FANDOM


Saygıdan

Saygı nedir

Tanımı/Anlamı

Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram

Örnek: İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir. Y. Kemal

Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

Bir kişiye, bir düşünüşe, bir eyleme, bir başarıya yüksek değer vermekten doğan özel bir duygu, // Özellikle ahlâk değerlerine karşı duyulur. Ahlâk felsefesinde Kant'la önem kazanmıştır. Kant ahlâkın temelini ahlâk yasasınasaygıda bulur.T. : hürmet

Diğer Dillerdeki Karşılıkları

en: respect. regard. consideration. esteem. obeisance. compliment. deference. estimation. homage. piety. veneration.

en: consideration. esteem. homage. honour. regard. respect. consideration hürmet. ihtiram. thoughtfulness.

en: respect. esteem. consideration. courtesy. deference. duty. estimation. golden opinion. regard. reverence. veneration.

en: respect

fr: respect

Saygı, herhangi bir ilişki içinde olunan bir kurum, birey ve benzerine, söz konusu varlık veya oluşumun ilgi ve duygularının farkında tutum sergilemek, buna göre uygun bir davranış tarzını, tutumu benimsemektir. Saygı, genellikle, ilişkide olunan, iletişim kurulan varlık veya oluşumun hak, değer, inanç ve her türlü özelliğini göz önünde tutmak bunlara önyargısız yaklaşmayı içerir. Her ne kadar tersi gibi gözükse de saygı kavramı haklar kavramının varlığından önce gelir ve haklar kavramına dayanmaz.

Her ne kadar terim genellikle kişiler arası ilişkilerde kullanılır. Buna göre Türk Dil Kurumu'nun saygı sözcüğüne verdiği tanımlar şöyledir:

1.Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.

2.Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

Aslında saygı terimi kişiler arası ilişkilerle sınırlı değildir; hayvanlar, gruplar, müesseseler ve örneğin ülkeler arasında kullanabilen bir terimdir.

Her ne kadar saygı zaman zaman kibarlık veya görgü ile eş anlamlı kullanılsa da, bunlar birer davranışken saygı bir tutumdur. Davranışlarda görülen kültürler arası farklılıklar ve aynı davranışın farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıması sonucu zaman zaman kişiler tamamen kendilerine dair unsurlardan veya dışa dönük çeşitli davranışlarından dolayı, saygısızlık kastı olmasa da saygısız olarak tanımlanabilirler.

Hürmet

Hürmet, herhangi bir şeye veya kimseye değer verme, saygı duyma ve edepli davranma gibi anlamlara gelir Hürmet edilecek eğer bir şahıs ise; bu, ya onun ilmi, diyaneti, dirayeti, hamiyeti ve fedakarlığı gibi faziletleri sebebiyle olur, ya da yaşı ve konumu sebebiyle olabilir

O halde, hürmet eden kimse, şayet ilmi, fedakarlığı, takvası, diyaneti gibi faziletleri sebebiyle birisine hürmet ediyorsa, hürmete sebep olan değerleri biliyor demektir Bu güzelliklerin kıymetini takdir ediyor ve o yüzden hürmet ediyor demektir Aksi durumda hürmet etmeyen ise, dinin önem verdiği bu tür faziletleri tanımıyor, kıymet vermiyor demektir Bu da onun yine, sebeb-i hürmet kemâl sıfatları takdir etmekten aciz, ölgün ve solgun bir kalbe, sönmeye yüz tutmuş bir vicdana, maneviyata değer vermeme seviyesizliğine ve hatta belki “enesini sevenler başkasını sevemezler” (Sözler, s708) fehvasınca bazı hislerine mağlup bir hal içinde olduğuna işaret eder

Hürmet, inanan insan için, içtimâî hayatın en önemli rükünlerindendir Zira, o her zaman edepli, her zaman haddini bilen bir anlayış içinde mütevâzi bir hayat tarzını seçmiştir Bu yüzden herkesi kendinden aziz bilerek yaşar Bir cemaat içinde iken, “belki bu insanların en aşağı mertebede olanı benim, zira belki her birinin birer güzel hali vardır ve Mevlâ onları, o güzel halleri sebebiyle tutar kaldırır Ben ise, bu hal u pür melâlimle nasıl huzuruna çıkar hesap veririm” duyguları ile oturur kalkar

Kur’an ve Sünnet Hürmeti Teşvik Eder

Kur’an, hürmetin ehemmiyetini vurgularken, nelere hürmet edileceğini de çok veciz olarak ifade etmektedir “Artık kim Allah’ın şeairini* tazim ederse, şüphe yok ki bu, kalplerin takvâsındandır” (Hacc, 22/32) (*Allah’ın şeairi, O’nun, kendisine ibadete vesile olmak üzere haklarında saygı göstermeye, kulluk vazifelerini onlar vesilesiyle yapmaya insanları dâvet ettiği eserlerdir Bunlara gösterilen saygı da, onlar hakkında gösterilen kusur da, Allah’a karşı yapılmış sayılır Onlar müminlerin varlıklarıyla öyle kaynaşmışlardır ki kalplerini kesip parçalamadıkça kendilerinden ayrılmazlar: Kur’ân, Kâbe, Peygamber, namaz, ezan gibi) Hadislerde, Efendimiz, ana-babayı, büyükleri de –ki, süt annesine henüz bir müşrike iken gösterdiği hürmet, anne diye ona hitap etmesi, güzelce ağırlayıp hediyelerle uğurlaması çok meşhurdur- hürmet edilecekler sınıfında saymaktadır Üstad, günümüzde bu duyguların biraz sarsıldığına dikkatleri çekiyor: “Hayat-ı içtimaiyeyi idâre eden en mühim esas olan hürmet ve merhamet gayet sarsılmış Bazı yerlerde, gayet elîm ve biçare ihtiyarlar, peder ve valideler hak­kında dehşetli neticeler veriyor Cenab-ı Hakka şükür ki, Risale-i Nur, bu müthiş tahribata karşı girdiği yerlerde mukavemet ediyor, ta­mir ediyor” (Kastamonu Lâhikası, s149) Rasûlüllah Efendimiz’in boyasıyla boyanmış, saadet asrının kahramanlarının bu mevzudaki örnekleri ise, kıyamete kadar bize ışık tutacak cinstendir Taberani, Hakim ve Beyhaki’de nakledilen bir rivayette, Zeyd b Sabit radıyallahu anh bir cenaze namazını kıldıktan sonra katırına binerken, Abdullah İbn Abbas radıyallahu anh onun üzengisini tutup binmesine yardımcı olmak istediği anlatılır Zeyd b Sabit radıyallahu anh: "Ey Peygamberin amcasının oğlu, niye böyle yapıyorsun?” diyerek engel olmak ister O zaman İbn Abbas radıyallahu anh şöyle cevap verir: "Biz alimlere hürmet etmekle emrolunduk" Zeyd bin Sabit radıyallahu anh eğilir, İbn Abbas radıyallahu anh'ın elini öper ve şöyle der: "Biz de Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ehl-i beyt'ine sevgi ve hürmet etmekle emrolunduk"

Allah ve Rasûlü’ne Hürmet

Hürmet, alttan yükseğe doğru yapılır Yapılırken de yüksekten başlar seviye seviye aşağı doğru iner Bu sebeple, hürmete layık birinci zat Allah celle şânühüdür Bu hürmet, Yüceler Yücesi’ni vicdanda bilip tanımakla doğru orantılıdır O’nu iyi bilip tanıyan hürmette asla kusur etmez O’ndan gafil olanlardır ki, hürmetsizliği ahlak haline getirirler Allah’a karşı hürmetin en güzel göstergesi ise, O’nun haram olarak tayin buyurduğu çerçeveye yaklaşmamak ve emirlerini yerine getirmekle olur Hürmet, inanan bir gönlün en belirgin hususiyetidir Üstadın ifadeleri içinde: “…Sen de Onu bil, hürmetle bildiğini bildir Ve katiyen anla ki, senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakîr-i mutlak, fâni, küçük bir mahlûka bu koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek, elbette hikmet ve inâyet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-i rahmettir Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve sâfî bir hürmet ister” (Sözler, s 16; Lem’alar, s100) hürmet, bir manada vefa ve sadakatin gereğidir

Hak Teâlâ’dan sonra hürmete en ziyade liyakati olan Efendiler Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem’dir O’na hürmet ve itaati bizzat Kur’an emreder ve değişik yerlerde bunun karşılığı olarak türlü türlü nimetleri müjdeler “Kim ki Rasule itaat ederse, muhakkak Allah’a itaat etmiş olur” (Nisa, 4/13,80) “Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, pek büyük bir mutluluk ve başarıya nail olur (Ahzab, 33/ 71) O ki, varlığımızın sebebi, ille-i gaiyesi durumundadır Alemlere rahmet, bizler için sebeb-i mağfirettir Hem dünyada hem ukbada vasıta-yı şeref ve izzettir Hasılı, candan aziz, Canan’a kılavuz hürmetin en âlâsına layık beşerdir Nebilerin Efendisi

Ana-babaya Hürmet

İnsanın anne-babası Efendimiz’den sonra elbette en ziyade hürmete layık kimselerdir Bu hem Allah’ın arzusu hem de insanda fıtrî bir duygudur Sebeb-i hikmetini yine Nurlardan öğrenelim: “Ey hanesinde ihtiyar bir valide veya pe­deri veya akra­basından veya iman kardeşlerinden bir amel-mande veya âciz, alîl bir şahıs bulunan gafil! Şu âyet-i ke­rimeye dikkat et, bak: Nasıl ki bir âyette, beş ta­baka ayrı ayrı surette ihtiyar valideyne şefkati celb edi­yor!

Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve valide­lerin evlâtla­rına karşı şefkatleridir Ve en âli hukuk dahi, onların o şefkatle­rine mukabil hürmet hak­larıdır Çünkü onlar, hayatlarını, kemâl-i lezzetle ev­lâtlarının hayatı için feda edip sarf ediyorlar Öyleyse, insaniyeti sukut etme­miş ve canavara inkılâp et­memiş herbir veled, o muhte­rem, sâdık, feda­kâr dostlara hâlisâne hürmet ve sami­mâne hizmet ve rızalarını tahsil ve kalblerini hoşnut et­mektir (Amca ve hala, peder hük­mündedir teyze ve dayı, ana hükmündedir” (Mektubat, s 259)

“Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına on­lara hürmet ve muhab­bet, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine aittir O muhabbet ve hürmet, şefkat, lillâh için olduğunun alâ­meti şudur ki: Onlar ih­tiyar oldukları ve sana hiçbir fay­da­ları kalmadığı ve seni zahmet ve meşak­kate attıkları zaman, daha ziyade mu­habbet ve mer­hamet ve şefkat et­mektir” (Sözler, s 639) “Peder ve valideye karşı muhabbetin, Cenâb-ı Hak hesa­bına olduğu için, hem bir ibadet, hem de onlar ihtiyarlandıkça hürmet ve muhabbeti ziyade­leş­tirirsin En âli bir hisle, en merdâne bir himmetle on­ların tûl‑ü öm­rünü ciddî arzu edip beka­larına dua etmek, tâ “Onların yüzünden daha ziyade sevap kaza­na­yım” diye samimî hürmetle onların elini öp­mek, ulvî bir lez­zet-i ruhanî al­maktır Yoksa, nefsanî, dünya itiba­rıyla olsa, onlar ihtiyar oldukları ve sana bâr olacak bir vaziyete girdikleri zaman, en süflî ve en alçak bir hisle vücutlarını istiskal etmek, se­beb-i ha­yatın olan o muhte­rem zatların mevtlerini arzu etmek gibi vahşî, kederli, ruhanî bir elemdir” (Sözler, s 644)

Hürmetin Toplum Hayatındaki Yeri

Toplum hayatında hürmetin mühim bir rolü daha vardır Üstad bunu şöyle dile getirir: “Bu millet ve vatan, hayat-ı içtimaiyesi ve siya­si­yesi anar­şilikten kurtulmak ve büyük tehlike­lerden halâs olmak için, beş esas lâzım ve zarurî­dir

Birincisi: Merhamet

İkincisi: Hürmet

Üçüncüsü: Emniyet

Dördüncüsü: Haram ve helâlı bilip haramdan çe­kil­mek

Beşincisi: Serseriliği bırakıp itaat etmelidir

İşte Risale-i Nur, hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit bu beş esası temin edip, hem âsâyişin temel taşını tesbit ve temin eder” (Kastamonu Lâhikası, s 241)

“İhtilâl-i Fransevîde hürriyetperverlik tohu­muyla ve aşı­lamasıyla sosyalistlik türedi, tevellüd etti Ve sosyalistlik ise bir kı­sım mukaddesatı tahrip ettiğin­den, aşı­ladığı fikir, bilâhare bolşe­vikliğe inkılâp etti Ve bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan, elbette, ektikleri tohum­lar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan anarşist­lik mahsulünü verecek Çünkü kalb-i insanî­den hürmet ve merhamet çıksa, akıl ve zekâ­vet, o insanları gayet dehşetli ve gad­dar cana­var­lar hükmüne geçirir daha siyasetle idare edil­mez” (Şualar, s 588)

“İslâm Deccalı olan “Süfyan” dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (asm) ebedî bir kısım ahkâmını ne­fis ve şey­ta­nın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, ha­yat-ı be­şeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefis­leri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zin­cir­leri çö­zer, hevesat-ı müteaf­fine bataklığında birbirine sal­dır­mak için cebrî bir serbes­tiyet ve ayn-ı istibdat bir hürri­yet ver­mek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şid­detli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz” (Şualar, s 593)

Evet, anarşinin ve kargaşanın önünü almada en mühim mevzulardan birisi de hürmettir Zira, küçüğünü büyüğünü bilen, bir kısım faziletleri sebebiyle diğerlerine rehberlik yapabileceklere hürmet gösteren insanlar, yanıldıklarında onların nasihatları ile yollarını bulur, hatadan dönerler Büyük-küçük bilmeyen, hürmeti şiar edinmeyenlerden ise herşey beklenir Zira onları tutacak bir kudret yoktur

Hürmet Yelpazesi

İnanan insan, hürmeti kendisinden madden ve manen üstün olanlara gösterdiği gibi Yaratan’dan ötürü yaratılan herşeye karşı şefkat, merhamet ve bir manada hürmet besler Üstad Bediuzzaman’ın bu husustaki yaklaşımı çok güzeldir

“İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir de­sise-i şey­taniye şudur ki: Bir mü’minin birtek seyyiesiyle bütün ha­senâtını örter Şeytanın bu de­sisesini dinleyen in­safsızlar, o mü­’mine adâvet eder­ler

Halbuki, Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a’mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, ha­senâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler Hem seyyiâtın esbabı çok ve vücutları kolay olduğun­dan, bazan birtek hasene ile çok sey­yiâtını ör­ter Demek, bu dünyada o adalet-i İlâhiye noktasında mu­amele gerektir Eğer bir adamın iyilikleri fena­lıklarına kemiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhab­bete ve hürmete müste­hak­tır Belki, kıymettar birtek hasene ile, çok seyyi­âtına nazar-ı afla bakmak lâzımdır

Halbuki, insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeyta­nın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenâtını bir­tek seyyie yü­zünden unutur, mü’min kardeşine adâvet eder, günahlara girer Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder, göstermez Öyle de, in­san, garaz damarıyla, si­nek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenâtı örter, unutur, mü’min kardeşine adâ­vet eder, insan­ların hayat-ı içtimaiyesinde bir fe­sat âleti olur” (Lem’alar, s 88)

Bu minvalde kişinin eşine karşı beslediği duygular içinde hürmetin de mühim bir yeri vardır: “Aile hayatının hayatı ve saadeti ise samimî ve ciddî ve ve­fadarâne hürmet ve hakiki ve şefkatli ve fe­da­kârâne merhamet ile olabilir Ve bu hakikî hürmet ve sa­mimî merhamet ise, ebedî bir arkadaşlık ve daimî bir re­fakat ve sermedî bir beraberlik ve hadsiz bir zamanda ve hudutsuz bir hayatta birbiriyle pederâne, ferzendâne, kardeşâne, ar­kadaşâne münasebetlerin bulunmak fik­riyle ve akidesiyle olabilir» (Şualar, s 183) Kadın, sadece ailede değil toplumda da hürmete layık bir varlıktır Ancak, bunu elde etme ve kaybetme yine kendi elindedir

Bakınız, Üstad buna şu sözleri ile işaret etmektedir “Hem Kur’ân, merhameten, kadınların hürmetini muhâfaza için, hayâ perdesini takmasını emreder; tâ hevesât-ı rezîlenin ayağı altında o şefkat mâdenleri zillet çekmesinler, âlet-i hevesât, ehemmiyetsiz bir metâ hükmüne geçmesinler” (Sözler, s 374; Şualar, s183)

Ayrıca, hürmete layık bazıları da vardır ki, bazen biz bunları nazardan dûr ederiz Zübeyr Gündüzalp, “Biz dine hizmet edenlere hürmet etmekle mükellefiz” derdi Üstad da: “Hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet bir hürmet ve bir muavenet fikrini daima beslemiş Ve bil­fiil onların hakikat-i ihlâsla­rına ve sâdıkane olan hizmet­lerine bir cihette iş­tirak etmek niyetiyle, onların hâcât-ı maddiyelerinin te­da­ri­kiyle meşgul olup vakitlerini zayi etmemek için, sa­daka ve he­diye gibi maddî menfaatlerle yar­dım edip hürmet etmiş­ler Fakat bu muavenet ve men­faat istenilmez, belki verilir Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenil­mez Belki ummadığı bir halde verilir” (Lem’alar, s 164)

İnsanın hocası, öğretmeni, aile içinde kendinden büyükler, komşu ve akrabalarından yaşça ve faziletçe ileri olanlar da hürmetten pay sahibi kimselerdir Dinimizin temel kaynakları beslenen kültürümüzde ise, inanan herkese bir ölçüde hürmet beslemek esastır Bu sebeple, “her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil” derler

Hürmet, daha önce de değinildiği üzere, sadece şahıslara olmaz Dinin kıymet verdiği bütün değerler hürmete layıktır Bu manada; Kur’an, Nebiler, Melekler, Kabe, Haceru’l-esved, Mekke, Medine, Kadir Gecesi, İbadetler vs de hürmete layıktır Yani, kıymet verilir ve onlar hakkında belirtilen kurallara uyulur

Her amelde olduğu gibi, hürmette de esas, onun kalpten gelerek yapılmasıdır Kalben, içinden gelmediği halde hürmet eder görünmek ise tabasbustur, yaltaklanmaktır Hakiki hürmet, kişiyi Hakk’a yaklaştırır insanları birbirine bağlar, sevgi ve merhamete kaynak olur Zira, hürmet edene hürmet edilir Tabasbus ise, eninde sonunda nefrete, kine ve iğbirara müncer olur Mevlâm bizleri hakkı hak olarak bilip hürmet eden, batılı da batıl olarak bilip ictinap eden kullarından eylesin

Hürmet Riâyet. İhtiram.

Haysiyet. Şeref.

Haram olma. Haramlık.

Irz, nâmus gibi başkasına helâl olmayan husus. (İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle bütün hasenatını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, mü'mine adavet ederler. Halbuki: Cenab-ı Hak haşirde adâlet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mâl-i mükellefini tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlubiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiatın esbabı çok ve vücudları kolay olduğundan, bazen bir tek hasene ile çok seyyiatını örter. Demek bu dünyada, o adalet-i İlâhiyye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenâlıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki, kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır. Halbuki: İnsan, fıtratındaki zulüm damariyle, şeytanın telkiniyle, bir zatın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, günahlara girer. Nasıl, bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa; bir dağı setreder, göstermez. Öyle de; insan garaz damariyle, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur, mü'min kardeşine adavet eder. İnsanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesad âleti olur. L.)

Tevkir Tazim. Hürmetle anmak. İhtiram etmek.

Ta'zim Hürmet. Riayet. İkramda bulunmak. Bir zât hakkında büyük sayıldığına delâlet edecek surette güzel muâmelede ve hürmet ifade eden tavırda bulunmak.

Hürmet Riâyet. İhtiram.

Haysiyet. Şeref.

Haram olma. Haramlık.

Irz, nâmus gibi başkasına helâl olmayan husus. (İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü'minin bir tek seyyiesiyle bütün hasenatını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, mü'mine adavet ederler. Halbuki: Cenab-ı Hak haşirde adâlet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a'mâl-i mükellefini tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlubiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiatın esbabı çok ve vücudları kolay olduğundan, bazen bir tek hasene ile çok seyyiatını örter. Demek bu dünyada, o adalet-i İlâhiyye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenâlıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki, kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır. Halbuki: İnsan, fıtratındaki zulüm damariyle, şeytanın telkiniyle, bir zatın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adâvet eder, günahlara girer. Nasıl, bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa; bir dağı setreder, göstermez. Öyle de; insan garaz damariyle, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur, mü'min kardeşine adavet eder. İnsanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesad âleti olur. L.)

Tevkir Bina için yemek pişirip yedirmek. Ziyafet vermek.


Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Saygı

Nuvola apps bookcase Köken

[1] Nuvola apps bookcase Kökenky:hürmet

Edit

Edit

Ico libri Anlamlar

[1] Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram
[2] Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.

Nuvola apps bookcase2 Örnekler

[1] "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."- Y. Kemal

Nuvola Turkish flag Türk Dilleri


|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|} |}</div></div>

<p style="margin-bottom: 0.5em;" title="Diğer dillerdeki karşılıkları">Crystal Clear app internet Çeviriler

|} | width=1% | |bgcolor="#FFFFE0" valign=top width=48%|

|}

|}</div></div>

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.