FANDOM


 
(3 kullanıcı tarafından yapılan 11 ara revizyon gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
{{Bakınız|salat|sâlat|salât|sâlât|namaz|salâti}}
+
{{Salat}}
{{Bakınız|salât|salâti|salāti|sälät|sälätle|sälätsez|salâte'z-zuhr|saláta|salata|salat boza|}}
 
   
=={{Dil|Arapça}}==
+
== Salât ne demektir? ==
==={{Söztürü|İsim|Arapça}}===
 
:[1] [[namaz]], [[dua]], [[ibadet]] , [[kulluk]]
 
:[[2]] Hz. Muhammed (as)'in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua.
 
   
'''Açiklama:''' Türkçe'nin latin alfabeyle yaziminda salat sözcügü [[sâlat]], [[sâlât]] veya [[salât]] olarak da yazilabilmektedir.
+
'''Sual: '''Namaz kılmayan bazı kimseler, (Namaz, [[salât]] yani [[dua]]dır. Tanrı’yı içten anıp selamlamaktır. Bunun da bir şekli, belli bir saati, zaman dilimi, yeri, kuralı yoktur. İnsan, istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde, istediği yerde dua edebilir. Şimdi kılınan beş vakit namaz, gerçeklere aykırıdır) diyorlar. Peygamber efendimiz, beş vakit namaz kılmadı mı, namaz kılınmasını emretmedi mi? 
 
   
=={{Dil|Karaçay Balkarca}}==
+
'''CEVAP''':
==={{Söztürü|Ad|Karaçay Balkarca}}===
+
'''Bu tür iddialar, Peygamber efendimize inanmayanların, dinimizi yıkmak isteyenlerin, çeşitli maskeler altında asıl kimliklerini gizleyerek gündeme getirdikleri iddialardır. Hiçbir ilmi değeri yoktur. '''
{{Anlamlar}}
 
:[1] [[maya|Maya]], malt
 
   
=={{Dil|Estonca}}==
+
Peygamber efendimiz, namaz farz olduktan sonra, beş vakit namaz kılıp, farz olduğunu bildirdi. Eshab-ı kiram ve ondan sonra gelenler hep beş vakit namaz kılmışlardır.
==={{Söztürü|İsim|Estonca}}===
 
{{Anlamlar}}
 
:[1] [[marul]]
 
   
  +
Resulullah, hâşâ Kur’an-ı kerimi anlayamadı mı?
   
[[Namaz]] Farsça bir kelime olup, Arapça'daki [[salât]] kelimesinin karşılığıdır. Sözlükte, dua, istiğfar, övgü anlamlarına gelen salât, dinî bir kavram olarak, İslâm'ın beş temel esasından biri olup, belli eylemler ve rükünleri bulunan özel bir ibadettir.
+
Salât kelimesini anlayamadı mı?
   
Namaz, içerisinde zikir, tesbih, dua, kıyam, rüku, secde gibi alt ibadetleri toplayan önemli bir ibadettir.
+
Hâşâ, beş vakit namaz kılması yanlış olsaydı, Allahü teâlâ vahiy gönderip düzeltmez miydi? 
   
Namaz amellerin Allah'a en sevimli olanı, müminin miracıdır. Namaz, insana devamlı olarak Allah'ı hatırlatır, kalplere sorumluluk duygusunun yerleşmesini sağlar, kötülük ve günahla, kişi arasında bir perdedir. Namaz insanın maddî ve manevî temizliğinin vasıtasıdır.
+
Cebrail aleyhisselam, gelip, beş vakit namazın vakitlerini, kılınış şeklini ve diğer bütün hususları bizzat tatbiki olarak öğretti.
   
Hanefîlere göre namazlar; farz, vacip ve nâfile olmak üzere üçe ayrılır.
+
Peygamber efendimiz de, '''(Namazı benim kıldığım gibi kılın)'''buyurdu. (Buhari) 
   
Farz namazlar ise, farz-ı ayın ve farz-ı kifâye olmak üzere ikiye ayrılır.
+
Bir âyet-i kerime meali şöyledir: 
   
Farz-ı ayın olan namazlar, her gün beş vakit kılınan namazlar ile Cuma namazı olup, buluğ çağına erişmiş, akıllı her Müslümana farzdır. Terk edilmesi, kılınmaması büyük günahtır. Günlük farz namazlar, sabah namazı 2 rekat, öğle namazı 4 rekat, ikindi namazı 4 rekat, akşam namazı 3 rekat ve yatsı namazı 4 rekat olmak üzere toplam 17 rekattır. Cuma günleri öğle vaktinde kılınan Cuma namazı, cemaatla kılınmakta olup 2 rekattır.
+
'''(Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı.)''' [Nisa 103] 
   
Farz-ı kifaye olan namaz ise, Müslüman öldüğünde kılınması gereken cenaze namazıdır. Müslümanlardan bir kısmı kıldığında diğerlerinden bu farz düşer. Kılınmadığında, o bölgedeki bütün Müslümanlar günahkar olur.</p>
+
Demek ki, namaz kılmanın belli vakitleri vardır. 
   
  +
Asr-ı saadetten bugüne kadar, camiler, mescidler namaz kılmak için yapılmıştır. Diğer namazlar evde de kılınabilir ama, Cuma namazının, camide cemaatle kılınması gerekir. Beş vakit namazın da, geçerli bir mazeret olmadıkça, camide cemaatle kılınması emredilmiştir. Camilerin, mescitlerin, namaz kılınması için yapılmasını, Allahü teâlâ emretmiştir. Bir ayet-i kerime meali şöyledir: 
   
Vacip namazlar, vacip oluşu kulun fiiline bağlı olmayan (li aynihî vacip) ve vacip oluşu kulun fiiline bağlı olan (li gayrihî vacip) olmak üzere ikiye ayrılır. Li aynihî vacip, vitir namazı ve bayram namazlarıdır. Li gayrihi vacip ise, adak namazı, bozulan nâfile namazının kazası ve sehiv secdesidir. Bunlar aslında vacip olmamakla birlikte, ya kişinin adamasıyla ve nafile olarak başladığı bir namazı bozmasıyla veya namazda yapmış olduğu bir hata sebebiyle vacip olmuştur.
+
'''(Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.)''' [Tevbe 18] 
   
Farz ve vacip namazların dışında kalan namazlar ise nâfiledir. Namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler; tahiyyatü'l-mescit, kuşluk, teheccüt gibi müstehablar ve kişinin kendisinin kılmış olduğu fazladan namazlar nâfile kapsamında yer alır.
+
Kur’an-ı kerimde geçen salât kelimesi, namaz değil de dua demek olsaydı, belli zamanı ve yeri olmasaydı, Allahü teâlâ mescit yapılmasını Kur’an-ı kerimde bildirir miydi?
   
   
==Namazın kişiye farz olmasının şartları==
+
== '''Salât kelimesinin manaları''' ==
   
Müslüman olmak, buluğ çağına ulaşmak ve akıllı olmak üzere üç tanedir. Buna namazın vücup şartları denir. Namazın sahih ve eksiksiz bir şekilde kılınabilmesi için, bir takım farzları, vacipleri, sünnetleri ve âdâbı bulunmaktadır. Farzları yerine getirmemek namazın bozulmasına sebep olur. Vaciplerin terki ise, eğer unutma veya hata ile yapılırsa sehiv secdesi yapılması gerekir; bilerek terk edilmesi hâlinde namazın yeniden kılınması vacip olur. Sünnetlerinin ve âdâbının terk edilmesi ise, namazı bozmadığı gibi, sehiv secdesi veya kazası da gerekmez. Ancak bunların fazilet ve sevabını kaçırmış olur.
+
Sual: '''Hadis kitabındaki bir hadisin tercümesinde, '''(Bana ilk salât edecek yani namazımı kılacak olan Allah’tır)''' ifadesi geçiyor. Allah namaz kılar?'''
  +
  +
'''CEVAP'''
  +
  +
'''Bu yanlışlık, '''salât '''kelimesinin yanlış tercüme edilmesinden kaynaklanıyor. Salât kelimesi, dua, istigfar, rahmet gibi anlamlara gelir. Istılahta ise salât, bildiğimiz namaz anlamına gelir. Salât kelimesi her zaman dua veya her zaman namaz diye tercüme edilirse yanlış olur. Cümledeki yerine göre mana verilir. Bir âyet-i kerime meali:'''
  +
'''(Allah ve melekleri, Resule salât ediyor. Ey iman edenler, siz de salât edin.) '''[Ahzab 56]
  +
  +
Burada salât, Allahın rahmet, meleklerin istigfar, müminlerin ise, dua etmesi anlamındadır.
  +
  +
Sualdeki, '''(Bana salât edecek olan Allah’tır)''' demek, '''(Bana rahmet edecek olan Allah’tır)''' demektir. Ondan sonra müminler, salât-ü selam ederler.
  +
  +
Her dilde olduğu gibi, Türkçede de bir kelimenin çeşitli manaları olur. Cümleye göre anlamı değişir.
  +
  +
Mesela yüz kelimesinin birkaç anlamı vardır.
  +
  +
Birkaç örnek verelim:
  +
  +
'''1- '''Denizde '''yüz!'''<br />
  +
2-''' Ona '''yüz''' verme!'''
  +
'''3-''' Bana '''yüz''' lira ver!
  +
'''4-''' Ne güzel '''yüz''' bu...
  +
'''5- '''Koyunun derisini '''yüz'''!
  +
'''6- '''Bıçağın keskin '''yüzü'''...
  +
'''7-''' Kumaşın '''yüzü''' de, astarı da güzeldir.
  +
'''8-''' Yorganın ve yastığın '''yüzünü''' değiştirdik.
  +
'''9-''' Ne '''yüzle''' geldin bize?
  +
'''10-''' Size gelmeye '''yüzüm''' yok.
  +
'''11-''' Binanın arka '''yüzü''' boyandı.
  +
'''12- '''Adamda hiç '''yüz''' yok.
  +
'''13-''' Bu '''yüzden''' uzun yazmak zorunda kaldık.
  +
  +
Ayrıca deyimlerde de yüz kelimesi pek çok geçmektedir. Bazılarını bildirelim:
  +
  +
'''1-''' Yüze duramamak,
  +
'''2-''' Yüzü kızarmak,
  +
'''3'''- Yüzünden kan damlamak,
  +
'''4-''' Yüzüne gözüne bulaştırmak,
  +
'''5-''' Yüzüne kan gelmek,
  +
'''6-''' Yüzünü kara çıkarmak,
  +
'''7-''' Yüzünü ağartmak,
  +
'''8-''' Onun yüzü suyu hürmetine,
  +
'''9-''' Yüz verince astar istemek,
  +
'''10-''' Suçunu yüzüne vurmak,
  +
'''11'''- Yüz kızartmak,
  +
'''12-''' Yüzünden okumak,
  +
'''13-''' Yüzü gözü açılmak,
  +
'''14'''- Yüzüne gülmek,
  +
'''15-''' Yüzüne çarpmak,
  +
'''16-''' Yüzünü ekşitmek,
  +
'''17-''' Yüzü gülmek,
  +
'''18'''- Yüzüne duramamak,
  +
'''19- '''Yüzüne hasret kalmak,
  +
'''20-''' Yüzü yumuşak olmak.
  +
  +
Kur’an-ı kerimde de el, yüz, göz ifadeleri geçer.
  +
  +
Bunlara tek mana verilirse, büyük yanlışlıklara sebebiyet verir.
  +
  +
Vehhabiler, kelimenin diğer manalarına bakmadan, Allah’ın eli, yüzü var diyerek küfre girmişlerdir.
  +
  +
{{Salat}}
  +
[[Category:Salat| ]]
  +
[[Kategori:Namaz]]
  +
[[Kategori:Dua]]

10:38, Kasım 5, 2018 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Salât ne demektir? Edit

Sual: Namaz kılmayan bazı kimseler, (Namaz, salât yani duadır. Tanrı’yı içten anıp selamlamaktır. Bunun da bir şekli, belli bir saati, zaman dilimi, yeri, kuralı yoktur. İnsan, istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde, istediği yerde dua edebilir. Şimdi kılınan beş vakit namaz, gerçeklere aykırıdır) diyorlar. Peygamber efendimiz, beş vakit namaz kılmadı mı, namaz kılınmasını emretmedi mi? 

CEVAP: Bu tür iddialar, Peygamber efendimize inanmayanların, dinimizi yıkmak isteyenlerin, çeşitli maskeler altında asıl kimliklerini gizleyerek gündeme getirdikleri iddialardır. Hiçbir ilmi değeri yoktur. 

Peygamber efendimiz, namaz farz olduktan sonra, beş vakit namaz kılıp, farz olduğunu bildirdi. Eshab-ı kiram ve ondan sonra gelenler hep beş vakit namaz kılmışlardır.

Resulullah, hâşâ Kur’an-ı kerimi anlayamadı mı?

Salât kelimesini anlayamadı mı?

Hâşâ, beş vakit namaz kılması yanlış olsaydı, Allahü teâlâ vahiy gönderip düzeltmez miydi? 

Cebrail aleyhisselam, gelip, beş vakit namazın vakitlerini, kılınış şeklini ve diğer bütün hususları bizzat tatbiki olarak öğretti.

Peygamber efendimiz de, (Namazı benim kıldığım gibi kılın)buyurdu. (Buhari) 

Bir âyet-i kerime meali şöyledir: 

(Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı.) [Nisa 103] 

Demek ki, namaz kılmanın belli vakitleri vardır. 

Asr-ı saadetten bugüne kadar, camiler, mescidler namaz kılmak için yapılmıştır. Diğer namazlar evde de kılınabilir ama, Cuma namazının, camide cemaatle kılınması gerekir. Beş vakit namazın da, geçerli bir mazeret olmadıkça, camide cemaatle kılınması emredilmiştir. Camilerin, mescitlerin, namaz kılınması için yapılmasını, Allahü teâlâ emretmiştir. Bir ayet-i kerime meali şöyledir: 

(Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.) [Tevbe 18] 

Kur’an-ı kerimde geçen salât kelimesi, namaz değil de dua demek olsaydı, belli zamanı ve yeri olmasaydı, Allahü teâlâ mescit yapılmasını Kur’an-ı kerimde bildirir miydi?


Salât kelimesinin manaları Edit

Sual: Hadis kitabındaki bir hadisin tercümesinde, (Bana ilk salât edecek yani namazımı kılacak olan Allah’tır) ifadesi geçiyor. Allah namaz mı kılar?

CEVAP

Bu yanlışlık, salât kelimesinin yanlış tercüme edilmesinden kaynaklanıyor. Salât kelimesi, dua, istigfar, rahmet gibi anlamlara gelir. Istılahta ise salât, bildiğimiz namaz anlamına gelir. Salât kelimesi her zaman dua veya her zaman namaz diye tercüme edilirse yanlış olur. Cümledeki yerine göre mana verilir. Bir âyet-i kerime meali: (Allah ve melekleri, Resule salât ediyor. Ey iman edenler, siz de salât edin.) [Ahzab 56]

Burada salât, Allahın rahmet, meleklerin istigfar, müminlerin ise, dua etmesi anlamındadır.

Sualdeki, (Bana salât edecek olan Allah’tır) demek, (Bana rahmet edecek olan Allah’tır) demektir. Ondan sonra müminler, salât-ü selam ederler.

Her dilde olduğu gibi, Türkçede de bir kelimenin çeşitli manaları olur. Cümleye göre anlamı değişir.

Mesela yüz kelimesinin birkaç anlamı vardır.

Birkaç örnek verelim:

1- Denizde yüz!
2- Ona yüz verme! 3- Bana yüz lira ver! 4- Ne güzel yüz bu... 5- Koyunun derisini yüz! 6- Bıçağın keskin yüzü... 7- Kumaşın yüzü de, astarı da güzeldir. 8- Yorganın ve yastığın yüzünü değiştirdik. 9- Ne yüzle geldin bize? 10- Size gelmeye yüzüm yok. 11- Binanın arka yüzü boyandı. 12- Adamda hiç yüz yok. 13- Bu yüzden uzun yazmak zorunda kaldık.

Ayrıca deyimlerde de yüz kelimesi pek çok geçmektedir. Bazılarını bildirelim:

1- Yüze duramamak, 2- Yüzü kızarmak, 3- Yüzünden kan damlamak, 4- Yüzüne gözüne bulaştırmak, 5- Yüzüne kan gelmek, 6- Yüzünü kara çıkarmak, 7- Yüzünü ağartmak, 8- Onun yüzü suyu hürmetine, 9- Yüz verince astar istemek, 10- Suçunu yüzüne vurmak, 11- Yüz kızartmak, 12- Yüzünden okumak, 13- Yüzü gözü açılmak, 14- Yüzüne gülmek, 15- Yüzüne çarpmak, 16- Yüzünü ekşitmek, 17- Yüzü gülmek, 18- Yüzüne duramamak, 19- Yüzüne hasret kalmak, 20- Yüzü yumuşak olmak.

Kur’an-ı kerimde de el, yüz, göz ifadeleri geçer.

Bunlara tek mana verilirse, büyük yanlışlıklara sebebiyet verir.

Vehhabiler, kelimenin diğer manalarına bakmadan, Allah’ın eli, yüzü var diyerek küfre girmişlerdir.


Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.