi/HADİSLER, Saf suresi/Elmalı orijinali, Saf suresi/Transkriptleri, Saf Suresi/NAKİLLER, Saf Suresi/Elmalılı Tefsiri

Yenişehir...jpg

Şablon:Sadeleştirilmiş ET


Sure Formülleri