FANDOM


Saffat Suresi/22-74- Saffat Suresi/Elmalı/22-74 Saffat Suresi/75-113 Saffat Suresi/114-138 - Saffat Suresi/Elmalı/114-138
Önemli!!! düzenlenen sayfalar ayn harfli fasılalara kadar yapılması gerekmektedir. Elmalı Tefsiri (Orjinal)
Ayet No
Ayet Metni
Elmalı Meali (Orijinali)
İngilizce Meali (M. Pickthall )
Celâlim hakkı için bize Nuh nidâ etmişti, biz de hakıkat ne güzel mücîbiz
Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik.
And Noah verily prayed unto Us, and gracious was the Hearer of his prayer
Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
And We saved him and his household from the great distress,
Hem zürriyyetini bâkıy kalanlar kıldık
zürriyyet
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.
nesl
And made his seed the survivors,
Hem de namına bıraktık sonrakiler içinde
Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık.
And left for him among the later folk (the salutation):
Selâm Nuha bütün âlemler içinde
Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.
Peace be unto Noah among the peoples!
Biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Lo! thus do We reward the good.
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Lo! he is one of Our believing slaves.
Sonra da diğerlerini suya boğduk
Sonra diğerlerini suda boğduk.
Then We did drown the others.
Şübhesiz İbrahim de onun kolondan
Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
And lo! of his persuasion verily was Abraham
Çünkü rabbına selîm bir kalb ile geldi
Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.
When he came unto his Lord with a whole heart;
Çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi: siz nelere tapıyorsunuz?
O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"
When he said unto his father and his folk: What is it that ye worship?
Yalancılık etmek için mi Allahdan başka ilâhlar istiyorsunuz?
"Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"
Is it a falsehood gods beside Allah that ye desire?
Siz rabbül'âlemîni ne zannediyorsunuz?
"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"
What then is your opinion of the Lord of the Worlds?
Derken bir bakım baktı da nücume
Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten -hastayım" dedi.
And he glanced a glance at the stars
Ben dedi: -hastayım
Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten -hastayım" dedi.
Then said: Lo! I feel sick!
O vakıt arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
And they turned their backs and went away from him
Derken kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da buyursanız a, dedi, yemez misiniz?
Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
Then turned he to their gods and said: Will ye not eat?
Neyiniz var söylemiyorsunuz
(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).
What aileth you that ye speak not?
Diyerek bir takrib ile onlara kuvvetli bir darbe indirdi
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Then he attacked them, striking with his right hand.
Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler
Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.
And (his people) came toward him, hastening.
A, dedi siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?
İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
He said: Worship ye that which ye yourselves do carve
Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı
"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."
When Allah hath created you and what ye make?
Haydin dediler, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın
Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
They said: Build for him a building and fling him in the red hot fire.
Böyle ona bir tuzak kurmak istediler, biz de tuttuk kendilerini daha alçak düşürdük.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
And they designed a snare for him, but We made them the undermost.
Bir de dedi ki: ben rabbıma gidiyorum, o bana yolunu gösterir
Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
And he said: Lo! I am going unto my Lord Who will guide me
"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"
salih
My Lord! Vouchsafe me of the righteous.
Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik
Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.
So We gave him tidings of a gentle son.
[[فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ]]
Vakta ki yanında koşmak çağına erdi, ey yavrum! dedi ben menamda görüyorum ki ben seni boğazlıyorum, artık bak ne görüyorsun! ey babacığım dedi: ne emrolunuyorsan yap! beni inşaallah sabirînden bulacaksın
menam menamda Menam
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
And when (his son) was old enough to walk with him, (Abraham) said: O my dear son, I have seen in a dream that I must sacrifice thee. So look, what thinkest thou? He said: O my father! Do that which thou art commanded. Allah willing, thou shalt find me of the steadfast.
Vaktâ ki bu suretle ikisi de teslim oldular ve onu tuttu şakağına yıktı
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
Then, when they had both surrendered (to Allah), and he had flung him down upon his face,
Ve şöyle ona nida ettik: ya İbrahim!
Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "
We called unto him: O Abraham:
Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere
"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
Thou hast already fulfilled the vision. Lo! thus do We reward the good.
Şübhesiz ki bu açık bir ibtilâ, kat'î bir imtihan.
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
106. Lo! that verily was a clear test.
Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Then We ransomed him with a tremendous victim.
Namına da bıraktık sonrakiler içinde
Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.
And We left for him among the later folk (the salutation):
Selam olsun İbrahim'e...
Peace be unto Abraham!
Böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Thus do We reward the good.
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Lo! he is one of Our believing slaves.
Bir de onu salihînden bir Peygamber olmak üzere İshak ile müjdeledik
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.
And We gave him tidings of the birth of Isaac, a Prophet of the righteous.
Hem ona hem İshaka bereketler verdik. İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden
zulm
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.
nesl
And We blessed him and Isaac. And of their seed are some who do good, and some who plainly wrong themselves.
Yenişehir..

Şablon:Sadeleştirilmiş ET




|

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.